Georges Simenon

Georges Simenon

Yazar
7.0/10
214 Kişi
·
477
Okunma
·
47
Beğeni
·
3.024
Gösterim
Adı:
Georges Simenon
Tam adı:
Georges Joseph Christian Simenon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liege, Belçika, 13 Şubat 1903
Ölüm:
Lozan, İsviçre, 4 Eylül 1989
1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).
Herkes birbirine hem kuşku hem güven duyuyor. Belki bu, az çok da olsa her birinin diğerini, dolayısıyla herkesin birbirini yargılayacak bir şeyler bulmaya çalışmasından ileri geliyor.
Bu aşk değildi! Bu tapınmaydı! İnsan onun saatlerce yerinden kıpırdamadan hayranlıkla genç adamı seyredebileceğini hissediyordu!
Evde on sekiz çocuktuk. Evden ayrıldığım zaman, dünyada beyaz ekmek diye bir şeyin var olduğunu dahi bilmiyordum. Çavdar ekmeği, patates ve yulaf lapası ile büyüdük.
Georges Simenon
Sayfa 85 - Everest Yayınları - 1. Basım
265 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Insanlar kötü doğmaz, kötü olurlar ve her kötü birey iyi insan potansiyeline sahiptir.

Frank; anne ve babasından ayrı büyür, sadece belli zamanlar da annesi tarafından ziyaret edilir. Bir çocuk, sevgi periyotlarına bu kadar erken yaşta alışırsa iki ihtimalli olur. Ya içine kapanık bir birey ya da azılı bir suçlu adayı olup çıkar. Herşeyin bir sebebe bağlandığı dünyamızda bazı şeyleri eleştirirken, eleştirinin asıl odak noktasını kaçırıp direkt hedefe yönlendiririz oklarımızı.
Hedef ordadır ve vurulur ancak hedefi oraya kim koymuştur ? Düşünülmez.

Frank 'a gelecek olursak, sevgisiz büyümüş bir çocuğun kini vardır yüreğinde. Annesi bir genelev işleticisidir ve işgal yılları olduğu için bir çok masum kadını böylelikle ele geçirir. Yiyecek lokma bulamayan insanlar varken, onun evinde bu sıkıntı yoktur.
Frank cinayetler işler ve bence kitabın asıl ilgi çekici hale geldiği bölümlerini barındıran sorgu günlerini anlatan son bölümlerinde kendini sorgulamaya başlar.

Kitap ilk başlarda biraz sıksa ve zorlasa da yüzüncü sayfalardan itibaren hızla akmaya başlar. Üslûbunu çok beğendiğimi belirtmek isterim. Cümlelerin arasında zekası ışıl ışıl belli ediyor kendini. İçe dönük insanların betimlemelerini ustalıkla sergiliyor. Frank' ın iç dünyasının resmini görebiliyorsunuz. Simenon okumaya devam edeceğimi düşünüyorum. Son olarak William Faulkner, onun için :
" Simenon okumayı çok seviyorum, bana Çehov'u hatırlatıyor" diyor.
İyi insanların bol olduğu yarınlara...
26 syf.
Uyumadan önce okuyayım dedim bizim yazarımız sait faik abasıyanık çevirmiş bi güzel bizim öykü yapmış resmen çok basitti öykü ğüzel değildi hayalkırıklığına uğrattı tavsiye etmiyorum.
157 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir eser. Araç kullanırken kesinlikle yanınıza almayın..
Tanımadığım bir yazarın eserini okumaya karar verdiğimde genellikle zar atmış gibi bir hisse kapılırım. Bu eserde de okumadan önce bu his oluştu elbette. İlk on sayfasını okuduğumda bu kitapla birlikte araca binilmeyeceğini anlamış oldum. Eseri tamamladığımda ise attığım zarların düşeş geldiğini farkettim. 

Kurgu, zaman, karakter gelişimi hangi açıdan bakarsanız doyum sağlamanıza yetiyor. Eserin okunma sayısı çok düşük, bu sebeple kitap önerisi isteyen arkadaşlarıma daimi bir seçenek sunabileceğim için sevinçliyim. 
157 syf.
·Beğendi·10/10
Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan yazardan son derece güzel bir roman. Felix Allard, hapisten çıkmış ve Annelet adlı bir kadının kitabevinde çalışan, Bib adlı bir kopeği olan bir adamdır. Doktoru ona öleceğini söyler ve intihar etmeye karar verir. Bu arada bir deftere anılarını yazmaya başlar. Böylece anne ve babasının ölümü, Anne Marie adındaki eşi ile tanışması, sonradan kurduğu ortaklık ve katil olmasına sebebiyet veren olayları böylece takip etme imkanı buluyoruz. Resmen o dönem Fransa'sını yaşatan, anlatımı oldukça güzel bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.
199 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Simenon'un ilk okuduğum kitabı bu oldu. Sürükleyici ama Tess Gerritsen kadar kanlı değil. Çevirideki 'sanki'ler biraz daha az olsaydı keşke. Sürükleyici bir anlatımı var ve psikolojik altyapısı oldukça sağlam.
196 syf.
·2 günde·7/10
Eser 55 dilde 1.4 milyar satış yapmış. Büyük rakam. Kitap rakamın yanında sönük kalmış. Kesinlikle bir Sherlock değil bunu kabul edelim. Hikaye dan! diye başlıyor. Girişi yok, gelişmenin ortasından dalıyorsunuz olaya. Meraktan ölerek okutmuyor ama ‘ne çıkacak sonunda’ diyerek ilerliyorsunuz. Diliyse yalın. Çevirmene notum; sarmısak değil dostum, doğrusu sarımsak. Ayrıca şunu da belirtmek isterim, 1.4 milyar okuyucu bizim komiser Nevzat’la tanışsa eminim kitabın pabucu kalmazdı..
190 syf.
·3 günde
Bir psikolojik cinayet romanı. Başı ile sonu çok alakasız. Beklenen ile son farklı bitiyor. Gerilim yok. Cinayet üzerine kurulu fakat çok farklı yerlerde gündeme gelmiş çok dağınık ve karmaşık duygular var. Okunmaya değmez diye düşünüyorum. Fakat soruşturma sevenler için uygun vaka örneği olabilir.
159 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Komiser Maigret ve cinayetler serisi. Bu sefer Hollanda'daki cineyetin sır perdesini aralamaya hazırlanın. Öldürülen evli bir öğretmenin gizli bir aşk kaçamağı, konferansa gelmiş profesörün suçlanmasına, ve en nihayetinde çok önemli bir "bir ailede cinayet işlenmişse suçlu tüm aile fertleridir" dedektiflik öğretisi yine haklı çıkmakta. Polisiye macera tarzında vasatın biraz üstü kıvamda olan bu eser yazarın diğer eserlerinin yanında zayıf halka olarak nitelendirilebilinir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Georges Simenon
Tam adı:
Georges Joseph Christian Simenon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liege, Belçika, 13 Şubat 1903
Ölüm:
Lozan, İsviçre, 4 Eylül 1989
1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

Yazar istatistikleri

  • 47 okur beğendi.
  • 477 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 376 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.