George Eliot

George Eliot

Yazar
8.1/10
175 Kişi
·
477
Okunma
·
170
Beğeni
·
5,2bin
Gösterim
Adı:
George Eliot
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Warwickshire/ingiltere, 22 Kasım 1819
Ölüm:
Londra/ingiltere, 22 Aralık 1880
George Eliot yaşamının ilk 21 yılını İngiltere'nin Warwickshire yöresinde bir çiftlikte geçirdi. Bu yıllar insanları ve çevreyi yakından tanımasına yardımcı oldu . Annesinin ölümünden sonra büyük bir malikânenin kâhyası olan babasına bakmak zorunda kaldığı için okuldan ayrıldı. Din, ahlak ve siyaset konusunda katı bir tutumu olmayan, özgür düşünceli bir çevreye katılması yeni düşünceler edinmesine yol açtı. Babasının 1849'da ölümünün üzerine önce İsviçre'ye gitti, daha sonra Londra'da yerleşerek Westminster Review dergisinde çalışmaya başladı. Aydın bir kadın olan George Eliot, o dönemin önde gelen düşünür ve yazarlarıyla dost oldu. Bunlar arasında çok yönlü bir insan olan gazeteci George Henry Lewes'le olan dostluğu yaşamına ayrı bir anlam kattı. Lewes onu roman yazmaya özendirdi ve ilişkileri Lewes ölünceye kadar yaklaşık 25 yıl uyum ve mutluluk içinde sürdü.

Edebiyat yaşamına eleştirmen ve çevirmen olarak başlayan George Eliot'un yayımlanan ilk öyküleri Scenes of Clerical Life'dır ( 1852; "Din Adamının Yaşamından Sahneler") 1859'da yayımlanan ilk romanı Adam Bede'de gözlenen, günlük yaşamı gerçekçi ayrıntılarla yansıtma yeteneği bundan sonraki yapıtlarının da başlıca özelliği oldu. 1860'ta Kıyıdaki Değirmen ( The Mill on the Floss), bundan bir yıl sonra da tarihsel bir roman olan Romole yayımlandı. Bunları Silas Marner(1861), Felix Holt the Radical ("Radikal Felix Holt") ve bir başyapıt olan Middlemarch (1871-72) izledi. Bu roman birkaç konunun iç içe geçtiği , toprak sahiplerinden köylülere, meyhanecilerden işçilere kadar kişilerinin büyük bir gerçeklikle betimlendiği ve çağdaş düşüncelerin yer aldığı güçlü bir yapıttır. George Eliot yazmaktaki amacının "tozlu sokaklardan ve tarlalardan gelen etten kemikten insanların" yaşamlarının yansıtmak olduğunu söylemiştir. Lewes 1878'de öldükten sonra John Walter Cross'la evlenen George Eliot, bundan kısa bir süre sonra hastalanarak öldü. Gerçekçi bir yazar olan George Eliot çağdaş romanın en belirleyici özeliklerinden olan psikolojik çözümlemenin öncüsüdür.
Burda Ahlaki ilkeler yere saçılmış toplu iğneler gibiydi, insanı yürümekten, oturmaktan, hatta yemekten korkar hale getiriyorlardı. Ama ben bir günahkarım ve hiçten ibaretim...
Önceleri yüreği hazinesini içinde saklayan kilitli bir tabut gibiydi; fakat tabut artık boştu, kilidi de kırıktı.
-Kadınlar erkeklere iyiliklerinden dolayı âşık olmazlar.
+Dediğin belki doğru. Ama kadınlar sevdikleri erkeklerin kötü olduklarını düşünmezler ki hiç.
George Eliot
Sayfa 176 - Yapı Kredi Yayınları
Sizce insanlar başkalarının saçmalıklarına tahammül etme gereğini biraz fazla abartmıyorlar mı?
George Eliot
Sayfa 215 - Yapı Kredi Yayınları
Kitaplardaki insanlar daima yumuşak başlı ya da şefkatliydiler. Karşılarındakini mutlu edecek şeyleri yapmak hoşlarına gidiyordu. Üstelik iyiliklerinide sizi eleştirerek göstermiyorlardı.
George Eliot
Sayfa 336 - Everest Yayınları
İt was the end of his familiar world. Dark thoughts drove the love out of his heart. Because he was not a wise man, he blamed God.
640 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Asıl adı Mary Ann Evans olan yazar, yaşadığı dönemde kadının itibar görmemesinden dolayı George Eliot erkek ismini kullanmış. Bu esere de nerede denk geldim hatırlamıyorum. Ama Virginia Woolf'un hayran olduğu bir eser olduğu için beni daha çok meraklandırmıştı.
Esere gelirsek; giriş bölümünde Rahibe Terasa 'dan bahsedilerek hikaye başlıyor.
İlk olarak belirtmem gereken karakterlerden bahsetmeyeceğim. Çünkü birden çok karakter ve hikaye var. İçiçe geçmiş konular ve hayali Middlemarch kasabasındaki bir çok ailenin yaşamı söz konusu.
Kitap Sanayi Devriminin olduğu zamana ait olduğu için onun etkilerini barındırıyor.
Sanayi Devriminin etkileri, psikolojik baskılar, hukuksal haksızlıklar, dini bağlılıklar, kadının değeri hatta daha çok önemsenmeyişi, aile ilişkileri, geleneklere bağlılık, dönemin siyasal yansımaları ve baskıları kitabın temel konularıdır.
Dili biraz ağır olsa da akıcıdır.
Bu birinci kitapta yer alan şeyler. Büyük ihtimalle ikinci ciltte bu şekilde ilerleyecek. Yalnız şu var ki, bu kitabın tanınmaması ve diğer klasiklerin arasında yer almayışı beni şaşırttı. Çünkü verilmek istenen mesajlar diğer klasikler ile benzer. Ayrıca İngiliz Edebiyatının da önemli bir eseri. Neyse umarım keşfedilip, köklü diğer eserler arasına girer.
240 syf.
Mary Ann Evans'ın "George Eliot" takma ismiyle yazdığı romanlardan biri olan Silas Marner, bence okunması gereken sıkı klasiklerden. Virginia Woolf, < Kendine Ait Bir Oda> isimli kitabında bu eserden ve (dönemin şartları sebebiyle)
erkek takma ismi ile kitap yazmak zorunda kalan bu yazardan uzun uzun bahsetmişti.
O kitabı okuduğumdan beri bu roman hep aklımdaydı.

Bu romanda Silas Marner isimli dokumacı Kuzey İngiltere'de, dini bir topluluğa bağlı olarak yaşıyor. Hastalığı sırasında papazın yardımcısına baktığı süreçte para çakmakla suçlanıyor. Ve bu suçlama karşısında o dini topluluk olayı tam araştırmadan Silas'ı dışlıyor.
Sonra Silas kendi yolunu seçiyor ve başka bir şehre gidiyor...
Sonrası ise bir dizi olay.
Ama bence bu kitapta hikayeden çok verilmek istenen mesajlar çok dikkat çekici.Bence bu kısımlar da biraz çevirinin kurbanı olmuş.
Sonuç olarak okuması çok kolay olmayan ama okuduktan sonra iyi ki okumuşum dedirten bir kitap.
742 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Unutamayacağım kafamda hep yer edecek bir karakter oldu Maggie. Çünkü çocukluğunun kırılgan tarafı ile hareket eden yetişkinliğini seyretmek , kalpten seyretmek çok iyi hissettirdi bana. O çalkantıları, sevgi ihtiyacı , gidip gelmeleri çok güzel verilmiş. Sonu benim beklentimden çok farklı idi son sarsıldım , duygulandım.
Victoria dönemi yazılan eseri okurken; kadın erkek ilişkisini, aşkı, sevgiyi, aileyi, kardeşlik ve akrabalığı kalbimden tekrar tekrar düşündüm sorguladım. Çok rahat okunuyor fazla basit . Fakat çeviri hiç iyi değil çok fazla yazım hatası var çok şaşırdım bunların gözden kaçtığına acil düzenlenmesi gerekiyor. Ama 10 verdim be yaaa Maggie nin hatrına
848 syf.
·67 günde·Puan vermedi
Edebiyatın bir yan işlevi olarak görsem de, en önemli işlevlerinden birisi de bir topluma kimlik kazandırmasıdır. 19.yy İngiltere’sinde ortaya konan ve dünya klasikleri arasında yerini alan birçok roman da Viktorya Dönemi İngiltere’sine mührünü vurmuştur. Son yıllarda yeterli seviyede olmasa da dünya klasiklerine olan ilginin arttığını düşünüyorum. Ancak ülkemizde dünya klasiklerine duyulan ilginin ağırlıklı olarak Rus ve Fransız yazarlarda toplandığını görüyorum. Maalesef bu döneme ait önemli İngiliz yazarlardan George Eliot, Trollope, Dickens, Thomas Hardy ve Bronte kız kardeşler yeterince ilgi görmemektedir ya da benim izlenimim öyle.

Middlemarch’ı okurken kendimi Tolstoy’un Anna Karenina’sını okurken hissettiğim duyguları hissederken buldum. Kanaatimce iki kitap arasındaki bazı benzerlikler yeterince ortadaydı. Ele alınan ilişkiler -gerek toplumsal gerek aile bağları gerekse de romantik ilişkiler- bende bu hissin vukuu bulmasını sağlamış olmalı. Daha sonrasında merak edip araştırdığımda gerçekten de Tolstoy’un George Eliot’ın eserlerinden önemli ölçüde etkilendiğini öğrendim. Anna Karenina’da Levin-Kitty, Vronski-Anna ya da Stiva ile Darya’nın ilişkisini okumaktan zevk alanlar Middlemarch’ta Dorothea’nın önce Casaubon daha sonrasında Will Ladislaw’la olan ilişkisini ya da Rosamond-Lydgate, Mary Garth-Fred ilişkisini okumaktan zevk alacaklarına inanıyorum.

Viktorya Çağı İngiliz Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden bazılarını vermiş olan Eliot’ın bu kitabında, her ne kadar Middlemarch hayali bir kasaba olsa da, İngiliz toplumuna ait önemli olaylara dair izleri görebiliyoruz. Toprak sahibi Lord ve Lady’lerin İngiliz Parlamentosunda görüşülen reform yasalarına bakışı, Tory ve Whig ayrımı, ahlak anlayışı, kadına ve evliliğe bakış, asil bir aileden gelmenin önemi ve daha birçok ayrıntı romanda güzel bir şekilde işleniyor. Bu hayali kasaba sayesinde 19.yy’da İngiltere kırsalında hayatın nasıl akıp gittiğini kolaylıkla idrak edebiliriz. Toplumun önemli parçalarından kişilerin; toprak sahiplerinin, kasaba doktorlarının, mahalle papazlarının, belediye başkanının, at yetiştiricilerin, arazi idarecilerinin, gazete sahiplerinin ve önemli ailelere mensup lady’lerin birbirleri ile olan ilişkisini ve bu ilişkide nelere dikkat ettiklerini görebiliriz. Evlenmek isteyen kızların ve onları evlendiren ebeveynlerin talipler arasında nelere dikkat ettiklerini de detaylı olarak görebiliyoruz. Sanırım İngilizliğe özgü bu kadar çok şey olması dünya klasiği olmasına rağmen bu eserlerin ülkemizde Rus ve Fransız yazarların eserleri kadar ilgi çekmesini önlemiş. Ancak şunu söylemek gerekir ki bu eserler ne kadar çok İngiltere’ye özgü ayrıntı barındırırsa barındırsın içerisinde evrensele ait birçok değeri işlemeyi de ihmal etmiyor. Bu yüzden bu kitabı sadece İngiltere’ye ve İngiliz Edebiyatı’na merakı olan kişilere değil klasik okumayı seven herkese önerebilirim.
240 syf.
·Puan vermedi
George Eliot ( Mary Ann Evans) tarafından yazılmış, yazarın en ünlü romanı olarak kabul edilen Silas Marner kitabı, uzun betimlemeleri, derin psikolojik analizleri ile iz bırakan kitaplardan bir tanesi oldu benim için. Yazarın din ve felsefe konularına olan ilgisini bu kitapta çok net görüyoruz. İç içe geçmiş çözümlemeler, analizler Silas Marner ve etrafındaki karakterler üzerinden çok güzel verilmiş.
Yaşadığı küçük kasabada uğradığı iftira sonucu Silas Marner'ın başka bir yere taşınması, hem atılan iftiranın ağırlığı ile yaşadığı psikolojik durum, yeni yere , yeni insanlara alışma süreci ve etrafında gelişen olaylar sıkılmadan okuma yapmamızı sağlıyor. Bu süreçte farklı karakterler ve analizler ile insan, toplum, inanç, felsefe gibi konularda derin düşüncelere götüren cümleler ile karşılaşıyoruz.
Okudukça açılan satırlar, açıldıkça düşündüren bakış açısı ile çok severek okudum.
640 syf.
·6 günde·7/10
Ilk cilt için ne yazsam bilemedim. Okuyacaklara öncelikli tavsiyem YKY ile Nora'nin baskısını karşılaştırmaları. Grup okuması olduğu için birçok arkadaş ellerinde Nora olsa dahi YKY baskısını alıp ondan okumaya başladı. Yazarın dili zaten öyle ağdalı ki arada ne derece fark var şimdilik bilemiyorum. Bazen bir cümle 10 satır devam edebiliyor. Başında ne demişti diye düşünmenize neden olabiliyor. Bu nedenle hızlı okumakta fayda var ama bu kez de çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm öyle cümleler oluyor ki "haydaaa" diyip kitabi elinizden atmak geliyor :))
Yazarın daha önce başka kitabını okumuş olmasam aynı kişinin yazmadığını düşünürdüm. Bazı gereksiz mevzulari anlatmış da anlatmış. "Yok ya, bu mevzuyu bir yere bağlayacak yoksa niye bunca sayfa anlatmış olsun ki" diye düşünüyorsunuz ama nafile! Gerçekten öylesine anlatmış hissine kapılıyorsunuz. "Belki de o karakterin ahlak anlayışını daha iyi anlamamız içindir" diye düşünüp kendinizi teselli ediyorsunuz:)) yine de İngiliz edebiyati için favorim hep Dickens olacak sanıyorum.
Okumayı planlayanlara keyifli okumalar dilerim.
742 syf.
·32 günde·8/10
Floss nehrindeki değirmen okumamın başlangıcında oldukça sığ bulduğum bir konuya sahip gibi gelmişti.Önceden önyargılı olduğum İngiliz edebiyatında yine benzer bir şekilde sıkılacağımdan korkmuştum.Kitap 400-500 sayfa okumadan sonra bana asıl anlatmak istediği konuyu geçirebildi.Bir kadının toplumda hep günah keçisi olmak zorunda bırakıldığını,kişinin farklılıklarından(birde bu kişi bir kadınsa) ne kadar korkulduğunu ve ötekileştirildiğini görmüş oldum.Bizim coğrafyamızda da olan aile ahlaksal yargılarına ters düşülen bir hareket yapıldığında bunda sadece kadında suç aranması gibi benzer motifler vardı.Maggie'nin bir çok tabusu var yaşadığı aile ortamı ve belki de kitabın yazıldığı dönemde kadınlara olan yaklaşımdan.Bu tabular yüzünden kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmiyor.Onun hep abisinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini görüyoruz.Üstüne tartışılacak bir çok farklı alt başlığı da vardı kitabın.Okuduğum için çok sevindim...
240 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
İyi niyetli olmanın önce cezasız, sonra ödülsüz kalmadığının ispatı niteliğinde bir roman Silas Marner. İlahi adaletin bazen gözlerden uzakta tecelli ettiğini hatırlattı bana. Yeni yıla ruhsal doyumla başlamak için çok uygun bir kitap seçmişim. George Eliot (ya da gerçek ismiyle; Bayan Mary Ann Evans) okunmaya değer yazarlardan biri. En önemli eseri sayılan Middlemarch için tam basım bekliyorum. =)
742 syf.
·Puan vermedi
Victoria dönemi romanı olan bu kitapta ana karakterimiz Maggie tipik bir Victoria kadın karakteri olarak değerlendiremeyeceğimiz bir karakter olarak karşımıza çıkar.Dönemi göz önünde bulundurursak bu dönemde kadınlar okuma haklarının kısıtlandığını ve sadece ev işleri için uygun göründüğünü düşünürsek Maggie tamamen bu konseptin dışında kalan bir karakterdir. Maggie sadece düşünce tarzı olarak değil görünüş olarak da tipik bir Victoria kadını diyebileceğimiz bir karakter değildir. Maggie tutkuları, hayalleri ile dönemin ahlak ve erdemleri arasında kalır ve bir hayli zor hayat onu bekler. Aslında yarı otobiyografik bir roman diyebileceğimiz bu romanda Maggie adeta yazar ile özdeşleşir ve sanki adeta yazarın hayatını yansıtır niteliktedir.Ayrıca bu roman dönemin kadın erkek eşitsizliğini de gözler önüne sermesi bakımından son derece önemli bir roman ve okunması gereken romanlardan biridir.. Keyifli okumalar ...
70 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
This book was written by Mary Ann Evans in 1861. Yes as you see, writer’s name was written like George Eliot. While I was doing research about writer, I could learn that George Eliot is her pen name.
I cay say 100% Mary Ann Evans had written excellent book. To be honest this book was boring for me at the beginnings. But after a while I started to like this book. I liked reading dialogues between the father and his orphan daughter. I admired their relationship between them. How he loved little girl even she was not his own daughter. He was an excellent stepfather against her! To read the love between the father and his orphan daughter was amazing!

Yazarın biyografisi

Adı:
George Eliot
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Warwickshire/ingiltere, 22 Kasım 1819
Ölüm:
Londra/ingiltere, 22 Aralık 1880
George Eliot yaşamının ilk 21 yılını İngiltere'nin Warwickshire yöresinde bir çiftlikte geçirdi. Bu yıllar insanları ve çevreyi yakından tanımasına yardımcı oldu . Annesinin ölümünden sonra büyük bir malikânenin kâhyası olan babasına bakmak zorunda kaldığı için okuldan ayrıldı. Din, ahlak ve siyaset konusunda katı bir tutumu olmayan, özgür düşünceli bir çevreye katılması yeni düşünceler edinmesine yol açtı. Babasının 1849'da ölümünün üzerine önce İsviçre'ye gitti, daha sonra Londra'da yerleşerek Westminster Review dergisinde çalışmaya başladı. Aydın bir kadın olan George Eliot, o dönemin önde gelen düşünür ve yazarlarıyla dost oldu. Bunlar arasında çok yönlü bir insan olan gazeteci George Henry Lewes'le olan dostluğu yaşamına ayrı bir anlam kattı. Lewes onu roman yazmaya özendirdi ve ilişkileri Lewes ölünceye kadar yaklaşık 25 yıl uyum ve mutluluk içinde sürdü.

Edebiyat yaşamına eleştirmen ve çevirmen olarak başlayan George Eliot'un yayımlanan ilk öyküleri Scenes of Clerical Life'dır ( 1852; "Din Adamının Yaşamından Sahneler") 1859'da yayımlanan ilk romanı Adam Bede'de gözlenen, günlük yaşamı gerçekçi ayrıntılarla yansıtma yeteneği bundan sonraki yapıtlarının da başlıca özelliği oldu. 1860'ta Kıyıdaki Değirmen ( The Mill on the Floss), bundan bir yıl sonra da tarihsel bir roman olan Romole yayımlandı. Bunları Silas Marner(1861), Felix Holt the Radical ("Radikal Felix Holt") ve bir başyapıt olan Middlemarch (1871-72) izledi. Bu roman birkaç konunun iç içe geçtiği , toprak sahiplerinden köylülere, meyhanecilerden işçilere kadar kişilerinin büyük bir gerçeklikle betimlendiği ve çağdaş düşüncelerin yer aldığı güçlü bir yapıttır. George Eliot yazmaktaki amacının "tozlu sokaklardan ve tarlalardan gelen etten kemikten insanların" yaşamlarının yansıtmak olduğunu söylemiştir. Lewes 1878'de öldükten sonra John Walter Cross'la evlenen George Eliot, bundan kısa bir süre sonra hastalanarak öldü. Gerçekçi bir yazar olan George Eliot çağdaş romanın en belirleyici özeliklerinden olan psikolojik çözümlemenin öncüsüdür.

Yazar istatistikleri

  • 170 okur beğendi.
  • 477 okur okudu.
  • 36 okur okuyor.
  • 963 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları