Furuğ Ferruhzad

Furuğ Ferruhzad

8.9/10
272 Kişi
·
886
Okunma
·
844
Beğeni
·
43.954
Gösterim
Adı:
Furuğ Ferruhzad
Tam adı:
Forough Farrokhzadفروغ فرخزاد
Unvan:
İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam
Doğum:
Tahran, İran, 5 Ocak 1935
Ölüm:
Darband, Tehran, İran, 13 Şubat 1967
Füruğ Ferruhzad, (Farsça: فروغ فرخزاد, Forough Farrokhzad) (d. 5 Ocak 1935 - ö. 13 Şubat 1967), İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam. İran'ın 20. yy'da yetiştirdiği en önemli kadın şairlerindendir.

Yaşamı

Babası Albay Muhammed Ferruhzad ve annesi Turan Veziri Tebar'ın yedi çocuğundan üçüncüsüydü. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları öğrendi. Hicivci şair Füruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti. Bir yıl sonra tek çocuğu olan Kāmyār'ı dünyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında Füruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme Kāmyār'ın velayetini babasına verdi.

Füruğ, Tahran'a geri dönüp şiir yazmaya devam etti ve Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılında İbrahim Gülistan'la tanışır ve dokuz ayını Avrupa'da geçirir. Şair bu dönemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam eder ve hızla iki kitabını daha piyasaya sürer. Bunlardan ilki Duvar ve diğeri de İsyandır.

İranlı cüzzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yapar. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ödüller kazanır. Film çekimi sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir.

1963 yılında Füruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Artık şiirde olgunlaşma dönemidir ve sanatsal düzeyi yüksektir. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol açmıştır.

13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Modern İran şiirine önemli katkılar sağlayan şairin ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı. Michael Hillman, Yalnız Kadın adıyla onun hayatını ve şiirlerini 1987 yılında yayınladı. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında daha pek çok makale ve kitap yayınlandı, hayatı filme çekildi.

Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker. Bunun yanında, şiirlerinde kadınların sorunlarını da ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. İran'da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah'ın despotluğuna da karşı çıkmıştır. Şiirleri kimi zaman İran toplumunca erotikbulunmuştur.

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin 1999 yapımı Rüzgar Bizi Sürükleyecek filminin adı, şairin bir dizesinden alıntıdır.

Ödülleri


1962 yılında yaptığı belgeselle İtalya Belgesel Filmler Festivali'nde birincilik.
1963 yılında “Kara Ev” filmiyle, Almanya'daki Oberhausen Film Festivali'nde en iyi film ödülü.
İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.
bütün o çılgınlıklardan sonra
ah yazık inanasım gelmiyor,
akıllanmışım.
sanki “o” bende ölmüş ve ben bu yüzden
yorgun, suskun ve bomboşum
Ve bu böyledir
Biri ölür
Biri kalır
Hiçbir avcı, bir çukura dökülen hakir bir derede
İnci avlayamayacaktır.
Her yazarın,her kitabın 'doğru zamanı' var mıdır? Pek emin değilim, ama bazı yazarlarla,bazı kitaplarla doğru zamanda tanıştığımı düşünüyorum. Mesela Godot'yu Beklerken'i okuyabilecegim en dogru zamanda okudugumu düşünüyorum. Mesela Hayri İrdal ile tam vaktinde tanıştığıma eminim. Mesela Sait Faik'e geç kalmış olduğumu farkettim.
Ve Füruğ Ferruhzad... Onunla da malesef dogru zamanda karşılaştım. Neden mi malesef diyorum? Anlatayım;
Önce nasıl karar verdigimden bahsetmek istiyorum. Gecenlerde okudugum kitap ve yazarlara göz gezdirirken kadın yazarların epey az bir yer tuttuğunu gördüm ve biraz da kadınların dünyasına misafir olmak istedim. Buna önce Neval Es Saddavi'nin Sıfır Noktasında Kadın eseriyle başladım. Firdevs adında, kendisinden yaşça büyük biriyle evlendirilen 'çocuk gelinin' ,toplum tarafından suça oradan da dar ağacına sürüklenişini anlatıyor.
Sonra da Furuğ'u okumaya karar verdim. Bilenler vardır O da bir çocuk gelin. 16 yaşında evlendirilmis ,18 yaşında anne olmuş,toplumsal dayatmalara maruz kalmış ve özgürlüğü şiirde aramış, özgür bir hayatı şiirle yaşamaya çalışmış bir kadın.
Dün kitabı okuyacağım vakit etraf epey sessizdi, yukarı mahallede düğüne gitmiş çoluk çocuk. Tam kitaba başlayacagım vakit düğünün gelin ve damadının fotografı geldi telefonuma,uzun zamandır bir fotograftan bu kadar etkilendigimi hatırlamıyorum. 14-15 yaşında bir kız,bir erkek,bir gelin, bir damat... Kitabı kapattım ve kalakaldım çünkü elimde hayatı kararan bir kisinin kitabını okurken simdi iki cocugun daha kararacak hayatını haber almıştım.
Evet 16 yaşında bir cocuk gelin olan Furug ile karşılaşmamız malesef dogru zamana denk geldi.

'Muhafazakar bir toplumun icine dogmuştur Furuğ; despot bir asker olan baba,gelenekselliğin sınırlarından çıkmayı başaramamış baskıcı bir eş,toplumsal ikiyüzlülük,nesnelleştirilmeye çalışılan kadın...'
Yaşam gayesini şiir olarak belirlemis ve onu şu şekilde tanımlamış;
"Benim icin en önemli şey şiirdir ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur."
Kendini 'akasya salkımlarının gelini' olarak tanımlayan Furuğ da degeri sonradan anlaşılanlardan. Bunu da şiirle anlatıyor tabi;
"Gül,bülbül ve siir ülkesinde
Yaşamak bir nimettir
Hele ki
Varlığın,yıllar yıllar sonra kabulleniliyorsa"

Velhasıl kelam çok uzattım farkındayım,Furuğ'un hayatından kesitler bulunan bu kitabı edebiyat sevenler mutlaka okumalı, sevmeyenler de okumalı tabi şiir bu :)
20. yüzyılın en önemli Fars şairi bence Füruğ'dan başkası değil. Sadece şiirleri değil cesur yaşam hikayesiyle insanın yüreğine dokunuyor. Kitabında ifade rahatlığı, sadeliği ve içtenliği ile kadın sorunlarını ele almış, toplumsal eleştirilerde bulunmuştur.
Kitapta ne bulabilirsiniz;

*Furuğ hakkında biyografi,
*İran'ın mevcut durumu,
*Furuğ'un babasına ve sevdiği adama yazdığı mektuplar (babasına yazdığı iki gönderilmemiş mektup)
*Furuğ'un şiirleri tabii.

1. Biyografi, tam olarak içerik teşkil etmese de mevcut sistem hakkında, Furuğ hakkında doyurucu bilgi ediniyorsunuz.
Şairenin dikkat çekici şiirlerinin tek tek analizi ile de karşılaşıyorsunuz.
Furuğ hangi şiirini hangi buhran anında yazmış, ne düşünmüş, neyi anlatmak istemiş, neyi anlamışlar, ne önlemler almışlar vs.

2. Eleştri- eleştri yönünden zengin yerlere rastladım. İran sisteminden tutun da ataerkil bir topluma kadar uzanıyor.

3. Mektuplar- daha çok iki mektup dikkati çekmekte. Furuğ'un kocasından ayrıldıktan sonra babasına yazdığı ama bir türlü gönderemediği mektuplar okurken hem sorguluyor hem de insanın içini burkuyor.

4. Ve tabii ki şiirler. En çok yer verilen şiirler en dikkat çeken, eleştirilen şiirler olmuş. Bu şiirler hakkında önceden kısacık inceleme, analizler edinip sonra sonda şiirleri okuyorsunuz.

*Furuğ'u merak edenler, şiirlerini okumak isteyenler, şiirlerine daha başka açıdan bakmak isteyenler buyursun okusun :)
Furuğ --> Türkçesi soy, Osmanlıcası aydınlık, nur anlamına gelen kelime. Öncelikle bunu paylaşarak başlamak istedim.

https://youtu.be/HpKBlm-mQ2c
--->Kendi sesinden<---

Kitabın incelemesinden ziyade size yazardan bahsetmekle başlamak istiyorum. (Pek inceleme yazma deneyimim yoktur. Huzurunuza sunduysam kusurlarıyla affola.)

İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam olan Furuğ Ferruhzad 5 Ocak 1935 yılında Tahran'da gözlerini açmış. Hayata tutunmak için şiirlerine anlam katan, onları canlandıran, ahenkle dans ettiren kadındır Furuğ. Bir kadın olarak kendi kararlarını veremeyen adeta paslanmış, örselenmiş bir kafes içine hapsedilmiş olan bu kadın o paslı kafes içinde kendi için şiirlerden oluşan bir pencere yapmıştır. -Hayata şiirleriyle tutunmuştur lafı burada devreye giriyor işte.-

Furuğ 16 yaşına geldiğinde aşık olur. Evde yaşadığı tutsaklığı bırakıp aşkı için başka bir tutsaklığı seçme kararı alır. Lakin ordu mensubu olan babası henüz 16 yaşında olmasından dolayı karşı çıkmış Furuğ'a eğer bir sene daha beklerse ressam olan Perviz Şapur'a kavuşabileceğini söylemiştir. 17 yaşına geldiğinde aşık olduğu Pervizle evlenir bir yıl sonra oğlu Kamyor dünyaya gelir. Oğlu iki yaşında iken "Günah" isimli şiiri yayımlanır bu şiirinin konusu (Bir kadının evli olmadığı bir adamla ilişkisinin olması) o dönemin yönetim ve ahlak kurallarına ters olduğu için ailesi ve toplum tarafından suçlamalara maruz kalan Furuğ bu suçlamalara dayanamaz ve intihar eder. Hastane tedavisinden sonraki süre zarfında eşi Pervizle aralarında çok büyük anlaşmazlıklar olur ve boşanma kararı alır. Boşanma sonrası oğlu Kamyor'un velayeti babaya verilir ve hayatının sonuna dek çocuğunu bir daha göremez. Bir süre Italya'da kalan Furuğ döndüğünde İbrahim Gülistan ile tanışır o dönemin ünlü şair ve yönetmenlerindendir. Üstelik evlidir yani Furuğ bir kez daha toplum tarafından onaylanmaz ve suçlanır.

Furuğ her anda şair olunması gerektiğini dile getirmiştir. Bunu da şu sözlerle ifade etmiştir:
 "Şair olmak,insan olmak demektir. Şiirleri, günlük yaşamıyla bağdaştıramayan kimilerini tanıyorum yani sadece şiir yazdıklarında şairlerdir. Sonra bitiyor... Kendi kendime 'Sanki bir tabak pilav için bağırmış olmasınlar' diyorum."

 Sessizliğe şiirlerindeki çığlıklar ile yanıt vermiş olan bu güzel kadın, 13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30’da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kırmış, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Ardından o serviste kendi gibi yetişmesini istediği öğrenciler bırakmıştır.

Gelelim elimde tuttuğum kitaba incelemesini yazarken bile kapağından bana gözündeki ışıkla bir şeyler anlatmaya çalışan Furuğ ile birlikte yazıyorum bu satırları.
--Söylemeden geçemeyeceğim o kadar sıcak bir gülümseme ki bu altında derin anlamlar var bakarsan değil anlarsan görürsün der gibi bakıyor. Bu sıcak gülümseme damağımda sıcacık, acı lâkin yanında çifte kavrulmuş lokumu olan bir fincan türk kahvesi tadı bırakıyor adeta.--

Bu eserde Furuğ Ferruhzad'ın son iki eseri olan "Bir Başka Doğuş" ve "İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına" adlı eserlerinden seçmeler yapılmış. Öyle ki özgünlüğünün bozulmaması için bir tarafı Farsça bir tarafı Türkçe olarak verilmiş bir eser Yeryüzü Ayetleri. İsmi o kadar ilgimi çekmişti ki hemen bir boşluk yaratıp okumam gerekiyordu. Geç oldu ama öyle oldu. :) Kitapta betimlemelere o kadar kusursuz yer verilmiş ki okuduğum her dize zihnimde canlanıyordu. Bu betimleme yeteneği sayesinde ressam ve yönetmenliğe yönelmiştir Furuğ ya da ressam oluşu böyle güzel betimleme yapmasına sebep olmuştu kim bilir.

 Furuğ belki de onu anlamak istemeyen toplumun, sahteliklere kanmaya müsait ruhları, merhamete aç, emin oldukları, kesin kıldıkları gerçeklerin farkında değiller. Oysa Furuğ onların kalplerine kuşattığı zırhı tek bir kurşunla def edecekti.

Sadece Furuğ'un göreceği kalplerin anahtarını şuraya bırakıyorum. İçinizdeki Furuğ'un vedalardan önce geleceğine eminim. Hep beklemekteyim, güvenime düğüm atan Furuğlar geldiği vakit vedalara bir müddet veda edeceğimiz vakittir.

 Son dizesinde bile şu yazıyor;
"İNANALIM SOĞUK MEVSİMİN BAŞLANGICINA" daha ne kadar açıklayıcı olabilirim diye haykırıyor.

Furuğ'un ilhamlarının ardındaki zat-ı şahaneye selamlarımı iletiyorum... :)

Son olarak teşekkürümü sıralamam gereken bir Hemşolettam olamalı şuralarda bir yerlerde. Hahh gördüm bir köşede gülümseyerek izliyor beni, o gülümseme -Bak isteyince oluyormuş- der gibi artık anlayabiliyorum. Pek inceleme yazamadığımı bilir. Kendisi gibi güzel inceleme yazmayı beceremediğimi düşünürüm hep. Hemşo, mandalin dostum, bana doğum günümde bu kitabı hediye ettiğin, Furuğ'u biraz daha yakından tanıma fırsatı verdiğin için ne kadar teşekkür etsem az. İlhamlarından bir parça çalıp soframa ekledim. Afiyetler olsun. O halde bu incelemeyi sana hediye edeyim 24 ayar altın kalpli, Büyücü Howl :D

https://youtu.be/2u2st45dbW4
Bu da benden size dinlemenizi tavsiye ederim.

Furuğ'un gülümseyişi tadında kucak dolusu kavun çekirdeğiyle selamlıyorum...
Füruğ Ferruhzad, en sevdiğim kadın şair belki de. Hüznün ve çaresizliğin şairi. Kısacık ömründe türlü acılarla uğraşmak zorunda kalmış acılı bir şair, bir kadın, bir anne. Şiiri yaşadığı acılara ortak, belki de bir dayanak olarak görmüş olacak ki mısralarında acıları pek derin hissedilir. Füruğ'u tanıyanlar bilir. Füruğ'un büyük acısı oğluna duyduğu hasrettir. Benim de içimi en çok sızlatan budur.
"Öğlene doğru oğlumu görmek için evden dışarı çıktım ama onu bulamadım. Bu görüşmeden korktum. Ama eve geri döndüğümde beklediğim gibi olmadı, onu masada, annem ve babamla birlikte yemek yerken gördüm. Küçük ve solgundu. Elleriyle yüzümü okşadı ve ben vücudumda bir şeyin parça parça eridiğini hissettim. Daha sonra onun yanına oturdum. Niçin yemek yiyemediğimi bilmiyorum. Ellerim buz kesmişti. Ellerimin uzun süre onun ellerine, yüzüne alnına dokunamayacağını düşündükçe vücudumu tepeden tırnağa dizginlenemeyen vahşi bir acı tırmalıyor gibiydi. Öğle yemeğinden sonra birlikte yatağa uzandık ben her zamanki gibi ona hikâye okudum. O durumda bile. Eğer ben gidersem kim onun saçlarını tarayacak? Kim ona güzel elbiseler dikecek? Kim ona fil, dumanlı araba ve üç tekerlekli bisiklet resmi çizecek? Kim onu benim kadar sevecek, diye düşünüyordum"
İşte Füruğ' un bütün hayatı oğlu Kamyar'a böyle hasret geçmiştir. Tüm bunlara rağmen Füruğ dik durmuş güçlü bir kadındır. Şiirlerinde bu kadın direnişini de görmek mümkündür. Bence Füruğ her yönüyle bilmemiz gereken değerli bir kadın, bir şair, bir kadın, bir anne...
"Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!"
"Eğer bir şiiri okuduğunuzda, sarsıntı geçirip ve o andan sonra eskisi gibi olamıyorsanız o şiir gerçek şiirdir" diye bir yerde okumuştum. Ben şimdiye kadar şiir okumadım daha doğrusu sevemedim, okuyamadım, . Sanırım bazı kitapların okunma zamanları var. O vakit gelmeden okunmuyormuş. Benim şiir için okuma zamanım da şimdiymiş. Ve bu şairmiş beni derinden sarsan ve elimde şiirleriyle kalakalmamı sağlayan...
Şiir sevdiğim, herkes tarafından kabul edilen bir şeydir. Hatta üniversitede arkadaşlar hadi bir şiir patlat derdi. Sevinirdim, çocuk gibi.. Hâlâ ne zaman birisi şiir oku dinlesek dese yine aynı heyecan ile sayfaları çeviririm. Şiirler benim için nefes alma alanıdır. Şiirler ki bizzat nefestir bana..

Birçok şairin şiir kitabını okudum. Tabi ki hepsini tam anlamı ile kendime yakın bulmadım ama güzelliklerini de inkar etmedim.

Füruğ, aklımda çoktandır vardı. Okumayı çok istedim ama okurken sıkıldım açıkçası. Şiirler kötü mü? Haşaaa! Kimse kimsenin yazdığına kötü diyemez. Kimin haddine! Velhasıl ben Füruğ Hanımı kendime yakın bulamadım. Şiir tadından çok biraz daha düyazı tadı aldım. Ama bana hiçbir şey katmadı da diyemem.

Okuyup okumamak size kalmış.. Keyifli okumalar..
Kitapta şuan 55.sayfadayım, daha bitmedi ama kendimi tutamadım ve hislerimi yazmak istedim.

Bu kitaba aşık olmaya karar verdim.
Özgürlüğün tutsağı deniyor Furûğ Ferruhzad hanımefendi için.
Kelimeleri de gönlünüzde çözülemeyen tutsaklıkları incitiyor biraz. Kederlerinize körükle gidiyor, Furûğ.

Kitabın başında, şiirleri için fazla ve gereksiz kelimeler kullandığı yazılmış önsözde fakat ben katılmıyorum. Üstelik çeviri okumama rağmen başarılı buldum. Hatta dedim ki keşke Farsça bilsem de orijinalini okuyabilseydim şiirlerin.

Çok genç yaşta bu kederli ve hala bizi etkileyebilen şiirleri nasıl yazdın? 1967de daha 32 yaşında iken vefat eden Furûğ bu yaşta neler dökülmüş kaleminden.

Kitap bitince incelememi güncelleyeceğim.

Son olarak kitaptan bir cümle ile bitirmek istiyorum. Demiş ki yazarımız " Ve aşktandır benim bütün yaralarım."
Aşkın, özlemin, hasretin ve sevginin vb. çok iyi bir şekilde betimlendiği, insanın ruhuna işleyen, derinden etkileyen şiirlerle dolu bir kitap.
Yavaş yavaş, tekrar tekrar okudukça başımızdan geçen derin duyguların zirvesinde buluyoruz kendimizi.
Şiir için "şiir benim tanrımdır" onsuz yaşayamam demişti şiirin Tanrıçası Füruğ. Bu kitabında şiirlerine pek yer verilmemiş onun hayatını ve "Ev Karadır" filminin senaryosu da dahil olmak üzere kısaca onun acılarına değinmiş. Nasıl anlatmalı seni bilmiyorum. Hangi sözcük çektiğin acılara karşılık gelebilir bilmiyorum. Bana eğer sorulsaydı en büyük başkaldırıyı onun yaptığını söylerdim. Sadece topluma degil her şeye herkese hatta acı çekeceğini bilmesine rağmen kendisine bile. Çünkü o hayatla şiir arasında önüne bir seçim şansı geldiğine o şiiri seçmişti. Onun için siir her şeydi. Ondandır tüm yaralarının kapanmaması. Kitap çok güzel hazırlanmış ilk başlarda diğer kitaplarında geçen şiirlerden bazı parçaları aktarılmış ama söz konusu Füruğ olunca kitabın değil daha çok kendisini incelemeyi daha doğru buluyorum. Çünkü genelde onun hakkında yazılan her şey onu anlatmaya çalışıyor, asla tam olarak onu yansıtamaz çünkü böylesine güzel şiirler yazan bir şairi bir kitaba hapsedemezsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Furuğ Ferruhzad
Tam adı:
Forough Farrokhzadفروغ فرخزاد
Unvan:
İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam
Doğum:
Tahran, İran, 5 Ocak 1935
Ölüm:
Darband, Tehran, İran, 13 Şubat 1967
Füruğ Ferruhzad, (Farsça: فروغ فرخزاد, Forough Farrokhzad) (d. 5 Ocak 1935 - ö. 13 Şubat 1967), İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam. İran'ın 20. yy'da yetiştirdiği en önemli kadın şairlerindendir.

Yaşamı

Babası Albay Muhammed Ferruhzad ve annesi Turan Veziri Tebar'ın yedi çocuğundan üçüncüsüydü. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları öğrendi. Hicivci şair Füruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti. Bir yıl sonra tek çocuğu olan Kāmyār'ı dünyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında Füruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme Kāmyār'ın velayetini babasına verdi.

Füruğ, Tahran'a geri dönüp şiir yazmaya devam etti ve Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılında İbrahim Gülistan'la tanışır ve dokuz ayını Avrupa'da geçirir. Şair bu dönemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam eder ve hızla iki kitabını daha piyasaya sürer. Bunlardan ilki Duvar ve diğeri de İsyandır.

İranlı cüzzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yapar. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ödüller kazanır. Film çekimi sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir.

1963 yılında Füruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Artık şiirde olgunlaşma dönemidir ve sanatsal düzeyi yüksektir. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol açmıştır.

13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Modern İran şiirine önemli katkılar sağlayan şairin ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı. Michael Hillman, Yalnız Kadın adıyla onun hayatını ve şiirlerini 1987 yılında yayınladı. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında daha pek çok makale ve kitap yayınlandı, hayatı filme çekildi.

Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker. Bunun yanında, şiirlerinde kadınların sorunlarını da ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. İran'da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah'ın despotluğuna da karşı çıkmıştır. Şiirleri kimi zaman İran toplumunca erotikbulunmuştur.

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin 1999 yapımı Rüzgar Bizi Sürükleyecek filminin adı, şairin bir dizesinden alıntıdır.

Ödülleri


1962 yılında yaptığı belgeselle İtalya Belgesel Filmler Festivali'nde birincilik.
1963 yılında “Kara Ev” filmiyle, Almanya'daki Oberhausen Film Festivali'nde en iyi film ödülü.

Yazar istatistikleri

  • 844 okur beğendi.
  • 886 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 764 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları