F. Scott Fitzgerald

F. Scott Fitzgerald

7.5/10
612 Kişi
·
1.570
Okunma
·
158
Beğeni
·
6.426
Gösterim
Adı:
F. Scott Fitzgerald
Tam adı:
Francis Scott Key Fitzgerald
Unvan:
İrlanda Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum:
St. Paul, Minnesota, Amerika, 24 Eylül 1896
Ölüm:
Hollywood, Los Angeles, Amerika, 21 Aralık 1940
Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota – ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD'li yazar. Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890'larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar. Fitzgerald, Princeton Üniversitesi'nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı'na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood'da hayata veda etti.
Daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz. “Birini eleştirmeye kalktığında” demişti, “herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir.”
Bir insana dostluğumuzu o yaşarken göstermeyi öğrenmeliyiz, öldükten sonra değil.
F. Scott Fitzgerald
Sayfa 210 - İletişim Yayınları
"Birinci sınıf bir zekanın göstergesi, iki karşıt görüşü aynı anda akılda tutabilme yeteneğidir."
'' Hayatlarımızı bazen yakaladığımız fırsatlar belirler. Bazen de kaçırdığımız.''
"Mesele nedir, canına yandığımın? Eğer şehre gidiyorsak kımıldayalım."
F. Scott Fitzgerald
Sayfa 117 - İş Bankası Kültür Yayınları 6. Basım
Yalnız bir insanın hayalinde biriktirdiklerini hiçbir taze tutku, hiçbir yeni ateş yok edemez.
"Anlayacağın, her şeyin bir biçimde berbat olduğunu düşünüyorum."
F. Scott Fitzgerald
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası
Bir şey kesin ve bundan daha kesin başka bir şey yok
Zenginler daha zengin oluyor, yoksullar da çocuk yapıyor
Bu kitabı alıp okumaya fırsat ancak bulabildim. Kitapların içindeki kitaplar ilgimi çekiyor benim.
Tezer Özlü nün de bir eserinde rastladım bu kitabın ismine. Galiba
Kalanlar daydı. Böylelikle okumaya karar verdim.

Dışarıdan bir aşk hikayesi izlenimi veriyor değil mi? Aşk ne diye sorulsa herkesin tanımı farklı olur. Freud’u bazen çok haklı buluyorum ben. Fizyolojik açıdan tamamen katılabilirim. Ya o zaman bu duygusal zırvalamalarım ne ? bunlara da mantıksal –bilimsel birçok yorum var elbet. Ama ben katılamıyorum. Kitaptan içerikten söz edeceğim dikkat!!!

Ruhsal bozukluğu olanlar sevilemez mi? Onların birçok şeyi yaşamaya hakkı yok mu? Üstelik bu durumları ellerinde değilken… Defalarca bu soruları sorarım. Bu kitapta da sorguladım. Nicole şizofren. Üstelik tetikleyicisi acı… Ama buna değinmek istemiyorum.
Dick ise psikiyatr. Nicole ona aşık oluyor. Belki de ona uzanan yardım elini aşk sanıyor… Dick ise hastasına aşık olduğunu düşünerek, eksra başka da çıkarlar ile bir anda evlenmiş buluyorlar kendilerini.
Hayat ne garip değil mi? Tam mutluyum artık dersin ;o insanı buldum dersin, ama o insan o insan değilmiş. Bunu anladığında birçok şeye geç kalmışsındır.
Bazen de kendini hiç düşünmezsin. Karşındakini düşünür; o iyi olsun diye, o çöküş yaşamasın, o kaldıramaz diye diye kendini yer bitirirsin. Dick tam da öyleydi. Rosemary ‘e aşık olmuş ama susmuştu. Karısından gizlemiş, onun hastalığı nüks etmesin diyerek bu ilişkiyi kısa ve zararsız bitirmişti. Ara ara Rosemary ile karşılaşmaları yüzünden bu durum onda sarsıntılara, sorgulamalara sebep oldu. Onu bitirdi… Ruhsal bunalımların yanı sıra meslek yaşamını da mahvetti. Ne için? Nicole eski hastalığına, hezeyanlarına geri dönmesin, iyi olsun diye…

Dick, Rosemary’e aşık olduğu sıralarda, Nicole’de Tommy’e aşık oluverdi. O da gizledi. Tommy’den atak göremedi. Üstelik bunu kendine yardım eli uzatıp, o bataklıktan çıkaran adama nasıl yapabilirdi ki… Yıllar geçtikçe Dick’de oluşan değişiklikler ve rastlantılarla Rosemary’e aşık olduğunu anlamıştı.Bundan sonraki detayları atlayarak şu noktaya varıyorum: Sona…

Sonunda Nicole ve Tommy evlenir. Dick ise bataklıkta yaşar. Sonunda ona ne olduğu belirsiz. Eski mesleki başarısı da yok. Rosemary de yok…

Ne yapmalı? Sema sen de yap bunları! Biraz kendi hayatımızı düşünmeli. Karşımızdaki kırılacak yıkılacak diye mahvetmemeliyiz hayatımızı. İnsan biraz olsun bencil davranmalı. Biz de bir tuhafız. Bencil olunsa ona laf et olunmasa ona… Çok karışık canlılarız. Ben mesela çocukluktan beri hassasım. Sonradan duygusal olmadım. Bu benim varoluşumda olan bir durum mu diyorum bazen. Öyleyse bunun sorumlusu da ben olamam. Bunu düzeltemediğime de göre, en iyisi kabullenmek… bununla yaşamayı öğrenmek.
Şimdi empati yapmaktan kendim olamıyorum. Bu gerçeği bir dostumda yüzüme vuruyor aslında. :)Kitap karakterlerine de kaptır Sema kendini, hastalara da kaptır, yakınlarına da kaptır… eee?
Sen kimsin Sema???
Bana müsaade dostlarım kim olduğumu aramaya gidiyorum. Yine bulamayacağım çünkü… Neyse görüşmek üzere:)
Hani hep kitap mı film mi ? diye başlayan bir soru vardır ya bu sorunun cevabı benim için her zaman kitap olmuştur ta ki bu kitabı okuyana dek! Kesinlikle Muhteşem Gatsby için filmi diyorum ben. Bu kitap için beklentimi yüksek tuttuğumdan dolayı ne yazık ki benim için hayalkırıklığı oldu. Anlatımı çok düz, betimlemeden yoksun. Tıpkı küçükken tuttuğum günlüklere benzettim. Bu yüzden de son 50 sayfa hariç birtürlü hikayenin içine girip, hayalgücümde canlandıramadım. Ancak konu olarak beğendiğimi söylemeliyim. Ana tema olarak bir aşk hikayesi işleniyor ve bu aşk hikayesi üzerinden Amerika'nın gerçeği, insanların birbirleri ile olan ilişkileri anlatılıyor.
Tavsiyem ilkin filmini izlemeniz sonrasında kitabı elinize almanızdır zira roman 80 sayfadır denilse de totalde 65 sayfa falan öylesine ince öylesine naif durum bu olunca üstün körü bir anlatıma sahip detay aramayın çünkü yok. Gün içinde romanı bitirmeniz bir saatinizi ya alır ya almaz. Ama konusunu bilen bilir şahanedir olay tam olarak budur.
Kitapta ilk fark ettiğim ve üzüldüğüm şeylerden biri konularda fazla detay verilmemesi oldu.Okumakla okumamak arasında kalmışlara tavsiyem mutlaka okumalarıdır çünkü böylesine farklı bir yaşam öyküsü her kitapta rastlanılacak bir şey değil :) Bu arada filmini de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. David Fincher'in yönetmenliğini yaptığı, Brad Pitt ve Cate Blanchett ise başrol de oynadığı film kitapta verilen olay örgüsündeki gibi olmasa da farklı bir his yaşatıyor.
Muhteşem Gatsby, üslubunun sade, dilinin benim için pek de akıcı olmadığı, kısa fakat arka planının çok güzel yansıtıldığı bir kitaptı.

Amerikan edebiyatı için önemli olan bu kitapta sembolik anlatım vardı. Karakterler ve olayların geçtiği coğrafya, yirminci yüzyıl başları Amerika'sındaki sosyal sınıfları temsil ediyordu.

Kitabın anlatmak istediğini iyi anlamak gerekiyor, çünkü bugüne kadar gelmesinin, Amerika'da müfredatlara sokulmasının nedeni, sembollerle yansıttığı yirminci yüzyıl başlarındaki Amerikan toplumu.

West Egg adıyla geçen uydurma muhit, tüketim toplumunu anlayıp girişim yapmış ve zengin olmuş kişilerin bulunduğu Batı toplumunu temsil ederken, East Egg evvelden beri zengin, varlığını nesilden nesle aktarmış toplumu temsil ediyor.

Yeni aristokrasi ve eski aristokrasi de bu iki bölge ile yansıtılmış. Karakterlerden Gatsby ve Nick yeni aristokrasiyi temsil ederken, Daisy ve Tom eski aristokrasiyi temsil ediyor. Tom'un çok da çabalamadan elde edip aldatabildiği Daisy, Gatsby için ulaşılmaz. Kitap eski aristokratların bir adım önde olduğunu söylüyor bizlere.

Yazar, romanla hem eski hem de yeni aristokrasiyi eleştiriyor. Sonradan zengin olmuş kişilerin görüntüde eskiden beri varlıklı olan kişilerden farksız olsalar da detaylara inildiğinde zevksiz, görmemiş ve aşırı hırslı olduğunu düşünüyor. Eskiden beri varlıklı kişilerin ise zevkli, görgü kurallarına hâkim olduğunu düşünse de onların sahip olduğu çürümüş ahlakı eleştiriyor. Birinci Dünya Savaşı'na katılmış genç nesil, bu görüşlerden ne kadar içi boş olduklarını fark ederek sıyrılıyor. Ortaya herhangi bir ahlaki duruşu olmayan bir zengin nesil çıkıyor. Her iki sınıfa mensup olan kişilerin de sadece kendi zevkleri için yaşadıklarını, zenginlik ve eğlence için arayışta olduklarını eleştiriyor.

Gatsby'nin malikânesinde düzenlenen delicesine tüketime dayalı devasa partileri, bu gösterişli yaşamın altında yatan çürümüşlüğü eleştiriyor Fitzgerald.

Günümüz insanları bu kitabı Leonardo DiCaprio'nun da başrolünde oynadığı filmden az çok bilse de kitabın arka planı pek anlaşılmıyor, öyle ki yapılan yorumlarda da bunu görebiliyoruz.

Bu kitaptaki zengin olma ve sınıf atlama teması başka romanlarda da var. Zenginliğe erişmek, Amerikan edebiyatı için önemli bir tema olsa gerek. Benim bu kitap için puanım 4/5, güzel günler!
Bence MEB bu kitabı tüm okullarda zorunlu vir ders olarak okutmalı
zira araştırmaladan da anlaşıldığı gibi okuduğunu beşkereden fazla okuyup anlamayan bir milletiz
F. Scott Fitzgerald zamanın ötesinde bir görüşünün olması bizim yazarcıklarımıza örnek olsun
ilk önce kitabını okuyup filmini sonra izleyin zaten kitabını okuyunca filimile yetinmeyeceğinize bu konu hakkında uzunca kafa yoracağınıza eminim
Muhteşem Gatsby eseriyle tanıştım yazarla ve diger bir eseri olan bu kitabı,tabiri caizse bir nefeste bitirdim kitapta dünyaya gözlerini yaşlı bir adam olarak açan Benjamin Button'ın "gençleşerek" evrilen yaşamının bir portresini sunuyor. Fitzgerald, kendi deyişiyle tüm tanrıların öldüğü, tüm savaşların gerçekleştiği ve insanın içindeki tüm inancın yerle bir edildiği bir çağda kaleme aldığı bu hikâyeyle Amerika'nın kayıp kuşağını canlı bir biçimde betimliyor. Geçtiğimiz yüzyılın ilk yıllarının Amerikan taşrasındaki etkilerini de gözden kaçırmadan, bir toplumun hayal kırıklıkları ve umutlarını başarılı bir biçimde harmanlıyor.
Sunulan aşk hikayesinin arka planında, amerikan gerçeğini çok iyi anlatmış, karakterleri son derece iyi işlenmiş önemli bir klasik. Kendinizi Gatsby karakterine aşık olmaktan alıkoyamayacaksınız.
"Bizler akıntıya karşı kürek çekip sularla boğuşurken aslında durmaksızın geriye, yani geçmişe doğru gitmiyor muyuz zaten"
İlk sayfalar sıkıcı olsa da ilerleyen sayfalarda merak uyandırıcı ve güzeldi. Roman olarak kurgu ve hikaye bakımından çok güçlü olmasa da anlattığı şeyler önemli ve gerçekti; özellikle insanların nankörlüğünü yazar çok güzel işlemiş. Yazar Amerikan Rüyası da başta olmak üzere o zamanların Amerika'sını ve insanlarını kitabın içerisine çok güzel yerleştirmiş. Yazar kitabı uzun tutmamış ki bu iyi olmuş tadında ve etkileyici bitirmiş.
Son derece durağan başlayıp, sonlara doğru bir miktar hızlanan ve daha çok betimlemeye ihtiyaç duyan bir kitap bana göre Muhteşem Gatsby...

Hayatın içindeki kalıpları, kabullenilmiş statü önemini ve insani zaafları güzel anlatmış olsa da beni çok doyurmadı açıkçası. Bir kaç yerde filminin daha iyi olduğu yorumunu okuduğum için ümitle bir de onu denedim ama maalesef sonuç pek değişmedi...

Elbette herkesin zevki, algısı, beklentisi farklıdır. O yüzden merak ediyorsanız lütfen kendiniz tecrübe ediniz, belki siz çok seveceksiniz engel olmayalım :)

Yazarın biyografisi

Adı:
F. Scott Fitzgerald
Tam adı:
Francis Scott Key Fitzgerald
Unvan:
İrlanda Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum:
St. Paul, Minnesota, Amerika, 24 Eylül 1896
Ölüm:
Hollywood, Los Angeles, Amerika, 21 Aralık 1940
Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota – ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD'li yazar. Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890'larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar. Fitzgerald, Princeton Üniversitesi'nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı'na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood'da hayata veda etti.

Yazar istatistikleri

  • 158 okur beğendi.
  • 1.570 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 1.085 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları