Feyza Hepçilingirler

Feyza Hepçilingirler

Yazar
8.0/10
162 Kişi
·
638
Okunma
·
44
Beğeni
·
3462
Gösterim
Adı:
Feyza Hepçilingirler
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ayvalık, 26 Ocak 1948
Feyza Hepçilingirler, (d. 26 Ocak 1948, Ayvalık), Türk yazar.
Ayvalık ve İzmir'de ilköğretimini ve liseyi bitiren Feyza Hepçilingirler, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı. Bir süre İzmir'de çeşitli okullarda öğretmen ve öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1983 yılında 1402 sayılı Sıkıyönetim yasasıyla görevinden alınarak Karadeniz Üniversitesi'ne atandı, ancak 1402 sayılı yasayı protesto etmek için istifa ederek İzmir'e geldi. 1992 yılına kadar özel dersanelerde çalışmasının ardından İstanbul'a yerleşti. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak bulunmaktadır. Hepçilingirler, 1963 yılında çeşitli dergilerde evlilik öncesi adı olan Feyza Baran olarak şiir yazarak edebiyat çalışmalarına başladı. Yazdığı öykü ve romanları kitaplaştırılan Hepçilingirler, birçok ödül aldı. Halen çeşitli dergilerde ve Cumhuriyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.
“Cumhuriyet Dergi” nin Avustralya’yı anlattığı bir sayısında şöyle bir tümce var:
“Beyaz adamla Maorilerin karşılaşmasında ilk yaşamlarını yitirenler müzisyenler olmuş.” Müzisyenlerin ikinci bir yaşamları daha varsa öyle ciddi bir sorun yok demektir, onu yaşarlar; ama ne yazık ki kimsenin ikinci, üçüncü, beşinci yaşamı yok!
"Bunun için uğraşıyorum zaten. Türkçeyi sevdirmek; severek korunmasını, korunarak zenginleştirilmesini sağlamak için."
Ne tarafa gittiğini bilmeden gitmek iyi. Bir şey var, uzuyor, yol diyorlar. Ama bir yerlere varılacak, bir yerlere varması geciktirilemez. Olsun, oradan başka bir yola çıkılır, başka bir yol, bir başkası... Hep böyle gitmek varmış, kolay ve çabuk.
... Her gün milimi milimine aynı yaşamı sürerken insan, desenlerine nasıl değişiklik getirsin...
Öyle bir yara ki o içimde, kurumuyor, kabuk bağlıyor; ama kurumuyor. Azıcık elleyince kabuğu, kaldırıverince bir köşesinden, kanamaya başlıyor.
Ölmekten daha acı olan, kimsenin ayrımsamadığı bir ölümle ölmek. Bunu düşünmek istemiyor, görmek de... Hele görmek hiç, hiç istemiyor. Nasıl kaçabilir, ölümden, kendi ölümünden nasıl kaçabilir insan.
410 syf.
·Puan vermedi
Türkçenin yanlış kullanımıyla ilgili yazılmış güzel bir kitap.Okuduktan sonra dil kullanımındaki yanlışlıklar daha çok dikkatimi çekmişti...takıntı halinde
230 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Üniversite sınavına hazırlanan arkadaşlar bilir. Yazım yanlışları konusunda çok soru çıkar. Konuyla ilgili binlerce soru çözeceğinize bu kitabı okumanız daha yararlı olacaktır. Paragraf sorularını çözmek içinde yararlı olur.
Verilen örnekler güncelliğini yitirmiş olmasına rağmen sıkılmadan okudum.
228 syf.
·9/10
Öyküyü Okumak, öykü yazarlığına soyunmuş gençlere güzel bir rehber niteliğinde. Aynı zamanda öykü okuruna da okuma yolculuğunda farklı bir pencere açmakta. Edebiyatımızın on üç güzide yazarından birer örnek öykü ve öykülere ait çözünlemeler yer alıyor kitapta. Yazarın "İmge Öyküler" ile "Sanat ve Hayat" dergileri için 'Öykü Dili' başlığı altında kaleme aldığı yazıları derlediği edebiyat ve eğitim adına faydalı bir çalışma.
Kitaptaki yazar ve öykü sıralaması yazarların doğum tarihleri esas alınarak yapılmış.
Kitap, sıklıkla birbiri yerine kullanılan "öykü" ve "hikaye" kavramlarını ayıran noktaları vurgulayarak başlıyor. Sonrasında Sait Faik'ten Sabahttin Ali'ye, Adalet Ağaoğlu'ndan Tomris Uyar'a edebiyatımızın usta isimlerinin öykülerine dair çözümlemelerle devam ediyor.
"İyi bir öyküde fark etmediğimiz şey, kötü bir öyküde gözümüze batan ilk şeydir. O şey dildir elbette." diyen yazar, öykünün her şeyden önce ve yalnızca bir dil işçiliği olduğunu söylüyor. Bu yüzden de ele aldığı öykülerin dilini ilmek ilmek çözümleyerek, okuru olaya, kurguya başka pencerelerden bakmaya davet ediyor.
Kitaptan bir bölümle bitireyim:
" Öykü yumuşak yumuşak okşamaz, başında ya da sonunda sarsar okuru. Bir tümceyle, bir ünlemle, bir sözcükle, kimi zaman susarak... Gerektiği yerde gerektiği kadar susmak, etkilemek için çırpınmaktan çok zaman daha iyi sonuç verir. Anlatacak çok şeyi olduğu halde susmayı başarmak zordur. "
Tacdin
Tacdin Türkçe Dilbilgisi Öğretme Kitabı'ı inceledi.
@Tacdin·06 Haz 2018·Kitabı okumadı
Sadece öğretmenlerin değil kendini akıcı ve anlaşılır bir şekilde ifade etmek isteyen herkesin başucu kitabı olmalı. Hangi ekin nasıl yazılacağından tutun anlatım bozukluklarına kadar birçok konu detaylıca işlenmiş. Ne yazık ki burada bu konuların ihmal edildiği çok fazla ileti ve incelemeyle karşılaştım. Biçim olarak farklı arayışlarda olanlara saygım sonsuz ama öyle bir profile de denk gelmedim henüz. Arada ufak tefek hataları herkes yapar ona da bir şey diyemem. Ben çok okuyorum havasında olup ( kaldı ki hatalar çok bariz bu yüzden inandırıcı gelmiyor bana) normal bir okurun yapmaması gereken hataları yapanları gördükçe hallerine üzülüyorum. Özellikle de büyük büyük laflar etmeye çalışanların ama sözcük bilincinin ne demek olduğunun farkında olmayanların okuması gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiler,
228 syf.
·13 günde·10/10
Öykü Sahipleri ve Öyküleri:
Sait Faik ABASIYANIK / Sanağrit Baba
Sabahattin ALİ / Apartman
Adalet AĞÂOĞLU / Karanfilsiz
Füruzan / Parasız Yatılı
Tomris UYAR / Kişisel Sorgulamalar
Nursel DURUEL / Geyikler, Annem ve Almanya
Necati TOSUNER / Gölgeler
Erdeniz ATASÜ / Sessiz Ali
Ülkü AYVAZ / Has Bahçeler Nerede?
Atilla ŞENKON / Her Gün Perşembe Olsa
Aslı ERDOĞAN / Çıkış
Yavuz EKİNCİ / Her Şey Bitti
Ahmet Bülent TEKİK / Kitap, Satır, Cuma

"Neler okumalı, neler?" derken "Neler yazmalı neler?" halini alır duruma gelmişken, adım adım söküveriyor insan, "öyküleme? Öykücülük! öykü..." kurallarının nelere gebe olduğunu bir bir inceliyor bilgi dolu tecrübesiyle Feyza Hanım.

Sırayla yazmış olduğum yazar ve eserlerini yaş sıralamasına göre işlemiş; nezaketen. "Assolistler en çıkar" demeden büyük bir saygıyla, müsadelerini isteyerek kaleme almış öykü incelemelerini. Ve o kadar harika ve değer kılarak "inceleme" yapmış Değerli Üstad (üstad demeliyim, böylesi güzel bir kalem sahibine) Ferza Hanım. Ve böyle bir inceleme kitabı ile buluşmuş oldum "ilk defa!" ne geç tanıştık...

Feyza Hepçilingirler Hanım'ın "Hikaye" mi "Öykü" mü? hangisi hikaye, hangisi öykü diyor ve başlıyor arasıdaki farklı hikayelerin sonunda "inceleme"lerini işlemiş bir bir (geçmiş zaman kullandım, evet masal anlatiyorum zannetmeyin) ne narin işlemiş bildiniz mi?.. alıp okuyunca bileceksiniz. Bu arada "aaaa... hikaye mi dedim.." o zaman burayı çözmeli evvela; hikaye?.. Öykü?..

"Aşık Veysel nasıl bir şair di değil mi?" diyor Feyza Hanım. "Nazım Hikmet, ölesi bir ozandı" demeli o zaman.. (tabii ki Feyza hanım böyle telafuz etmiyor, ben biraz daha alt/üst ediyorum bu durumu..) işte nasıl ki "Aşık Veysel; ozan / Nazım Hikmet şair ise," "Öykü ve Hikaye de bu kadar ayrı türden bir yazı dizisi". diyor. Ve Öyküyü şu cümleye sığdırıyor "Öykü demek, dil demektir," diyor. Bütün cesaretini toplayarak...

Öykü bütün tiplakliğıyla değil, mahremiyet bırakmak oluyor bu durumda. Yani: öykü; cümle ve kelime mahremiyeti oluveriyor. Ne yani bunun da mahremiyetimi olur? Uydur uydur yaz... yok öyle bi dünya! Düşün düşün yaz, düşün düşün oku, sil, bir daha yaz. Al sana öykü! Yok öyle bir dünya!

400 sayfalık bir roman düşünün! O romanı 4 sayfaya sığdırın! Alın size öykü. İşte öykü bu kadar kıymetli sevgili dostlar. Feyza Hanım'ın da bana vermiş olduğu derin bilgiler sadece bu kadarla sınırlı da değil, aslında bir çok şeyi öğretiyorda, siz sadece öykü/hikaye arasında ki farkları ve öykülere "inceleme" yaptığını varsayarak alın okuyun.

"Okunması gereken en değerli 100 kitap arasinda, mutlaka okuyun, ölmeden okuyun," demiyorum. "Değerli bir eser olmuş" diyorum sadece.

Genç yazarlara, öykü (...) yazarların her birine yol gösterecek bir klavuz kitaptır aslında. Sadece yazarlara hitap etmediğini de söylemeliyim. Elinizdeki kitabı neye dayanarak, nasıl okumanız gerektiğini de belirtiyor aslında (:%) ah! Ağzımdan kaçırdım... olur o kadar, dahasi var nasıl olsa, her bir "öykü"yü okuduktan sonra "inceleme" bölümünde hissediyorsunuz; gerçekleri, görülmesi gerekenleri, görmeniz/görmemiz gerekenleri.

Tabii bu güzel çalışma havadan düşüp gelmedi önüme, https://1000kitap.com/ryhnays Hanım önerisi ile aldım ve de pişman da olmadım. En kötü ihtimalle her gün bir öykü okudum, sinim sinim sindire sindire çektim içime, bilgileri, oo güzel öyküler yok mu, o güzel öyküler... hiçbir şey okumadım anlamadıysam da, öykü okudum, kitap okudum, Y-Ye-YET-MEZ Mİ?


https://1000kitap.com/ryhnays çok teşekkür ederim hocam

#47852228 hocam müsadeniz olmadan, sizin Öyküyü Okumak adlı kitaba yapmış olduğunuz "inceleme"yi de buraya astım, "umarım parmak uçlarımıza cetvel yemeyiz!"


Eee bu kadar okumuşken, sıradaki kitabın da adını asalım Ninatta'nın Bileziği şöyle, Ahmet Ümit bu sefer aşkı altüst etmiş...

Bir sonra ki inceleme de buluşmak dileği ile,

Hoşcakalın....
102 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kadar hassas değildim sizden önce Feyza hanım, inceliklerinizle ne yaptınız bana böyle?

Bazı arkadaşlar hatırlayacaktır, birkaç hafta önce Türk öykücülüğü için "Neler kaçırıyormuşum ben?" dedirten bir yazarla tanıştığımdan bahsetmiştim, sayın Yalçın TOSUN. Yazarın kitabını, hikayelerini, üslubunu o kadar övmüştüm ki, bazı arkadaşlarım şaşırmıştı bu halime. Şaşkın arkadaşlarım, daha fazla şaşırtacağım sizi, çünkü bu kadın, bu kitap, bu öyküler bir harika!

Feyza HEPÇİLİNGİRLER hanımefendi Türk dili konusunda bir uzman. Temelden yetişmiş ve bu alanda ülkemizin en iyi üniversitelerinden İstanbul Üniversitesinde eğitim almış. Hem eğitmen, hem öğretmen, hem yazar. Kısaca Türk diline sevdalı bir isim. Bu sevdası o kadar büyük ki, çocuklar, öğrenciler, gençler, yetişkinler, kısaca her bir kesimi Türkçe ile tanıştırmayı, Türkçeyi sevdirmeyi kendisine görev bilmiş. Bu yazma işini ne kadar ciddiye alarak ve ne kadar severek yaptığını öykü, oyun, roman gibi birçok türde eser vermesinden anlayabiliyorum. Zaten bu şekilde düşünen sadece ben olmasam gerek birçok kitabı ödüllü. Okuduğum Eski Bir Balerin isimli öykü kitabı da Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık görülmüş, iyi ki de görülmüş.

Bu kitaba sahafta, "kelepir kitaplar" bölümünde rast geldim. Kitap o kadar ucuzdu ve benim o kadar çok para harcayasım vardı ki kıydım 1 lirama ve aldım:) Ahhh ne büyük şans, iyi ki almışım!

Yazarı, kitabı, üslubu anlatmaya nereden başlasam, hislerime hangi kelimeleri tercüman etsem bilemiyorum.. İçimde, varlığından haberdar olmadığım hislerimin üstünde dolaşan, onların içinde kıvranan minik bir solucan var sanki. Konaklayacağı yeri tespit edince peri masallarındaki gibi bir anda şekil değiştirip fil oluveriyor, ağırlığıyla organlarımı sıkıştırıp kalbimi eziyor. Nedeniyse basit sanırım: Bu hikayelerin hepimizin hikayeleri, ya da şöylesi daha doğru olur “hepimizin görünmeyen hikayeleri” olması. Hani bazen büyük bir acı yoktur ortada, hatta belki acı bile yoktur ama anlatılan o hikaye, o hayat parçası, o anı içinize hüznü çörekleniverdirir ya, hah işte tam da öyle bu hikayeler. Boğazınız düğümlenir, gözleriniz dolar, dolu dolu değil ama süzülerek gözyaşları yanaklardan dudaklara iner. İsteyerek olmuyordur belki, hatta farkına dahi varılmamıştır ancak karşınızda olmayan, hayatınızda yer almayan birisinin enerjisi, iyisiyle kötüsüyle içinize bir nehir gibi akıverir.

Sonra bir bakmışsınız..

Akvaryumda ölen balığa bakarak kendi ölümünü düşünen eski bir balerin olmuşsunuz,

Otuz yıllık evliliğinde güçlü erkek kolların kendisine sarılmasına hasret kalan elli yaşında bir genç kadın olmuşsunuz,

Daryerlerin sıkıntısını bilen yeni özgür bir mahpus olmuşsunuz,

Darbe zamanlarında evladının eve gelmeyeceğini yabancılardan öğrenen ana baba olmuşsunuz,

Kitabı satmayan bir yazar olmuşsunuz ya da,

İstemediği birisiyle evlendirilen ama her an, her dakika “o”nu bekleyen bir al yanaklı gelin olmuşsunuz,

Yollara özlem duyan, otobüs dinlenme yeri k-arsonu, orta boylu, çakır gözlü Ahmet olmuşsunuz,

Ürkü kuşları içindeyken ameliyata girerek uzmanlığını ispatlayacak bir doktor olmuşsunuz,

Analığı yemyeşil bir dal, bereketli bir ağaç gibi yaşayan anne olmuşsunuz,

Düzen eleştirisini anlatan bir masalın leylakları olmuşsunuz,

Yollarını gözlediğimiz askerlerimizden biri, bir kınalı kuzu olmuşsunuz.

Kısacası öykülerdeki ayrıntılarda gizlenmiş “incelikler” tarafından ele geçirilerek yerle bir olmuşsunuz.

Bunların hepsi sayesinde yaşama ile ölmeyi, sevda ile nefreti, beklenti ile hayal kırıklığını, tanıdık acılar ile tanımadık hüzünleri içinize davet edebilirsiniz. Artıdan, öyküleri okudukça belki de yazarımızın güzel ve üretken ve bir o kadar da saf Türkçesi sayesinde heybenize yeni kelimeler eklersiniz.

Kadınlar iyi ki var ve iyi ki yazıyorlar. İyi ki bu kadar hassaslar ve bizi hırpalayan incelikleri bu kadar iyi biliyorlar. Ve ne kadar şanslıyım-belki de şanslıyız-ki bu kadınlardan bir tanesi de benim ülkemde, benim dilimde yazıyor.

Yazarı ve kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. İncelikleriniz bol olsun efendim. Keyifli okumalar.
228 syf.
·52 günde·Beğendi·9/10
Sait Faik'ten Sabahattin Ali'ye Nursel Duruel'den Erendiz Atasü'ye kadar farklı yazarlar ve birer öyküleri güzel bir öykü antolojisi yazarın yaptıgı tahliller gayet hoş, başarılı....Okurların yanısıra yazmak isteyenlerin de okuduğunda farklı bakış açıları kazanacağı güzel bir eser...
410 syf.
Günlük hayatımızda kullandığımız dil üzerine çok yararlı bir kitap. Devam kitapları var. Okuduğum üç kitap için bir yazı yazıyorum. Dilimizi konuşurken de yazarken de nasıl bozduğumuzu çok iyi açıklamış. Başta basın kaynaklı, bilhassa televizyonlar, sonra da okullarda doğru dürüst öğretilmediği için Türkçeyi nasıl yanlış bildiğimiz, yanlış kullandığımız somut örneklerle açıklanmış. Kalıplaşmış, dile ve yazıya yerleşmiş doğru bildiğimiz yanlışlar. Ortak yanlış bilgiyle nasıl anlaştığımızı, aslında anlaşamayıp dilimizi giderek bozduğumu insanın gözüne sokuyor. İfade bozuklukları, reklamların ve haber bültenlerinin yerleşik dil faciaları örnekleri ve doğrularıyla açıklanmış. İlk kitap çok faydalı oldu benim için. İkinci kitapta konular basitleşmeye başladı. Üçüncü kitapta, "yok artık, bu kadarını da herkes bilir", dediğim konulara girmiş. Ama yazma ihtiyacı hissettiğine göre eminim vardır bilmeyen. Üçüncü kitapta daha önce yazdıkları hakkında yazılanlara , olumlu olumsuz tepkilere de yer vermiş. Evet aldığı olumsuz eleştirilere yer vermiş ve bunlara cevap da vermiş. Kiminde kendi bildiğinde ısrar etmiş Hepçilingirler, kiminde gelen eleştiriyi haklı bulup kendi yanlışı düzelterek teşekkür etmiş uyarı için. Her kitaplıkta bir sözlükmüş, yazım kılavuzuymuş gibi mutlaka bulunması gereken bir kitap. Sözlük ve kılavuzlarda bulunamayacak konular içeriyor pratik dil kullanımına dair. Israrla tavsiye ederim bir başvuru kitabı olarak.
255 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
O kadar çok beğendim ve okurken eğlenip, gülümsedim ki... Mutlaka önereceğim kitaplar arasında olacak. İroniler kitabı. İnceden inceye dalga geçmeler; bunu ustalıkla yapmak... Çok duru ve düzgün anlatımı var. "Sen gittin, ben bittim" temalı olan be benim iğrendiğim kitaplarla iyi alay etmiş. Söylediklerinin icinde burda yanlış düşünüyor dediğim bir cümle yok. Bence okuyun dediklerini uygularsanız en kötü ihtimal popüler bir yazar olursunuz.
120 syf.
Nasıl güzel bir kitap okudum,nasıl keyifliydi tarif etmek gerçekten zor.
İçerisinde birbirinden güzel öykülerin yer aldığı harika bir kitaptı.Hikayeleri çok sevdim ve bukadar çok sevmemin sebebi tabiki öncelikle konularıydı ama ben yazarın uslûbunun yalınlığını ayrı bir sevdim Harika bir türkçe ile yazılmış,okadar samimi okadar içten ki... Çok keyifliydi

Yazarın biyografisi

Adı:
Feyza Hepçilingirler
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ayvalık, 26 Ocak 1948
Feyza Hepçilingirler, (d. 26 Ocak 1948, Ayvalık), Türk yazar.
Ayvalık ve İzmir'de ilköğretimini ve liseyi bitiren Feyza Hepçilingirler, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı. Bir süre İzmir'de çeşitli okullarda öğretmen ve öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1983 yılında 1402 sayılı Sıkıyönetim yasasıyla görevinden alınarak Karadeniz Üniversitesi'ne atandı, ancak 1402 sayılı yasayı protesto etmek için istifa ederek İzmir'e geldi. 1992 yılına kadar özel dersanelerde çalışmasının ardından İstanbul'a yerleşti. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak bulunmaktadır. Hepçilingirler, 1963 yılında çeşitli dergilerde evlilik öncesi adı olan Feyza Baran olarak şiir yazarak edebiyat çalışmalarına başladı. Yazdığı öykü ve romanları kitaplaştırılan Hepçilingirler, birçok ödül aldı. Halen çeşitli dergilerde ve Cumhuriyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 638 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 294 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.