Faruk Ulay

Faruk Ulay

7.2/10
40 Kişi
·
158
Okunma
·
4
Beğeni
·
951
Gösterim
Adı:
Faruk Ulay
Unvan:
Grafik tasarımcı
Doğum:
İstanbul, 1957
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.
Çırpındıkça batıyoruz. Bizimle birlikte bütün güzel kuleler, yaşlı başlı ağaçlar. Elimizin değdiği her şey. Uçmakta zorlanan kuşlara konacak bir dal bile bırakamıyoruz. Çok ama çok üzgünüz.
Faruk Ulay
Sayfa 43 - Notos Kitap
Dertlerimiz artmakta. Dişetlerimiz kanıyor. Burnumuzda hep bir yanık kokusu. Kokuyu gizlesin diye dişlerimizi mentollü macunlarla fırçalıyoruz. Nereye gitsek ceplerimizde sert kıllı diş fırçaları.
Faruk Ulay
Sayfa 38 - Notos Kitap
Sınıfta çıt yoktu. Korkulu öğretmenin sorusu bekleniyor. Bir kız öğrenci fenalaşıyor. Bir başkası defterinden yırttığı sayfayı kemiriyor. Soru geliyor: "Size soru sorma şansı versem bana ne sorardınız?" Fenalaşmış kızın sıra arkadaşı,"Öğretmediğinizde ne yaptığınızı sormak isterdim ben şahsen." diyor. "Elleriniz neden hep arkanızda diye sorardım." diyor güç duyulur bir ses. "Sizden neden korkuyoruz?" diye soruyor iriyarı çocuk. "Bu kadar yeter. Şimdi sıra bende," diyor öğretmen. "Hayır," diyor öğrenciler, "Bugün sıra bizim. Biz soracağız." Fenalaşmış kız sorma şansını yakalayamıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 61 - Notos Kitap
Kır çiçekleri demetleşmeye gelmiyor. Erkekler birer sinir küpü. Evlilikler daha ilk haftadan sarsıntıda. Arsalarda açık bırakılmış kireç kuyuları insan bekliyor.
Faruk Ulay
Sayfa 15 - Notos Kitap
Ölenlerden kalanları satarak geçinenlerin yeni sıfatı antikacı. Satılan mallardan kimlerin öldüğünü anlayabiliyoruz. Malları alan bizleriz. Antikacılar ölümle aramızı bulmakta yardımcı.
Faruk Ulay
Sayfa 33 - Notos Kitap
Ne zaman tomruk taşıyan bir kamyona rastlasak cebimizdeki kâğıtlar yeşeriyor. Onları bırakacak bir orman bulmak artık olanaksız. Sigaralarımızı kibritle yaktığımızda parmaklarımız kıymıklanıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 35 - Notos Kitap
Meydanlar insan almıyor. Asık yüzlerin düşmesi bekleniyor. Saçlar ağarık. Gözlerin köşelerinden şakaklara doğru uzayan acı izleri. Hava buz gibi. Seyyar çay ocakları para kırıyor.
Faruk Ulay
Sayfa 34 - Notos Kitap
Nostaljik anımsamalar para harcatıyor. Horozşekerlerinin de tarih olduğunu unutabilmek için çocuklarımıza timsah markalı kazaklar alıyoruz. Akıl yürütme gücümüz belleğimizle alay ediyor.
Faruk Ulay
Sayfa 37 - Notos Kitap
Aramakla bulunabilen birşey var mı? Uyku aramaya gelir mi? Bulunanın aranan olmadığı anlaşıldığında aranana bulunmuş gözüyle bakılabilir mi? Bir bulunan bir bulunmayanın yerini alabilir mi? Alırsa arananın bulunmasına yol açabilir mi? Bulunanlardan başlayarak bulunmayana varılabilinir mi? Bir son mudur bulamamak? Aramakla bulunamayacağını belirten bir son mudur yoksa yeni bir aramanın başlangıcı mıdır? Bu arada... Aranan nedir? Onca arama neyin arandığını unutturabilir mi? Yaşamayı uzatır mı aramak? Çok arayan çok bulabilir mi yoksa uzun yaşadığıyla mı kalır? Aranan bulunamadıktan sonra neden uzun yaşamak istenir? Ne istenir yaşamdan; bulunmayanın nerede olacağına değgin bir ipucu vermesi mi? İpuçları bir sona ulaştırır mı arayanı? Son?... En son aranan, son aranması gereken nedir? Son aranan ve bulunamayacak olan?...
Faruk Ulay
Yapı Kredi Yayınları
Sözcüklerin gerçekleri saklamak için icat edildiğinden eminiz artık. Gerçeklerin sayısı arttıkça dil de zenginleşiyor. Bakışlarla konuştuğumuzda çıplaklığımız belli oluyor.
Faruk Ulay
Sayfa 18 - Notos Kitap
Öncelikle kitaba büyük heveslerle başladım . Projenin yapılış fikri çok hoşuma gitti lakin daha en başından kitap biraz kendinden soğuttu beni Murathan Muganın oluşturduğu çatı hoşuma gitmedi eğer bi kitaba en başından alışamadıysam devamı gelmez Benin için, ama diğer dört yazarın daha oluşu hızlı hızlı okuttu kendini bana Faruk ulay ve Celil okerlu bölümleri o kadar beğenerek okudum ki .. amaaaaa gelgelelim dört yazarın ilmek ilmek işlediği işi, o güzelim güçlü karakteri bir kalemde ergen bir kıza bağlayan Pınar kür sana çok küfür ettim bilmiş ol. Bu kitabın en büyük eksisi benşm için Pınar kür ün aşırı ergence ve o öyle değildi böyleydi finali oldu . Üzüldüm
Bu kitabı bir proje olarak yorumlamak pek doğru değil gibi hissettirse de bir proje "roman" aslında. Ilk defa böyle bir roman okudum ve iyi ki de okudum!
Hikayeye başlama, karakterin ve hikayenin çatısını kurma zorluğu Murathan Mungan'a düşmüş ve o da bir çocuk oyunu yerleştirmiş hikayeye. Sakin sakin hikayeye girerken siz beklenmedik bir virajla hikaye bir diğer yazara teslim ediliyor! Hadi bakalım derken Bambaşka bir üslupla yeni virajlara giriyorsunuz. Ilk defa okuduğum iki yazar vardı roman yazarları arasında: Faruk Ulay Kasım ve Celil Oker. Üslupları farklı, rahat ama sizi hikayeden koparmayacak kadar da hikayeye hakimlerdi. Beni en çok yoran Elif şafak oldu. Hareketli anlatımlardan sonra şafak Zehra'nın iç Dünyasına dalıyor ki dalıyor ve yoruyor sizi, yine de o da bir viraj dönerken teslim ediyor hikayeyi Celil Oker'e. Tüm yazarlar kendilerine ayrılan bölümlerin sonlarına doğru diğer yazara zorlu bir top atıyor ve her yazar da bunun altından başarı ile kalkıyor! Hele de Pınar Kür! Türlü türlü yollardan geçen hikayeyi toparlayışı ve sunuşu o kadar naif ve özenli ki! Aslında herşey basit ama yol çok dikenli hayatlarımızda diyor ve bitiriyor sanki!
Bu kadar yorumdan sonra özetle: bu farklı deneyimi tüm kitap severler tatmalı!
Beş yazarın birbirinin yazdıklarını izleyerek oluşturdukları bir kitap olduğu için merak ederek okudum.Yazarların hepsi kendi alanında güçlü kalemler.Ama birlikte istenen tadı bulamadım.Belki beklentim yüksekti,bilemiyorum.Ancak bende hiç iz bırakmadı.Bu kitabı oluşturan yazarları sanırım kendi başlarına yazdıkları kitaplarda değerlendirmek daha doğru.Bu kitap bende içmeyi hiç sevmediğim meyve kokteyli hissi uyandırdı.Ancak hiçbir kitaba ve emeğe saygısızlık etmek istemem.Belki Boğa burcu olmam nedeniyle herşeyi sek içmeyi tercih ettiğimden beğenemedim.
Daha evvel de denildiği gibi kitap beş yazarın devamını getirerek kurdukları bir hikayeden oluşuyor. Murathan Mungan'ın başlattığı gayet şahane bir kurguyu sonraki yazarlar kendi üslupları ile devam ettirmeye çalışmış olup Pınar Kür ile noktayı koymuşlar. Ben kitaptan çok sıkıldım. Sanki her yazar konuyu daha da karmaşıklaştırmış ve kafalarındaki sona göre yazmışlar ve bu okuyucuda karmaşaya yol açmış. Belki de seçilen yazarlar çok yanlıştı bilemiyorum. Hele ki Pınar Kür'den beklediğim o sürpriz son yerine basitleştirilmiş yani hiçbir şey olmayan bir son hiç beklemiyordum. Hayal kırıklığım anlatılamaz.
çok keyifli bir kitap. Acaba bir sonraki yazar ne yazdı? Nasıl yazdı? derken çok çabuk bitirmiştim. Pınar kür e bir kez daha hayran oldum.
Diğer kitaplardan farklı bir çalışma olmuş. Her yazar diğerinin bıraktığı yerden hikayeyi anlatmaya devam ediyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Ulay
Unvan:
Grafik tasarımcı
Doğum:
İstanbul, 1957
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 158 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 159 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.