Feraye Sünev Çokgürses

Feraye Sünev Çokgürses

Yazar
7.7/10
65 Kişi
·
145
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.430
Gösterim
Adı:
Feraye Sünev Çokgürses
Unvan:
Doktor
Doğum:
Ankara
Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. O yıl girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavını Türkiye dördüncüsü olarak kazandı. Ankara Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Jinekoloji dalında ihtisas yaptı. 1981- 2013 yılları arasında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalışırken profesyonel düzeyde şan eğitimi aldı. İki tane Türk Sanat Müziği albümü çıkardı. Emeklilik yıllarını geçirmek için gittiği İzmir’de Buca ilçesinin Kaynaklar Köyüne ve Belenbaşı Köyüne birer tane Kültür Evi yaptırdı. Halen Bodrum Turgutreis’de yaşayan Feraye Sünev’in iki oğlu vardır.
Allah ile kul arasındaki ilk ve son, yani tek insanız. Elimize doğuyor, elimizde ölüyorsunuz. Nasıl oluyor da bizi dövüyor, hatta öldürüyorsunuz?
Hiçbir hayvanın, canına kıyılacağını hissetmedikçe cana kıymayacağı unitulmamalıdır.
Bir kadına öğüt verecek olsaydınız bu ne olurdu?
Sev.
Bir genç kıza?
Sev.
Ya bir çocuğa?
Sev.
Tanrı'ya inanır mısınız?
Evet, çünkü aşka inanırım.
kadınları iyi tanırım. Kadın naiftir. Kadın merhametlidir. Kadın inanılmaz özverilidir ve en önemlisi de, tüm kadınlar iffetlidir.
Gebelik haftaları ne olursa olsun, bütünlüğü bozulmayan ceninler tıbbi atık torbasına atılmaz ve dini vecibelere bağlı olarak maneviyat çizgisinden sapmadan işlem yapılır.
Hanım doktorlarımız akıllı. Haramdır diye ellemiyor. Akut batın dediğimiz ölüme 5 dakika kala getirilmiş hastayı ellemeyeceksen neden doktor oldun. Doktor çıkacaksın, ben erkeğe dokunmam diyeceksin!
Kirli kız, kirletilmiş kız damgası yeme düşüncesi ensestin üstünü örten bir başka nedendir. Bu dertten kurtulmak için kesinlikle daha duyarlı bir toplum haline gelmemiz gerekiyor.
Kitabın isminde biraz mübalağa yapılmış olsa da tam olarak konusu bu. Kadın Doğum uzmanı bir doktorun otobiyografi tadında mesleğe başlamasından, emekliliğine kadar yaşadığı, şahit olduğu insan halleri ve sağlık sektörünü anlatıyor.

Bu sizin bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap değil. Sayfa sayısından veya yazarın dilinden dolayı değil,vicdanı ağırlığınızdan.
İçerisinde öyle hikayeler var ki gerçekten mola vererek okumak istiyorsunuz. O molada da başımı nerelere çarpsam diye düşünürsünüz muhtemelen.
Kendi öz evladına tacizde bulunan..zihinsel ve işitme engelli kardeşine sahip olan ve yeterince iğrençleşememiş gibi pazarlayan, eşiyle bir olup iki küçük kızlarını cinsel birleşmeye zorlayan... insan olarak yaratılan varlık ne kadar iğrençlik yolunda zirveye tırmanabilirse o kadardan daha fazlası bu kitap..
Ayrıca pisliklere maruz kalan sadece kadınlar değil. Dedesinin mirasından pay alabilmek için öldüren, veya emekli maaşını usulsüz biçimde alabilmek için ölüm kaydı açmaması adına doktora saldıran..
Okuyunca bir duruyorsunuz. Soluğunuz kesiliyor..
Uzun uzun nefes almaya çalışıyorsunuz, içinizde bir yumru. Okuduğunuz şey bir senaryo değil, bu gerçek. Ne acı değil mi? Bu bizim yaşadığımız ülkenin gerçeği. Biz bu insanlarla aynı havayı soluyoruz. Bu kadınlar,adamlar senin komşun. Belki de sabah gülümseyip selam verdin? Belki alışveriş yaptığın marketin sahibi.
Bir insan evladı nasıl bu kadar hayati değerlerini yitirebilir ki?
Kendi canından,kanından olan kızını nasıl pazarlar? Geceleri nasıl uyuyabilir ki? O vicdanla nasıl yaşar? O masumun yüzüne nasıl kıyıp bakabilir?
Maalesef toplum olarak çok çok çok eksiğimiz var. İnsanlık adına çok eksiğimiz var. Kimseyi o - bu - şu diye ayıramayız. Kendi içimizde parçalanmamalıyız,tüm bunların sebebi bu. Ancak bütün olursak huzura erebiliriz. Şu an etrafa baksanız, herkes çok duyarlı. Bilinçli. Yürüyüş yapıyorlar, bir olay olduğunda sosyal medyada ateş yağdırıyorlar, profil karartıp tepki verdiğini,üzerine düşeni yaptığını sanıyorlar. Bu çözüm değil ki. Bu kadar insanlıktan nasibini almamış birisi sen iki tane mesaj yayınladın diye vazgeçer mi yaptığından? Bunlardan vazgeçin demiyorum.
Kötü yanlarınızı iyileştirmemiz lazım diyorum yaraları sarmamız lazım. Bunun için eğitmeliyiz. İnsanlara bilgi aşılamaktan lütfen vazgeçmeyin.

Kitabın yarısının okunmasını herkese tavsiye ederim. Hatta televizyonlarda felan gösterilmeli. Diğer yarısı biraz Feraye hanımın mesleğinde yaşadığı sorunları ele alıyor. Çok güzel tıbbı bilgiler verilmiş ama okumayı da zorlaştırmış. Feraye hanım çok donanımlı ama kitap biraz karışık olmuş konudan konuya atlamış, bilgi kalabalıklığı oluşmuş.
‘ yeri gelmişken fikrimi söyliyeyim’ havasında yazılmış. En son ‘ nerede o eski bayramlar ? ‘ a bağlanmıştı :)
Kitabın genelinde bir bütünlük yok,ayrı ayrı kaleme alınsa daha verimli bir çalışma olurdu.
Alengirli bir kitap ismi bulmuşlar​ cok satsın ilgi ceksin diye ancak doktorlarınızı sevin, çocuklarınıza doktorları sevmesini aşılayın, doktorlarınızı darp etmeyin gibi saçma nasihatlerde bulunan kitap.

Bir doktor hanım efendinin yaşantısı da diyebiliriz. Şöyle doktor oldum şöyle zorluk çektim falan filan.

Bir iki üstü kapali ensest ve ilginç hikaye vardı ancak onlar da edebi anlatımdan uzaktı. İsminin hakkını veremedi bu kitap.
Toplumsal gerçekliğin kitabı. Hüngür, hüngür ağlatma gibi bir özelliği var. Aramızda konuşamadığımız, dilimizi ısırıp haykırılamayan gerçeklerin toplandığı kitap. Özenle yazılmış, birikimler aktarılmış. Bu kitabı okuduktan sonra zor durumda kalsak bir kadının doğumuna yardımcı olabilirim. O derece ayrıntılı. Doğum mucizesiyle ilgili bir sürü yeni bilgi edindim. Yaşamdan kesitler öyle naif bir dille anlatılmış ki; okumaya devam etmek istiyorsunu, ama bir yerlerde ağlamaktan kopabiliyorsunuz. Başta kadınlar olmak üzere, herkese bu kitabı önereceğim. Favorilerim arasında.
Yazarı ilk kitabı olan bacak arasından Türkiye kitabiyla tanıdım. Ve takibe aldım.
Çok güzel bir kadın. Derler ya kalbi güzel olanın yüzü de güzel olur diye. Ikinci kitabın çıkmasi beni mutlu etti. Yazar saatlerce konuşsa gözümü kırpmadan dinlerim. Yazdıklarını nefes almadan okurum. Keske durmadan hep konuşsa hep yazsa.
Kitabı alanlar nelerle karşılaşacak biraz belirteyim;
Yazar jinekolog olduğu için meslek hayatında onu etkileyen vakaalardan örnekler sunmuş. Elalemin yaparken zerre utanmadığı bu ar damarı çatlamışlıkları ben yazamam örnek olsun diye alıntı yapmaya utandım.

Soyları "4. Karl'a" dayanan insanlar pek kıymetli soylarının devamıni saglamak için şeytanin bile aklina gelmeyecek ne gibi yöntemler uyguluyor. Okurken şaşkınlıktan elim ayağim dolandı.
Kadınların yaşayıpta sustuğu, maruz kaldıkları her türlü şiddetin yaşanmış bir dolu örneğini bulabilirsiniz.
Zor şartlarda çalışan doktorların çok çalışmaktan tükenmişlik sendromuna girmeleri ardından intihara sürüklenmeleri... Bu doktorlara da kitapta yer verilmiş. Çogumuz haberlerde bile denk gelmedik bu acılı ölümlere.
Meryem uzerlinin tükenmişlik sendromu daha önemliydi. Daha göz önünde olmalıydı. Çünkü onlar dizi setlerinde atomu parçalıyorlardı....

Yazar gebelik dönemi ve kadın hastalıklarıyla ilgili bilgilere de kitabında yer vermiş. Gerçekten bunlar hayat kurtaracak cinsten önemli bilgiler. Herkes bu bilgileri okuyucuyla paylaşmayabilir alçak gönüllülük meselesi...

Beni çok etkileyen, sinirlendiren, isyan ettiren, gözümden yaş damlatan sayfalar oldu...

Hele okulundan, ocağından sürülüp, saçından tutulup koca evine sürüklenen çocuk gelinlerin yaşadıkları...
Yaşanılanları okuyunca pekte "memnun" olmadiğım halime binlerce şükür ettim.

Birde kucuk yastaki hastalarından bahsederken kizim- evladım diye bahsediyor. O kadar sevecen ve sevgi dolu yüreği var ki.

Kadınların zaten okuması gerektiğini düşünüyorum. Erkek okurlara da şiddetle tavsiye ediyorum.
"Ben seni sevdim, sen beni neden sevmedin. Öldiriim mi kendimi" temalı çok satan kitaplardan asla olmayacak. Olmasın da.
Çünkü gerçekliğin kitabı, ve gerçekler her zaman ki gibi gene çok acıtıyor.
Okuyamadım, dayanamadım...

8 yaşında tecavüze uğrayan çocuğu, kayınpederinin tacizine uğrayan gelini, 3 kızı olan adamın eve erkek arkadaşlarını getirip kendisinin çıkıp gitmesini, dayağı, şiddeti...
Kitap bir jinekoloğun biyografisi olsa da; Türkiye'de birilerinin bunları bir şekilde, gerek biyografi olarak; gerekse farklı bir şekilde yazması gerekiyordu. Herşeyi apaçık olduğu gibi yazmış, kitapta ne bir mübalağa ne de bana göre asılsız olabilecek herhangi bir şeyden bahsetmiş. Tüm bunları, bir büyük şehirin kadın doğum hastanesinde 5 yıl çalışmış biri olarak söylüyorum. Bence özellikle bayanlar olmak üzere bir sürü kişinin okuması gereken kitaplardan biri. Anlattıkları benim bilmediğim şeyler değildi tabiki de, bir çok insan da herşeyin farkında; ama tüm bunları kaleme almakta cesaret işidir. Yürekten tebrik ediyorum yazarı.
Bir doktor adayı arkadaşımın tavsiyesiyle isminin de etkileyiciliğiyle okunacaklar listeme eklediğim kitabı biraz kafa dağıtmak için edinip okumaya başladım.. Kitabın edebi bir değeri yok zaten yazar da bunu edebiyat yapmak amacıyla yazmamış. Beni oldukça etkileyen, sinirlendiren, şok eden bölümleri oldu. Özellikle ensest ilişkilerle ilgili okuduklarım karşısında dehşete kapıldım desem yeridir. Doğum denilen mücizeyi, anneliği ve kadın olmanın bu toplumdaki o dayanılmaz ağırlığını derinden hissettim. Deniz diye bir arkadaş dün gece bana mesaj atıp böyle boş kitaplar okumamamı tavsiye edip boş zihniyetlerle uğraşmamam gerektiğini söyleyince ikinci uyarısını dikkate alarak kendisiyle uğraşmamam gerektiğini anladım.. Diyeceğim o ki hangi kitabın boş veya dolu olduğu kişiden kişiye değişen durumlardır bu kitap bana anne olmakla ilgili, çocuklarla ilgili bilmediğim bir çok şey öğretti.. Anadolu kadınını, verilen mücadeleleri gösterdi.. Cehaletin yakıcılığını tokat gibi yüzüme çarptı. Yani bu kitap o kişinin dediği gibi bir doktorun para kazanmak için dur bir kitap yazayım dediği bir kitap değil bana göre. Bazı bölümlerde ben de oldukça sıkıldım ama genel itibariyle akıcıydı. Kitabı beğenmeyebilirsiniz, tavsiye etmeyebilirsiniz fakat saygı duyulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum zira bir Kahraman Tazeoğlu değil.
Kitabın arka kapağı ve adı Türkiye'den kadınların öykülerini vaad etse de içerik pek de öyle değil. Kitapta yazarın tıp fakültesi 1. sınıftan itibaren meslek hayatı boyunca yaşadığı mesleki sıkıntılar anlatılıyor. Sağlığın özelleştirlilmesinin hastadan ve hekimden götürdükleri, Türkiye'de doktor olmanın zorlukları anlatılıyor. Yazarın 2000'den sonra tıp fakültesinde okuyanları yetersiz, kendi kuşağının doktorlarını ayrı yerde görmesi de fazla taraflı ve haddimi aşmak istemem ama yüksek egolu geldi.
Öyküler ise hem yazarın hastaları, hem başka kadınların öykülerini içerirken antik çağdaki kadınlardan öyküler ise kitabın bu kısımlarını daha ilgi çekici yapıyor. Öyküler kitap boyunca aralara serpiştirilmiş. Kitabı okurken bir sonraki öyküye sıra ne zaman gelecek diye merakla hızla geçiyorsunuz sayfaları. Her bir öykü yürek sızlatıyor.
Ben sağlıkçı olarak yer yer sıkılsam da son 30 sayfayı saymazsam (geçmek bilmedi) genelde keyifle okudum. Öykülere daha fazla yer verilseydi çok daha keyifli ve herkesi kucaklayabilecek bir kitap olurdu diye düşünüyorum.
Temennim bu kitabı tüm insanlık okusun. Çünkü maalesef günümüz Türkiye’sinin halen bilinçlendirilmeye fazlasıyla ihtiyacı var. ( kimileri kabul etmek istemese de)

Öyle güzel ve bilinçlendirme gereken konulara değinerek yazılmış ki etkilenmemek mümkün değil.

Ve lütfen yazmaya devam edin Dr. Feraye Hanım. Çünkü muhteşem ,anlamlı , akıcı , kolay okunabilir ve anlaşılır bir eser çıkarmışsınız ortaya.
Yüreğinize ve emeğinize sağlık diyorum ve herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Kitabın adı oldukça çarpıcı olmuş. Kadının adı olmadığı ülkemizde namusu kadınların 2 bacak arasından ötede göremeyen zihniyeti, cinselliğin tabu olduğu, bilimsel cinsel eğitim verilmediği sürece de bu zihniyetin değişmeyeceği gerçeğini vurgulaması açısından faydalı bir eser. Yazar mesleki anılarını , sağlık sistemi ile ilgili görüşlerini paylaşmış. Kitap bol kan barındırıyor. İlk öykü tecavüze uğrayan 8 yaşında bir kız çocuğunun muayenesi ile başlıyor. Ensest gibi hikayeler tüyleri diken diken ediyor. Ancak kitabın kurgusu oldukça zayıf. Keşke yazar hasta öykülerine daha fazla yer verseymiş. Sağlık sisteminin çarpıklığı güzel ele alınmış. Yazarın iç hesaplaşması gibi olmuş , ancak olaylar arası geçiş sıralama gözetmiyor. Çok etkilendiğim bir kitap oldu diyemem. Sonlara doğru konu daha da karmaşıklaştı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Feraye Sünev Çokgürses
Unvan:
Doktor
Doğum:
Ankara
Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. O yıl girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavını Türkiye dördüncüsü olarak kazandı. Ankara Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Jinekoloji dalında ihtisas yaptı. 1981- 2013 yılları arasında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalışırken profesyonel düzeyde şan eğitimi aldı. İki tane Türk Sanat Müziği albümü çıkardı. Emeklilik yıllarını geçirmek için gittiği İzmir’de Buca ilçesinin Kaynaklar Köyüne ve Belenbaşı Köyüne birer tane Kültür Evi yaptırdı. Halen Bodrum Turgutreis’de yaşayan Feraye Sünev’in iki oğlu vardır.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 145 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 89 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.