Gülayşe Koçak

Gülayşe Koçak

YazarÇevirmen
7.9/10
33 Kişi
·
86
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.517
Gösterim
Adı:
Gülayşe Koçak
Unvan:
Yazar,eğitmen,çevirmen
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1956
1956’da New York’ta doğdu. Okul öncesi çocukluğu Addis Ababa’da geçti. İlkokulu Kopenhag’da bir Fransız manastırında, ortaokulun bir bölümünü TED Ankara Koleji’nde okudu. Lise eğitimini Hannover’de bir "gymnasium"da alırken, Hannover Müzik ve Tiyatro Yüksekokulu’nda misafir öğrenci olarak piyano eğitimini sürdürdü. Liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nde tamamlayan Koçak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın-Yayın Yüksek Okulu’ndan 1979’da mezun oldu. Koçak, Ankara’daki Kanada Büyükelçiliği’nde 5 yıl Büyükelçiliğin resmî tercümanı, ikinci 5 yıl Konsolos Yardımcısı olarak görev yaptı; Kanada Dışişleri Bakanlığı’nın “Consular Excellence” ödülüne layık görüldü. Roman yazmaya Büyükelçilikte çalıştığı yıllarda başladı. Yine bu yıllarda amatör bir oda müziği grubuyla müzik çalışmalarına başladı ve grup pek çok konserler verdi. Bunun yanısıra 3 yıl boyunca Ankara’daki Anglikan Kilisesi’nin pazar ayinleri orgculuğunu yürüttü. Daha sonra White and Case Hukuk Şirketi’nin Ankara bürosunda 3,5 yıl personel müdiresi olarak çalıştı. 1999’da ailesiyle İstanbul’a taşınan Koçak, Sabancı Üniversitesi’nde 3 yıl rektör özel kalem müdiresi olarak çalıştı.

2003 yılında Sabancı Üniversitesi bünyesindeki Yazma Becerileri Merkezi’ne geçerek ders vermeye başladı. Halen Sabancı Üniversitesi öğrencilerine, idari personele ve akademisyenlere, yurtdışından gelen değişim öğrencilerine, ayrıca Gebze’deki TEV İnanç Türkeş Lisesi öğrencilerine yönelik, Yaratıcı Düşünceyi Geliştirme ve Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları (Türkçe ve İngilizce) düzenliyor; öğrencilerin gerek akademik, gerekse yaratıcı yazılarına geribildirim sunuyor. Davet üzerine Koçak, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, Kadir Has Üniversitesi ve TED İstanbul Koleji öğrencilerine, çeşitli okullardan lise öğretmenlerine, ayrıca Maltepe Cezaevi ceza infaz memurlarına yönelik Yaratıcı Düşünme–Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları da düzenledi.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun kurucu kadrosunda yer alan Koçak, 2007 yılından bu yana Mor Sertifika programı kapsamında Van, Kars, Nevşehir, Trabzon ve İstanbul’da lise öğretmenlerine toplumsal cinsiyet konusunda eğitimler verdi. Koçak, yanı sıra şirketlere de “Etkili Yazma Teknikleri”, “E-Mail Adabı” “Raporlama Teknikleri” “Yaratıcı Düşünme” eğitimleri veriyor.

Koçak’ın ilk romanı Çifte Kapıların Ötesi 1993’te; ikinci romanı Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? ise 1997’de yayımlandı. Yazarın üçüncü romanı Topaç2002 yılında çıktı. Şubat 2012’de ise dördüncü romanı Siyah Koku’yu yayımladı. Koçak’ın, çeşitli sosyal bilim sahalarında kitap ve makale çevirileri bulunmaktadır. Bunun dışında, Virgül’de, PsikeArt’ta, Mahsus Mahal’de, edebiyat sitesi iktidarsiz.com’da, SUDergi’de ve başka dergilerde yayımlanmış deneme, makale ve kitap tanıtım yazıları bulunmaktadır. Yazar canlı hakları, toprak ana hakları, çevre meseleleri, “biz ve öteki” meseleleri, azınlıklar, toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenmektedir. İki oğlu olan Koçak, halen İstanbul'da yaşıyor, yazıyor, ders veriyor, piyano çalıyor ve çok-sesli korolarda söylüyor.

Yapıtları

Çifte Kapıların Ötesi (1993)
Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? (1997)
Topaç Kanat Kitap (2002)
Siyah Koku (2012)
Bizlere tek bir can bahşedilmiş; ve her birimiz eceliyle, yani doğal biçimlerde ölmeye hakkı olmalı. Tek bir kişinin bir başkası eliyle ölümü karşısında akan sular durmalı.
291 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Yazar, Gülayşe Koçak 2013 yılı itibarı ile Sabancı Üniversitesi Yazma Becerileri Merkezi'nde Yaratıcı Yazma düzenliyor ve Yaratıcı Yazma atölyelerinde İngilizce ve Türkçe seminerler vermeye devam ediyor...

Kitabında ise ana başlıklar halinde bir eser yazmanın ipuçlarının yanında zorluklarının nasıl bertaraf edileceği konusunda sayısız örnekler vererek, yazmak isteyen kişileri yüreklendiriyor...

Yaratıcı Yazarlık kurslarında öğrencilerine verdiği başlıklardan çıkan kısa öykülerle süslü bu kitap, yazmak isteyen yazar adayları için kaynak olma niteliğinde...

Sade ve anlaşılır bir dil ile kaleme alınmış bu kitap, ilgilenenlere yol haritası oluşturmak açısından çok faydalı olacak bir eser...
496 syf.
·7/10
#okudum
.
.
Merhaba dostlar
.
Birkaç gündür elimde olmadığında bile aklımda olan bu romanla birlikteydim. Kısaca anlatmayı başarabilir miyim bilemiyorum...
.
Küçücük yaşında anne babasını, sonra da ağabeyini kaybeden, anneannesiyle dedesinin büyüttüğü Mine'nin hikâyesi bu. Ya da hikâyeyi Mine anlatıyor diyelim. Çünkü anlatılan yalnızca birilerinin hikâyesi değil. Öteki beriki diye ayrışmanın, sevginin, anneliğin, ihtiyarlığın, erkekliğin, insanlığın ne olduğunun sorgulandığı bir roman. Elimizdekinin, doğanın kıymetini bilmemenin insanlığı hangi noktalara götürebileceğine dair bir uyarı. Suyun neredeyse tükendiği, su haplarının, yapay besinlerin, aşırı sıcak bir dünyanın, zorunlu organ bağışlarının ve daha bir çok tüyler ürpertici detayın resmedildiği bir distopya.
.
.
Mine'nin Tuncay'la ilişkisi çok can sıkıcı, beni isyan ettiren bir ilişkiydi. Bir yandan da "normal" dediğimiz beklentileri sorgulattı tabii. Bazı isimler, tanımlar sanki tam olmamış gibi geldi. Bazı konular çok uzamış gibi geldi. Bazen, nedenine tam parmak basamasam da, bazı şeyler sanki olmamış gibi bir şeyler hissettim.
.
Amaaa... Beş yüz sayfalık romanı hep merakla, sorgulayarak, şaşırarak, düşünerek, üzülerek okudum. Ne demek istediğimi ancak okuyunca anlayabilirsiniz.
.
Alıntı:
.
Şimdi düşünüyorum da galiba dünya inanları arasındaki en önemli ayırım, "sus" denmiş olanlar ve olmayanlar. "Sus" denmiş olanların içinde bir şeyler ebediyen kırılıyor ve bir daha asla onarılamıyor.
184 syf.
·3 günde·9/10
180 sayfalık bu kitap hakkında 200 sayfa yazabilirim. Gülayşe Koçak 'ın 1993 yılında yazdığı kitabı 2017'de okumanın utancıyla bir kadının duyduğu saf suçluluğu çok etkilenerek okuyorum. Basit bir yutkunamamak sorunu ile başlayan ve yaşantımızda aslında farketmeden neleri yuttuğumuzu, sonrasında ruhumuzun aldığı bu yaraların bedenimizde yol açabileceği tahribatın harika bir anlatımı. Psikiyatriste gitmiş her insanın hekim ve seans çözümlemesiyle kendisinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. Umursanmadığını, layık olmadığını, sevilmediğini ve her daim kendisinden çok değer verdiklerini düşünmek adına oburca okuyabileceğiniz bir kitap.
284 syf.
·Beğendi·9/10
Etkileyici bir distopya. Gerçekten de distopik dehşet verici bir portre çizmiş başarılı, sürükleyici bir roman. Okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
212 syf.
·56 günde·5/10
Ikinci evliliklerini yapan bir ciftin kendi iliskileri ve ilk esleri ile olan iliskilerinin hesaplasmasi uzerine yazilmis bir roman.Kitabi bitirmem uzun zamanimi aldi oyle ki araya bir kac kitap alarak onlari bitirdim.Kisilerin kendi ic dunyalariyla olan ic monologlari ve birbiriyle olan diyaloglari fazla olan bir roman.Genel olarak kadin erkek iliskisi merkezinde bir kitap, severek okudugumu soyleyemem fakat kitabin sonuna dogru tekduzelikten siyrilip nispeten akici oldugunu da belirtmek isterim
Yasemin Çarıkcı
Yasemin Çarıkcı Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı?'ı inceledi.
212 syf.
·5 günde·8/10
Kadın erkek ilişkileri üzerine okuduğum en gerçekçi kitaptı. İsmiyle dikkatimi çektiği için almıştım, okuyunca da kendimden çok şey buldum. Özellikle kadınların düşünüş tarzını yansıtma bakımından çok başarılı.
Ferya Fertelli
Ferya Fertelli Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı?'ı inceledi.
212 syf.
·8/10
Gülayşe KoçakGözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı


Orta yaşlardaki antropolog Mehmet ile genç müzisyen Yasemin’in evliliklerinin bir kesitini anlatıyor roman.Yasemin bir önceki evliliğinden ciddi yaralar almış,Mehmet ise eşini kaybetmiş.Eski eşlerin gölgesinde,şimdi ki ilişkiyi yürütme çabalarını,iki kişinin karşılıklı diyalogları zaman zamanda iç monologlarıyla ilerleyen bir süreç.Türk aile yapısının yetiştirme tarzının evlilikte ki izlerini erkek karakterde çok baskın bir şekilde göstermiş yazar.İç hesaplaşmalarıyla,sorgulamalarla,kadın erkek ilişkileri,evlilik,cinsellik,çocuk sahibi olmak,aldatmak ve iletişimsizlik konuları işlenmiş kitapta.
Yasemin’in müzisyenliğinden kaynaklı kitapta çok yoğun müzik atmosferi vardı.

Çok fazla içine giremedim kitabın.Gülayşe Koçak’tan okuduğum üçüncü kitaptı.



️Bir yılanın derisini sıyırıp atması gibi kendimden sıyrılıp,Her şeyden ve kendim dahil herkesten uzaklaşmak … Gerçek yalnızlığın içine düşmek… Delice ve çaresizce özlüyorum bu düşüşü;kaçınılmaz olarak yaratacağı hüznü on kez, bin kez göze almışım. Çünkü Bu tür Bir toptan yalnızlığın bana açacağı binlerce kapının sunacağı teselliye şu anda fena halde ihtiyacım var: ucu bucağı sonu olmayan türden karanlıklarda her yöne gidiş serbesttir. Telaş, endişe ya da herhangi bir sınırlama yoktur burada: Her yön,bir yol. Dalgalara karşı boğuşmakta yok kendini bir mantar parçası gibi bırakmak ve hafiflemek var. “Gerçek” olarak ne hikmetse tanımladığınız yaşam kendini geriye çekince farklı farklı milyonlarca kapı açılı veriyor insana.
️Özenle sarılması gereken yaralarla kaplıydım.
️ Şefkat duydum ve onu hep bir tablo ya da hayran olunacak canlı bir biblo olarak resmettim kafamda.Biblonun içindeki zenginlikleri görmekten adeta kaçındım!Evet,aynen böyle oldu; İnanamıyorum buna. Gözlerindeki şu hüznü gidermek için ne yapmalı?
168 syf.
·3 günde·8/10
Ben Gülayşe Koçak fanı bir insanım itiraf ediyorum. Alfa kitaptan çıkan denemeleri ise o kadar samimi ve mütevazı ki okumalara doyamadım. Hayattaki tecrübelerini, annesini, babasını ve geçmişini açıklıkla anlatmasına bayıldım. İnsanın kendisini ve çevresini eleştirmesi çok büyük bir meziyet. Egosunu bir yana bırakıp kendisinin eksik yönlerini bizlerle paylaşmış. Yine bayıldım kendisine, aklına, kalbine...
184 syf.
·2 günde·8/10
Çifte kapılar, iki dünyayı birbirinden ayırıyor; dışarıdaki dünya, içerideki dünya. Burada, çifte kapıların ötesine, yani içerideki dünyaya doğru yolculuğa çıkartıyor yazar bizi. Kahramanımızın yutkunamamasıyla başlayıp panik ataklarla devam eden "tıkanıklıklarının" çözümlenmesine -veya yalnız sorgulanmasına- tanıklık ediyoruz. Kurcaladıkça çoğalıyormuş gibi görünen ve fakat aslında tek bir sebepten; insanın çekirdeğinde yatan "değersizlik" hissinden kaynaklanan bir çok şikayet ve sıkıntıyla yüz yüze geliyoruz. Kendimizi veya başkalarını daha iyi tanımak, sorgulamak, bazı şeyleri anlamlandırabilmek adına lezzetli bir kitap olmuş. Kitapta özellikle sevdiğim unsur ise, bir yandan kahramanın başına gelen olay anlatılırken, diğer yandan da geçmişte meydana gelmiş, o anda kahramanın şu ya da bu şekilde davranmasına yol açan olayların verilmesiydi. Böylece kemikleşmiş bazı davranışların nerelerden doğduğunu, neden o şekilde geliştiğini görebilmek mümkün olmuş.
Son olarak yazarın hayat hikayesi ile roman kahramanınkinin yer yer paralel olduğunu da eklemek isterim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülayşe Koçak
Unvan:
Yazar,eğitmen,çevirmen
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1956
1956’da New York’ta doğdu. Okul öncesi çocukluğu Addis Ababa’da geçti. İlkokulu Kopenhag’da bir Fransız manastırında, ortaokulun bir bölümünü TED Ankara Koleji’nde okudu. Lise eğitimini Hannover’de bir "gymnasium"da alırken, Hannover Müzik ve Tiyatro Yüksekokulu’nda misafir öğrenci olarak piyano eğitimini sürdürdü. Liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nde tamamlayan Koçak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın-Yayın Yüksek Okulu’ndan 1979’da mezun oldu. Koçak, Ankara’daki Kanada Büyükelçiliği’nde 5 yıl Büyükelçiliğin resmî tercümanı, ikinci 5 yıl Konsolos Yardımcısı olarak görev yaptı; Kanada Dışişleri Bakanlığı’nın “Consular Excellence” ödülüne layık görüldü. Roman yazmaya Büyükelçilikte çalıştığı yıllarda başladı. Yine bu yıllarda amatör bir oda müziği grubuyla müzik çalışmalarına başladı ve grup pek çok konserler verdi. Bunun yanısıra 3 yıl boyunca Ankara’daki Anglikan Kilisesi’nin pazar ayinleri orgculuğunu yürüttü. Daha sonra White and Case Hukuk Şirketi’nin Ankara bürosunda 3,5 yıl personel müdiresi olarak çalıştı. 1999’da ailesiyle İstanbul’a taşınan Koçak, Sabancı Üniversitesi’nde 3 yıl rektör özel kalem müdiresi olarak çalıştı.

2003 yılında Sabancı Üniversitesi bünyesindeki Yazma Becerileri Merkezi’ne geçerek ders vermeye başladı. Halen Sabancı Üniversitesi öğrencilerine, idari personele ve akademisyenlere, yurtdışından gelen değişim öğrencilerine, ayrıca Gebze’deki TEV İnanç Türkeş Lisesi öğrencilerine yönelik, Yaratıcı Düşünceyi Geliştirme ve Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları (Türkçe ve İngilizce) düzenliyor; öğrencilerin gerek akademik, gerekse yaratıcı yazılarına geribildirim sunuyor. Davet üzerine Koçak, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, Kadir Has Üniversitesi ve TED İstanbul Koleji öğrencilerine, çeşitli okullardan lise öğretmenlerine, ayrıca Maltepe Cezaevi ceza infaz memurlarına yönelik Yaratıcı Düşünme–Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları da düzenledi.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun kurucu kadrosunda yer alan Koçak, 2007 yılından bu yana Mor Sertifika programı kapsamında Van, Kars, Nevşehir, Trabzon ve İstanbul’da lise öğretmenlerine toplumsal cinsiyet konusunda eğitimler verdi. Koçak, yanı sıra şirketlere de “Etkili Yazma Teknikleri”, “E-Mail Adabı” “Raporlama Teknikleri” “Yaratıcı Düşünme” eğitimleri veriyor.

Koçak’ın ilk romanı Çifte Kapıların Ötesi 1993’te; ikinci romanı Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? ise 1997’de yayımlandı. Yazarın üçüncü romanı Topaç2002 yılında çıktı. Şubat 2012’de ise dördüncü romanı Siyah Koku’yu yayımladı. Koçak’ın, çeşitli sosyal bilim sahalarında kitap ve makale çevirileri bulunmaktadır. Bunun dışında, Virgül’de, PsikeArt’ta, Mahsus Mahal’de, edebiyat sitesi iktidarsiz.com’da, SUDergi’de ve başka dergilerde yayımlanmış deneme, makale ve kitap tanıtım yazıları bulunmaktadır. Yazar canlı hakları, toprak ana hakları, çevre meseleleri, “biz ve öteki” meseleleri, azınlıklar, toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenmektedir. İki oğlu olan Koçak, halen İstanbul'da yaşıyor, yazıyor, ders veriyor, piyano çalıyor ve çok-sesli korolarda söylüyor.

Yapıtları

Çifte Kapıların Ötesi (1993)
Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? (1997)
Topaç Kanat Kitap (2002)
Siyah Koku (2012)

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 96 okur okuyacak.