1000Kitap Logosu
Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
814
Okunma
379
Beğeni
15,3bin
Gösterim
Unvan
Alman Filozof
Doğum
Stuttgart, 27 Ağustos 1770
Ölüm
Berlin, 14 Kasım 1831
Yaşamı
Günümüzde Almanya'nın güneybatısında yer alan Stuttgart, Württemberg'de doğan idealist Alman filozof. Etkisi, hem onu takdir edenler (Bradley, Sartre, Küng, Bauer, Stirner, Marx ) hem de acımasızca eleştirenler (Kierkegaard, Schopenhauer, Nietzsche, Heidegger, Schelling) gibi çok farklı konumlardaki insanlar üzerinde çok geniş bir yelpazede olmuştur. Felsefenin sürekli tartışılan sorunlarının fasit dairesinin dışına çıkmak için, muhtemelen felsefede ilk kez, tarih ve yapının önemli olduğunu ileri sürdü. Efendi-köle diyalektiği nin kavramsallaştırması öz farkındalık oluşması için ötekinin öneminin altını çizdi. Bir memurun oğluydu. Tübingen'de ilahiyat okuduktan sonra Bern ve Frankfurt'ta felsefe öğretmenliğine başladı. 1805'te Jena Üniversitesi'ne profesör oldu. Başlangıçta Schelling'in öznel idealizm felsefesine inanmış görünüyordu, sonradan kendine ayrı bir sistem kurup onun savunmasını yapmaya başladı. Kurduğu bu felsefe sistemini 'phanomenologie des Geistes' adındaki eserinde anlatmıştır. Bir süre Nürnberg'de kaldıktan sonra Berlin ve Heidelberg üniversitesinde profesörlük yaptı. Bu devrede yazdığı eserler arasında 'Mantık Bilimi' ve 'Felsefe Ansiklopedisi' dikkati çekti. Hegel'in kurduğu sisteme 'diyalektik mantık' denilir. Buna göre bir fikir(yani tez), karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir. Hegel, Kant'ın felsefesine inanmakla beraber onun fikirlerini yetersiz buluyordu. Kant'ın aksine insanların her şeyi öğrenebileceklerine inanmıştı. Hegel'e göre dünya demek mantık demekti. İnsanlar mantığın sınırlarını çözdükleri anda beşerin sınırlarını da çözmüş olacaklardı. Hegel'e göre, biricik, canlı felsefe, çelişmelerin -daha doğrusu karşıtların- felsefesidir; çiçek, meyvanın ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de, çiçeğin ortadan kalkması gereklidir. Demek ki üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyva olmaktır. Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur. Hegel ömrünün son yıllarını Berlin'de geçirdi. 1831 yazı ve sonbaharı boyunca süren kolera salgınının son kurbanlarında biri oldu. 14 Kasım'da kısa süren bir hastalıktan sonra aniden ölmüştür.
92 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Hegel’i bir felsefeci olarak okumadan da sevmiştim. Ama bu kitapta sanat hakkındaki görüşlerini ve özsel tarafsız eleştirilerini okuduktan sonra daha da çok sevdim. Felsefe hakkında hiç bir bilgisi olmayan bir kişi için ağır ve anlaması zor bir kitap olabilir. ‘Tin’ , ‘idea’ , ‘Töz’ kavramlarını kendi anlam bütünlüğüne göre yorumlayan Hegel, bu kavramları sanat içerisinde düzenli başlıklar altında inceliyor ve sanatın derinlerine kadar nüfuz ediyor. O kadar çok incelemesi var ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Sanatı, şiir, edebiyat, resim, heykel gibi sanatın bölümlerini kendi tözümüze indirgiyor. Tin kavramını ortaya çıkarmadığımız, içimizde kalan, yüzeye çıkmayan tehlikeli bir dürtü olarak görüyor. Ne zamanki o tin özselliğilini ortaya çıkarırız o zaman özgür ve kendini gerçekleştirmiş bir birey oluruz. Bu kavramı Shakespeare’in karakterlerini örnek vererek açıklıyor. Genelinde ortaya çıkan kaderci bireylerin olayların akışına ve başlarına gelen olayları sanki kendi eylemleri değilde kader çizgisi içerisinde kabullenerek yaşıyorlar bu da tin kavramını ortaya çıkarmadan, eylemlerimizin sonuçlarını kadere malederek yaşıyorlar. Çok yönlü bir ataştırma ve gözlemde bulunması Hegel’i daha çok sevmeme sebep oldu.
Estetik
Okuyacaklarıma Ekle
194 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Felsefe dünyasının Jean-Jacques Rousseau’dan sonra anlaşılması en zor Filozofu olarak nam salmış, “Diyalektik” kavramının kuramsal babası Alman idealizminin en önemli dört isminden biri. Benimse Rousseau ve Schopenhauer’dan sonra en sevdiğim filozof. Bir dönem kendine “Genç Hegelciler” diyen kesimlerin ardından, bende günümüzün “Hegelcisiyim”. Tarihte Akıl, Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in bana göre en iyi eserlerinden biri. Bu eser aynı zamanda Hegel’in Tarih Felsefesinin de temelini oluşturur. Yani meşhur “Tarihsel Gelişim Süreci”nin de temelidir. Aslında felsefi anlamda bir konuyu tarihsel olarak ele alan ilk filozof Jean-Jacques Rousseau’dur. Jean-Jacques Rousseau, “İnsanlar arasındaki eşitsizliğin tarihsel kökeni” adlı eserinde, eşitsizliğin tarihsel süreç içerisindeki gelişimini ele almış ve yaşadığı dönemdeki yansımalarının nasıl olduğunu açıklamıştı. Bu çalışma Hegel’e ilham olmuştur. Zaten Hegel’in, Jean-Jacques Rousseau’nun fikirlerinden etkilenen filozoflardan biri olduğunu biliyoruz. Daha doğrusu Jean-Jacques Rousseau’nun Alman idealizminin dört önemli filozofu; Immanuel Kant, Johann Gottlieb Fichte, Friedrich Schelling ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel başta olmak üzere Alman idealizminin diğer Filozoflarını (Friedrich Heinrich Jacobi, Gottlob Ernst Schulze, Karl Leonhard Reinhold ve Friedrich Schleiermacher) da etkilediği bilinen bir gerçek. Yani Hegel, Rousseau’dan aldığı ilham ile tarih felsefesini ele almıştır. Aynı zamanda bu fikir Karl Marx’ın ve Friedrich Engels’in “Bilimsel Sosyalizm” ve ardılı “Komünizm”i, tarihsel gelişim süreci ve yine Rousseau’nun toplum ve mülkiyet anlayışı üzerine temellendirmesini sağlamıştır. Kitabın incelemesine gelirsek; Georg Wilhelm Friedrich Hegel Tarihte akıl adlı bu eserinde; tarihin yapısı itibariyle bir çok olaydan oluştuğunu ve bu olayların birebir aynı olamayacağını savunmuştur. Hegel, bu olayların sadece birbirine benzeyeceğini ve bunun içinde olayların parça parça ele alınmasının yanlış olacağını savunmuş ve tarihi geneline bakarak yorumlamanın daha doğru olacağını savunmuştur. Bir noktada Hegel bu kitabı, Immanuel Kant’ın; “bütün insanlar temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaşır” fikrine cevaben yazmıştır. Son derece ağır Felsefi kavramlar içeren kitap, Felsefe alanına hakim olmayanlar için zorlanacakları bir kitap. Ama tadına doyulamayacak bir destan. En azından benim için öyle. Felsefe okuyun, Felsefe ile kalın...
Tarihte Akıl
Okuyacaklarıma Ekle
105 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hegel, düşünce dünyasının en zor anlaşılan filozoflarının başında gelir. Fikirleri sürekli tartışılmış bir filozof olmuştur. Ama bana göre Hegel, tadına doyulamayacak filozoflardan biri. Benim Rousseau ve Schopenhauer’den sonra en sevdiğim filozoftur. Hegel Tinin Görüngübilimi adlı eserinde, bilginin oluş sürecini ele almaktadır. Bunu yaparken Tinin bir çok fragmanını da ele alıyor. Aynı zamanda soyut kavramların varlığını da irdeliyor. Ağır içeriği olan bir kitap. Kitabı okumak için sağlam bir Felsefi birikime ihtiyaç olması gerektiğini belirtmem gerekiyor. Felsefe ile kalın...
Tinin Görüngübilimi
Okuyacaklarıma Ekle
528 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitabı 1998 yılında üniversitede bir öğrenciyken ilk defa satın almış ve uzun bir yolculukta okumaya çalışmıştım. Karşılaştığım, bana başka bir dünyadan konuşan biriydi adeta, onu anlamak ve söylediklerinin arkasındaki hakikati keşfetmek istiyordum. Bana o zamanlar hiçbir şey söylemediğinden, bunun iki nedeni olabileceğini düşündüm; ya ben bu kitaba hiç hazır değildim ya da çeviriden kaynaklı birtakım sorunlar nedeniyle kitabı anlamıyordum. Ben ikincisine inanmayı tercih ettim, lakin yine de bu Aziz Yardımlı'ya duyduğum saygıyı eksiltmedi. Şimdi üzerinden neredeyse 22 yıl geçtikten ve ben bu kitabı belki de beş defa okuduktan sonra bile aslında ilk seçeneğimin bugün bile geçerli olduğunu düşünmeye yakınım. Hegel aslında kitabının temel sorununu önsöz de özetlemiştir: Hakikati yalnızca töz olarak değil aynı zamanda özne olarak da kavramak. Bu nedenle duyusal kesinlikten mutlak tine giden bir bilişsel serüveni anlatmıştır. Bizim için en başında kesin olan şey üzerine bir öz düşünümle başlayan süreç en başa bu sefer, en baştaki bilgimizin bir olumsuzlaması olarak döner. Bu süreçte felsefenin düşünme üzerine düşünme olması nedeniyle, üzerine düşündüğümüz tek bir kişinin değil bir bütün olarak insanın tüm yapıp etmeleridir. Hegel bu kitabında sürekli bir önceki uğrağını olumsuzlayarak ilerleyen ve sonunda başa dönen, fakat başa döndüğünde artık felsefe yapmaya hazır bilincin hikayesini anlatır. Okuyandan sabır ve tutku talep eden ama bunun ödülünü fazlasıyla veren bir başyapıt.
Tinin Görüngübilimi
Okuyacaklarıma Ekle
105 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Allah kimseyi Hegel çevirisi okumakla sınamasın. Her şey o kadar soyutlaşıyor ki elimde tuttuğum kitabın varlığından bile şüphe eder oluyorum. Müthiş bir hırsla başlayıp bitirmekte zorlandığım bir kitap. Akıllara Sokal Vakası'nı getiriyor Hegel. Hegel kitaplarını yazarken "Nasıl olsa kimse anlamıyor" diye düşünüp aklına esen karışık anlamsız tüm cümleleri kimsenin ve hatta kendinin bile anlayamayacağı biçimde kitabına serpiştiriyor mudur? Şüphesini getiriyor resmen. Bu yüzden hegel'i almanca okuyan biri ile tartışmayı çok isterdim. Bana kendimi ahmak gibi hissettiren bu adam akademik bir kurnaz mı yoksa gerçekten de felsefenin piri mi?
Tinin Görüngübilimi
Okuyacaklarıma Ekle
216 syf.
·
Puan vermedi
Tabiatta gözlenebilen her şeyde mutlaka akıllara hayret verici bir hikmet ve yaratıcısına sanatkârane bir işaret bulunmaktadır. Düşünürler bunun iç yüzünü anlamaktan ve yapısının düzenini açıklamaktan âciz kalmaktadırlar. Her bir düşünür sahip bulunduğu bunca hikmet ve bilgiye rağmen bunun mahiyetine akıl erdiremediğinin farkındadır. Bu ve benzeri zaruretler kâinata ait fevkalâdeliklerin mûcit ve yaratıcısının hikmetini delillendirmektedir. Bütün güç ve kudret Allah'a aittir.
Kitâbü't-Tevhîd
Kitâbü't-Tevhîd
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.