1000Kitap Logosu
Resim
Feride Çiçekoğlu

Feride Çiçekoğlu

Yazar
Çevirmen
Tasarımcı
BEĞEN
TAKİP ET
8.8
2.480 Kişi
7,7bin
Okunma
260
Beğeni
8,6bin
Gösterim
Unvan
Yazar, Mimar, Senarist
Doğum
Ankara, 1951
Yaşamı
Feride Çiçekoğlu, 1951 yılında Ankara'da doğdu. Maarif Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde okudu. Mimar olarak Fullbright bursu ile, Pennsylvania Üniversitesi'nde doktora tezini yazdı. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Çiçekoğlu, 12 Eylül askeri darbesinin ardından dört yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinde tanıdığı bir çocuğun yaşamını anlattığı ilk kitabı (Uçurtmayı Vurmasınlar), filme alındı. Filmin çok beğenilmesi yeni kitapları yazmasına ve yeni filmlerin yolunu açtı. 1990 yılında senaryosunu yazdığı "Reise der Hoffnung (Umuda Yolculuk) filmi en iyi yabancı film dalında Oscar ödülüne layık görüldü.
104 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
. Annesinin aldığı cezadan dolayı onunla birlikte hapishanede yaşamak zorunda olan bir çocuk... Onun dilinden yazılan mektuplar. Gülümserken düşünüp içinizi sızlatan cümleler. Bazen hacim olarak kalın ama içi boş kitaplar vardır bu kitap onun tam tersi. Her söz her cümle kalbe dokunuyor. Kitapla kalın. . .
Okuyacaklarıma Ekle
104 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
"Ama çocuklar kusura bakarlar. Kuşlar gibi.." Kitap bir çocuğun bakış açısından anlatılıyor. Daha önce de
Şeker Portakalı
-
Güneşi Uyandıralım
-
Delifişek
serisinde,
Çavdar Tarlasında Çocuklar
ya da
Küçük Prens
gibi kitaplarda da olaya bir çocuğun anlatımıyla tanıklık ediyoruz, ve ikinciyi (
Çavdar Tarlasında Çocuklar
) pek sevmememe rağmen bu tür kitaplardan aldığım zevk bir başka oluyor.
Uçurtmayı Vurmasınlar
bir çırpıda bitebilecek bir kitap, zaten ben de bir kaç saatte bitirdim, kitabın sürükleyiciliğinden olsa gerek. Barış isimli küçük bir çocuk, annesiyle birlikte avlu hayatı yaşıyor. Bir hapishane çocuk tarafından daha saf anlatılamazdı herhalde. Kitap genel olarak Barış'ın burayı yeni terketmiş İnci'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor. Fakat bunların düzenli olması, eserin ana hizâsını dikkatlice ve ayrıntılarıyla incelememize yardım ediyor. Kitap ismini nereden almış? Tam da şöyle bir sahneden: Gardiyanlar, daima mahpusları kaçtıkları takdirde vuracakları ile tehdit ediyorlar. Bir gün zindanın sakinleri hapishaneden gözetçi eşliğinde dışarı çıkarken Barış, gökyüzünde bir uçurtma görüyor ve onun hep yönünü değiştirdiğini, bir yerden başka yere "koşuşturduğunu" farkediyor. Bu kısmı olduğu gibi bırakıyorum ("ağabey" dediği, gözetçi) : "Ağabeylerden biri hastanenin bahçesinde dolaştırdı beni. Sonra ne gördüm bil bakalım! Bir uçurtma! İlk kez senle birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye. Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki: “Bak, uçurtma kaçmış!” “Hani bakayım! Nereden kaçmış?” “Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!” Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi. Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki annemi de vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış İnci?.." Evet, kitap hakkında son sözde not edildiği gibi; uçurtmayı vurmasınlar, çocuklar uçurtma da uçurabilsinler diye.. Duygusallığı dışında düşündürücü kısımları da vardı. Örneğin bu hapishanede ne tatlılık olsun diye, ne de daha da duygusallık katmak için değil de, gerçekten (bir çoğu) suçsuz insanlar toplanmış. Dönemin şartları neydi daha pek araştıramadım ama sadece milletin gelişiminin istenmediği besbelli ortada kitabın kaleme alındığı zaman için.. Bu bakımdan
Çin İşkencesi
'ni hatırlatmadı değil. Hatta hapishane çalışanları öylesine zalim ki, Barış onların doğru yaptığını zannediyor çocuk aklıyla ve o da büyüdüğünde böyle olacağını düşünüyor. Burada aslında bir gönderme var; bir insan ne kadar saf ve temiz olursa ollsun, hatta bu çocuk bile olsa, ortamın insan hayatındaki rolü kadar önemli ikinci bir şey yoktur. Onun kendi kendine düşündüğü bazı cümleleri (misal; "Sizin koğuşa yeni geldi. Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi?") okudukça tüm insanlık adına utanç hissi duyuyordum. Barış, sadece bir kitap kahramanı belki de, birçoğu bunu böyle kabullenebilir, ama unutmamalıyız ki bu, hayattan bir alıntı. Bu şekilde yaşamak ve düşünmek zorunda kalmış tüm çocukların sesi oldu Barış.. Kitabın filmi de varmış, izlemeyi düşünüyorum. Kısmet olursa izledikten sonra bu incelemenin yorumunda fikrimi ekleyeceğim. *** "Ekipbaşmız kim?” diye sordu. Zeynep ileri çıkıp, “Benim,” diye yanıtladı. Müdür, Zeynep’i süzdü: “Suçun ne?” “Fikir suçu.” *** Düşünmenin suç sayılmayacağı bir gelecek temennisiyle..
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.