Gérard de Nerval

Gérard de Nerval

Yazar
8.0/10
45 Kişi
·
111
Okunma
·
37
Beğeni
·
1742
Gösterim
Adı:
Gérard de Nerval
Tam adı:
Gérard Labrunie
Unvan:
Şair,yazar,gezgin
Doğum:
Paris, Fransa, 22 Mayıs 1808
Ölüm:
Paris, Fransa, 26 Ocak 1855
Paris'te doğan Nerval iki yaşındayken, annesi Silezya'da vefat eder. Babası, Napolyon'un ordusunda askeri doktordur. Amcası, Antoine Boucher'in yanında; Valois bölgesinin kırsal kesimi olan Mortefontaine'de yaşar. Babasının 1814 yılında savaştan dönmesi üzerine tekrarParis'e gönderilir. Birçok defa, Valois tarlalarına geri dönen Nerval, Valois şarkıları ve efsanelerini bu dönemde yaratır.

Çevirmenlik hevesi, Goethe'in Faust (1828) eseriyle başlar ve bu O'nu ünlü eder. Goethe'nin de takdirlerini alan Nerval, 1840'lı yıllarda daHeinrich Heine'nin şiirlerini Fransızca olarak sunar.

Üniversite'ye gittiği 1820'li yıllarda Theophile Gautier ve Alexandre Dumas ile dost olur. Nerval'in şiirleri Romantik Deizm içerir; bu dönemde hayranları arasında Victor Hugo da bulunmaktadır.

Dönemin Mason dünyasının önemli şahıslarından olan Nerval, uyuşturucu madde bağımlısı olmuş; 1841 yılı itibariyle birkaç kez akıl hastanesinde yatmıştır. Görevi vesilesi ile birçok ülke gezen Nerval, hiçbir şehirde yerleşik bir hayat sürememiştir. O'nun Paris'de 1820'li yıllarda, Lüksemburg ve Hollanda'da da 1830'lu ve 1840'lı yıllarda yaşadığı aşkları şiirlerine de yansımıştır.

1855 yılında, 47 yaşındayken Paris'te bir parkta ilk aşık olduğu kadını ailesi ile piknik yaparken görür. Çocuklarıyla mutlu olan babanın yaşamını kıskanarak tekrar bir bunalım içerisine girer. (Başka bir görüşe göre de; ilk aşkını, kocası ile beraber balkonda çocuklarıyla yemek yerken gördüğüdür.) Öldüğü gün, "Sıcak bir kış günü" tasviriyle dünya tarihine geçer.

Gérard Labrunie 'nin yazılarında kullandığı ismidir. Romantizmin en güçlü temsilcisi olan Fransız; şair, yazar ve gezgindir. Birçok defa Türkiye'ye de uğramış, İstanbul'un en çok mezarlıklarını beğenmiştir. Dünyaedebiyat tarihinin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir.
Yüksek noktalarda ancak yalnızlığın saf havasını içimize çekiyor, efsanelerin altın kadehinden nisyanı içiyorduk, şiirden aşktan şarhoştuk.
Bir zamanlar yaşadığımız dünya yargılarımızın düğümlenip çözüldüğü bir tiyatro sahnesidir; bizler onu canlandıran fersiz bir ocağın alevleriyiz.
Gérard de Nerval
Sayfa 91 - İthaki Yay.
Hayaller, bir meyvenin kabukları gibi, birbiri ardına düşer ve meyve insanın deneyimidir. Tadı acıdır; yine de onda kişiye güç veren buruk bir şeyler vardır.
Gérard de Nerval
Sayfa 53 - İthaki Yay.
Değerlendiremedim yaşamı, kötü kullandım, ama ölüler insanı bağışlıyorlarsa elbette bir amaç için, kuşkusuz bir daha asla kötülük yapılmasın diye, yapılan bütün kötülükler onarılsın diye bağışlıyorlar. Peki mümkün mü bu? Şu andan sonra kötülük yapmayalım artık, ekimizden geldiğince onaralım yapılan kötülükleri.
167 syf.
·8 günde·5/10
Yanılmıyorsam Hasan Ali Toptaş'ın çok etkilendiği, ısrarla bahsettiği bir yazar olduğu için Nerval'i merak etmiştim. Yazarın kendi şahsına münhasır bir dünyası var. Kendisi takıntılı ve huzursuz, hatta bir kaç nöbet geçirerek ruhsal tedaviler görmüş bir akıl hastası. Nihayetinde intihar.

Okuduğumuz kitaba birkaç bölümden oluşan hikayemsi günlük de diyebiliriz, en azından bana o tadı verdi daha çok. Türküler ile ilgili bölümü alakasız buldum. Kopardı beni metinden. Giriş, gelişme, sonuç odaklı derli toplu bir metin değil. Gitgellerini, garip dünyasını, rüyalarını, sembolik benzetmelerini, din ve inanç arayışlarını, aşklarını, çocukluk anılarını okuduğumuz Nerval beni çok etkilemedi ve bazı yerlerinde sıkıldım. Çok fazla efsane isimleri, yer isimleri, öykünmeler, göndermeler olunca içine giremedim. Bazı altını çizdiğim yerler var tabi edebi olarak hoşuma giden cümle ve paragraflar. Edebi açıdan Nerval'i okuyayım diyenler dışındakilere öneremem.
796 syf.
·234 günde·7/10
Osmanlı tarihini okullarda anlatıldığı kadarıyla biliyoruz. Padişahlarını, savaşlarını, fetihlerini, toprak kayıplarını, anlaşmalarını, devlet ve ordu yapısını, bize anlatıldığı kadarıyla biliyoruz. Ancak Osmanlıda halkın günlük yaşamı ile ilgili (kendi adıma söyleyeyim) çok az şey biliyoruz.
Siz de okumuşsunuz; Osmanlı döneminde bir adam esnafın birinden alışveriş yapmak istemiş de esnaf, ben siftah yaptım komşu esnaftan alın demiş. Diğer esnaf da aynı şeyi söyleyip bir diğer esnafa yönlendirmiş. Böylece o dönemin esnafının ne kadar gözü tok, ahlaklı, vicdanlı olduğu, halkın bolluk, refah içinde çok mutlu olduğu mesajı verilir. Açıkçası bunu duyduğum çocukluk yıllarımda bile olayın hamaset ve propaganda kokan tarafı dikkatimi çekmişti. Bu nedenle Osmanlı döneminde halkın günlük yaşantısını ideolojik ve önyargılı bakış açısından arındırılmış, tarafsız bir gözlemcinin anlatımını okumak istemiştim.
Her ne kadar Avrupalıların Osmanlıya bakışı önyargılı olsa da yine de 18.yy ın ilk yarısında, Fransız yazar Gerard de Nerval ile Mısır’dan başlayan Filistin, Suriye, İzmir ve nihayet İstanbul’da biten bir seyahate çıkmak ilgi çekici geldi bana.
Kitapta dikkatimi çeken hususları aşağıya çıkardım.
- Nerval, diğer seyahat yazarları gibi gittiği yerlerin detaylı tasvirlerini yapmamış; daha çok halkın giyimi, kültürü, gelenekleri üzerinde durmuş.
- Müslüman halkın kültürüne olabildiğince hoşgörülü yaklaşmış, hatta Avrupalılarla karşılaştırıp yer yer onların üstünlüklerine değinmiş.
- Usta bir dille yazmasına karşın, altını çizebileceğim kadar dikkatimi çeken bir cümlesi olmadı. (Belki bunda çevirmenin de payı vardır.)
- Kitapta en sinir bozucu şey, tüm dipnotların kitabın sonuna alınmasıydı. Benim gibi dipnotları asla atlamayan biri için bir eziyetti.
- Dipnotların çok büyük bir kısmı Nerval’ın anlattığı tarihi olayların yanlışını düzeltmekle ilgilidir. Nerval, ya yanlış bilgi vermiş, ya olayları karıştırmış veya kronoloji tutarlılığından yoksun olaylar anlatmış. Hal böyle olunca, anlatılanların ne kadarı gerçek, ne kadarı Nerval’ın uydurması, anlamak pek mümkün olmuyor.
- Kitapta gerçek tarihi olaylara dayanılarak, ustaca kurgulanmış, biri oldukça uzun iki hikaye anlatılıyor.
- Zaman zaman bölgedeki İngilizleri alaycı bir üslupla eleştirmiş.
95 syf.
·8/10
Şizofrenik bir zihin. Pişmanlıklar içinde kıvranan bir ruh. Bu kıvranışın maddi olandan olmayana çektiği incecik ip. Kendini bu ipin üstünde kayar gibi duyumsayan bir adam.
Farklı bir romandı. Aynı anda hem yoğun hem de yalındı. Okurken Nuh tufanından Divân edebiyatının metaforlarına; Yunan mitolojisinden Hint inançlarına savrulup durdum. Kitaplığımın en özel eserlerinden biri.
95 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Kısa ve güzel bir kitaptı ama biraz fazla psikolojikti. Neredeyse 250-300 yıllık bir eser ve türünün ilk örneklerinden olduğunu kabul edelim.
Fransızların fikirlerinin, düşüncelerinin akıma nasıl neden olduğunu bunun gibi kitaplar oldukça iyi açıklıyor ..
112 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle kitapta bol miktarda yazarlara, şairlere ve tanrılara ithaflar bulunacak. Geçmişte yaşayıp onlarla konuşmayı seven insanlara özellikle önerebilirim sırf bu yüzden.

Gerard De Nerval'in ilk aşkına olan masum hislerini(her daim bir parça saf kalmaya devam edecek olan o tatlılığı, kirletilemezliği), çocukken ve büyüdüğü zamanki ona bakış açısıyla edebi bir dille okuyabiliriz. Sylvie'ye ihanet ettiğini hissettiği anları da alışkanlıkları da eskiye, hatta çocukluğa duyulan özlemi de buram buram. Aşkın dinamik yapısı, büyüdükçe farklılaşan ilişkilerin samimiyeti doğal yansıtılmış.

Belki aşk bu haliyle daha güzeldir. Sürekli durağan ve kararlı kalabilseydi onun coşkusuna duyulan hasretten bahsedemezdik. Hoş, en güzel şiirler de göller yerine kestirilemeyen denizlere yazılmamış mıdır ki?
95 syf.
·Beğendi·8/10
Gerard de Nerval 20 yaşında Faust çevirisi yaptı Gothe dahil pek çok yazarın övgüsünü kazandı. Asıl adı Gerard Labrunie, 1848 yılında depresif nöbet sonrasında akıl hastanesine kapatıldı ve bu olaydan sonra ismini Nerval olarak değiştiridi. 47 yaşında 1855'de intihar etti . Aurelia'nın son sayfası intiharının ardından cebinde bulundu.
Gördüğü halüsinasyonları ve rüyaları bu kitabında bir araya getiriyor.
95 syf.
·Beğendi·8/10
Gerard De Nerval'in kısa ama birçok göndermeler bulunan yoğun kitabı, olağanüstü tasvirlerle uyku ile uyanıklık arasında düşsel bir dünya sunuyor. Kitapta, yazarın otobiyografik öğeleriyle çok samimi bir ortamın içinde yerine göre kadim dinlerin dili, yerine Dante'nin dili kullanılmakta. Okurken, aklımın bir yanında Herakleitos'un düş görenler de bu dünyanın emekçileri sözü tekrarladı. Keyifle okudum.
112 syf.
·Puan vermedi
Nerval'le tanışma kitabımdı. Çok ilginç bir yazar. Yunan mitolojisine ve Doğu kültürüne hakim. Yahya Kemal'in ve Tanpınar'ın Nerval'den etkilendiği söylenir. Umberto Eco, Nerval'in yapıtlarının çevirmenidir. Türkçe'ye de Erdoğan Alkan çevirmiştir. Şiirlerini daha çok beğendim. Özellikle Fantezi isimli şiirini.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gérard de Nerval
Tam adı:
Gérard Labrunie
Unvan:
Şair,yazar,gezgin
Doğum:
Paris, Fransa, 22 Mayıs 1808
Ölüm:
Paris, Fransa, 26 Ocak 1855
Paris'te doğan Nerval iki yaşındayken, annesi Silezya'da vefat eder. Babası, Napolyon'un ordusunda askeri doktordur. Amcası, Antoine Boucher'in yanında; Valois bölgesinin kırsal kesimi olan Mortefontaine'de yaşar. Babasının 1814 yılında savaştan dönmesi üzerine tekrarParis'e gönderilir. Birçok defa, Valois tarlalarına geri dönen Nerval, Valois şarkıları ve efsanelerini bu dönemde yaratır.

Çevirmenlik hevesi, Goethe'in Faust (1828) eseriyle başlar ve bu O'nu ünlü eder. Goethe'nin de takdirlerini alan Nerval, 1840'lı yıllarda daHeinrich Heine'nin şiirlerini Fransızca olarak sunar.

Üniversite'ye gittiği 1820'li yıllarda Theophile Gautier ve Alexandre Dumas ile dost olur. Nerval'in şiirleri Romantik Deizm içerir; bu dönemde hayranları arasında Victor Hugo da bulunmaktadır.

Dönemin Mason dünyasının önemli şahıslarından olan Nerval, uyuşturucu madde bağımlısı olmuş; 1841 yılı itibariyle birkaç kez akıl hastanesinde yatmıştır. Görevi vesilesi ile birçok ülke gezen Nerval, hiçbir şehirde yerleşik bir hayat sürememiştir. O'nun Paris'de 1820'li yıllarda, Lüksemburg ve Hollanda'da da 1830'lu ve 1840'lı yıllarda yaşadığı aşkları şiirlerine de yansımıştır.

1855 yılında, 47 yaşındayken Paris'te bir parkta ilk aşık olduğu kadını ailesi ile piknik yaparken görür. Çocuklarıyla mutlu olan babanın yaşamını kıskanarak tekrar bir bunalım içerisine girer. (Başka bir görüşe göre de; ilk aşkını, kocası ile beraber balkonda çocuklarıyla yemek yerken gördüğüdür.) Öldüğü gün, "Sıcak bir kış günü" tasviriyle dünya tarihine geçer.

Gérard Labrunie 'nin yazılarında kullandığı ismidir. Romantizmin en güçlü temsilcisi olan Fransız; şair, yazar ve gezgindir. Birçok defa Türkiye'ye de uğramış, İstanbul'un en çok mezarlıklarını beğenmiştir. Dünyaedebiyat tarihinin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 111 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 159 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.