Feridun Andaç

Feridun Andaç

Yazar
7.6/10
43 Kişi
·
92
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.675
Gösterim
Adı:
Feridun Andaç
Unvan:
Türk Editör, Eleştirmen.
Doğum:
Erzurum, 1954
Feridun Andaç, 1954 yılında Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte; yüksek öğrenimini İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yüksek lisans yaptı. Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak lise ve üniversitede görev aldı. 1987'de kendi isteğiyle görevinden ayrıldı. Temmuz 1987'den bu yana özel kurum ve kuruluşlarda eğitim, halkla ilişkiler, idari işler, yayın tanıtım, reklam işleri, insan kaynakları konularında yöneticiliğin yanı sıra yayınevlerinde editörlük yaptı. Halen özel bir üniversitede "karşılaştırmalı edebiyat"dersleri vermekte, serbest yazarlık yapmaktadır.

Eğitim, kültür, edebiyat konularındaki inceleme, araştırma, deneme çalışmaları çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlayan Feridun Andaç, yurtiçi ve yurtdışında birçok uluslararası toplantıda ülkemizi temsil etti. Yazılarının bir bölümünü topladığı "Gerçekçilik Yolunda" (1989, Cem Yayınevi) adlı yapıtı 1987 Akademi Kitabevi Eleştiri-Deneme Birincilik Ödülü'nü kazandı. "Işık ol, Günüme Ağ" adlı denemesiyle 1994 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü'nü; Necati Cumalı ile yaptığı "Yazıya Adanmış Bir Ömrün Tanıklığında" adlı söyleşisiyle de 2000 yılı PEN Yazarlar Derneği Onat Kutlar Edebiyat Söyleşisi Birincilik Ödülü'nü aldı. PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği üyesi olan Andaç; Ekonomide Dayanışma (1987-89), Yayın Dünyası (1989-90), TYS Edebiyat (1994-95) adlı dergilerin yayın yönetmenliğini üstlendi; Kavram ve Papirüs Yayınevlerinde editörlük yaptı; TYS Yönetim Kurulu'nda iki dönem görev aldı (1993-94, 1999-Mart 2000)

Eserleri:
İnceleme/Değerlendirme: Yazınsal Gerçeğin Boyutları (1995), Sürgün Edebiyatı, Edebiyat Sürgünleri (1996), Aydınlanmanın Işığında Sanat İnsanlarımız - Timur Selçuk (1997), Aydınlanmanın Işığında Sanat İnsanlarımız - Oktay Akbal (1997), Söz Uçar Yazı Kalır (1997), Söz Uçları, Yazı Burçları (1988), Işık OI, Günüme Ağ (1998), Öykücünün Kitabı (1999) Sen Türkiye'nin En Güzel Kazasısın (2000), Gözlerinden Bellidir - Türkan Şoray İle Yüz Yüze (2000), Edebiyatımızın Yol Haritası - Yazınsal Oluşumun Göstergeleri (2000),
Öyle bir ağlasam,
Öyle bir ağlasam ki çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa...
Öyle bir aç kalsam,
Öyle bir aç kalsam ki çocuklar
Size hiç açlık kalmasa...
Öyle bir ölsem,
Öyle bir ölsem ki çocuklar
Size hiç ölüm kalmasa...
Bir tohum verdin çiçeğini al. Bir çekirdek verdin ağacını al. Bir dal verdin ormanını al. Dünyamı verdim sana bende kal.
Yavaş yavaş geçtim
kalabalıkların arasından
Bir deniz çarpması gibi,
Çoğalta çoğalta..
Yavaş yavaş çıktım içimden
Dokundum yavaş yavaş acıya..
Yavaş yavaş geçtim insandan insana..
Böyle karıştım kalabalıklara
Kalabalıklaştım böylece..
öyle bir ağlasam
öyle bir ağlasam çocuklar
size hiç gözyaşı kalmasa.

öyle bir aç kalsam
öyle bir aç kalsam çocuklar
size hiç açlık kalmasa.

öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa.
Yaşar Kemal'e dair yazmaya, düşünmeye başlayınca; belleğimdeki ilk söz, ilk im hep şu tümcesi olmuştur:

"Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar..."
Bir işadamı Aziz Nesin' i öldürene 250 bin dolar vaad etmişti.
Nesin' in cevabı ; o parayı vakfıma ver ben intihar ederim !
“Zor,” dedi gülerek Dursun Dede. “İnsan olmak çok zor sultanım. Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor.”
224 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal'le yapılan bir çok röportaj ve söyleşiden oluşuyor kitap. Yazarin edebiyata bakışı, kitaplarında işlediği konuları nasıl oluşturduğu, kitaplarında kullanmaya gayret ettiği dili nasıl oluşturduğunu anlatıyor Üstad. Özel yaşamına dair küçük ipuçlarını barındırıyor kitap. Bugüne kadar okuduğum Yaşar Kemal'in kitaplarına daha geniş bir pencereden bakmamı da sağladı öğrendiklerim. Kitapta Yaşar Kemal'e ait fotograflarda var.Okumak isteyen herkese şimdiden keyifli okumalar.
296 syf.
·12 günde·4/10
Bir yazarın birikimi ne kadar güçlü olursa olsun,yazdıkları her zaman ruhunuzu ve aklınızı beslemeyebiliyor.
Bu kitabı alırken ,deneme olması itibariyle ,yazına dair çok teknik bilgiler beklemiyordum zaten fakat bu kadar sıkılacağımı da düşünmüyordum.
Her yeni başlığa geçtiğimde içeriğiyle ilgili doyurucu bir bilgi edinmekten öte,otobiyografi ağırlıklı ve samimiyetsiz bir diyalog hissettikçe,bir sonraki kertede umutlarımı bıraktım.O da olmayınca sonlara doğru bir kaç sayfa atlayarak bitirmeye çalıştım.
Hele aralara koyduğu kendi öyküleri ,beni tamamen kopardı çünkü iç sıkıntım giderek arttığından okumayı göze alamadım çoğunu.
Zaten bu noktadan sonra da bana fayda saglamayacağını düşünmekten bir daha da okuma iştahıma kavusamadım.
Sadece hikaye ve Öykünün ayrımını daha iyi yapabilmek adına okumuş olduğum bir deneme oldu.
Yazarın ,notlarını derlediği ,iç sıkıntısından yazılmış bir denemeydi bence.
Bellegindekileri bu kadar ketum değil ,daha içtenlikle aktarmasını beklerdim ki eminim sanatsal anlamda da oldukça seçkin bir bellek oluşturmuştur.
224 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"Dünyaya gelmişim ya, şu güzelim gökyüzünü, yıldızları, ayı, dağların yamacına vuran gün ışığını görmüşüm ya, insanoğlunun tadına varmışım ya, seher vakti, traktörümle sürdüğüm topraktan çıkan kokuyu koklamışım ya... İşte insanlığın aradığı ölümsüzlük otu bu değil mı?"
Yaşar Kemal işte...
192 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Bazen sadece duyguların kaleme alındığı kitaplara da zaman ayırmak lazım. Başkalarının hissettiklerine ortak olmak hatta belki de hislerinizi anlatacak cümleler bulmak için. Her yiğidin harcı değildir içten gelenleri sayfalara dökmek,yazarken tekrar yasamak ve okurun kalbinden geçmek. Sirf bu yüzden saygı duyulmalı bu tarz kitaplara... Denemelerin birlesmesidir aşk hayatı gölgeler kitabı. Ilk sayfalarin bıraktığı etkiyi son sayfalar devam ettiremesede yine de bolca şans verilmeli... Aşk hayatı gölgeler mi dersiniz ?
Yoksa tam tersi aydınlatır mı geçtiğimiz yolları ?
320 syf.
·Beğendi·9/10
Modern zamanın seyyahı olarak nitelendirebileceğim; sadece kent ve mekan bağlamını maddesel işlemekle kalmayıp, mekanda aidiyet duygusunun önemini tattıran; her denemesini okurken, okuyucuyu da yanında gezdiren ve en önemlisi mekan içinde yaşadığı hisleri hissettiren yazar; memleketimize ait gördüğümüz, duyduğumuz, belki keşfettiğimiz mekanları, hissettikleriyle okuyucuya yeniden kurgulatmasının yanında, kuytu köşede- adını bile duymadığımız mekanları bizlere tanıtmaktadır. Gezmek, keşfetmek, merak etmek ve aidiyet kavramlarını yeniden ve derinden düşündürten eser, bu yönüyle kendisini birkaç kez okumama sebep olmuştur. Teşekkürler, Feridun Andaç.
232 syf.
·70 günde·Beğendi·7/10
Paris'i çok görmek gezmek belkide yerleşmek isteyen bir arkadaşım için almıştım bu kitabı. Araya finallerim,projelerım girdi derken uzun bir süre okumamıştım. Uzun sürede okumuş olmamın tek sebebi benim.
Kitap Paris'i sadece şekil olarak ele almıyor. Bir gezi yazısı ama yazarımız Paris'in kültür,sanat atmosferine ağırlık vermiş. Tarih içinde gidip geliyorsunuz. Pablo Picasso, Salvador Dali, Claude Monet, Vincent van Gogh ,Charles Baudelaire , daha niceleri. Heykelden resime, romandan şiire Paris'i paris yapan asıl etmenlere bakıyorsunuz. Ayrıca Paris'in korunmasınada dikkat çekiyor yazar. Sık sık Türkiye'de şehrin kimliğinin korunmasına yönelik eleştiriler var.
Güzeldi. Umarım arkadaşım da beğenir.
320 syf.
·5/10
ürkan Şoray ile yüzyüze yapılmış bir söyleşi diyebiliriz.Çok fazla özel hayata girilmemiş daha çok sinema yüzü ve kendi kişiliği hakkında konuşulmuş.Kitabın ilerleyen bölümlerinde Selim İleri ve Safa Ünal'da Türkan Şoray'ı ağzından anlatıyor.

Yazarımız Feridun Andaç benim Arka Kapak dergisi ile tanıdığım bir yazardı kendisi...Bu tarz "dosya" hazırlama da oldukça yetenekli bir kalem diyebilirim.

Bu arada kitap resimlerle de süslendiği için oldukça kolay okunuyor.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Feridun AndaçRomanda ve Öyküde Gerçeklik Arayışları
Edebiyatımızın Yol Haritası
Ulus,ulus-devlet,ulusal edebiyat,yurt,ulusal kimlik gibi kavramların ortaya çıktığı,Cumhuriyetinde kurulmasıyla birlikte,köyden kente göçle beraber,tarım toplumunun sanayileşme süreci,kentlilik olgusuyla tanışma,aidiyet duygusun yerleşmesi,işçi sınıfının oluşması,sanayi toplumunun kapitalist sistemle tanışması,tek partili dönemden çok partili sisteme geçiş,yabancı ülkelerle tanışıp dış göçün başlaması.Toplum 1920-1950 yıllarında tam bir değişim sürecine girmiş.Bu arada köy enstitülerinin kurulması ve ordan çıkan yazarların öncülüğünde köy edebiyatı ve onun dışında kalan yazarlar,toplumun üstündeki örtüyü kaldırmak,topluma ayna tutmak misyonuyla ön planda toplumsal değişimle arka planda insanların duygu ve düşünce yapısını yansıtmak adına çok önemli görevler yüklenirler.Gören göz olurlar.Kitapta tanıştıran yazarların herbiri beslendiği coğrafyayı çok iyi tanıyan,ana damarları besleyen,duyguları adeta harmanlayıp yansıtmışlar.Toplumun bir adım önünde onlara yol göstermişler.İnsan sevgisi ,memleket sevgisiyle yoğrulunca ortaya birbirinden muhteşem eserler çıkmış.Ferit Edgü kitapta Yakup K. Karaosmanoğlu,Reşat Nuri Güntekin.Memduh Şevket Eda’ndan,Sait Faik,Sabahattin Ali,Orhan Kemal,Samim Kocagöz,A Hamdi Tanpınar.Kemal Tahir,Aziz Nesin,Tarık Buğra,Peri’de Celal,Oktay Akbal,Yaşar Kemal,Fakir Baykurt,Nezihe Meriç,Vüsat Bener,Tahsin Yücel,Bilge Karasu,Erhan Bener,Orhan Duru,Demir Özlü,Ferit Edgü,Erdal Öz,Onat Kutlar,Leyla Erbil,Adnan Özyalçıner,Zeyyat Selimoğlu,Faik Baysal,Tarık Dursun K,Muzaffer Buyrukçu,Demirtaş Ceyhun,Yaman Koray’ın eserlerini yazar-yapıt-dönem ekseninde irdelemiş.
Türk Edebiyatını anlamak,irdelemek adına eşsiz bir yolculuk oldu.Bu kitabın yönlendirmesiyle alttaki kitapları okuyacağım.Keyifli okumalar diliyorum
222 syf.
·Puan vermedi
Feridun Andaç yazmışsa, iyi yazmıştır. Belki de anahtar cümlemiz bu. Denemelerden oluşan bu kitaplarda, okuru bazen değişik coğrafyalara bazen de değişik yazarların dünyasına götürüyor.

Sanatın içerisindeki her alana dokunuyor elleriyle. Okuru bazen hayrete sürüklüyor. Nasıl olur da insan hafızası bu kadar şeyi aklında tutabiliyor. İşte bu yüzden Feridun Andaç benim için, okyanustur. Hatta, büyük patlamadan (Big Bang) hemen sonra doğmuş olabilir. Ve ilkel çağda ki insanların mağaralar duvarına iletişim maksadıyla yaptıkları şekillerin de onun ilk alfabesi olduğunu düşünüyorum. Yani yaklaşık on dört milyar yaşında olmalı kendisi.

Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Sizlerle, okuduğum bu denemelerde rastladığım yazar ve kitaplarını aşağıda paylaşmak istiyorum. Şayet ne okusam acaba diye sıkışıp kalıyorsanız, aşağıda ki listeye gözlerinizi kapatıp parmağınız ile dokunun derim. Çünkü, her biri değerli kitaplar.

Gorki-Yol Arkadaşım
Çehov-Bir Taşralının Öyküsü
Çehov-Altıncı Koğuş
Gogol-Dikanka Akşamları
François Villon-Asılmamışlar Baladı
Arthur Rimbaud-Sarhoş Gemi
Federico Garcia Lorca-Çingene Türküleri
Octavia Paz-Güneş Taşı
Simone de Beauvoir-Sessiz Bir Ölüm
Simone de Beauvoir-Olgunluk Çağı
Simone de Beauvoir-Denemeler
Simone de Beauvoir-Pyrrhus
Simone de Beauvoir-Cineas
Jean Paul Sartre-Başka Günler Olacak
Jean Paul Sartre-Sanat, Felsefe ve Politika Üstüne Konuşmalar
Jean Paul Sartre-Çağımızın Gerçekleri
Jean Paul Sartre-Varoluşçuluk
Jean Paul Sartre-Materyalizm
Jean Paul Sartre-Sartre Sartre’i Anlatıyor
Jean Paul Sartre-Paris
Jack London-Martin Eden
Jack London-Tükeniş
Ernest Hemingway-Silahlara Veda
Albert Camus-Denemeler
Thomas Bernhard-Konuşmalar
Thomas Bernhard-Bitik Adam
Thomas Bernhard-Odun Kesmek
Thomas Bernhard-Wittgenstein’ın Yeğeni
Thomas Bernhard-Samuel Beckett İle Görüşmeler
Thomas Bernhard-Borges İle Söyleşi
J.Peter Jacopsen-Siste Bir Ses
Rosa Luxemburg-Hapishane Mektupları
Kemal Demirel-Tanrının Onuru İnsan
Robert Musil-Niteliksiz Adam
Robert Musil-Genç Törless
Rainer Maria Rilke-Rodin
Rainer Maria Rilke-Malte Laurids Brigge’nin Notları
Le Clezio-Çöl
Karl Marx-1844 El Yazmaları
Yaşar Kemal-Akçasaz’ın Ağaları
Györg Lukacs-Çağdeş Gerçekliğin Anlamı
James Joyce-Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi
James Joyce-Kardeşler
James Joyce-Ulysses
Nevzat Erkmen-Ulysses Sözlüğü
Jose Saramago-Körlük
Irving Stane-Denizler Serüveni
Frederic Begibeder-Aşkın Ömrü Üç Yıldır
Milan Kundera-Bilmemek
Milan Kundere-Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Andre Gide-Dünya Nimetleri
Chaderlos De Laclos-Tehlikeli İlişkiler

Bunlar, denemeler içerisinde Andaç’ın yazar ve kitap adı verdikleri. Tabi ki, sadece bunlar ile de kalmıyor. Kitabının ismini vermeden, birçok yazara dair de düşüncelerini paylaşıyor. Ve ben bunlardan sadece bir tanesini okuduğumu fark ettim. Okuma eyleminin de bir planı olmalı belki de.

Kitabın son denemesi olan “Mektup yaz ki, Mektupsuz Kalmayasın” bugüne kadar okuduğum “mektuplar” üzerine yazılmış en güzel yazı. Biz de sözü söz ustası Zweig’ın mektup üzerine söylediği bir söz ile noktayı koyalım.

“ Oysa mektuptan sevginizi esirgemekle ne büyülü bir şeyi yitirdiğimizin bilincine varabilseydik!”

Erkan Ergül
207 syf.
·4 günde·6/10
Şimdiye kadar okuduğum nehir söyleşi kitapları arasında en az ilgimi çekeni oldu. Hazırlanmasının üzerinden yirmi yıl geçtiği için Adalet Ağaoğlu’nun son yıllarını kitaptan öğrenmek elbette mümkün olmuyor. Yine de, kitap edebiyatımızın güçlü kalemi Adalet Ağaoğlu’nu daha yakından tanımamı sağladı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Feridun Andaç
Unvan:
Türk Editör, Eleştirmen.
Doğum:
Erzurum, 1954
Feridun Andaç, 1954 yılında Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte; yüksek öğrenimini İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yüksek lisans yaptı. Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak lise ve üniversitede görev aldı. 1987'de kendi isteğiyle görevinden ayrıldı. Temmuz 1987'den bu yana özel kurum ve kuruluşlarda eğitim, halkla ilişkiler, idari işler, yayın tanıtım, reklam işleri, insan kaynakları konularında yöneticiliğin yanı sıra yayınevlerinde editörlük yaptı. Halen özel bir üniversitede "karşılaştırmalı edebiyat"dersleri vermekte, serbest yazarlık yapmaktadır.

Eğitim, kültür, edebiyat konularındaki inceleme, araştırma, deneme çalışmaları çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlayan Feridun Andaç, yurtiçi ve yurtdışında birçok uluslararası toplantıda ülkemizi temsil etti. Yazılarının bir bölümünü topladığı "Gerçekçilik Yolunda" (1989, Cem Yayınevi) adlı yapıtı 1987 Akademi Kitabevi Eleştiri-Deneme Birincilik Ödülü'nü kazandı. "Işık ol, Günüme Ağ" adlı denemesiyle 1994 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü'nü; Necati Cumalı ile yaptığı "Yazıya Adanmış Bir Ömrün Tanıklığında" adlı söyleşisiyle de 2000 yılı PEN Yazarlar Derneği Onat Kutlar Edebiyat Söyleşisi Birincilik Ödülü'nü aldı. PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği üyesi olan Andaç; Ekonomide Dayanışma (1987-89), Yayın Dünyası (1989-90), TYS Edebiyat (1994-95) adlı dergilerin yayın yönetmenliğini üstlendi; Kavram ve Papirüs Yayınevlerinde editörlük yaptı; TYS Yönetim Kurulu'nda iki dönem görev aldı (1993-94, 1999-Mart 2000)

Eserleri:
İnceleme/Değerlendirme: Yazınsal Gerçeğin Boyutları (1995), Sürgün Edebiyatı, Edebiyat Sürgünleri (1996), Aydınlanmanın Işığında Sanat İnsanlarımız - Timur Selçuk (1997), Aydınlanmanın Işığında Sanat İnsanlarımız - Oktay Akbal (1997), Söz Uçar Yazı Kalır (1997), Söz Uçları, Yazı Burçları (1988), Işık OI, Günüme Ağ (1998), Öykücünün Kitabı (1999) Sen Türkiye'nin En Güzel Kazasısın (2000), Gözlerinden Bellidir - Türkan Şoray İle Yüz Yüze (2000), Edebiyatımızın Yol Haritası - Yazınsal Oluşumun Göstergeleri (2000),

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 92 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 112 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.