Federico Garcia Lorca

Federico Garcia Lorca

Yazar
7.9/10
203 Kişi
·
753
Okunma
·
186
Beğeni
·
8719
Gösterim
Adı:
Federico Garcia Lorca
Unvan:
İspanyol Şair ve Oyun Yazarı
Doğum:
İspanya, 1898
Ölüm:
İspanya, 1936
Federico García Lorca (5 Haziran 1898 – 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının ("Generación del 27") sembol üyelerinden birisidir. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür.


1898 yılında, İspanya'nın Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde doğan İspanyol şair Lorca, yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilir. Lorca'nın başarısında çocukluğunun büyük payı vardır. Granada'nın Fuentevaqueros kasabasında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lorca'nın babası ateşli, canlı, neşeli bir adam; annesi ise sessiz ve ağırbaşlı bir kadındı. 1928'de yazdığı Romancero gitano (Çingene Baladı) ile ün kazanan Lorca, Salvador Dali ile birlikte İspanya'nın çağdaşlaşması için çalışan sanat adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, politikada ve ahlak anlayışında modernliğin savunucusu olan Lorca, eşcinsel olması nedeniyle Katolik Kilisesi ile arasının açılmasına neden olur. 1918'de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa'yı katletmekle suçlayan Lorca, geçtiğimiz günlerde gelmiş geçmiş en başarılı edebiyat eseri seçilen Cervantes'in Don Quixote (Don Kişot)'u bir İsa figürü olarak ele alanlara katılır. Şair kavramını acılar çekmesi gereken bir kimse ile özdeşleştiren Lorca, İsa'nın hem katledilişini kınar, hem de kanının akması gerektiğini ifade eder.

"New York'ta Bir Şair" adlı eserinde Manhattan'ı, cesede doymayan bir mezbahaya benzeten Lorca, "hayvanların can çekişenler için öldürülüşünü" kaleme alarak kafasındaki batı anlayışına yönelik eleştirel yaklaşımlarını göz önüne serer. Lorca ve "Deli" lakaplı Salvador Dali, vücuduna saplanan oklar ile tasvir edilen Katolik Ermişi Aziz Sebastian'ı Aziz Yansızlık olarak yapıtlarında tasvir ederler. Dostlarınca apolitik bir sanatçı olarak nitelenen ve herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlanmayan Lorca, yazdığı Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi isimli oyunlarda ise Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıttı. Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapmakta ve Franco'cuları masumiyeti katletmekle suçlamaktaydı.

Şiirlerinin yanı sıra tiyatro için yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış; ölüm - yaşam, verimlilik - kısırlık gibi çelişkiler arasındaki inişli çıkışlı çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

19 Ağustos 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülen Lorca, uluslararası camiada - özellikle de bir dönem yaşadığı Arjantin'de oldukça büyük bir yas ve öldürülüşüne duyulan tepki ile - alanında idolleşmiş, saygın fakat marjinal bir edebiyat adamı olarak hatırlanmaktadır.

Eserlerinin dünya çapında tanınmasının sebebi Lorca'nın geleneksel İspanyol kültürü ile çağdaş yaşamın sorunlarını içtenlikle işlemiş olmasıdır. Şiirlerindeki yaşama coşkusunu, doğa sevgisini, hüzün dolu duyguları her insan tanır ve kendine yakın bulur.

Lorca'nın sade ve derinlikli şiirleri, geniş kitlelerce kabul görmüştür. Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel 'in yakın arkadaşıdır.





Eserleri



Şiir

Impresiones y paisajes (Impressions and Landscapes, 1918)

Poema del cante jondo (Poem of Deep Song, 1921)

Libro de poemas Book of Poem, 1921)

Oda a Salvador Dali (Ode to Salvador Dalí, 1926)

Canción de jinete (Songs, 1927)

Primer romancero gitano (Gypsy Ballads, 1928)

Poeta en Nueva York (A Poet in New York, )

Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (Lament for Ignacio Sánchez Mejías, 1935)

Seis poemas gallegos (Six Galician poems, 1935)

Diván del Tamarit (The Diván of Tamarit, 1936)

Sonetos del amor oscuro (Sonnets of Dark Love, 1936)

Primeras canciones (First Songs, 1936)

Tiyatro

El maleficio de la mariposa (The Butterfly's Evil Spell, 1919-1920)

Los Títeres de Cachiporra (The Billy-Club Puppets, 1922-1925)

Mariana Pineda (1923-1925)

La zapatera prodigiosa (The Shoemaker's Prodigious Wife, 1926-1930)

Amor de Don Perlimplín con Belisa en su jardín (The Love of Don Perlimplín, 1928-1933)

El público (The Public, 1929-1930)

Así que pasen cinco años (When Five Years Pass, 1931)

Retablillo de Don Cristóbal (The Puppet Play of Don Cristóbal, 1931)

Bodas de Sangre (Blood Wedding, 1932) (Kanlı Düğün)

Yerma (1934)

Doña Rosita la soltera (Doña Rosita the Spinster, 1935)

Comedia sin título (Play Without a Title, 1935) (yarım)

La casa de Bernarda (The House of Bernarda Alba, 19 Haziran 1936)

Kısa Oyunlar

El paseo de Buster Keaton (Buster Keaton goes for a stroll, 1928)

La doncella, el marinero y el estudiante (The Maiden, The Sailor and The Student, 1928)

Quimera (Dream, 1928)

Senaryo[değiştir]

Viaje a la luna (Trip to the Moon, 1929)
''Çünkü, baştan sona sefalet ve haksızlıklarla dolu bir dünyada her sabah uyanır uyanmaz yapılacak iş çığlık atmak olmalı:
Karşı çıkıyorum!
Karşı çıkıyorum!
Karşı çıkıyorum!''
Sen, zamanla yaralar iyileşir, duvarlar insanı saklar sanıyorsun, ama öyle değil, öyle değil. Bir şey insanın yüreğine yerleşince kimse onu yerinden sökemez!
144 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Hasan Ali Yücel Klasikleri 9. Kitap...

" Karanlıktı... Ay vardı parıldayan.
Geceyi tek başına doğal olarak aydınlatan...
Ay ışığı açığa çıkartıyor bazı şeyleri ama sadece gece...
Irmakta akan suların sesi,
Ormanda rüzgarla hışırtayan yapraklar eşliğinde atıyla kaçıyorlardı. Ölüme doğru koşuyorlardı...
Nedeni belli değildi oysaki ayrılışlarının ve kavuşamadılar da...
Yanlış evlilik kurbanı olmuşlardı belki, ancak belki de onlar da birbirleri için yanlıştı...
Ve aşk; engel olmuştu mutluluklarına, kan ve ölüm getirmişti beraberinde. İki gencin de sonunu...
Ya yaşayan... Ya arda kalan gözü yaşlı ana, eş ve çocuk...
Aslında asıl ölen onlar değil miydi? İki gencin de sonu sevmekten ölmek oldu. Asıl sebep korkaklıktı belki de...

Kaçtılar hata ettiler.
Karanlıkta bulunmamaya kaçtılar.
Ama Ay'ı unuttular.
O'nun parlaklığını unuttular.
Hiçbir şeyin kara kalamayacağını unuttular..."

Velhasıl benim bu eserle ilgili söyleyeceklerim bundan ibaret. Asıl diyalogları ve ağıtları ile, ara ara da ninnileri ile tiyatro eserinin sonu bu yazdıklarım idi işte...
Okuyacak olan olursa keyifli okumalar kitaptaş.
Roquentin
Roquentin Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü'ü inceledi.
66 syf.
·Beğendi·10/10
Kendim ekledim kitabı , kendim okudum.
Ee ilk incelemeyi yazmak bana düşer :)

Acıklı güldürü diyor Federico bu kukla oyununa. Gerçekten çok tatlı yazmış.
Federico'yu daha çok okumalıyız bu sitede.
38 yaşında haince kurşuna dizilerek öldürülmeyi haketmiyordu. Hoş kimse ölümü hak etmez ya. Ama bu adamı öldürme gerekçeleri çok vahşice.
Sırf yaşadığı toprakları bir kez olsun görmek, İspanya'ya Granada'ya gitmek için içimde müthiş bir ateş yanıyor.
2019 hedefim de budur.

Şu ağıdı da kalsın şurda;
https://youtu.be/IeaFKK7lqOs
146 syf.
·Beğendi·9/10
Federico Garcia Lorca!
O, insanlarının bir parçasıydı, bir gitar kadar mutlu ve hüzünlü, bir çocuk kadar, insanları kadar berrak ve derin. Biri çıkıp da, yılmadan, ülkenin her karış toprağını adım adım dolaşarak, bir kurban, sembolik bir kur­ban bulmak için araştırmalar yaptıysa, o kişi, Ispan­ya’nın özü, onun canlılığı ve derinliği olarak se­çilen bu adamın mertebesine erişen hiçbir kimse ve hiçbir şey bulamamıştır.
Pablo Neruda

Bu dizelerin sahibine kıyılır mıydı ki...
Dünyada ne kadar güzellik varsa
Birleşmiş gibi tüm kötüler
Dört bir coğrafyadan yok ediyorlar.
Tepeden tırnağa aşktı bu adam
Ne kaldı zalimliğinizden geriye

Federico'nun tanınmasına ufak bir katkı;
https://www.youtube.com/...G-f3u429j0s&t=8s
147 syf.
Çok beğendim. Sanki tiyatro izliyormuşcasına bir hisse kapıldım. Yaşanan duygular okuyucuya kaliteli bir şekilde aktarılmış.
Dili sade, betimlemeleri yerinde, bunaltmayan bir üslubu var. Takdir edilesi.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Ne yazsam diye düşünüyorum bittiğinden beri. Çevirmen öyle güzel incelemiş ki kitabı. Kitabın sonundaki tahlil muhteşemdi.

Yerma İspanyolcada kısır, çorak, ıssız yer anlamlarına geliyormuş. Zaten kitabın konusu da çocuğu olmayan bir kadının yaşadığı ailevi ve toplumsal durumlar.

Öncelikle çevirmene bir teşekkür etmem gerekiyor. Lorca hakkında öyle bilgiler vermiş ki. Çocukluk ve gençlik yılları, edebiyata yönelişi, Madrid günleri, sonrasında yurt dışına gittiğinde yaşadıkları New York, Küba, Buenos Aires günleri. Tiyatroya, şiire bakışı. Cumhuriyet ve darbe günleri ve sonunda da ölümü. Bunlara dair dolu dolu bilgiler var.

Oyun önce aile içinde Yerma ve eşi Juan'ın diyaloglarıyla başlıyor.
Yerma tutucu, geleneklerine bağlı bir kadın. Başlarda sevmese de eşine bağlı, sürekli onunla ilgili, konuşan ancak isteklerine karşılık bulamayınca umutsuzluğa düşen bir karakter.
Juan da tam manasıyla hödük desem yeridir herhalde. Elalem ne der kafasında biri.

Yerma'nın çocuk isteği bir türlü karşılık bulmuyor. Juan da işten başka bir şey düşünmüyor. Karşılıklı duygusal bir bağın olmadığı bir ilişki. İlerleyen sayfalarda bu duruma atıfta da bulunuluyor. Duygusal olarak bir bağ yoksa cinsel birlikteliğin de sıradan olmaktan başka bir şeye yaramadığı, çocuk olmaması konusunu da biraz olsun buna bağlıyor.
Yerma'nın arkadaşının çocuğunun olması, kendisinin olmaması durumu da psikolojik olarak çöküntüye uğratıyor ve farklı arayışlar içine giriyor. Yalnız burada kocası hiçbir şekilde yanında olmuyor. Kocası zaten çocuk istemiyor o öyle mutlu.
Farklı arayışlar dedim bunlar büyücüye gitme, ermişlere başvurma vs durumu.
Toplumsal baskı sonucu ister istemez insanlar farklı durumlara yönelebiliyorlar.
Çamaşırcı kadınların kendi aralarındaki konuşmalarda bu baskıyı çok net görebiliyoruz. Çocuğu olmayan insanlara bakış açısı. Maalesef durum hala aynı sanırım. O dönemin İspanya'sında bu durum ciddi bir sorun teşkil ediyordu sanırım. Çünkü Unamuno'nun hikayelerinde de çokça işleniyordu bu konu.
Oyun ise trajik bir şekilde son buluyor. Zaten Lorca'ya göre tiyatroda trajedi yoksa o oyun tam manasıyla olmamaıştır

Lorca'nın oyunlarını bu belgeseli https://www.youtube.com/...G-f3u429j0s&t=9s izledikten sonra merak etmiştim. Sadece şair olarak anarsak haksızlık etmiş oluruz kendisine. Çok yönlü bir yazar. Diğer oyunlarını da okuyacağım. En çok da Kanlı Düğün ü merak ediyorum.
Aslında bir şeyler yazmayacaktım ama kitabın inceleme bölümü boş kalmasın istedim. Belki birileri görüp okumaya karar verir.

Buradan Lorca'nın manevi evladı Roquentin'e de teşekkür ediyorum :)) Lorca ile tanışmamıza vesile oldu. Kendisi şu sıralar Lorca ile hasbihal ediyor :)
İstanbul grubunda Unamuno konuşurken bolca atıfta da bulunmuştuk. İspanyol edebiyatı diyorsak Lorca'yı da es geçmememiz gerekiyor.

Herkese keyifli okumalar
168 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok uğraşıyorum Federico ile...
Uğraşılmayacak gibi değil, bilenler bilmeyenlere anlatsın:)


Federico'nun topraklarına ayak basmaya sayılı günler kala benim için heyecan doruktayken acaba o en güzel şiirlerini, en güzel oyunlarını, en güzel müziklerini yeniden başka bir dilden onu anmaya gelen birilerinin var olduğunu bilseydi ne hissederdi.

Dünyanın neresinde doğarlarsa doğsunlar, şairler hepimizindir.

Bu da şurada kalsın, Federicocuğumun bir aşk hikayesi:)
#32592737


Ama şu müzikle de dinlemek gerek;

https://youtu.be/6u_1mjcvaF8

"Her türkü dingin sularıdır aşkın.
Her yıldız dingin suları zamanın.
Bir düğümü zamanın.
Ve her iççekiş dingin suları haykırışın."
144 syf.
·8/10
Okudum demek yalan olur. Izledim demeliyim. Gerçekten oyuncuların kalitesi de üst düzey olunca insan kendisini sahnede hissediyor. Yasak bir aşk ve kendi düğününde bu yasak aşkıyla kaçan bir genç kız, onların peşinden giden damat ve iki ölü. Genç kız en sonunda damadın annesinin yanına varır. Annesiyle arasında uzun bir konuşma geçer. Aklımda kalan bir söz ise hayatım boyunca yanımda olacaktır;
Gelin: ikimizde elimizi ateş yanan bir kovaya sokalım. Ben kendi namusum için sen ise oğlunun acısı için. Sen elini benden önce cekeceksin...
146 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Federico Garcia Lorca'nın şiirleri her okura hitap etmiyor veya aynı anlama gelmek üzere hayatın akışının kendiliğinden getirdiği mutsuzlukların farkında olmayanın beğeneceğini sanmam, kısaca umutla kalmasını bilene, araştıran, sorgulayan kafasına bir şeyleri takan doğa, toplum ve insan gerçeğine aydınlanma yoluyla ulaşma çabasındaki okura hitap etmektedir. Kitapta şiirler sayfa 131'e kadar sürmektedir, sonra Şilili yazar ve şair Pablo Neruda'nın, 'Federico Garcıa Lorca' anlatımı vardır. 'Tarihlerle Lorca'nın Hayatı' adlı kronoloji içermektedir, ilaveten içindekiler adlı bölümden oluşmaktadır. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Federico Garcia Lorca
Unvan:
İspanyol Şair ve Oyun Yazarı
Doğum:
İspanya, 1898
Ölüm:
İspanya, 1936
Federico García Lorca (5 Haziran 1898 – 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının ("Generación del 27") sembol üyelerinden birisidir. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür.


1898 yılında, İspanya'nın Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde doğan İspanyol şair Lorca, yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilir. Lorca'nın başarısında çocukluğunun büyük payı vardır. Granada'nın Fuentevaqueros kasabasında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lorca'nın babası ateşli, canlı, neşeli bir adam; annesi ise sessiz ve ağırbaşlı bir kadındı. 1928'de yazdığı Romancero gitano (Çingene Baladı) ile ün kazanan Lorca, Salvador Dali ile birlikte İspanya'nın çağdaşlaşması için çalışan sanat adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, politikada ve ahlak anlayışında modernliğin savunucusu olan Lorca, eşcinsel olması nedeniyle Katolik Kilisesi ile arasının açılmasına neden olur. 1918'de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa'yı katletmekle suçlayan Lorca, geçtiğimiz günlerde gelmiş geçmiş en başarılı edebiyat eseri seçilen Cervantes'in Don Quixote (Don Kişot)'u bir İsa figürü olarak ele alanlara katılır. Şair kavramını acılar çekmesi gereken bir kimse ile özdeşleştiren Lorca, İsa'nın hem katledilişini kınar, hem de kanının akması gerektiğini ifade eder.

"New York'ta Bir Şair" adlı eserinde Manhattan'ı, cesede doymayan bir mezbahaya benzeten Lorca, "hayvanların can çekişenler için öldürülüşünü" kaleme alarak kafasındaki batı anlayışına yönelik eleştirel yaklaşımlarını göz önüne serer. Lorca ve "Deli" lakaplı Salvador Dali, vücuduna saplanan oklar ile tasvir edilen Katolik Ermişi Aziz Sebastian'ı Aziz Yansızlık olarak yapıtlarında tasvir ederler. Dostlarınca apolitik bir sanatçı olarak nitelenen ve herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlanmayan Lorca, yazdığı Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi isimli oyunlarda ise Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıttı. Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapmakta ve Franco'cuları masumiyeti katletmekle suçlamaktaydı.

Şiirlerinin yanı sıra tiyatro için yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış; ölüm - yaşam, verimlilik - kısırlık gibi çelişkiler arasındaki inişli çıkışlı çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

19 Ağustos 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülen Lorca, uluslararası camiada - özellikle de bir dönem yaşadığı Arjantin'de oldukça büyük bir yas ve öldürülüşüne duyulan tepki ile - alanında idolleşmiş, saygın fakat marjinal bir edebiyat adamı olarak hatırlanmaktadır.

Eserlerinin dünya çapında tanınmasının sebebi Lorca'nın geleneksel İspanyol kültürü ile çağdaş yaşamın sorunlarını içtenlikle işlemiş olmasıdır. Şiirlerindeki yaşama coşkusunu, doğa sevgisini, hüzün dolu duyguları her insan tanır ve kendine yakın bulur.

Lorca'nın sade ve derinlikli şiirleri, geniş kitlelerce kabul görmüştür. Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel 'in yakın arkadaşıdır.





Eserleri



Şiir

Impresiones y paisajes (Impressions and Landscapes, 1918)

Poema del cante jondo (Poem of Deep Song, 1921)

Libro de poemas Book of Poem, 1921)

Oda a Salvador Dali (Ode to Salvador Dalí, 1926)

Canción de jinete (Songs, 1927)

Primer romancero gitano (Gypsy Ballads, 1928)

Poeta en Nueva York (A Poet in New York, )

Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (Lament for Ignacio Sánchez Mejías, 1935)

Seis poemas gallegos (Six Galician poems, 1935)

Diván del Tamarit (The Diván of Tamarit, 1936)

Sonetos del amor oscuro (Sonnets of Dark Love, 1936)

Primeras canciones (First Songs, 1936)

Tiyatro

El maleficio de la mariposa (The Butterfly's Evil Spell, 1919-1920)

Los Títeres de Cachiporra (The Billy-Club Puppets, 1922-1925)

Mariana Pineda (1923-1925)

La zapatera prodigiosa (The Shoemaker's Prodigious Wife, 1926-1930)

Amor de Don Perlimplín con Belisa en su jardín (The Love of Don Perlimplín, 1928-1933)

El público (The Public, 1929-1930)

Así que pasen cinco años (When Five Years Pass, 1931)

Retablillo de Don Cristóbal (The Puppet Play of Don Cristóbal, 1931)

Bodas de Sangre (Blood Wedding, 1932) (Kanlı Düğün)

Yerma (1934)

Doña Rosita la soltera (Doña Rosita the Spinster, 1935)

Comedia sin título (Play Without a Title, 1935) (yarım)

La casa de Bernarda (The House of Bernarda Alba, 19 Haziran 1936)

Kısa Oyunlar

El paseo de Buster Keaton (Buster Keaton goes for a stroll, 1928)

La doncella, el marinero y el estudiante (The Maiden, The Sailor and The Student, 1928)

Quimera (Dream, 1928)

Senaryo[değiştir]

Viaje a la luna (Trip to the Moon, 1929)

Yazar istatistikleri

  • 186 okur beğendi.
  • 753 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 475 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları