Federico Garcia Lorca

Federico Garcia Lorca

Yazar
8.1/10
73 Kişi
·
225
Okunma
·
66
Beğeni
·
5.324
Gösterim
Adı:
Federico Garcia Lorca
Unvan:
İspanyol Şair ve Oyun Yazarı
Doğum:
İspanya, 1898
Ölüm:
İspanya, 1936
Federico García Lorca (5 Haziran 1898 – 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının ("Generación del 27") sembol üyelerinden birisidir. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür.


1898 yılında, İspanya'nın Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde doğan İspanyol şair Lorca, yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilir. Lorca'nın başarısında çocukluğunun büyük payı vardır. Granada'nın Fuentevaqueros kasabasında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lorca'nın babası ateşli, canlı, neşeli bir adam; annesi ise sessiz ve ağırbaşlı bir kadındı. 1928'de yazdığı Romancero gitano (Çingene Baladı) ile ün kazanan Lorca, Salvador Dali ile birlikte İspanya'nın çağdaşlaşması için çalışan sanat adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, politikada ve ahlak anlayışında modernliğin savunucusu olan Lorca, eşcinsel olması nedeniyle Katolik Kilisesi ile arasının açılmasına neden olur. 1918'de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa'yı katletmekle suçlayan Lorca, geçtiğimiz günlerde gelmiş geçmiş en başarılı edebiyat eseri seçilen Cervantes'in Don Quixote (Don Kişot)'u bir İsa figürü olarak ele alanlara katılır. Şair kavramını acılar çekmesi gereken bir kimse ile özdeşleştiren Lorca, İsa'nın hem katledilişini kınar, hem de kanının akması gerektiğini ifade eder.

"New York'ta Bir Şair" adlı eserinde Manhattan'ı, cesede doymayan bir mezbahaya benzeten Lorca, "hayvanların can çekişenler için öldürülüşünü" kaleme alarak kafasındaki batı anlayışına yönelik eleştirel yaklaşımlarını göz önüne serer. Lorca ve "Deli" lakaplı Salvador Dali, vücuduna saplanan oklar ile tasvir edilen Katolik Ermişi Aziz Sebastian'ı Aziz Yansızlık olarak yapıtlarında tasvir ederler. Dostlarınca apolitik bir sanatçı olarak nitelenen ve herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlanmayan Lorca, yazdığı Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi isimli oyunlarda ise Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıttı. Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapmakta ve Franco'cuları masumiyeti katletmekle suçlamaktaydı.

Şiirlerinin yanı sıra tiyatro için yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış; ölüm - yaşam, verimlilik - kısırlık gibi çelişkiler arasındaki inişli çıkışlı çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

19 Ağustos 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülen Lorca, uluslararası camiada - özellikle de bir dönem yaşadığı Arjantin'de oldukça büyük bir yas ve öldürülüşüne duyulan tepki ile - alanında idolleşmiş, saygın fakat marjinal bir edebiyat adamı olarak hatırlanmaktadır.

Eserlerinin dünya çapında tanınmasının sebebi Lorca'nın geleneksel İspanyol kültürü ile çağdaş yaşamın sorunlarını içtenlikle işlemiş olmasıdır. Şiirlerindeki yaşama coşkusunu, doğa sevgisini, hüzün dolu duyguları her insan tanır ve kendine yakın bulur.

Lorca'nın sade ve derinlikli şiirleri, geniş kitlelerce kabul görmüştür. Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel 'in yakın arkadaşıdır.





Eserleri



Şiir

Impresiones y paisajes (Impressions and Landscapes, 1918)

Poema del cante jondo (Poem of Deep Song, 1921)

Libro de poemas Book of Poem, 1921)

Oda a Salvador Dali (Ode to Salvador Dalí, 1926)

Canción de jinete (Songs, 1927)

Primer romancero gitano (Gypsy Ballads, 1928)

Poeta en Nueva York (A Poet in New York, )

Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (Lament for Ignacio Sánchez Mejías, 1935)

Seis poemas gallegos (Six Galician poems, 1935)

Diván del Tamarit (The Diván of Tamarit, 1936)

Sonetos del amor oscuro (Sonnets of Dark Love, 1936)

Primeras canciones (First Songs, 1936)

Tiyatro

El maleficio de la mariposa (The Butterfly's Evil Spell, 1919-1920)

Los Títeres de Cachiporra (The Billy-Club Puppets, 1922-1925)

Mariana Pineda (1923-1925)

La zapatera prodigiosa (The Shoemaker's Prodigious Wife, 1926-1930)

Amor de Don Perlimplín con Belisa en su jardín (The Love of Don Perlimplín, 1928-1933)

El público (The Public, 1929-1930)

Así que pasen cinco años (When Five Years Pass, 1931)

Retablillo de Don Cristóbal (The Puppet Play of Don Cristóbal, 1931)

Bodas de Sangre (Blood Wedding, 1932) (Kanlı Düğün)

Yerma (1934)

Doña Rosita la soltera (Doña Rosita the Spinster, 1935)

Comedia sin título (Play Without a Title, 1935) (yarım)

La casa de Bernarda (The House of Bernarda Alba, 19 Haziran 1936)

Kısa Oyunlar

El paseo de Buster Keaton (Buster Keaton goes for a stroll, 1928)

La doncella, el marinero y el estudiante (The Maiden, The Sailor and The Student, 1928)

Quimera (Dream, 1928)

Senaryo[değiştir]

Viaje a la luna (Trip to the Moon, 1929)
''Çünkü, baştan sona sefalet ve haksızlıklarla dolu bir dünyada her sabah uyanır uyanmaz yapılacak iş çığlık atmak olmalı:
Karşı çıkıyorum!
Karşı çıkıyorum!
Karşı çıkıyorum!''
Sen, zamanla yaralar iyileşir, duvarlar insanı saklar sanıyorsun, ama öyle değil, öyle değil. Bir şey insanın yüreğine yerleşince kimse onu yerinden sökemez!
Özgür olmayan insan nedir?
Söyle bana, Marina.
Söyle seni nasıl sevebilirim.
Özgür olmazsam?
Sana kalbimi nasıl açabilirim.
Bu yürek benim değilse.
Hasan Ali Yücel Klasikleri 9. Kitap...

" Karanlıktı... Ay vardı parıldayan.
Geceyi tek başına doğal olarak aydınlatan...
Ay ışığı açığa çıkartıyor bazı şeyleri ama sadece gece...
Irmakta akan suların sesi,
Ormanda rüzgarla hışırtayan yapraklar eşliğinde atıyla kaçıyorlardı. Ölüme doğru koşuyorlardı...
Nedeni belli değildi oysaki ayrılışlarının ve kavuşamadılar da...
Yanlış evlilik kurbanı olmuşlardı belki, ancak belki de onlar da birbirleri için yanlıştı...
Ve aşk; engel olmuştu mutluluklarına, kan ve ölüm getirmişti beraberinde. İki gencin de sonunu...
Ya yaşayan... Ya arda kalan gözü yaşlı ana, eş ve çocuk...
Aslında asıl ölen onlar değil miydi? İki gencin de sonu sevmekten ölmek oldu. Asıl sebep korkaklıktı belki de...

Kaçtılar hata ettiler.
Karanlıkta bulunmamaya kaçtılar.
Ama Ay'ı unuttular.
O'nun parlaklığını unuttular.
Hiçbir şeyin kara kalamayacağını unuttular..."

Velhasıl benim bu eserle ilgili söyleyeceklerim bundan ibaret. Asıl diyalogları ve ağıtları ile, ara ara da ninnileri ile tiyatro eserinin sonu bu yazdıklarım idi işte...
Okuyacak olan olursa keyifli okumalar kitaptaş.
Kendim ekledim kitabı , kendim okudum.
Ee ilk incelemeyi yazmak bana düşer :)

Acıklı güldürü diyor Federico bu kukla oyununa. Gerçekten çok tatlı yazmış.
Federico'yu daha çok okumalıyız bu sitede.
38 yaşında haince kurşuna dizilerek öldürülmeyi haketmiyordu. Hoş kimse ölümü hak etmez ya. Ama bu adamı öldürme gerekçeleri çok vahşice.
Sırf yaşadığı toprakları bir kez olsun görmek, İspanya'ya Granada'ya gitmek için içimde müthiş bir ateş yanıyor.
2019 hedefim de budur.

Şu ağıdı da kalsın şurda;
https://youtu.be/IeaFKK7lqOs
Federico Garcia Lorca!
O, insanlarının bir parçasıydı, bir gitar kadar mutlu ve hüzünlü, bir çocuk kadar, insanları kadar berrak ve derin. Biri çıkıp da, yılmadan, ülkenin her karış toprağını adım adım dolaşarak, bir kurban, sembolik bir kur­ban bulmak için araştırmalar yaptıysa, o kişi, Ispan­ya’nın özü, onun canlılığı ve derinliği olarak se­çilen bu adamın mertebesine erişen hiçbir kimse ve hiçbir şey bulamamıştır.
Pablo Neruda

Bu dizelerin sahibine kıyılır mıydı ki...
Dünyada ne kadar güzellik varsa
Birleşmiş gibi tüm kötüler
Dört bir coğrafyadan yok ediyorlar.
Tepeden tırnağa aşktı bu adam
Ne kaldı zalimliğinizden geriye
Bir güzel Federico geçti
Duygularımın yalnızlığından

Bir garip Federico geçti
Anlaşılamayan çağdaşları tarafından

Ve

Bir insandı Federico
Sorgusuz sualsiz katledilen...
Çok uğraşıyorum Federico ile...

Bu da şurada kalsın
#32592737


Ama şu müzikle de dinlemek gerek;

https://youtu.be/6u_1mjcvaF8

"Her türkü dingin sularıdır aşkın.
Her yıldız dingin suları zamanın.
Bir düğümü zamanın.
Ve her iççekiş dingin suları haykırışın."
Kanlı Düğün, 1930'ların İspanya'sının halk kültürünü anlatır. Bir yönden İspanya toplumsal yapısına ışık tutarken, diğer taraftan bu toplumsal yapıyı oluşturan olguları eleştirir. Bunu, eserin başlığında açıkça "Kanlı Düğün" olduğunu ifade ederken, içerikte olayın detayından bahsetmeden yapar. Lorca için önemli olan kanlı bir düğünün nasıl olduğu değildir, nedenidir. Bu neden de eleştirel baktığı toplumun yadsıdığı toplumsal kurallardır. Bunlarla birlikte, İspanya'nın 20.yy ilk çeyreğinin halk kültürünü, deyişlerini, aile yaşantılarını yansıtması adına İspanya ve sosyolojiyle ilgilenenler için referans kitap olabileceğini düşünüyorum. İyi okumalar.
Lorca, okunması gereken İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. Hayatı ile ilgili bir şeyler okuduğumda en çok dikkatimi çeken; bir şairin acı çekmek zorunda olduğunu savunması olmuştu. Yazdığı şiirleri ve sahnelenmesi için yazdığı tiyatroları ile ün salmış olan Lorca, eserlerinde çoğunlukla zıt ögeleri kullanmaktadır. Kelebeğin kötü büyüsü ise birbirlerini sevmeye alıştığı için seven başka da bir şey bilmeyen böcekler dünyasının tiyatrosudur. Bir bakıma La Fontaine tadında bir eder. İlk kez türkçeye kazandırılmış olması bizim için büyük lütuf. "Bu oyunda, dünya tiyatro tarihinin gözbebeği olan başyapıtların müjdesi var."
lorca'nın 70. ölüm yılına özel, yayınlanmış çeşitli kitaplarından yapılan derleme. çeviri erdal alova'ya ait. az sayıda cemal süreya, ülkü tamer ve cevap çapan çevirisi de bulunmakta. hiç lorca okumayan biri için anlaşılması zor şiirler barındırabilir. lorca, granada, ispanya iç savaşı, franko ve ispanya çingeneleri hakkında biraz bilgi edindikten sonra anlamaya çalışmak sağlıklı bir okuma deneyimi sağlar.

öldürülüşünün 70. yılında federica garcía lorca

"anadolu asya’nın akdeniz’e verildiği iskeledir. tarihte ilk açık denizciler olan phokaililer ege kıyısından yelken açtılar. kent kuracak kadar güçlenen ilk korsanlar kilikya’da ün saldılar. doğu akdeniz’de filizlenen uygarlık, anadolu’ya, oradan batı akdeniz’e sıçradı. endülüs’te boy veren emevi uygarlığıysa rönesans’ın kaynaklarından biri oldu.
lorca bir endülüslü’ydü. endülüs; arap, ibrani, çingene ve roma kültürlerinin kaynaştığı, tarihsel bir potaydı. lorca’nın kanında ve kültüründe bu potanın ateşi yanıyordu. lorca endülüslü olmakla her zaman övündü. gençliğinde ressam olarak tanınan rafael alberti’ye “sen şair olursun. bir kere, endülüslü’sün; ikincisi, belleğin güçlü,” dediği yazılıdır. aynı denizi paylaştığımız, aynı şiirden beslendiğimiz, boğa güreşlerinde araplar’ın “allah!”, bundan çıkarak, yüzyıllar sonra, ispanyollar’ın “ole!” diye bağırdıkları bir kültür ortamında yetişen lorca’nın türkiye’de bunca sevilmesi hiç şaşırtıcı değil.
lorca, “bütün şiirlerinden seçmeler” adlı kitabımızın yıllar önce basıldığı zaman hemen tükenmesini doğal karşılamıştım.
öldürülüşünün 70. yıldönümünde yeniden yayımlanan “seçme şiirler”in yeni kuşaklarca ilgiyle karşılanacağını umuyorum."

erdal alova, 2006

paco de lucia - gitanos andaluces
https://www.youtube.com/watch?v=iLpWEc8-Hl0
Kitap bana Nietzsche ve Zerdüşt’ü anımsattı.Özellikle son kısımları.Yazar aklından ne geçirmişse kağıda dökmüş dağınık bir Picasso tablosu gibi ilgi çekici
“Özgür olmayan insan nedir?
Söyle bana, Mariana..
Söyle seni nasıl sevebilirim
Özgür olmazsam.
Sana kalbimi nasıl açabilirim
Bu yürek benim değilse..”

Ölüme saniyeler kala son sözü yukarıdaki şiiri okumak olan bir insanın eserini okumamak vefasızlık olurdu sanırım. Nur içinde uyusun...

Yazarın biyografisi

Adı:
Federico Garcia Lorca
Unvan:
İspanyol Şair ve Oyun Yazarı
Doğum:
İspanya, 1898
Ölüm:
İspanya, 1936
Federico García Lorca (5 Haziran 1898 – 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının ("Generación del 27") sembol üyelerinden birisidir. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür.


1898 yılında, İspanya'nın Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde doğan İspanyol şair Lorca, yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilir. Lorca'nın başarısında çocukluğunun büyük payı vardır. Granada'nın Fuentevaqueros kasabasında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lorca'nın babası ateşli, canlı, neşeli bir adam; annesi ise sessiz ve ağırbaşlı bir kadındı. 1928'de yazdığı Romancero gitano (Çingene Baladı) ile ün kazanan Lorca, Salvador Dali ile birlikte İspanya'nın çağdaşlaşması için çalışan sanat adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, politikada ve ahlak anlayışında modernliğin savunucusu olan Lorca, eşcinsel olması nedeniyle Katolik Kilisesi ile arasının açılmasına neden olur. 1918'de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa'yı katletmekle suçlayan Lorca, geçtiğimiz günlerde gelmiş geçmiş en başarılı edebiyat eseri seçilen Cervantes'in Don Quixote (Don Kişot)'u bir İsa figürü olarak ele alanlara katılır. Şair kavramını acılar çekmesi gereken bir kimse ile özdeşleştiren Lorca, İsa'nın hem katledilişini kınar, hem de kanının akması gerektiğini ifade eder.

"New York'ta Bir Şair" adlı eserinde Manhattan'ı, cesede doymayan bir mezbahaya benzeten Lorca, "hayvanların can çekişenler için öldürülüşünü" kaleme alarak kafasındaki batı anlayışına yönelik eleştirel yaklaşımlarını göz önüne serer. Lorca ve "Deli" lakaplı Salvador Dali, vücuduna saplanan oklar ile tasvir edilen Katolik Ermişi Aziz Sebastian'ı Aziz Yansızlık olarak yapıtlarında tasvir ederler. Dostlarınca apolitik bir sanatçı olarak nitelenen ve herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlanmayan Lorca, yazdığı Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi isimli oyunlarda ise Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıttı. Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapmakta ve Franco'cuları masumiyeti katletmekle suçlamaktaydı.

Şiirlerinin yanı sıra tiyatro için yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış; ölüm - yaşam, verimlilik - kısırlık gibi çelişkiler arasındaki inişli çıkışlı çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

19 Ağustos 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülen Lorca, uluslararası camiada - özellikle de bir dönem yaşadığı Arjantin'de oldukça büyük bir yas ve öldürülüşüne duyulan tepki ile - alanında idolleşmiş, saygın fakat marjinal bir edebiyat adamı olarak hatırlanmaktadır.

Eserlerinin dünya çapında tanınmasının sebebi Lorca'nın geleneksel İspanyol kültürü ile çağdaş yaşamın sorunlarını içtenlikle işlemiş olmasıdır. Şiirlerindeki yaşama coşkusunu, doğa sevgisini, hüzün dolu duyguları her insan tanır ve kendine yakın bulur.

Lorca'nın sade ve derinlikli şiirleri, geniş kitlelerce kabul görmüştür. Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel 'in yakın arkadaşıdır.





Eserleri



Şiir

Impresiones y paisajes (Impressions and Landscapes, 1918)

Poema del cante jondo (Poem of Deep Song, 1921)

Libro de poemas Book of Poem, 1921)

Oda a Salvador Dali (Ode to Salvador Dalí, 1926)

Canción de jinete (Songs, 1927)

Primer romancero gitano (Gypsy Ballads, 1928)

Poeta en Nueva York (A Poet in New York, )

Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (Lament for Ignacio Sánchez Mejías, 1935)

Seis poemas gallegos (Six Galician poems, 1935)

Diván del Tamarit (The Diván of Tamarit, 1936)

Sonetos del amor oscuro (Sonnets of Dark Love, 1936)

Primeras canciones (First Songs, 1936)

Tiyatro

El maleficio de la mariposa (The Butterfly's Evil Spell, 1919-1920)

Los Títeres de Cachiporra (The Billy-Club Puppets, 1922-1925)

Mariana Pineda (1923-1925)

La zapatera prodigiosa (The Shoemaker's Prodigious Wife, 1926-1930)

Amor de Don Perlimplín con Belisa en su jardín (The Love of Don Perlimplín, 1928-1933)

El público (The Public, 1929-1930)

Así que pasen cinco años (When Five Years Pass, 1931)

Retablillo de Don Cristóbal (The Puppet Play of Don Cristóbal, 1931)

Bodas de Sangre (Blood Wedding, 1932) (Kanlı Düğün)

Yerma (1934)

Doña Rosita la soltera (Doña Rosita the Spinster, 1935)

Comedia sin título (Play Without a Title, 1935) (yarım)

La casa de Bernarda (The House of Bernarda Alba, 19 Haziran 1936)

Kısa Oyunlar

El paseo de Buster Keaton (Buster Keaton goes for a stroll, 1928)

La doncella, el marinero y el estudiante (The Maiden, The Sailor and The Student, 1928)

Quimera (Dream, 1928)

Senaryo[değiştir]

Viaje a la luna (Trip to the Moon, 1929)

Yazar istatistikleri

  • 66 okur beğendi.
  • 225 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 196 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları