Gaston Leroux

Gaston Leroux

Yazar
8.0/10
275 Kişi
·
692
Okunma
·
28
Beğeni
·
1708
Gösterim
Adı:
Gaston Leroux
Unvan:
Fransız Gazeteci / Yazar / Dedektif
Doğum:
Paris, 6 Mayıs 1868
Ölüm:
Nice, 15 Nisan 1927
Gaston Leroux okul yıllarında Aleandre Dumas ile itor Hugo'nun yapıtlarından esinlenen romanlar yazarak geçiriyordu. Leroux sırf babasını memnun etmek için Hukuk alanında eğitim aldı ve Hukuk alanında çalıştı. Babasının ölümünden sonra, mesleğini bırakarak birkaç gazetede muhabirlik yapmaya ve dünyayı gezmeye başladı. Bu sıralarda birkaç romanını tefrika halinde yayınlamaya başladı. Operadaki Hayalet (1910) isimli yapıtını Palais Garnier Opera Binası'na duyduğu ilgi ile yazmıştır ve bu yapıtın konusunun gerçek esrarengiz bir olay olduğunu söylemiştir. Operadaki Hayalet'in daha sonra Andrew Lloyd Webber tarafından müzikali yapıldı ve birçok kez sinemaya uyarlandı ayrıca polisiyede başlangıçlardan biri sayılan Sarı Odanın Esrarı gibi romanların yazarıdır. Sarı Odanın Esrarı'yla birlikte polisiye romanlarda kilitli oda cinayeti tarzı başlar, yani, içeri girilmesi veya çıkılması imkânsız olan bir odada cinayet işlenmesinin ve en sonunda dedektif veya zeki bir amatör tarafından katilin yakalanmasının hikâyesi. Ayrıca mesleği gereği bazı suçluların idamını izleyip bunları çalıştığı gazetede yayınlamak zorunda bırakılmış, bu idamları izlemek onu etkilemiştir.Romanlarında da bu etkinin yazıya geçirilmiş hali görülebilir.
Öyle anlar olur ki: İnsan beyninin dağıldığını hisseder. Başına bir kurşun yer veya kafatası çatlarsa, akıl ve mantığın merkezi olan beyin de parçalanır. İşte!... o sıradaki duygularımızı ancak bu şekilde anlatabilirim.
208 syf.
·Beğendi·9/10
2000 yılı içinde yazar, eleştirmen ve okuyucular arasında yapılan bir araştırma sonucu GASTON LEROUX'nun 1907'de yazdığı SARI ODA'NIN ESRARI 20. yüzyılın en iyi klasik polisiye romanı seçilmiş.
Agatha Christie, Mickey Spillane ve Georges Simenon gibi ünlü yazarların eserlerini geride bırakarak yüzyılın romanı seçilen SARI ODANIN ESRARI
Hmmm ben bu kitabı daha önce niye fark etmedim.
Kitap akıcı içine alıyor sizi bir solukta okunacak kitaplardan.
Bu kitabın başka bir ilginç yanı 94 yıl önce yazılmış olmasıdır. 1907'de yazılan roman, 1908'de kitap halinde yayınlanmıştır. Fransa ve tüm Avrupa'da bomba etkisi yaratan SARI ODANIN ESRARI o yılların en çok satılan ve aranan kitabı olmuştur.
Zamanın anlayışına uygun olarak kaleme alınan eserde, aksiyondan çok, mantık ve zeka oyunlarına yer verilmiştir.
Belki romanı ölümsüz kılan ve diğer eserlerden üstün tutulmasına neden olan da bu özelliğidir.
Kitabın sonundaki büyük sürpriz ise okurların anılarında daima yaşayacaktır.
Klasik polisiye sevenlere bu kitabı okumadınızsa, kaçırmayın derim.

Keyifli okumalar.
384 syf.
·10/10
Lisede, Almanca olarak tarih öğretmenimin tavsiyesi ile okumuştum...
Muhteşemdi.Hayaletin aşkını unutmamışım...Yinede bu eseri Türkçe olarakta okuyacağım .Güzel bir klasikti...
384 syf.
·Beğendi·9/10
Takıntılı olduğum -takıntılı demek az olur hatta- 4 şey var. Bunlardan biri The Phantom Of The Opera.

Olay, Paris Opera Binası'nda geçiyor. Sürekli ortalıkta bir hayalet dedikodusu dolaşıyor. Hayalet ise Christine'e aşık olur ve müzik dersleri vermeye başlar. Fakat Christine'i seven diğer adam Raoul, bu işin peşini bırakmaz. Peki Christine'e neler olacak? Felaketler son bulacak mı?

Mayıs ayında İstanbul'a geldi The Phantom of the Opera. Müzikali izlemeye gittim. Bugüne kadar izlediğim hiçbir şeyden bu derece etkilenmedim. Sahne şovları, oyuncular, müzikleri, kıyafetler... Her şey o kadar mükemmeldi ki.

Kitap mı müzikal mi derseniz, cevap veremem. Çünkü ikisi de birbirinden güzel. Kitabı müzikalden çok farklı. Evet, ana konu aynı ama olayların çoğunun farklı olmasını beklemiyordum.

Müzikali izlemek isteyenler için:
http://unutulmazfilmler.co/...yal-albert-hall.html

Müzikali izleyince kitabı da merak edeceğinizi düşünüyorum. İyi okumalar!
384 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Çocukluğumdan beri Phantom Of The Opera'yı dinler dururum. Filmlerini de izlemişimdir. Bir de kitabını okuyayım tam olsun dedim. Ve yine pişman olmadım. Üstelik her yaş grubu okuyabilir.
Ahh "Opera Hayaleti" Erik'in o muazzam aşkı, Christine'in iki aşkın arasında kalması, çocuksu Raoul'ün çabaları muhteşemdi.
248 syf.
·3 günde·7/10
“20. Yüzyılın en iyi klasik polisiye romanı”, “Agatha Christie’nin yazarlığa başlamasına sebep olan kitap” şeklinde tanıtımı yapıldığı için ve polisiye de en sevdiğim türlerden biri olduğu için okudum. Sürükleyici ve düşündürücü bir romandı. Okuduğum diğer polisiye romanlardan farklı olarak olay daha önceden yaşanmıştı. Bir avukatın yazdıklarından okuyorduk olayı. Adından da anlaşılacağı gibi katil bir odaya giriyor, suç işliyor ancak kaçacak hiçbir yeri olmamasına rağmen bir şekilde kimseye görünmeden kayboluyor. Peki bu nasıl mümkün olabilir ? Benim düşünceme göre ya kurban saldırganın kaçmasına izin vermiştir, yol göstermiştir ya da kurban sandığımız aslında saldırganın kendisidir. Bütün kitap boyunca bu odadan kaçma olayını kurguladım kafamda. Nasıl olduğunu öğrenmek için merakla okudum ancak kitap bittiğinde bazı şeyler kafamda oturmadı,bir şeyler eksik kaldı gibi. Saldırganın odadan nasıl gizemli bir şekilde kaçtığını anlayamadım mesela. Ayrıca aradığımız kişinin kim olduğu bana kalırsa çok açıktı. Ama yine de olayın nedenlerini öğrenmek ve çözmeye çalışmak keyifliydi. Kısacası sürükleyici, klasik bir polisiye ancak çok da beklentiye girmemelisiniz bence.
384 syf.
·2 günde·6/10
Büyük bir opera binası ve bir hayalet söylentisi var.Hayaleti gören yok fakat beş numaralı loca her zaman ona ayrılıyor.Hayaleti kimse görmediğinden beş numaralı loca yada bilet kesilir ve olaylar başlar.Birde hayalet aşıksa ortalık karışır.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Büyük bir zevkle filmini ve müzikalini izlediğim, çok sevdiğim bir karakter Operadaki Hayalet. Gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılan roman başka alemlere alıp götürdü yine beni. Olayların akışını biliyor olmama rağmen yine de aynı tadı alarak okudum. Christine bir opera şarkıcısıdır ve Müzik Meleği olarak adlandırdığı (ve aslında Operadaki Hayaletin ta kendisi olan) kişi tarafından ses eğitimi almaktadır. Christine her şeyden habersiz müzik eğitimine devam ederken çocukluktan beri tanıdığı Raul ile aralarında başlayan aşk, Opera Hayaleti'nin öfkesini daha da arttırır ve Christine bir anda ortadan kaybolur. Sonrası ise zaten tam bir efsane! İzlediyseniz bile okumadan geçmemeniz gereken bir eser..
384 syf.
" Maskemin ardında gizlenen bu aşkı yalnızca sen görebilirsin..."

Trajik bir aşk hikayesi... Yüzünün korkunç görüntüsü Erik' in insanlardan uzak kalarak, bir hayalet gibi yaşamasına sebep olmuştur. Opera binasının mahzeninde yaşamını sürdürürken, korodaki Christine aşık olur, fakat Christine aşık olan tek kişi o değildir. Gizemli aşk üzerine dönen bir roman.Kurgusu güzel, sürükleyici ve etkileyici bir klasik. Aynı zamanda beyaz perdeye de uyarlanmış bir eser.
384 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
#operadakihayalet
#gastonleroux
***Büyük opera binası içinde geçiyor olaylar, hayalet söylentileri içerisinde yaşanan büyük bir aşkı anlatmış.
Christine kendisine aşık olan iki erkek arasında kalmıştır. Büyük bir aşk ile ona bağlanan ürkütücü Erik mi, yoksa çocukluk arkadaşı aşkından vazgeçmeyen Raoul'u mu seçecek? Kitabın sonunda cevabı buluyorsunuz.
Sevgisizliğin tüm canlıları ne derece kötülüğe sevk ettiğini ve sevgi ile bu kötülüklerin üstesinden gelinebileceğine dair güzel bir anlatım.Yüzüne bakamayacağınız çirkinlikte birine sevgi duyabilir misiniz?Kendinizi sorgulayın bakalım.
Gotik kurgu ile yazılmış, içinde müzik, korku, şiddet, aşk, hüzün, dalavere, ne ararsanız bulabileceğiniz, akıcı, bir çırpıda okunabilen bir kitap. Sonunda hüzün bekliyor sizi.

Kitaptan bazı alıntılar;

##Bazı müzikler öyle fecidir ki, ona yaklaşan herkesi yakıp kül ederler.

##Cennette kutsanmış yüce melek
Ruhum, ebedi istirahatine seninle çekilmek istiyor.

##Yeminler enayileri tuzağa düşürmeye yarar.

##İnsan her şeye alışır ama isterse elbette. Evlenmeden önce birbirlerini önemsemeyen bir sürü genç insan, evlendikten sonra birbirlerine tapmıştır.

***Şiddetle tavsiye edilir, okunası kitaplardan...
340 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Opera binasının karanlık mahzenleri baya bı ilgimi çekti. Çevirisi süper idi kitabın ve ayrıca hata hiç yoktu.

Baştan ağır ağır ilerliyordu sonra birden heyecanlı bir hal almaya başladı. Merak edip elimden bırakmadan bitirdim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gaston Leroux
Unvan:
Fransız Gazeteci / Yazar / Dedektif
Doğum:
Paris, 6 Mayıs 1868
Ölüm:
Nice, 15 Nisan 1927
Gaston Leroux okul yıllarında Aleandre Dumas ile itor Hugo'nun yapıtlarından esinlenen romanlar yazarak geçiriyordu. Leroux sırf babasını memnun etmek için Hukuk alanında eğitim aldı ve Hukuk alanında çalıştı. Babasının ölümünden sonra, mesleğini bırakarak birkaç gazetede muhabirlik yapmaya ve dünyayı gezmeye başladı. Bu sıralarda birkaç romanını tefrika halinde yayınlamaya başladı. Operadaki Hayalet (1910) isimli yapıtını Palais Garnier Opera Binası'na duyduğu ilgi ile yazmıştır ve bu yapıtın konusunun gerçek esrarengiz bir olay olduğunu söylemiştir. Operadaki Hayalet'in daha sonra Andrew Lloyd Webber tarafından müzikali yapıldı ve birçok kez sinemaya uyarlandı ayrıca polisiyede başlangıçlardan biri sayılan Sarı Odanın Esrarı gibi romanların yazarıdır. Sarı Odanın Esrarı'yla birlikte polisiye romanlarda kilitli oda cinayeti tarzı başlar, yani, içeri girilmesi veya çıkılması imkânsız olan bir odada cinayet işlenmesinin ve en sonunda dedektif veya zeki bir amatör tarafından katilin yakalanmasının hikâyesi. Ayrıca mesleği gereği bazı suçluların idamını izleyip bunları çalıştığı gazetede yayınlamak zorunda bırakılmış, bu idamları izlemek onu etkilemiştir.Romanlarında da bu etkinin yazıya geçirilmiş hali görülebilir.

Yazar istatistikleri

  • 28 okur beğendi.
  • 692 okur okudu.
  • 45 okur okuyor.
  • 538 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları