Faruk Erşahin

Faruk Erşahin

YazarTasarımcı
6.0/10
10 Kişi
·
35
Okunma
·
1
Beğeni
·
617
Gösterim
AKIL VERGİSİ
Dostlarından biri, Fransız kral 15.Lui'ye
-Majesteleri demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral alaylı alaylı gülerek:
- Hakikaten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
''Kaptanlar gemileri hareket halindeyken bir yunus gördüklerinde yavaşlarlar.Çünkü yaygın inanışa göre bir yunus gemiyle girdiği yarışı kaybederse intihar edebilir.''
312 syf.
·10/10
Russell'ın eserini okurken oldukça keyifli saatler geçirdim; öyle ki aynı döneme ait başka hiçbir bilimsel yazar için bunu söyleyemem, tabii ki Thorstein Veblen hariç. -Albert Einsteın-

Thorstein Bunde Veblen, değeri bilinmeyen en önemli sosyal bilimcilerinden biridir. Ancak iktisat öğretilerinde çoğunlukla ortodoks iktisat eğitimi ağır bastığı için, Veblen gibi sosyal bilimciler görmezden geliniyor. O her şeyden önce, neo-klasik iktisadın otoritesine sert bir tokat atmıştır. Marx kadar tanınmasa da kapitalizmin en ateşli eleştirmenlerinden biridir.

Şimdi "Aylak Sınıfın Teorisi"ni incelemeye geçebilirim. Öncelikle Türkçe söyleyen kişi, aşırı şekilde okumayı 'zorlaştıcı' bir çeviri yapmış. Günümüzde yalın karşılıkları olmasına rağmen bir çok kelimeyi eski dilde kullanmış.

Kitap tarihsel bir yaklaşımla başlıyor. Tarih öncesi avcı-toplayıcı toplumların yaşamından, yazarın kendi çağına kadar yorumladığı bir tarih. Toplumlar "Yabanıl" ve "Barbar" olarak ikiye ayrılıyor. İlkel (primitive) toplumlarda herhangi bir sınıf ayrımı olmamakla beraber barışçıl karaktere sahiplerdir. En önemlisi de bireysel mülkiyetin baskın güç olmadığı bir topluluktur. Diğer taraftan Barbar (barbarian) toplumlar, ilkel toplumların neredeyse tam tersi bir yaşam standardına sahiptir. Ekonomik sınıflandırmalarla beraber "yıkıcı (predatory)" bir yaşam tarzı hakimdir. En önemlisi de bu dönemde bireysel mülkiyet baskın hale gelmiştir.

Peki yabanıl toplum yapısından barbar toplum yapısına geçiş için neler gereklidir?
1) Yıkıcı bir yaşam tarzı (avcılık, savaş)
2) Yeterli derecede üretim fazlası (material surplus)
Bu ikisi toplum yapısının değişiminin nüvelerini taşır.

"Aylak Sınıf" demekle ne kastediliyor?
İlkel toplumlarda komünal bir yapılanma olduğu için üretim araçları ortak kullanılıyordu. Bireysel mülkiyet yoktu. Bu yüzden herkes üretime dahil olurdu ve üretilenler paylaşılırdı. Ancak barbar toplum yapısına geçmekle birlikte "aylak sınıf" dediğimiz ya da Marxist söylemde burjuva dediğimiz bir sınıf peyda olmuştur. Bu sınıfın oluşumunun temelinde bireysel mülkiyet yatar.
Veblen ise şöyle tanımlıyor "aylak sınıf"ı; non-productive consumption of time (Zamanın üretken olmayan tüketimi)

Veblen bu dönemin sınıflarını ikiye ayırır; Aylak Sınıf ve İşçi Sınıfı
İşçi sınıfı salt olarak üretken işlerle uğraşır ve somut ürün ortaya koyan işlerle meşgul olur. Yani daha çok endüstriyel meşguliyetlerle ilgilenirler (aslen zorundadırlar). Aylak sınıf ise mülkiyete sahip sınıftır, onlar onurlu addedilen işlerler meşguldürler. Onlara göre endüstriyel meşgaleler onursuz işlerdir. Aylak sınıf için varlıklı olmak yeterli değildir. Bunun teşhiri önemlidir. Peki bunun teşhiri nasıl olur? İşte burada Veblen'in meşhur kavramları "gösterişçi israf (conspicuous waste)" ve "gösterişçi aylaklık (conspicuous leisure)" karşımıza çıkıyor. Bu kavramlar "maddi öykünme (pecuniary emulation)" yoluyla kullanılarak aylak sınıfın zenginliğini kanıtlarlar.

Aylak bir yaşamın kanıtları nelerdir?
-Köleler
-Uşaklar
-İsraf edilen zaman
-Değerinin üstünde pahalı giysiler
-Endüstriyel meşguliyetlerden kaçınmak ...

Aylak beyefendinin eşi onun zenginliğinin kanıtı olarak önemli bir pozisyondadır. Kadınların çalışmaması gerektiğine dair geleneksel dogmada sanırım bu dönemlerden kalmış olmalıdır. Çünkü kadının görevi, eşinin varlığı ve lüksünün kanıtı olarak görülüyordu. Aylak beyefendinin eşinin çalışmadığına dair her türlü şey bir kanıttır. Kadınların yüksek topuklu ayakkabı giymesi, sağlığa zararlı korseler kullanmaları, aşırı makyaj yapmaları, hem zamanın hem de malların israfı niteliğinde aşırı harcamaları, evin hanımının alemeti farikasıydı diyebiliriz. Neden topuklu ayakkabı ya da korse diye soranınız olabilir. Bunun cevabı, bu ürünleri kullanırken hiçbir şekilde üretken bir iş yapılamayacağına dair kanıt olmasında yatar. Yürümenin bile zor olduğu bir ürünle faydalı bir iş yapmak oldukça zor olsa gerek.

Gösterişçi tüketim (conspicuois consumption) nedir?
Kısaca tanımlayacak olursak, parayı israf edebilme yeteneğidir. Bu yetenek ne kadar fazlaysa, soyluluğunuz ve onurunuz o kadar yüksek olur. Örnek verelim; el yapımı bir kaşıkla makine yapımı bir kaşığı karşılaştıralım. Makine yapımı kaşığın standart olduğu ve el yapımı kaşıktan daha kusursuz olduğu ortada olmasına rağmen, el yapımı kaşık onun değerinden kat be kat fazladır. Neden el yapımı kaşık tercih ediliyor? Gösterişçi tüketim bunun neresinde yatıyor? El yapımı kaşık içerisinde cisimleşmiş halde işçinin harcamış olduğu değeri taşıyor. Zaman ve emek harcanması gerekli o halde el yapımı kaşık için. Ancak makine yapımı bir ürün çok daha hızlı bir süreçte tamamlanıyor ve zaman israfı neredeyse yok gibidir. İşte aylak sınıfın el yapımı kaşığa daha fazla ödemesini sağlayan şey, bu israf edilmiş emek ve zamanın teşhirini yapabilme lüksüdür. Bugün modern toplumda gördüğümüz gösterişçi tüketimin işaretlerini burada görebiliriz.

İlk özel mülkiyet nasıl ortaya çıktı?
Bunu Veblen'den bir pasajla ortaya koymak istiyorum.
"Kadın mülkiyet, düşük barbar kültürü aşamasında, görünen o ki, kadın esirlerin zaptıyla başlar. Kadınların zaptının ve kadın esirlere el koymanın kadınların zafer hatırası olarak kullanışlı görünmeleridir. Düşmandan gasp ettikleri kadınlara zafer hatırası olarak el koyma pratiği, erkeğin lider olduğu hane ile sonuçlanan mülkiyet evliliğini ortaya çıkarmıştır. Bunu, kadınların yanı sıra diğer esir ve aşağı derecedeki kişilerin de köle olması, yani köleliğin genişlemesi ve mülkiyet evliliğinin, düşmandan gasp ettikleri kadınların dışındaki kadınları da içerecek biçimde genişlemesi izlemiştir. Dolayısıyla yağmacı yaşam koşullarında, öykünme, bir yandan evlilik biçiminin zora dayalı bir hale gelmesine ve öte yandan ise mülkiyetin alışkanlık haline gelmesine yol açmıştır. Bu iki durumda yağmacı cemaatlerde geçerli olan üstünlük temayülüne hizmet eder. Mülkiyet kavramı, kadının mülk haline getirilmesine istinaden, kadınların endüstri ürünlerini de kapsayacak biçimde genişlemiş ve böylece insanların yanı sıra şeyler de mülk haline getirilmiştir."

Şimdi gelelim Marx ve Veblen'in farkına. Marx'la ne farkı var diye sorulabilir sonuçta ikisi de toplumdaki sınıfları ortaya çıkarıyor. Ancak şu küçük farkla, Marx'a göre bu sınıflar arasında bir sınıf mücadelesi vardır. İşçi sınıfının devrimiyle kapitalizmin yerini sosyalizm alacak. Veblen buna karşı çıkar çünkü ona göre, işçi sınıfı üst sınıfa öykünüyor ve sınıf atlamak istiyor. Bu hayranlık ve onlar gibi olma isteği Marx'taki mücadeleye karşı öne sürülmüş olmalıdır. Ayrıca Veblen, Marx'ın teolojik fikirleri olduğunu düşünür. Çünkü kapitalizmin yıkılıp yerini sosyalizmin alacağına dair bir öngörü teolojiktir ve evrimsel değildir. Evrimsel süreçte geleceğe dair öngörüde bulunulamaz çünkü bu bir sonun olduğu olgusunu ortaya çıkarır.

Veblen'in klasik ekonomiye attığı tokat ise şu eleştirelerde kendini ortaya koyar.
Klasik iktisat;
-Hedonistiktir
-Darwin öncesidir (bilimsel değildir)
-Teolojiktir
-Çok fazla ceteris paribus (sabit) vardır
-Homoeconomicus düşüncesi yanlıştır (insanlar her zaman rasyonel karar vermezler).
-Sosyoloji, tarih, felsefe gibi alanlardan faydalanmıyorlar

Bana kalırsa Veblen'in geleneksel iktisada eleştirileri tamamen haklıdır. Hatta Keynes'in "Genel Teori" kitabında söz ettiği hayvansal güdüler bile neo-klasikler tarafından göz ardı edilmiştir. İnsan gibi bir canlıyı salt ekonomik insan olarak görmek üretilen teorilerin eksik kalmasına neden olur. Neyse ki günümüzde davranışsal iktisat adında bir alan kendini gösterdi. Bu konularda çalışmalar yapıyorlar. Üniversiteler de verilen iktisat eğitimi tamamen ortodoks geleneğe aittir. Marx ve Veblen gibi iktisatçılar gözardı edilmektedir. Çünkü onları yaptıkları toplumdaki kapitalistlerin çıkarlarını baltalamaktır. Bu da en başta devlet tarafından kabul edilemez bir şeydir.
205 syf.
·1 günde·5/10
Günlük konuşma dilinde yazılmıştır. Yolculuk esnasında bir çırpıda okunarak vaktin hızlı bir şekilde akması sağlanabilir. Çok çabuk okunduğundan yolunuz uzun ise bir kitap daha alınız yanınıza. Zira çok erken kitabın sonuna ulaşmanız kuvvetle muhtemeldir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Erşahin
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 35 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.