Faruk Ulay

Faruk Ulay

YazarTasarımcı
7.7/10
105 Kişi
·
368
Okunma
·
6
Beğeni
·
1098
Gösterim
Adı:
Faruk Ulay
Unvan:
Grafik tasarımcı
Doğum:
İstanbul, 1957
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.
Çırpındıkça batıyoruz. Bizimle birlikte bütün güzel kuleler, yaşlı başlı ağaçlar. Elimizin değdiği her şey. Uçmakta zorlanan kuşlara konacak bir dal bile bırakamıyoruz. Çok ama çok üzgünüz.
Faruk Ulay
Sayfa 43 - Notos Kitap
Dertlerimiz artmakta. Dişetlerimiz kanıyor. Burnumuzda hep bir yanık kokusu. Kokuyu gizlesin diye dişlerimizi mentollü macunlarla fırçalıyoruz. Nereye gitsek ceplerimizde sert kıllı diş fırçaları.
Faruk Ulay
Sayfa 38 - Notos Kitap
Sınıfta çıt yoktu. Korkulu öğretmenin sorusu bekleniyor. Bir kız öğrenci fenalaşıyor. Bir başkası defterinden yırttığı sayfayı kemiriyor. Soru geliyor: "Size soru sorma şansı versem bana ne sorardınız?" Fenalaşmış kızın sıra arkadaşı,"Öğretmediğinizde ne yaptığınızı sormak isterdim ben şahsen." diyor. "Elleriniz neden hep arkanızda diye sorardım." diyor güç duyulur bir ses. "Sizden neden korkuyoruz?" diye soruyor iriyarı çocuk. "Bu kadar yeter. Şimdi sıra bende," diyor öğretmen. "Hayır," diyor öğrenciler, "Bugün sıra bizim. Biz soracağız." Fenalaşmış kız sorma şansını yakalayamıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 61 - Notos Kitap
Kır çiçekleri demetleşmeye gelmiyor. Erkekler birer sinir küpü. Evlilikler daha ilk haftadan sarsıntıda. Arsalarda açık bırakılmış kireç kuyuları insan bekliyor.
Faruk Ulay
Sayfa 15 - Notos Kitap
Ölenlerden kalanları satarak geçinenlerin yeni sıfatı antikacı. Satılan mallardan kimlerin öldüğünü anlayabiliyoruz. Malları alan bizleriz. Antikacılar ölümle aramızı bulmakta yardımcı.
Faruk Ulay
Sayfa 33 - Notos Kitap
Ne zaman tomruk taşıyan bir kamyona rastlasak cebimizdeki kâğıtlar yeşeriyor. Onları bırakacak bir orman bulmak artık olanaksız. Sigaralarımızı kibritle yaktığımızda parmaklarımız kıymıklanıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 35 - Notos Kitap
Aramakla bulunabilen birşey var mı? Uyku aramaya gelir mi? Bulunanın aranan olmadığı anlaşıldığında aranana bulunmuş gözüyle bakılabilir mi? Bir bulunan bir bulunmayanın yerini alabilir mi? Alırsa arananın bulunmasına yol açabilir mi? Bulunanlardan başlayarak bulunmayana varılabilinir mi? Bir son mudur bulamamak? Aramakla bulunamayacağını belirten bir son mudur yoksa yeni bir aramanın başlangıcı mıdır? Bu arada... Aranan nedir? Onca arama neyin arandığını unutturabilir mi? Yaşamayı uzatır mı aramak? Çok arayan çok bulabilir mi yoksa uzun yaşadığıyla mı kalır? Aranan bulunamadıktan sonra neden uzun yaşamak istenir? Ne istenir yaşamdan; bulunmayanın nerede olacağına değgin bir ipucu vermesi mi? İpuçları bir sona ulaştırır mı arayanı? Son?... En son aranan, son aranması gereken nedir? Son aranan ve bulunamayacak olan?...
Faruk Ulay
Yapı Kredi Yayınları
Meydanlar insan almıyor. Asık yüzlerin düşmesi bekleniyor. Saçlar ağarık. Gözlerin köşelerinden şakaklara doğru uzayan acı izleri. Hava buz gibi. Seyyar çay ocakları para kırıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 34 - Notos Kitap
Nostaljik anımsamalar para harcatıyor. Horozşekerlerinin de tarih olduğunu unutabilmek için çocuklarımıza timsah markalı kazaklar alıyoruz. Akıl yürütme gücümüz belleğimizle alay ediyor.
Faruk Ulay
Sayfa 37 - Notos Kitap
Sözcüklerin gerçekleri saklamak için icat edildiğinden eminiz artık. Gerçeklerin sayısı arttıkça dil de zenginleşiyor. Bakışlarla konuştuğumuzda çıplaklığımız belli oluyor.
Faruk Ulay
Sayfa 18 - Notos Kitap
256 syf.
·3 günde·7/10
bes yazarin farkli zamanlarda bi kitap olusturmus olmasi, kitabin geriye donulup herhangi bi duzenleme yapilmadan yayinlanmasi fikirleri hosuma gitmis olsa da, bundan kaynakli kurguda ve usluptaki kopukluklar biraz uzdu acikcasi. ozellikle pinar kur'un kitabin belki de en can alici yerinden baslayip surukledigi finalin tatmin etmeyisi ve kendi kisminda zehra'yi dusuncesiz ve hircin bi kiza cevirmesi kitaba yonelik gordugum goze carpan tek eksiklik. onun disinda ne kurguda ne de diger yazarlarin uslubunda bi eksiklik hissetmedim, iki gunde okuyup bitirebildigim ve bazi cumleleriyle beni etkileyen bi kitapti. okunabilir.
256 syf.
·5 günde·3/10
Öncelikle kitaba büyük heveslerle başladım . Projenin yapılış fikri çok hoşuma gitti lakin daha en başından kitap biraz kendinden soğuttu beni Murathan Muganın oluşturduğu çatı hoşuma gitmedi eğer bi kitaba en başından alışamadıysam devamı gelmez Benin için, ama diğer dört yazarın daha oluşu hızlı hızlı okuttu kendini bana Faruk ulay ve Celil okerlu bölümleri o kadar beğenerek okudum ki .. amaaaaa gelgelelim dört yazarın ilmek ilmek işlediği işi, o güzelim güçlü karakteri bir kalemde ergen bir kıza bağlayan Pınar kür sana çok küfür ettim bilmiş ol. Bu kitabın en büyük eksisi benşm için Pınar kür ün aşırı ergence ve o öyle değildi böyleydi finali oldu . Üzüldüm
256 syf.
·Puan vermedi
beş yazardan bir roman çıkarma fikri hoşuma gitti. başarılı bir çalışma olmuş. sırf üzerinde uğraşılmış bir kitap olduğu için dahi okumaya değer..

gel gelelim, murathan mungan'ın başarılı girişiyle okuyucuyu olayın içine çekişinden sonra,
faruk ulay'ın anlatımı beni çok darladı.. hele ki pınar kür'ün özensiz sonu kitabın finalinden soğuttu..
elif şafak ise, dünya umrumda değil ben kafama göre yazarım demiş ve benden öncekiler ne yazmış, benden sonrakiler nası devam eder çabası içine girmemiş.. isimsiz verilseydi o kısım, sırf feminizm vurgularından dolayı bile, evet burayı elif şafak yazmış diyebilirdim.. celil oker de kendi çizgisinden çıkmamış ve polisiye kısmından yürürüm ben diye düşünmüş sanırım..

dediğim gibi sonu çok tatmim etmese de, okumaya değer bir kitap.
sırf bu kadar değerli edebiyatçıları buluşturduğu için bile okunabilir..
256 syf.
·Puan vermedi
Beş farklı yazarın farklı zamanlarda yazdığı, birbirinin devamı niteliğinde bir roman. Basit bir kurgu, basit bir anlatım. Okuyup sadece bitsin diye uğraştığım kitap.
256 syf.
Bir proje sonucu beş yazarın belli kurallar dahilinde oluşturduğu bir kitap Beşpeşe. Proje kurucu Bülent Erkmen. Teklif götürdüğü yazarların yazım sırasını da kendisi belirlemiş. Bülent Erkmen eserle ilgili olarak ; "Her yazar kendisi neyse o olsun. Kendisini kendisi yapan edebi özellikleri bu kez bu yapı içerisinde kursun istedim." demiş.

Yaklaşık her yazar elli sayfa kadar yazmış. Bu kitabı okumak istememin sebebi bu farklılığı görmekti. Bu bir ders niteliğinde bir roman bu bana göre.

Her yazar kendi benliğini katmış. Yazım tekniklerinden tutun da özel cinsel tercihlere kadar. Zaten yazarı okumak onu tanımak gibi bir şey her şeyiyle. Yazarın içini görmek. Yazan insan da kendi içini gösterir bundan kaçış yok. Çoğu hayal olsa da gerçeklerden kaçış olamaz.

Yaşama ve insana dair tespitler ve bir çok tahliller vardı kitapta bu net. Kurgu iyiydi, nasıl toparlanacak diye düşünürken Pınar Hanım güzel toparladı.

Bu süreci bir yolculuğa benzettim ben. Murathan Mungan oldukça hızlı bir giriş yapıyor. Diğer yazarları gözeterek yapıyor bunu, onlara bol bol malzeme verecek bir konuyu seçiyor. Sanat ile olaya girişi yine kendine has bir özellik. Faruk Ulay'da biraz duraklama söz konusu. Elif Şafak'ta ise keskin bir viraj hissi var. Ve yine konuşturuyor kalemini. Celil Oker ile bir ormanlık alan ya da tünel içi yolculuk. Daha açık ve saydam bir hava var. Pınar Kür'de ise toparlanın son durağa geldik havası var. En zor iş ilk ve son yazarın bana göre.

Bir de yamalı bohçaya benzettim. Yazarlar romanı diğerinin bitirdiği yerden alıyor gibi gözükse de hepsi ayrı bir roman yazıyor gibi olmuş. Bu da çok doğal tabi ki beş farklı üslup ve birikim var.
256 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım bir kitaptır... Tabiki ilgimi çeken en önemli kısmı beş farklı yazarın önce yazılanları hiçbir değişiklik yapmadan yazmasıdır. Olay örgüsü de fena değildi. Her bir yazar kendi bakış açısını olayın içine katınca farklı bir eser ortaya çıkmış.
256 syf.
·7 günde·5/10
Kitap 5 yazarın, her birinin bir bölümünü anlattığı ve herkesin kendinden öncekine katkıda bulunarak devem ettirdiği bir kitap olmuş. Her bir yazar kahramanlardan birine ağırlık veriyor ve onları Analiz edip anlatıyor. Kitapta üslup ve akıcılığı en güzel olan ven göze çarpan Elif Şafak ve daha sonra Pınar Kür geliyor. Yazaralardan biri Zehra baskarakterinin sevgilisi Rıdvan'ı merhametli ve sevecen aşk dolu gösterirken biri tamamen çıkarcı çirkin aptalca ve beceriksiz göstermiş, biri Zehra yi masum bir kız gibi gösterirken sonda Zehra herkesten nefret eden insanlara güvenmeyen bir şekilde ele almış. Kitabı bir bütün ele alacak olursak başarılı sayılır ama konu çok basit ve okuyana nerdeyse hiç bir şey katmayan bir kitap gibi geldi bana. Tabi benin bu kitaptan aldığım şey bu. Bakalım si nasıl bulacaksınız...
256 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitabı bir proje olarak yorumlamak pek doğru değil gibi hissettirse de bir proje "roman" aslında. Ilk defa böyle bir roman okudum ve iyi ki de okudum!
Hikayeye başlama, karakterin ve hikayenin çatısını kurma zorluğu Murathan Mungan'a düşmüş ve o da bir çocuk oyunu yerleştirmiş hikayeye. Sakin sakin hikayeye girerken siz beklenmedik bir virajla hikaye bir diğer yazara teslim ediliyor! Hadi bakalım derken Bambaşka bir üslupla yeni virajlara giriyorsunuz. Ilk defa okuduğum iki yazar vardı roman yazarları arasında: Faruk Ulay Kasım ve Celil Oker. Üslupları farklı, rahat ama sizi hikayeden koparmayacak kadar da hikayeye hakimlerdi. Beni en çok yoran Elif şafak oldu. Hareketli anlatımlardan sonra şafak Zehra'nın iç Dünyasına dalıyor ki dalıyor ve yoruyor sizi, yine de o da bir viraj dönerken teslim ediyor hikayeyi Celil Oker'e. Tüm yazarlar kendilerine ayrılan bölümlerin sonlarına doğru diğer yazara zorlu bir top atıyor ve her yazar da bunun altından başarı ile kalkıyor! Hele de Pınar Kür! Türlü türlü yollardan geçen hikayeyi toparlayışı ve sunuşu o kadar naif ve özenli ki! Aslında herşey basit ama yol çok dikenli hayatlarımızda diyor ve bitiriyor sanki!
Bu kadar yorumdan sonra özetle: bu farklı deneyimi tüm kitap severler tatmalı!
256 syf.
·4 günde·7/10
Daha evvel de denildiği gibi kitap beş yazarın devamını getirerek kurdukları bir hikayeden oluşuyor. Murathan Mungan'ın başlattığı gayet şahane bir kurguyu sonraki yazarlar kendi üslupları ile devam ettirmeye çalışmış olup Pınar Kür ile noktayı koymuşlar. Ben kitaptan çok sıkıldım. Sanki her yazar konuyu daha da karmaşıklaştırmış ve kafalarındaki sona göre yazmışlar ve bu okuyucuda karmaşaya yol açmış. Belki de seçilen yazarlar çok yanlıştı bilemiyorum. Hele ki Pınar Kür'den beklediğim o sürpriz son yerine basitleştirilmiş yani hiçbir şey olmayan bir son hiç beklemiyordum. Hayal kırıklığım anlatılamaz.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Beş farklı yazarın yazdığı, birinin bıraktığı yerden diğerinin öyküyü devraldığı bir eser Bespeşe. Farklı bir okuma deneyimi edinmek isteyenlere önerilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Ulay
Unvan:
Grafik tasarımcı
Doğum:
İstanbul, 1957
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 368 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 237 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.