1000Kitap Logosu
Füruzan
Füruzan
Füruzan

Füruzan

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
1.153 Kişi
3.668
Okunma
426
Beğeni
13,8bin
Gösterim
Tam adı
Feruze Çerçi
Unvan
Roman, Oyun, Öykü Yazarı
Doğum
İstanbul, Türkiye, 29 Ekim 1932
Yaşamı
Feruze Çerçi veya tanınan adıyla Füruzan (d. 29 Ekim 1932, İstanbul), Türk yazar. Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisidir. Türk öykücülüğünde genellikle "küçük insanlar" diye adlandırılan toplumun ezilmiş, hakkı yenmiş, duyarlıklı iç dünyaları keşfedilmemiş insanlarını yazmıştır. Öykünün yanı sıra şiirden, romana, gezi yazısından, denemeye, şiire ve çocuk kitabına kadar edebiyatın farklı türlerinde eserler vermiş, öykülerinin bazıları tiyatro sahnesine ve sinema perdesine taşınmıştır. 1970'li yıllarda en çok dikkat çeken üç kadın yazardan biri olarak Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu’yla birlikte anılır. Gülsün Karamustafa ile birlikte yönettiği Benim Sinemalarım filmi, Türk sinema tarihinin en başarılı eserleri arasında sayılır. Hayatı 29 Ekim 1932'de İstanbul'da doğdu. Esnaf olan babasını küçük yaşta kaybetti. 1946 yılında Yalova Demir Köyü İlkokulu'ndan mezun oldu. Ailesinin kısıtlı ekonomik imkanları nedeniyle ortaöğrenimi tamamlayamadı. 1950'li yıllarda tiyatrocu olmaya karar verdi. Bir süre Küçük Sahne’de tiyatro oyunculuğu yaptı. Uzun bir süre resim ile ilgili çalışmalar yaptıktan sonra tamamen edebiyatla ilgilenmeye karar vererek çalışmalarını bu alana yöneltti. İlk öyküsü Olumsuz Hikâye, 1956’da Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayınlandı. 1956’dan 1958'e dek öykülerini Türk Dili, Yenilik ve Pazar Postası’nda yayımladı. 4 Temmuz 1958'de karikatürist Turhan Selçuk ile evlendi. Boşanma ile sona eren bu evliliğinden kızı Aslı dünyaya geldi. Eserlerinde evlenmeden önce Füruzan Yerdelen, evlendikten sonra Füruzan Selçuk, eşinden ayrıldıktan sonra Füruzan imzalarını kullandı. Yazarlığının ilk dönemini “gençlik hevesi” olarak tanımlayan Füruzan, asıl eserlerini 1960’lı yıllarda vermeye başladı. 1964-1972 arasında Dost, Yeni Dergi ve Papirüs’te yayınlanan öyküleriyle dikkat çekti. İlk kitabı Parasız Yatılı ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanınca ünlendi. Bu ödülü kazanan ilk kadın yazar ünvanını aldı. Parasız Yatılı'yı Kuşatma (1971) ve Benim Sinemalarım (1973) adlı öykü kitapları izledi. Öykülerinde kötü yola düşmüş kadın ve kızların, çöküş sürecindeki burjuva ailelerin, yeni yaşama koşullarından bunalan, yurt özlemi çeken göçmenlerin, yoksulluk içinde yaşama savaşı veren, tek silahları sevgi olan yalnız kalmış kadınların, çocukların dramlarına sevecen bir bakışla eğildi. Benim Sinemalarımkitabının ardından öyküye 9 yıl ara verdi. 1973'te ilk romanı Kırkyedililer 'i yayımladı. Türkiye tarihine '68'liler olarak geçmiş, devrim ve isyancı bir kuşak olan 1947 doğumluların hikayesini anlatan eser, geniş bir kitle tarafından sevildi, 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü aldı. 1975 yılında Alman Akademik Değişim Servisi (A.A.D.D) adlı bir sanatçı programı kapsamında davet edildiği Berlin'e gitti ve bir yıl kaldı. Bu şehirde Türk işçilerle röportajlar yaptı. Röportajlarını Yeni Konuklar adlı kitabında topladı (1977). Dokuz Çağdaş Türk Öykücüsü (1982) adlı antolojisini ve Türkiye Çocukları (1979) adlı çocuk kitabını da Berlin'de hazırladı. Füruzan, daha sonraki yıllarda da göçmen ve gurbetçi işçi soranları üzerinde durmuştur. 1988'de yayımlanan ve belge niteliğinde bir kitap olan Ev Sahipleri 'nde Almanya'nın önde gelen aydınları ile göçmenleri konuşturdu. 1988'de yayımlanan ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği 'nde de Almanya'daki göçmenlerin hayatını işledi. Ah Güzel İstanbul öyküsünden uyarlanan aynı isimdeki filmi 1981’de Ömer Kavur ile birlikte yönetti. Film, hiçbir filmin birinciliğe değer görülmediği Antalya Film Festivalindeikincilik ödülü aldı. 1982'de yayımladığı Gecenin Öteki Yüzü kitabında yer alan ve kitapla aynı adı taşıyan öykü, 1986'da TRT tarafından dizi olarak çekildi. Dizi, TRT ve Modern Gazeteciler Kurumu tarafından en iyi dizi olarak seçildi.[5] Bütün çekimlerde sette bulunan Füruzan,[3] bu deneyimden sonra kendisi film yapmak üzere cesaret buldu. 1988-1989’da "Benim Sinemalarım" adlı öyküsünü senaryolaştırdı ve 1989’da Gülsün Karamustafa ile birlikte aynı adla sinema filmi olarak çekti. Film, uluslararası festivallerde büyük ilgi gördü. Yazar, Redife'ye Güzelleme, Kış Gelmeden ve Sevda Dolu Bir Yaz adlı öykülerini ise oyunlaştırmıştır. "Kış Gelmeden" ve "Sevda Dolu Bir Yaz" Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi. 1991'de Lodoslar Kenti adlı şiir kitabını yayımladı. Bosna Savaşı esnasında Balkanlar'ı kapsayan yolculuğunun izlenimleriniİşte Bizim Rumeli (1994) ve yeni baskısı Balkan Yolcusu (1996) kitaplarında paylaştı. Yapıtları başta Almanca olmak üzere İtalyanca, İngilizce, Fransızca, Boşnakça, Bulgarca, Farsça gibi çeşitli dillere çevrilmiştir. 2006 yılında Ankara Öykü Günleri Onur Ödülü alan yazar[7], 2008 yılında 27. İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur yazarı olarak seçilmiş[8] ve hakkında Füruzan Diye Bir Öykü adlı kitap hazırlanmıştır.
Özgürce
Parasız Yatılı'ı inceledi.
171 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Çarpıcı Gerçeklik, Okumak Mesele
Her farklı kadın, her tarzda anlatım, her oluşumdan olmasıydı beni etkileyen. İlk sayfaları okuduğumda dedim ki: “ Bu nasıl kitaptır?” Anlam açısından derinden etkileyici her insanın kapasitesine uygun olmayan sayfalar… Bu siteye de fazla bu kitap. Kusura bakmayın öyle… Sabah Eskimişliği öyküsü bizi ilk öyküsü olarak karşılıyor. Nasıl anlatsam da uygun düşer. Biraz mayhoşluk var biraz gereklilik. İnsan olabilmenin gerekliliği. Öyleymiş gibi yapmalar. Yaaaw kesinlikle bizim millete özgü nitelikler. Daha ne söylenebilir. Münip Bey’in Günlüğü üçüncü öykümüz. Siz kıvranıp duruyorsunuz ya hani nasıl günlük yazsam da afili olsa. Nasıl bir günlük tutmalıyım ki basite kaçsa. Her içimi döküşüm olmasa ama dökmüş gibi olsa. Heh işte öyle bir öykü niteliğinde olmuş. Günlük yazamıyorum nasıl yazabilirim diyen arkadaşlara şimdiden selam olsun. Ben bile bu kadar etkilisini düşünemedim. Taşralı. Gıcık olursunuz böylelerine. Bi gıcıklık vardır böyle teyzelerde. Annenin kardeşi. Sizi sever gibi görünüpte akraba zorbalığı yaparlar. Kendilerini öve öve bitiremezler bir de taşralıdır. Aslında siz de onu sevmezsiniz. Kendini bir türlü sevdiremeyen akraba fertleri. Ama mecbursun işte sonuçta akraban. İskele Parkalarında. İç çektim, her iç çekişim beni daha çok bağladı kitaba. Yoksulluğun en derin ve hüzünlü hali. Para parayı çekermiş derler ya. Sanırım yoksulluktan da ancak senin gibiler anlıyor. Üst kesimin seni ne gördüğü ne duyduğu var. İşin içinden çıkılmazlık derecesindeki görünmezlik maskesi. Parasız Yatılı kitabın adını alığı öykümüz. Zorluklarla okutulan kız çocukları ve çalışmak zorunda kalan anneler. Çalışmak zorunda olmayıp ama bu hayata bi yerden tutunma çabasında olan kadınlar. Ve o çocukların ruh hallerindeki yıkımlar ve değişimler. Hayata hepimiz belki de çoğumuzun hissetmediği derecede fedakarlıklar. Yanımızdan geçen insanların hayatlarında kim bilir neler dönüyor da sizin ne haberiniz ne ruhunuz duyuyor. Gömülmüşüz rahatlık pozisyonuna toz pembe baktığımız pencerelerimizde birbirimizi yeme derdindeyiz. Anlamsızlık o kadar büyük ki. Görmüyoruz çoğu zaman, dinlemiyoruz kendi egomuzdan, gururumuzdan. İşte bu kitap o tabuları yıkan bir kitap. Gösteriyor size açık açık. Bu işte bu… Sizin sevmediğiniz iğrendiğiniz hayatlar görmediğiniz önemsemediğiniz neler dönüyor neler… Anlayana fazla işte bu kitap bu siteye. Yaz Geldi hikayesi mükemmel bir yoksul çocukların oyunları ve hayal dünyası. Siz o hayal dünyasındaki büyüklerin onların hayatında ki yerlerini sizi nasıl gördüklerini bangır bangır gösteriyor. Yine de kendilerine olmayacak hayallerde olsa uygunsuz koşulların uygunsuz kişilikleri ortaya çıkarması. Haraç. Vurgun… Vurgun… Zorbalık, yetimlik, görmezden gelme, köylüsün ayaklarına girme, acımasızlık, üst takımın asla ama asla seni görmemesi. İnsandan bile saymaması seni köle gibi yaptıktan sonra seni kullanma durumları. Bir de sen istedin böyle olmayı zorlamaları. İnsanın kitabın içine dalıp tekme tokat dövesi geldiği bir konak yaşamı. Neymiş onlar saray beyfendileri. İstedikleri her şeyi yapabilme egoları ve arzuları. Asla suçlu olmazlar. Çünkü sen görmezden gelinesi bir insansın. Kullanılmışlık halini çok iyi bilirim. İnsanı enayi yerine koyma durumlarını. Sen sesini çıkarmadın ama derler. Çünkü onlar için bir oyundan ibarettir. Sen onların oyuncağı ve istediklerini üzerinde deneyimle halleri. Neden biliyor musunuz? Öğretilmedi size o gösterilmedi. Siz bu yüzden cahilsiniz. Size her kötülük müstahak. İnsanı en çok vuran yeri bu sanırım güvendiğiniz kişilerin sizi kullanması. Bilmediğiniz için. Ki burda yetimlikte mevcut. Size kimse sahip çıkmadığı için bu aymazlık. Arkanız kuvvetli olursa nerede olursanız olun. Tüm insanlıktan öndesiniz demektir. Unutmayın bunu. Anlatım, akıcılık, konular tek kelime harika. Ben sizlere özet geçtim bu kitabı ama siz alıp okuyun. Keyifli okumalar olsun.
Parasız Yatılı
7.9/10
· 1.902 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
36
Gökçe
Parasız Yatılı'ı inceledi.
171 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Her bir satırda yoksulluk, yokluk, çaresizlik okudum. 12 öyküden oluşan kitapta kadınlar, kız çocukları gözünden anlatılmış olaylar. Her biri birbirinden güzel. En çok etkilendiğim öykü Edirne 'nin Köprüleri oldu.Bildikleri, yaşadıkları, mutlu oldukları, doydukları toprakları terk etmek zorunda kalıp, yine aslında kendi insanlarının yaşadığı ama bilmedikleri başka bir diyarda göçmen olmanın, gâvur olarak nitelendirilmenin ne demek olduğunu anlatan muhteşem bir öykü. Sanırım babanemden izler taşıdığı için beni çok etkiledi. Yaşadığı toprakları hiç bıkmadan usanmadan büyük bir özlem ile anlatırdı. Hiç bitmedi oralara sevdası Hala Adile gibi. Bir de Haraç diye bir öykü var ki hayatında bir gün bile yaşamadan ömrünü tamamlamış bir kadının hikayesi... Gerçekte kim olduğunu bile bilmeden, hizmet etmek için doğmuş ve hizmet ederek ölmüş bir kadın... Anlatım o kadar güzel ki direkt insanın içine dokunur gibi. Tanışmak için keşke bu kadar geç kalmasaydım dediğim yazarlardan oldu Füruzan. Keyifli okumalar.
Parasız Yatılı
7.9/10
· 1.902 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
37