Gülten  Dayıoğlu

Gülten Dayıoğlu

YazarÇevirmen
8.3/10
1.348 Kişi
·
7.007
Okunma
·
414
Beğeni
·
13.969
Gösterim
Adı:
Gülten Dayıoğlu
Unvan:
Yazar, Öğretmen
Doğum:
Kütahya, 1935
Gülten Dayıoğlu 1935'’te Kütahya'’nın Emet ilçesinde doğdu. İstanbul'’da Atatürk Kız Lisesi'’ni bitirdi. Bir süre Hukuk Fakültesi’'nde öğrenim gördü. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1977'de istifa etti. Romanlar öyküler radyo ve televizyon oyunları yazdı. 1965'ten beri eğitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri ile çeşitli dergilerdeki yazılarıyla dile getiriyor. Daha çok çocuk edebiyatıyla uğraştı. 1963–-1971 yıllarında çocuklar için birer hikâyelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaş grubu için 20 kitaplık "Ece ile Yüce" isimli bir de dizi hazırladı. ÖDÜLLERİ: 1965 Yunus Nadi Yarışması Öykü Ödülü ikinciliği Döl ile 1974 Arkın Çocuk Edebiyatı Yarışması armağanı 1987 Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Ödülü Gül Gelin adlı öyküyle 1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Çocuk Edebiyatı Ödülü Kafdağı’nın Ardına Yolculuk ile 1989 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanı Ödülü Parpat Dağı’nın Esrarı ile 1990 Altın Kitap Ödülü ESERLERİ: ÖYKÜ: Döl (1970) Geride Kalanlar (1975) Geriye Dönenler (1986) ÇOCUK KİTAPLARI: ROMAN: Fadiş (1971) Dört Kardeştiler (1971) Suna’nın Serçeleri (1974) Yurdumu Özledim (1977) Ben Büyüyünce (1979) Dünya Çocukların Olsa (1981) Ölümsüz Ece (1985) Kafdağı’nın Ardına Yolculuk (1987) Parpat Dağının Esrarı (1989) Midas Kartalının Gözleri (1991) Tuna’dan Uçan Kuş (1992) Yeşil Kiraz (1992) ÖYKÜ: Uçan Motor (1965) Kırmızı Bisikletin Binicisi (1965) Leylek Karda Kaldı (1979) Şenlik Günü (1983) Kır Gezisi (1983) Azat Kuşu (1984) Deli Bey (1984) Kumluktaki Yavru Martı (1984) Sıcak Ekmek (1984) Uçurtma (1984) Neşeli Boyacı (1988) Küskün Ayıcık (1989) Yaşanmış Hayvan Öyküleri I-II (1991) Leylek Karda Kaldı (1991) BİLİMKURGU: Akıllı Pireler (1982) Işın Çağı Çocukları (1987) GEZİ: Bambaşka Bir Ülke Amerika’ya Yolculuk (1990) Efsaneler Ülkesi Çin’e Yolculuk (1990) Kangurular Ülkesi Avustralya’ya Yolculuk (1991) Doğal Güzellikler Ülkesi Kenya’ya Yolculuk (1993)

http://www.gultendayioglu.com
"Al şunu da yarana bas."
Dilo tersledi, "istemem onun tütününü, yerin dibine batsın, öldürmekten beter etti beni. Bir de tütün yollamış. Yaramı iyileştirip de yeniden dövmek için değil mi?..."
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 42 - Altın Kitaplar 3.Baskı / Sık Dişini adlı öyküden
Tutsak bir ulus olarak kendi vatanımızda korku, güvensizlik içinde yarı aç yaşamaya çabalamak çok kötüydü.
"En sevinçli ânında bile, içinin derinliklerinde bir tedirginlik beliriyordu."
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 42 - Altın Kitapları
"Yeni kunduralarını tozlatmamak için, sokaklarda taştan taşa sekerek yürüyorlardı."
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 36 - Altın Kitapları
"İnanıyorum,"dedi."Çünkü ben de tepeden tırnağa umut yüklüyüm.İçimde sanki şafak söküyor."
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 277 - Doğan Kardeş Kitaplığı
Gelişigüzel bir yaşam sürdürmenin, insanları acı dolu günlere götüreceğini sezinliyordu.
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 20 - Günışığı Kitaplığı
"... oturduğu yerde düşünekalmıştı; ' Anılardan sıyrılmalı' diyordu kendi kendine..."
Oh olsun nineme. Annem oğlan doğurdu diye, konu komşuyu eve toplayıp mevlit okutmuştu. Sanki oğlan torunun bizlerden üstün bir yanı varmış gibi...
Gülten  Dayıoğlu
Sayfa 69 - Altın Kitaplar 3.Baskı / Gülnur Kız'ın Anı Defterinden adlı öyküden
Gülten Dayıoğlu “Çocuk Edebiyatının” usta isimlerinden biri… Birçok kitabını sınıf kitaplığına hemen alıp ekliyoruz. Dayıoğlu’nu farklı kılan yönleri çocukların hayal dünyasına etki edecek çok güzel romanlar yazmasıdır. Yazdığı romanların çoğunda çocukların hayal dünyasını zenginleştirecek ögeler bolca yer alıyor. Aynı zamanda insani değerleri çoğu kez güzel bir şekilde anlatıyor. Fakat Dayıoğlu’nun çok kötü bir yönü var. Anlattığı kitaplarda bizim kendi kültürümüzden ögeler çok az, hatta nerdeyse yok. Bazı yerlerde özelikle dili bilmediği hakkında ciddi şüpheler doğuyor. Hatta birçok yerde kendi değerlerine ne kadar yabancı olduğunu görüyoruz. “Tuna’dan Uçan Kuş” kitabı ile ilgili Mehmet Kestal Bey bir inceleme yapmıştı. O kitapta şöyle bir ifade geçiyordu. “Bir sabah, gün doğarken, İstanbul'a vardılar. Limana girerken, minarelerden ezan sesleri yayılıyordu." Yani şu ifadeye bakınca insanın beyni duruyor. Bir yazar yaşadığı topluma bu denli yabancı olamaz ki. Tabi bu sadece bir örnek. Fakat “Mor Bulutlar” kitabında da öyle cümleler vardı ki bu cümlelere Türkçe demeye gönlümüz razı olmuyor. Cümleler sanki yabancı dilden çevrilmiş gibi duruyor. Bize yabancı kalıyor. Kitap boyunca neredeyse kendi kültürümüzden tek bir öge yok. Kitap insani değerleri, insani değerlerin gerekli olduğunu fantastik ögelerle çok güzel şekilde anlatmış. Fakat bunu yaparken tutmuş Hindistan’ın bir efsanesini seçmiş. Sonra bu insani değerleri yerine getirecek insanları da Amerika’dan Çin’den falan seçmiş. Oysa kendi toplumuzda kendi tarihimizde bu değerlerin malzemesi olarak kadar çok şey var ki. Yazar nedense bunlardan hiçbirini kullanmamış. Belki şu söylenebilir yazar farklı bir konu seçmek istemiştir. Ya da o efsaneyi duyunca aklına böyle bir roman yazmak gelmiştir. Fakat bunlara rağmen olayın başkahramanı bir Türk Pilot… Pilot kaybolan insani değerleri tekrar yaşatmak için ülkesinden ayrılıp Amerika’ya gidiyor ancak onların yardımı ile bu değerler insanlığa geri kazandırılıyor. Bir çocuğun ufkuna bence daraltacak bir düşünce yapısı… Dünyaya insanlığı da Amerika’dan gelmesi başka bir saçmalık… Vel hâsıl sınıf kitaplığımızdan çıkarıldı kitap…
İlk defa kardeşlik konulu bir kitap okudum. Ve okumakla kalmayıp, hayatıma geçirdim diyebilirim. Yazar öylesine güzel ve akıcı olmasını sağlamış ki okur, karakterleri kıskanabiliyor. Bence asıl kitap böyle olmalı. İnsana kardeşliği, bağlılığı ve saf sevgiyi anlatabilmeli. Bu kitabı okurken bende Feten gibi güçlü olmalıyım dedim kendi kendime. Çünkü daha çocukken annesinin, babasının ve dedesinin hayatına son vermesi Feten'in ruhuna olgunluk katmıştı. Kimse ailesinden ayrı kalmak istemez. Ama herkes Feten gibi olgun olmak ister açıkçası. Ayrıca bunlarla kalmayıp onu, çok sevdiği kardeşlerinden ayırıp ona işkence edilmesi artık ona hayatın acı tarafını gösteriyordu. Ama Feten'in bunlara boyun eğmeyip çok sevdiği kardeşlerinin yanına gitmesi bana vazgeçmenin hayatın en kötü duygusu olduğunu ve vazgeçmenin hata olduğunu öğretti.
Bu çok duygusal bir kitap.Çünkü dört kardeş önce annesini sonrada babalarını kaybediyorlar.Faten daha altı yaşında tüm evin yükü onun boynundaydı.Oysa Faten çocukluk dönemini yaşayamadı Ben bu kitabı okurken çok duygulu anlar yaşadım 've kardeşliği çok güzel bişey olduğunu anladim.Kardeşliğin ne pahasına olursa olsun asla hiçbirşeyle değişmeyeceğimi 've onu çok güzel bir biçimde kullanacağımıda. Anlamış oldum


Ve herkezeee tafsiye ediyorummm.
Bu kitap gerçekten çok güzel içinde birazcık abartı bile çok uymuş ve ben bu kitabı bikere okudum tekrar okumak istedim ve ikinci defasında kitabı sanki dahayeni okuyorum gibi geldi.Kitabın mutlu son bitmesime çok sevimdim.
Siz, sizinle eşit durumdaki insanlar tarafından aşağılansaydınız neler hissederdiniz.O hissedeceğiniz duyguları Fadiş adlı küçük bir kız çocuğu hissediyor .Bu kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi daha çok anlayacaksınız .Fadiş daha küçücükken babası tarafından yüzüstü bırakılıyor.
Bence Fadiş'in yaşadıklarına kimse katlanamazdı. Düşünsenize daha kundaktaki bir bebeğin babasız büyemesini ve sonrada hayatınız normale dönmüşken bir anda babanızın ortaya çıkması ve hatta birçok insan tarafından yoksul olduğunuz için hor görülmeniz gerçektende korkunç bir üzüntü olurdu.Fadişin yaşadıklarını sizde kitabın içinde yaşamak isterseniz bu kitabı sizlerde alın ve okuyun .Sizlere şiddetle tavsiye ederim.
Kitabı önce hiç beğenmedim hatta yarıda bırakmak istedim. Çünkü bana başlatı çok karışık geldi ama sonra 60.sayfalara gelince kitap gittikçe güzel olmaya başladı sonra kitabı bırakınca çok merak ediyordum acaba sonra ne olacak diye.İçinde biraz abartı bile çok uymuş .kitabi ilk defa bukadar heyecanlı okudum . Ve kitap MUTLU SON bitti . Herkeze tasfiye ediyorum
Kitabın konusu, devşirilen Boris'in başından geçen serüven.Okurken herşey gayet güzel gidiyordu; ta ki 51. sayfaya kadar. Bu sayfadaki bir yanlış anlatım hevesimi kırdı.Bir yazarın yapmaması gereken, yanlış bilgi aktarımı gerçekleşmiş.Şöyleki: " Bir sabah, gün doğarken, İstanbul'a vardılar. Limana girerken, minarelerden ezan sesleri yayılıyordu." Biri yazara güneşin, ezandan yaklaşık bir saat sonra doğduğunu söylemeli.
Kitabı okurken kendimden geçtim diyebilirim duygulandım ve çok hoşuma gitti arkadaşlarımın tavsiyesi sayesinde daha çok okumak istedim insan bu kitap ile gerçekleri anlıyor yokluğun ne kadar zor olduğunu anladım bu kitapta
okuduğum kitap genelde tarihi eserler le ilgiliydi güzeldi ben bu kitabı size tavsiye edeyimi etmiyeyimi işte onu bilmiyorum ama hinede siz okuyun belki sizin hoşunuza gider doğrusunu söylersek ben fazla sevmedim bunu size daha oncede söylediğim gibi güel yada çirkin kitap diye bir şey yoktur bu insandan insana değişen birşeydir ve bunuda biz belirtemeyiz insanın kendisi belirtir yani herşey insanın zefkine göredir özete gelirsek midos katalı nın ilk gitiği yer bodrumuş bodrumda tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili heycanlı süren gezi bura da son bulmamış yolculuk devam ediyor bunlara örnek verirsek gizemli kral mezarlıkları insanların elleri deymemiş hazineler elde edilmiştir adem adında küçük bir çocuk orada onları izleyerek bis bis gülümsermiş adem 10yıl once kaçırıldığından dolayı o hazinelere el koymak istemiş işçilerin gitmesini bekliyormuş işçiler gitikten sonra maden gidip kendieömür boyu yetecek kadar altın alıp oradan hemen uzaklaşmıştır ve hayatını zengin bir çocuk olarak geçirmiş hikaye boyle son bulmuş ben size bu kitabı tavsiye etmiyorum demedim bence elinize gelen her kitebı okuyun sizin için daha faydalıdır.
kitap çok akıcı kitap ve çok duygusal bir kitap üç günde 93 sayfa okudum. kitabı tam bitirmedim ama bitireceğim zaten kitabı bitirmeme az kaldı. okuduğum kadarıyla sizlere kısaca anlatmak istiyorum. fadiş küçük bir çocuk bir gün babası fadişin annesinin yanına gelmiş annesin demişki gel istanbula gidip küçük bir dükkan açalım demiş. fadişin annesi hayır annemi bu halde bırakıp gelemem demiş. fadişin babası istanbula gitmiş. Bir süre sonra annesi ölmüş fadiş ve annesi parasız kalmışlar fadişin annesi ev temizlemeye gidiyormuş fadiş hem çok yorulup hep acıkıyormuş. fadişin macerası henüz sona ermedi çünkü daha da devam ediyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülten Dayıoğlu
Unvan:
Yazar, Öğretmen
Doğum:
Kütahya, 1935
Gülten Dayıoğlu 1935'’te Kütahya'’nın Emet ilçesinde doğdu. İstanbul'’da Atatürk Kız Lisesi'’ni bitirdi. Bir süre Hukuk Fakültesi’'nde öğrenim gördü. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1977'de istifa etti. Romanlar öyküler radyo ve televizyon oyunları yazdı. 1965'ten beri eğitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri ile çeşitli dergilerdeki yazılarıyla dile getiriyor. Daha çok çocuk edebiyatıyla uğraştı. 1963–-1971 yıllarında çocuklar için birer hikâyelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaş grubu için 20 kitaplık "Ece ile Yüce" isimli bir de dizi hazırladı. ÖDÜLLERİ: 1965 Yunus Nadi Yarışması Öykü Ödülü ikinciliği Döl ile 1974 Arkın Çocuk Edebiyatı Yarışması armağanı 1987 Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Ödülü Gül Gelin adlı öyküyle 1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Çocuk Edebiyatı Ödülü Kafdağı’nın Ardına Yolculuk ile 1989 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanı Ödülü Parpat Dağı’nın Esrarı ile 1990 Altın Kitap Ödülü ESERLERİ: ÖYKÜ: Döl (1970) Geride Kalanlar (1975) Geriye Dönenler (1986) ÇOCUK KİTAPLARI: ROMAN: Fadiş (1971) Dört Kardeştiler (1971) Suna’nın Serçeleri (1974) Yurdumu Özledim (1977) Ben Büyüyünce (1979) Dünya Çocukların Olsa (1981) Ölümsüz Ece (1985) Kafdağı’nın Ardına Yolculuk (1987) Parpat Dağının Esrarı (1989) Midas Kartalının Gözleri (1991) Tuna’dan Uçan Kuş (1992) Yeşil Kiraz (1992) ÖYKÜ: Uçan Motor (1965) Kırmızı Bisikletin Binicisi (1965) Leylek Karda Kaldı (1979) Şenlik Günü (1983) Kır Gezisi (1983) Azat Kuşu (1984) Deli Bey (1984) Kumluktaki Yavru Martı (1984) Sıcak Ekmek (1984) Uçurtma (1984) Neşeli Boyacı (1988) Küskün Ayıcık (1989) Yaşanmış Hayvan Öyküleri I-II (1991) Leylek Karda Kaldı (1991) BİLİMKURGU: Akıllı Pireler (1982) Işın Çağı Çocukları (1987) GEZİ: Bambaşka Bir Ülke Amerika’ya Yolculuk (1990) Efsaneler Ülkesi Çin’e Yolculuk (1990) Kangurular Ülkesi Avustralya’ya Yolculuk (1991) Doğal Güzellikler Ülkesi Kenya’ya Yolculuk (1993)

http://www.gultendayioglu.com

Yazar istatistikleri

  • 414 okur beğendi.
  • 7.007 okur okudu.
  • 64 okur okuyor.
  • 1.486 okur okuyacak.
  • 61 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları