Fatma Çolak

Fatma Çolak

YazarÇevirmen
8.1/10
78 Kişi
·
86
Okunma
·
2
Beğeni
·
1142
Gösterim
Adı:
Fatma Çolak
Unvan:
Türk Şair,Yazar
Doğum:
30 Eylül 1977
Şair. 30 Eylül 1977 doğumlu. ODTÜ Biyoloji Bölümü mezunu. Şiirleri Ay Vakti, Dergâh, Kırklar, Yolcu ve Vuslat dergilerinde yayımlandı. İkinci kitabının kapağında şu tanıtım yer aldı:
"Dizelerin aralarında gezinen kuşlar, atlıkarıncalar, erguvanlar, yıllanmış yaralar, ağaçlar, yağmurlar, rüzgârlar, anılar, rüyalar; şairin kalbinden çıkıp okurun kalbine dokunuyor, ruhunda yeni kapılar, yeni yaralar açıyor.”
ESERLERİ (Şiir):
Fe Şiirleri, 2005), Su Güncesi (2010)
oysa ilkel bir yüreğim var demiştim sana.
saten örtülerin zarif kıvrımlarını okşamaktansa,
yırtmayı tercih ederim onları, yırtıp
yaralı bir mahkuma sargı bezi yapmayı mesela..
Gitmeli dedi adam kadına.
Bağrına basarak uzun, eski ve soğuk bir geceği.
Bir roman okudum dersin, kötü sonla biter hani Bazıları bazılarının sonu yoktur hatta.
Bir bulut yetsede rüyalarına ayrılıklar, yetmediğinde şehrin sahaflarına gemiler demir atsa da bir romandır sessiz biten çoğumuzun hayatı.
kar yağıyor geceden
dağıtıp perçemini
şehir boyna susuyor
duyulmuyor can havli

kar yağıyor geceden
parmak uçları sıcak
öpülünce ağlıyor
ayrılığı anarak
280 syf.
·Puan vermedi
TOPLUMUN AHLAKA AYKIRI SAYDIĞI KİTAPLAR, TOPLUMA KENDİ AYIBINI GÖSTEREN KİTAPLARDIR..

Hedonist yaşam tarzı, estetiğe ve zevke düşkünlüğü ile döneminin en zeki ve entellektüel sanatçılarından biri olan Oscar wilde, katı ve muhafazakar bir devir olan Viktorya çağı ingilteresinde öyle bir kitap yayınladı ki, üzerinde güneş batmayan imparatorluktaki tüm ahlak anlayışı yeniden sorgulandı. Ahlaksızlığı yücelttiği düşünülen kitap yüzünden oscar wilde, başta yüce kraliçe ve sanat camiası olmak üzere tüm britanyada tepki topladı.

KRALİÇE HİÇBİR ŞEYİ AFFETMEZ!

Kitap kurguda “lanet” temasının odağında olduğu gibi aynı zamanda hikayedeki lanetini yazarı oscar wilde’a da bulaştırıyor ve ününe ün servetine servet katmasına karşılık yayınlandığı günden ölümüne dek oscar’ın peşini bırakmıyordu. Haftalık mecmualardaki köşe yazılarında sık sık ingilterenin iki yüzlü ahlak anlayışı ve kraliçeyi dengesiz yönetimine dem vuran ve kraliyetin sinsi gözlerinin radarına giren oscar, dorian gray’in portrei ile kum saatini tersine çeviriyordu. Tahtının ufak bir sarsılmasına dahi katlanayamayan kibirli kraliçe istese bir gecede oscar’ı ortadan kaldırabilirdi, ama oscar’ı efsaneleştirmek yerine zalimce bir yola başvurdu! Oyunlarında ve kitaplarında sık sık bahsettiği gibi gerçek hayatında da muazzam bir ihanete uğrayan oscar Önce reading zindanlarında ( ki burda genelde idam mahkumları kalır) 2 yıllık ağırlaştırılmış kürek cezasını çarptırıldı, önce itibarını servetini ve tüm ailesi, dostları hatta soyadını bile kaybeden oscar, tahliyesinden kısa bir süre sonrada sağlığını kaybetmiş, göç etmek zorunda olduğu paristeki ucuz bir otel odasında beş parasız ve sefil bir halde ölü olarak bulunmuştur.

TIPKI DORİAN GRAY GİBİ HİÇ YAŞLANMAYAN KİTAP!

Yayınlandığı 1890 yılından 2019 yılına kadar kadar tam 139 yıldır popülaritesini hiç kaybetmeyen kitabın değeri yıllar geçtikçe daha çok anlaşılıyor ve gitgide daha da geniş kitlelere yayılıyor.

KİTAP OKURA NE VERİYOR?

Muhteşem bir dil zenginliği ve aforizmalarla dolu olan kitap, harika bir hikaye ve çarpıcı karakterlerle birlikte insan ruhunun karanlığını gün yüzüne çıkarıp benliğimizde baskılanan tutku ve arzularımızın elçiliğini yapıyor. Kendini tatmin etmenin özünde günahların ve kötülüğün olduğu fikrini okuyucuya aşılayan kitap, aynı zamanda bir bedeli olduğu gerçeğini bize hatırlatıyordu.

ŞEYTAN YALNIZCA SUNAR, İNSAN İSTERSE SEÇER. PEKİ AMA ŞEYTAN KİM?

Ruhların şeytana satılıp arzu ve isteklerden daha büyük bedeller ödendiği her hikayedeki gibi bu kitaptaki bütün yollarda yaşanan hazlardan sonra hüsrana çıkıyor. İnsanoğlunun doyumsuzluğunun ne kadar ileri gidebileceğinin gözler önüne serildiği hikayede “kasa her zaman kazanır” deyimini bir kez daha görüyoruz. Oscar kitapta şeytan karakterini sürekli arka planda tutsada, ileri seviye bir zekanın arzularla buluştuğunda yozlaşarak nasıl şeytani bir kimliğe büründüğünü gösteriyor. Ve işin ilginç yanı bunu karaktere hayran bıraktırarak yapıyor. Her ne kadar dorian’a günahlarının bedelini ödeten şeytan olsada onu günah yoluna sokan kişide kitaptaki gerçek şeytan olan kişidir. Yani Lord Henry Wotton... -bana her zaman düşkün olacaksın dorian, çünkü ben senin işlemeye hiçbir zaman cüret edemeyeceğin tüm günahları temsil ediyorum-

SONUÇ..

Oscar wilde kitapla ilgili sık sık şunları söylemiştir; “lord henry dünyanın ben sandığı kişidir. Basil halward ben olduğumu sandığım kişidir. Dorian ise benim olmak istediğim kişidir”
Çağının çok ilerisinde olan ve hala bile o çağa gelmediğimiz kitap her kitap severin kütüphanesinde olmayı sonuna kadar hak ediyor.
Dip not; fatma çolak çevirisi ile okursanız kitabın ihtişamındaki tada doyamazsınız..
240 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap yaklaşık 5 - 6 yıldır kitaplığımda duruyordu hediye olarak gelmişti. Fakat o zamanlar tiyatro eserleri ilgimi çekmediği için kitabın 3 - 4 sayfasını okuyup bırakmıştım. Şimdiyse Shakespeare'in okuduğum üçüncü eseri.

Othello'ya gelirsek içeriğini daha önce duymuş olsam da unutmuştum. Bu yüzden kitap hakkında çok bir bilgim olmadan okudum. Ana karakter ve onun hizmetinde birkaç kişi ile birlikte Kıbrıs'a gitmesiyle ipin ucu kaçıyor ve kendinizi türlü oyunların içerisinde buluyorsunuz. Kötü karakterin yaptığı planları kendi kendine mırıldanarak veya bağırarak bize aktarması kitabın olay örgüsünü tahmin etmeye çalışmanıza sebep oluyor ve yaptığı planları nasıl uygulamaya çalışacağını merak ederken kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.

Kitabı tavsiye etme konusuna gelince, eğer tiyatro oyunlarına ilginiz veya merakınız varsa okunmalı diye düşünüyorum. Zaten yüksek ihtimalle devamı da gelecektir.
320 syf.
·7 günde
Türkçe'ye çevrilmiş hali bu kadar muazzam cümle yapısı sunuyorken aslını düşünemiyorum. Güçlü bir kalemin eseri olduğunu haykırıyor her sayfada adeta!

İngiliz sosyetesinden göz alıcı yakışıklılığı ve cazibesiyle dikkat çeken Dorian Gray adlı genç adamın yaşadığı resmen mucize sayılacak bir olay üzerinde durulmuş: bu genç adamın portresi, genç adam yerine yaşlanıyor!..
Rastgele ağzından çıkan bir söz gerçekleşiyor, Dorian Gray ne yaparsa yapsın bebeksi yüzü, yüzündeki masumiyeti kaybolmuyor; bunun yerine portre çirkinleşiyor, masumiyetini kaybeden genç adam değil portre oluyor. Bu mucize üzerine kahraman, türlü çirkinliklere sürükleniyor.

Bazı kısımlarında sıkılsam da genel olarak sürükleyiciydi. Keyifli okumalar dilerim. :)
80 syf.
·Beğendi·5/10
İçinde gayet naif şiirleri barındıran ve şairiyle beni tanıştıran bir kitaptı.İçindeki şiirler içinizi yumuşacık yapabilir ve düşündürebilir.Okumanızı tavsiye ederim.
80 syf.
·Puan vermedi
Hemencecik biten bir şiir kitabıydı ️ içindeki bazı satırlar çok hoşuma gitti. Aslında bu kitap kitapyurdunda karşıma çıkmıştı 1.80 kuruş gibi bi şeydi. Yorumları okudum güzel dönütler olunca almaya karar verdim, beklentimin üstünde bir şiir kitabı oldu. Ve fiyatı çok uygun sizlere de tavsiye ederim. İçindeki en beğendiğim dize ise şuydu;
“Ayrılığın takati kavuşuncaya kadar.”
272 syf.
·2 günde·7/10
Kaç senedir kitaplığımda duruyordu. Pat diye okumaya başladım pat diye bitti kitap. Açıkçası Faust'a başladığımda okuyamadım birkaç sayfa sonra. O yüzden piyeslere genel olarak mesafeliydim. Ama geçen akşam bir baktım okumaya başlamışım. Ve kendini okutuyor, akıyor gidiyor sayfalar. Hamlet'in filmini izlemiştim. Ama macbeth'i daha çok beğendim. Daha dramatik. Daha böyle insan doğasının karanlık yönlerine ışık tutuyor. Venedik taciri'de zaman zaman beni güldüren bir oyundu. İki piyeste hoştu. Piyes okumaya karşı önyargım kırıldı.
320 syf.
·Puan vermedi
Bir Adamın Kibir ve güzellik uğruna nasıl Ruhunu kaybettiğini ilmek ilmek işlerken yanı sıra zamanın toplumsal ve politiksel sorunlarını tiye aldığı, her sayfasında mutlaka altını çizmek için can attığınız bir şeyler bulacağınız Bir Kitap.Yazar Bütün karekterlerine Hayata dair, birbirinden çok farklı bir bakış açısı vermiş ve hepsininkinde kendinizden bir şeyler bulabiliyorsunuz Çok ilginç..
328 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Usta bir yazar bu su götürmez bir gerçek. Ve eser tam bir öğreti eseri. Okurken kendinizi tiyatro sahnesinde her karakter yerine koyuyorsunuz. En sonunda müthiş bir oyun çıkarmanın haklı gururunu yaşıyorsunuz. Her kitabı okurken yaşarken yaşarız ama oynamak bambaşka.
168 syf.
2018 yılını bu kitap ile noktalıyorum. Shakespeare ile “Romeo ve Juliet” kitabıyla tanışmak istiyordum. Lakin Venedik Taciri ile tanışmak nasip oldu. Aslında “Sen Aydınlatırsın Gece” isimli filmi izlerken bu şiiri ile kısaca tanışmıştım. Bu kitabı da oldukça akıcı yazmış. Sıkılmadan, beğenerek okudum. Mitolojiden filan kelimeler vardı. Çevirmen dipnot olarak hepsini açıklamış. Oyun mu okudum şiir mi derken ortaya karışık diyebiliriz. Kötü giden olaylardan sonra gelen mutlu sona tanık olmalısınız.

Bu kitabın içinde dostluk var. Sevgi var. Aşk var. Kin ve nefret var. En önemlisi alınacak dersler var.

Karakterimiz Antonio kimdir derseniz en yakın arkadaşı Bassanio’nun sözlerinden dinleyin:
“Hakikatli bir dosttur o, mertlikte yok emsali,
Yüreği merhametli, eritir nezaketi
İtalya’da hiç kimse boy ölçüşemez onla
Roma’nın şerefini taşımak hususunda”

Konusuna gelirsek (SPOILER) Bassanio’nun sevdiği kız olan Portia’ya ulaşması için paraya ihtiyacı vardır. Bu parayı da karakterimiz Antonio’dan ister. Kendisi zengin bir tüccar olsa da gemileri yoldadır. Bu yüzden senet karşılığında kitabın kötü karakteri olarak verilen Shylock’dan alırlar. Senet zamanında ödenmezse bu Yahudi Antonio’nun etinden parça alacaktır. Sonrasında kötü haber gelir. Gemiler yok olmuştur. Senet ödenmediği için davalık olur. Herkes Shylock’a bu cezadan vazgeçmesini söylerler. Ama inatçı Yahudi dinlemez. Bu sırada aslında başka olaylar da olmuştur. Bassanio sevdiğine ulaşmıştır. Yahudi’nin kızı Jessica ile Lorenzo kaçmıştır. Yahudi’nin hizmetçisi Launcelot onu bırakmıştır. Olayları duyan Bassaino davaya gelmiştir. Hâkim ve Hizmetçisi öyle bir kurnazlık yaparlar ki Antonio kurtulur. Shylock alacağı borçtan ve etten kaldığı gibi mirasını da kaybeder. İşin ilginci bu hâkim Portia’dan başkası değildir.
80 syf.
·5/10
25 şiir içerisinde ön plana çıkanlar vardı elbette ama artık kullanılmayan ve unutulmuş kelimelerin bolca kullanılması, ister istemez insanı sıkıyor. Çünkü herbirinin günümüzde daha kolay telaffuz edilebilen ve anlaşılabilen karşılıkları var. Tabii ki bu da şairin tercihi... İlk şiirden bir cümleyi beğendim, onu yazmak istiyorum;
"Bir sen gitmişsin sanki, herkesler burada kalmış..."

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatma Çolak
Unvan:
Türk Şair,Yazar
Doğum:
30 Eylül 1977
Şair. 30 Eylül 1977 doğumlu. ODTÜ Biyoloji Bölümü mezunu. Şiirleri Ay Vakti, Dergâh, Kırklar, Yolcu ve Vuslat dergilerinde yayımlandı. İkinci kitabının kapağında şu tanıtım yer aldı:
"Dizelerin aralarında gezinen kuşlar, atlıkarıncalar, erguvanlar, yıllanmış yaralar, ağaçlar, yağmurlar, rüzgârlar, anılar, rüyalar; şairin kalbinden çıkıp okurun kalbine dokunuyor, ruhunda yeni kapılar, yeni yaralar açıyor.”
ESERLERİ (Şiir):
Fe Şiirleri, 2005), Su Güncesi (2010)

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 41 okur okuyacak.