Gilles Deleuze

Gilles DeleuzeSpinoza Üzerine Onbir Ders yazarı
Yazar
8.7/10
426 Kişi
2.251
Okunma
416
Beğeni
26,6bin
Görüntülenme

Hakkında

Gilles Deleuze, 18 Ocak 1925 - 4 Kasım 1995) yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir filozoftur. Kendi özgün düşüncesini oluştururken Spinoza, Leibniz, Hume, Kant, Nietzsche, Bergson ve Foucault üzerine monograflar yayımlamış, bu filozofların geleneksel felsefe tarihi izleğindeki konumlarına ve bu izlek dahilinde yorumlanma biçimlerine radikal eleştiriler getirmiştir. Çalışmalarında güzel sanatlar, edebiyat, matematik ve doğa bilimleri arasında çapraz geçişlerle bu farklı alanları birbirine indirgemeksizin yeni bir düşünme tarzının önünü açmıştır. Gerek kişisel çalışmalarında gerek 1969’da tanışıp uzun süre beraber çalıştığı psikanalist Félix Guattari ile birlikte rizom, çokluk, fark, olay, oluş, savaş-makinası, organsız beden, içkinlik, virtüel/aktüel, minör edebiyat, duygulam, göçebebilim gibi kavramlarla yirminci yüzyıl kıta felsefesi içerisinde yaygın düşünce hatlarının dışında özgün bir siyaset felsefesi ve etik ortaya koymuştur. Üstünde durduğu fark metafiziğinin felsefe tarihinin süregelen varsayımlarıyla olan ilişkisini tartıştığı Fark ve Yineleme (1968) ile anlamın ortaya çıkışını, biçimlerini ve yapısını incelediği Anlamın Mantığı (1969) yayımlandıkları dönemde ciddi bir yankı uyandırmış ve Michel Foucault, Anlamın Mantığı kitabını değerlendirdiği bir yazısında yirminci yüzyılın birgün Deleuzecü bir yüzyıl olarak anılacağını ifade etmiştir (Deleuze bir röportajında bu yakıştırmayı Foucault’nun kimilerini gülümsetmek kimilerini de kızdırmak amacıyla yaptığı ince bir espri olarak değerlendirecektir). Félix Guattari ile birlikte kaleme aldıkları çalışmalardan Anti-Oidipus (1972) ve Bin Yayla (1980) başlıklarıyla iki cilt halinde yayımladıkları Kapitalizm ve Şizofreni, psikanaliz, ekonomi, linguistik, antropoloji, ontoloji, etoloji, siyaset felsefesi, metalürji gibi çok geniş bir yelpazeye yayılan argümanları ve referanslarıyla yirminci yüzyılın en önemli çalışmaları arasında sayılabilir. Hayatı Deleuze, 1925 yılında orta sınıf muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak Paris’te dünyaya gelmiştir. Paris’te bir devlet okulunda başladığı eğitimine Almanların Fransa işgali üzerine Normandiya’da devam etmiş, işgal sona erdikten sonra seyehat etmek için bile olsa artık pek ayrılmayacağı Paris’e yeniden dönerek hayatı boyunca çalışmalarını burada sürdürmüştür. Söz konusu işgal sırasında Deleuze’ün erkek kardeşi çeşitli muhalif faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle Nazilerce tutuklanmış ve daha sonra Auschwitz’e gönderilirken trende yaşamını yitirmiştir. Deleuze, 1944 yılında Sorbonne’da üniversite öğrenimine başlamış, burada önde gelen felsefe tarihi profesörleri Jean Hyppolite, Georges Canguilhem, Ferdinand Alquié ve Maurice de Gandillac’ın öğrencisi olmuş ve hocalarından çalışmalarının ilk ilhamlarını almıştır. Deleuze bir röportajında öğrencilik yıllarından bahsederken akademi dışından bir figür olarak Sartre’ın düşüncelerinin de bu dönemde boğucu bir biçimde Husserl ve Heidegger’in düşünceleri etrafında dönen Fransız akademisi içinde ferah bir nefes gibi geldiğini belirtir. 1948 yılında agrégation derecesini aldıktan sonra 1956 yılına kadar uzun bir dönem çeşitli liselerde öğretmenlik yapmıştır. Bir çevirmen olan eşi Denise Paul “Fanny” Grandjouan ile 1956 yılında evlenmiştir. Lisede öğretmenlik yaptığı bu dönemde Hume’un amprizmine yoğunlaştığı Ampirizm ve Öznellik (1953) kitabını yayımlamıştır. 1957 yılında Sorbonne’da ders vermeye başlamış ve on iki yıl boyunca Paris’te değişik eğtim kurumlarında çalışmıştır. Üniversitelerde ders verdiği bu dönemde yayınlarına Nietszche çalışmalarına yeni bir soluk getirecek olan Nietzsche ve Felsefe (1962) ve kısa aralarla Kant’ın Eleştirel Felsefesi (1963), Proust ve Göstergeler (1964) ve Bergsonculuk (1966) ile devam etmiştir. 1968 yılında doktora derecesi için tamamladığı iki tez çalışmasını, Fark ve Yineleme (1968) ile Spinoza ve İfade Problemi (1968) kitaplarını yayımlamıştır. Deleuze’ün uzun yıllar sürecek olan akciğerleriyle alakalı rahatsızlığının başlangıcı da bu döneme rastlar. Deleuze 1969 yılında bir eğitim reformunun denendiği dönemde Vincennes’te bulunan Paris VIII’de kalıcı olarak öğretim görevlisi pozisyonunda çalışmaya başlamıştır. Burada daha önceden tanıdığı Michel Foucault ile arkadaşlığı perçinlenecek ve Félix Guattari ile tanışacaktır. Deleuze 1987 yılında emekli olana kadar bu üniversitede çeşiti dersler ve seminerler vermiştir. Burada verdiği derslerin bir bölümü Richard Pinhas ve bazı diğer öğrencilerinin inisiyatifiyle kaydedilmiş, yazıya dökülmüş ve internet üzerinden paylaşıma açılmıştır. Deleuze Paris VIII’de çalışmaya başladığı yıl Anlamın Mantığı (1969) isimli çalışmasını yayımlamıştır. Félix Guattari’yle uzun yıllar sürecek olan beraber çalışmaları da bu kitabın yayımlanması sonrasına rastlamış ve ortak çalışmalarının ilk ürünü üç yıl sonra yayımlanacak olan Anti-Oedipus (1972) olmuştur. Deleuze daha sonra Anlamın Mantığı’nın İtalyanca baskısı için kaleme aldığı sunuş yazısında bu kitabının kendisi için bir dönüm noktası teşkil ettiğini ifade ederken kimi psikanalitik kavramları yeterince eleştirel ele almadığını dile getirecek ve bu noktada Anti-Oidipus’ta ortaya koyacakları yeni kavramlarda Félix Guattari’nin dönüştürücü etkisinin altını çizecektir. Kapitalizm ve Şizofreni başlığı altında topladıkları iki ciltlik çalışmalarının ilk kısmı olan Anti-Oidipus (1972) Mayıs 68 atmosferi içerisinde siyasalın yeniden düşünüldüğü bir çalışma olarak öne çıkar. 1975’te yine Guattari ile birlikte kaleme aldıkları Kafka: Minör Bir Edebiyata Doğru çalışmalarının ardından toplam sekiz yıllık bir aradan sonra Kapitalizm ve Şizofreni çalışmalarının ikinci kısmı olan Bin Yayla'yı (1980) yayımlamışlardır. Bin Yayla’nın, Anti-Oidipus’ta çok temel önem arz eden bazı kavramlara neredeyse hiç değinmeden yeni problematikler, yeni sorular ve yeni kavramlar gündeme getirerek, kavramların durağan ve kopuk bir düzen arz ettiği kapalı bir sistemden ziyade farklı soruların ve bu soruların başlangıç, bitiş ve kesişme noktalarının durmadan yeniden tasarlandığı, bir bakıma tam da mevzubahis çalışmanın altını çizmeye çalıştığı şekliyle, “rizomatik” bir yazma ve düşünme şeklini hayata geçirdiği söylenebilir. 80'li yıllarda Francis Bacon’un resimlerini değerlendirdiği Francis Bacon: Duyumsamanın Mantığı’nı (1981), iki ciltten oluşan sinema çalışması Hareket-İmaj (1983) ve Zaman-İmaj’ı (1985) ve Leibniz monografı Kıvrım: Leibniz ve Barok (1988) çalışmalarını yayımlamıştır. Yine bu dönemde kaybettiği arkadaşı Foucault’nun ilerleme ve kırılmalarıyla düşünsel güzergahını inceleyip zaman zaman yeniden formüle edeceği Foucault (1986) monografını yayımlamıştır. Deleuze, Foucault’nun ölümünün ardından verdiği çeşitli röportajlarda Foucault’nun çalışmalarının ne denli ufuk açıcı olduğunu vurgulamış ve bir röportajında Foucault’ya onun kendisine duyduğu ihtiyaçtan çok daha fazla ihtiyaç duyduğunu ifade ederek Foucault’nun çalışmalarına duyduğu ilgi ve hayranlığı mütevazı bir şekilde dile getirmiştir. 1991’de Guattari ile son ortak çalışmaları olan Felsefe Nedir?’in (1991) yayımlamışlar ve bu yayından bir yıl sonra Guattari yaşamını yitirmiştir. Bu yıllarda Deleuze’ün akciğer rahatsızlığı da ağır ve çalışmalarını engelleyecek bir şekilde seyretmeye başlamış ve çoğunlukla edebi metinler üzerine değerlendirmelerinden oluşan Kritik ve Klinik (1993) kitabının yayımlanmasından iki yıl sonra Deleuze, 4 Kasım 1995’te evinde intihar ederek yaşamına son vermiştir. Deleuze ölümünden kısa bir süre önce Claire Parnet ile birlikte Arte Channel için alfabe formatında kaydettikleri uzun bir söyleşi yapmış ve İçkinlik: Bir Hayat başlıklı kısa bir yazı yayımlamıştır. Yaşamının son yıllarında Deleuze’ün Marx’ın İhtişamı başlıklı bir Marx monografı üzerine çalıştığı bilinmektedir. Deleuze’ün ölümünün ardından çağdaşları Deleuze’ün felsefe tarihini yorumlayışının ve kendi felsefesinin özgünlüğünü vurgulayan yas yazıları kaleme almışlardır. Bu yazılar arasında kuşkusuz en dikkat çekenlerden biri Jacques Derrida’nın Deleuze’ün çalışmalarıyla kendi çalışmaları arasında jestlerdeki aşikar uzaklığa rağmen tezlerde önemli bir yakınlık gözlemlediğini ve Deleuze’ün ardında tamamıyla kendisine özgü ve mukayeseye gelmeyen biz iz bıraktığını ifade ettiği 7 Kasım 1995’te Libération’da yayımlanan yas yazısıdır.
Unvan:
Filozof
Doğum:
Paris, Fransa, 18 Ocak 1925
Ölüm:
Paris, Fransa, 4 Kasım 1995

Okurlar

416 okur beğendi.
2.251 okur okudu.
96 okur okuyor.
2.961 okur okuyacak.
62 okur yarım bıraktı.
Reklam

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
''Ruhumuzla sevmeyi bilememiştik, böylece büyüyü bozmuştuk.''
Temaşanın doruğu bu". Bu temaşa sorunu da başka bir biçimde söylenmeli: ''Zamanda geçmiş nasıl yer alabiliyor? Şimdi, nasıl geçebiliyor? Geçen an eğer şimdi olarak henüz geçmemişse ve şimdi olarak da hâlâ gelmemişse hiç geçemeyecektir. Eğer şimdinin kendisi geçmiyorsa, şimdinin geçmiş olması için yeni bir şimdi beklemek gerekiyorsa, zamanda genel olarak bir geçmiş yer alamayacaktır, söz konusu şimdi de geçmeyecektir: Bekleyemeyiz, anın hem şimdi hem geçmiş, hem şimdi hem de gelmekte olan olması gerekiyor ki geçsin. Şimdinin, geçmiş ve gelmekte olan olarak kendisiyle eş var bulunması gerekiyor. Anın diğer anlarla ilişkisini anın şimdi, geçmiş ve gelmekte olan olarak kendisiyle bireşimsel ilişkisi kuruyor.''
Sayfa 107 - Norgunk Yayıncılık; 1. basım (3 Ocak 2016)
Reklam
''Tiranı teşvik edip yaratan, zayıfların birliğidir.''
''Hiçbir kurulu güce yaramaz. Felsefe, rahatsız etmeye yarar. Kimsenin rahatını bozmayan, kimseyi kızdırmayan felsefe, felsefe değildir.''
Sayfa 222 - Norgunk Yayıncılık; 1. basım (3 Ocak 2016)
''Güç İstenci'nin en önemli cümlelerinden biri de şudur: "Zayıflara karşı her daim savunulmalıdır kuvvetliler". Şunlar etkindir, şunlar tepkindir sonucunu çıkarmak için bir kuvvetler dizgesinin olgu durumuna veya kuvvetlerin kendi aralarındaki mücadelenin akıbetine yaslamlamaz.''
Sayfa 127 - Norgunk Yayıncılık; 1. basım (3 Ocak 2016)
Kitap önerileri içeren bilinçlendirici okuma rehberleri
Alıntılarla Yaşıyorum adlı YouTube kitap kanalımda bütün kitaplarını okuduğum yazarlar için detaylı okuma rehberleri paylaşıyorum. Daha çok arkadaşın bu bilgilerden faydalanabilmesi için paylaşabilirsiniz. ⬇️⬇️ İlk romanım
Kimlink
Kimlink
'i edinmek isterseniz:
MARCEL PROUST OKUMA REHBERİ
Marcel Proust
Marcel Proust
okumaya çok çekiniyorum... Kayıp Zamanın İzinde serisi beni çok zorlayacakmış gibi geliyor, bir türlü başlayamıyorum... Marcel Proust okursam hiçbir şey anlamayacağımı düşünüyorum... gibi cümlelere nokta koymanın vakti geldi artık! Eğer bu tür sorular aklınızı kurcalıyor ve bir türlü Proust okumaya başlayamıyorsanız bu yazı tam size
Reklam
Felsefe Okumaya Hangi Kitaplardan Başlayabilirim?
Felsefe kitapları konusunda sizle harika bir kitap öneri listesi paylaşmak istiyorum. Bu iletiyi görenler paylaşıp destek olursa faydalanmak isteyen herkes bu listeye ulaşmış olur. 🤓 FELSEFEYE GİRİŞ 1-
Büyük Filozoflar
Büyük Filozoflar
, Bryan Magee 2-
Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş
, Ahmet Arslan 3-
Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş
, Kazimierz Ajdukiewicz 4-
Felsefenin Temel Disiplinleri
Felsefenin Temel Disiplinleri
, Heinz Heimsoeth 5-
Felsefe Nedir?
Felsefe Nedir?
, G. Deleuze - F.

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
141 syf.
10/10 puan verdi
Spinoza... Öyle bir isim ki, bugün adını andığımız bir çok ismin etkilendiği, esinlendiği müthiş insan. Althusser analizlerine Marx'ı tanımlarken Spinoza'dan bahseder, Nietzsche, fikirlerinin temel noktalarının Spinozist bakış açısına göre yazdığını ve ondan etkilendiğini yazar. Daha sırada Merleau-Ponty, Macherey, Toni Negri ve son olarak bu kitabın da yazarı olan Deleuze vardır daha... Spinoza felsefesinde derin bir deneyim vardır. Bu yönüyle aktif, saldırgan ve sürekli oluş halindedir Spinoza felsefesi. Bu oluş hali, yaşadığımız hayatta geçen saniye, saat, gün, hafta, ay, yıl denkleminde olduğu gibi süreklidir. Bu yüzden bizzat hayatın kendisi olan Spinoza felsefesi bu özelliği sayesinde bir çok düşünürü derinden etkilemiştir. Tabi sürekli oluş demek, uzun süreçte varoluş demek olduğundan Sartre-Beauvoir öncüllüğünde şekillenen varoluş felsefesini de buna dahil etmek gerekmektedir. Bu denli geniş bir perspektife sahip bir felsefeden etkilenmemek imkansız gibi bir şey. Keza Spinoza'nın tanrısı olarak adlandırılagelen panteist düşünceye yakın bir yorumun inananı bile olduğundan Spinozist felsefe bana göre de hayatın en doğru ideali gibi duruyor. Deleuze de buz dağının görünmeyen kısmını anlatmış bizlere bu eserinde. Konu baştan çok çok iyi olduğu için ve bir de Deleuze yorumu eklendiği için kitap başyapıt niteliğinde benim için. Mutlaka okuyun derim.
Spinoza: Pratik Felsefe
Spinoza: Pratik FelsefeGilles Deleuze · Norgunk Yayıncılık · 2021167 okunma
162 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
3 günde okudu
Leibniz'in Çığlığı
Deleuze bu kitabı yazmasının amacını Leibniz' i sevdirmek, Leibniz okumak için istek uyandırmak olduğunu söylüyor ve açıkçası bende bu amacına ulaşmış bulunuyor. !!! Leibniz hakkında -kendi kitaplarından da önce- ilk okuduğum kitap oldu Leibniz Üzerine Beş Ders. Dürüst olmak gerekirse, kendimi hem Leibniz özelinde hem de felsefe kitabı inceleme konusunda yetersiz görmeme rağmen bu incelemeyi yapmamın sebebi 1000kitap'ta daha önce yapılmış bir inceleme bulunmamasından kaynaklı. O yüzden oldukça yüzeysel bir inceleme olabilir. Öncelikle, kesinlikle kitabı okumadan önce Leibniz hakkında temel bir okuma yapılmalı. Kelimelere, daha doğrusu kavramlara ne kadar aşina olunursa o ölçüde kolay okunabileceğini düşünüyorum. Okurken Leibniz felsefesinde kafama takılan sorulara cevap bulduğum ölçüde, bende yeni yeni sorular da doğurdu kitap. Deleuz, Leibniz felsefesini tarihi bağlamından çıkarmadan, kavramlara sürekli vurgular yaparak ve kavramlari açıklayarak ayrıca özellikle son derste Leibniz'in etkilendiği/etkilediği filozoflara da değinerek güzel bir eser sunmuş bize. "İkinci olarak azgın, öfkeli filozoflar vardır. Onlarda her kavram bir tekillikler kümesini kapsar - ve onlara sürekli olarak başka kavramlar, yeni kavramlar gerekir. O zaman çılgın bir kavramlar yaratımına tanık olursunuz. Tipik örnek Leibniz’dır; yeniden ve yeniden bir şeyler ya­ratmayı asla bırakmaz. Açıklamak istediğim şey işte buydu." (syf.20) diyor derslerinde Deleuz. Bu kavramlar yaratıcısının dünyasına kesinlikle bir göz atmalısınız derim. Felsefeyle kalın.
Leibniz Üzerine Beş Ders
Leibniz Üzerine Beş Ders
Gilles Deleuze
Gilles Deleuze
Leibniz Üzerine Beş Ders
Leibniz Üzerine Beş DersGilles Deleuze · Kabalcı Yayınevi · 201063 okunma
184 syf.
10/10 puan verdi
Kafka'nın minör edebiyat tarzının derinlemesine incelendiği ve içerik analizi, imgelem analizi yapılarak bir edebiyat aritmetiğinin oluşturulduğu güzel eser. Deleuze ve Guattari, Kafka'nın minör edebiyatını analiz ederken onun ne denli siyasi bir dile sahip olduğunu, toplum içerisindeki azınlıkların ve öteki hissedenlerin dili olduğunu ve bunu da
Kafka
KafkaGilles Deleuze · Dedalus Kitap · 201568 okunma