Glenn Meade

Glenn Meade

Yazar
8.7/10
739 Kişi
·
1.545
Okunma
·
141
Beğeni
·
5.231
Gösterim
Adı:
Glenn Meade
Unvan:
Gazeteci Yazar
Doğum:
Finglas,Dublin, İrlanda, 21 Haziran 1957
Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.

Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.
Bazı şeyler hayatınızı tepeden tırnağa değiştirir. Evlenme, boşanma ya da telefonun öteki ucunda size sevdiğiniz birinin öldüğünü söyleyen ses gibi.
Glenn Meade
Sayfa 19 - Kırmızı Kedi Yayınevi
"Öylesine namussuzdur ki, öldüğünde onu toprağa vidalama­ları gerekecek.
Glenn Meade
Sayfa 187 - Epub
Hayatın püf noktası hangi köprülerden geçileceğini, hangi köprülerin yakılacağını bilmektir.
Glenn Meade
Sayfa 83 - Doğan Kitap
564 syf.
·Beğendi·9/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

- VAY GAVUR GORBAÇOV VAAAAAY!!! -

Ey bu incelemeye az sonra gark olacak olan siz canikolar canikosu , lamborghinimin krikosu , robdöşambr üstünde , elinde viski , havuz başında havana purosu ile iştirak eden ve işsizlik özlemiyle kavrulan saygıdeğer ve biricik 1K okuru çokoprens ve prensesler .. İşte "İŞSİZLİK RÜZGARLARI" eserken bir incelemeyle daha beraberiz..Normalde polisiye romanlara , siyasi ve tarihi araştırma kitaplarına inceleme yazmak pek adetim değil.. Çünkü olan biten zaten belli ( pek tabii alternatif tarih severlerdenseniz onu bilemem ).. Neyse efenim ...Bu kitaba da inceleme yazmak niyetinde değildim ama gördüğüm en saçma sapan ve mega bombastik rüyalardan birini bu kitabı okuduktan sonra bu sabah görüp kendi rekorumu kırınca bunda bir "hayır" var diyerek sizinle de paylaşmaya karar verdim =)) Takip edenler bilir bu rüyaları ama ilk kez karşılaştıklarımız için bir kaç örnek vereyim hemen ..

Örneklerden birkaçı için bkz:

* Tuncer Kurtiz ile üstümde Raiders formasıyla arzı endam ettiğim ve Toronto'da KADI ?!?!? olarak görev yaptığım sırada rakı sofrasına oturduğumuz ve sonrasında çıkan anlaşmazlıktan (Yiğit Bulut mezeleri silip süpürünce ) kelli mekanı bmx ile terk ettiğim rüyam..

Bir de yine burda paylaştığım kar yağarken 1 milyoncu tezgahı açmama mutakip yandaki karpuzcuyla anlaşamamızdan kelli karpuzcuyla dövüştüğümüz ve sonrasında emmoğlusu ile benim tezgaha baskın verip ısuzu bir kamyonetten tezgahıma karpuz atmaları suretiyle tezgahımın harap olması sonucu "çok" üzülerek uyandığım rüyam..


Rüyayı anlatıcam son kısımda .. Tatlılar sona kalır ...O yüzden ısrar etmeyiniz.. Yavaş yavaş, sindire sindire ve SLOVAKEEE!! (Slovake ne olaki diyenler.. Fakir Baykurt incelememe bakınız : #26316052 )

Geçen haftasonu yine bir başka sefer "vallahi de billahi de tillahi de kitap almıcam" diyerekten , kendime sözler vererekten indim kızılaya ..Daha önce sipariş verdiğim 2 adet özel basım siparişimi alıp gelmekti amacım sözde Gülden abladan (Kitapçı Yusuf) .. Tabii yine aynı tablo.. Ve tabii yine 3-5 liraya görünce dayanamayıp aldığım bir sırt cantası dolu kitap.. Normalde yazarı sağda solda , korsan kitap satan tayfanın tezgahında falan görüyordum .. Kültür bakanlığında çalışan ve zararlı neşriyat kontrol eden bir arkadaşımla konsere giderken onun arabada ve sitede takip ettiğim bir kaç arkadaşın yorumlarında da rastgelince bir bakayım dedim , yazdım aklımın bir köşesine .. Gülden ablayla kakara kikiri derken baktım onun kasanın önünde polisiyelerin orda duruyor attım çantaya geldim eve .. Azıcık bir ar - ge ve BİNGO !!! soğuk savaş dönemi..

Kitap tarihin görüp görebileceği en cani diktatörlerden biri olan Stalin 'in döneminde , Rusya' nın savaştan muzaffer ayrılıp Hitler' i kovalıyorum diyerek Avrupa ' nın yarısını yuttuğu , söz konusu bölgeyi "Demir Perde" çekerek dünyanın geri kalan kısmından izole ettiği , buna karşılık Amerika' nın örtülü operasyonlarla KINA GECELERİNE göz kırptığı Soğuk Savaş günlerinde geçiyor .. Meraklısı için bu kısım dahi kuzu çevirme - rakı - yoğurt ve KARPUZ (çilek yasaklansın!) dörtlüsünden oluşan bir sofranın üstünde tesadüf eseri uçmakta olan Yumoş reklamlarındaki sevimli ayının bilmem kaç bin fitten paraşütle atlayıp zedelenmeksizin işbu sofrada baş köşeye "KUF" (yere çarpma ses efekti =) ) diye inivermesine eşdeğer şanslara kapı aralıyor.. Şans diyorum çünkü böylesi kitaplara rast gelmek cidden büyük şans..Kurgu mükemmel.. Trafik ve olay örgüsü muhteşem senkronize edilmiş ... Hani bazen olur bir tarafta nefesler tutulur olay koptu kopacak orda araya diğer hikaye girer top yan ağlarda kalır falan fıstık .. Bu amca adrenalinin azalmasına kati suretle müsade etmiyor .. Konuya gelecek olursak ... Dediğim gibi iki büyük dev , iki nükleer güç ve kapının eşiğindeki 3. Dünya Savaşı ile beraber Stalin'e yapılacak olan suikastin startının verilmesi .. Ve son olarak şunu belirteyim kitapta geçen her ama her karakterin geçmişi ve yaşamı muazzam bir şekilde oluşturulmuş , dengeler cidden çok iyi sağlanmış ( şu an Buz Kapanı' nı okuyorum diyebilirim ki aynı özen bu romanda da gösterilmiş.)Roman polisiye gerilim statüsünde geçiyor ama tarih macera gerilim ne ararsan mevcut .. Alıp okuyacaklara zerre sıkılmayacaklarının garantisini veriririm ..

Veeee bu incelememe sebebiyet veren işsiz rüyam..

Peşinen uyarayım akıl - mantık - izan töbe billah arama .. Stalin rusyası dönemindeyim .. Kendisini görmüşlüğüm yok ama bunun bilincindeyim.. Üniversite bursumu geri ödeyemeyince işi gücü bırakmış bana takmış olan politbürodan ?!?!?! tarafıma Yıldırım Gürler imzalı tehdit dolu bir mektubun yeraldığı kara bir zarf geliyor.. Tez zamanda bu borç ödenecek yoksa gulag adalarına gidersin falan filan yazıyor ..İnanılmaz sinirleniyorum.. Ulan ben size gösteririm (ne gösterecek ne yapabileceksem djhflkasjhdflakjsdf =)) ) bursu der demez kapıma pencereme kavrulmuş ve kabuğu kırık tuzlu fındıklar yağmaya başlıyor kjhdflksdjhflaksjdhf.. Beni alıyor bir korku ..Fındıklarda demir aromalı mübarek camdan sekeyim diyen YOK!!! duvara gelen delip giriyor içeri.. Sanki obusten sallıyorlar ..Eğiliyorum , bir süre sonra geçer diyerek .. Ardı arkası kesilmeyince yere yatıyorum hepten .. Bir süre sonra bombardıman yavaşlıyor .. Tabii benim oramdan buramdan boncuk boncuk terler akmakta .. Neyse cesareti toplayıp camdan bir bakıyorum kiiii!!! AŞŞAĞIDA ALNINDA KIRMIZI LEKESİYLE GORBAÇOV ?!?!? VAR !! Elini alnına götürüp ;

- "BUNUN HESABINI VERECEKSİN !" diyor ... ( Ulan Gorbaçov' un alnını da biz yarmışız jdhfaskdhljfalsdkjhfds )

En son bir tarlada koşup , bunlardan kaçarken uyandım =))Bu aradaaaa o göbekli gavur Gorbaçov nasıl koşuyoooooorr!! Herifçioğlu oldu bir ELVAN ABEYLEGESSE !!!

KAÇARKENKİ HİSSİYAT İÇİN BKZ : 7:07 ' DE GİREN PARÇA!!

https://www.youtube.com/watch?v=UL44xq8Xh78

Ve böylece rüyalarımda gördüğüm birbirinden alakasız isimler kervanına Gorbaçov ' u da eklemiş oldum .. Haydi bakalım rüya tabir uzmanları yorun neye yoracaksanız...

RÜYADA GORBAÇOV GÖRMEK!!!

Son olarak, esen ve İŞSİZ kalınız ...
436 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Milletçilik denildiğinde Türk’ü de, Fransız’ı da, İngiliz’i de Amerikalısı da mangalda kül bırakmaz. Çünkü hepsi alnına yapıştırılmış bir bayrakla doğmuştur dünyaya. Sonra da ülkesinin politikalarına göre şekillenir hayatı, hayalleri, kariyeri. Okuduğu kitapların bile ülkesinde basılıp basılamayacağına ülkesinin hükümeti karar verir.

Dünya üzerindeki bazı ülkeler dağların yamaçlarındaki rengarenk çiçekler gibi farklı farklı ırklardan kök salar aynı toprağa. Hepsi için güneş aynı yerden doğar, aynı yerden batar. Renkleri farklı bile olsa, farklı dil bile konuşsalar aynıdır bedenleri, ne eksik, ne fazla.

Dünya kötülüğü körüklemek için doğmuş bir avuç soytarı tarafından yönetiliyor. Tek istedikleri pastanın büyük dilimini değil tamamını almak. Ve korkarımki bunda başarılı oldular. Nefret tüm dünyada revaçta, sokaktaki insanların yüzlerine bakın, bankalardaki, iş merkezlerindeki, esnaf lokantalarındaki, okul önlerindeki bütün bakışlar samimiyetten çok çok uzak. Nefret neslimizi tüketiyor.

Bundan tam 23 yıl evvel 11 Temmuz 1995’de tüm dünyanın seyirci kaldığı (bilerek) büyük bir insanlık katliamı gerçekleşmiştir. 2. Dünya savaşından sonra ikinci en büyük insan kıyımının yaşandığı, akıllara mıh gibi kazınması gereken büyük bir katliam gerçekleşmiştir. Srebrenitsa..

Yugoslavya devletinin parçalanacağı anlaşıldığında, ülkedeki Sırp çoğunluk dizginleri ele alıp tüm dünyanın gözünün içine baka baka Bosna’lı, Katolik, Yahudi, Müslüman, Ortadoks, Ateist inansın yada inanmasın hangi dine mensup olursa olsun, insanları acımasızca katletmiştir. Bu sayede bir çok mafya baronu ceplerini doldururken, onların deyimiyle büyük bir etnik temizlik gerçeklemiştir.

Yıkımın boyutu bugün bile tam olarak tespit edilememektedir, toplama kapmlarındaki tecavüzler, akıl almaz işkencelerden geçmiş yüzlerce insan savaş sonrası aleyhte şahitlik edememesi için iş makinalarıyla toplu mezarlara gömülmüşlerdir. Halen ülkede toplu mezarlarda yakın mesafeden kurşuna dizilmiş, çocuk, kadın, erkek iskeletlerine rastlanmaktadır.

Katliamda yakınlarını kaybedenler bugün bile DNA örneklerinden annesinin, babasının, evladının bir mezar taşı olsun diye kemiklerini aramaktadır. Bu ne demek arkadaşlar, tahayyül edebiliyor musunuz? Çok sevdiğiniz ailenizin, sevdiklerinizin, yan komşumuzun, akıl almaz işkenceler yaşayıp toplu bir mezara gömüldüğünü tahayyül edebiliyor musunuz?

Tüm dünyanın ülkemiz dahil (dönemin Başbakanı Çiller kınama mesajı göndermekle yetinmiş-lütfetmiş-) , hele hele 2. Dünya savaşından çıkmış AB ülkeleri, BM (Birleşmiş yılanlar demeliyim ), İnsan hakları savunucusu ileri demokrasi ülkesi iki yüzlü Batı! Emperyalist Amerika hepsi bu katliamı destekler nitelikte sessiz kalmış HEPSİ! BM 600 kişilik Hollandalı bir asker grubu gönderiyor, halka güvenli bölgeler oluşturmak için, Sırplar geldiğinde taburlar halinde ülkelerine geri dönüyorlar! O insanları ölüme terkettiklerini bile bile!

Söylemek istediğim çok şey var aslında, içimde günlerdir kaynayan bi kazanla yaşıyorum. Gazze şeridinde İsrail tanklarına karşı dimdik duran ve bir buldozerin ezmesi sonucu 24 yaşında hayatını yitiren Barış aktivisti Rachel Corrie kadar cesur olamadığım, böyle bir dünyada pasif-agresif bir hayata kendimi mahkum bıraktığım için, mücadeleye müdahil olmadığım için bu kitabın tokadı sert oldu.

Şimdilerde bütün dünya ülkelerinden gönüllülerin katılımıyla 11 Temmuz tarihinde katliamın yıl dönümünde anma törenleri düzenleniyor. Ne büyük iki yüzlülük!! İnsanlar turlar halinde, ellerinde son model telefonlar, fotoğraf makinaları, ayakta terlik güle oynaya kampları geziyor, kurşunlanmış köyleri dolaşıyor. Dünya bir şekilde yine yolunu buluyor. Ölen onca insan kaç saniye hafızamızda yer kaplıyor?

“Milliyetçilik”, “Etnik kimlik”, “Din”, “Mezhep”, “Ten rengi” “İdeoloji”

İnsan bu yargılardan sıyrılırsa, daha çok insana benzer. Bırakın kim neye inanıyor, nasıl yaşıyor, nasıl giyiniyor,teni ne renk diye tartışmayı. Bu savaşın kimseye faydası yok!


Bu kitapta sizi 23 yıl öncesinin tarihi bekliyor. Bu kitaba polisiye demek bu kitabı geçiştirmek olur. Tarihi bir katliam ancak bu kadar etkileyici romanlaştırılırdı, Glenn Meade gerçekten bu işin uzmanı ve tabi Ali Cevat Akkoyunlu çevirisi, yazarın hemen hemen bütün kitaplarını çevirdiği için yazarla özdeşleşmiş bir çevirmen ve gerçekten çok başarılı. Muazzam bir kitap okudum, tavsiye ederim.

İnsanların savaşlarda ölmediği bir dünya dileğiyle.
661 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
SAVAŞ!

Herkesin kafasında savaş denildiğinde farklı bir görüntü oluşuyor fakat bir çoğu maalesef gerçeğin tahayyülünden bile uzak. Savaş binlerce anasız babasız kalmış çocuk demek, binlerce kesik baş, şarapnel parçalarıyla yaralamış kol bacak demek. Savaş makatına elektrik kabloları bağlanmış, sonrada eşlerinin, çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğramış analar demek. Savaş hiç bir suçun yokken birilerinin evini basıp tüm komşularınla birlikte seni kurşuna dizme ihtimali demek. Savaş aptalca bir sürü ideolojinin peşinde beyni yıkanmışçasına kana susamış bir sürü vahşi demek. Savaş yaşadığın topraklardan sürülüp ömrün boyunca başka ülke sınırlarında mülteci konumunda yaşayabilmen demek tabi eğer bu kadar şansın varsa. Savaş ölüm demek, binler, yüzler değil milyonlar!

2.Dünya savaşı dünyada ki bütün dengeleri değiştirmiştir. Bildiğiniz gibi Adolf Hitler çok büyük bir kıyıma sebep olmuş, Sovyetler’e saldırısı sonrası St. Petersburg’da sonraki adıyla Leningrad’da durdurulmuş,Almanya büyük bir hezimete uğramıştır. Bu kısmı hemen herkes az çok bilir. Peki sonra ne olmuştur?

Sovyetler’in o dönemde başında Stalin bulunuyor. Stalin en az Hitler kadar acımasız bir lider. Samimi olmak gerekirse en az onun kadar diktatör. Kızıl devrimden sonra Sovyetler birliği sınırlarında bulunan bir çok ülke Stalin’in gazabından payına düşeni maalesef alıyor. Ukrayna’da Estonya’ya Rusya’da Stalin’in Komünist propagandasına karşı geldikleri gerekçesiyle bir çok insan en iyi ihtimalle Sibirya’ya sürülüyor, o kadar şanslı olmayanlar ise taş ocaklarında, toplama kamplarında en fazla 1 yıl içinde acılı bir ölümle hayata gözlerini kapatıyor. Aslında Stalin Yahudi katliamına devam etmek için Hitler’den bayrağı devralıyor desek yanlış olmaz.
Böyle anlatıldığında kulağa istatistik gibi gelsede burda binlerce insanın hayatından bahsediyorum. Sırf birilerinin ideolojik sidik yarışı yüzünden milyonlarca hayatın, ailenin yerle bir oluşu. 2. dünya savaşında ölen insanların resmî kayıtlara göre ortalama 60/65 milyon civarı olduğu söyleniyor. Tabii gayrı resmî ölümler hariç.


Günümüzde de aslında değişen pek bir şey yok, emperyalist ülkeler dünyanın gözünün içine baka baka istedikleri toprakları sudan sebeplerle işgal edip bütün vatandaşlarını katlediyor. Fakat bu kez farklı bir yöntemle, kimse kimsenin kuyruğuna basmıyor mesela. İşgal eden ülke ile bir ticari bağı olan ülke kınama mesajı dışında parmağını oynatmıyor, ölen insanlar kimsenin umrunda değil. Ortadoğu senelerdir cadı kazanı kim ne yapıyor? Hiç kimse, hiç bir şey! Haberlerde ölen çocukları, kadınları, insanları 5saniye görüp üzülüyor sonra elimizde ki telefonla oynamaya devam ediyoruz. Çünkü buna alıştırıldık! Çünkü kitlesel hareket etmemiz için beyinlerimiz tembelleştirildi, benmerkezcileştirildi! Çünkü hepimiz sadece kendini düşünen küçük burjuvalar haline geldik. Bu bizlerin suçu değil böyle olması istendiği için böyle oldu.Gereksiz uzatmak istemiyorum bunlar bir çoğumuzun aklından sürekli olarak geçtiğini varsayıyorum.

Kar Kurdu 2. Dünya savaşından sonra Stalin’in Hidrojen bombasını geliştirip Amerika’ya 3. Dünya savaşını açacağı
haberinden sonra, Amerika’nın 2 ajan gönderip Stalin’e suikast düzenlemek istemesini konu alıyor. Dünya tarihinde Stalin’in beyin kanaması geçirerek öldüğü yazıyor fakat bir çokları bunun uydurma olduğu, Stalin’in bir suikaste kurban gittiği gibi komplo teorileri üretiyor. Nasıl öldüğü muamma fakat doğru zamanda öldüğü dünyanın 2. dünya savaşı akabinde bir 3.’süne girmek zorunda kalmadığı bir gerçek.


Kitap çok sürükleyici, aksiyonu hiç düşmeyen türden,iki günde soluksuz okudum. Tarihe ilgisi olan, komplo teorileri ile ilgilenen, bir solukta okunacak bir kitap okumak isteyen arkadaşlar hiç bekletmesin, nokta atışı bir kitap.

Biliyorum ki dünyada insan varlığı devam ettiği sürece savaşlarda devam edecek bu bir gerçek. Şu an tam bulunduğunuz noktada, her neredeyseniz savaşın tam ortasında kanlar içinde kalmış bir çocuğu bir dakika hayal edip, hayatınıza kaldığınız yerden devam edin.
564 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Üstünden altmış dört yıl geçmesine rağmen Stalin'in ölümünün doğal yollarla gerçekleşen bir ölüm mü olduğu, yoksa Rus liderin cinayete mi kurban gittiği sorusu hala cevap bulamadı. Kitapta da belirtildiği gibi Stalin'in yakın ailesi onun resmi açıklamada yer alan beyin kanaması nedeniyle ölmediğini, öldürüldüğünü ve ölümün gerçek nedeninin de devlet güvenliği gerekçesiyle örtbas edildiğini iddia etti ve bunu destekleyen tarihi gerçekler de var.  Glenn Meade de Kar Kurdu'nda bu konuyu ele alıyor, tabii ki kurgulayarak. Kar Kurdu yaşayan insanlarla bir bağ oluşturmak için yazılmamış olsa da kitapta yer alan bazı olaylar belgelenmiş tarihten alınmış. Kar Kurdu'nu mükemmel yapan noktaların başında da bu durum geliyor. Gerçeklik ve yazarın hayal gücünün bir araya gelmesi sonucu ortaya tek kelimeyle harika bir eser çıkmış. Kar Kurdu için tüm olumlu sözlerin, beğeni ifadelerinin yetersiz kalacağını düşünsem de bu kitabın bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Glenn Meade okumaya karar vermemin ardından okumak için ilk olarak Kar Kurdu'nu seçtim. Kitap hakkında tek bir olumsuz yorum görmedim ve açıkçası bu kitap için yapılacak herhangi bir olumsuz yorumu kabul edeceğimi de sanmıyorum. Kitabı bitirdiğimde ilk düşüncem bu kitabın çok farklı bir seviyede olduğuydu.

Kar Kurdu Soğuk Savaş yıllarında yaşanan olayları konu alıyor. Milyonlarca kişinin hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı sona ermiş, ABD ve Rusya arasında dünyanın tek süper gücü olmak için kıyasıya bir mücadele başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı'nı, verdiği atom bombası  kullanılması kararıyla bir anlamda bitiren Başkan Truman Oval Ofis'i Eisenhower'a devredecektir. SSCB'nin başında ise Stalin bulunmaktadır. CIA'nin eline Stalin'in psikolojik durumunun her geçen gün kötüye gittiği bilgisi ulaşır, rapor bizzat Stalin'in doktorlarının imzasını taşımaktadır. Ayrıca ABD ile Rusya arasında sular kaynama noktasına gelmiştir ve  Stalin önderliğinde Rusya hidrojen bombası çalışmalarında bir hayli öndedir. Stalin'in bu bombayı kullanma tutkusu sadece iki ülkeyi değil tüm dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecektir. ABD'nin 34. Başkanı Eisenhower koltuğu devraldığında tüm dengeleri değiştirecek bir operasyonun da startını verir: Kar Kurdu Operasyonu. Operasyonunun amacı ise Stalin'i öldürmektir. Operasyon hazırlıklarına başlayan üst düzey yöneticilerin bilmediği şey ise, SSCB'nin gizli servisi KGB'nin bu operasyon hakkında bilgisi olduğudur.

Tarih, macera, polisiye ve daha birçok öğenin bir araya geldiği Kar Kurdu okura adeta ziyafet sunuyor. Kitabın başlarında isimler, olaylar biraz karmaşık gelse de, kısa süre sonra isimlere alıştığınızda sayfalar su gibi akıp gidiyor. Glenn Meade şaşırtıyor, bilgilendiriyor, bu tarz bir kitaptan isteyebileceği her şeyi okura veriyor. Çeşitli nedenlerle gitmek istediğiniz ülkeler veya şehirler vardır ve ben belki de sırf bu kitap nedeniyle Moskova ve kitapta sözü geçen diğer yerleri görmek istiyorum. Bir kitapta polisiye öğeleri, dramatik öğeler ve macera öğeleri ancak bu şekilde ustalıkla bir araya getirilebilir. Genel olarak tarihi çok seviyorum ve Kar Kurdu'nun konusunu tarihten alması, geçtigi yıllar kitabı daha ilgi çekici hale getiriyor. CIA, MOSSAD, KGB gibi kurumlar, önemli devlet yetkilileri, çıkar çatışmaları, toplama kampları ve bu şekilde daha birçok unsurla okuyucuyu buluşturan Glenn Meade Kar Kurdu ile size bambaşka bir boyuta taşıyor. Meade okuru alıp o dönemde giriş çıkışların çok zor olduğu, çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü Rusya'ya bırakıyor ve olayları okura adeta yaşatıyor.

Yazarın Kar Kurdu için oldukça detaylı bir araştırma yaptığı belli, zaten yazar kitabın giriş kısmında ABD, Rusya ve Finlandiya gibi ülkelerde görev almış birçok kişiden yardım aldığını belirtiyor. Yazım aşamasında bu denli özen gösterilmiş kitaplar ve bu araştırmaları yapan yazarlar daha fazla saygıyı hak ediyor. Son olarak, Stalin'in öldüğü sıralarda ABD'nin normalden daha fazla CIA ajanını Moskova'ya göndermiş olduğu, Stalin'in yaşamının son dönemlerinde psikolojik anlamda gerçekten de rahatsızlıklar yaşadığı, Stalin'in hidrojen bombasını ABD'ye karşı kullanmak şeklinde bir tutkusu olduğu gibi konular göz önünde bulundurulduğunda Rus liderin ölümü daha da gizemli bir hale geliyor. Stalin'in rahatsızlığa yakalandığının bildirildiği günün sabahında kapıdan çıkarılan iki ceset ve bu cesetlerin Moskova'da gömüldüğü mezarlarda yer alan taşlarda isim olmaması gibi noktalar da diğer soru işaretleri. İncelememin son cümlesinde ise şunu söylemek istiyorum: Kullanılan dil, olayların kurgulanışı, konu seçimi, kitaba katılan gizemli durumlarla Kar Kurdu olağanüstü tanımının karşılığı.
564 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Dünya tarihi ile birlikte, milyonlarca kişiye kan kusturmuş ya da insanların refahı için insana yaraşır biçimde gerçekten çabalamış kişiler hep süregelmiştir. Bu kişilerin yaşamları boyunca yaptıkları, gerek iyi gerek kötü, hep konuşulmuş, kimilerince Kafdağı’nın ulaşılmazlığına kadar yüceltilmiş, kimilerince de aşağılık bir eylem olarak anılmıştır. Böyle kişilerin yaşamları boyunca yaptıkları bu kadar konuşulmuşsa varın ölümlerinde ne kadar konuşulduklarını siz düşünün. Kitabımız Kar Kurdu da yaşamında çok konuşulan, ölümü hakkında çokça soru işareti bulunan, kendi emelleri uğruna milyonlarca masum insanın kanına girmiş Josef Stalin hakkında. Kitap kurgu ama tamamen gerçekle bağını da koparmıyor. Böyle bir kitap katiyen ezbere ya da düşünerek yazılmış olamaz. Sayısız araştırma yapılmış, bu konulara hakim kişilerin görüşleri alınarak meydana getirilmiş bir eser Kar Kurdu.

Soğuk savaşın insanlar üzerindeki etkisini fazlasıyla hissettirdiği bir dönemde geçiyor kitaptaki olaylar. Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombasının atılması emrini veren ABD başkanı Harry Truman görevini Dwight Eisenhower’a devretmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Stalin önderliğinde sivrilerek her alanda gelişme gösteren SSCB Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmak için yer aramaktadır. Bu istekliliğin en önemli nedeni hidrojen bombasını üretmekte büyük aşama kaydetmeleridir. CIA Josef Stalin’in ruhsal dengesizlik içinde olduğuyla alakalı bir istihbarat alır. Bu bilgi sonucunda Başkan Eisenhower gerçekleşmesi sonucunda tüm güç dengelerini değiştirecek bir operasyon için düğmeye basmıştır: Kar Kurdu Operasyonu. Operasyonun amacı Stalin’e suikast düzenlemektir. Ama hesaplarında olmayan bir şey vardır. KGB bu operasyonun yapılacağı bilgisini almıştır. Buradan sonra olacaklar tam bir mini savaş niteliğinde. Okunmaya değer.

Kar Kurdu genel itibariyle parçadan bütüne giden olay örgüsünden oluşuyor. İlk 150 sayfada gelişen olaylara ve adı geçen kişilere alışmak biraz zaman alıyor. Kitaba alıştıktan sonra rahatça okuyabiliyorsunuz. Kitapta karakter ve mekân bolluğu var adeta. Amerika, Rusya, Finlandiya gibi ülkeler mekân olarak olaylara ev sahipliği yapıyor. Olayların arasında herhangi bir kurgusal kopukluk kesinlikle yok. Dolayısıyla sizde okurken herhangi bir şekilde kitaptan ve anlatılanlardan kopmuyorsunuz. Tarih kimine göre sadece tekerrür, kimine göre düz bir çizgi kimine göre de Tanrı’nın iradesi içinde oluşan bir olgudur. Tarih biraz da kurgusal olmalıdır bana göre. Çünkü tarihte yaşanan bazı olayların yaşanıldığını düşünmekten ziyade bu olayların kurgu olduğunu düşünmenin insanı biraz avutacağını düşünüyorum. Ki gerçeklerin acıtıcı olacağını düşünürsek bunu istemem de doğal olsa gerek. İşte tam da burada Kar Kurdu gibi kitaplar bu düşüncemi biraz destekliyor. Gerçeği kurguyla öğüterek bize sunan Kar Kurdu, konu bakımından Stephen King’in 22/11/63’üne benziyor. Aralarındaki fark birinde suikast gerçekleştirilmek istenirken birinde suikast engellenmeye çalışılıyor. Glenn Meade Kar Kurdu’nda harika bir iş ortaya çıkarmış. Çerez kitap tamlaması bu kitap için çok çok gülünç kalır. Zamanınızı bu kitaba ayırdığınız için kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Gelelim kitapta öldürülmeye çalışılan Stalin’e. Ölümü hakkında çokça soru işaretleri olduğunu söyledik. Kaynaklara beyin kanaması olarak geçmiş ölüm sebebi. Bazı kaynaklar Lavrenti Beriya’nın yönetimi ele geçirmek için Stalin’i zehirlediğini yazmış. Ailesi de ölüm sebebinin beyin kanaması olmadığını, öldürüldüğünü, bunun da devlet güvenliği için örtbas edildiğini savunmuş. Ne şekilde olursa olsun Stalin öldü. Ama milyonlara işkence etmiş, kardeşi kardeşe vurdurmuş bu adamın iyi biri olarak ya da daha doğru bir ifadeyle savunduğu görüşü empoze etmek için bunları yaptığını savunan insanların kalplerinde vicdanın olup olmadığı sorusunu hep merak edeceğim. Kitap bol aksiyon ve heyecan içermesinin yanında gücü elinde bulunduran, sadece Stalin değil, kişiler hakkında da güzel tespitler sunuyor. Buyurun, bunlardan iki tanesi:

“Kremlin'dekilerin ilgilendikleri tek şey, güç. Nazilerin aynadaki görüntüsüne bakıyorsun sanki. Tek fark, gamalı haçın yerine bayrakta orak, çekiç ve kızıl bir yıldız bulunması.” Sayfa 77

“Göçmen gazetelerinden Kızılların tüm Sibirya köylerini nasıl göçe zorladıklarını, yollarına çıkan herkesi nasıl ezdiklerini, Josef Stalin'in tarım reformlarına karşı çıkmaya cesaret ettikleri için kulak adı verilen on binlerce küçük çiftçinin nasıl katledildiklerini öğrenecekti. Aileler bütünüyle kayboluyor, köyler yıkılıp halk göçe zorlanıyor, tek bir adamın iktidar tutkusu yüzünden milyonlar kurşuna diziliyordu.” Sayfa 91

Keyifli okumalar.
504 syf.
·Beğendi·7/10
Çok da severek okudum :))
..hatta bu kitaptan sonra Romanovların son evini okudum :))
Romanov ailesini ve Rasputini biraz daha araştırdım.. :))
en çok da Tatiana Romanov u sevdim "Anastasianın ablası.." :))

Dip not: Gülücükler 2018 güncellemesidir :)
564 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Aksiyon türündeki romanları bir türlü sevemedim. Bu yüzden bugüne kadar hep uzak durdum. Glenn Meade'in bu kitabını ise hem içerdiği konusu ilgimi çektiği için, hem de sitede defalarca olumlu yorumlarla karşıma çıktığı için bir şans verip okumaya karar verdim. Okuduğuma pişman olmadım ve hakkında yapılan olumlu yorumları sonuna kadar hak eden bir kitap olduğunu gördüm.

Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen beni teknik olarak çok etkiledi. Müthiş bir akıcılık ve sürükleyiciliği var. Yazar, bir aksiyon romanı değil de, hiperaksiyon diye isimlendirebileceğimiz türden, okuyucunun adeta nefes almasına bile fırsat vermeyecek düzeyde hızlı bir şekilde okunan bir roman yazmış. Her ayrıntıyı büyük bir gerçeklikle kurgulayarak anlatmış. İnandırıcı olmayan eylemleri ise diğer aksiyon kitaplarının aksine çok çok aza indirgeyerek adeta yok denecek düzeyde tutmuş. İki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan bu tür olayları burada yazmak istemiyorum ama örnek vermek gerekirse; Lebel ile İrena'nın, Auschwitz kampında yaşadıklarının ve Slanski'nin Lubyanka'ya girmesinin bunlara verilecek en önemli örnekler olduğunu düşünüyorum.

Kitabın konusu ise, CİA tarafından Sovyet Rusya'da 1953 yılında gerçekleştirilen bir operasyonun tüm ayrıntılarıyla anlatılmasıdır. Kitap, bazı belgeler üzerinden yola çıkılarak kurgulanmış bir romandır. Olayların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu, onu ayırt edemiyoruz. Ama yazarın önsözde yazdığı cümlelere dayanarak bu kitabın kesinlikle bir tarih kitabı olmadığını, sadece kurgulanmış bir roman olduğunu ifade edebilirim.

Yazarın bu hızlı temposunu, olayların ayrıntılarını derinlemesine ve eş zamanlı olarak ele alıp, harika denecek düzeyde bir gerçeklikle kurgulamasını çok beğendim. Bu yüzden tarihin önemli olayları üzerinden kurguladığı diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.

Burada bir kaç cümle de, Stalin'in ölümü hakkında yazmak istiyorum. Ben, dünyadaki hiç bir diktatörün kendi eceliyle ölmesini istemeyen biriyim. Biliyorum ki bu düşünceme karşı çıkanlar olacaktır. Ama açıkçası insanları katleden , onlara dünyalar kadar kötülük yapan bu kişilerin cezalarını önce bu dünyada çekmelerini isterim. Öbür tarafta zaten çekecekler. Ama bu dünyada da bunun mutlaka cezasını çekmeliler diye düşünüyorum. Bu yüzden yirmi milyondan fazla insanın ölüm emrini vermiş olan Stalin gibi birinin , resmi açıklamlara göre beyin kanaması dolayısıyla eceliyle ölmüş olması, beni hep üzmüştür. Keşke sonu, ölüme gönderdiği milyonlar gibi olsaydı ve onlara çektirdiği acının hiç olmazsa birazını çekmiş olsaydı diye hep düşünmüşümdür. Ama maalesef ortada bir gerçek vardır ve bugüne kadar tartışılan farklı ölüm şekilleri ise bence sadece senaryodan ibarettir.

Sonuç olarak, gerçekten müthiş düzeyde bir aksiyon kitabı okudum. 560 sayfayı nasıl okuyup da bitirdiğimin farkına varamadım desem yalan olmaz. Beğenerek ve büyük keyif alarak okuduğum bu kitabı , özellikle bu tür romanları sevenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
440 syf.
·9 günde·9/10
Böylesi bir kar-kış döneminde, boşvermişliğin en dibinde 40 derece ateşle yanında dumanı tüten büyük bir fincan sütlü jacobs kahveyi yudumlayıp okumanın keyfi... kelimenin tam anlamıyla anlatılmaz yaşanır. Kitabı okurken kendimi İsviçre Alplerinde buzullarda donmak üzere hissettim resmen. :)

Sürekli ters köşelerle dolu ekşını bol bir kitap.Sonunu kestirmeniz mümkün değil.Kesinlikle filmi yapılacaklardan.

Sevgili arkadaşım Sherlock Holmes sağol, varol. Sen göndermeseydin muhtemelen hiç bir zaman okuyamayacaktım. Ne yazarı duydum ne kitabı, çok teşekkür ettim. :)
504 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Yaklaşık üç asır boyunca Rusya'yı yöneten bir aile Romanov ailesi. Çar Nikolay Aleksandroviç ise bu ailenin ve Rusya'nın son çarı. Çar II. Nikolay aynı zamanda, İngiltere Kralı V. George'un kuzenidir ki internetten fotoğraflarına baktığınız takdirde aralarındaki büyük benzerlikleri sizler de görebilirsiniz. Bu bilginin ardından devam edecek olursam, Çarlık Rusya'nın Birinci Dünya Savaşı'ndan çekilmesinde de etkili olan Bolşevik İhtilali sonucunda Çar II. Nikolay tahttan çekilme kararı alıp tahtı kardeşine bırakmak istiyor ancak kardeşinin bu isteği reddetmesi ve Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesiyle Rusya'da Çarlık rejimi son buluyor. Çar, çariçe, beş çocukları, hizmetçileri, aile doktorları mahkum ediliyor, İpatyev evine kapatılıyor. Bolşeviklere karşı olan Beyaz Ordu'nun çarın bulunduğu yere yaklaşması ve çar ve ailesini kurtarma
gibi çalışmaların yapıldığı duyulduktan sonra Çar ve ailesi Bolşevikler tarafından öldürülüyor. Hakkında birçok teori üretilen bu infaz gecesi birçok filme, kitaba konu oluyor. Öyle ki çarın en küçük kızı Anastasia, Disney'in aynı isimli prensesi olarak yıllar sonra karşımıza bile çıkıyor. İşte Romanov Komplosu da bu konuda kaleme alınan romanlardan biri. Tarihi gerçeklikler, polisiye ve macera öğeleriyle, yazarımız Glenn Meade'in hayal gücüyle birleşiyor ve ortaya harika bir kitap çıkıyor.

Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rusya'da gerçekleştirdikleri kazı sonucunda Çar ve ailesinin öldürüldüğü yerin yakınlarında buz içinde bozulmadan kalmış bir ceset buluyorlar. İşin daha ilginç yanı ise bu cesedin elinde
bulunan madalyon, çünkü madalyonun üstünde Romanov ailesinin iktidarını simgeleyen kabartmalı kartal bulunuyor. O andan itibaren kitabımız geçmiş ve gelecek arasında sürekli gidip geliyor, bu gizemli cesedin kime ait olduğu sorusu bizi Romanovların başına gelen olaylara kadar götürüyor.

Çar II. Nikolay'ın ardından Romanov ailesinin belki de en dikkat çeken üyesi Anastasia Romanov. Bunun nedeni ise evde bulunan cesetler arasında Anastasia'ya ait cesedin bir türlü teşhis edilememesi. Hatta Anna Anderson isimli bir kadın kendisinin çarın en küçük kızı olduğunu iddia ederek gündeme oturmuş, yapılan DNA testleri sonucunda kadının ailesi ortaya çıkarılsa da, sıradan bir insanın nasıl olup da hanedanlığı neredeyse Anastasia kadar iyi tanıdığı sorusu daima kafaları kurcalamış. Çarın en küçük kızının infazdan sağ kurtulduğuna duyulan inanç birçok teoriyi de beraberinde getirmiş ve Romanov Komplosu da bunu ele alan kitaplardan biri. Zaten tarihi çok seven biri olarak ben kitaba başlarken beğeneceğime emindim diyebilirim. Nitekim öyle de oldu, kesinlikle muhteşem bir kitap okudum. Çar Nikolay'ı dışarda bırakabilecek olsam da beş çocuğunun başına gelenlerden fazlasıyla etkilendim, özellikle ailenin kurşuna dizildiği odayı gördüğümde. Glenn Meade'in daha önce Kar Kurdu isimli kitabını okumuştum; o kitapta da yine tarih, polisiye, macera harmanlanmış ve ortaya bir ziyafet çıkmıştı, Romanov Komplosu da tam olarak öyle. Şaşırtıyor, heyecanlandırıyor, üzüyor, meraklandırıyor ve içinizde, kitabı bitirip konuyla ilgili belgesel izleme, makale okuma gibi istekler doğuruyor. Bir sayfasında bile sıkılmadığım bir kitaptı Romanov Komplosu, Glenn Meade ile iyi ki tanışmışım çünkü diğer polisiye yazarlarından ayrılan, oldukça kendine özgü bir yanı var. Elbette yazarın diğer kitaplarını da okumaya devam edeceğim.
564 syf.
·15 günde·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı, takip ettiğim ve okuduğu kitapları nitelikli bulduğum arkadaşların paylasimlarinda gezinirken gözüme çarpan ve okumak için sabırsızlanıyorum dediğim kitaplardan biriydi Kar Kurdu.
Kitap yaklaşık 100-150 sayfa karmakarışık gitti benim için, karakterler çok fazla hele rus isimleri akılda tutmak... kim kimdi? Bağlantısı neydi bu karakterle? Kim kgb ? Kim ss subayı? Vs vs... içine giremedim bir türlü, fakat öyle bir yerde kişiler birleşip karşımıza çıkıyor ki sonra aksiyon filmi tadında, okurken sayfaları nasıl geçtiğinizi bile anlamıyorsunuz.
Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hitler gibi ölümünün üzerindeki sır, sorular hala cevaplanmamış, açığa çıkmamış bir cani!!! stalinin ölümü üzerine yazılmış mükemmel bir kitap. Milyonlarca insanın hayatına malolmuş ve milyonlarcasinin da hayatını etkilemiş bir caninin gerçekten doğal yollardan olmemesini diledim kitabı okurken, gerçekten bunu bir insanın başarmış olduğunu umuyorum.
Kitabı okurken ne kadarı kurgu ne kadarı gerçek kestirmemiz mümkün değil, yazar bunu okuyucuya o kadar güzel aktarmış ki bazen kendimi google girip karakter isimlerini , yer isimlerini ararken buldum.
Tavsiye edebileceğim bir kitap, herkese keyifli okumalar diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Glenn Meade
Unvan:
Gazeteci Yazar
Doğum:
Finglas,Dublin, İrlanda, 21 Haziran 1957
Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.

Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.

Yazar istatistikleri

  • 141 okur beğendi.
  • 1.545 okur okudu.
  • 36 okur okuyor.
  • 901 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları