Faruk Nafiz Çamlıbel

Faruk Nafiz Çamlıbel

Yazar
8.4/10
213 Kişi
·
912
Okunma
·
232
Beğeni
·
11050
Gösterim
Adı:
Faruk Nafiz Çamlıbel
Unvan:
Türk Şair, Siyasetçi, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 18 Mayıs 1898
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 8 Kasım 1973
Faruk Nafiz Çamlıbel (18 Mayıs 1898, İstanbul – 8 Kasım 1973, İstanbul), Türk şair, siyasetçi, öğretmen.

Hecenin Beş Şairi'nden biridir. TBMM’de VIII., IX., X.ve XI. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev yapmış bir siyasetçidir. En ünlü eseri, “Han Duvarları” adlı uzun şiiridir. Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazmıştır.

Hayatı

1898 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Orman ve Maadin Nezareti memurlarından Süleyman Nazif Bey, annesi Fatma Ruhiye Hanım’dır.

İlk ve orta öğretimini Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i Meşveret İdadisi’de tamamladı. Şiire çocuk yaşlarda başladı. Yazarın ifadesine göre ilk şiiri “Saat”, "Çocuk Dünyası" adlı bir dergide yayınlandı (1914).

Bir süre tıp öğrenimi gördükten sonra okuldan mezun olmadan ayrıldı ve gazeteciliğe başladı. 1917-1918’de Ati Gazetesi’nin yazı işlerinde çalıştı. 1922’de gazetenin temsilcisi olarak Ankara’ya gitti.

1922’de Kayseri Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Kayseri’ye yolculuğunu, “Han Duvarları” adlı uzun şiirinde anlattı. Şiiri, Osmanzade Hamdi Bey’e ithaf etti. Kayseri’de kaldığı iki yıllık dönemde Milli Mücadele’nin havasını çok yakından yaşadı. Geleceğin ünlü şairi Behçet Kemal (Çağlar) onun Kayseri Lisesi’nde öğrencisi oldu. Şair, Kayseri Lisesi’nin marşını da kaleme aldı.

1924’te Ankara Erkek Muallim Mektebi edebiyat öğretmenliğine geçti; ardından Ankara Kız Lisesi'de öğretmenlik yaptı. Ankara Kız Lisesi Marşı'nın güftesini yazdı. 1932’ye kadar yaşadığı Ankara’da cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etti. 1924’te “Çoban Çeşmesi”, 1928’de “Suda Halkalar” isimli kitapları yayınladı.

1928’de Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin başkanlığındaki “Şark Vilâyetlerini Tedkik Heyeti”'nde bulunarak Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum illerini ve dönüşte Kastamonu'yu gördü. Bu yolculuk, onun edebi yaşamında bir dönüm noktası oldu. Memleket şiirleri yazmaya yöneldi.

1931’de Ankara Kız Lisesi’nde coğrafya öğretmenliği yapan Azize Hanım ile evlendi. Bu evlilikten İsmet ve Yeliz adında iki çocuğu dünyaya geldi.

1932-1946 arasında İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. Vefa, Kabataş Lisesi ve Amerikan Kız Koleji edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. 1933’de Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini Behçet Kemal Çağlar ile birlikte yazım yaptı.

Ankara ve İstanbul’daki öğretmenlik yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler fıkralar yayınladı. Mizah dergilerinde “Deli Ozan” ve “Çamdeviren” takma adlarıyla mizahi manzumeler yazdı. 1946’da siyasete atıldı ve 1946'dan 27 Mayıs 1960'a kadar Demokrat Parti İstanbul milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı.

27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından tüm milletvekilleri ile birlikte kısa bir süre Yassıada'da, daha sonra da Celâl Bayar ve diğer DP milletvekilleri ile birlikte Kayseri Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kaldı. 16 ay sonra aklanarak serbest kaldı.

Serbest kaldıktan sonra siyasete dönmek istemedi. Son yıllarını Arnavutköy’deki evinde geçirdi. Yassıada’da arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı baskıyı “Zindan Duvarları” adlı bir şiir ile anlattı ve şiiri kitap olarak yayınladı. Eşinin ani ölümünün ardından çıktığı Akdeniz gezisi sırasında Samsun vapurunda Kaş - Fethiye arasında seyrederken 8 Kasım 1973 günü bir gezi sırasında hayatını kaybetti. Cenazesi, 11 kasım 1973’te Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Öğretmenlik yaptığı Kabataş Lisesi’nde 2005 yılında Faruk Nafiz Çamlıbel adına bir müze açılmıştır.

Edebiyat yaşamı

İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazdı. Cenap Şahabettin ve özellikle Yahya Kemal'in etkisinde kaldı. “Edebiyat-ı Umumiye” dergisi’nde yayımlanan “Şarkın Sultanları” şiiri, edebiyat çevresinde kendisine yer açmasını sağlayan ilk ürünü oldu. Aruzla yazdığı şiirlerini 1918’de “Şarkın Sultanları”, 1919’da “Dinle Neyden” ve “Gönülden Gönüle” adlı kitaplarında topladı. Sonralarıysa aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü ve Türkçenin yalınlaşması, yabancı kelimelerden ve kalıplardan uzaklaşılması düşüncesini benimsedi. Şiirlerinde hecenin Özellikle 7+7 kalıbına bir ses zenginliği kazandırdı. Milli edebiyatın oluşabilmesi, geliştirilebilmesini misyon edindi ve Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ile birlikte türk edebiyat tarihinde “Beş Hececiler”’den biri olarak anılır oldu:

Sanatçı, halkın yaşantılarından çıkardığı konuları yine halkın söyleyiş ve nazım biçimleriyle dile getirir. Yepyeni görüşler getiren ünlü "Sanat" şiiri, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir. Batı etkilerine kapalı, Türk halk şiirine açık bir tutum içindedir.

Şiirlerinde ele aldığı başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır. 1918-1930 arasında edebiyatın tek kuvvetli aşk şairi olarak tanınmıştır. Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konuları ve hayatları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır. Yolcu ile Arabacı şiirindeki yolcuyu ruha, arabacıyı bedene benzettiği örneklerdeki gibi başarılı teşbihleriyle tanınır.

Şiirin yanı sıra, yurt ve ulus sevgisini işlediği veya toplumsal gerçeklere yöneldiği oyunlar da yazdı.

1933 yılında Kayseri Lisesi’nden öğrencisi Behçet Kemal ile birlikte yazdığı sözler, Cemal Reşit Bey tarafından bestelendi ve eser, cumhuriyetin 10. yıl kutlamaları için düzenlenen marş yarışmasını kazandı.

Yazarın tek romanı, 1936’da yayımlanan “Yıldız Yağmuru”dur. Bu romanında şair Şuküfe Nihal Hanım’a aşkını anlattığı düşünülür.

Eserleri
Şiirleri

Çoban Çeşmesi
Dinle Neyden
Gönülden Gönüle
Bir Ömür Böyle Geçti
Suda Halkalar
Han Duvarları
Zindan Duvarları
Şarkın Sultanları
Mustafa Kemal
Son Aşık

Tiyatro oyunları

Canavar O gün(1925)
Akın (1932)
Özyurt (1933)
Kahraman (1938)
Yayla Kartalı (1945)
İlk Göz Ağrısı
Hudekoğlu

Roman

Yıldız Yağmuru
Ayşe'nin Doktoru (1949)

Mektep temsilleri

Bir Demette Beş Çiçek (1933)
Yangın (1934)

Belki Birgün (1946)
Kaç yıl geçecek böyle hazin, böyle habersiz,
Sen Marmara' nın göl gibi durgun bir ucunda,
Ben böyle atılmış gibi yurdun bir ucunda,
Sen benden uzak, ben sana hasret?..
Kıskanç

Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
Annen bile okşarsa benim bağrım kan olur...

Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun;
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!
284 syf.
·Beğendi·10/10
Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları adlı kitabını, öğretmen olarak atandığı Kayseri Ulukışla’ya yaptığı 3 günlük yolculukta yazıyor. Bu yolculuğu sırasında yaşadıklarını, anılarını, gözlemlerini şiirlerde anlatıyor. Şair bu yolculuğu öyle bir anlatıyor ki âdeta okuru da Anadolu turuna çıkıyor. Anadolu, ruhunuzda canlanan bir sevda haline geliyor. O soğuk duvarları teninizde hissettiriyor. Adım adım, ilmek ilmek işlenen yolculuk, Anadolu'nun çileli yaşamı karşısında duyulan kederi gözlerinizde bir sızı olarak bırakıyor.
"Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde" diyerek buralarda mevsimlerin iç içe yaşandığı belirtiyor. Bir yanda bahar, diğer yanda kar...
At arabasıyla yapılan bu üç günlük yolculuk, realist bakış açısıyla bir tablo gibi canlanıyor gözünüzde. Tabii şairin gördüklerine hissettiklerini de yansıttığını söylememiz gerekiyor. Bir rivayete göre bu yolculuğun film ya da belgeseli çekilecekmiş. Umarım böyle bir proje vardır.
Şair, kitapta sadece Anadolu ile yetinmiyor. İçinde alevlenen aşklarını da taşırıyor kaleminden. Yapı Kredi Kredi Yayınları, şairin "Han Duvarları" ve "Bir Ömür Böyle Geçti" kitaplarını "Toplu Şiirler" adında bir kitapta topladı. Burada şairin "Han Duvarları" dışında "Gurbet" ve "Sanat" gibi çok önemli şiirleri de yer alıyor. Eminim çoğumuz edebiyat dersinde "Sanat" şiirini görmüş, duymuş, okumuşuzdur.
Şair, Beş Hececiler şiir topluluğuna dahil olup hece ölçüsünde şiirler yazmıştır. Az da olsa aruz ölçüsüne de yer vermiş olan şairin, lirik unsurların ağır bastığı şiirlerinde akıcı ve sade bir dil yoğunluktadır.
284 syf.
·10/10
Fazla kelime oyunu olmayan açık ve net şiirler. Şair burada ne demek istemiş diye düşünmek yok. Hece ölçülerine uygun şiirler ne büyük bir şair olduğunu gösteriyor. En güzeli tabi ki han duvarları
ve

naz

Gönlümün yok niyeti
Açılmak için sana.
Çektiğim eziyeti
Yüzümden anlasana!

Ben,ki her damla derdim
Deniz olsun dilerdim,
İpi elimle verdim
Benliğimi alsana.

Kan doldurup tasımı,
Sildim gönül pasımı,
Taşa açtım yasımı,
Söylemedim insana!
176 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın! 
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur. 
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, 
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur... 

Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar 
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun, 
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar, 
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!
🦇🦇🦇🦇

Güçtür hatırlamak sana ram olduğum demi, 
(Ey her bakışta bir daha ilhamı râm eden! 
Bir yerde, bezm-i canda mı, dîvân-ı Cem'de mi 
Bir yerde görmüşüm seni dünyâmı görmeden. 

Târihi sende başladı âlemde ömrümün, 
Kaydetti her geçen güne aşkın bir irtifa; 
Her derde panzehir gelen ulvî tebessümün 
Bir bir çiçekle kaynamış efsunlu bir şifâ. 

Gönlüm ayak sesinde, gözüm merdivendedir; 
Bir kavmi yok resule tecellî zamanısın; 
En lâyemût eserlerin ilhamı sendedir, 
En muhteşem kasidelerin kahramanısın! 

Ferman sürer seninle bu âlemde hüsn ü ân, 
Sensiz kalan gönül, kalan ömrünce yas taşır; 
Destan değil, hikâye değil, senden ayrılan, 
ömrün bütün bedîalarmdan uzaklaşır!

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898 – 1974) 


Beş Hececilerin en önemli ismidir. 
Aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerden sonra daha çok heceyi kullanmaya başlamıştır. 
Aruzu tamamıyla terk etmeyen şair her iki vezni de usta­ca kullanmıştır. "Şarkın Sultanları" ve "Gönülden Gönüle" şiirlerini aruzla yazmıştır.
“Sanat” adlı şiiriyle “memleketçi edebiyat”anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Bu şiir, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir. 

"Folklor" ve "Halk Edebiyatı" Faruk Nafiz Çamlıbel'in sanatını süsleyen önemli unsurlardır.

Hem bireysel duygularını hem de memleket konularını şiirlerinde işlemiştir. 
Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır. 
Düş ile gerçeği kaynaştırdığı epik ve lirik özellikteki şiir­ler yazmıştır. 
Realist-romantik özellikler taşır.

 Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı'nın sözlerini yazmıştır. Bu marşla, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve hedeflerini anlatmıştır.

Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirlerinde "Çam Deviren", "Akıllı Ozan", "Kalender" ve "Deli Ozan" gibi takma adlar kullanmıştır.

Faruk Nâfiz aşk şiirlerini önce kuvvetli bir aruzla yazıyordu. Bu çağlarda genç şâir, eskilerden Baki gibi, yenilerden Cenab gibi, bilhassa Yahyâ Kemâl gibi söylemekten hoşlanıyordu. Fakat milli şiirin bir vezin meselesi hâline getirildiği ve aruzdan heceye bir akın yapıldığı yıllarda açıkça görüldü ki, Faruk Nâfiz elinde hangi saz bulunursa bulunsun, onu orijinal bir söyleyişe âlet edebilecek ve bu sazı, şiir yolunda başarı ile kullanabilecek bir san’atkâr ruhuna sahihtir.Faruk Nâfiz şiirde ve dilde, kendi gerçek şahsiyetini bulmakta hemen hiç gecikmemiş ve 1918’den beri söylediği şiirlerde dil tam mânasıyla Türkiye Türkçesinin zaferleri arasında yer almıştır. Onun 1920’de yâni ilk şiirlerinden 6 yıl sonra Ümid mecmuasında neşrettiği Bahçeden Saraya isimli şiirinde işte bu kendini buluşun nefis Türkçesi vardır.

Son goncalar döküldü sakın gelme bahçeme
Kalbinde mevsimin gamı yer tutmasın derim
Yaprakların süründüğü atlas feracene
Nisan oluca ruhumu ben yaymak isterin

***

Kalbinde bahçenin gamı yer tutmasın, bırak
Vardır sarayda sökmeyecek bir bahâr, ısın…
Sen bir güneşle çerçevelenmiş kadar sıcak,
Gün yüzlü, sırma saçlı ve zümrüd bakışlısın.

Bu şiirde daha da sıcak söyleyişler ve meselâ :

Sensiz geçen zamana yaşanmış denilmiyor…

gibi hem Türkçenin hem de Türk aruzu‘nun zaferleri sayılacak deyişler de yer almıştır. Firâri şiirinde;

Zülfünün yay gibi, kuvvetli, çelik tellerine
Takılan gönlüm, asırlarca peşinden gidecek…
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da, yine,
Seni aşkım canavarlar gibi takibedecek

gibi mısraları da gene türkçenin aruzun ve şiirin zaferleri arasındadır. Çünkü Faruk Nafiz, şiirin ancak asırların dilinde işlene işlene inceleşen ve musikileşen, Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerle söylenildiğine inanırdı. Kelimelerini günün türedi kelimelerinden seçmeyecek kadar köklü bir dil zevkine sahipti bu dilde ancak millet dilinde, halk ağzında derin bir yontuluş tarihi bulunan kelimeler yer alabilirdi. Nitekim :

Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa
Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
Bağlıdır çünkü dilim gönlüme gönlüm dilime.

gibi mısralarında Türkçe’ye ve aruza bağlılığını açıkça ortaya koymaktadır.

Aruzla söylediği şiirlerde bu vezni bir Türk aruzu hâline koyan, Muallim Nâci, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Ahmed Hâşim ve Yahya Kemâl dizisinin son usta şâiridir. Onun şiiri bilhassa bu meziyeti bakımından, üstad şâir Yahya Kemâl tarafından takdir edilmiş ve;

Bir lübbüdür, cihanda elezz-i lezâizin,
Her mısra’-ı güzidesi Fârûk Nafiz’in,

gibi Yahya Kemal’in her şâir için kolay söyleyemeyeceği bir iltifatı ile değerlendirilmiştir.

Bununla beraber şair sıcak duygularını ve zeki buluşlarını, eski Türk şiirinden ve Tevfik vasıtasıyla aydın zümrenin edebiyâtına akseden Türk halk şiirinden edindiği kuvvetli hâtıraları, yeni vezinle de muvaffakıyetle terennüm etti. Hece veznine kısa bir zamanda aruza yakın bir ses vermeğe muvaffak oldu. Onun terennümlerinde aruzla hece yanyana yürüyor, şâir pürüzsüz bir söyleyişle kullandığı nazım lisanını, yeni ve kuvvetli hamlelerle olgunlaştırıyordu. Devrinin hemen bütün genç şâirlerini mısralarındaki terennüm lisanının tesiri altında bıraktığı ve bütün yeni yetişenlere âdetâ müşterek bir nazım lisânı verdiği yıllar oldu. Büyük bir ustalıkla kullandığı 7+7 vezni onun elinde aruza yakın bir âhenk kazanmış, daha yeni şâirlerin en çok rağbet gösterdikleri müşterek bir vezin olmuştu.



Şiir sever iseniz ÇAMLIBEL'i en az bir defa okuyun
284 syf.
Suda Halkalar, Han Duvarları,
Çoban Çeşmesi, Gurbet ve Saire.
Bunların her biri ayrı ayrı,
Yeter bir şaire!

İki aydır her bir dizesini dahi özenle okumakta olduğum şiir kitabı bitti ve içimde hem Çamlıbel'in şiirlerinin hepsini okumuş olmaktan doğan bir huzur hem de artık okuyabileceğim başka bir Çamlıbel şiiri kalmamasından doğan bir hüzün var.
Ona göre bu şiirler bir şaire yetmekte ancak benim gibi açgözlü bir okura ise yetmemekte.

Faruk Nafiz’in yazdığı ilk şiirlerde dönemin meşhur isimlerinin, edebiyat akımlarının tesirinde kaldığı; dilinin bir miktar ağdalı olduğu görülür. O dönemki şiirlerinin muhtevası, ferdî aşk ve ızdıraplardır ve daha çok aşk konularını ele almıştır.

Ancak ne var ki o tarihlerde Anadolu'yu bizzat gören ve yaşayan şair, 1922’den sonra ferdiyetçi sanat anlayışından bütünüyle cemiyete yönelir. Artık şiirleri hece ölçüsü ve duru Türkçe iledir.
Faruk Nafiz’in yeni sanat anlayışı, 1926’da yayımlanan “Sanat” şiirinde, Batı hayranlığı ve taklitçiliğinin karşısına Anadolu insanı ve kültürünü çıkarmaktadır. İstanbullu aydın ile Anadolu’daki halk arasında olumlu bir rabıtanın kurulması gerektiğine inanır.
Bu şiirlerle birlikte edebiyatımızda “memleket edebiyatı” denilen bir cereyan başlar.

İyi ki geçmişsin bu dünyadan Çamlıbel.
284 syf.
Kitaplığımda tesadüfen bulduğum çok eski baskı olan bu kitabı okurken içinde bulunan şiirlerde kendimi buldum.Bazılarında şaşırdığım,keşke burda şu kelime de olmasa dediğim yerler oldu ama kendi eleştirim işte :) en çok da şu dizeler aklımda:
Bir gün ,
Uzak bir yolculuktan sonra nefes nefese
Kalbimin çarpışını sofranda sayacağım
Ömrümü vermek için ağzından çıkan sese
Kapının sol elimle aralıklayacağım

Yabancı bir fısıltı söyleyecek adını Tanıdığım bir gülüş kıvrılacak içerde
Vurur vurmaz duvara kapının kanadını
Karşımda ürperecek halı Sedir ve perde
Korkma!
Sana ne dil uzatır ne de el kaldırırım
Gözümü kandırılmış diye benden çekinme
Nasıl birden düşerse bir ağaca yıldırım
Beni baştan aşağı çarpar o lâhza inme

Sakın kalkma köşenden ısıttığımız yerde dur
Yine öpsün o dudak... sarsın o kol belini!
Eşliğinde canımla ödüyorsam ne olur
Bir kadına İnanmış olmanın bedelini...
208 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Şairimiz öğretmen olarak Kayseri Ulukışla'ya Öğretmen olarak atanır. Buraya yaptığı üç günlük yolculuktaki izlenimlerini şiirlere döker. Okurken bizi de adım adım Anadolu'da gezdirir.

Her yaştan kişinin okuyup anlayabileceği, gayet ne ve açık bir dille yazılmış şiirlerinin bir kısmını, okul hayatımızda, ders kitaplarımızda mutlaka görmüşüzdür. Özellikle "Han Duvarları" her öğrencinin -en azından benim yaşıtlarımın- bildiği ve okuduğu önemli bir şiirdir. "Kıskanç" şiirinin şarkısı bile yapılmıştır. Keyifle okuyabilirsiniz.
284 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Şiirleri daha çok aşk ve özellikle vatan sevgisi üzerine kurulu. Memleket anlatımını daha iyi yansıtan bir şair daha yok diyebilirim. Şiirleri gayet ustaca sadece Han Duvarları için bile alınıp okunabilir.
284 syf.
Buram buram Anadolu kokan bir kitap. Türk Edebiyatının en ünlü şairlerinden Faruk Nafiz'in birbirinden güzel şiirlerinden oluşan bu eseri Anadolu'yu seven herkese tavsiye ederim. 'Han Duvarları' şiiriyle ün kazanan şairin sade ve anlaşılır üslubuyla herkesin beğenisini kazanacağını düşünüyorum. Ha bir de Kıskanç adlı şiirini duymayanımız yoktur herhalde: Kıskanç
Sakın bir söz söyleme...
Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur,
sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim
bulursa cana yakın, ..........
284 syf.
Faruk Nafiz iyi bir hececi şair. Kitap, bütün şiirlerini ihtiva ediyor. Bazılarına aşinaydım zaten, Bizim Memleket, Sanat, Han Duvarları, Kıskanç... Bunlar üst düzey şiirler gerçekten. Bu kitapta Yerden Göğe'yi de keşfetmiş oldum.

Yalnız ela bir gözü yazacak mısralarım,
Yalnız siyah bir saçı elim tel tel sayacak.
Benden evvel hatıran varsa senin ağlarım,
Benim senden sonrası ömrümce olmayacak!

Ne senden gayrı kimsem... Ne benden gayrı kimsen.
Sen benden umacaksın, ben senden umacağım
Kollarımda gözünü açacaksın benim sen,
Ben senin dizlerinde gözümü yumacağım.
284 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Asrımız Türkçesini çok iyi kullanan,ve Türk milletinin meydana getirdiği dile şuurla sadık kalan,Ne doğu ne de batı edebiyatlarının özentisinde olmayan şair Faruk Nafiz'in " Han Duvarları " adlı şiir kitabı ( Memleket şiirleri,Aşk şiirleri ve Rubailer olmak üzere ) üç bölümden oluşuyor.
Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Nafiz Çamlıbel
Unvan:
Türk Şair, Siyasetçi, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 18 Mayıs 1898
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 8 Kasım 1973
Faruk Nafiz Çamlıbel (18 Mayıs 1898, İstanbul – 8 Kasım 1973, İstanbul), Türk şair, siyasetçi, öğretmen.

Hecenin Beş Şairi'nden biridir. TBMM’de VIII., IX., X.ve XI. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev yapmış bir siyasetçidir. En ünlü eseri, “Han Duvarları” adlı uzun şiiridir. Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazmıştır.

Hayatı

1898 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Orman ve Maadin Nezareti memurlarından Süleyman Nazif Bey, annesi Fatma Ruhiye Hanım’dır.

İlk ve orta öğretimini Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i Meşveret İdadisi’de tamamladı. Şiire çocuk yaşlarda başladı. Yazarın ifadesine göre ilk şiiri “Saat”, "Çocuk Dünyası" adlı bir dergide yayınlandı (1914).

Bir süre tıp öğrenimi gördükten sonra okuldan mezun olmadan ayrıldı ve gazeteciliğe başladı. 1917-1918’de Ati Gazetesi’nin yazı işlerinde çalıştı. 1922’de gazetenin temsilcisi olarak Ankara’ya gitti.

1922’de Kayseri Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Kayseri’ye yolculuğunu, “Han Duvarları” adlı uzun şiirinde anlattı. Şiiri, Osmanzade Hamdi Bey’e ithaf etti. Kayseri’de kaldığı iki yıllık dönemde Milli Mücadele’nin havasını çok yakından yaşadı. Geleceğin ünlü şairi Behçet Kemal (Çağlar) onun Kayseri Lisesi’nde öğrencisi oldu. Şair, Kayseri Lisesi’nin marşını da kaleme aldı.

1924’te Ankara Erkek Muallim Mektebi edebiyat öğretmenliğine geçti; ardından Ankara Kız Lisesi'de öğretmenlik yaptı. Ankara Kız Lisesi Marşı'nın güftesini yazdı. 1932’ye kadar yaşadığı Ankara’da cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etti. 1924’te “Çoban Çeşmesi”, 1928’de “Suda Halkalar” isimli kitapları yayınladı.

1928’de Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin başkanlığındaki “Şark Vilâyetlerini Tedkik Heyeti”'nde bulunarak Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum illerini ve dönüşte Kastamonu'yu gördü. Bu yolculuk, onun edebi yaşamında bir dönüm noktası oldu. Memleket şiirleri yazmaya yöneldi.

1931’de Ankara Kız Lisesi’nde coğrafya öğretmenliği yapan Azize Hanım ile evlendi. Bu evlilikten İsmet ve Yeliz adında iki çocuğu dünyaya geldi.

1932-1946 arasında İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. Vefa, Kabataş Lisesi ve Amerikan Kız Koleji edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. 1933’de Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini Behçet Kemal Çağlar ile birlikte yazım yaptı.

Ankara ve İstanbul’daki öğretmenlik yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler fıkralar yayınladı. Mizah dergilerinde “Deli Ozan” ve “Çamdeviren” takma adlarıyla mizahi manzumeler yazdı. 1946’da siyasete atıldı ve 1946'dan 27 Mayıs 1960'a kadar Demokrat Parti İstanbul milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı.

27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından tüm milletvekilleri ile birlikte kısa bir süre Yassıada'da, daha sonra da Celâl Bayar ve diğer DP milletvekilleri ile birlikte Kayseri Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kaldı. 16 ay sonra aklanarak serbest kaldı.

Serbest kaldıktan sonra siyasete dönmek istemedi. Son yıllarını Arnavutköy’deki evinde geçirdi. Yassıada’da arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı baskıyı “Zindan Duvarları” adlı bir şiir ile anlattı ve şiiri kitap olarak yayınladı. Eşinin ani ölümünün ardından çıktığı Akdeniz gezisi sırasında Samsun vapurunda Kaş - Fethiye arasında seyrederken 8 Kasım 1973 günü bir gezi sırasında hayatını kaybetti. Cenazesi, 11 kasım 1973’te Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Öğretmenlik yaptığı Kabataş Lisesi’nde 2005 yılında Faruk Nafiz Çamlıbel adına bir müze açılmıştır.

Edebiyat yaşamı

İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazdı. Cenap Şahabettin ve özellikle Yahya Kemal'in etkisinde kaldı. “Edebiyat-ı Umumiye” dergisi’nde yayımlanan “Şarkın Sultanları” şiiri, edebiyat çevresinde kendisine yer açmasını sağlayan ilk ürünü oldu. Aruzla yazdığı şiirlerini 1918’de “Şarkın Sultanları”, 1919’da “Dinle Neyden” ve “Gönülden Gönüle” adlı kitaplarında topladı. Sonralarıysa aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü ve Türkçenin yalınlaşması, yabancı kelimelerden ve kalıplardan uzaklaşılması düşüncesini benimsedi. Şiirlerinde hecenin Özellikle 7+7 kalıbına bir ses zenginliği kazandırdı. Milli edebiyatın oluşabilmesi, geliştirilebilmesini misyon edindi ve Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ile birlikte türk edebiyat tarihinde “Beş Hececiler”’den biri olarak anılır oldu:

Sanatçı, halkın yaşantılarından çıkardığı konuları yine halkın söyleyiş ve nazım biçimleriyle dile getirir. Yepyeni görüşler getiren ünlü "Sanat" şiiri, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir. Batı etkilerine kapalı, Türk halk şiirine açık bir tutum içindedir.

Şiirlerinde ele aldığı başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır. 1918-1930 arasında edebiyatın tek kuvvetli aşk şairi olarak tanınmıştır. Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konuları ve hayatları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır. Yolcu ile Arabacı şiirindeki yolcuyu ruha, arabacıyı bedene benzettiği örneklerdeki gibi başarılı teşbihleriyle tanınır.

Şiirin yanı sıra, yurt ve ulus sevgisini işlediği veya toplumsal gerçeklere yöneldiği oyunlar da yazdı.

1933 yılında Kayseri Lisesi’nden öğrencisi Behçet Kemal ile birlikte yazdığı sözler, Cemal Reşit Bey tarafından bestelendi ve eser, cumhuriyetin 10. yıl kutlamaları için düzenlenen marş yarışmasını kazandı.

Yazarın tek romanı, 1936’da yayımlanan “Yıldız Yağmuru”dur. Bu romanında şair Şuküfe Nihal Hanım’a aşkını anlattığı düşünülür.

Eserleri
Şiirleri

Çoban Çeşmesi
Dinle Neyden
Gönülden Gönüle
Bir Ömür Böyle Geçti
Suda Halkalar
Han Duvarları
Zindan Duvarları
Şarkın Sultanları
Mustafa Kemal
Son Aşık

Tiyatro oyunları

Canavar O gün(1925)
Akın (1932)
Özyurt (1933)
Kahraman (1938)
Yayla Kartalı (1945)
İlk Göz Ağrısı
Hudekoğlu

Roman

Yıldız Yağmuru
Ayşe'nin Doktoru (1949)

Mektep temsilleri

Bir Demette Beş Çiçek (1933)
Yangın (1934)

Belki Birgün (1946)

Yazar istatistikleri

  • 232 okur beğendi.
  • 912 okur okudu.
  • 33 okur okuyor.
  • 357 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları