Faruk Erşahin

Faruk Erşahin

YazarTasarımcı
7.7/10
128 Kişi
·
166
Okunma
·
1
Beğeni
·
672
Gösterim
Adı:
Faruk Erşahin
Unvan:
Yazar
Adam kitabevine giderek tezgâhtara sordu:
- Sizde kadınlara karşı zafer kazanan erkeklerle ilgili bir kitap var mı ?

- Var efendim, şurada ki masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
Eski Roma'da eyalet valilerinden biri, Kayser Tiberius'a vergilerin artırılmasını teklif edince, şu cevabı almış:

- İyi bir çoban, koyunların yününü kırpar ama derisini yüzmez.
Adam oğlunun okuldaki başarısıyla sürekli övünürdü. Çocuğunun karnesini okurken gururla karısına: 'Hiç şüphe yok, bu çocuk benim zekâmı almış' dedi. Karısı şöyle cevap verdi:
- Orası doğru, çünkü benim zekâm yerinde duruyor!
Karadenizli doktor hastasına sorar:
- Omzun hala ağri mi ?
- Evet doktor bey.
- Sıcak havlu koyusun.
- İki gün evvel buz koyun demiştiniz.
- Tıpta hiç ilerleme olmayacak midur ?
Koca eve zil zurna sarhoş girer ve karısına bakarak:
- Ne kadar çirkin olduğunu biliyor musun ?
- Sende pis ve sarhoşsun diye cevap verir karısı.
- İyi de benim ki sabaha geçecek.
AKIL VERGİSİ
Dostlarından biri, Fransız kral 15.Lui'ye
-Majesteleri demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral alaylı alaylı gülerek:
- Hakikaten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
''Kaptanlar gemileri hareket halindeyken bir yunus gördüklerinde yavaşlarlar.Çünkü yaygın inanışa göre bir yunus gemiyle girdiği yarışı kaybederse intihar edebilir.''
142 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Virginia Woolf ile tanışma eserim. Uzun süredir merak ettiğim ancak bir türlü okuyamadığım bu eşsiz eser hakkında bir şeyler karalamasam kendimi kötü hissederdim. Okumaya yeni başlamışken bile bu kitabı tekrar ve tekrar okumalıyım diyordum her sayfayı çevirdiğimde. Mesela Shakespeare, Jane Austen, Emily Bronte okuduktan sonra.. Özellikle Jane Austen'i bir an önce okumak istiyorum. Bir hayli merak uyandırdı ben de.
Virginia Woolf bir kadın olarak, yüzyıllardır kadınların maruz kaldığı aşağılanmalara, çocuk gelinliğe, kocasının malı olarak görülmesine öyle gerçekçi ve keskin bir bakış açısı sunmuş ki; İşte bu! Birileri bunlardan bahsetmeli, avaz avaz haykırmalı tüm dünyaya diyorsunuz. Biz Kadınlar, bir bireyiz! Bizler ev işleri, çocuk ve temizlik işlerinden ibaret değiliz! Her şeyiz biz! Her şeyi yapabilecek güçteyiz! Ve dahası geleceğiz biz! Gelecek bizim yetiştirdiğimiz çocuklarda saklı! Yüzyıllarca sustuk, olmak istemediğimiz kalıplara sokulduk, ataerkil aile yapısı altında ezildik, içimizdeki öğrenme hırsına merak duygusuna ve daha bir çok güzel hisse sırt çevirdik, görmezden gelmek zorunda kaldık, sustuk, susturulduk. Ancak artık susmayacağız Virginia Woolf şöyle sesleniyor biz kadınlara: 'Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..'
Virginia Woolf oturdu sanki karşıma ve başladı anlatmaya, bir abla gibi tavsiyeler verdi bana. Potansiyelimizi, gücümüzü hatırlattı. İlaç gibi geldi. Bu kitap sıcacık, bir aile gibi hissettirdi. Kitaplığımın en güzel köşesine koyacağım. Mutlaka kadın, erkek herkesin okuması gereken bir kitap bu. Umarım genç, yaşlı bir çok kadına ilham olur. Bir de Shakespeare'ın sevgili kız kardeşi, benim içimde yaşıyorsun artık ve eminim ki senin hikayeni bilen her insan yaşatıyor seni kalbinin en güzel köşesinde. Çünkü, büyük şairler ölmez!
80 syf.
·1 günde
Pekala toplanalım size Schopenhauer'un annesiyle yaşadığı o özel ve iddia edilen o hikayeyi anlatayım. Böylece neden bu kitabı yazarken kadınları yerin dibine soktuğunu daha net anlayabilirsiniz.

Johanna Schopenhauer, kendileri Arthur'un annesi ve oldukça bencil, annelik vasfından habersiz, eğlenceyle ilgilenip kendi hayatını herkesin hayatından üstün tutan bir kadın.

Schopenhauer, babası öldükten sonra annesi ile yaşarken, annesinin durmadan ilişki yaşamasından çok rahatsız olur. Daha sonra ise yakın arkadaşı olan Goethe'nin de annesinin ilişki yaşadığı bir başka kişi olduğunu öğrendiğinde bu durumu kaldıramayıp Goethe'ye annesinden ayrılmasını söyleyerek onu dostluklarını bitirmeyle tehdit eder.

Goethe için Schopenhauer çok değerli bir dosttur ve dostu kaybetmemek için Johanna ile ilişkisini kesip hayatlarından uzaklaşır. Bu duruma oğlunun sebep olduğunu öğrenen Johanna bir gece eve geç saatte gelen Arthur'la bu konu üzerinden şiddetli bir kavgaya tutuşur.

Kavganın sonunda oğlunu merdivenlerden aşağı iterek;
''Seni hayatımda istemiyorum, ilişkilerime karışamazsın, bu evden tek bir ünlü çıkacak o da ben olacağım, bunu kabullen ve gidip baba mesleğini sürdür. Boşa yazı yazmayı bırak, önümde oluşturduğun varlığınla engel olmaktan vazgeç.'' Der.

Bunun üzerine Arthur karşısındaki kadının gözlerine bakar, merdivenlerden ittiği için canı acımış ve gözleri dolmuştur, karşısındaki kadının anneliğini binlerce kez sorguladığını herkes tahmin edebilir. Hafifçe ayağa kalkarak Johanna'nın gözlerine bakarak şu can alıcı sözleri söyler;

''Senin annem oluşundan iğreniyorum, nasıl bir anne çocuğu yerine kendi ününü seçer. Ve inan bana bir gün bu evden bir ünlü çıkacak ama o ben olacağım. Sana yemin ederim ki senin o değersiz adın sırf benim annem olduğun için anılacak.''

Bu sözlerden sonra evi terk eder. Johanna o dönemlerde yazarlık yapmaktadır. Bu nedenle edebi çevrelere girmeye çalışan bir kadındır. Schopenhauer'un kadınlarla olan ilişkisinde annesinin çok büyük bir darbesi vardır.

Şimdi kitaba gelecek olursak, kitap aşırı eril bir dille kadın ve erkek ilişkisine değinmiş. Bunun sebebi sanırım okuyan ve okuyacak olanlar için artık daha açıktır. Lakin burada enteresan olan aşktır. Aşk söz konusu olduğunda aklın pek önemli olmamasından dem vururken bundan dolayı ona bir istisna çizmiş olmasıdır.

Kitap genel manada geleneksel 'türün devamı' konusunun ilerisine pek geçemediği gibi aynı zamanda Schopenhauer'un en kötü eseridir benim gözümde. Yine de okunması gerektiğini düşünüyorum. Zira bir filozofun yaşamının kendi felsefesini nasıl etkilediğine güzel bir örnek olacaktır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.. :)

Not 1: Konuşmalardaki dramatiklik şahsıma aittir, fakat olayın bu tarz gerçekleştiği bilinmektedir.

Not 2: Ve gerçekten de Arthur'un adı sayesinde Johanna biliniyor.
144 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Virginia gerçekten okunması zor bir yazar. Ama bir şekilde bize hiç uzak şeyler anlatmıyor. Sadece zihin akışı yöntemini kullandığı için sakin bir zihinle okumanızı tavsiye ederim. Yazar kitabında 19.-20. yyda kadınların tarihte hiç rol almamasını, edebiyat dünyasına giriş yapan kadınların üzerindeki baskıyla yazmalarını, kendilerine ait bir odaları olmasının ve kendi gelirleri olmasının önemini anlatıyor. Kesinlikle okunması gereken hem toplumsal hem feminizm eksenli bir eser.
144 syf.
Kitap uzun süredir elimdeydi ama okumak içimden gelmiyordu.Dedim bir okuyayım dün. Başladım ama okuması bunaltıcıydı, yazarın kafası dağınıktı bence. Virginia Woolf çok şey yazmıştı evet ama sevmedim. Kadınlar hakkında sürekli böyle olun, şöyle olun diyordu. Savaşın, haklarınızı kullanın, yazın sadece kurmaca değil her şeyi yazın diyordu.Söylediklerine katılıyorum ama Virginia Woolf' un kadını evden uzaklaştırmak istemesine dayanamıyorum.Bir kadın evinde de mutlu olabilir.
Ben bir kadının anne olmasının her şeyden üstün olduğunu düşünüyorum. Yazar bu duyguyu tatmamış ve bu yüzden bu kitaba ben tam bir kadın tarafından yazılmış olarak bakamıyorum ne yazık ki.
Virginia Woolf'un hayatına baktığımızda ise 3 kere intihar etmiş bir kadını görüyoruz. Kendi hayatı üzerinde etkisi yokken kadınları aşağılarcasına savaşmalarını istemesi gülünç. Keşke güzel , sağlıklı bir hayatı olsaydı kadının. Ona acımaktan başka elimden bir şey gelmez.
274 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Her cümlede, her satırda farklı anlamlar çıkarabileceğiniz, rastgele açtığınız bir sayfada hayatınıza etki edecek cümleler bulabileceğiniz bir yol arkadaşı... Kesinlikle okunmalı, elinizin altında bulunmalı ve defalarca aynı sayfalarda parmaklarınız dolanmalı... Başlı başına bir yol gösterici.
80 syf.
·Puan vermedi
Aşkın Metafiziği mi olur demeyin :))

Önce ismi ile beni okumaya yönlendiren bir Schopenhauer kitabı... İlgimi çeken yanı aşk değil, metafizik. Evet bilirdim Schopenhauer'in bu kadar keskin çizgiler ile yazdığını ama... Eminim günümüz aşkını arayan yürekler okursa... hayalleri darmadağın olup, kendi kabuklarına çekilebilirler. Ve eğer ruhunuzda feminen bir yan varsa, bir de sevgili Arthur'un penceresinden bakın, cinsiyet ve aşka.... Eminim küplere binecek ve kendinizi Arthur ile tartışırken bulacaksınız :)))
96 syf.
·2 günde·1/10
Daha önce hiç bir kitabı okurken bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum. Sırf başladığım kitapları yarım bırakmamak gibi bir alışkanlığım olduğu için bitirdim. Yoksa daha ilk sayfadan bırakmıştım. Kitapta özellikle beni rahatsız eden kısım erkeklerin her koşulda yüceltilmesi, kadınınsa ona bağımlı olması gerektiği olgusu. Yazar kitapta kadınların sadece erkeklerin ihtiyaçlarını gidermek için varolduğu gibi alçakça ve iğrenç bir düşünce tarzı benimsemiş. Kadınların sadece erkeklerin sözünü dinlemesi gerektiği, kesinlikle okumaması gerektiğini savunmuş. Resim, edebiyat, tiyatro vb gibi birçok alanda kadınların kalıcı eser vermediğinden ve akıllarının erkeklere göre fazla geride olduğundan bahsetmiş. Pekala soralım o zaman Ay'a çıkacak olan Apollo 11 in yazılımı yapan mühendis neden kadındı? Marie Cruie aynı anda hem kimya hem de fizik Nobel ödülünü nasıl aldı kadın olmasına rağmen? Mars'a gönderilecek ekibin başında olan ve yeni karadelik algoritmasını bulan neden kadın mühendis? Edebiyat alanında en beğenilen yapıtlar neden kadın yazarlar tarafından yazıldı? Babalar çocuklarını annelere göre daha çok seviyormuş. Burada bende genelleme yapayım o zaman boşandıkları zaman erkekler hemen evlenip çocuğu perişan ederken, kadınların büyük bir kısmı neden çocuğu var diye evliliği göze alamıyor o zaman? Tek eşle evlilik saçma çünkü erkeklerin birden fazla kadına ihtiyacı oluyor, kadınlar 2 çocuk doğurunca güzelliklerini kaybediyorlar, erkeğe göre daha hızlı yaşlandıkları için çok eşle evlilik olmalı ve kadınlar uyum içinde yaşamalı, çocuk doğuramadıkları zaman bir önemleri kalmıyor öyle mi? Kadınlarla erkeklerin eşit olması çok saçma mirasda da evlilikde de öyle mi? Peki parayı har vurup harman savuran, ya da eşlerini aldatan erkekler ne oluyor o zaman? Sana göre bakarsak fazlasıyla haklı oluyorlar sırf erkek oldukları için. Cidden iğrenç düşüncedeki bir yazarsın. Eğer senin zamanında yaşamış olsaydım erkeklerden nefret ederdim. Neyse ki tarihin önceki zamanlarından itibaren biz Türklerde kadın ve erkek eşit tutuluyor da senin gibi iğrenç zihniyetteki insanlar yetişmiyor.
144 syf.
·Beğendi·8/10
Kadının erkek egemen toplumda yer edinme çabasını ve bu uğurda verdiği çabayı anlatan wolf, bir kadının bir takım işleri başarabilmesi için en azından kendine ait bir odası olmalı diyerek; feminist eşitlik kavramını gün yüzüne çıkarmış ve en önemli neferi olmuştur. Bu sebeple kadın erkek eşitliğini savunan içinde benimde olduğum topluluklara kılavuzluk yapmıştır. "Kadın kadındır, bayan anandır!" yazılı dövizlere de öncülük ettiğini ifade edebilirim.
73 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kesinlikle okunması gereken ve ciddi farkındalık uyandırıcı nitelikte bir kitap..Kadın-erkek,aşk ve ilişkileri bireysel,ruhsal ve türe özgü yapısalcı bir yaklaşımla değerlendiren ve ciddi öneme sahip tespitler sunarak şimdiye kadar -sandığımız-bakış açışını değiştiriyor."Kadınlar Üzerine" olan bölüm, kimi kadın okuyucular hatta feminist kadınlar için kabul edilebilir olmayacaktır, ancak bölüm sert bir söyleyişle ilerlese de onun yaşadığı çağın kadınlarına yönelik bir tutumla genel-geçer bir uslup kullanarak değerlendirip yazdığını düşünmek gerekir.Yoksa kitabı okurken fırlatıp atmanız mümkün:))Ve kitabın diğer bölümleri tüm kadın erkek ilişkilerinin nasıl başlayıp nelerin etkisinde karar noktalarına geldiğini,amacını ve tıkandığı noktaları,tutku ve aşkın gelişiminin nasıl boyut değiştirdiğini ve bireyin özü ile türe has etkileri nasıl anlayamadığımızı kimi örneklerle de anlatarak tüm deneyimlerimize ve bundan sonrakilere ışık tutacak türden hayatımıza ciddi ve önemli bir katkı sunuyor..
205 syf.
·1 günde·5/10
Günlük konuşma dilinde yazılmıştır. Yolculuk esnasında bir çırpıda okunarak vaktin hızlı bir şekilde akması sağlanabilir. Çok çabuk okunduğundan yolunuz uzun ise bir kitap daha alınız yanınıza. Zira çok erken kitabın sonuna ulaşmanız kuvvetle muhtemeldir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Erşahin
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 166 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.