Eyüp Ali Kılıçaslan

Eyüp Ali Kılıçaslan

Yazar
7.0/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
1151
Gösterim
Adı:
Eyüp Ali Kılıçaslan
Unvan:
Yazar
Hegel Roma dünyasında Grek Sofistleri'nin ''İnsan her şeyin öl­ çüsüdür,"- yani, arzularıyla, istemleriyle, istekleriyle, amaçlar·ıyla, ilgileriyle ve duygularıyla insan- temel düşüncesinin geçerli standar­ da yükseltildiğini, Roma dininde ve Roma dünyasında ''kendi/ben"- ''kişi''- düşüncesinin, dünyanın varlığı ve bilinci düzeyine ulaştığını ileri sürer.
Düşüncenin mutlaklığının en yüksek bilinci olarak ''Brahman''ın
kendi içinde bir varlığı vardır; kopuk, ayrı bir varoluşu vardır; so­ mut, etkin bir tin olarak var olmaz. Soyut evrensellik olan Brahman'a tapınılmaz, onun hiçbir tapıı1ağı, dinsel hizmeti, altarı ya da sunağı yoktur; Brahman'ın birliği reel olanla, olgusal olanla, dirimli, etkin
olanın özbilinciyle ilişkili değildir.
İnsanal amaç olan ne varsa bu alanda o tanrısal olanın bir belirleni­ midir. Bu yüzden insanal amaçlar tanrısal amaçlar olarak ve tanrısal güçler olarak sayılırlar. İnsanal amaç ve tanrısal amaç bir ve aynıdır.
Bu durumunda amaç ilkin evrensel amaçtıı·; dünya egemenliği işin bir tarafıdır. Bu bireyler için ezici, zulmedici ve ağır olan soyut güçtür, onları tüketen ve kurban eden güçtür
''İnsan en yüksek varlığına, Tanrısına, kendi içinde sahiptir; bir birey olarak kendi içinde değil, ama kendi özsel doğası içinde, cin­si (Gattung) içinde. Hiçbir birey cinsinin (seiner Gattung) yeterli bir tasarımı değildir, ama yalnızca insana! birey cins ve birey arasındaki
ayrımın bilincindedir. Din bu ayrım duygusunda kök salar."
"Tanrı insanın en yüksek...öz-duygusudur (Selbstgefühf)". “Tanrı insanın en yüksek özgürlük duygusudur".
İnsanın, özbilincin tanrılar ailesiyle kapsamlı bir ilişkisi vardır.
Bu ilişkide tanrılara saygı gösterilir, onlar olumlu, uygun bir yolda özbilince, insana yöneltilir. Tanrılar hayatlarımızı sevk ve idare eden doğal ya da etik güçlerdir, onları dolaysız bilincimizde gerçekleşmiş olarak buluruz ya da onlar kendilerini dışsal yaşamda bizim için su­ narlar-ekmek gibi, buğday gibi, şarap gibi
Dinsel sefillik bir yandan edimsel sefilliğin ifadesidir ve diğer yandan edimsel sefilliğe karşı protestodur. Din, tinsiz koşulların tini
olduğu gibi, ezilmiş, bastırılmış yaratığın (bedraengten Kreatur) iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın kalbidir. Din halkın afyonudur (das
Opium des Volkes).
Ancak bilince (ve bilgiye) yeni yaklaşım radikal farkını en çok
her bir bilinç biçiminin bilgi iddiasını kendi-kendisine-eleştirisinde ve teorik deneyimden pratik deneyime, ahlaksal, hukuksal, politik, estetik, dinsel, vb. deneyime kadar yaygınlaştırılmış, geliştirilmiş deneyim anlayışında gösterir. Burada önemli olan nokta, bilincin de­neyiminin yalnızca teorik deneyime, örneğin bilmeye, sınırlandırıl­mış olmayıp bütün bir deneyimler (istenirse 'pratik'ler de denebilir) dizisini kapsadığıdır. Burada bilincin olanaklı tüm deneyim biçimleri
içerilir
Hegel'e göre yaşam tam, eksiksiz gerçekleşmesini evrensel özbi­ linçte bulur. Her özbilinç bireysel olarak, bireyselleşmiş dirimli bir
şey olarak kendi kendisinin bilincini taşır. O gerçekte yalnızca tüm yaşamdan ayrı ve kendine ait bir kalıcılığı olan olarak, evrensel öz­ bilinç olarak bir birey olduğunun yavaş yavaş bilincine varmalıdır.
Hegel de, pek çok çağdaşı gibi, ''bilgi'' sorununa bir çözüm bulma­
ya çalıştı. Ancak bunu yaparken kendisini klasik epistemolojiye sınır­ landirmak yerine, bir başka deyişle, bilgiye ilişkin psikolojik, formel ve soyut açıklamalara girişmek yerine (çünkü bütün bu yaklaşımlar, gerçeğin bilinemeyeceğinde sonlanıyorlardı), ilk ve yeni bir bilim olma özelliğiyle fenomenolojiyi (görüngübilimi) geliştirdi
Bu akıl, dışı idealist bir şekilde değil de, pozitif bir şey olarak ele aldığında, Hegel'in anlayışında, daha şimdiden ''kendinde ve ken­disi için'' tohuma kaçmıştı. Dinle savaşından galip çıktığını düşünen akıl kendi içine bakmaya ve kendinin-bilincini elde etmeye çabalar
168 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10
Kitabın adı Hegel tartışmaları olsa da icerikte bir kaç filozofa daha rastlıyoruz.

-Tanrı’nın kendisi öldü
-Halkın Afyon’u
-Nihilizm
-Sınıfsal baskı toplumsal algı
-Din
-TIN
-Diğer felsefeciler

Gibi bir çok konuya değinmiş.

Yine karşımızda , bazen anlaşılması zor olduğu için, başa dönüp iki defa okutan o uzun bitmeyen , ama yine de sevilen cümleler :)


Böyle başlar;
''Tanrı'nın Kendisi öldü" sözünü Glauben und Wissen'in sonunda
kullanan Hegel, felsefeyi tanrının ölümü temasıyla yüzleşmeye zor­
luyordu. Bu temayı kendisinden sonra şekillenecek olan felsefenin
önemli bir başlığı durumuna getiren ilk kişinin Hegel olduğunu söy­
lersek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Felsefeyi "Tanrı öldü'' ya da
''Tanrı'nın Kendisi öldü'' ile ilk tanıştıran Hegel'dir. "Tanrı'nın Kendisi öldü,'' felsefede zorunlu bir dörıüşümü gerektiren bir temayı işaret
etmekle birlikte, aynı zamanda, teolojinin egemenliği altında geçen bir çağ ve modern, ateist dünya arasındaki sınır çizgisini de temsil eder.

Böyle bitirir ;
Bitirirken: Hegel temellere ya da öğelere, (görgül) bilginin ola­naklılığının koşullarına bir geri gitme anlamında aşkınsal felsefe ge­liştirmemişti. Hegel'in aşkınsal bir filozof olmadığı kabul edilmelidir. Hegel'in aşkınsal felsefe yapmadığının ve aşkınsal bir filozof olmadı­ ğının anlamı onun bilgi anlayışında ve Tin/Geist kavramında yatar.
Ve Geist Kant'ın aşkınsal felsefesinden çıkış olarak okunmalıdır.
548 syf.
Kendi döneminin en iyi filozoflarından birisi olan Fichte felsefesini inceleyen pek kitap bulunmuyor ne yazık ki. Alman idealizminin temsilcisi olması sebebiyle oldukça önemli olan Fichte, Alman Ulusuna Söylevler eserinden sonra dikkatleri üzerine çekmiş, tepkiler almış, zamanla Fichte felsefesi siyasal düzene yenik düşmüştür.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eyüp Ali Kılıçaslan
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 18 okur okuyacak.