Evliya Çelebi

Evliya Çelebi

Yazar
7.8/10
221 Kişi
·
877
Okunma
·
115
Beğeni
·
3262
Gösterim
Adı:
Evliya Çelebi
Unvan:
Seyyah,yazar
Doğum:
İstanbul, 1611
Ölüm:
1682
Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 İstanbul doğan en ünlü Türk seyyahtır. En önemli eseri Seyehatname’ dir.

Evliya Çelebi’nin babası Derviş Mehmed Zilli, I. Süleyman’dan I. Ahmed’e kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.

Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun’a devam etti.

Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu.

Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.

Evliya Çelebi’nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.

İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.

Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Karşılaştığı ilginç olayları okuyucuya anlatarak kitabına renk kattı.Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna geldi. Savaşlara katılarak hem savaşları hemde o yerleri anlattı. Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1682 yılından sonra vefat etti.

Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan en önemli ve ölmez eseri Seyahatnamesi’dir. Seyahatname’nin ilk sekiz cildi, Arap harfleriyle (1898-1928); son iki cildi, Türkçe (1935-1938) olmak üzere on cilt halinde yayınlandı. Daha sonra tamamı Türkçe olarak basıldı. Bazı bölümleri İngilizce ve Macarca’ya çevrildi.

Evliya Çelebi’nin seyahate karşı duyduğu ilgi, çocukken babasından, yakınlarından dinlediği öykülerden, söylencelerden ve masallardan kaynaklanmaktadır. Seyahatname adlı eserinin girişinde seyahate karşı duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Peygamber’i gördüğünü, ondan “şefaat ya Resulallah” diyecek yerde şaşırıp “seyahat ya Resulallah” dediğini, bunun üzerine Peygamber’in ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme olanağı verdiğini yazmıştır. Bu rüya üzerine 1635′te, önce İstanbul’un bütün yörelerini gezmeye, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başlamıştır. 1640′da Bursa, İzmit ve Trabzon yörelerini gezmiş, 1645′te Kırım’a Bahadır Giray’ın yanına gitmiştir. İlişki kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıkmış, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katılmıştır. 1645′te Yanya’nın alınmasıyla biten savaşta, Yusuf Paşa’nın yanında görevli bulunmuştur. 1646′da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa’nın muhasibi olmuştur. Doğu illerini, Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın kimi yörelerini gezmiştir. Bir dönem Revan Hanı’nı mektup götürüp getirmekle görevlendirilmiş, bu nedenle Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaşmıştır. 1648′te İstanbul’a dönerek Mustafa Paşa ile Şam’a gitmiş, üç yıl o civarda gezmiştir. 1651′den sonra Rumeli’yi gezmeye başlamış, bir ara Sofya’da bulunmuştur. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Kandiye, Teselya, Gümülcine, Selanik yörelerini gezmiştir. Kaynaklara göre, Evliya Çelebi’nin gezi süresi 50 yılı bulmaktadır.

Evliya Çelebi’nin yaptığı bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatımları içermekle kalmaz, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara da fırsat verir. Seyahatname’nin içeriği, sadece belli bir çalışma alanını değil, insan düşüncesinin ortaya çıkardığı bütün başarıları kapsamaktadır. Bu özellikten dolayı Evliya Çelebi’nin eseri değişik açılardan bakılarak değerlendirilir.

Evliya Çelebi’nin eserini üslup bakımından ele aldığımızda, Evliya Çelebi’nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, bilhassa Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığını görmekteyiz. Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir yaratı eseri kabul edilir, şiir gibi süslü, ayaklı-uyaklı bir biçimle ortaya konmaktaydı. Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, günlük konuşma diline yakın, kolayca söylenip yazılan bir dil benimsedi. Bu dil akıcı, sürükleyici, yer yer eğlenceli ve alaycı bir dildir.

Evliya Çelebi gittiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanmaktadır. Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlı kalmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş zaman iç içe bulunmaktadır. Bu özellik anlatılan hikayelerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur. Evliya Çelebi belli bir süre içinde, aynı zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırmış olur.

Seyahatname adlı eserde, Evliya Çelebi’nin gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına bir araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konmaktadır. Bunlar arasında hikayeler, türküler, halk şiirleri, deyimler, masallar, maniler, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, dernek, eğlenceler, inançlar, karşılıklı insan ilişkileri, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutmaktadır.

Evliya Çelebi insanlarla ilgili bilgilerle birlikte, bölgenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, manastır, han, saray, kilise, konak, hamam, kule, kale, sur, yol, havra gibi farklı yapılarından da söz etmektedir. Bunların yapılış tarihlerini, onarımlarını, yapan kişiyi, yaptıran kişiyi, onaran kişiyi anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırmış olur.

Seyahatname’nin bir diğer özelliği de değişik yöre insanlarının yaşam biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs eşyalarına, çalgılarına kadar ayrıntılarıyla geniş yer ayırmasıdır. Eserin bazı bölümlerinde, gezilen yörenin yönetiminden, eski ailelerinden, oyuncularından, önde gelen ünlü şahıslarından, şairlerinden, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilir.

Evliya Çelebi’nin eseri dil bakımından da önem taşır. Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken kullanılan sözcüklerden de örnekler verir. Bu örnekler, dil araştırmalarında, sözcüklerin kullanım ve yayılma alanını belirleme bakımından yararlı olmuştur. Bazı yabancı sözcüklerin söyleniş biçimi halk ağzına göre olduğundan bir dilci için bu durum bir yöre ağzının oluşumunu anlamaya yarar.
 Nitekim büyüklerin dediği gibi “ Zeki insanlar aklını kullanan insanlardır ama daha zeki
insanlar başkalarının aklını kullananlardır”.
Akşehir, çeşitli şekillerde söylenir. Aharşehir, Akşar gibi. Aslen Rum şehirlerinden olup kurucusu Rum Kayseri' nin Sine adındaki kızıdır. Bu sebepten Rum tarihlerinde adı Sinehisar olarak geçer.
254 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap çoğu yerde bilgi içeriyor bu yüzden çok fazla konu derinliği ve olay örgüsü olmadığı için hızlı bir şekilde okunabiliyor ya da bana öyle geldi. Kitabı okurken bazı noktalarda anlamak için ve kafanızda bir yer edinmesini istiyorsanız zihninizde az da olsa canlandırmanız gerekli. Ayrıca kitapta numaralarla verilen ek bilgi kısımlarını mutlaka okumanızı tavsiye ederim çünkü Evliya Çelebi'nin o dönemde yazdığı bazı şeyler yanlış ve kitaba tamamen inanıp yanlış bilgiler edinmenizi istemem. Keyifli okumalar.
120 syf.
·Beğendi
Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinin yazılmasına vesile, 1630 yılının aşure gecesi Hz. Peygamber'i rüyasında görüp ''Şefaat Ya Resulullah'' diyeceğine ''Seyahat ya Resulullah'' demesidir. Böylece Peygamberimiz tarafından seyahat ve şefaat ile müjdelenir. Osmanlı topraklarını 40 yıl civarı bir süre dolaşarak şehirlerin camileri, hastaneleri, yiyecekleri, iklimleri ve genel kültürüyle ilgili, hem o zaman hem de şimdi ki zaman için eşsiz 10 ciltlik bir eser yazmıştır. Seyahatname'nin bir çok dile çevirisi yapılmıştır. 100 temel eser arasında yayınlanan bu kitabında seyahati ile ilgili bazı bölümler yer alıyor. Şehirlerimizin tarihçesini Evliya Çelebi'nin mizahi kaleminden okumayı sevdiğimi söylemek isterim.
765 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
Terimlerden uzak, günlük dilde yazılmış. İnsanı Osmanlı döneminde İstanbul sokaklarında yürüten bir eser.
Yer yer abartılı bir anlatım kullanılmış o da İstanbul tarihinin tuzu biberi olmuş :)
Ben okumaktan çok keyif aldım, sizlere de okumanızı tavsiye ederim.
172 syf.
Evliya Çelebi maceracı bir ruha sahip, Osmanlı ordusunun gerçekleştirdiği bir çok sefer katılmış, savaş meydanlarının havasını bolca solumuştur.
Evliya Çelebi temiz kalpli, doğru sözlü, dürüst bir insandır. İçinde bütün insanlara karşı büyük bir sevgi vardır. Kendisi yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmediği için herkesin ifade ettiğinin doğru olduğuna inanır. Bu sebeple de gezdiği yerlerde kendisine ifade edilenleri olduğu gibi yazmıştır.
Tanıdığı insanların yaşayışlarını, dinlerini, dillerini,kültürlerini ve ortaya koydukları eserleri tek tek anlatmıştır.
Gezdiği ve gördüğü yerleri samimi ve nükteli bir üslupla anlatmıştır.
Mutlaka okunması gereken güzel bir kitap.
254 syf.
·10/10
Rüyasında Şefaat ya resul yerine Seyehat ya resul demesi ile başlayan, sevimli çelebimizin istanbul'dan başlayarak o zamanın meşhur yerlerini gezmesini konu alan gezi rehberi. Yalın Türkçesini bulursanız kesin alın. Sayfaları okurken zamanda yolculuk yapacaksınız. Bazen de gülümseyeceksiniz.
254 syf.
·Beğendi·9/10
Başta kelimeler biraz yabancı gelse de okudukça eserin içinde kaybolduğum hissine kapıldım Dili insanı içine çekiyor Sanki sohbet havasında bir sıcaklıkla yazıldığı için hiç sıkılmıyorsunuz
Varolun
120 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Seyehatname, Evliya Çelebi'nin çocukluk merakının da etkisiyle yaptığı gezileri kaleme almasıyla oluşmuştur. Bu doğrultuda geniş bir alanı da içine alan bir gezide bulunarak gözlemlerini yazmıştır. Yer yer olaylara bir tarihçi gibi yaklaşması onun etkinliğini azaltmıştır; çünkü verdiği tarihi malûmatların tarihi gerçekliklerle "büyük oranda" örtüşmediği söylenmektedir. Ayrıca tarihi olayları değerlendirirken dönemin dini-sosyal etkilerinin gölgesinde kalarak realiteyi göz ardı ettiğini söyleyebiliriz. Bu açıdan, bahsi geçen olayları salt realite açışından değerlendirmemeli, yazarın olaylara kişisel yorum ve düşüncelerini de kattığını- ki bu çok normaldir- unutmamalıyız. Dolayısıyla, yazılanları yazılan dönemin özelliğini düşünerek - bağlamdan koparmadan- kritik etmek gerekir, yoksa anakronizmin tuzağına düşeriz.
Hezarfen Ahmed Çelebi ile ilgili olarak yazarın anlattığı öykü trajikomiktir:
"Sultan Murad Han, Sarayburnu'nda Sinan Paşa Köşkü'nde temaşa ederken Galata Kulesi'nin ta tepesinden lodos rüzgarıyla uçarak Üsküdar'da Doğancılar Meydanı'na inmiştir. Murad Han kendisine bir kese altın hediye ederek, "bu adam pek korkulacak bir adamdır. Her ne istese elinden geliyor. Böyle kimselerin kalması doğru değil" diyerek Cezayir'e sürmüştür. Orada öldü. "
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
kuskusuz bu cografyanin en büyük seyyahlarindan biri .seyahatnamesinde de bu sifata yakisir bir anlatimi var. okuyucuyu istahlandirmak icin mubalaga sanatini sonuna kadar kullanmis oyleki bazi bolumleri masalsi havada anlatiyo.ornegin erzurumun soğugunu anlatirken "Hatta bir kere bir kedi, bir damdan bir dama pertâb iderken (atlarken) muallakda donup kalır. Sekiz aydan nevrûz-i Harzemşâhî (ilkbahar) geldikte mezkûr kedinin donu çözülüp ‘miyav’ deyüp yere düşer" diyo baska bi bolumde anadolunun biryerinden agaca cikan sincabin yere inmeden tüm anadoluyu dolasabilcegini soyluyo.Gezginlerin rehberi olabilcek bi kitap icinizdeki seyyah ruhu kamciliycaktir.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Evliya çelebi hakkında bildiğim tek şey bir gece rüyasında peygamber efendimizi (sav) , dört Halife'leri, bütün sahabeleri , oniki imamları görüp hepsinin tek tek ellerini öpüp hayır dualarını alması ve . Peygamber efendimiz in elini öpeceği sırada " şefaat ya Resulallah " diyecekken yanlışlıkla "seyahat Ya Resulallah "demesiydi.

Evliya çelebi nin seyahatnamesinden seçmeler 1 adlı kitabı okuyunca işin ilmi boyutu ve muhteşem bir tarih ortaya çıkıyor. Rüyasını tabirci İbrahim efendi ye tabir ettiriyor." Cihanı gezen bir seyyah olup işin hayırla sona varır ve Hazretin (sav) şefaati ile cennete girersin." Diye tabir ediyor.
Evliya çelebi nin gördüğü herşeyi yazması da Özellikle Osmanlı tarihi inçe ayrıntısına kadar bilgi sahibi ediyor bizleri.
Ancak H. Nihai Atsız ın okuduğum ilk kitabı bu. Kitap bir çok yerinde yazar Evliya çelebi nin hataları olduğunu ve bazı yerde mümkün olmayan şeylerden bahsettiğini yazsada seyahatname nin okunması taraftarıyım.
160 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
On ciltlik külliyattan metinler seçilerek hazırlanmış bir kitap "Seyahatname'den Seçmeler." Kitap çok kalın olmamakla birlikte içerik olarak sade ve anlaşılır bir şekilde tasarlanmış. Okuduğum her kısımda ise yeni yeni birçok bilgiler öğrendim. Özellikle Evliya Çelebi'nin Rüyası, İstanbul Tılsımları, Hüner Sahibi, Nuh'un Gemisi gibi kısımları okurken çok etkilendim. Evliya Çelebi'nin dört asır öncesinden robotları düşünmesine, Silistre'den İstanbul'a atla üç günde gelişine bunun gibi yaşanmış tuhaf durumları okurken ise çok şaşırdım. Umarım en yakın zamanda eserin orijinalini okumak da nasip olur..

Yazarın biyografisi

Adı:
Evliya Çelebi
Unvan:
Seyyah,yazar
Doğum:
İstanbul, 1611
Ölüm:
1682
Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 İstanbul doğan en ünlü Türk seyyahtır. En önemli eseri Seyehatname’ dir.

Evliya Çelebi’nin babası Derviş Mehmed Zilli, I. Süleyman’dan I. Ahmed’e kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.

Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun’a devam etti.

Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu.

Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.

Evliya Çelebi’nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.

İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.

Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Karşılaştığı ilginç olayları okuyucuya anlatarak kitabına renk kattı.Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna geldi. Savaşlara katılarak hem savaşları hemde o yerleri anlattı. Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1682 yılından sonra vefat etti.

Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan en önemli ve ölmez eseri Seyahatnamesi’dir. Seyahatname’nin ilk sekiz cildi, Arap harfleriyle (1898-1928); son iki cildi, Türkçe (1935-1938) olmak üzere on cilt halinde yayınlandı. Daha sonra tamamı Türkçe olarak basıldı. Bazı bölümleri İngilizce ve Macarca’ya çevrildi.

Evliya Çelebi’nin seyahate karşı duyduğu ilgi, çocukken babasından, yakınlarından dinlediği öykülerden, söylencelerden ve masallardan kaynaklanmaktadır. Seyahatname adlı eserinin girişinde seyahate karşı duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Peygamber’i gördüğünü, ondan “şefaat ya Resulallah” diyecek yerde şaşırıp “seyahat ya Resulallah” dediğini, bunun üzerine Peygamber’in ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme olanağı verdiğini yazmıştır. Bu rüya üzerine 1635′te, önce İstanbul’un bütün yörelerini gezmeye, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başlamıştır. 1640′da Bursa, İzmit ve Trabzon yörelerini gezmiş, 1645′te Kırım’a Bahadır Giray’ın yanına gitmiştir. İlişki kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıkmış, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katılmıştır. 1645′te Yanya’nın alınmasıyla biten savaşta, Yusuf Paşa’nın yanında görevli bulunmuştur. 1646′da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa’nın muhasibi olmuştur. Doğu illerini, Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın kimi yörelerini gezmiştir. Bir dönem Revan Hanı’nı mektup götürüp getirmekle görevlendirilmiş, bu nedenle Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaşmıştır. 1648′te İstanbul’a dönerek Mustafa Paşa ile Şam’a gitmiş, üç yıl o civarda gezmiştir. 1651′den sonra Rumeli’yi gezmeye başlamış, bir ara Sofya’da bulunmuştur. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Kandiye, Teselya, Gümülcine, Selanik yörelerini gezmiştir. Kaynaklara göre, Evliya Çelebi’nin gezi süresi 50 yılı bulmaktadır.

Evliya Çelebi’nin yaptığı bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatımları içermekle kalmaz, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara da fırsat verir. Seyahatname’nin içeriği, sadece belli bir çalışma alanını değil, insan düşüncesinin ortaya çıkardığı bütün başarıları kapsamaktadır. Bu özellikten dolayı Evliya Çelebi’nin eseri değişik açılardan bakılarak değerlendirilir.

Evliya Çelebi’nin eserini üslup bakımından ele aldığımızda, Evliya Çelebi’nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, bilhassa Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığını görmekteyiz. Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir yaratı eseri kabul edilir, şiir gibi süslü, ayaklı-uyaklı bir biçimle ortaya konmaktaydı. Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, günlük konuşma diline yakın, kolayca söylenip yazılan bir dil benimsedi. Bu dil akıcı, sürükleyici, yer yer eğlenceli ve alaycı bir dildir.

Evliya Çelebi gittiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanmaktadır. Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlı kalmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş zaman iç içe bulunmaktadır. Bu özellik anlatılan hikayelerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur. Evliya Çelebi belli bir süre içinde, aynı zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırmış olur.

Seyahatname adlı eserde, Evliya Çelebi’nin gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına bir araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konmaktadır. Bunlar arasında hikayeler, türküler, halk şiirleri, deyimler, masallar, maniler, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, dernek, eğlenceler, inançlar, karşılıklı insan ilişkileri, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutmaktadır.

Evliya Çelebi insanlarla ilgili bilgilerle birlikte, bölgenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, manastır, han, saray, kilise, konak, hamam, kule, kale, sur, yol, havra gibi farklı yapılarından da söz etmektedir. Bunların yapılış tarihlerini, onarımlarını, yapan kişiyi, yaptıran kişiyi, onaran kişiyi anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırmış olur.

Seyahatname’nin bir diğer özelliği de değişik yöre insanlarının yaşam biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs eşyalarına, çalgılarına kadar ayrıntılarıyla geniş yer ayırmasıdır. Eserin bazı bölümlerinde, gezilen yörenin yönetiminden, eski ailelerinden, oyuncularından, önde gelen ünlü şahıslarından, şairlerinden, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilir.

Evliya Çelebi’nin eseri dil bakımından da önem taşır. Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken kullanılan sözcüklerden de örnekler verir. Bu örnekler, dil araştırmalarında, sözcüklerin kullanım ve yayılma alanını belirleme bakımından yararlı olmuştur. Bazı yabancı sözcüklerin söyleniş biçimi halk ağzına göre olduğundan bir dilci için bu durum bir yöre ağzının oluşumunu anlamaya yarar.

Yazar istatistikleri

  • 115 okur beğendi.
  • 877 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 739 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları