Giriş Yap

Faruk Ulay

Yazar
Tasarımcı
7.3
149 Kişi
Unvan
Grafik tasarımcı
Doğum
İstanbul, 1957
Yaşamı
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.

İncelemeler

Tümünü Gör
682 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Akıyor
Kitabı beğendiniz mi? Diğer okurlara tavsiye eder misiniz? Her ikisine de evet evet diyerek başlamak istiyorum incelememe. Bu kitabı bana bir arkadaşım önermişti. Okurken sürekli iyi ki önermiş dediğim bir kitap oldu. Kitabın formatı biraz farklı. 5 yazar sırayla birbirinin romanını devam ettirerek yazmışlar. Murathan Mungan’ın Eylül 2002’de başlattığı romanı Pınar Kür Ocak 2004’te bitirmiş. Yazar sıralaması ise şu şekilde:
Murathan Mungan
-
Faruk Ulay
-
Elif Şafak
-
Celil Oker
-
Pınar Kür
. Ama hiçbir yazar birbirinin yazdığı kısma müdahale etmemiş ve bir yazar kendi bölümünü bitirip diğer yazara verdikten sonra yazılmış bölümler üzerinde herhangi bir düzenleme yapılmamış (bu bilgi kitabın en sonunda özellikle yazılmış). Bir de kitabın diğer basımını bilmiyorum ancak bu basımında bir sayfa yazı - bir sayfa boşluk şeklinde ilerlediği için kitap aslında sayfalarda yazdığı gibi 677 sayfa değil 338 sayfa. Zaten yaptığım alıntıların hepsinin sayfa sayısının tek sayı olması garip olurdu öyle değil mi :) bunun sebebi çift sayı olan sayfaların boşluk olması. Gelgelelim ihtivasına… Spoiler yok :) Başrol’de Zehra var. Zehra’nın annesi Zehra henüz küçükken balkondan atlıyor/düşüyor/itiliyor (kitabın sonuna kadar burası muamma). Zehra’nın kişiliğini, duygularını, hayatını epey etkiliyor bu olay pek tabii. Annesinin ölümü üzerine, Zehra’nın annesiyle küs olan İstanbul’un soylu cemiyetlerinde yetişmiş köşk zengini anneannesi; Zehra’nın sık sık köşke kendisini ziyarete gelmesini babasıyla görüşüyor. Böylece Zehra’nın o zamana kadar bir kez dahi görmediği anneannesinin köşküne gitme dönemi başlıyor. Zehra büyüyor. Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar’ında Tiyatro eğitimi alıyor. Hayatının bu döneminde Fatin Bey’i, Rıdvan’ı, Fırat’ı tanıyor. Bu kişiler Zehra’yı annesinin ölümünü tekrar kurcalaması yoluna itiyor. Babasıyla ilişkisini sorgulatıyor. Herkesin dikkatini çeken fazla güzelliği olayların seyrini de etkiliyor pek tabii. Kitap başrolün etrafındaki kişileri tek tek ele alarak ilerliyor. Sanki roman karakterleri yuvarlak bir masada oturmuşlar. Masanın ortasında kamera, Zehra ayakta her birinin yanına giderken kamera da Zehra’yı takip ediyor. Yazarların bölümlerine mercekle bakacak olursam da şunu söyleyebilirim ki, her yazar kendi bölümünde bi olay veya kişi patlatmak istemiş. Bunun sebebi bir sonraki yazara malzeme çıksın diye mi yoksa “bak benim bölümüm de boş geçmedi” demeleri mi bilemiyorum ama sanki bir kombin yapılmış, kombinin her bir parçasını bir yazar seçmiş ve hepsi de seçerken “ay dur benim parçamda kendini gösteren bir detay olsun” düşüncesiyle hepsi de bir tarafında neon bir kumaş bulunan kıyafet seçmiş gibi. Ama neyse ki bir yazar neon parça, bir yazar leopar desenli parça, bir yazar deri parça içeren kumaş seçmemiş ki bir uyumsuzluk söz konusu değil. Bir de şaşırdığım bir kısım olmuştu onu belirtmeden geçmek istemiyorum. Murathan Mungan’dan Faruk Ulay’a geçiş o kadar yumuşaktı ki kitap belirtmese Murathan Mungan devam ediyor sanardım. -SPOİLER- Üstelik kitap içerisindeki seksek, satranç, tiyatroyla hayat arasında kurulan ilişkiler üzerinde 5 yazarın birleşmiş olması şaşırtıcı. Taş bebek, şehir manzarası, evdeki kedi sayısı, Zehra’nın koku hassasiyetleri (Elif Şafak), yazarların “yazar milleti”ne yaptıkları göndermeler, bir romanın yazım aşamasından bahsetmesi (Celil Oker) hoşuma giden ve aklımda kalan kısımlar. Yalnız Zehra’yı önce hamile yapmaya çalışan yazarın ardından diğer yazarın “hayır hamile falan değilmiş” diyerek kendinden önceki yazara “ne saçmalamışsın, anca böyle toplayabildim bak” der gibi agresif şekilde U dönüşü yaptırması absürt geldi. Yani bence de hamile olmamalıydı ama yazar artık hamile yapmış sonuç olarak ne gelir elden? Mecbur ya kürtaja göndereceksin (ki Rıdvan zaten kürtaj sahnesini hayalinde oluşturuyor) ya düşük yapacak vs. Zorlama olmuş Zehra’nın hamileliğini yok etmek.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
256 syf.
·
Puan vermedi
Bir tiyatro öğrencisi olan Zehra’nın annesi yıllar önce balkondan düşerek ölmüştür. Annesinin intihar mı cinayet mi olduğu anlaşılamayan ölümü Zehra’nın içinde çözülemeyen bir muamma olarak kalmıştır. Zehra’nın sevgilisi Rıdvan bu ölümle ilgili bir polisiye roman yazmaya niyetlenir. Murathan Mungan kitabın ilk bölümünde, Zehra’nın iç dünyasını ve çevresindeki karakterleri ustalıkla anlatmış ve hikâyeyi yeni bir karakterden söz ederek bırakmış. Faruk Ulay’ın bölümünde Fırat isimli bu karakterle Zehra’nın görüşmesi anlatılıyor. Üçüncü bölümde Elif Şafak, Zehra’yı annesinin öldüğü apartmanda bir araştırmaya sürüklüyor. Dördüncü bölümde Celil Oker kendisinden önceki iki bölümde ihmal edilen Rıdvan’ın polisiye roman yazma çabasını anlatıyor. Ve son bölümde Pınar Kür muammayı mantıklı bir çözüme kavuşturmaya çalışıyor. Ne var ki polisiye açısından bakılınca Beşpeşe bekleneni veremiyor. Bir kere ilk bölümde Zehra’nın annesinin ölümü sırasında evde yabancı bir erkeğin görülmesi, tam o sırada Zehra’nın babasının apartmana girmiş olması gibi ayrıntılar bize burada bir cinayet olayı gerçekleştiğini ima edip hikâyenin sonunda bu cinayetin çözüleceğini vaat ediyor. Ancak yazarların çoğunun türe uzak oluşu konunun polisiyeden uzaklaşmasına neden olmuş ve sonda bazı muammalar çözülse de bu vaat gerçekleşmemiş. Ben şahsen romanın finalini Celil Oker yazsaydı nasıl olurdu acaba diye düşünmeden edemedim. Yine de edebiyatımızda örneği az bulunması yönüyle Beşpeşe dikkate değer bir çalışma.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42