Filiz Ali

Filiz Ali

Yazar
8.1/10
56 Kişi
·
127
Okunma
·
13
Beğeni
·
1.359
Gösterim
Adı:
Filiz Ali
Unvan:
Türk Piyanist, Müzikbilimci ve Yazar
Doğum:
İstanbul, 30 Eylül 1937
Filiz Ali, 30 Eylül 1937 İstanbul doğumlu piyanist ve müzikbilimcidir. Gazeteci-yazar Sabahattin Ali'nin kızıdır.

Hayatı

Ankara Devlet Müzik Konservatuarı'nda piyano çalıştı. Ferhunde Erkin'in sınıfından 1958 yılında mezun olan Ali,ABD'de müzik eğitimine devam etmek için Fulbright bursu kazandı. Boston, Massachusetts'de David Barnett'le öğrenim gördüğü New England Conservatory of Music'te (Yeni İngiltere Müzik Konservatuarı) ve New York'taki Mannes College of Music'te (Mannes Müzik Koleji) Frank Sheridan'la çalıştı.

1962-1965 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı'nda piyano ve eşlik öğretmeni, 1965'ten 1972'ye kadar İstanbul Şehir Operası ve İstanbul Devlet Operası'nda korrepititör, 1972 ile 1985 seneleri arasında ise Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda piyano ve eşlik öğretmenliği yaptı. 1985-86 yıllarında Londra Üniversitesi'nin bünyesindeki Kings College'ın müzikoloji bölümünde yüksek lisansını tamamladı.

1987'de Mimar Sinan Üniversitesi'nin müzikoloji bölümüne geçti. 1990-2005 yılları arasındaki Müzikoloji bölümünün başkanıydı. Ali, 1989-1992 yılları arasındaCemal Reşit Rey Konser Salonu'nun genel yayın yönetmeni olarak da çalıştı.

TRT için 1962-1995 yılları arasında müzik programları yaptı ve Cumhuriyet, Hürriyet, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazeteleri için müzik eleştirmenliği yaptı. Milliyet gazetesine müzik yazıları yazmaktadır. Filiz Ali ayrıca, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi'nin kurucusu ve 1998'den beri direktörüdür.

Balkan Müzik Forumu'nun bir üyesi, Uluslararası Müzik Konseyi ve Avrupa Müzik Konseyi'nin temsilcisi olan Ali müzik ve müzisyenler hakkında yedi kitabın yazarıdır.

Sabancı Üniversitesi'nde "Klasik müziğin büyük eserleri" ve "20. yüzyıl müziğinin büyük eserleri" derslerini vermektedir.

Eserleri

Sabahattin Ali (1979, Atilla Özkırımlı ile beraber)
Müzik ve Müziğimizin Sorunları (1987)
Dünyadan ve Türkiye'den Müzisyen Portreleri (1994)
Filiz Hiç Üzülmesin... (1995)
Cemal Reşit Rey Unutulmaz Marşın Büyük Bestecisi (1996)
Ferhunde Erkin Tuşlar Arasında... (2000)
Elektronik Müziğin Öncüsü Bülent Arel (2002)
Mitos Diyarında Çağdaş Bir Müzik Odağı: Ayvalık'tan Bir Masterclass Öyküsü (2008)
Filiz Hiç Üzülmesin (Sabahattin Ali'nin Objektifinden, Kızı Filiz'in Gözünden Bir Yaşamöyküsü) (2011)

Ödülleri

Chevalier de L'Ordre des Arts et des Lettres Madalyası (1995 - Fransa Kültür Bakanlığı tarafından)
Vehbi Koç Ödülü (2011)
43. İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü (2015)
Anneme kendi kişisel işlerini gördürmeyi sevmez, pantolonunu, gömleğini kendi ütüler, yemeğe, sofraya yardım eder, evin nevalesini en ince ayrıntısına kadar düşünürdü.
Filiz Ali
Sayfa 93 - Yapı Kredi Yayınları
2 Nisan 1948, Sabahattin Ali kitap okurken öldürülmüş ve öldüğü yerde, dere yatağında öylece bırakılmış.
Filiz Ali
Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları
Gözlerimi kapadığım zaman
yalnız senin hayalini görüyorum..." diyorsun.
Ah Aliye, ben gözlerim açıkken bile hep seni görüyorum.
Türk hikayecilerinin en başında Sait Faik'le Sabahattin Ali'nin yerleri henüz aşılamadı. Sabahattin'i otuz yıl önce yitirdik. En olgun ve sanat yaşamının en verimli döne­mini kaybettirenler böylece yalnız Sabahattin'i öldürtmekle kalmadılar, dünya literatürüne geçecek yeni yapıtları da katletmiş ve sonuçta vatana ihanetin yeni bir örneğini verimiş ol­dular.
.
Ölümünden sonra da yaşayabilen sayılı in­ san arasına katılabilme·k gerçek mutluluktur ve Sabahattin bunlardan biridir.
İstanbul’da evlenip Ankara’daki ilk yuvalarına taşındıklarında annemi en çok şaşırtan şey, iki odalı evin bir odasının tümüyle kitaplara ayrılması olmuş. Kitaplar hep çok önemli…
Niyazi Berkes’in dediği gibi Sabahattin Ali ne sağa ne sola ne de ortaya göre bir adamdı. O, sadece kendine benziyordu.
Filiz Ali
Sayfa 76 - Yapı Kredi Yayınları
160 syf.
·10/10
Hiçbir inceleme bu kitabı okurken insana yaşattığı acıyı anlatamaz.

"Anneme ve babaları siyasal, faili meçhul cinayetlere kurban giden bütün çocuklara" diye başlıyor ve bir mezar yerinin bile çok görüldüğü Sabahattin Ali'nin meskeninin dağlar olduğu ile bitiyor.

Bolca fotoğrafın bulunduğu, Sabahattin Ali'nin kızı Filiz'in gözünden hatırladıklarıyla oluşturulan bir yaşam öyküsü. Filiz bunalıma girmiş, psikolojisi bozulmuş. Çocuk aklıyla. "Acaba ben kötü çocuk olduğum için mi babamı öldürdüler?" diyor. Bu satırları okurken insan büyük bir acı hissediyor.

Bir babanın öldürülüşünün, bir çocuğun hayatında açtığı derin yaralar ve kendini suçlaması. Babamın öldürülüşüne dair öne sürülen şeyler bir sebep olmaz diyor. Gerçekten bunlar birer sebep olmamalı. Bkz: Markopaşa Yazıları ve Ötekiler

Teselli etsin diye bir mezar taşı yaptırmış mezarsız babasına

"Başım dağ, saçlarım kardır
Benim meskenim dağlardır"

Mesken tuttuğun dağlarda huzurla uyu Sabahattin Ali..
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ne zaman Sabahattin Ali'nin hayatını okusam bir mucize olsun isterim
Sonu farkli bitsin isterim.
Fakat hep aynı hazin son. Bu kadar iyi niyetli bu kadar ahlaklı ve insani vasıflara sahip birine bu sonu nasıl ve hangi vicdanla layık gördüler aklim asla almıyor.
Bu kitapta da sevgili Filiz Ali gözünden baba rolundeki Sabahattin Ali yi okuyorsunuz. Ama bir uyarıda bulunmak gerekirse, bu sefer küçük bir kızın gözünden okuduğunuz icin daha fazla yürek parçalıyor.
160 syf.
·1 günde
“... üzülecek bir şey yok,her şey düzelir hele Filiz hiç üzülmesin.”
Sabahattin Ali’nin hayatını defalarca okumama rağmen hep farklı bir sonla bitsin isterdim,
“anneme ve babaları siyasal,faili meçhul cinayetlere kurban giden çocuklara...”diye başlıyor,bir mezar yerinin bile çok görüldüğü onun meskeninin dağlar olduğu ile bitiyor.Sabahattin Ali’nin kendi objektifinden çıkmış fotoğraflarla inceleme daha da kalıcı hale geliyor.Şimdilerde “bakmıyormuş gibi çek”modasını o zamanlar Sabahattin Ali Kodak marka fotoğrafı ile kendi başlatmış sanırım️.Kitapta çeşitli anıların yanı sıra,Sabahatin Ali’nin yazmış olduğu mektuplarda var,tüm bunlar küçük bir kızın hissettikleriyle vuku buluyor.Bir babanın ölümünün bir çocuğun hayatında açtığı derin yaralar,çocuk aklıyla Filiz Ali’nin bu ölümden “babamın öldürülüşüne dair söylenenler sebep olamaz,acaba ben kötü çocuk olduğum için mi babamı öldürdüler?”diyerek kendini suçlaması ise beni çocuk edebiyatında okuduğum kitaplardaki masumluğa sürükledi️
464 syf.
·Beğendi·9/10
Sabahattin Ali'nin benim için özel bir yeri vardır. Türk edebiyatına ilgi duymamı ve barışmamı sağladığı gibi yazdıklarını okudukça, yaşamına dair birikim yaptıkça yeri daha da pekişti. Sadece bir yazar değildir Sabahattin Ali benim için, ileri görüşlü bir aydın, bir düşünür ve hepsinden öte müthiş bir gözlemcidir ve bu gözlemlerini yine muhteşem bir dil ile aktarabilmiştir. Ne yazık ki sıkıntılar ile geçen ve erken bir şekilde sonlandırılan yaşamı daha nice eserlerinden bizleri mahrum bırakmıştır. Onun eşine ( yazıldığı dönemde nişanlısı ) yazdığı aşağıdaki mektup sanki insanlığa yazılmıştır ve duygu ve düşünceleri itibari ile benimle fazlaca örtüşmektedir.

28/02/1935
Herkeslerden sevgili Aliye,

İnsanların hepsi bir değildir. Senin anlattığın Selma'nın nikahlısı gibi insanlar da bulunur. Viyolensel hikayesindeki gibi insanlar da. Ben kendim iyi insan olmağı isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. Hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim. Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki, insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır.Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek, kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır; Bize yakın veya uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak... Aliye, benim altın kalpli Aliyeciğim, bu hususlarda ne kadar beraber olduğumuzu bilerek sana bunları yazıyorum. Mektupların senin göğsünde ne kadar temiz ve insan bir kalbin çarptığını bana gösteriyor, bu kalp bundan böyle benimki ile beraber çarpacağı için dünyanın en bahtiyar insanıyım.

Mektubunu bekler, güzel gözlerinden hasretle öperim.

Sabahattin Ali
160 syf.
·3 günde
Bir kız çocuğunun gözünden babası. Yazdıklarıyla birçok insana dokunan Sabahattin Ali'nin baba ve koca olarak görünümü. Kitabın ismi; bir babanın dileği, bir kız çocuğunun yıllar sonra kitaplaştırdığı hayat hikayesi.
Babasının dileğini gerçekleştirebilmek için bazı şeyleri hatırlamamayı tercih eden Filiz Ali'nin anlattıklarıyla fotoğraflar birleşince, insanların üzülmelerinin sonsuzluğu yüzümüze çarpılıyor.
Sabahattin Ali'yi her yönüyle okuyup anlamak isteyen okuyucuları için kıymetli bir kitap.
160 syf.
·1 günde
Sabahattin Ali’nin tek evladı, biricik kızı Filiz Ali’nin ağzından, çok sevgili babasını okuyoruz bu kitapta. Kitabın adı Sabahattin Ali’nin kızı için hep dilediği bir temenniden geliyor. Cezaevinden eşine yazdığı her mektubunda diyor ki Sabahattin; her şey düzelir, yeter ki Filiz hiç üzülmesin...

Sevgili Filiz Ali babası Sabahattin Ali’yi çok özel yanlarıyla ve büyük bir içtenlikle anlatıyor okuyuculara. Özellikle Sabahattin Ali’nin kitaplara ve okumaya olan tutkusuyla, ince zekası ve nüktedanlığıyla o zamanların ne kadar örnek bir şahsiyeti olduğunu göstermesi ve bütün bunlarla birlikte belki de hiç olmadığı kadar devrin dışına çıkmış ve sevgi dolu bir baba kimliğiyle de tanımış oluyoruz. Özellikle kitabın sonlarına doğru Filiz Ali’nin sevgili babasına olan özlemi ve sevgisi o kadar hissediliyor ki, okudukça bu hisleri derinden hissetmemek elde değil okuyucu için.
Sabahattin Ali’yi daha farklı bir şekilde tanımak için okunması gereken bir eser. Tavsiyedir.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Sabahattin Ali'nin hayatını okuduğumuzda hep ne trajedik bir ölüm derdik. Hiçbir zaman düşünmedik acaba Ruhu Filiz ne yaptı, Canı Aliye ne kadar üzüldü? Bu kitapta işte bunları anlatıyordu. Okurken resmen içim burkuldu. Özellikle sonu o kadar etkiledi ki anlatamam. Düşünsenize daha küçük yaştasınız, babanız büyük dertler yaşasa bile size hiç belli etmiyor, sizin mutluluğunuz için her şeyi yapıyor, para sıkıntısında olsa bile o ayki dergi üyeliğini devam ettiriyor, siz hiç üzülmeyin diye uğraşıyor... ve daha nicesi. Böyle bir baba sizin haberiniz bile olmadan öldüğünün haberini okulda gazetecilerden öğrenseniz falan. O duyguyu size nasıl anlatayım bilmiyorum. Özlüyorsunuz, gidecek bir mezarı bile yok. Sanki önceden tahmin etmiş gibi Sabahattin Ali 'Benim meskenim dağlardır!' demiş. Belki Filiz Ali babasını her özlediğinde dağlara bakıyordur. Alın, okuyun bu kitabı. Özellikle siz Sabahattin Ali severler bu kitabı okumazsanız büyük bir şey kaybedersiniz bence. Kitapta sevdiğim diğer şey de dergi gibi olmasi, sert kapaklı olmasıydı. Sabahattin Ali'nin objektifinden fotoğraflar olması da ayrı bir güzeldi. Çoğu fotoğraf o kadar tatlıydı ki... Ah daha fazla bekletmeden okuyun şu kitabı!
464 syf.
·Beğendi·9/10
sabahattin ali yi tanıyacağınız en iyi kaynak bana göre.Türkiye tarihinde başarılı yazarlarımızın neden erken öldükleri ya da suikaste kurban gittikleri soru işareti mi hala ? diye düşündüren kitap. Kitabın 2. kısmında sevdiğimiz kitaplarına ait incelemeleri ise başarılı buldum
160 syf.
·1 günde·Beğendi
Yeşil Mürekkep kitabında Osman Balcigil şöyle söylemişti:

"Önemli olan , iyi yetişmiş beyinlerin en verimli çağlarında siyasal iktidarlar tarafından sahiplenilmek yerine hayatlarından bezdirilmesi , ülkelerinden kaçacak noktaya getirilmesi...
Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez , üzerinde yaşadığımız topraklar 132 yıl önce de , Sabahattin Ali döneminde de , bugün de , aklın peşinde koşan evlatlarını yok etmeyi sürdürüyor. Ne yazık!"..

Hakkında okuduğum bir başka kitapta da şöyle diyordu Eski Dostlar : " Her şey tren yolculuğu sırasında Upton Sinclair'in romanı "Oli" i okumasıyla başlar. Yıllar sonra Rasih Nuri İleri'ye anlattığına göre Sabahattin Ali bu kitabı bitirince "bu romanda olanların onda biri doğruysa namuslu bir insan mutlaka solcu olmalıdır. " der..

Ancak Sabahattin Ali hakkında okuduğum onca kitaba ve kendi eserlerine bakınca ben de tıpkı Niyazi Berkes gibi düşünüyorum. O, ne sağa ne sola ne de ortaya benziyordu. O, sadece kendine benziyordu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Filiz Ali
Unvan:
Türk Piyanist, Müzikbilimci ve Yazar
Doğum:
İstanbul, 30 Eylül 1937
Filiz Ali, 30 Eylül 1937 İstanbul doğumlu piyanist ve müzikbilimcidir. Gazeteci-yazar Sabahattin Ali'nin kızıdır.

Hayatı

Ankara Devlet Müzik Konservatuarı'nda piyano çalıştı. Ferhunde Erkin'in sınıfından 1958 yılında mezun olan Ali,ABD'de müzik eğitimine devam etmek için Fulbright bursu kazandı. Boston, Massachusetts'de David Barnett'le öğrenim gördüğü New England Conservatory of Music'te (Yeni İngiltere Müzik Konservatuarı) ve New York'taki Mannes College of Music'te (Mannes Müzik Koleji) Frank Sheridan'la çalıştı.

1962-1965 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı'nda piyano ve eşlik öğretmeni, 1965'ten 1972'ye kadar İstanbul Şehir Operası ve İstanbul Devlet Operası'nda korrepititör, 1972 ile 1985 seneleri arasında ise Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda piyano ve eşlik öğretmenliği yaptı. 1985-86 yıllarında Londra Üniversitesi'nin bünyesindeki Kings College'ın müzikoloji bölümünde yüksek lisansını tamamladı.

1987'de Mimar Sinan Üniversitesi'nin müzikoloji bölümüne geçti. 1990-2005 yılları arasındaki Müzikoloji bölümünün başkanıydı. Ali, 1989-1992 yılları arasındaCemal Reşit Rey Konser Salonu'nun genel yayın yönetmeni olarak da çalıştı.

TRT için 1962-1995 yılları arasında müzik programları yaptı ve Cumhuriyet, Hürriyet, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazeteleri için müzik eleştirmenliği yaptı. Milliyet gazetesine müzik yazıları yazmaktadır. Filiz Ali ayrıca, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi'nin kurucusu ve 1998'den beri direktörüdür.

Balkan Müzik Forumu'nun bir üyesi, Uluslararası Müzik Konseyi ve Avrupa Müzik Konseyi'nin temsilcisi olan Ali müzik ve müzisyenler hakkında yedi kitabın yazarıdır.

Sabancı Üniversitesi'nde "Klasik müziğin büyük eserleri" ve "20. yüzyıl müziğinin büyük eserleri" derslerini vermektedir.

Eserleri

Sabahattin Ali (1979, Atilla Özkırımlı ile beraber)
Müzik ve Müziğimizin Sorunları (1987)
Dünyadan ve Türkiye'den Müzisyen Portreleri (1994)
Filiz Hiç Üzülmesin... (1995)
Cemal Reşit Rey Unutulmaz Marşın Büyük Bestecisi (1996)
Ferhunde Erkin Tuşlar Arasında... (2000)
Elektronik Müziğin Öncüsü Bülent Arel (2002)
Mitos Diyarında Çağdaş Bir Müzik Odağı: Ayvalık'tan Bir Masterclass Öyküsü (2008)
Filiz Hiç Üzülmesin (Sabahattin Ali'nin Objektifinden, Kızı Filiz'in Gözünden Bir Yaşamöyküsü) (2011)

Ödülleri

Chevalier de L'Ordre des Arts et des Lettres Madalyası (1995 - Fransa Kültür Bakanlığı tarafından)
Vehbi Koç Ödülü (2011)
43. İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü (2015)

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 127 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 137 okur okuyacak.