Gönül Özgül

Gönül Özgül

Yazar
7.0/10
42 Kişi
·
162
Okunma
·
3
Beğeni
·
1042
Gösterim
Adı:
Gönül Özgül
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul
Gönül Özgül İstanbul'da doğdu. Liseyi bitiremeden ayrıldı. Beş yıl bir bankada memurluk yaptıktan sonra, Almanya'ya gitti. 1973'ten beri Frankfurt kentinde yaşıyor. On beş yıl bir telefon firmasında gezici işçi olarak çalıştı. Şimdi minik evinde, yeni kitaplar üzerinde çalışıyor. İlk kitabı GEMİNİN EN ALTINDAKİ 1991 yılında yayınlandı.
Eve dönerken ağlıyordu. Erkeklerde ağlardı işte. Niye ağlamasındı ki! Tanrı gözyaşı vermişse, sadece kadınlara mı bu hak tanınmış...
Gönül Özgül
Sayfa 18 - Bilgi Yayınevi
“Ne biçim dünya bu?” diye konuştu kendi kendine.” “Kimini çok rahat döşeklerde,aileleriyle birlikte rahat ettirirken... Seksen bin, doksan binini de buzlara karıştırıp,donduruyor. Hepsini... Aynı saatlerde...Birbirlerine yardım bile edemeden...”
Sonra bir gün,at sesleri,nal şıkırtıları işittiler.Sayısını bilemeyecekleri kadar çok...
Temmuzun 25’iydi. 1916 yılının 25 Temmuzunda, Ruslar,Erzincan’a girmişti.
Geçmiş bir daha yaşanamıyordu. Mektep hayatı da, çocukluk da bir daha yaşanamazdı. Bir gün, bu gençliği de uçup gidecekti elinden.
"Gençliğimi yaşamalıyım!"
Gönül Özgül
Sayfa 59 - Bilgi Yayınevi
“Oğlum, evde anana,kızlara anlatma gördüklerini,duyduklarını. Korkutma masumları.”

“Olur” dedi Şevket. İçine gömecekti yanan lambalar asılmış kesik göğüsleri. Açık kalmış güzel gözleri... Kuyudaki üç çocukla annelerini içine gömecek,bir gün kendi torunları olursa anlatacaktı bunu. Onlardan biri yazabilirse yazar,sayfalara,kağıtlara doldururdu acısını o insanların.
220 syf.
·10/10
Ortaokula başlayacağım seneydi. Binamızın yan girişinde bir kitapçı dükkanı vardı. Vitrinde görmüştüm lise defterleri kitabını. Ortaokulu nasılsa göreceğim bir de liseyi öğreneyim dedim. Lisenin ne olduğunu anlatan bir kitap zannettim. Fiyatını sordum baya pahalıydı. Bir çocuğa göre pahalıydı elbette.

Kitapçımız adını unuttuğum falancı amca dükkana yardımcı ol sana bir şeyler veririm dedi. Bende bayıldım tabi sokaklarda boş boş oynayacağına kitaplara dokunacaktım ne güzel. O gün 2 saat raf silip kitap dizdik beraber. Ertesi gün yine aynı. 3. Gün silinecek raf dizilecek kitap kalmayınca falancı amca bana onca emeğimin karşılığında 1 kursun kalemle 1 silgi uzatıverdi. Yıkılmıştım. İstediğin kitabi seç al senin olsun diyecek zannetmiştim. Kalemle silgisini orada bırakıp lise defterleri kitabını alıp evime döndüm. Ertesi gün babama kitap çaldı diye şikayet edildim. Babam kitabın ücretini ödeyip beni de bir güzel pataklamıştı. Hem izinsiz kitapçıda çalıştığım için hem de kitap çaldığım için. Ben aslında emeğimin karşılığını almıştım. Ama adım hırsıza çıkmıştı kitap hırsızı.

Kitap liseden bahsetmiyordu. Liseyi becerip de bitiremeyen bir kızdan bahsediyordu. Kötü bir aile ortamı, tembel huysuz bir kız. Bana çok uzak bir yaşamdı ama çok sevdim hala arada çıkarır okurum hırsızlığımın anısına. Seneler sonra serinin diğer kitaplarını da aldım ama hiçbirinin okuması çaldığım kitap kadar zevkli değildi.

Varsa tanıdığınız kitapçı çalışmaya gelebilirim ve sonunda istediğim kitabı çalar giderim.
212 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Merhabalar
1915 te 1. Dünya savaşı başladığında Erzincan da geçen bir hikaye Leman’la Lijin. Kitabı okumaya başladığımda ilk önce dili biraz hafif geldi ama okumaya devam ettim. Okudukça hikaye beni kendine daha çok çekti. Leman’ın yaşadığı aşkı, sevgiyi, korkuyu ve beklentiyi okumak daha farklı pencereler açtı beynimde.
Ruslar’ın bir kısmı gayet iyi davranırken Türk halkına, bir kısmı ise tam bir dehşet saçıyordu. Lijin’in kötü askerler gibi olmayıp, kendine karşı beslediği sevgiye aşka tutundu Leman. Babasının ölümünden sonra annesinin de kolu kanadı kırılmıştı, bir de abileri de savaştaydı. Leman tek başına bunlara katlanmıştı da sonunu anlatmaya benim kalbim dayanmaz burda ve okuyacak olanlara da spoiler vermek istemem doğrusu.
O yüzden okuyun diyorum.
O aşka o yaşananlara siz de tanık olun.
Bu ara okuduğum en iyi tarihi kurguların arasında yerini aldı bile kitap.
Tavsiye ediyorum dostlar...
256 syf.
·Puan vermedi
Lise defterleri serisinin ikinci kitabı. Bir genç kızın günlüğü.
İpek Ongunun cici kız Serra karakterinin tam tersi başarısız, ezik, çirkin liseyi bile becerip bitiremeyen psikopat zannedilen ama duygusal ruhlu bir genç kızımız.

Serra'nın aksine kıskanç arkadaşlar dedikoducu komşular çekemeyen kız kardeşler vardır bu kitapta.

Genç kızların çoğunun yaşadığı gercek hayat aslında bu kitapta.

Serraya ailesi çok güvenirdi çok başarılıydı ancak Sevgül başarısız ailesi bile dışlanmış kendi içine kapanmış.

Kendine hiç güveni olmadığı için mektup arkadaşına bile kendisinin duygu dolu düşüncelerini kardeşinin adına yazıyor.

Basit bir anlatımla hayaller kurduran, ben olsaydım böyle yapardım böyle davranırdım dedirten genç kızımızı yüreğimize oturtan ona acıyan empati kurulabilen bir karakterin günlük serisi.
212 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10
Yıl 1915Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına giriyor. Ülkenin dört bir yanı işgal ediliyor. Doğu illeri Rusların işgali altında, diğer yandan Ermeni çeteleri katliamlar yapıyor. İnsanlar tedirgin, korkmuş, yiyecek kısıtlı, canları tehlikede… Göç edebilen ediyor, kimi gitmek istedikleri yerlere varıyor kimi yollarda telef oluyor. Öte yandan kalanlar? Açlık, sefalet, korku içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Hikaye Erzincan’da geçmekte. Diğer Doğu illerini işgal ettikleri gibi Ruslar yavaş yavaş Erzincan’ı işgal etmeye başlıyor, yerleşiyor askerlerin bir kısmı iyi insanlar diğerleri taşkınlık yapan, insanların mallarına mülklerine zarar verenler… Üstüne bir de Ermeni çeteler türüyor etrafta, evlere girip çoluk çocuk, hamile, yaşlı, kadın erkek demeden insanları kesip biçiyor türlü işkenceler yapıyorlar. Belki kelimelere dökmesi kolay olabiliyor bizim için ama okurken zorlandığımı ifade etmeliyim.
12 yaşında ikiz kızlar Nafiye ve Safiye, babaanneleri ve amcalarıyla yaşıyorlar. Anne ve babaları vefat etmiş. Kendileri savaşın yorucu, dehşete düşürücü, sarsıcı, yıkıcı etkilerine rağmen birer umut oluyorlar kendilerine ve çevresindekilere. Kara kışın, tipinin o soğuğun ortasında açmış birer çiçek gibiler…
Hikayenin öbür yüzünde gencecik güzel, asil bir genç kız Leman… İki abisi savaşa gitmiş,biri Sarıkamışta binlerce kardeşinin arasında dondurucu soğuğa karşı koyamayıp şehit düşmüş, diğer abisin akıbeti belirsizdir. Babasını da kaybettikten sonra biricik annesiyle koca konakta yalnız yaşamaya başlarlar. Ta ki kapılarını çalan 4 Rus askerlerine kadar. Artık Düşman askerleriyle birlikte yaşamaya başlarlar. Birlikte yaşamaya başladığı o subaylardan biri olan Lijin’e aşık olur, tabi Lijin de ona…
Savaşın ortasında yüreğine söz geçiremeyen iki genç. Biri Türk kızı, diğeri Rus askeri. İmkansızlıklar içinde imkan yaratmaya çalışmak, onca kötülüğün, vahşetin, acının arasında tutunacak bir dal aramak, umuda kapı aralamak… Belki doğru belki yanlış kim bilir.
Tarihi aşkla harmanlayan sarsıcı bir hikayeydi. Savaş süresince yaşanılan psikolojik, sosyal, ekonomik vb. etkileri açıkça görebiliyoruz. Geride kalanların, kalan olmakla nasıl bir hayat sürdüklerine şahit oluyoruz.
Kitabın sonlarına doğru gelişen olaylar kan dondurucuydu. Sayfaların hemen hemen bitmesini istedim. Tahmin bile edemeyeceğim o sona sürüklenmemesini dilerdim. Onca acı onca sıkıntıdan sonra, nice kara kışlardan sonra güneşli günler kalanların hakkıydı diye düşünüyorum.
Bana sıcacık dostlukların nasıl kurulduğunu hatırlatan; aşkı, sevdayı tüm hücrelerinde yaşayan Leman’ın yaşadıklarını en derinlerimde bana hissettiren aynı zamanda acıyı, hüznü,mutluluğu, yaşamı ve ölümü bir arada tattıran bir hikayeydi.
Şiddetle öneriyorum, zihnimi toparlayıp yazmış olmak bile benim için harika bir şey.
212 syf.
Servisin boş kalan o son koltuğuna çekilip çantamdaki kitabı çıkarmış okurken günün ilk ışıkları da kitabın sayfaları üzerine saçılmıştı. İlk birkaç sayfayı okurken 'en azından birkaç lokma yeseydim, bu okuduklarım midemi bulandırmazdı' dedim.

Leman'la Lijin... Uzun süredir okumaktan kaçındığım türden bir kitap. İçerisinde tarih, savaş, dram, hüzün, aşk, ayrılık var.

Erkeklerin cephelerde düşman askerlerini savmaya çalıştığı, kadınlarınsa evlerinde korumasız olduğu dönemi kaleme almış Gönül Özgül. Üzerinden yüzyıl geçen dünya harbi esnasında yaşananları anlatıyor kitabında.

Takvim yaprakları 1915'i gösteriyor. Mekan Rus askerlerinin konuşlandığı bir Erzincan... Hoşgörü içerisinde yaşayan çok ırklı bir halk... Odak noktamız; Leman, Lijin, Marunka, İkizler, Şevket ve dahası... Geniş yelpazeli bir kitap.

Kendini okutan bir kitap okumama rağmen 'neden bir oturuşta okuyacak zamanım yok ki' diye hayıflandım.

Kitabın vermek istediği Birinci Dünya harbi esnasındaki Osmanlı halkı tablosu mu yoksa Leman'la Lijin'in öyküsü mü diye düşündüm. Aslında oldukça yerinde bir anlatımı ve konusu var. Eksiği yoktu ama fazlası var gibiydi. O fazlalığı da Leman'ın karakterine verdim. Çoğu kez Leman'ın bencil olduğu hissine kapıldım.

Ancak beklediğim son değildi. Bu yüzden kitabı ve kurguyu sevdim. İlk 25 sayfada nasıl burnumun direği sızladıysa aynı sızıyı son 25 sayfada da fark ettim.

Teşekkürler @bilgiyayinevi
256 syf.
·10 günde·8/10
| Spoiler içerebilir belki de içermeyebilir.

Merhaba,

Her insanın kendi hayatında yaşadığı durumlar farklı olunca,bir kitapta hissettikleri ve bekledikleri farklı oluyor. Lisenin ilk senesinde bir arkadaşımın verdiği yılbaşı hediyesiydi bu kitap.O zamandan bu zamana aklıma geldikçe tekrar tekrar göz gezdirmişimdir. Kadın ve kadının iç dünyasına yönelik sade,naif cümleleri ve üniversiteye gidemeyişinin verdiği hüzün etkilemişti beni. Her üniversite öğrencisi görünce bahsettiği hüzne,bulanmış gibi olurdum. Hayatın getirdiği gerçeklerle mücadele ederken, okumaya beslediği derin hasreti anlatmış bizlere...Ve,tek dileğim ülkemdeki diğer çocukların okul ve eğitimle buluşması. Umarım, yazarın diğer kitaplarıyla tanışma şansı elde ederim.
212 syf.
·Puan vermedi
Merhaba merhaba merhaba :)


Çok kısa kitap ile ilgili paylaşım yapıp kaçayım. Kitabın içeriğini çok incelememiştim ama sonunu da böyle beklemiyordum. İçerik konusunda kesinlikle daha farklı bir şeyler bekliyordum fakat dürüst olmam gerekirse beklentimi karşılayamadı. Kitabın içerik konusu, olayları ve karakterleri iyi sonunda şaşırmak isteyen alsın okusun derim :)



Natalie Nurbanu
220 syf.
·Puan vermedi
Okurken bayılacak gibi olduğum kitaplardan. Hayatını yönlendiremeyen karakterin ordan oraya savrulması resmen beni boğdu. Karakterlerle çok özdeşleştiğimden sanırım bana uymayan karakteri yüzünden öyle hissetmiş de olabilirim. Yine de karaktere çok kapılmayanlar için okunabilir.
220 syf.
·6/10
Hemen bitirdiğim bir kitaptı. Arkadaşım Dilara'ya da buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Onun kitabıydı. Bayılmıştım... Duygusal biri olduğum için çok etkilenmiştim sanırım.. Okumanızı tavsiye ediyorum, geç olmadan başlamalısınız.
212 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Herkese merhaba
Leman'la Lijin ilk savaş zamanı iki kız kardeşin hikayesi diye başladım kitaba ama aslında Lijinin erkek olduğunu öğrendim. Erzincan'in Ruslar tarafından işgal edildiği 1915 yıllarını anlatıyor kitap. O dönemde işgal sırasında iyi huylu halka zarar vermeyen Ruslarin ve bunların başında ki adamın kurduğu kötü çetelerin olduğu, insanlara tecavüz edilip sokaklara atıldığı, evinden yurdundan olduklarını okuyoruz kitapta aslında.
Kitabı ele alınca aslında İncir Kuşları adında bir kitap vardı oda savaş çekilen acıları, kadın olmanın yine zor olduğu bir dönemi büyük sıkıntılarını anlatıyordu. İncir kuşlarında sürekli okurken içiniz kan ağlıyordu, fakat bu kitapta okurken sonuna kadar sadece 1 bölümünde aslında içim cız etti. Ardından sonuna kadar özlem hasret yurttan evinden barkından ayrılma olarak gidiyor kitap. Hatta kitaba başlamadan arkadaş ile konuştuk oda çok etkilendiğini söylemişti. Neyden etkilendi ki acaba bu kadar dedim ama kitabın sonuna geldiğimde kala kaldım. Kitabin sonuna kadar sürekli dedim ki normal bir boyutta gidiyor ama sonu beni cidden çok etkiledi. Hiç böyle bir son beklemiyordum.

Bu hikaye gerçek midir değil midir tabiki bilmiyorum ama zaten zamanında Erzincan' da da olduğu gibi bir çok Şehrimiz de savaş yüzünden böyle şeyler yaşandığı için, birseyler yazarken aslında çok özenli ve dikkatli cümleler kurmaya çalışıyorum. Asla çok beğendim alın okuyun diyemem mesela ben böyle kitaplara. Zamanında insanlar bu kadar acı çekmişken biz sadece okuduğumuzla biliyorsak diyemem.
Diyebileceğim tek şey var. Yüreğiniz kaldırabiliyorsa bu tarz kitaplar okuyun.
Sevgiler ️

Yazarın biyografisi

Adı:
Gönül Özgül
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul
Gönül Özgül İstanbul'da doğdu. Liseyi bitiremeden ayrıldı. Beş yıl bir bankada memurluk yaptıktan sonra, Almanya'ya gitti. 1973'ten beri Frankfurt kentinde yaşıyor. On beş yıl bir telefon firmasında gezici işçi olarak çalıştı. Şimdi minik evinde, yeni kitaplar üzerinde çalışıyor. İlk kitabı GEMİNİN EN ALTINDAKİ 1991 yılında yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 162 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 62 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.