Geri Bildirim
Gülseren Budayıcıoğlu

Gülseren Budayıcıoğlu

8.8/10
244 Kişi
·
433
Okunma
·
90
Beğeni
·
8.357
Gösterim
Adı:
Gülseren Budayıcıoğlu
Unvan:
Türk Psikiyatr ve Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1947
Eğitim :

İlk ve Orta Öğrenim- TED Ankara Koleji, 1965

Üniversite- Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1965-1972

İhtisas- Hacettepe Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü, 1972-1977

Tıp öğrenimi sırasında önce TRT Ankara Radyosu’nda, daha sonra da TRT televizyonunda 5 yıl boyunca kadrolu spiker ve sunucu olarak görev yaptı.. 1977’de uzman oldu ve 1982 yılına kadar aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak meslek yaşamına devam etti. Bu dönemde bir yıl süreyle, Hacettepe Üniversitesi ve TRT'nin iş birliği ile hazırlanan ve TRT Televizyonlarından canlı olarak yayınlanan, "İnsan ve Dünyası" adlı sağlık ve eğitim programlarında, yapımcı ve sunucu olarak görev aldı.

1982 yılında Üniversite'den ayrıldı. 2005 yılına kadar, Ankara'da serbest hekim olarak çalıştı. 2004 yılında, farklı tanı gruplarından hastalarıyla görüşmelerini bire bir kaleme alarak Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan "Madalyonun İçi" adlı kitabı yazdı.

07.03.2005 tarihinde en büyük hayalini gerçekleştirerek, her kesimden insanın sosyal güvencelerini kullanarak başvurabileceği, T.C. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı Ankara'nın ilk özel psikiyatri merkezi olan "Madalyon Psikiyatri Merkezi” ni kurdu. 2013 Şubat ayında, Madalyon Psikiyatri Merkezi İstanbul şubesini kurdu.

2008 yılında "Günahın Üç Rengi" ve 2011 yılında “Hayata Dön” adlı kitapları yine Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı.

Eşini 2007 yılında kaybeden ve iki çocuğu bulunan Budayıcıoğlu, halen ülkemizin en büyük özel psikiyatri merkezi olma özelliğini koruyan Madalyon Psikiyatri Merkezi’nin başkanı olarak meslek yaşantısını sürdürürken, bir yandan da hastaları ile yaptığı görüşmeleri bire bir anlatan, psikiyatriyi kuramsal olmaktan çıkarıp pratik yaşam içinde kitlelere sunan kitaplar yazmaya devam etmektedir.

Yayınları:

Madalyonun İçi, Bir Psikiyatristin Not Defterinden-(Psikolojik Roman) (2004)Remzi Kitabevi
Günahın Üç Rengi, Madalyonun Öteki Yüzü-(Psikolojik Roman) (2008) Remzi Kitabevi
Hayata Dön-(Psikolojik Roman) (2011) Remzi Kitabevi
Demek şiir seviyorsunuz. Duyguları güçlü, iç dünyaları zengin ve zeki insanlar sever şiiri. Çünkü onlar şiirin içinde bir yerlere saklanan duyguları bir bir keşfetmeyi, yakalamayı, bu farklı renkteki duyguları tanımayı bilirler.
Bir insan, ancak kendi kendini bağışlayabilirse kötülükten kurtulabilir. Küskün insan iyi insan olamaz. Marifet insanları küstürmemekte, kendi gözlerinden yine kendilerini düşürmemektedir.
Sevilmeyen insanların gözlerinin ışığı hep biraz sönüktür. Bunu görmek her zaman hüzünlendirir beni. Aç kalmak, susuz kalmak gibi bir şeydir bu...
Çünkü müzik, sözcüklerin ifade edebileceğinin, hissettirebileceğinin çok ötesinde şeyler hissettirir insana.
En iyisi çok okumalı ve bu soruların(dinle ilgili) cevaplarını kendim bulmalıydım. İşte o yaşlarda(14-15) başladım bu konuda okumaya ve hala okuyorum. Bitiremedim bir türlü. Kur’an, İncil,Tevrat,Mevlana, Yunus Emre, Budizm ve daha neler neler.Din felsefesi ve Tasavvufu çok sevdim. Babamın bana 15 yaşındayken hediye ettiği Kur’an hala duruyor.Kur’an aynı Kur’an ama mana değişti. Şimdi artık bu konuda sorunum kalmadı.
Tanrı’ya, bizi yaratan Sevgili Tanrı’ya sonuna kadar inanıyor ve onu çok seviyorum. Biliyorum ki, o da beni seviyor. Yarattığını seviyor. Artık beni gözetlemiyor, denemiyor. Bana her şeyin en güzelini sunarken, benden tek istediği, benim bu güzellikleri görmem, hissetmem ve mutlu olmam. O sadece benim mutluluğumu paylaşmak, onu nasıl sevdiğimi, ona nasıl şükrettiğimi duymak istiyor. Kendi güzelliğini ve gücünü biz insanlara yansıtırken, bizden de aynı güzelliklerin geri yansımasını bekliyor. Bizi cezalandırmak değil, yeryüzü cennetine göndererek ödüllendirmek istiyor.
O, her şeyi affetmeye hazır. Sadece Kul Hakkı’nı affedemem diyor. Birbirinize haksızlık ederseniz, benden değil, ondan Af dileyin diyor. O, hepimizi, ama en çok da çalışanı ve sevmeyi binli seviyor. Kendi gibi, yarattığı her şeyi seveni, kendi gibi hoşgörülü ve mutlu olmayı bileni seviyor. Acılarımızı bizimle paylaşırken umutlarımızı yitirmemizi istemiyor.Mutlu olabileni, görebileni,duyabileni, hissedebileni, etrafını da mutlu edeni seviyor.
Başkalarının hakkını yiyeni değil, paylaşanı, oturanı değil çalışanı, vazgeçeni değil mücadele edeni, cezalandıranı değil hoş göreni, nefreti değil sevgiyi, gururluyu değil alçakgönüllüyü, çevresini mutsuz ve huzursuz edeni değil,etrafına huzur, mutluluk ve neşe saçanı, cebi değilse bile gönlü zengini, kalp kıranı değil gönül alanı daha çok seviyor.Yani kendine benzeyeni seviyor. Okuyanı-yazanı, düşüneni-anlatanı, insanlar için bir şeyler yapan herkesi seviyor. İlimi-bilimi, icad edeni, keşfedeni seviyor. Anne-babalarını seven-sayan, onları eğiten-öğreten, yediren-içiren, koruyan, hoş gören anne babaları seviyor.
Okuduğum kitaplar işte bana bunları anlattı. O, dünyadan yükselen güzel sesler duymak istiyor.Kavgaların ve savaşların sesini değil.
O bekliyor, umutla bekliyor.
Bir gün dünyadan gelecek,
Ona mutluluk ve teşekkürlerini haykıran insanların
Gönüllerinden gelecek seslerin oluşturacağı
O muhteşem Senfoniyi
Duymayı bekliyor.
''Önce mutlu olmaya karar ver,
sonra bıkmadan, usanmadan her yerde ara onu.
Çiçekte, böcekte, resimde, kitapta
havada, suda, eşte, dostta,
kiminin gözündeki yaşta,
kiminin içten bir gülüşünde hep ara onu...''
Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum üçüncü kitabi ve açık yüreklilikle söyleyebilirim ki en ama en çok sevdiğim kitabı oldu. İlķ başları yavaş ilerlemesine rağmen bir süre sonra kitabın sayfaları arasında kayboluyorsunuz.Çok akıcı ve bir sonraki sayfada neler yazdığını merakla bekliyorsunuz.Kitapta ana karakter olan Ala ismindeki bir genç kızın çocukluğunda yaşadığı aile içi travmalarının çözümlemelerini, yaşadıklarının günümüze yansımasının yanı sıra psikiyatristin diğer danışanları ile olan seansları ve yaşananları okuyacaksınız. Ana karakterin yaşadıkları sizi gerçekten çok etkileyecek.Terapi seanslarının ilk başlarında Ala yasadıklarını anlatmakta zorlandığı için hekim hikayeler anlatarak hastanın kendisine güvenmesini sağlıyor. Bu hikayeler bazen psikanalizin babası Frued'dan ,bazen Hitler'den, bazen Eva Peron'dan oluşuyor.Psikolojiye ve insan duygularına ilginiz var ise mutlaka bu kitabı okuyun.Çok keyif alarak okudum herkese gonül rahatlığı ile tavsiye ederim. Hepimize keyifli okumalar ,bol kitaplı günler temennisiyle
Bu kitabı okuduktan sonra mesleğimi seçtim. İster psikoloji ile ilgili olun, ister olmayın, her insanın o dünyanın derinliklerine inmesini sağlayan, belkide orada gördüklerinden dehşete düşüren bir kitap. Bir psikiyatristin anılarını okumanın bana böylesine ilham verebileceğini hiç düşünmemiştim.
Kitap hakkında Prof.Dr Cengiz Güleç'in yorumundan bir parça "Bu kitap bir edebiyat yapıtı. İnsan ilişkilerindeki sorunlara ve insanın içsel yaşantılarına, değerler dünyalarına odaklanmayı meslek olarak seçmiş bir uzmanın, bunu nasıl bir estetik duyarlılıkla başarabildiğini maalesef Türk dilinde sıkça görebilmiş değiliz." Doğru söze ne denir!
Dr.Gulseren Budayicioglu'nun okudugum ilk kitabi.Gunahin Uc Rengi yazarin yayinlanan 2.kitabi... Kitabin dili oldukca akici, yazarin dili sizi sıkmıyor.Gercek yasamdan alinmis hikayeler, daha dogrusu Dr'un hastalarinin hayat hikayelerinden kesitlerden olusuyor.Ben gercek yasamdan alinmis kitaplari severim bu yuzden okurken oldukca keyif aldim.Ayrica kitabi okurken sorguladigim baska bir sey ise su oldu.Hayat kimse icin adil degildir, hepimiz gundelik yasamimizda pek cok sorun ve problemle yuzlesmek durumunda kaliyoruz.Hatta bazen yasadigimiz sıkıntılar karsisinda " en buyuklerini ya da en zorlarini biz yasiyoruz" gibi gelebiliyor.Oysa hayatta ne zorluklar, ne acilar ve ne sıkıntılar var.Her sey insan icin, her sey hepimiz icin. Kitabi gonul rahatligi ile tavsiye ederim.Bir cirpida okunacak bir kitap, keyifli okumalariniz olsun.
Enfes
Öncelikle kitap aşıklarına merhaba! Az önce Gülseren hanımın üçüncü kitabını bitirdim ve hala daha kitabın etkisinde olduğumu söylemem gerekiyor.. ''Madalyonun içi- Günahın üç rengi- Hayata dön'' basım tarihlerine göre sıralayarak okudum ve bu yazarı kitap arayışında olan herkese öneriyorum anlatış biçimi akıcı betimlemeleri enfes hastalarıyla diyalogları muhteşem derecede, binlerce hayranı var ve ben de onlardan bir tanesi olmaktan gurur duyuyorum :) Kitaplarını okurken içinde kendinizi bulacağınız insan olduğunuzu bir kere daha hissedeceksiniz mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız!!
Sevgilerimle..
Kitapta dört ayrı vaka anlatılıyor aslında. Hepsi de okuduğum için memnun olduğum gerçek hikayeler. Ama nedense yazar sadece hastanın hayatını ve aslında sorununu derdini anlattığı kısıma çokça yer verirken çözüm kısmını kısa kesmis. Oysa ki aylar süren seanslarda Terapisti en çok zorlayan hastanin dünyasını sarsan bu kısımdır. Sorun ve sebep ortaya çıktıktan sonra gerisi çözülecek gibi kısa bir şekilde geçilmiş. Salih'in hikayesinde ise yazarın bu kadar şaşırmış olması ve bu kadar bilgiye ihtiyaç duymasını garipsedim biraz da. Çok tecrübeli bir Terapist sonuçta. Bunlara rağmen benim için asıl hazine Hayat'ın hikayesiydi. Bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum.
Psikiyatr Doktor Gülseren Budayıcıoğlu’ nun ilk okuduğum kitabıydı. Kitaptaki olaylar yazarın yöneticiliğini yaptığı Madalyon Klinik’te geçiyor. Yani bir anlamda kliniği ve çalışmalarını anlatıyor .Kitapta çeşitli hastalarla olan diyalogları anlatılırken insanın ruh sağlığını kaybetmesinin an meselesi olduğunu görüyorsunuz. Olaylar daha çok bir hasta üzerinden anlatılıyor .Gülseren Budayıcıoğlu iletişim kuramadığı bir hastasına tarihten ve yaşamdan alınmış birbirinden çeşitli hikayeler anlatarak onun hakkında bilgi edinmeye çalışıyor.Kitap Türkiye de insanların yaşama mücadelesi verirken ne kadar yıprandığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. İnsan ruhuna, psikolojisine, iç dünyalara merak ediyorsanız kitabı okuyabilirsiniz .

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülseren Budayıcıoğlu
Unvan:
Türk Psikiyatr ve Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1947
Eğitim :

İlk ve Orta Öğrenim- TED Ankara Koleji, 1965

Üniversite- Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1965-1972

İhtisas- Hacettepe Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü, 1972-1977

Tıp öğrenimi sırasında önce TRT Ankara Radyosu’nda, daha sonra da TRT televizyonunda 5 yıl boyunca kadrolu spiker ve sunucu olarak görev yaptı.. 1977’de uzman oldu ve 1982 yılına kadar aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak meslek yaşamına devam etti. Bu dönemde bir yıl süreyle, Hacettepe Üniversitesi ve TRT'nin iş birliği ile hazırlanan ve TRT Televizyonlarından canlı olarak yayınlanan, "İnsan ve Dünyası" adlı sağlık ve eğitim programlarında, yapımcı ve sunucu olarak görev aldı.

1982 yılında Üniversite'den ayrıldı. 2005 yılına kadar, Ankara'da serbest hekim olarak çalıştı. 2004 yılında, farklı tanı gruplarından hastalarıyla görüşmelerini bire bir kaleme alarak Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan "Madalyonun İçi" adlı kitabı yazdı.

07.03.2005 tarihinde en büyük hayalini gerçekleştirerek, her kesimden insanın sosyal güvencelerini kullanarak başvurabileceği, T.C. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı Ankara'nın ilk özel psikiyatri merkezi olan "Madalyon Psikiyatri Merkezi” ni kurdu. 2013 Şubat ayında, Madalyon Psikiyatri Merkezi İstanbul şubesini kurdu.

2008 yılında "Günahın Üç Rengi" ve 2011 yılında “Hayata Dön” adlı kitapları yine Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı.

Eşini 2007 yılında kaybeden ve iki çocuğu bulunan Budayıcıoğlu, halen ülkemizin en büyük özel psikiyatri merkezi olma özelliğini koruyan Madalyon Psikiyatri Merkezi’nin başkanı olarak meslek yaşantısını sürdürürken, bir yandan da hastaları ile yaptığı görüşmeleri bire bir anlatan, psikiyatriyi kuramsal olmaktan çıkarıp pratik yaşam içinde kitlelere sunan kitaplar yazmaya devam etmektedir.

Yayınları:

Madalyonun İçi, Bir Psikiyatristin Not Defterinden-(Psikolojik Roman) (2004)Remzi Kitabevi
Günahın Üç Rengi, Madalyonun Öteki Yüzü-(Psikolojik Roman) (2008) Remzi Kitabevi
Hayata Dön-(Psikolojik Roman) (2011) Remzi Kitabevi

Yazar istatistikleri

  • 90 okur beğendi.
  • 433 okur okudu.
  • 37 okur okuyor.
  • 479 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları