Guillermo del Toro

Guillermo del Toro

Yazar
8.4/10
72 Kişi
·
143
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.015
Gösterim
Adı:
Guillermo del Toro
Unvan:
Meksikalı Yazar, Prodüktör, Senarist ve Yönetmen
Doğum:
9 Ekim 1964
Del Toro Meksika’da, Jalisco Eyaletinin başkenti olan Guadalajara’da doğmuştur. Katolik anneannesi tarafından yetiştirilen Del Toro, Instituto de Ciencas’da öğrenim görmüştür. İlk film prodüksiyonunu 1986’da, henüz 21 yaşındayken yapmıştır. Öncesinde yaklaşık 10 yıl makyaj dizaynı konusunda çalışmış, ve 80lerin başında Necropia isimli kendi firmasını kurmuştur. Del Toro aynı zamanda Guadalajara’da gerçekleştirilen film festivalinin de ortak kurucularındandır. Yönetmenlik kariyeri sırasında “The Tequila gang” isimli kendi prodüksiyon firmasını kurmuştur.1998’de babasının Meksika’da kaçırılması üzerine, Del Toro yurtdışında hayatını sürdürmeye karar vermiştir. Şu anda California ( A.B.D.)’da yaşamaktadır.
Nereye bakması ve nasıl dinlemesi gerektiğini bilenlerin sayısı her daim azdır. Doğru. Fakat en iyi hikâyeler için o azınlık yeter.
Kitaplar ona bu dünya ve çok çok uzaklardaki diyarlar hakkında, hayvanlar ve bitkiler ve hatta yıldızlar hakkında tonla şey anlatabilirdi! Kitaplar birer pencere ya da kapı olabilir, uçup gitmesine yardımcı olacak kâğıttan kanatlara dönüşebilirdi.
Ölümlüler son sayfsını okumadan kapatamayacakları bir kitap olduğunu sanır hayatın. Oysa Hayat Kitabı'nın son sayfası yok çünkü her son başka bir hikâyenin ilk sayfasıdır.
...sevgiden ve sevginin beraberinde getirdiği acıdan bahsediyordu. En zifiri karanlıklarda insanın içinde filizlenen güçten bahsediyordu.
En büyük korkularımız daima ayaklarımızın altında gizlenip sert ve sağlam olmasını dilediğimiz zemini sarsarlardı.
Suratı hâlâ yağmurdan ıslaktı. Yoksa yanaklarından süzüldüğünü hissettiği gözyaşları mıydı? Önemi yoktu. Ne de olsa yağmur damlaları da gözyaşıydı. Dünya ağlıyordu.
286 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Filmini izlememin üzerinden yıllar geçti ve ben kitaba başladığımda neredeyse hiçbir şey hatırlamıyordum. Masalla hayat şartları sanki içiçe geçmiş yeni Bi tür oluşturmuş gibi... Meraktan elimden bırakamadan saatlerce aralıksız okudum. Mutlu bir son mu? Evet. Ama insanın içini buran, boğazına düğümü atan cinsten... Keşke öyle değilde böyle olsaydı dediğim tek bir konu bile olmadı. Çünkü öyle olsaydı eminim bu etkiyi bırakmazdı.
286 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Pan’ın Labirenti önce okundu ve sonra izlendi. Aslında hep kitapların film uyarlamasına denk geliriz ama bu sefer tam tersi olmuş. 2006 yılında çıkan film, 2009 yılında kitap olarak uyarlanmış.
Hem filme hem kitaba tek kelimeyle bayıldım! İnanılmaz bir dünyanın içine dalıyoruz Ofelia sayesinde. Çevirisi muazzam güzeldi. Her bir fantastik karakteri daha izlemeden kafamda canlandırdım ki izleyince daha net anlıyorsunuz baya farklı ve inanılmaz türler var.
Bir yanda II. Dünya Savaşı, bir yanda Ofelia’nın hayal gücü. Savaşların çocukları nasıl etkilediğini okuyoruz aslında.
Masalsı bir havası var ama çiçek böcek beklemeyin. Son derece karanlık ve üzücü bir hikaye okuyoruz.
Babasını savaşta kaybeden bir kız çocuğu annesiyle birlikte, acımasız ve sadist bir üvey babanın yanına taşraya taşınmak zorunda kalmasıyla başlıyor her şey. Bazı sahneleri özellikle filmde izleyemiyorsunuz bile. Hikayenin iki yüzü de sizi etkiliyor. İkisi de muhteşemdi. Hem kitap hem film harika bir dünyanın kapılarını açıyor.
Hele öyle bir son. Gerçek dünyaya değilde Ofelia’nın hayal dünyasının gerçek olmasını dilerken buluyorsunuz kendinizi. Kesinlikle hem okuyun hem izleyin.
286 syf.
·10/10 puan
“Gerçekler etrafınızı sardığında, tek sığınağınız hayal gücünüzdür.”

Öncelikle bu sayfaları hem büyülü ve masalsı öyküler ile gerçek hayattaki savaşın iç içe geçmiş paralel ilerleyen Pan’ın Labirenti kitabını çok ama çok sevdiğimi söylemek istiyorum.
Ofelia adlı küçük bir kız, annesiyle taşraya geliyor ve İkinci Dünya Savaşı İspanya’sındaki faşist Franco iktidarını temsil eden, son derece saplantılı ve sadist, en büyük saplantısı faşizm karşıtı asi gerillaları avlamak olan üvey babası Yüzbaşı Vidal ile tanışıyor.
Ofelia, Yüzbaşı’nın her gün savaştığı gerillaların saklandığı bu kadim ormanda çok eskiden değirmen olan bir konakta sorunlu bir hamilelik geçiren anne ve sadist üvey babasıyla yaşamaktan çok mutsuz.
Ofelia kaçışı kitaplarında, özellikle peri masallarında arıyor. Bir yandan gerçek hayattaki gerilla savaşı devam ederken, Ofelia annesini korumaya ve değirmenin yakınlarında yaşayan Pan’ın kendisine verdiği görevleri başarmaya çalışıyor.
Pan’ın Labirenti 1944 yılında iç savaştan sonra ki İspanya’nın içler acısı dönemine de ışık tutuyor bu arada da sizde Franco’nun İspanyası’nı araştırma isteği uyandıracak.
Guillermo de Toro’nun yazıp yönettiği 2006 yapımı filmini çok etkilenerek izlemiştim ve şimdi de yazar Cornelia Funke ile birlikte yazmış olduğu bu kitabı okuma şansını kaçıramazdım ve bu sizi daha ilk sayfalardan itibaren içine çeken eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Not: Bu eserin hem filmini hem kitabını çocuklar için uygun bulmadığımı, en az 15 yaş üstünün kaldırabileceği korku motifleri olduğunu belirteyim.

“Ölümlüler son sayfasını okumadan kapatamayacakları bir kitap olduğunu sanır hayatın. Oysa hayat kitabının son sayfası yok çünkü her son başka bir hikayenin ilk sayfasıdır.”
522 syf.
·9/10 puan
Ünlü yönetmen Guillermo del Toro ve senarist-yazar Chuck Hogan'dan dizi temposu kalitesinde yazılmış gayet kaliteli bir salgın/vampirizm romanı. Üçlemenin diğer iki kitabını da merak ettiren bir finalle noktalandı. Ölümcül Tür'ün özellikle ilk 150 sayfası merak ve gerilim öğelerini diri tutmada çok başarılı. Sonrasıysa macera ve korku konusunda aynı başarıyı sergiliyor.
464 syf.
·10/10 puan
En çok sevdiğin filmler hangisi diye sorsanız vereceğim cevap: "Yaratık", "28 Gün Sonra", "Tehlikeli Yaratıklar", "Deney", "Jurassic Park", " Tehlikeli Tür" vs olurdu.
Bayılırım böyle filmlere. Vampirler, yürüyen ölüler, uzayda geçen gerilim dolu günler, dünyanın bir virüs yüzünden yok olması ve yaratıkların dünyayı işgal etmesi.
Korku filmleri izlerken sanki bulunduğumuz odada canavar varmış gibi inandırırız kendimizi. Bahse girerim hayatımız boyunca en az bir kez gerilim dolu filmleri izlemiş, korkuya kapılmışınızdır. En cesur yetişkinler bile izledikleri filmlerden etkilenerek sanki arkasından uzanan kanlı bir pençe varmış gibi sık sık arkasına bakar, geceleri ışığı açık bir şekilde uyurlar. En azından ben öyleyim.

Bu seriyi yaklaşık beş yıl önce incelemiş "tam benlik" demiş, atmıştım sepete. Okumak tam da bu günlere kısmetmiş. Muhammed Tiryaki 'ye ne okuyorsun diye sormasam sanırım bir beş yıl daha okunmayı bekleyecekti.
Eğer yukarıda yazdığım filmlerden hoşlanıyorsanız hemen şu an yorumumu okuduktan sonra bu üçlüyü atın sepete.

Kısa sürede tüm dünyaya yayılacak bir salgın başlar. Tüm dünyaya iki ay icinde yayılan, insan ırkına musallat olan yeni bir istilacı türü. Şehirde gezen bir virüs. Ama sıradışı bir şey. İnsanların gördüğünden en kötüsü. İnsanlarla beslenen yaratıklar çıkar ortaya. Vampirler. "Şey-efendi" korkutucu bir vampir ama ondan daha korkutucu olansa bazı insanların yapmış olduğu dehşet verici davranışlar. Örneğin akıl almaz davranışlar sergileyen Hitler. Kitap mükemmel bir kıyaslama yapmış. Doğrudur, insanın insana yaptığı kötülüğü hiçbir canlı yapmamıştır. Hayal ürünü olan vampirler, zombiler vs gibi yaratıklar da buna dahil. İnsanların bu dünyada karşılarına çıkan her vahşi avcıdan daha zalim yaratıklar olduğunu anlatmış yazar.
İnen uçaklardaki sessizlik, güneş tutulması, virüs kapan insanların bir günlük kuluçka döneminden sonra zombi olarak tekrar ayağa kalkmaları, tıbbi ve bilimsel yönden açıklanamayan bir salgın krizi ile karşı karşıya olmalarına rağmen bazı insanların bunu saklamaları, inkarları, birilerini suçlamaları, ekonominin çöküşü ve kaçınılmaz son.
Kitabın "The Strain" adlı dizisi de var. Birkaç gün önce izlemeye başladım bile.
286 syf.
·Puan vermedi
Herkese merhabalar pan ın labirenti kitabında ofelia on üç yaşında bir kızdır ve babası yeni vefat etmiştir. hamile annesi carmen le yeni üvey babası yüzbaşı vidal ile bir köye yerleşirler. çünkü yüzbaşı vidal in buradaki milis güçlerini alt etmesi görev yeri burasıdır. ofelia peri masallarına düşkünlüğüyle bilinirken annesi zorlu bir hamilelik dönemi geçirmektedir.yarı fantastik yarı franco dönemini anlatan kitabı ben çok beğendim.

Amma velakin kitabın tam on dört sene önce filmini izlemiştim ve çok çok çok beğenmiştim. hatta en beğendiğim filmlerden biri diyebilirim. del toronun zaten hayranıyımdır ama funke hakkında en ufak bir fikrim dahi yoktu kalemi güzel beğendim. ama şunu söyliyeyim bunun kitabına ne gerek vardı zaten filmi güzel zaten rekorlar kırmış paranız mı bittide böyle bir kitap çıkardınız filmin vizyon tarihinden on üç sene diye aklımda deli sorular tabiiki deli saçması bunlar ama bence film, film olarak kalmalıydı benim şahsi görüşüm. kitabın normal hikaye kısımlarıfnı okurken filmin sahnelerinin tekra gözlerimde canlandı.funke nini ise yazdığı fantastik öyküler is kitabın ana gidişatı bağlanmaya çalışılmıştı hikayeleride gayet keyfili bulmamla beraber keşke hikaye kısımları biraz daha fazla olsaymış diyorum.bence önce film sonra kitap

ÖZ ELEŞTİRİ

Ne yazıkki bu kitaba alarak kapitalizme ayak uydurdum . sırf aa bak bende pan ın labirentinin kitabınıda var demek için. sonuç olarak kim kazandı del toro kazandı funke kazandı epsilon kazandı vs vs. peki biz elimizde pan ın labirentinin kitabı var :)) her neyse sağlıcakla kalın :)
286 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Kitaplar birer pencere ya da kapı olabilir, uçup gitmesine yardımcı olacak kağıttan kanatlara dönüşebilirdi."

Pan'ın Labirenti, masalların büyülü atmosferi ve gerçek hayatın acılarını harmanlayan, erkeklerin dünyasında güçlü olmak için mücadele veren kadınları, eşitlik ve özgürlük için savaşan insanları, bir çocuğun çevresini anlamlandırma ve kendini ait hissedebileceği bir dünya arayışını, fantastik öğelerle birlikte işleyen ve çok etkilenerek okuduğum bir kitap oldu.

2006 yılında çıkan Pan'ın Labirenti filminden uyarlama olan kitabın; konu ile ilgili birbirinden etkileyici masallarla zenginleştirilmesi, karakterlerin duygularını net bir şekilde yaşatan akıcı anlatımı ve içindeki muhteşem illüstrasyonları ile filminden daha etkileyici olduğunu düşünüyorum.

Peri masallarını seven 13 yaşındaki Ofelia savaşta babasını kaybeder. Zorlu bir hamilelik süreci geçiren annesi ile birlikte yeni evlendiği eşi Yüzbaşı Vidal'in yanına doğru yola çıkarlar. İspanya'da
Franco yönetimine karşı direnen asileri yakalamakla görevlendirilmiş Yüzbaşı, acımasız, sevgi ve merhametten yoksun biridir. İlk tanıştığı anda bunu hisseden Ofelia yalnızlık duygusu ile etrafı keşfetmek için dolaşırken, ormanda bir labirent bulur. Korkutucu olduğu kadar, merak uyandıran bu labirentte kendisinin bir prenses olduğunu iddia eden bir Satir ile karşılaşır. Satir Ofelia'ya ailesine ve ait olduğu yere kavuşmak için birbirinden zorlu 3 görevi yerine getirmesi gerektiğini söyler.

Mercedes ise Ofelia' nın yeni yerleştiği evde Yüzbaşı Vidal' in hizmetindedir. Hikaye bir yanda Mercedes ve yaşadığı zorluklara değinirken, bir yanda Yüzbaşı Vidal'in direnişçilerle savaşı, aynı zamanda da Ofelia' nın büyülü macerasına yer veriyor.

Savaşlar ve gücü elinde bulunduran insanların acımasızlığı kadar, periler, satirler, çocuk yiyen varlıklar, büyülü yer altı krallıkları gibi öğeleri de konu ile bağlantılı masallarla işleyen ve zenginleştiren bu kitap önerimdir.
286 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap Türkiye'de satışa sunulur sunulmaz sipariş vermiştik ama okumak anca nasip oldu. Açıkçası hem Pan'ın Labirenti filmine olan hayranlığım hem de Cornelia Funke hayranlığım beklentimi yükseltmişti. Tabii bir yandan da çakılmaktan korkuyordum çünkü filmin görsellik ve ses ile desteklenen inanılmaz masalsı bir havası vardı. Kitapta aynı havayı yakalamış olmaları beni çok mutlu etti.
286 syf.
·1 günde·8/10 puan
#kitapyorumu
Pan'ın Labirenti -Gullermo Del Toro / Cornelia Funke
Merhabalar
Çocuk gözünden yazılan, anlatılan kitaplar bir başka benim gözümde. Pan'ın Labirenti 'ne hem bu yüzden hem de sevdiğim bir yazarın elinden çıkması sebebiyle heyecanla başladım ve gerçekten çok beğendim. Bütün fantastik dünyalara nazaran gerçekçiliği daha ön planda olan bir mekan yaratmış yazar. Okurken kitabın tarzını unutup hep olabileceğini düşünüyorsunuz ve bu sizi kitaba daha çok bağlıyor. Yani neden bir gün bir peri gelip bizi de bir labirente götürmesin ki ... Söylemek istediğim olağan üstü olaylar yerine çok kitap okuyan insanların fazlaca inandığı ve tanıdığı bir dünya içinde canlanıyor hikaye ve bu da kitabı daha çok sevmenizi sağlıyor bana göre. Ancak burada görev yazara düşüyor oldukça bilindik bir ortamdayken okuyucuyu kitapta tutmak daha zor. Yazar burada o büyülü dilini kullanmış. Ilk defa filmden kitaba uyarlanan bir kitap okudum ve her iddaasına girerim ki kitabı yine daha çok beğeneceğim. (henüz filmi izlemedim)
Masalları hem korkutucu hem de öğreticidir. Ancak kitaptaki kızın üvey babasını kurda benzetmesi bana çok şey anlattı. Tekrar mesleğimi çok sevdim ve tekrar çocukları çok sevdim. Her bakış açıları çok kıymetli. Mutlaka okumanız gereken bir kitap. Tavsiyem yavaş yavaş sindirerek ve anlamlandırarak okumanız.
Keyifli bir cuma olsun... Sevgiler 🖐

Yazarın biyografisi

Adı:
Guillermo del Toro
Unvan:
Meksikalı Yazar, Prodüktör, Senarist ve Yönetmen
Doğum:
9 Ekim 1964
Del Toro Meksika’da, Jalisco Eyaletinin başkenti olan Guadalajara’da doğmuştur. Katolik anneannesi tarafından yetiştirilen Del Toro, Instituto de Ciencas’da öğrenim görmüştür. İlk film prodüksiyonunu 1986’da, henüz 21 yaşındayken yapmıştır. Öncesinde yaklaşık 10 yıl makyaj dizaynı konusunda çalışmış, ve 80lerin başında Necropia isimli kendi firmasını kurmuştur. Del Toro aynı zamanda Guadalajara’da gerçekleştirilen film festivalinin de ortak kurucularındandır. Yönetmenlik kariyeri sırasında “The Tequila gang” isimli kendi prodüksiyon firmasını kurmuştur.1998’de babasının Meksika’da kaçırılması üzerine, Del Toro yurtdışında hayatını sürdürmeye karar vermiştir. Şu anda California ( A.B.D.)’da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 143 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 110 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.