Feridüddin Attar

Feridüddin Attar

Yazar
8.8/10
1.066 Kişi
·
3.679
Okunma
·
561
Beğeni
·
24,9bin
Gösterim
Adı:
Feridüddin Attar
Tam adı:
Ebû Hâmid Ferîdüddin Muhammed bin Ebî Bekir İbrâhîm-i Nîsâbûrî
Unvan:
İranlı Şair ve Mutasavvıf
Doğum:
Nişabur, İran, 1136
Ölüm:
Nişabur, İran, 1221
Feridüddin Attar, (Farsça: فرید الدین عطار‎, Farīdo d-Dīn 'Attār) Horasan'nın en önemli dört şehrinden biri olan Nişabur'da 1136 yılında doğmuş 1221 yılında vefat etmiş ünlü bir İranlı şair ve mutasavvıftır. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılmaktadır.

Mevlânâ, Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attar, çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bırakmıştır.

Attar'ın yaşamı hakkında bilgiler çok azdır. Attar belki de değişik alanlarda da eğitim almış bir eczacının oğludur,
~Bismillâhirrahmânirrahîm~
"Ruhu yaratan, değersiz toprağa can ve iman bahşeden Yüce Yaradan'a hamdolsun! Arşını suyun üstüne yerleştiren, yerdekilerin hayatını da yelin üzerine kuran, gökkubbeyi yükselten, yeri de yayıp döşeyen, göklere sürekli hareket, yere ise tekdüze bir sükûnet veren O'dur."
379 syf.
·Puan vermedi
Bir arkadaşın şiddetli tavsiyesi üzerine okuduğum ilk Feridüddin Attar kitabı. Ancak pek olumlu şeyler yazamayacağım.

İnsanı Allah'a yakınlaştıran, onun kulu olduğuna şükrettiren bir kitap olacağını zannettim. Hikayelerle dini öğütler vermeye çalışılmış ancak ben umduğum tadı ne yazık ki alamadım. Belki de Allahtan Tanrı diye bahsedilmesi beni böyle bir düşünceye sevk etti. Bazı hikayeler ilk okul seviyesindeydi. İlkokulda da bu tarz hikayeler çok okuduğum için çoğu tanıdık geldi belki de aynılarıydı bilemiyorum. Tasavvuf kitaplarında, daha ağır dilli, daha düşündüren, akıl yürüten kitaplar beklerim. Yani hep o tarz olurdu. Sanırım çevirinin basitliği böyle düşünmeme neden oldu. Mesnevi ile aynı kulvarda yarıştığı söyleniyor bence yanına bile gelemez.
Böyle kıymetli olduğu söylenen eserleri beğenmeyince nedense içimde bir vicdan azabı oluşur.
400 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Tavsiye üzerine okuduğum bir kitap oldu ama tek kelimeyle muazzam bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Kitapta sık sık Allah' ın, peygamberlerin isimlerinin zikredilmesi çok hoşuma gitti. Birkaç peygamberin kıssası anlatılıyor özellikle Hz. Yusuf' un kıssasının anlatımını çok beğendim. Bazı hikayelerde hiç bilmediğim konulara rastladım peygamber efendimizin değerli eşi olan Hz Aişe' ye atılan iftirayı açıkçası bu kitapta öğrendim.
Kitapta birçok konuya değinilmiş; tarihimizin başarılı sultanları olan Gazneli Mahmut ve Sultan Sencer ' in sultanlık devrinde olan davranışları çok güzel anlatılmış.
Dört büyük halife olan Hz. Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Osman, ve Hz. Ömer' in halifelik yılları ile ilgili kısa kısa hikayeler anlatılmış. Ara ara dört büyük meleklerden, sahabelerden, şeyhlerden ve alimlerden de bahsedilmiş gerçekten çok güzel bir şekilde anlatılmış.

Günlerden bir gün dünyadaki bütün kuşlar, padişahsız hiçbir ülke olmadığı düşüncesiyle bir araya geldiler. Amaçları kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmekti bu arada Süleyman Peygamberin postacısı olduğunu belirten Hüthüt, kuşların Simurg adında bir padişahları olduğunu söyler ancak bu padişaha erişmenin zor ve zahmetli olduğunu ve bu yola koyulacaklarsa kendilerine rehberlik edeceğini söyler. Hüthüt' ün bu cevabı kuşları tatmin eder ve onun peşine takılıp yola koyulurlar. Ama, yol çok uzun ve menzil uzak olduğu için kuşlar yorulup hastalanır ve türlü bahaneler ileri sürerler. Hüthüt her birinin mazeretine tatmin edici cevaplar verdikten sonra tekrar yola koyulurlar. Ama pek çoğu yollarda kaybolur ya da bir yerlere dalıp aç, susuz bir şekilde can verir. Bütün vadileri aşan geriye otuz kuş kalır. Menzil-i maksudlarına yorgun ve bitkin bir halde uzanan bu kuşlar Simurg' u sorarlar ve Simurg tarafından bir görevli gelir ve yol boyunca çektikleri zahmetin yazılı olduğu belgelerini onlara verir. Bu sırada Simurg tecelli eder. Otuz kuş tecelli edenin bizzat kendileri olduğunu; yani, Simurgun mana bakımından otuz kuştan ibaret olduklarını görüp şaşırırlar.
Kuşlar, "Hakikat Yolunun Yolcuları" ; Simurg, "Hakikattir"
(Si=30, Murg=Kuş)
407 syf.
·10 günde·Beğendi·6/10 puan
Mantık Al-Tayr kuşların dili anlamına gelen bu eser, adeta tasavvuf yolculuğuna çıkarıyor. Her türlü dünyevi şeylerin kuşlar aracılığıyla kısa kısa hikayelerle biz insanoğluna ders niteliğinde aktarmış.
Hüdhüd kuşunun kılavuzuyla kaf dağının ardındaki Simurgu bulmak ama buraya varmak için istek, aşk, marifet, istiğna,Tevhid, hayret ve yokluk bunları aşmak ve bu yolda olmak dahası ölmektir.
Kuşların bu yolculuğu bizlere ders, bizlere ayna görevi görmektedir. Bizlerin dünyada niçin, neden olduğu niye var olduğumuzu sorguluyor, düşündürüyor.
407 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Feridüddin Attarın muhteşem bir kurguyla sunduğu ve bu kurgunun içine müthiş hikayeler ve hikmetler yerleştirdiği ve tasavvuf yolunun sırlarını aktardığı harika bir eser.
400 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Tasavvuf. Ne büyük bir kelime! Bu büyük kelimenin hakkını, hiçbir zaman veremeyeceğimi tekrardan anlamış oldum. Bu da, bu kitap sayesinde oldu. Kitabı, bana samimi olduğum bir arkadaşım önerdi. Kendisine, düşüncesel ve duygusal olarak çok yardımı dokunduğunu söylemişti. Benim son zamanlardaki hallerimi göz önüne alarak, bana da yararı dokunacağını söyledi ve tavsiye etti. Açıkçası, kitap, beni çok sarstı. Kafka'nın bir sözü vardı; "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" tam olarak bu oldu. O yüzden, kitabı tavsiye eden arkadaşımla okuduğum kısımları tartışmam gerekti. Misafirliğe çağırdım ve neredeyse iki gün iki gece tartışma yaptık. Yavaş yavaş, düşe kalka, yok olup dirile dirile kitabı bitirdim.

Anladığım şekilde kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde, Feridüddin Attar, Allah'a olan sevgisini ve hayranlığını dile getirmiş. Kelimelere, kendini vererek anlatmaya çalışmış. Hiçbir şey olarak, içindeki her şeyi anlatmaya çalışmış. Aklının ve gönlünün el verdiği kadarıyla; içinde olanları O'na layık bir şekilde yazmaya çalışmış. Ve her denemesinin sonuna da, acizliğini ve söylenebilecek her şeyin üstünde olduğunu dile getirmiş. Ama benim gözümde ise, benim hayal edebileceğimden de ötede bir anlayışı ve anlatışı vardı. Buradan doğacak iç çatışmaları, siz hesap edin.

İkinci bölümde ise, Hz.Muhammed'e olan sevgisini ve hayranlığını dile getirmiş. Burada, onun güzelliklerini, yaşadıklarını, yüceliğini ve etkilerini anlatmayı denemiş. Tabii, yine kendinin-acizlik ve hiçlik- farkında olarak bunları yapmış. Yol konusunda bir çok fikri, bu bölümde görebilirsiniz. Çünkü, burada Hz.Muhammed'in gösterdiği yolların güzelliğini ve nasıl ilerlemeye çalıştığını anlatıyor.

Üçüncü bölümde ise, Kuşların İlahisi kitabı başlıyor. Yani, benim gibi mahlukatların gerçekten devreye girdiği bölüm burası. Feridüddin Attar, burada, kendinde gözlemledikleri ve yaşadıkları ile insanlarda gözlemlediklerini ele alıyor. Yani, kendi yolculuğu, ona öğretenlerin yolculuğu ile gördüğü diğer insanların yolculuğunu anlatıyor.
Hikâye kısaca şöyle: Kuşlar bir araya gelirler ve kendilerine bir Padişah seçmek isterler. Hüthüt kuşuna danışırlar. O da Simurg'un padişah olduğunu söyler. Simurg, Kaf Dağı'nın tepesinde yaşar. Kuşlar da oraya doğru yola koyulur.
Burada yolculuk da ikiye bölünüyor. Her bir kuş, bir karakterdeki insanı anlatıyor. İlk kısımda, yolculuk başlamadan zorluklardan dolayı herhangi bir durumundan vazgeçenler ya da yapamayacaklarını düşünenlerden oluşuyor. İkinci kısımda ise, kuşlar yola koyuluyor ve yolda ilerlerken yaşadıkları sorunlardan dolayı, pes etme noktasına gelenlerden bahsediliyor. Bu iki kısımda, neredeyse insanın olabileceği her hâl mevcuttur. Aç gözlülükten tutun, sevda ateşiyle fedakârlıktan yanıp tutuşanlara kadar her çeşit insan, yani kuş var. Yolculuk, 7 vadiden geçilerek son bulunuyor. Bunlar;
1-) İstek Vadisi,
2-) Aşk Vadisi,
3-) Marifet Vadisi,
4-) İstiğna(Gönül tokluğu) Vadisi,
5-) Tevhit Vadisi,
6-) Hayret Vadisi,
7-) Fakr u Fena(Yokluk, Yokoluş) Vadisi.
Beni en fazla çeken, son vadi oldu. Bu bölüm hakkında daha fazla anlatmaya lüzum yok. Bunu ve kitabı okuyacak olan olursa diye, fazla detaya girmek istemiyorum. Çünkü, ilk elden okumanın anlamı ve tesiri yüksek olur.

Dördüncü bölümde ise, Feridüddin Attar, kendini anlatıyor. Nasıl bir durumda olduğunu ve kitabı neden ve nasıl yazdığını anlatıyor. Bu bölümü çok sevdim. Çünkü, Feridüddin Attar bir anda benim gibi olmuştu. Samimiyetini ve içtenliğini; kelimelere öyle güzel yansıtmıştı ki, yazdıkları karşısında gözlerim doldu. Benim gibi, o da bir insandı. Benim gibi, anlatmak ve anlaşılmak istemişti. Benim gibi, içindeki yangının sebebini ve etkisini öğrenip bu yangının çıkabileceğe başka yüreklere yol göstermek istemişti. Benim gibi, o da dertliydi. Kısacası, samimiyetini ve içtenliğini içime dokundurdu.

Kitap, Attar'ın Allah'a olan sevgisini tekrardan dile getirmesi ile son buluyor. Ben de onun sözleri ile incelememi bitireceğim. Kitabı hem insanları anlamak için okuyabilirsiniz, hem kendinizi anlamak için okuyabilirsiniz, hem inancınızı anlamak için okuyabilirsiniz, hem Feridüddin Attar'ın nasıl biri olduğunu anlamak için okuyabilirsiniz, hem de ilahi aşkı anlamak için okuyabilirsiniz.
" Ulu Tanrı, yardım etti, kapılar açtı, bu kitabın tamamlanmasını nasip etti.
Allah daha iyi bilir ya; bu kitap arşı yaratana övgülerle tamamlandı."
120 syf.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki;bu eser,sadece Müslümanlara değil;her din ve meşrepten bütün insanlığa hitap eden yaşam rehberidir. Kitap,Attar'ın birbirinden güzel nasihatlerinden oluşmaktadır. Mantıku't Tayr'dan sonra yazarın okumuş olduğum ikinci eseri. İkisini de çok beğendim.
432 syf.
Tasavvuf.. Derin bir umman. İdrak edemeyene anlamsız ve hatta küfür gibi gelebilen bir kapı. Tasavvuf için pişmek lazım (çok zor). Yada önyargı ve yüzeysel bakmayacağım diye bir niyetle başlamak lazım. Faydadan çok zarar olabilir mazallah.. "Sûret ehli benim sözlerime takılmış, içinde boğulmuş. Mânâ ehli ise, sırlarımı kavramış, işin eri olmuş."

İlk okuduğumda bazı cihetleri ağır gelmişti. Sindirememiştim.. Bu tarz eserleri âmiyane idrak etmemek için tekrarla mahiyetini keşfetmeye çalışmak lazım.
Bu sefer okuduğumda ağır gelen yerleri bambaşka gözüktü gözüme. Bir şeyhin; hafız, hadis alimi ve daha bir çok yönden donanımlı birinin girdiği ağır imtihan ve bu imtihan sonucu imanından oluşu, en ağır günahları işlemesi bölümü bu sefer farklı ve daha ders vericiydi.
Bu yolda hiçbir nefs hilelerden ve tehlikelerden emin olmamalı. Ruh bedeni terk edene kadar imtihanımız sürüyor. Çok iyi anladım efendim.
Hakiki dostun gün gelir senin yerine tövbe edip yalvardığı ve bu yalvarmanın seni kuyulardan kurtarıp gün ışığına eriştirdiği gerçeği anca bu kadar güzel teşkil edilebilirdi.

Aslında kitabın konusu bu değildi. Bu zor yola girmekten çekinen kuşlara Hüdhüd kuşunun ikna için anlattığı hikayelerden biri sadece. Kuşların şikayetleri, bahaneleri, korkuları, zaaflarıyla yola girmek istememelerinin hikayelerle cevaplanıp mazeretlerin silinmesi. Her bir hikaye ayrı bir sır. Hiçbir mazeret diri kalamıyor, lâyüad bürhanlarla yerle bir oluyor. Bütün dünyevi istek ve arzuların ortak cevabı " Bilmiyor musun ki ömrün, uzun olsun kısa olsun, iki soluktan ibarettir."


Kuşların bu yolculuğu bizim için bir âyine görevi görüyor. Onlarda benliğimizin sırlarını anadan üryan keşfediyoruz.
İki soluk için ah vah etmeyelim, altına gümüşe tamah etmeyelim, fani sevgilerde gark olmayalım vesselam.
240 syf.
·5 günde·Puan vermedi
•Feridüddin Attar'ın - Rubailerini (Bir soyut nakış nedir?) arkadaşıma hediye kitap göndereceğim vakit Kırmızı Kedi Yayınevinde avare avere gezerken gözüme çarpmıştı. Kitabı elime aldım bir sayfasında farsça diğer sayfasında ise türkçe rubaileri vardı. Bir iki satır okudum yazarı sevmiştim ama önce bilinen bir eserini okumalıyım, sonra bu kitabı alırım dedim.
____0_____0_____0______0______0_______
•Türk klasikleri sipariş ettiğim serilerimden sıra Mantıku't Tayr'a gelmişti. Bir çırpıda okunacak bir kitap olmadığını ilk sayfanın ilk cümlesini 5 kez okuyup tekrar ettikten sonra anladım.. Tasavvufi kelamlar ruhumu yaşadığım şehirden aldı götürdü.. hikayelerinde cevher bulduğum kelimelerinde çağlar öncesine gittiğim bu eseri okurken kendimden geçip Bazen Ya Hay ya Hu diyerek yaşadım..
____0____0____0____0____0_____0_______
•Eserinde O'na rastlamak ya da O'nda kaybolmak ne güzel..
Tasavvuf-i eserlerin ilklerinden sayılan Kuşların bilgesiyle yazarı Feridüddin Attar;
9 yaşında alnındaki o ilim ışığını görüp yoldaşlarından saydığı Mevlana ile tanışıklığı da beni bir hayli heyecanlandırdı..
Tasavvufi eserlere önder bu eşsiz kitabı tavsiye ederim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Feridüddin Attar
Tam adı:
Ebû Hâmid Ferîdüddin Muhammed bin Ebî Bekir İbrâhîm-i Nîsâbûrî
Unvan:
İranlı Şair ve Mutasavvıf
Doğum:
Nişabur, İran, 1136
Ölüm:
Nişabur, İran, 1221
Feridüddin Attar, (Farsça: فرید الدین عطار‎, Farīdo d-Dīn 'Attār) Horasan'nın en önemli dört şehrinden biri olan Nişabur'da 1136 yılında doğmuş 1221 yılında vefat etmiş ünlü bir İranlı şair ve mutasavvıftır. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılmaktadır.

Mevlânâ, Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attar, çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bırakmıştır.

Attar'ın yaşamı hakkında bilgiler çok azdır. Attar belki de değişik alanlarda da eğitim almış bir eczacının oğludur,

Yazar istatistikleri

  • 561 okur beğendi.
  • 3.679 okur okudu.
  • 296 okur okuyor.
  • 2.395 okur okuyacak.
  • 120 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları