Frank Herbert

Frank Herbert

Yazar
9.2/10
1.367 Kişi
·
2.606
Okunma
·
213
Beğeni
·
7,5bin
Gösterim
Adı:
Frank Herbert
Tam adı:
Frank Patrick Herbert
Unvan:
Amerikalı Bilim Kurgu Kitapları Yazarı
Doğum:
Tacoma, Washington, ABD, 8 Ekim 1920
Ölüm:
Madison, Wisconsin, ABD, 11 Şubat 1986
Küçüklüğünden beri yazar olmak istemiştir. 1938'de üniversiteden mezun olmuş, 1939'da Glendale Star adlı gazetede yazarlık kariyerine başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında yazarlığa altı ay kadar ara vermiş ve Amerikan Donanması'nda fotoğrafçı olarak çalışmıştır, ancak bu görevi sağlık sebepleri ile ordudan ayrılması ile sona ermiştir.

Frank Herbert'in roman yazarlığı kariyeri 1955'te yazdığı Denizdeki Ejderha (The Dragon in The Sea) ile başlamıştır. Adını duyuran ve en önemli eseri olan Dune serisi için ilk araştırmalarına 1959 yılında başlamış ve kitabı tamamlaması altı yıl sürmüştür.

Dune adlı ünlü bilimkurgu serisi ile tanınır.
712 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Sanırım bu olağanüstü esere inceleme yapmam çok zor olacak, biraz da uzun gelecek ama bu seferlik de böyle olsun. Çünkü yazıldığı tarihin gerçekten çok ilerisinde bir evreni barındırıyor Dune. Semih/Duvar/ sana her bilimkurgu klasikleri incelememde teşekkür edeceğim, buna alışmalısın :D (Kendisi bu seriye başlama nedenim, onun incelemeleri olmasa bu seriye başlama cesaretini kendimde bulamazdım :))

Dune okumadan önce iyi bir araştırma yaptım. Yazarı, serinin diğer kitaplarını, karakterleri iyice hazmettim bir gün boyunca. Ve sonra Ekler kısmı ile başladım okumaya. Tavsiyem, Ekler ile başlanmasıdır. Hem olaylar daha net anlaşılıyor hem de karakterler oturuyor zihinde. Okuma şevkimi arttıran bir bölüm oldu Ekler bu nedenle. Sonra İmparatorluk Terminolojisi ile devam ettim, başlı başına farklı bir tarz okuyacağımı bildiğim için bunun önemi büyük oldu. Ve okurken biraz da olsa aklımda kalsın istedim kelimeler. (Her seferinde arka sayfaya dönmeden, bir tur terminolojiyi okuma taraftarıyım bu gibi kitaplarda.)

Bir de karakterlerin ve kelimelerin ayrıntılı açıklamasından, Dune evreninin yaradılış sürecinden, Dune terminolojisinden ve daha birçok şeyden ayrıntıları ile bahseden bir siteden yararlandım. ( http://www.bilimkurgukulubu.com ) Bir kitabı okumaya başlamadan her seferinde bu kadar çok araştırma yapmıyorum tabi. Ama serinin uzunluğu ve okurken geçireceğim vaktin kalitesini arttırmak adına bunları yapmalıydım. Sonuçta bu sadece seriye başlangıç. Uzun bir serüven olacak :)

Klasik Dune serisi 6 kitaptan oluşuyor. (1965 yılında yayınlanıyor ilk kitap ve 1985'de 6. kitapla seri bitiyor. Frank Herbert 1986'da vefat ediyor çünkü.) Ve sonra oğlu Brian Herbert ile Kevin Anderson tarafından 6 kitap daha kaleme alınıyor. Hanedan Üçlemesi ve Cihat Üçlemesi olarak geçiyor bu seriler. Ancak bu kitaplar Dune evreni öncesini anlatır nitelikte kitaplar. İsimleri ise kronolojik sıra ile şöyle;
"Atreides Hanedanı" (1999)
"Harkonnen Hanedanı" (2000)
"Corrino Hanedanı" (2001)
"Butleryan Cihadı" (2002)
"Makinelerin Seferi" (2003)
"Corrin Savaşı" (2004)
Yine Brian Herbert ve Kevin Anderson seriye iki kitap daha ekliyor. Bu kitaplar da yarım kalan ilk 6 kitabı sona erdiriyor. Ama henüz Türkçe'ye çevrilmediler.
"Hunters of Dune" (2006)
"The Sandworms of Dune" (2007)
Bunun dışında da kitaplar mevcut. Ayrıntılı bilgi için; ( http://www.bilimkurgukulubu.com/...gi-sirayla-okunmali/ )

Bu kadar bilgi yeterli gelecektir sanırım. Biraz da uzun oldu zaten. Ama merak edenler için açıklama olsun istedim sitede.

Kısaca kitaptan bahsedeceğim. İpucu vermeyeceğim yine, kırılma noktalarını okuyacakların keşfetmesi taraftarıyım. Bir çöl gezegenidir Arrakis. Üzerinde yaşayan halk tarafından Dune olarak anılmaktadır gezegenin adı. Ve bu gezegende Melanj adında bir baharat bulunmaktadır. Bu baharat hem insan bilincini hem de psikolojisini etkilemekle beraber galaksiler arasında da seyahat etmeyi sağlar ve aşırı kullanımında uyuşturucu etkisi vermektedir. E tabi bu durumda baharat çıkarma işlemi oldukça önemli. İmparator baharat çıkarımı işlemini Harkonnen Hanedanı'nın elinden alıp düşmanları Atreides Hanedanı'na verince olaylar bir anda karışır. Bütün bunların yanında kitabı benim açımdan zevkle okunur hale getiren ve bu güzel serinin baş kahramanı Paul Atreides'i unutmak olmaz. Atreides Hanedanı Dükü Leto ve eşi Leydi Jessica'nın (Jessica bir Bene Gesserit'tir. Bene Gesserit, Dune evreninde kadınların oluşturduğu bir kardeşlik grubu. ) oğullarıdır Paul. Harkonnenler tarafından hazırlanan bir tuzakta Dük Leto ölünce, Paul ve Jessica kaçarak Fremenler'e sığınır. Fremenler'i de anlatsam buralar roman olur :D Göçebe bir halk olduğunu söylemek yeterli. Paul zaman geçtikçe Fremenler arasında liderliğini belli eder, Fremenler'i esaretten kurtaracak kişi ve onların peygamberi olmuştur. Kendisine Muad'dib adını seçer, zor şartlara göre evrim geçirmiş çöl faresi anlamına gelir Muad'dib. Ve babasının intikamını almak için bir cihat başlatır.

Kısaca bahsedeceğim derken bile yazdıkça yazdım. Okuyanlar bilirler ve okuyacaklar da görecekler, ne yazacaklarının ne de düşüncelerinin sonu var Dune efsanesinde. Bu da okuma heyecanımı arttıran bir etken oldu. Bu yazılanların sadece kısa bir özet olduğunu bilerek okuyabilirsiniz incelemeyi. Çünkü Dune, bundan daha fazlası.

Eser 712 sayfa ancak hem akıcı hem de gerçekten büyük bir zekanın ürünü. Olayları kavradıktan sonra okunması kolaylaşan, hızla ilerleyen bir kurguya sahip. Bu evreni mutlaka keşfedin dostlarım. O zaman gelsin ikinci kitap :)
712 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
İyi Bilimkurgu, İyi Edebiyattır sözüne karşılık diyeceğim şudur; DUNE, Bilimkurgunun “Edebiyatıdır.”

“Ya kahraman olarak ölürsün, ya da kötüye dönüşmeni izleyecek kadar uzun yaşarsın.”

Bu repliği “Batman” severler Nolan’ın yönettiği Kara Şövalye filminden hatırlayacaktır. Bu hayatta herkesin bir amacı vardır, en amaçsız insanın bile amaçsızlığını amaçsız hale getirecek bir amacı vardır. Harvey Dent’in de bir amacı vardı. Gotham’ı suçlulardan kurtarmak. Paul’un da bir amacı var, o amaç uğruna neler yaşanacak hep beraber göreceğiz…

DUNE okumak isteyip yorumlara bakan okurlar olacaktır. Dune okumalı mıyım, Dune incelemesi, Dune yorumları gibi soruları Google’a sorup kendilerine cevap almak isteyeceklerdir. Ya da bomboş yorumlarla karşılaşacak veya uzun uzun fantastik kitap yorumunu dünyanın en iyi yazısına çevirme hayalinde olan genç arkadaşlarımızın yorumlarının arasından kitap özeti okuyacaklardır.
DUNE okumak mı istiyorsun, seni şevkle kitaba koşturacak bir yorum mu istiyorsun; durma, bu incelemeye bile devam etme ve hemen yanındaysa kitap başla. Yanında değilse hemen sipariş ver ya da git bir yerden bir şekilde al, o senin bileceğin iş. DUNE okumadığın her an, neyi kaçırdığının farkında değilsin diyorum sana, DUNE okumalı mıyım soruna umarım cevap almışsındır. Bu satırdan sonra detaylara devam edeceksin, eh o da senin bileceğin iş.

Evet, başlıyoruz… Kitabı okumanı zaten tavsiye ettim, şimdi ise sıra detaylarda, hadi bakalım…

Arthur C. Clarke Dune için şunu söylemiş; “Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.”

Bu sözü Zaman Çarkı için söyleyende var, o seriye henüz başlamadığım için yorum yapmayacağım ama fantastik, bilimkurgu öğeleri içeren milyonlarca kitap vardır muhtemelen. Hepsini okuyamaz ya da deneyimleyemeyiz. Yüzüklerin Efendisi okumuş ve Tolkien hakkında onca bilgiye sahip biri olarak, kesinlikle bu serinin Yüzüklerin Efendisi ile kıyas edilmesinin adil olduğunu söylemek istiyorum. Hatta biraz daha ileri giderek, Tolkien’in üç serilik kitapta her ne kadar Orta Dünya’yı sevsek de, biraz okuru boğduğu yerlerin olduğunu söylemeliyim. 700 sayfalık DUNE’un ilk kitabında bunu yaşamadım, bu incemeleyi yazarken DUNE Mesihi’nin yani ikinci kitabın 120’inci sayfasındayım ve hala aynı sürükleyicilikte gittiğini söyleyebilirim. Kısacası sözün hakkını veren bir kitap. Her sayfası seviye atlayan bir kitap, bu seriyi bitirince bir boşluğa düşeceğim bunun bilincindeyim.

DUNE NE ANLATIYOR, ANLATTIĞI ŞEYDE BAŞARILI MI, YOKSA BİRİLERİNİN ABARTTIĞI BİR KİTAP MI? DUNE HANGİ SIRAYLA OKUNMALI?

Kim ne kadar abarttı bilmiyorum ama, adı ortada çok gezen seriler genelde hayranların çok abartması sayesinde ün yapar. DUNE ise muazzam bir dünya yaratmış olduğu için ün yapmıştır. Yani omuzlarındaki apoletleri hak etmiştir. Yalnız Yüzüklerin Efendisi kadar asla popüler olmamıştır. O yüzden ne kadar abartıldığını bilmiyorum derken samimiydim.

1990 yılında yayınlanan YERALTI CANAVARI filmini hatırlar mısınız? Ben bu filmi çok iyi hatırlıyorum, küçükken Kanal D’de defalarca kez izlemişimdir ve en sevdiğim filmlerden biridir. DUNE gezegenindeki kum solucanlarını yani yaradanları işte bu filmdeki yeraltı canavarlarına benzettim. Sürekli bu canavar aklımda belirip durdu.

Dune, bir çöl gezegenidir. Bu gezenin etrafında döner bütün hikaye. Diğer bir adı ise Arrakis’tir. Ama bizim için DUNE’dur. Kitabın içeriğinde fazlasıyla dikkat çekici diyaloglar var. Paylaştığım alıntılardan bunu görüyorsunuz zaten. Bu diyaloglar o kadar akılda kalıcı ve çarpıcı ki, kendinizi bir anda bilimkurgu kitabı değil, aforizma kitabı okuduğunuzu sanabiliyorsunuz. Oldukça İslam’dan faydalandığını görüyoruz Herbert’in. Düklükten, Mesihliğe giden bir yol var ve o yolun bizi nereye götüreceğini ancak seriler ilerledikçe göreceğiz. Oldukça keyif veren ve durmanıza sebep vermeyecek şekilde tasarlanmış bir kitap. Dediğim gibi bir bilimkurgu kitabından çok daha fazlası. Kendi felsefesi olan bir kitap. Okuyunca bunun farkına varıyorsunuz.

Bu yolculuk sizi hiç sıkmıyor ve merakla sayfaları çeviriyorsunuz. Bir okur daha ne ister, sıkmayan ve merak ettiren, sorgulatan, acaba diyen, diyalogları tekrar tekrar okuma hissi veren bir kitabı baş tacı etmeyecekte ne yapacak? Her kitabı beğenen ve beğenmeyen olabilir. Bu kitabı beğenmeyen okur illaki olabilir bu kişisel bir zevk. Ama bu tür kitap seven bir okur, DUNE’u sevmedim diyorsa, sevdiği tarzın ne olduğunu sorgulaması gerekir.

Sürekli diyaloglar dedim, bu diyaloglar o kadar net mesajlar veriyor ki, en son bu kadar keyif veren ve akıl dolu diyalogları ne zaman okudum bilmiyorum.

Okura Kısa Kısa bilgiler; -Minik Spoilerlar-

*Kitapta geçen Baharat, aslında baharat değil, uyuşturucudur. Hem geleceği görme hüviyeti hem de uzun yaşam vadediyor, lakin her şeyin bedeli vardır.

*Dune serisi, Hugo ve Nebula Ödülleri almıştır,

*Bu gezegendeki en değerli şey su ve baharattır.

*Çölün en tehlikeli yaratıkları Kum Solucanlarıdır. Lakin Fremenler için değil.

*Star Wars seviyorsanız, Bene Gesseritlerin güçleri hoşunuza gidecek. Unutmadan, George Lucas DUNE’dan oldukça beslenmiştir. Star Wars birçok şeyi bu seriye borçludur.

*Kitap bölümler halinde ilerliyor ve her bölümün başında çok seveceğiniz karşılama metinleri bulunuyor. Bu metinler hem Dune ile ilgili hem de kitabın felsefesini oluşturuyor.
Dune’da olan ve olmayan her şeyin bir sebebi var. Bir şey yapılamıyorsa bir sebebi var, yapılabiliyorsa da sebebi var. Kurallar her zaman vardır ama esnetilebilir. Bu kuralları esnetebilen karakterler hikayeyi daha heyecanlı kıılıyor.

KİTAPTA DİN VAR, SOSYOLOJİ VAR, SİYASET VAR, FELSEFE VAR, EDEBİYAT VAR, BİLİMKURGU VAR, FANTASTİK ÖĞELER VAR, yok yok yani. O yüzden çok keyif alacaksınız, ertelemeyin ve okumaya başlayın.

Kitabın karakterlerine çok değinmiyorum çünkü bu okurun keşfi ve keyfi olmalı. Paul’un, Leto’nun, Alia’nın, Idaho’nun, Stilgar’ın, İmparator’un, Baron’un ve diğer birçok karakterin keyfini kitabı okuyarak yaşayın.

Çöl, kum solucanları, su, baharat, mesih, imparator, zihin kontrol, geleceği görme ve çok daha fazlası sizi bekliyor.

Okuduğum en iyi kitaplardan DUNE, umarım kitaptan aldığım zevki ve heyecanı size aktarabilmişimdir. İsteseydim tabii ki tamamen konusu ve karakterleri üzerine yazabilir veya konuşabilirdim. Ama buna ne gerek var, kitap zaten ne anlatmak istiyorsa onu anlatıyor, bir başkasının onu incelemesi ile okur pek bir şey kazanmaz. Her okur kendi teknik incelemesini kendi için yapabilir, Dune ile ilgili yazıların olduğu forumlarda gönlü istediği gibi tartışabilir.

Diyeceğim şu; oku ve daha da erteleme, tanış bu dünya ile. Dune ile başka bir boyuta geçecek, iyi bilimkurgu’nun ne demek olduğunu anlayacaksın.

Dune Serisi’ni İthaki ile okuyun, Sarmal veya Kabalcı’nın eski yayınlarına bulaşmayın. Zaten önceki çeviriyi yapan Dost Körpe, İthaki içinde gözden geçirilmiş çeviri yapıyor. Yani bu çeviri daha iyi, içiniz rahat olsun.

Okuma sırası, İthaki’nin yayınlama sırası;

1- Dune,
2- Dune Mesihi,
3- Dune Çocukları,
4- Dune Tanrı İmparatorluğu

İlk dört kitap yayınladı, 2020 yaz sonu itibariyle diğer iki kitapta yayınlanacak, konuştum, öğrendim, kesin bilgi. Muhtemelen adları şu şekilde olacak;

5- Dune Kafirleri,
6- Dune Rahibeler Meclisi

Bu seri 6’da bitiyor çünkü Frank Herbert vefat ediyor. Daha sonra oğlu konuya el atıp seriyi 12’ye çıkarıyor. Bunlar Kabalcı’dan yayınlandı ve İthaki yayınlamayacak haberiniz olsun. Şimdilik en azından. Onlarda şu şekilde;

7- Dune Atreides Hanedanı - 2003 - 708 Sayfa
8- Dune Harkonnen Hanedanı - 2003 - 748 Sayfa
9- Dune Corrino Hanedanı - 2004 - 648 Sayfa
10- Dune Butleryan Cihadı - 2005 - 700 Sayfa + “Harkonnen Avı” İsimli 40 Sayfalık Hikaye Kitapçığı
11- Dune Makinelerin Seferi - 2005 - 850 Sayfa + “Dövüş Meki” İsimli 30 Sayfalık Hikaye Kitapçığı
12- Dune Corrin Savaşı - 2006 - 700 Sayfa + “Bir Şehidin Hatırlanışı” İsimli 30 Sayfalık Hikaye Kitapçığı

Ben vefat eden yazarların kitaplarına devam edildiğinde, devam serilerini almıyorum. Aynı tadı vermemekle birlikte aslına ihanet edecek bir boyuta ulaşıyorlar çünkü. (Tolkien’in kitapları onun notlarından derlendiği için ayrı bir kategoride.) Yani orijinal 6 kitaplık seri benim için sondur, oğlunun yazdığı seriye devam etmeyeceğim. Çünkü yetersiz kalacaktır, ki yorumları da aynen öyledir. Siz devam etmek isterseniz, hala ulaşılabilir, alabilirsiniz.

Kısaca DUNE Serisinin ilk kitabı ve DUNE ile ilgili bilgileri sizinle paylaştım. Bunlardan daha fazlası yazılabilir miydi, evet. Daha fazlasını yazmak istedim mi, hayır. Kendiniz keşfedin, bu yazı umarım okumanız için bir sebep olur.

Geçen günlerde Denis Villeneuve yönetmenliğini yaptığı Dune'dan görseller geldi. Buraya eklemiyorum, kendi karakterlerinizi aklınızda yaratmak isteyebilirsiniz buna mani olmayayım. Film iki ayrı bölümden oluşacak bu arada, onu da merakla bekliyor olacağım.

Okuyun, okutturun… 10/10

Unutmadan, incelemenin girişinde Batman – Kara Şövalye filminden bir replik paylaşmış bir daha da değinmemiştim. Kitabı okuyunca hatırlarsınız, neden yazmış olduğumu o zaman anlarsınız.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Dune serisine ikinci kitap ile tam gaz devam! İthaki'nin bence en güzel yanlarından biri kapak tasarımı. Her seferinde kitabı elime alırken mutlu ediyor görüntüsü beni. Kelime hatalarına rastlasam da bu seriyi İthaki'den okuyup kütüphaneme yerleştirmekten keyif alıyorum.

Dune Mesihi yine ilk kitap gibi birçok ders verici cümleye sahipti. Dikkat ettiğim birkaç sözü yazarak başlamak istiyorum;
* "Bir insanın sesi, kendisine ait olmalıdır. Kendi tınısının içine gizlenmiş, başka bir adama ait mesajlar taşımamalıdır."
* "Güçlü duyguların ilk kurbanı akıldır."
* "Korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür."
* "Güç, çok fazlasını elinde tutanı izole etme eğilimi gösterir."
* "Akıllı insan kendini biçimlendirir… Aptallar yalnızca ölmek için yaşar."

Bu cümlelerden daha fazlası vardı yine Dune Mesihi'nde. Gelelim ikinci kitabın konusuna. İlk kitapta tüm gezegeni kontrol almıştı Muad'Dib ve İmparator olmuştu. Bu gelişmelerden on iki yıl sonrasını anlatıyor Dune Mesihi. On iki yılda, Paul'un imparatorluğunu kabul etmeyen 61 milyon insan öldürülmüştür. Gezegendeki her yere olmasa da bazı yerlere su gelmiş ve yeşillikle kaplamayı başarmıştır Fremenler. Tabi yine Paul'un büyük desteği ile. Ancak bu gelişmeler bile Paul'un kendini sorgulamasına engel olamamıştır. Ve insani yönü, duyguları daha fazla ortaya çıkmaya başlamıştır.

İlk romanda az rastladığımız Sima Dansçıları'na, Tleilax'lara Dune Mesihi okurken çok fazla rastlıyoruz. Onların yeteneklerini, düşüncelerini daha çok okuyoruz ve öğreniyoruz. Paul'u çok sevsem de favorim olan Duncan Idaho ile bir kez daha karşılaşmak beni mutlu etti. Ancak bu karşılaşmanın da bir nedeni vardı tabi ki... Bir yanda Bene Gesserit rahibesi ve Sima Dansçıları, diğer yanda tahta çıkmasını sağlayan karısı Irulan vardır Paul'un karşısında. Chani'ye olan sevgisi belki de tek iyi yanıdır hayatının.

Roman boyunca Muad'Dib hem kendisini hem de gezegende yaptıklarını sorguluyor. Fremenler tarafından kabul görüp görmediğini, mesih olmanın nelere mal olduğunu düşünüyor sürekli. İlk romandan farklıydı demiştim, işte fark da burada başlıyor. Paul kendisini sorguladıkça insani yönleri, aşkı, dini inançları da ortaya çıkıyor. Bu da okuyucuyu oldukça etkiliyor bence. (Etkilemeli!) Çünkü, o kendinden emin kahramanın, özünde ne kadar farklı olduğunu görüyor okuyucu.

Serinin diğer kitaplarında böylesine güçlü duygularla karşılacak mıyım bilmiyorum. Gerçek Paul ile Dune Mesihi'nde tanıştığımı düşünüyorum. Bir an önce üçüncü kitabı elime almak istiyorum :) Seriyi okumayanlar, çok şey kaybediyorsunuz bilesiniz :)
712 syf.
·10 günde·8/10
Nihayet Dune'u okuyabildim. Hep merak ediyordum; çünkü çok fazla övülen bir eser Dune. 1965'te yazıldığına göre, bugüne dek klasik özelliğini sürdürmüş olması da önemli. Kitabı rahatça okudum, bunun bir sebebi de iyi çevirisiydi galiba. Seriyi sevenler daha çok ilk kitaba odaklanarak devam kitaplarının kademe kademe çıtayı düşürdüğünü söylüyor genelde, ancak neredeyse 20 seneye yayılan bir yazma sürecinde inişler çıkışlar olması çok doğal. Bir arkadaşım Dune'un en önemli özelliğinin aslında kendine özgü bir evren yaratabilmiş olması olduğunu söylüyor, bunu yapabilen eserlerin sayısı azdır, diyor. Evrendeki imparatorluğun ve hanedanların müptelası olduğu, ömrü uzatıp insana geleceği görme özelliği vb güçleri dahi verebilen melanj baharatının bulunduğu bir çöl gezegeninde peygamberlik, iman, iktidar ve adalet mücadelesinin verilmesini anlatıyor kitap. Çöl gezegeni Dune'da gizlice yaşayan bir halk olan Fremenler aslında Arapları, müslümanları; bütün evrenin uğruna birbirini yediği melanj baharatı da petrolü temsil ediyor gibi. Kitap boyunca karşımıza çıkan Arapça isimler, İslâmi işaretler, sözcükler, kavramlar ister istemez Batı'nın ortadoğuya, İslâm ülkelerine bakışına da işaret ediyor sanki; yok edilmesi kolay, dinle çekip çevrilebilecek ve kendine özgü tuhaf gelenekleri olan Fremenler bütün zamanların peygamberi, lideri olan Muad'Dib'i bekliyorlar, ama Muad'Dib'in Fremenlerden çıkmaması kadar doğal ne olabilir ki? Kitap bir peygamberin doğuşunu anlatırken bir ekoloji önerisinde de bulunuyor: Baş karakterimiz Paul'ün çöl gezegene dair yemyeşil düşleri ve tasarıları dikkat çekiyor. En az baharat kadar elzem olan su ise sanki bugün yaşanmaya başlayan su kıtlığının insanlara yaşatacağı cehennemin fragmanı gibi duruyor. Kitap elbette bu yazdıklarımdan çok daha fazla olay karmaşığı ile dolu.

Kitapta en sevdiğim şeylerden birisi karakterlerin iç seslerini duymamızdı. Beni kitabın sonlarına doğru artık çekmemeye, etkilememeye başlayan neydi bilmiyorum açıkçası. Klasikleri okuyamıyor muyum, yoksa kitabın gerçek meselelerine nüfuz edemediğim için bunalıyor muyum, karakterler mi beni çekmedi, hâlâ emin olamadım. Yine de bilim kurgu seven herkese öneririm.
552 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Uzun bir ara sonrası nihayet Dune serisine devam edebildim. Sanki hiç bırakmamışım, hemen ertesi gün üçüncü kitaba geçmişim hissine kapıldım okurken. Büyük beklentilerle başlayıp, beklediğimden daha fazlasını bularak kapattım kitabı yine.

Serinin ikinci kitabını incelerken; daha çok kahramanların insani yönlerine yer verildiğini, onların psikolojik durumu hakkında birçok şey bulacağımızı yazmıştım. Ve bu da seriyi benim açımdan keyifli ve merak uyandırıcı hâle getirmişti. Şimdi Dune Çocukları ile her şey daha da güzelleşti, daha iyisi olamaz derken oldu!

Uzatmadan Dune Çocukları konusundan bahsedeyim. (Yazdıklarım tabi ki kitap hakkında öyle aman aman bilgiler içermez. Rahat rahat okuyabilirsiniz bu nedenle.) Muad'Dib'in çöle gidişinin ardından dokuz yıl geçmiş, çocukları Leto ve Ganima dokuz yaşına basmış ve artık imparatorluk yönetimi kız kardeşi Alia'ya geçmiştir. Baharat üretimi gittikçe artmış ve hatta Arrakis çöl olmaktan çıkmaya, yeşillenmeye başlamıştır. Yönetimi alan Alia hem kendisiyle hem de "içindeki" diğer insanlarla baş etmek zorundadır. Paul'un geleceği görme gücü çocuklarına da geçmiştir ve ayrıca imparatorluk birçok eski olayla da başa çıkmak durumunda kalacaktır. Leydi Jessica'nın da gelişiyle (bence) ortalık daha çok karışmaya başlamış, bu da yetmez gibi çölden gelen kör bir "Vaiz" ortaya çıkmıştır. Hem Paul'un dini ve öğretileri hem de imparatorluğun geleceğine dair söyledikleri ile herkesi etkilemeyi başaracak mıdır?

Geçmişte yaşanan olayların tekrar gün yüzüne çıkması ile daha da heyecanlı bir hâl aldı Dune Çocukları. Atreides'in Corrino Hanedanı'nı yenmiş ve yönetimi almış olması, hanedanı tetikte beklemeye yöneltmiştir. Dolayısıyla Muad'Dib soyundan kimse kalmazsa bu Corrino'ların işine yarayacaktır. (Hanedan Üçlemesi'ni okuma vaktim gelmek üzere, artık farkındayım.)

Dune Çocukları'nda, yazdıklarımın dışında bizleri
*Paul'un çocuklarının şaşırtıcı gelişimi
*Atreides soyunun başına daha neler geleceği
*Arrakis'in ve dolayısıyla Fremenler'in kaderi hakkında yeni olaylar bekliyor!

Benim yorumuma gelirsek; gittikçe daha iyi oluyor Dune serisi. Okuduğum her kitaptan farklı, yeni kelimeler ve bilgiler edindiğim bu seriyi çok seviyorum. Hızla çeviriyorum sayfaları, bir süreliğine soyutluyor dünyadan beni... Daha okuyacak çok şey var bu seride. Hanedan Üçlemesi'ni daha mı önce okusaydım düşüncesi sardı bu kitapta beni. Hemen edineceğim, yavaş yavaş tüm seriyi okuyup bitirmek planım. İthaki Bilimkurgu serisini kitaplığımda görmeye öyle çok alıştım ki Dune serinin diğer kitaplarını da bassınlar istiyorum, seriyi bozmak istemiyorum açıkçası. Çeviri güzel, kapak güzel, tasarım daha güzel. Dolayısıyla bunu istemek hakkımız bence :) Dördüncü kitabı okumak için gün saymalar başlasın o halde!
712 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Kendi evreni olan kitaplara bayılıyorum. Bu kitap da onlardan biriydi. Diniyle, diliyle, gelenekleriyle, efsaneleriyle ve tarihiyle tamamen ayrı bir dünya yaratmış yazar. O yüzden okumaya başlamadan önce hakkında kısa bir araştırma yapmanız, hiç değilse arkasındaki ek bölümleri önceden okumanız iyi olur. Çünkü kitabın içinde konuyu kesip olan biten açıklanmıyor. Örneğin Butleryan Cihadı'dan sonra şöyle oldu diye anlatılıyor ama Butleryan Cihadı'nın ne olduğu, nasıl ve neden geliştiği tam anlatılmıyor. Satır aralarından hakkında üstünkörü bir bilgi edinilebiliyor sadece. Kitabın arkasındaki ek bölümlerde Dune gezegeni, dinler, soylu hanedanlar ve çeşitli siyasi oluşumlar hakkında kısaca bilgiler ve sözlük var. Kitabı okurken Dune'u Arabistan olarak düşündüm. Sadece çöl ikliminden dolayı değil; beklenen bir peygamber olması, bunun önceden bildirilmesi, bu peygamberde çeşitli işaretlerin görülecek olması, daha sonra bu peygamberin kendi bildiklerini halkına öğretmesi ve düşmanlara karşı koyması bana Hz. Muhammed'i fazlasıyla çağrıştırdı. Zaten Fremenlerin kullandığı bazı sözcükler şöyle: Bedeviyân/İhvân Bedeviyân, bilâ-keyf, seyyidina... Sadece İslâm esintileri mi var, hayır. Örneğin kabul gören dinlerden birinin kitabı Turuncu Katolik İncili.
Hikaye Arrakis denilen çöl gezegeninde geçmektedir. Gezegenin yerlileri Fremenler Dune der bu gezegene. Melanj denilen, diğer hiç bir gezegende bulunmayan çok değerli baharat ile gezegen önemli bir ticari değere sahiptir. İmparatorun emriyle Dük Leto Atreides gezegenin yönetimini alır ve hanesiyle birlikte bu gezegene yerleşir. Ancak gezegenin eski yöneticisi olan Harkonnen Hanedanı bir suikast düzenler, dükü ve tüm soyunu öldürtür; kargaşa sırasında kaçmayı başaran oğlu Paul ve onun annesi dışında. Paul yaşanması imkansız denilen Fremen çölünde saklanır, Fremenler onları bulana dek. Dışdünyadan birilerini kolay kolay aralarına almayan yerliler Paul'ün yüzyıllardır beklenen, dünyalarını cennete çevirecek olan mesih olduğunu farkedince işler değişir. Tüm evreni etkileyecek olaylar böyle başlar.

Bir de kitabın bilimkurguyla karışık fantastik bir kitap olduğunu söylemeden geçemem. Neden bilimkurgu kategorisine alındığı çok açık ancak içinde barındırdığı fantastik öğeler ve bilimkurguya farklı bir yönden yaklaşması bu kitabı diğerlerinden biraz ayırmış.
304 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
Paul Muad'Dib efsanesi serinin ikinci kitabıyla devam ediyor. İlk kitap Dune gezegenini ana hatlarıyla tanıtıp bunun etrafında şekillenirken, bu kitap derin sorgulamalar içeriyor. Paul, İmparator olduktan sonra kendisini insanlıkla tanrılaştırılma arasında kalmış bir yaşamda buluyor, kitap boyunca onu bu iki kavram arasında sıkışmış bir şekilde okuyoruz. Kendisi istemese de insanlar ona Tanrı gibi fanatik bir şekilde tapıyor, ilahlaştırıyorlar, bu yüzden de ondan ve kardeşi Alia'dan korkuyorlar.

Muad'Dib, Rahibeler Birliği'nin binlerce nesildir uyguladığı döllenme programı yoluyla ulaşmaya çalıştığı Kuisatz Haderah ve Caladan gezegeninde doğmuştu. Kardeşi Alia ise Leydi Jessica'nın hamileyken yaşadığı baharat dönüştürme deneyimi sırasında annesinin anılarını özümsüyor, tüm bunları bilerek doğuyor. Abisinin İmparatorluğunda tanrıça oluyor, iki bin metre boyunda tapınağına gelen inanan insanlar var.

Muad'Dib, aynı anda birçok yerde olabilen kişi, bu peygamber İmparator oluyor ve yendiği Padişah İmparator'un kızı Irulan ile mantık evliliği yapıyor. Bu zorunlu bir evlilik, bu evlilikten sonra da Paul Fremenlerden Chani'yle yaşamaya devam ediyor.

Dinsel bir güçle başa gelen Muad'Dib, o istememesine rağmen bu durum ona dayatılıyor. İlk kitaptan sonra 12 yıl kadar bir cihat dönemi gerçekleşiyor. Cihat için yaklaşık altmış bir milyar insan öldürülüyor, doksan gezegen yakılıp yıkılıyor, beş yüz gezegenin halkını sindiriyor. Kırk kadim dine inananların hepsini öldürüyor. Dune kitabının sonunda da yaşadığı bir iç hesaplaşma, cihadın hiç olmamasını istiyor fakat bazı olaylar insanın kararı dışında oluşup şekillenir, elinde olmasa da yaşanıyor, tıpkı ilahlaştırılmayı da istemediği gibi.

İnsanların İmparator'un yönetimine ihtiyaç duymasının sebebinin uzayın sonsuzluğu olduğunu söylüyorlar, birleştirici bir sembol olmazsa kendilerini yalnız hissediyorlar. Kendini yalnız hissedenler için İmparator somut bir şey. Belki din de insanların bu ihtiyacından dolayı aynı işlevi görüyordur. İnsanların inanma ihtiyacı bazı kişileri tahmin edemeyeceği mertebelere getirir.

İlk kitapta ölen Arrakis askerlerinden Duncan Idaho da bir mentat gulam olarak bu kitapta karşımıza çıkıyor. Paul, Muad'Dib'in sembolü olan ayın, kehanetlerinde düştüğünü görüyor. Chani'nin doğum sırasında ölümüyle birlikte ikiz bebekleri olduğunu öğreniyor, biri kız biri erkek. Gözlerini kaybeden Paul bebeklerin gözünden etrafı görebiliyor.

Dune Mesihi, Muad'Dib, Usul yani Sütun Kaidesi en son çöle çıkıp kayboluyor, insanlar çölün onu tanrılaştırdığını düşünüyorlar. Bu gezegene her yerine olmasa da suyu getiriyor. Paul'ün bu kitapta iç hesaplaşmalarını, insan kalma çabasını, duygularını yoğun şekilde okuyoruz. Paul tüm hayatını cihadından ve onun yüzünden tanrılaştırılmaktan kurtulmaya çalışmakla geçiriyor, çölde kaybolması aslında insanlığına tekrar kavuşma, tanrılaşmaktan sıyrılma arzusu taşıyor.

Sorgulamalarla benlik arayışıyla geçen kitap farkındalık çerçevesinde ilerliyor. Yazarın ilk kitabının etkisi daha fazla olsa da bu kitapta da gölgesinde kalmadan konuları başarılı bir şekilde, duygu yoğunluklu olarak işlemiş.
304 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"Bu evrende bazı sorunların çözümü yok," dedi Paul. "Hiçbir şey yapılamaz. Hiçbir şey."
*
Dune bir maden gibi, kazdıkça sizi hayrete ve dehşete düşürüyor, keşif hiç bitmiyor, sürükleniyorsunuz, duramıyorsunuz.

Kitap biterken Neil Young - Ambulance Blues çalıyordu, gözlerimi kapattım ve ben ne okudum dedim, bu hüzün niyeydi, ne okudum ben?...
https://www.youtube.com/watch?v=9GqihwUj-8g

Yaşadığımız hayatın anlamını bildiğimizi pek sanmıyorum. İnsanlığın yüzyıllarca bu konuda hüküm sürdüğünü gösteren bir emarede görmedim. Hırs ve daha fazlasını istemekten başkasını görmedik. Aklıma bu esnada Jack London ’un Ateş Yakmak kitabı geldi, Chaboute’un çizimleriyle hayat verdiği o dünyayı hayal ettim. Daha fazlasını istemek niye? Savaşların ve akacak kanın hep bir sebebi vardı, bu sebepte insandı, insan var olduğu sürece bu durum değişmeyecek, işte o yüzden kabul etmeli ve bu dünyada kötüye değil bir şekilde iyiye ve yaşama odaklanmalıyız. Nasıl yapacağımızı bilmiyorum, etrafınıza bakın, her bireyin bulacağı kendince bir neden, bir sebep, bir his olacak ve uyanacaktır. Neye mi, kendi kurtuluşumuza, içsel huzura, dünyadan daha fazlasını istememe özgürlüğüne, daha azıyla yetinme erdemine...

“Dune” okuduktan sonra, Dune Mesihi’ne başladım, aralıksız devam eden, bir an olsun durmayan bir kitapla karşı karşıya olduğum için okuma hızımı düşürerek devam ettim, ancak bu kadar sürdü, ikinci kitapta bitti. Devamında ne olacağını bilmiyor ve kestiremiyorum, kesinlikle bambaşka bir kitap. Sizi soktuğu havadan çıkmanız biraz zor, yaşıyor aynı zamanda hissediyorsunuz, hayal ederken; adımlarınızı kitapla birlikte karakterlerin dünyasında atıyorsunuz, bunu yaparken de aldığınız haz okumanın ötesine geçiyor, bu farklılaşma arka planda çalan müzikle beraber sanal gerçeğe dönüşüyor, bunu sadece kitapla yapıyorsunuz herhangi bir başlık takmanıza gerek yok, bu başlık sizin hayal gücünüz, bu gücü keşfedin ve kitap size hakim olsun, çölün tozlarını hissedin, suyu bulun, su ve yaşam sizinle olsun, bilgelikle aptallığın sınırlarında dolaşın, asıl özgürlüğün hükmetmek mi, yoksa huzur mu olduğunu deneyimleyin.

"İnsan uygarlığı ne kadar egzotik hale gelirse gelsin, hayat ve toplum ne kadar gelişirse gelişsin ya da makine/insan arabirimi ne kadar karmaşıklaşırsa karmaşıklaşsın, insanlığın gidişatının, insanoğlunun kaderinin bireylerin göreceli olarak basit eylemleri tarafından belirlendiği tek güç dönemleri mutlaka olur." #71047583

İlk kitaptaki diyalogların bu kitapta daha da geliştiğini görüyoruz. Özellikle din ve siyaset konusundaki diyaloglar ders niteliğinde işlenmiş, en kadim filozoflar karşılıklı atışma halindeymiş hissi yaratılmış. Ölmek üzere olan Platon’un etrafındakiler ile yaptığı konuşmalar aklıma geldi durmadan, ölüme giden bir insan için, ölümün aynı zamanda ölümsüzlük olduğunu hissettirmişti. Bu hikayede de bunu hissettim.

Kitaptan bahsedecek olursak bu kısımdan sonrası SPOILER olur, çünkü bir devam kitabı için konudan bahsedeceksek olayları biraz anlatmam gerekecek, kitabı okumayanlar burada dursun, üstteki yorumlar seriyi okumak veya ikinci kitabı okumanız için yeterli olsun, bundan sonrası da SPOILER haberiniz olsun.

12 yıl sonra…

İlk kitabın sonundan bu kitabına sonuna geldiğimizde Paul’un küçük bir çocuktan Mesihliğe, aynı zamanda İmparator olduğu döneme geçiş yapıyoruz ve evrene hükmettiği bir dünya görüyoruz, bu dünyada kendi kaderini mi yaşıyordu, ona bahşedilen kaderi mi yaşıyordu, seçme şansı var mıydı, yoksa zaten seçtiği kader bu muydu?

İlk kitapta konu edilen "cihad" sonunda gerçekleşiyor ve binlerce mürit Paul’un peşinden sürükleniyor. Düşmanlar saf dışı bırakılıyor, tamamen kendi himayesinde bir imparatorluk var oluyor. Babası Leto ölmüş, onun ölümüne sebep olan Harkonnen ailesinden intikam alınmış, çöl gezegeni için planlar devreye sokulmuş, "çocuk" planları yapılmaya başlanmış…

Paul’un ve Alia’nın gördüğü gelecek kehanetleri Paul’u huzursuz ederken daha da sorgulayıcı bir hal almaya başlıyor. İlk kitapta ölen Idaho bir şekilde geri dönüyor ve bu geri dönüş ona kurulan kumpasın, oynanan oyunların sadece biri, düşmanlar emellerine ulaşabilecek mi derken kitap bizi alıp götürüyor, nereden nereye geliyoruz haberimiz bile olmuyor, bir bakmışız kitap bitiyor…

Kahinler, gulamlar, fremenler, insanlar, bilim ve teknoloji, Tanrı ya da İnsandan yaratılmaya çalışılan, tapılan insan-Tanrı…

Her devrim tükenir, elbet bir gün tıkanır, her savaş sonunda biter, ta ki bir yenisi başlayana kadar. Paul’un İmparatorluğu da tıkanmaya başlamıştı, bunun hem kendisi farkındaydı hem de içten pazarlıklı, ondan nefret eden düşmanları farkındaydı. Geleceği gören bir insanın, kendi kaderini kendisinin tayin etmesini beklesek de Paul buna karşı çıkmaktaydı bunun nedenini okuyunca siz anlayacaksınız.

"İmparatorluklar doğarken amaçsızlıktan mustarip değildir. Ama kökleştiklerinde hedefleri kaybolur ve yerini anlamsızlaşmış ritüeller alır." #70507386

Paul’un kardeşinin karakter olarak yükselişine sahne oluyoruz, hem konuşma hem de hareketleri ile gelişen bir karakter, onun olduğu bölümleri okumak kesinlikle çok keyifli. Idaho ise başlı başına harikalar diyarı, dizayn ediliş şekli, büründürülen karakteri filmde çok merak ediyorum, izlemeye doyamayacağımız bir karakter olacağını düşünüyorum. Onun yanına eklenen Bijaz ise gerçekten boğmak isteyeceğiniz bir karakter olarak karşımıza çıkıyor, bu kadar akıllı olmak zorunda mı?

*Bir imparatorluk kuruldu, yaşayacak mı, yaşamayacak mı?
*Paul Muad’dib evrene hükmetmeye devam edecek mi, etmeyecek mi?
*Chani’den çocuğu olacak mı, olmayacak mı?
*Eski imparatorun kızı Irulan, yani Paul'un sözde eşi ne olacak?
*Alia bu evrende nasıl bir role sahip?
*Stilgar sadece Fremen mi, daha fazlası var mı?
*Idaho ihanet edecek mi?

Birçok soruya cevap bulacak, birçok soru da cevapsız kalacak, bir sonraki kitapta nelerle karşılaşacağımı çok merak ediyorum.

İncelemeyi yazmadan önce, Dune Çocuklarının ilk bölümüne göz attım, gerçekten durmuyor bu kitap, yine olağanüstü başladı ve merak içindeyim, siz bu satırları okurken ben üçüncü kitabı okuyor olacağım.

Okuyun, okutturun… Seriye devam… 10/10

“İnsan güçlendikçe yalnızlaşır. Sonunda gerçeklikle bağını yitirir... bu da onun sonu olur.” #70643708

Yazarın biyografisi

Adı:
Frank Herbert
Tam adı:
Frank Patrick Herbert
Unvan:
Amerikalı Bilim Kurgu Kitapları Yazarı
Doğum:
Tacoma, Washington, ABD, 8 Ekim 1920
Ölüm:
Madison, Wisconsin, ABD, 11 Şubat 1986
Küçüklüğünden beri yazar olmak istemiştir. 1938'de üniversiteden mezun olmuş, 1939'da Glendale Star adlı gazetede yazarlık kariyerine başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında yazarlığa altı ay kadar ara vermiş ve Amerikan Donanması'nda fotoğrafçı olarak çalışmıştır, ancak bu görevi sağlık sebepleri ile ordudan ayrılması ile sona ermiştir.

Frank Herbert'in roman yazarlığı kariyeri 1955'te yazdığı Denizdeki Ejderha (The Dragon in The Sea) ile başlamıştır. Adını duyuran ve en önemli eseri olan Dune serisi için ilk araştırmalarına 1959 yılında başlamış ve kitabı tamamlaması altı yıl sürmüştür.

Dune adlı ünlü bilimkurgu serisi ile tanınır.

Yazar istatistikleri

  • 213 okur beğendi.
  • 2.606 okur okudu.
  • 197 okur okuyor.
  • 2.935 okur okuyacak.
  • 43 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları