Giriş Yap

Funda Özsoy Erdoğan

Yazar
7.0
21 Kişi
Unvan
Yazar
Doğum
Samsun
Yaşamı
Samsun’da doğdu. On iki yaşından beri İstanbul’ da Küçüksu’da yaşıyor. Marmara Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı; İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde gazetecilik eğitimi aldı. MEB yayınlarından bir çocuk kitabı, Ötüken Neşriyat’tan çıkan iki öykü kitabı var. Edebiyat dergilerinde öyküler ve edebi eleştiriler yazıyor. Yazığı öykülerle çeşitli ödüller aldı.

İncelemeler

Tümünü Gör
166 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Türk edebiyatının gurur duyacağı bir çalışma Tahakküm. Edebiyat seven herkes için bir başka liman, bir başka "güzel ölmek" vesilesi. Zihinlerimize bir başka estetik, edebi, güzel hatıra katkısı. Funda Özsoy Erdoğan'ın romanı dilde devrik cümleler ve batan, huzursuz edebilen, sanki yerli yerine oturmamış hissi yaratan, ve ama baş karakterimizin Nalân'ın hayatında olup bitenleri düşündüğümüzde karakterin iç dünyasını, yaşayışını çok güzel yansıtan bir dil çalışması bir yandan. Buradaki söyleyiş, buradaki ifadeler, anlatım; kelimelerin, ifadelerin, cümlelerin devrile devrile karakterin bütün iç sıkıntısı, üzüntüsü ve hayatta kalma çabasını kotarışı bence bir ustalık örneği ve ilgiyi kesinlikle hak ediyor. Bu tür güzel çalışmalar kaybolup gitmemeli, daha çok bilinmeli, okunmalı. Gurur duymalıyız bu eserlerle ve yazarlarımızla. bunu hak eden gerçekten ne çok kalem erbabı var! Tahakküm'ü edebiyat seven herkese öneriyorum. MUTLAKA !
Reklam
150 syf.
·
3 günde
·
10/10 puan
Funda Özsoy Erdoğan'ın Öğrenilmiş Çaresizlik adlı bu hikâye-romanı edebiyatımızın en güzel eserlerinden birisi olarak kesinlikle daha çok okunmalı. Yazarın Tahakküm adlı eserinin -ki onun edebiyatımız için önemi de inşallah zamanla anlaşılacak ve eser daha çok okunacaktır- kökleri de bu kitapta. 15 F otobüsü yolcularının birbiriyle alakasız görünen hayatları üzerinden kaçıncı kez geçmişe, köklerimize, yıpratılmış, istismar edilmiş duygularımıza ve çocukluğumuza bakıyoruz: Bizler geçmişini bir kenara koyamamış, koyamayacak ve onu şu ânın içerisinde taşıyan, büyüten insanlarız. Yaralarımızla biz insanız. Ancak yaralarımızla biz, kanıyoruz ve hayat da başka birşey değil. Kanamak, iyileşmek, çabalamak, ve ama her daim geçmişi hatırlamak.Annelerimiz, babalarımız, bir türlü yerli yerine oturamayan ve olamayan o sevgiler, insanın çocukluğunun neredeyse tarumar edilişi..ömürlerimizin anne babalarımız, eşlerimiz adına, sevdiklerimiz için ve onlar tarafından ihmali, istismarı, sınır ihlalleri... Yazarın Tahakküm adlı kitabında gördüğümüz üslûbun, yani batabilen, devrilen, yuvarlanan ama içerdiği bütün melodram ögelerine rağmen melodrama dönüşmeyen, sahtelik ve samimiyetsizlikten uzak, hakiki ve gerçek hissini verebilen, ve en güzeli edebiyatın duygu istismarı kabul etmeyen sularında duyguları anlatabilen bu üslûp, bu anlatım tarzı yazarın kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyen bir ihtar gibi. Aynı şeylerden söz etseler de asla bu duyguyu yakalayamayan, çünkü poz ve numara, hile kokan nice yazar ve öykü, kitap arasında Funda Özsoy'un mütevazı yaklaşımı edebiyatımızın güzelliğine dair bir başka kanıt benim için. Tahakküm'ü ve Öğrenilmiş Çaresizlik'i kanayan, çağlayan, yaralı bir edebiyat güzelliği olarak okuyup edebiyat hatıralarımıza katmalıyız. Kitap inşallah daha çok okunur. Tahakküm'ü ve Öğrenilmiş Çaresizlik'i edebiyat seven herkese acilen, ve mutlaka, öneririm.
Öğrenilmiş Çaresizlik
6.7/10 · 14 okunma
167 syf.
·
Puan vermedi
13 öyküden oluşan bir kitap. Bir haftadır çantamda gezdi, bazı yerlere gitti, geldi. Başlamak ve bitirmek bugüne nasipmiş. Öncelikle hikayeleri çok beğendiğimi söylemeliyim. Okumak çok keyifli ve üslubu sıkıcı değil. Yazar, bazı öykülerinde zor biçemler denemiş olsa da dikkatli bir okuyucuysanız gözünüzden kaçmıyor. Bazı öykülerde anlatıcı rolü üç dört kere değişiyor. Dikkatli okunmadığı zaman kafa karışıklığı oluşturabilir. Sakin kafayla okunması gerekebilir. Anlatıcının bu kadar kolay ve hızlı değiştiği çok fazla kitap okumadım. Bunu da yazarın ustalığına, profesyonel bir yazar oluşuna bağlıyorum. Altını çizdiğim çok fazla yer oldu. Ancak altını çizdiğim yerler aforizma tadında beylik laflar değil. Kelimeleri eğip bükmesini ve günlük dili başka formatlarda kullanmasından bahsediyorum. Bence öykünün yazarına sağladığı en büyük konfor alanı bu ve yazar bunu çok ama çok iyi değerlendirmiş. Kız isteme sahnesinden bir örnek verecek olursam: “beni benden istediler, ben beni verdim.” (Syf.120). Başka bir örnek olarak şairane bir üslup: “oysa yolcuların sözleri, kızın içini acıtan gözleri birer gevezelik şimdi” ( syf. 65) Öykülerin içinde en fazla işlenen konu ise yazarlık. Yazar, kendinden yola çıkarak genç yazarlara sürekli göz kırpıyor ve usta dediğimiz yazarları ince ince eleştiriyor. Bu hikayeleri okumak keyifliydi ancak yazarlık konusunun işlenmediği hikayeleri çok daha başarılı bulduğumu söylemeliyim. Özellikle “sana yazdığım bir mektup olsam” , “Deniz’e güzelleme”, “aşk mektupları” tekrar tekrar okunacak öykülerdi, tadı damağımda kaldı. “Ah kader” isimli çalışma ise kendini bulmaya çalışan her insanın okuması gereken ne güzel bir öykü! Sonuç olarak, yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Diğerlerini zaten edinmiştim, okumak için sabırsızlanıyorum. Ve bir yandan da bu kadar güzel bir kitabın neden bu kadar az okunduğunu düşünüyorum. Emek harcanan ve nitelikli kitapların daha çok okunması dileklerimle. Herkese iyi okumalar. Funda Özsoy Erdoğan’ı okumayı ihmal etmeyin,
Sana Yazdığım Bir Mektup Olsam
7.0/10 · 8 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42