George Ritzer

George Ritzer

Yazar
8.6/10
65 Kişi
·
193
Okunma
·
27
Beğeni
·
1191
Gösterim
Adı:
George Ritzer
Unvan:
Amerikan sosyolog
Doğum:
New York, ABD, 1940
1940’ta New York’ta doğan George Ritzer, 1958’de Bronx High School of Science’ı bitirip City College of New York’ta yüksek öğrenim görmüş ve ardından University of Michigan’da master yapmıştır. Bir müddet Ford Motor Company’de yöneticilik görevini üstlenmiş ancak bu işin kendisine göre olmadığını fark ederek Cornell University’de doktoraya başvurmuştur. 1968’den itibaren dünyanın çeşitli ülkelerinde profesör olarak dersler vermektedir. Kendisini, “Kendimi temelde bir sosyal teorist olarak yetiştirdim, dolayısıyla bu alanda gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum” diye ifade eden Ritzer’in, McDonaldlaşma, küreselleşme, tüketim, modern ve postmodern sosyal teori alanlarında çok sayıda eseri bulunmaktadır: Sociology: A Multiple Paragism Science (1975, 1980); Toward an Integrated Sociological Paradigm (1981); The Globalizatin of Nothing (2004); Enchanting a Disenchanted World (2005) [Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek, Çev. Şen Süer Kaya, Ayrıntı Yayınları, 2000] ve Globalization: A Basic Text (2010) [Küresel Dünya, Çev. Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, 2011].
Çocuklarınızı mümkün oldukça televizyondan uzak tutun ve yaratıcı oyunlar oynamaları için teşvik edin.
George Ritzer
Sayfa 319 - Ayrıntı Yayınları
Öğrenciler artık kendilerini, bilgi tedarik eden ve diploma dağıtan bir montaj hattında ilerlerken üzerlerine bilginin döküldüğü nesnelerden ibaretmiş gibi hissetmektedirler.
George Ritzer
Sayfa 262 - Ayrıntı Yayınları
Kowinski, içlerinde her zaman fast-food restoranları bulunan alışveriş merkezlerinin, insanların modern "tüketim dinleri"nin ibadetini yerine getirmek için gittikleri modern "tüketim katedralleri" olduğunu ileri sürer.
George Ritzer
Sayfa 29 - Ayrıntı Yayınları 3. Baskı 2014
Öğrencilere sadece otoriteye itaat etmeleri değil, rasyonelleşmiş ezberci öğretim süreçleri ile objektif testleri benimsemeleri de öğretilmektedir.
İnsanlara nasıl ölmek istediklerini sorduğumuz zaman, birçoğu şu tür bir yanıt verir: Acısız, evde, aileleri ve arkadaşlarıyla. Nasıl ölmeyi beklediklerini sorduğumuz zaman ise korku kendini gösterir: Hastanede, tek başına, bir makineye bağlı olarak, acı çekerek.
George Ritzer
Sayfa 269 - Ayrıntı Yayınları 3. Baskı 2014
380 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Oh be bitti sonunda :D

Öncelikle bana bu kitabı hediye edip beni böyle mükemmel, böyle şaşırtıcı ve böyle tuhaf bir kitapla tanıştıran Gökçe Hanıma (Gökçe) buradan çok mu çok teşekkür ederim. Kendisinin bana 2. hediyesi oldu bu ya :)

Kitabın incelemesine geçmeden önce kısa bir not:
Bu kitabı okumak isteyenler önce Mcdonalds,Burger King ya da Starbucks gibi dünya çapında yayılmış şirketlerden bir şeyler yeyip içmeyi sevenler için tavsiye edilmez. Çünkü kitabı okuduktan sonra bunları yapmayı bırakırsınız :D

Kitap nasıl ama nasıl bi' kitap!
Okurken de yazdığım gibi bu kitabı evinizde okuyunuz, nedeeeen?

Çünkü okurken yüzünüz çok tuhaf hallere bürünebilir. Böyle sayfaları okurken "Nasıl yaaaa?" "Ohaaa!" gibi şeyleri çokça söyleyip şaşırmaya devam ediyorsunuz. Toplum içerisinde sakıncalı bir durum ve insanlar sizi deli sanabilir :D

Kitap genel olarak isminden de anlaşılabileceği gibi Mcdonalds ve türevlerinin dünya çapında yayılması ile toplumların değişmesini inceliyor. Çok geniş ve kapsamlı bir inceleme kitabı ama korkmayın terimlerle dolu değil. Çok sade ve anlaşılır bir şekilde yazılmış.

Kitapta çok şaşırdığım şeylerden bi' örnek vermem gerekirse mesela dünyada her yıl en çok basılan ikinci şey İKEA'nın broşürleriymiş...
Ne???

Şaka değil evet :(
Neyse ben kitabı çok ama çok sevdim. 10 puan vermemden bellli zaten, ama okumam çok uzun sürdü. Evde kalsam 2 güne biterdi çok uzattım :(

Kesinlikle okunması gereken bi' kitaptır demiyorum ama okunması gereken bi' kitaptır.
Toplumu eleştiren, yeren ve yerlere sokan, şaşırtıcı bir kitap olmakla birlikte Distopya kitabı olmasa bile ben bu kitabı okuduğum en iyi distopik eserlerden sayarım! O derece...

Okumak isteyen herkesssseeeee İyi Okumalar Dilerim :)
320 syf.
Sosyoloji'ye giriş yaparken okuyabileceğiniz en muazzam ve basit bir kitap olur kendisi. Amerika toplumları ve toplumların degisim sürecini görebilmek icin guzel bir kaynak olur. Mc Donald's uzerinden giden kitabimiz diğer önemli fast food markalarını da işin içine katarak, kitabı daha da zevkli hale getiriyor. Her ne kadar son zamanlarda basımının olmadığını duyduğumda uzülsem de; bulduğunuz yerde bırakmayın.
320 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Sosyoloji kitabında George Ritzer ismine rastlayınca biraz araştırmıştım ve bu kitabı isminden dolayı dikkatimi çekmişti. Yazar; kitabı elinize aldığınızdaki beklentilerinizi fazlasıyla karşılıyor. Bölümlere ayrılmış olması akıcılığı hiç etkilememiş tam tersine konuyu daha derinlemesine düşünmeye sevkediyor insanı.
İlk bölümde McDonaldlaştırmaya giriş şeklinde (şunu belirtmek gerek: özel olarak McDonald'sı hedef alan bir kitap değil günümüz tüketim kültürünü temsil eden en bilinen markalardan biri oluşu nedeniyle böyle adlandırılıyor.)
2. Bölümde McDonaldlaştırma süreci ve öncesine yer verilmiş, AVM' lerin yaygınlaşması vb.
3. ‎Verimlilik
4. ‎Hesaplanabilirlik
5. ‎Öngörülebilirlik
6. ‎Denetim
7. ‎Akılcılığın akıldışılığı
8. ‎McDonaldlaştırma demir kafes mi?
9. ‎McDonaldlaştırmanın sınırları
10. ‎McDonaldlaştırılmış toplumda yaşamak için öneriler
Ve hemen her bir başlık fast-food sanayisi, yükseköğretim, sağlık hizmeti, işyeri ve konuya dahil edebileceğiniz diğer alt başlıklarla inceleniyor.
McDonaldlaşmanın hayatın her alanına yayıldığını ve gün geçtikçe de yayılmaya devam ettiğini farketmemi sağlayan bir kitap oldu.
Önceleri avcılık-toplayıcılık ile beslenen insanoğlunun zamanla daha kısa sürede besinlere ulaşmayı sağlayan marketleri açması, her seferinde aynı ve beklenen sonuçlara ulaşmak için tarifleri standartlaştırıp yemek kitaplarına hapsetmesi, zamanla yemek yapmak yerine restaurantlara gitmeyi seçmesi, daha da kısa sürede yemek yiyip bu süreci hızlandırmak için fast-food a başvurması ve son olarak dondurulmuş yiyeceklerle mikrodalga fırınla besin ihtiyacına çözüm bulması ; bir süreç olarak bizlere durumumuzu izah ediyor. (Belki bu sürecin sonuna internetten verilen yemek siparişlerini de ekleyebiliriz)
İnsanoğlunun artık hayatında beklenmedik gelişmelere tahammülünün azaldığını görüyoruz. Bir işe başlarken , bir yiyecek sipariş ederken, bir yere giderken bizi neyin beklediğini bilmek istiyoruz.(Hatta aksiyon dizi-filmlerinin popüleritesinin artışında kişilerin hayatlarında her şeyi öngörülebilirlikle yaşaması sonucu eksik kalan heyecan olabilir.) Günlük hayatımızın yanısıra doğum ve ölümün de artık "tasarlanabilir" oluşu insanı ürkütüyor. Yaşantımızı kontrol altına alma çabası bizi doğal varlığımızdan, yaradılışımızdan uzaklaştırmamalı.
Kitabın son cümlesi ile bitiyorum: "O güzel geceye uysalca girme...Öfkelen, öfkelen ışığın sönüşüne." Dylan Thomas
#kitap ilk olarak 1993'te yayınlanmış. Bu nedenle internet ve sosyal medya eksik kalıyor, yazarın bu konudaki görüşlerini de merak ediyorum. Ve tabi aradan geçen 24 yılda hızla artmış olan fast-food başta olmak üzere tüketim endüstrisini nasıl değerlendirdiğini de.
320 syf.
·8 günde
Çağdaş toplum yaşamının değişen karakteri üzerine bir incelemedir. Sosyoloji kitapları sevenler için faydalı bir eser. Vizede sorumlu olduğumuz kitaptı :)) hayatıma çok şey katmıştır..
320 syf.
·5 günde
"Sosyoloji'ye giriş yaparken okuyabileceğiniz en muazzam ve basit bir kitap olur kendisi. " Yeni bir sosyoloji öğrencisi olarak bir incelemede ( #21546026 ) bu cümleyi görür görmez kitabı okuma gereği duydum. Kitabın yeni baskısı olmadığı için bulmak zordu ama neyse ki sitemizde kitap paylaşmayı seven arkadaşlar var.
Amerikalı sosyolog George Ritzer, günümüz toplumunu analiz ettiği bu kitabında, çıkış noktası olarak Max Weber'in akılcılık kuramını alıyor. Verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim prensiplerine dayanan mcdonaldlaştırma da aslında Alman sosyolog'un akılcılık kuramının bir uzantısı. McDonald's üzerinden hayatımızın doğumdan ölüme neredeyse her aşamasında bir makineleşme, kurumsallaşma, insana ait özelliklerden uzaklaşma ve bunların zararlarının anlatıldığı kitap biraz zor ve anlaşılır geldiyse de çok faydalı, öğretici ve düşündürücü.
608 syf.
·Puan vermedi
Bugünün ne demek olduğunu bilmek istiyorsanız okuyun, Dünya bankalarından, sağlık örgütlerine, Afrikada yapılanlara...
Sözde topluma hizmet eden kurumların, bilinçli katliamlarına...
320 syf.
·8/10
Toplumdaki tüketim sürecinin fast food mekanlarındaki hizmet standartı ile özdeşleştirerek, fordist üretim sürecinin tüketim alışkanlıklarına ne derecede yansıdığını ve makineleşen bireyleri eleştirel bir üslup ile anlatıyor. Fordist üretim tarzının getirdiği üretim bandı ile ilişki kurarak verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim kriterleri üzerinden günümüz modern toplumunun davranışlarını tespit ediyor.

Yazarın verdiği örnekler günlük hayattan işte, yemekte, okulda, hastanede, sosyalleşme mekanları üzerinden olduğu için daha rahat bir okuma ve anlama sağlarken; okuyanın kendisini, gündelik yaşantısı üzerinden tekrar sorgulamasına yardımcı oluyor.
320 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Kitap adından da anlaşılacağı gibi Mc Donald's üzerinden bayilik dağıtan ve bunun da dünyanın her yerinde aynı olmasına özen göstererek yapan, bununla da kalmayarak Fordist üretim tarzının getirdiği üretim bandı ile ilişki kurarak üretimin fast food sektöründe nasıl kullanıldığını ve geliştirildiğini anlatmakta. Sonrasında ise onu takip eden diğer kuruluşlardan bahsetmekte ve nasıl kullanıldığını anlatmakta.

Mesela alışveriş merkezlerinin mantığını anlatmakta ya da evde kullanılan mikrodalga fırının nasıl bir amaca hizmet ettiğini görmemize yardım etmekte. Yani evde, eğlence dünyasında, spor dünyasında bunun nasıl kullanıldığının yanında bir hastanenin dahi bu şekilde dizayn edildiğini anlatmakta kitap.

Bütün bunların oturduğu zemin ise Weber'in bürokrasi için kurduğu tanımlama biçimleri.

Kitap bu konular üzerine hiç düşünmemiş olanlar için bir basamak, düşünmüş olanlar için ise farklı şeyleri görmelerine yardımcı gibi. Kitabı okuduktan sonra alış-veriş merkezinde buluşmak belki rahatsızlık verebilir ya da yemek yemek isteyince burger king gibi bir yere gitmemeyi zihninize işlemiş olabilir. Alışveriş için bazen mahalle bakkalını tercihler arasına sokabilir.

Kahraman (Erdal) bakkal süper markete karşı.
320 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bazı arkadaşlar sıkıcı bulmuşlar ancak kitap içinde bulunduğumuz durumu ne kadar feci olduğunu görmemizi sağlıyor. Yazarın belirttiği gibi ABD'de iş çığrığından çıktı ancak fast food virüsünün tamamen etkisi altına almadığı ülkelerde yapılabilecek pek çok şey var. Yerel değerleri destekleyin, esnaf lokantalarına gidin, masanıza gelip bizzat sipariş alan yerlere gidin. Diğer türlü hem çalışıp hem para veriyorsunuz, fast food sadece bir yanılsama. Evet bazı durumlarda hızlı yiyecek tüketiyorsunuz ancak sıra olduğunda bekliyorsunuz, gidip yemeğinizi kendiniz alıyorsunuz, sipariş alan yok. Burger pişiren işçiler ve diğer elemanlar her şeyi rutine bağlamışlar akşama kadar ruhsuz bir biçimde aynı işi yapıyorlar.Fast food denildiyse de her şey yemek eksenli değil tabii ki, yaşantımızın diğer alanalrında da var bu etki. Ritzer 4 kavramdan bahsetmekte verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik, denetim. Toplum bu dört kavrama göre dönüştürülüyor ve makineleştiriliyor. Öncelikle bir iş yerini düşünün yemek veya dondurma vs. yapıyor, burada çalışan işçi her külaha aynı miktarda koyabilir mi ? Hayır. Bunu denetlemek için dondurmayı ölçecek bir kaşık veya alet üretilecek, sonra bu işi yapan kişi hep aynı şeyi yapacak ve zamanla iş aynı hareketlerden ibaret olduğu için yerini alabilecek bri robot geliştirilebilecek. Sonra daha fazla robot daha az işçi, daha çok denetim. Daha çok üretim ancak nicelik yerine nitelik önemli. Bu her alana bulaşan bir virüs. Bir sınıf düşünün bizim eğitim sistemimiz acı örnek tabii ki. 50-60 kişilik sınıflarla dolu bir okul yıl sonunda x düzeyinde 500 öğrenci yetiştirdik diye duyuruyor burada nicelik ön plandadır öğrencilerin niteliğinden çok niceliği yani sayısı önemlidir. Fast foodun getirdiği bir hastalıktır bu. Kitap burada 2 satırla özetlenemez. Weber'in demir kafes olarak tanımladığı bu sistemde neler döndüğünü anlamak için muhakkak okunmalı.
Hocamın özellikle tavsiye ettiği bir kitap popüler kültürü anlatan muazzam bir şah eserler. Hal okumadım sadece özetine bir baktım ama özeti bile kitabı okumama yetti

Yazarın biyografisi

Adı:
George Ritzer
Unvan:
Amerikan sosyolog
Doğum:
New York, ABD, 1940
1940’ta New York’ta doğan George Ritzer, 1958’de Bronx High School of Science’ı bitirip City College of New York’ta yüksek öğrenim görmüş ve ardından University of Michigan’da master yapmıştır. Bir müddet Ford Motor Company’de yöneticilik görevini üstlenmiş ancak bu işin kendisine göre olmadığını fark ederek Cornell University’de doktoraya başvurmuştur. 1968’den itibaren dünyanın çeşitli ülkelerinde profesör olarak dersler vermektedir. Kendisini, “Kendimi temelde bir sosyal teorist olarak yetiştirdim, dolayısıyla bu alanda gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum” diye ifade eden Ritzer’in, McDonaldlaşma, küreselleşme, tüketim, modern ve postmodern sosyal teori alanlarında çok sayıda eseri bulunmaktadır: Sociology: A Multiple Paragism Science (1975, 1980); Toward an Integrated Sociological Paradigm (1981); The Globalizatin of Nothing (2004); Enchanting a Disenchanted World (2005) [Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek, Çev. Şen Süer Kaya, Ayrıntı Yayınları, 2000] ve Globalization: A Basic Text (2010) [Küresel Dünya, Çev. Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, 2011].

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 193 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 365 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.