George Bernard Shaw

George Bernard Shaw

Yazar
8.1/10
183 Kişi
·
525
Okunma
·
299
Beğeni
·
11100
Gösterim
Adı:
George Bernard Shaw
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Dublin, 26 Temmuz 1856
Ölüm:
Hertfordshire, İngiltere, 2 Kasım 1950
George Bernard Shaw, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü hem de 1938'de Pygmalion için Oscar'ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw, vejeteryan olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950'de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.
134 syf.
Bu incelemem değerli Kübra A. 'ya ithaftır.

Eskiden her şey daha yavaş değişirdi sanki. Türkiye’nin en zengin beş ailesini alakalı alakasız kime sorsanız; Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Yaşar, Çavuşoğlu ya da Ercan ailesi derdi. Ben bu tür gereksiz bilgileri iyi bilirdim. "Komprador burjuvaziye" hem kızar hem onları takip ederdim. Aslında iyi bir gazete okuru istemese de öğrenirdi bunları. Aralarından garip adamlar çıkardı. Mesela Şakir Eczacıbaşı ailenin 2. etkin üyesiydi. Spor, sanat Allah ne verdiyse ilgilenir, bolca para harcardı. Eczacıbaşı Basketbol takımı bir ara memleketin en iyisiydi mesela. Fotoğraf sanatına yaptığı destek inanılmazdır. Ya sinemaya ya edebiyata? Dudak bükerdik ama. Burjuva ya.

Mesela rahmetli Onat Kutlar (ölümü terörün ne kadar kör bir bela olduğuna en iyi örnektir), büyülü gerçekliğin bırakın TC’de, dünyadaki ilk yaratıcılarındandır ve Latife Tekin daha doğmadan belki de yayınlamıştı İshak’ı, aslında esas işi sinemadır. Türk Sinematek'i, Şakir Eczacıbaşı’nın maddi ve entelektüel desteğiyle, OK tarafından kurulmuştu. Biz yine dudak bükmüştük.

Edebiyatı da çok severdi Ş.E. Dergiler çıkartırdı. Bir de, George Bernard Shaw hayranıydı adam. Bu aldığı Anglo-Sakson eğitimdendi galiba. Adam Anglo-sakson'un TC temsilcisiydi mübarek.

Shaw, berbat bir romancıdır. Romanları beş para etmez. O. Pamuk’un Nobel’ine dudak bükenlere duyurulur. Ama iyi oyun yazarıdır. Temaların çoğu devşirmedir. Ne akıllıymış be adam! Mesela Pygmalion Yunan mitolojisinden devşirmedir. Çok temel bir insan özelliğini anlatır. Kendine, kendi yarattıklarına hayran olma. Oyun, Kıbrıslı bir heykeltıraş olan Pygmalion’un kendi yaptığı bir heykele âşık olmasına dayanır. Bu oyunu 1912’de yazar Shaw. 1938’de filmi çekilir. Yer yerinden oynar. Oscar (o zaman adı Oscar mıydı bilmem. Siz bakın bakalım, Bette Davis Oscar emmisine benzetmiş miydi heykeli?) dahil tüm sinema ödüllerini süpürür film.

Konusu, bir sesbilimci olan sosyeteden Higgins, İngiliz dilinin diyalektiği üstüne uzmandır. Yeter ki yanında bir cümle edin, nerden geldiniz nereye gidiyorsunuz, alayını anlatır size. O derece yani. Kaba saba konuşan çiçekçi kız Eliza’yı bulur. Üstünde çalışır ve onu bir sosyete güzeline dönüştürür dil üzerinden. Sonra ne olur biliyor musunuz? Pygmalion’un kendi yaptığı heykele âşık olması gibi, o da Eliza’ya aşık olur.

Gelelim şimdi benim bu eseri neden incelediğime. 1938’de İngilizler filme çekerler. 1942’de ise Adolf Körner bizde yapar eserin filmini. İsmi Sürtük’tür. Hulusi Kentmen ilk bu filmle girer sinemaya. Töbe izlemedim bu versiyonu. Adolf Körner Çekoslovakya'dandır, ama İstanbulludur bana göre. Derler ki, Körner geri kalan hayatını İstanbul’da Elhamra sinemasında gişe memuru olarak tüketti. Ocaklardan yırak.

Yahu ne bereketli bir konuymuş bu! Sonra, 1960’da Aslan Yavrusu ismiyle çekildi tekrar. Orhan Günşiray-Leyla Sayar oynadı. Bitmedi! Bir de Sürtükler devri var.

Senaryosu Shaw’dandır yine, ama ona omuz atarlar billahi. Filmlerin ismi Sürtük’tü yine. Konu aynı. Çiçekçi çingene kız. Ama dilbilimci değil, gazinocu patron vardır sahnede. Ekrem Bora aynı patron, peş peşe bir Türkan Şoray ardından Hülya Koçyiğit çevirir sonra. Asıl esas oğlan sırasıyla Cüneyt Arkın ve Göksel Arsoy’dur. İlki siyah beyaz ikincisi renklidir. Ama ben Sultan’ın oynadığının hayranıydım (Ertem Eğilmez). Sultan’ı Yeşilçam’a hediye eden senaryodur. İzleyin, dikkatli ama, öyle göndermeler var ki vallahi parmak ısırtır. 10:30 dakikada öyle güzel laflar eder ki, hakkaten ya, demezseniz para vermeyin. 1965’te çevrildi ben 1969-1970’te izlemiştim. Ben bu sahneyi belki bir on kez izlemişimdir. Diyeceksiniz ki, youtube mu vardı, nasıl oldu da o kadar çok seyrettin? Bir İstanbullu Ökkeş vardı Kilis’te.(Bir kere görmüş İstanbul'u. Ben de İstanbul'danım ya çok severdi) Sinemada makinistti. Bir de Beyrut’tan gelme şekerlemeler vardı bizde. Takas işte ))) Ertem Eğilmez zekidir Allah için. Gelenek-Batı çatışmasını iyi görür.

Sultan’ın sesine bayılmıştım. Meğer onun değilmiş. Eskiden sessiz çekilir, stüdyoda seslendirilirdi filmler. Hiçbir ses artistin kendi sesi değildi. Sultan’ın sesi kimindi? Buna bir cevap beklerim sizden.

“Rızkımıza engel oldun ama aşkımıza olamayacaksın.” Sözünü yaklaşık elli yıldır aklımda tutuyorum.

Meğer son zamanda Gönülçelen dizisi varmış, o da aynı konuyu işlermiş. Şu Shaw’a bak yahu, sen tut Yunan mitolojisini işle, adını ölümsüz yap! Zeka bu değilse nedir?İşte ben bu nedenle postmodern edebiyatı çok seviyorum. Ne alaka demeyin, düşünün?

https://www.youtube.com/...KzbvnNVCQ&t=281s film bu. Bir soru daha, Sultan filit der kuaförde. Sizce nedir bu filit?
433 syf.
·349 günde·Beğendi·10/10
Ben bu siteye bu kitap sayesinde girdim biliyor musunuz:))
Önce Bernard Shaw a nerden başladığımı yazmam gerek. Belgeselcilikte şahane bir kültürümüz olmasa da bence kıyıda köşede kalmış çok güzel yapımlar var. Bunlardan biri kesinlikle "Kentler ve Gölgeler ". Program için ayrı bir inceleme yazılmalı ama ben Bernard Shaw kısmındayım.
Programda Yıldız Kenter Dublin de yazarı anlatıyor. Bayıldım da bayıldım her bir ayrıntısına.
Izlemek isteyene Elif'ten dev hizmet :)
https://www.insanokur.org/...latan-yildiz-kenter/

Bernard Shaw muhteşem zekasıyla geç keşfedilse de unutulacak bir adam değil. Inandigi kişilerin Beethoven, Michelangelo, Dickens... olmasının yanında okula olan düşmanlığı da kendi zekasına uygun. Diyor ki " kim benim oyunlarımı okullarda zorla okutursa Aallahindan bulsun, benim piyeslerim işkence aracı olmak için yazılmamıştır. :))

Laf sokmakta ustamsın Bernard Shaw. Valla bunu yazmadan edemeyeceğim. Kendisine genç bir kemancıyı dinletmek isteyen zengin bir Fransız madam ile diyaloğu;
- Nasıl buldunuz Mr. Shaw
- Bana Victor Hugo'yu hatırlattı.
- İyi ama Victor Hugo keman çalmazdı.
- Bu da çalmıyor.

Haha daha neler neler var kitabı alın bence. :)

Neyse kitapta birbirinden şahane yazılmış muhteşem mizahlı 4 oyun var. Bildiğimiz bazı filmlerin, efsanelerin temeli sanki ben çok beğendim.

"Sezar ile Kleopatra" eğer bilirseniz hikayesini diğer hiçbir hikayeye benzemez burdaki. O kadar komik ve hazırcevap ki kahkaha atmadan kendimi alamadım.

Elif'ten başka güzel bir hizmet. Oyunlardan Pygmalion'un filmi de var. Şahane Audrey Hepburn ile.
https://unutulmazfilmler.co/...m-tatli-melegim.html

Yılmadım diğer oyunlarının da versiyonlarını bulmaya çalıştım. Ne yazık ki ülkemizde oynanmıyor valla oynansa Kars'a kadar giderdim. Ben de
"Kırgınlar Evi oyununu buldum ama ingilizce. Izlemek isteyen varsa bunu da alabilir. :) Elif'te sınır yok:)
https://youtu.be/kKCAlDv9gDI
"Jan Dark" için bilgi kıyamet gibi muhakkak bir filmini oyununu bulabilirsiniz.

Bitirmeden laf sokma şahı Bernard Shaw'ın bir başka olayı oyunları çok uzun sürdüğü için seyircilerin trene yetişemediğini bu yüzden oyunlarını kısaltmalarını söyleyen yapımcılara cevabı : 'Tren tarifelerinizi değiştiriniz. " oluyor:))

Nobel'i önce reddedip sonra edebiyat için mali getiriyi düşünecek kadar da muhteşem bir yazar.
Bu deli adamın ölümü de yine ona uygun oluyor. 90'ından sonra bahçesinde meyve toplarken ağaçtan düşüyor da ölüyor.
328 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
George Bernard Shaw ünlü İrlandalı yazar, siyasetçi, müzik ve sanat eleştirmeni fikir adamı. Daha çok tiyatro oyunu yazarı olarak eserler vermekle birlikte Tanrıyı arayan Karakız adlı eserinde ise içinde üç tiyatro oniki öykü bulunan bir kitapla Nobel Edebiyat ödülünü almıştır.

Çok nüktedan ve hiciv ustası yazarı şu kısa anekdot ile hatırlatmak yerinde olur sanırım.

Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye bir not eklemiş.

- "size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."

Churchill, hemen cevap göndermiş:

- "maalesef ilk gösterime gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."
208 syf.
·62 günde·Puan vermedi
Bu eseri okumayı düşünen insanların bilmesi gerekenler;

Süleyman Demirel Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okumuyorsanız neden bu kitabı olduğunuzu sorgulayın.

Sorgulamanız bittikten sonra asıl önemli kısma geliyoruz, bu kitabı kesinlikle Ibsen'in oyunlarını okuduktan sonra okumalısınız çünkü içerisinde oyunlarının analizleri mevcut ve oyunlar hakkında ön bilgi sahibi olmadan anlamak pek mümkün değil.
Son uyarım ise kitabı okumadan önce kitabın yazarı olan Shaw ve savunduğu görüşler hakkında ön araştırma yapmanız gerektiği konusunda. Zaten bu kadar araştırmayı yaptıktan sonra size bu eser özet gibi geleceği için okumanıza gerek kalmayacak.

Teşekkürler,serzenişlerim bu kadardı.

Dipnot:Hocam olur da bir gün bu incelememe denk gelirseniz ve hala mezun olmamış olursam lütfen beni dersinizden bırakmayın ^^
Pygmalion is a comedy about a phonetics expert who, as a kind of social experiment, attempts to make lady out of an uneducated cockney flowergirl. Pygmalion probes important questions about social class, human behavior, and relations between the sexes. Pygmalion is written by George Bernard Shaw and it is an example of comedy of manners. Shaw takes inspiration from Pygmalion myth. The myth of Pygmalion, from the Greek playwright Ovid’s Metamorphoses, encouraging audiences to think that Pygmalion is a classical play. In Ovid’s tale, Pygmalion is a man disgusted with real-life women who chooses celibacy and the pursuit of an ideal woman, whom he carves out of ivory. Wishing the statue were real, he makes a sacrifice to Venüs, the goddess of love, who brings the statue to life. The myth bases on a sculpter makes an ivory statue representing his ideal of womanhood and then falls in love with his own creation, the goddess Venüs brings the statue to life in answer to his prayer. At the same time, the myth of Pygmalion contains a metamorphosis. There is a changing story and reflections of this change. Actually, the role of the Pygmalion myth in this play is to show Liza’s metamorphosis because the myth of Pygmalion and the play of Pygmalion are similar and parallel. So, the myth of Pygmalion has an important place to express some themes about the transformation in the play. On the other hand, Pygmalion is a mythological story that takes its place at intersection of love and miracle, and the myth of Pygmalion has a great role that explain the subjects of metamorphosis, changing and class distinction. George Bernard Shaw utilizes satire in the play in order to ridicule the rigidity and hierarchy of British society that existed in the late nineteenth and early twentieth century, and he is able to portray this by using the character of Eliza Dolittle. She is initially a poor girl that lives on the streets and she is a flowergirl. Shaw depicts the superficially of British society, which berotes Dolittle simply for her speech and grammar. However, the main development of Eliza is that she changes, transforming into what society perceives as a true lady, after she learns from Professor Henry Higgins. Just like the myth for which the play is named after, where Pygmalion sculpts a wife that fits his needs, Higgins virtually recreates Eliza, turning her into an upper-class member of society. The vanity and superficiality of British society is further depicted as Eliza is so easily accepted into the upper echelon of society, because she is considered upper class not for her character or personality, but rather for her apparance and manners of speech. Ultimately, Shaw’s goal of satirizing Pygmalion is to portray the shallowness of society, which based a person’s merit or worth simply based on their social graces, how they dressed or how they acted. Moreover, Pygmalion contains many examples comic elements, the play lampoons the rigid British class system of the Victorian era. Because this play satirizes the types that characters represent, the personage of Professor Henry Higgins is that of the intellectual who is impatient with society and prone to sarcasm. When Colonel Pickering proposes a wager that he can teach the flower girl they encounter to speak so well that she will fool the upper class at the ambassador’s garden party, Higgins looks at Liza and is tempted. This dialogue between Higgins and Pickering in act II demonstrates a comic element:
"HIGGINS [tempted, looking at her] It's almost irresistible! She's so deliciously low—so horribly dirty—
LIZA [protesting extremely] . . . I ain't dirty: I washed my face and hands afore I come, I did.
PICKERING You're certainly not going to turn her head with flattery, Higgins.
Professor Higgins grows excited at the prospect of molding "a guttersnipe" into a fake "duchess." He..."
Pygmalion is considered a dramatic comedy in a realist style. While there is a great deal of wordplay and comedic situations, the action is not treated as light farce, with much emphasis on the way the lower classes are exploited and kept down by society. The play’s themes of social inequality and the changing place of women in twentieth century, particularly in the anguish of Eliza in her crisis of identity, also lend it dramatic weight. As well, there are some similarities and differences between Cinderella and Liza because they both handle a metamorphosis. Actually, Cinderella and Liza are the close characters, they experience a transformation and they move away from their own identity. However, Cinderella adapts to this change more easily because her life is not a low class life, before her mother died. And then, Cinderella already knows speaking properly but Liza does not. Liza is trained by Higgins, and it takes long time. In addition, Cinderella loves her transformation but Liza does not, she is not pleased her new version, she misses her old life. When Liza move away from her identity, she wish Higgins had left her where he had found her, because she suffers an identity disorder. Shaw investigates conflicts between differing perceptions of identity and portrays the end result of Higgins ‘ experiment as a crisis of identity for Liza. Liza’s transformation is magnificent but painful, as it leaves her displaced between her former social identity and a new one, which she has no income or other resources to support. Not clearly belonging to a particular class, Liza no longer knows who she is. In conclusion, Pygmalion is a play that focuses on metamorphosis and a big transformation and its reflections. In addition to this, it is a work that mirrors the social class distinction and social inequality of the period. Shaw does not hesitate to reflect his socialist ideas and criticizes the England of the period.
432 syf.
Kitabın incelemesini yapmadan önce Bernard Shaw'ın kendisini nasıl tanımladığında bahsetmeden geçmicem. Shaw; Soyunun Shakespeare'in Macbeth'indeki Macduff'a dayandığını, Shakespeare'in kendi bedeninde yeniden dünyaya gelmiş olabileceğini söyler. Geçelim incelememize Dört Oyunu Üniversitede Batı Edebiyatı dersinde zorunlu okuyup çok beğenmemiştim. İkinci defa okuyup beğendikten sonra yazarın bu sözlerine hak veriyorum. Bernard Shaw oyunlarının zorla okutulması hakkında şunları der: "Kim benim oyunlarımı okullarda zorla okutur, benden de Shakespeare'den nefret edildiği kadar nefret edilmesine neden olursa, Allahından bulsun. Benim piyeslerim işkence aracı olmak için yazılmamıştır."
Kitaba gelirsek, Kitap adından anlaşılacağı gibi 4 adet piyesten oluşuyor. 4 oyunda birbirinden harika. Bernard Shaw çok iyi güldürü ustası bence. En üzüntülü konuda bile yüzünüzü güldürebiliyor. Piyeslerdeki karakterleri sadece soylu yönler ile değil, gülünç yanları ile de ele almış. Mesela ilk oyunda kleopatra'nın dadısından kırbaç yediğini anlatır. Dört piyes arasında en çok Sezar ile Keopatra ile Pygmalion beğendim. Yazarın dili çok akıcı. Vaktiniz varsa bir günde bile bitirebilirsiniz. Şiddetle okumanız tavsiye ederim....
328 syf.
·Beğendi·10/10
bernard shaw gerçekten hayran olduğum yazarlardan. kara kız da çok beğendiğim bir kitabı. açık yüreklilikle okuyan herkesin beğenebileceği tokat gibi bir kitap. tabularından arınmış insanlara anlatabileceği çok şey olan hikayeler bütünü. bir kara kız tanrıyı arar ve bulamaz doğal olarak. tanrı insanların dinlerinde değil peygamberlerde değil insanın kendi içindedir.tanrı arayışı aslında insanın bir bağlamda anlam arayışıdır. ve kişinin anlamı her zaman öznel kalmaya mahkumdur. eğer o öznellikten bir şekilde kurtulamazsa her şeyi anlamsız bulacaktır.
432 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap 430 sayfa olsa da, 314 sayfasında aforizmalar var, diğer kısmı, kronolojik özgeçmiş ve kaynak bilgileri içeriyor.
Yani 3-4 günde rahatlıkla okunabilecek bir eser.
Titiz bir çalışmanın ürünü olsa da, aforizmaların bir kısmı bizim kültür, düşünce ve yaşam tarzımızla örtüşmüyor, bir kısmı da bu çağın ihtiyaçlarına ışık tutmuyor.
Fakat bazı tespit ve vurgular var ki, kitabın tamamına bedel.
Sabırla ve dikkatle okuyup belirlemek gerekiyor.
Kitabın baskısı tükenmiş durumda.
Bazı kitapçılarda kalmış olabilir.
İlinizdeki sahaflardan, dostlarınızdan, nadirkitap.com dan bulabilirsiniz.
159 syf.
·3 günde·3/10
Kitabi sevdim mi sevmedim mi tam olarak emin degilim. Ask beklerken bambaska bir sey bulmak da begenmeme sebebim olabilir.
Kleopatra'ya asiri sinir oldum. Oyle cocukca (16 yasinda) oyle sacma bir karakter ki ciddiye alamiyorsunuz. Hep farkli anlatildigi icin sanirim bu hali beni sıktı. Sezar oyle naif oyle dusunceli bir adam ki nasil asker olmus diyorsunuz. Gercekte ikisi nasildir bilmiyorum hayatlarini cok incelemedim üstünkörü biliyorum ama bu kitapta cok gercekci bulamadim.
Herkese tavsiye edebilecegim bir kitap degil. Yer yer sıkıcı cunku. Ama oyun ve tarih meraklisi varsa okuyabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
George Bernard Shaw
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Dublin, 26 Temmuz 1856
Ölüm:
Hertfordshire, İngiltere, 2 Kasım 1950
George Bernard Shaw, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü hem de 1938'de Pygmalion için Oscar'ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw, vejeteryan olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950'de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 299 okur beğendi.
  • 525 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 770 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları