F. Scott Fitzgerald

F. Scott Fitzgerald

Yazar
7.4/10
2.398 Kişi
·
7.394
Okunma
·
380
Beğeni
·
12695
Gösterim
Adı:
F. Scott Fitzgerald
Tam adı:
Francis Scott Key Fitzgerald
Unvan:
İrlanda Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum:
St. Paul, Minnesota, Amerika, 24 Eylül 1896
Ölüm:
Hollywood, Los Angeles, Amerika, 21 Aralık 1940
Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota – ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD'li yazar. Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890'larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar. Fitzgerald, Princeton Üniversitesi'nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı'na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood'da hayata veda etti.
Daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz. “Birini eleştirmeye kalktığında” demişti, “herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir.”
Yarın daha hızlı koşacak, kollarımızı daha da ötelere uzatacağız..
Ve derken güzel bir günün sabahında...
Böylece akıntıya karşı kürek çekerek,
durmaksızın geçmişe doğru sürükleniyoruz.
Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir. Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yoktur. Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz. Umarım seninki mükemmel olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın. Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla tanışırsın. Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. Ve eğer yaşamadığını düşünürsen, umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun..
“Birini eleştirmek arzusu duyduğun her seferinde,” dedi bana, “bu dünyadaki herkesin senin sahip olduğun imkanlara sahip olmadığını hatırla.”
“.. toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. ne zaman demişti, birini tenkide davranacak olursan hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarınla gelmemiştir dünyaya.”
184 syf.
·1 günde·8/10
Muhteşem Gatsby dili sade bir kitap değil ama Amerika'nın birincisi dünya savaşı sonrası yani 21yüzyıl dönemini iyi yansıtmış.

Hızla zenginleşen Amerikan vatandaşlarının geçiş dönemi güzel betimlenmiş. Döneminde değeri anlaşılmayan kitapların başında gelir. Yazarı yazdığı vakit en büyük amerikan romanını yazdım demişti romanın kıymetini sonra anlaşıldı. Bir aşk hikayesi üzerine kurulu hikayede Amerika gerçeğini gözler önüne seriyor. Filmide var kitabın onu da izleyin derim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
184 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Muhteşem Gatsby, üslubunun sade, dilinin benim için pek de akıcı olmadığı, kısa fakat arka planının çok güzel yansıtıldığı bir kitaptı.

Amerikan edebiyatı için önemli olan bu kitapta sembolik anlatım vardı. Karakterler ve olayların geçtiği coğrafya, yirminci yüzyıl başları Amerika'sındaki sosyal sınıfları temsil ediyordu.

Kitabın anlatmak istediğini iyi anlamak gerekiyor, çünkü bugüne kadar gelmesinin, Amerika'da müfredatlara sokulmasının nedeni, sembollerle yansıttığı yirminci yüzyıl başlarındaki Amerikan toplumu.

West Egg adıyla geçen uydurma muhit, tüketim toplumunu anlayıp girişim yapmış ve zengin olmuş kişilerin bulunduğu Batı toplumunu temsil ederken, East Egg evvelden beri zengin, varlığını nesilden nesle aktarmış toplumu temsil ediyor.

Yeni aristokrasi ve eski aristokrasi de bu iki bölge ile yansıtılmış. Karakterlerden Gatsby ve Nick yeni aristokrasiyi temsil ederken, Daisy ve Tom eski aristokrasiyi temsil ediyor. Tom'un çok da çabalamadan elde edip aldatabildiği Daisy, Gatsby için ulaşılmaz. Kitap eski aristokratların bir adım önde olduğunu söylüyor bizlere.

Yazar, romanla hem eski hem de yeni aristokrasiyi eleştiriyor. Sonradan zengin olmuş kişilerin görüntüde eskiden beri varlıklı olan kişilerden farksız olsalar da detaylara inildiğinde zevksiz, görmemiş ve aşırı hırslı olduğunu düşünüyor. Eskiden beri varlıklı kişilerin ise zevkli, görgü kurallarına hâkim olduğunu düşünse de onların sahip olduğu çürümüş ahlakı eleştiriyor. Birinci Dünya Savaşı'na katılmış genç nesil, bu görüşlerden ne kadar içi boş olduklarını fark ederek sıyrılıyor. Ortaya herhangi bir ahlaki duruşu olmayan bir zengin nesil çıkıyor. Her iki sınıfa mensup olan kişilerin de sadece kendi zevkleri için yaşadıklarını, zenginlik ve eğlence için arayışta olduklarını eleştiriyor.

Gatsby'nin malikânesinde düzenlenen delicesine tüketime dayalı devasa partileri, bu gösterişli yaşamın altında yatan çürümüşlüğü eleştiriyor Fitzgerald.

Günümüz insanları bu kitabı Leonardo DiCaprio'nun da başrolünde oynadığı filmden az çok bilse de kitabın arka planı pek anlaşılmıyor, öyle ki yapılan yorumlarda da bunu görebiliyoruz.

Bu kitaptaki zengin olma ve sınıf atlama teması başka romanlarda da var. Zenginliğe erişmek, Amerikan edebiyatı için önemli bir tema olsa gerek. Benim bu kitap için puanım 4/5, güzel günler!
176 syf.
·5 günde·6/10
Hani hep kitap mı film mi ? diye başlayan bir soru vardır ya bu sorunun cevabı benim için her zaman kitap olmuştur ta ki bu kitabı okuyana dek! Kesinlikle Muhteşem Gatsby için filmi diyorum ben. Bu kitap için beklentimi yüksek tuttuğumdan dolayı ne yazık ki benim için hayalkırıklığı oldu. Anlatımı çok düz, betimlemeden yoksun. Tıpkı küçükken tuttuğum günlüklere benzettim. Bu yüzden de son 50 sayfa hariç birtürlü hikayenin içine girip, hayalgücümde canlandıramadım. Ancak konu olarak beğendiğimi söylemeliyim. Ana tema olarak bir aşk hikayesi işleniyor ve bu aşk hikayesi üzerinden Amerika'nın gerçeği, insanların birbirleri ile olan ilişkileri anlatılıyor.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Tavsiyem ilkin filmini izlemeniz sonrasında kitabı elinize almanızdır zira roman 80 sayfadır denilse de totalde 65 sayfa falan öylesine ince öylesine naif durum bu olunca üstün körü bir anlatıma sahip detay aramayın çünkü yok. Gün içinde romanı bitirmeniz bir saatinizi ya alır ya almaz. Ama konusunu bilen bilir şahanedir olay tam olarak budur.
410 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı alıp okumaya fırsat ancak bulabildim. Kitapların içindeki kitaplar ilgimi çekiyor benim.
Tezer Özlü nün de bir eserinde rastladım bu kitabın ismine. Galiba
Kalanlar daydı. Böylelikle okumaya karar verdim.

Dışarıdan bir aşk hikayesi izlenimi veriyor değil mi? Aşk ne diye sorulsa herkesin tanımı farklı olur. Freud’u bazen çok haklı buluyorum ben. Fizyolojik açıdan tamamen katılabilirim. Ya o zaman bu duygusal zırvalamalarım ne ? bunlara da mantıksal –bilimsel birçok yorum var elbet. Ama ben katılamıyorum. Kitaptan içerikten söz edeceğim dikkat!!!

Ruhsal bozukluğu olanlar sevilemez mi? Onların birçok şeyi yaşamaya hakkı yok mu? Üstelik bu durumları ellerinde değilken… Defalarca bu soruları sorarım. Bu kitapta da sorguladım. Nicole şizofren. Üstelik tetikleyicisi acı… Ama buna değinmek istemiyorum.
Dick ise psikiyatr. Nicole ona aşık oluyor. Belki de ona uzanan yardım elini aşk sanıyor… Dick ise hastasına aşık olduğunu düşünerek, eksra başka da çıkarlar ile bir anda evlenmiş buluyorlar kendilerini.
Hayat ne garip değil mi? Tam mutluyum artık dersin ;o insanı buldum dersin, ama o insan o insan değilmiş. Bunu anladığında birçok şeye geç kalmışsındır.
Bazen de kendini hiç düşünmezsin. Karşındakini düşünür; o iyi olsun diye, o çöküş yaşamasın, o kaldıramaz diye diye kendini yer bitirirsin. Dick tam da öyleydi. Rosemary ‘e aşık olmuş ama susmuştu. Karısından gizlemiş, onun hastalığı nüks etmesin diyerek bu ilişkiyi kısa ve zararsız bitirmişti. Ara ara Rosemary ile karşılaşmaları yüzünden bu durum onda sarsıntılara, sorgulamalara sebep oldu. Onu bitirdi… Ruhsal bunalımların yanı sıra meslek yaşamını da mahvetti. Ne için? Nicole eski hastalığına, hezeyanlarına geri dönmesin, iyi olsun diye…

Dick, Rosemary’e aşık olduğu sıralarda, Nicole’de Tommy’e aşık oluverdi. O da gizledi. Tommy’den atak göremedi. Üstelik bunu kendine yardım eli uzatıp, o bataklıktan çıkaran adama nasıl yapabilirdi ki… Yıllar geçtikçe Dick’de oluşan değişiklikler ve rastlantılarla Rosemary’e aşık olduğunu anlamıştı.Bundan sonraki detayları atlayarak şu noktaya varıyorum: Sona…

Sonunda Nicole ve Tommy evlenir. Dick ise bataklıkta yaşar. Sonunda ona ne olduğu belirsiz. Eski mesleki başarısı da yok. Rosemary de yok…

Ne yapmalı? Sema sen de yap bunları! Biraz kendi hayatımızı düşünmeli. Karşımızdaki kırılacak yıkılacak diye mahvetmemeliyiz hayatımızı. İnsan biraz olsun bencil davranmalı. Biz de bir tuhafız. Bencil olunsa ona laf et olunmasa ona… Çok karışık canlılarız. Ben mesela çocukluktan beri hassasım. Sonradan duygusal olmadım. Bu benim varoluşumda olan bir durum mu diyorum bazen. Öyleyse bunun sorumlusu da ben olamam. Bunu düzeltemediğime de göre, en iyisi kabullenmek… bununla yaşamayı öğrenmek.
Şimdi empati yapmaktan kendim olamıyorum. Bu gerçeği bir dostumda yüzüme vuruyor aslında. :)Kitap karakterlerine de kaptır Sema kendini, hastalara da kaptır, yakınlarına da kaptır… eee?
Sen kimsin Sema???
Bana müsaade dostlarım kim olduğumu aramaya gidiyorum. Yine bulamayacağım çünkü… Neyse görüşmek üzere:)
80 syf.
·1 günde·8/10
Filmi de yapılmış kitapları okurken genelde hep kitapları beğenen tarafta yer alırım. Fakat filmini de izlediğim bu kitabın filmini daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Kitabın kısa olup detaylara yer verilmemesi filmi tercih ettirdi bana.

Kitabın konusu ilginc ve düşündürücü
yaşlı olarak doğmuş bir insan düşünün biz yaşlanırken o gençleşiyor ve bu süreçte yaşadıkları anlatılıyor.

Kendimi Benjaminin yerine koyup ne yapardım ki diye düşünmekten alamadım.
İlgimi çeken kitaplar arasında yerini aldı.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Muhteşem Gatsby

Evet millet dilim döndüğünce sizi biri ile tanıştırmak istiyorum.
Gatsby ya yok mu bizim şu muhteşem Gatsby mutlaka duymuşsunuzdur.
Bu adamın olayı basit. Adam aşık yahu. Hem de deli gibi. Ay'ın geceye olan aşkı gibi, güneşin gündüze duyduğu özlem gibi...
Evet aşık ve gururlu.
Biraz yazardan da bahsetmek istiyorum:

İsmini Amerikan Ulusal Marşı yazarı Francis Scott Key’den alan Scott Key Fitzgerald 1896 yılının eylül ayında St. Minnesota’da dünyaya gelmiştir

Amerikan Ulusal Marşı yazarı Francis Scott Key’in uzaktan da akrabası olan Fitzgerald, bu durumdan bir anlamda gurur da duymuştur. Hatta akrabasının heykelinin önünden geçerken sarhoş olması nedeniyle bir keresinde çalılıkların arkasına saklandığı ve ‘Frank’in beni böyle görmesine izin vermeyin!’ diye bağırdığı rivayet edilmiştir.

Kitabın bizlere söylemek istediğini iyi anlamak gerekiyor, hızlı hızlı okumamak gerekiyor. Bir sebebi var ki Amerika'da müfredata sokulmuş.
Bir de meşhur Amerikan rüyası var ki çok güzel bir şekilde aktarmış okuyucularına.

Karakterlerinin tasvirleri o kadar başarılı ki okudukça önünüz de bir bir canlacak.
Anlatım sanırım çeviriden ki birçok kişi bu konu da hemfikir bir kargaşalık var.
İngilizce baskısını okuyanlar hiçbir şekilde şikayetçi değil.
Şimdi sıra filmin de.
Kitap bitti biraz biraz yeşilçam bir son.
Gatsby seni sevdim yahu
184 syf.
Aşk sahiden böyle saplantılı bir şey midir? Hiç
Aşık olmadım aşka da inanmam fakat burda anlatılanlardan gördüğüm tek şey ruhsal bir hastalık gibi görmemiz gereken , bi obsesyon olarak adlandıracağımız şeyin aşk olarak geçmesi. Ben mi çok önyargılıyım bu konuda düşünceler mi bana karışık geliyor bilmiyorum. Tüm bunlara rağmen yazılan hikayelere kıyasla çok önemli ve değerli bir eser. Çoğu kişi zaten bunlardan bahsetmiştir incelemelerinde ben sadece farklı bir açıyı sunmak istedim. Mutlaka okuyun okuduktan sonra filmini de izleyin*
80 syf.
Kitapta ilk fark ettiğim ve üzüldüğüm şeylerden biri konularda fazla detay verilmemesi oldu.Okumakla okumamak arasında kalmışlara tavsiyem mutlaka okumalarıdır çünkü böylesine farklı bir yaşam öyküsü her kitapta rastlanılacak bir şey değil :) Bu arada filmini de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. David Fincher'in yönetmenliğini yaptığı, Brad Pitt ve Cate Blanchett ise başrol de oynadığı film kitapta verilen olay örgüsündeki gibi olmasa da farklı bir his yaşatıyor.
Sunulan aşk hikayesinin arka planında, amerikan gerçeğini çok iyi anlatmış, karakterleri son derece iyi işlenmiş önemli bir klasik. Kendinizi Gatsby karakterine aşık olmaktan alıkoyamayacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
F. Scott Fitzgerald
Tam adı:
Francis Scott Key Fitzgerald
Unvan:
İrlanda Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum:
St. Paul, Minnesota, Amerika, 24 Eylül 1896
Ölüm:
Hollywood, Los Angeles, Amerika, 21 Aralık 1940
Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota – ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD'li yazar. Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890'larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar. Fitzgerald, Princeton Üniversitesi'nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı'na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood'da hayata veda etti.

Yazar istatistikleri

  • 380 okur beğendi.
  • 7.394 okur okudu.
  • 205 okur okuyor.
  • 3.438 okur okuyacak.
  • 154 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları