Güray Süngü

Yazar 8,4/10 · 123 Oy · 11 kitap · 299 okunma ·  61 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

61 okur beğendi.
123 puanlama · 391 alıntı
1 haber · 3.443 gösterim
299 okur kitaplarını okudu.
210 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
14 okur kitaplarını şu anda okuyor.
5 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Güray Süngü'ün Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Güray Süngü'ün Biyografisi

Güray Süngü, 1976, Kadırga, İstanbul doğumlu öykü ve roman yazarı. İlk eserlerini Hece Edebiyat Dergisinde yayınlamıştır. Sonraki yıllar Hece Öykü, Aykırı Edebiyat, Vivo Edebiyat, Kaçak Yayın, E-Edebiyat ve Özgür Edebiyat dergilerinde de kısa öyküler yazmıştır. Öykülerinde en çok ölüm, yalnızlık ve yabancılaşma temalarını işlemektedir. Zihin bölünmeleri ile gelişen kurgu ağırlıklı öyküleri tercih etmektedir. İlk kitabını 2006 yılında "Pencereden" adıyla yayınlayan yazarın ikinci romanı "Dördüncü Tekil Şahıs" 2007 yılında kitaplaşmıştır. Güray Süngü Düş Kesiği adlı üçüncü romanını 2010 yılında yayınlamış, Düş Kesiği "Oğuz Atay roman ödülü"nü kazanmıştır. Yazarın son romanı Kış Bahçesi 2011 Türkiye Yazarlar Birliği roman ödülüne değer görülmüştür.
Sâirfilmenâm, bir alıntı ekledi.
18 Şub 10:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...seviliyor olmanın ötesi yoktur belki.

Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 40 - Okur Kitaplığı)Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 40 - Okur Kitaplığı)
Gökçe, bir alıntı ekledi.
15 Nis 12:18 · Kitabı okudu · İnceledi

Acıyor mu? Kalbim daha çok acıyor, ama söylemem, söylenmez ki. Kime diyeyim?

Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı, Güray Süngü (Sayfa 28)Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı, Güray Süngü (Sayfa 28)
Sâirfilmenâm, bir alıntı ekledi.
01 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Ama geçer elbet bu da... yanıp tükenince acı mı kalır..."

İnsanın Acayip Kısa Tarihi, Güray Süngü (Sayfa 103 - Dedalus Kitap)İnsanın Acayip Kısa Tarihi, Güray Süngü (Sayfa 103 - Dedalus Kitap)
mavera, bir alıntı ekledi.
31 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ağrıyan aklımdan irinler sızıyor.. ve buna kelime diyorsunuz... ah siz...

Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 187)Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 187)
Neslihan Yılmaz, bir alıntı ekledi.
28 Haz 2017 · Kitabı okudu

Elbet, gelmeyeceğim demişti kabul ama gelmeyeceğim dedi diye insan bu kadar mı gelmezdi.

Vicdan Sızlar, Güray Süngü (Sayfa 56 - İz Yayıncılık)Vicdan Sızlar, Güray Süngü (Sayfa 56 - İz Yayıncılık)
Sâirfilmenâm, bir alıntı ekledi.
04 Mar 17:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gökyüzünü çatı kılıyorsun kendine ama içindeki üç beş odalı bir et parçası seni hücreye atıyor, hayat ne garip.

Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 232 - Okur Kitaplığı)Düş Kesiği, Güray Süngü (Sayfa 232 - Okur Kitaplığı)
kübra bayrakçı, bir alıntı ekledi.
19 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

" Kırılmasından korktuğu için kalbini hiç Kullanmadı .."

Kış Bahçesi, Güray SüngüKış Bahçesi, Güray Süngü
Burak, bir alıntı ekledi.
01 May 23:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Doğru yerine dokunmalı hayatın değil mi? Yoksa bir anlamı olmaz. Yakalayamayız, ya da bize tepki vermez, ya da fark edilmeyiz, ya da bir sürü şey. Doğru yerine dokunmalı hayatın. Böyledir belki.

Vicdan Sızlar, Güray Süngü (Sayfa 32 - İz Yayıncılık, 2. Baskı, 2017)Vicdan Sızlar, Güray Süngü (Sayfa 32 - İz Yayıncılık, 2. Baskı, 2017)
Onur Değer, bir alıntı ekledi.
28 Mar 01:59 · 9/10 puan

Senin için insan neler yapmaz? Senin için kendime bile tahammül edebilirim.

Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı, Güray Süngü (Sayfa 177)Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı, Güray Süngü (Sayfa 177)
Bütün Alıntıları Göster

Güray Süngü kitap incelemeleri

Gökçe, Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı'ı inceledi.
 16 Nis 19:25 · Kitabı okudu · 2 günde

Kitabın tarafından mı başlasam anlatmaya, kendi tarafımdan mı, hatırlattıklarından mı, hatırlamak istemediklerimden mi, içime oturan bir sızıdan mı, hiç geçmeyen yaradan mı? Hepsini anlatamam tabi. İki kelime edip bırakamam da. Haksızlık olur değil mi? Kitaba mı olur, yazara mı olur, hiç görmediğim kız kardeşime mi olur yoksa yoksa başkalarına mı olur? Hepsine olur. Tanıştırana da olur, yazana da olur, hediye edene de olur, kendime de olur. Ama nasıl desem şimdi, bazen, bazı kitaplara, tüm kitaplara davrandığınız gibi davranamazsınız, seversiniz, çok seversiniz. Ama anlat deseler, anlatamazsınız. Bir yerinize dokunmuştur mesela veya içinizde bir yere düşmüştür çıkaramazsınız. Kardeşimiz demiş ya çukurunuzu açmışsınızdır oraya düşmüştür. Öyle işte..

Okur, yazar derken unutmuşuz Mehmet'i. Mehmet'e haksızlık olmaz mı hiç? İçli çocuktur, alınır, belki üzülür, kafamıza bir tane de geçirebilir tabi. Geçirse ya aslında, anlamıyorum çünkü, aynı hatalar falan, aynı yollar, farklı insanlar, aynı karakterler... Böyle çünkü. Sonra heveskar kız ama unutmamak lazım Burcu'yu. Sonuçta sevilmeye daha doğrusu sevmeye hakkı var, acı çekmeye de, üzülmeye de, capcanlı diye üzülmez değil ya, alışveriş merkezlerinde gezerken de duraksayabilir insan çünkü veya düşeyazar. Çiğdem'in hiç mi hatrı yok sanki. Sevdi o da, ama sevildi de biraz şanslıydı, ayrılık mı? Hatırlatmayın -ölüm Allah'ın emri, şu ayrılık olmasa-. Faruk.. Şairlere kanmıyorum artık, kanmıyorum diye de bahsi geçmeyecek değil ya. Ne desek ki ona? Mehmet'in arkadaşı olmak da zor doğrusu, ama düzgünseniz yani adam olmayı başarabilmişseniz, şeyhiniz de varsa dizinin dibinde yatacağınız olur işte, bununla olmaz dediğiniz adamla güzel de bir arkadaş olursunuz. Böyledir işte Lena vardır, Mamik vardır, Mehmet'in babası vardır, olmaz mı hiç, güzel de oluşturmuşlardır hikayeyi. Ama şimdi bahsini açmasak mı? Baba iyidir ama baba kıymetlidir, bilinmesi gerek. Hangi baba? Hikayedeki baba mı, gerçekteki baba mı? Hikayedeki baba gerçek değil mi sanki, benimki de soru.. İstanbul'da geçiyormuş hikayemiz, Sultanahmet'te, Beyazıt'ta, Süleymaniye'de, Üsküdar'da da tabii. Geçmez mi hiç buralardan, kim geçmemiş ki buralardan İstanbul'dan geçmiş de.. Sonra 1990'ların sonuna denk gelmiş, 28 Şubat sonrasına mesela. Çiğdem'in kalbi kırılmış çünkü, saçları da kesilmiş... Aslında metinlerarasılık diye de bir ayrıntısı var kitabın ama ben bilmiyorum onu yani farkeden kişi ben değilim. Ben sadece okumuştum. Cahit Zarifoğlu'nun bir öyküsüyle alakalı. Artık siz bu kadarını bilin, belki isterseniz yani öğrenmek isterseniz öğrenirsiniz zaten.

Öyle bir şeyler olmuş işte, Mehmet bir serçe kuşuna gönül vermiş kar tanesi gidince ama sonra serçe de gitmiş, sonra bakmış kar tanesi gökyüzünde olmalı, sonra gitmiş uzak diyarlara adını bilmediği ama kar tanesini bulabileceği diyarlara işte.. Biri bulmuş, biri kaybetmiş, biri de özlemeye devam etmiştir heralde. Öyle olmuş olması muhtemel. Belki de değildir, belki hepsi bulmak isterken kaybetmiştir. Ama aramakla bulunmaz ki. Yok yok devamını getirmeyin, arayanlar da kaybeder hatta bulanlar bile kaybeder bir gün.

Sâirfilmenâm, Düş Kesiği'yi inceledi.
07 Mar 17:55 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

Evet öncelikle belirtmek isterim ki -tedbir almayı severim- inceleme yazma kabiliyetim olmadığı için kusura bakmayınız. Yani ne kadar uğraşsamda derme çatma oluyormuş gibi hissediyorum. Bu yüzden inceleme yazmıyorum. Ancak kitabı çok sevmemden ötürü bir şeyler yazmak istedim. Saçmaladığımı düşünebilirisiniz yani:)

Okyanusta bir damla olan bu kitabımızın gönlüme yağmur olmasına vesile olan Yogumiyeci Beyefendiye şükranlarımı sunuyorum. Bir damla ile gök ağlar mı, demeyin. Ağlar, topraklarımız aç çünkü. Su ister. Miktar mühim değil, yeterki ıslansın. Toprak çekiyor yani.

Bir sabah uyandığında kendisini yazdığı romanın karakteri "güvenlik görevlisi M" olarak bulan "gereksizyazarın" tuhaf ve sarsıcı hikayesi, incelikle örülmüş bir kurguyla veriliyor. Kitabımızın konusu bu.

2010 yılında Oğuz Atay Roman Ödülüne layık görülen kitabımız zihninizi delik deşik ederek ödülünün hakkını sonuna kadar vermiştir.


Bu kitapta seyyah oldum. İçime doğru. Öyle yazarlarla tanışabiliyorsunuz ki içinizde gezdirmedik yer bırakmıyor yazar. Işte benim okuduklarımdan böyle seyyahvari bir tat almamı sağlayan yazar Güray Süngü' dür. Bu okuduğum 5. Kitabı ve en uzun yolculuğuma bu kitapla çıktım. Kendim ve ben. Kendim ve ben biz olduğumuzda yalnız, ikimiz olduğumuzda arkadaş gibiydik. Ama kendim benden hep bi şeyler saklıyor gibi hissettim ya da ben kendimden. Kendim ayanaya bakınca beni görüyordum. Ben aynaya bakınca kendimi. Birbirimizi ilk böyle gördük. Birbirimizi görebilmemiz için bir aynaya ihtiyacımız olduğunu anladık. Ama aynaya kendim bakınca benin tamamını ben, ben bakınca da kendimin tamamını göremedi kendim. Aynalar gerçek görüntüyü çerçeve sınırlarının içinde yansıtır çünkü. Sınır dedik ama gerçek sınırlanamaz. Birimizden biri aynaya tam sığmıyordu. Kim bakarsa gördüğünü hep eksik görüyordu. Biz bir bütündük ama kendimizi hep eksik gördük.

Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Ancak dikkali okumanızı. Dikkatli okursanız yüzmeyi öğrenebilir, dikkatsiz okursanız boğulabilirsiniz. Yüzme bilenler de okusun. :D

Sâirfilmenâm, Mehmet 'i Sakatlayan Serçe Parmağı'ı inceledi.
13 Mar 16:10 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Güray Süngü denince akla evvela samimiyet, anlayış, yalnızlık, yabancılaşma gibi duygular gelir. -Bi de Yogumiyeci dermişim. :) - Noktayı virgülü kağıda attığını sanırsınız ama içinizde ünler bütün kelime ve cümleleriyle. Sessizce. Önemli olanda bu işte noktalama işaretleri bile bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibi. Şiir etkisi mi yapıyor desem içinizde. Neyse işte ne etkisi yaptığıyla ilgilenmiyorum, yeni sarsıldım şu an. Etki alanına bakalım şimdilik. Baya geniş bir yeri etkisi altına aldı. İçimi. Evet, içimize geniş dedim çünkü arada daralır insan. Sonra içine kaçar insan. Dışardan daha geniş olmasa kaçar mı içine insan?

Bu kitabımız bu kadar geniş bir yeri nasıl etkisi altına aldı? Şöyle ki; yazar' dan gelen çukurlaşmış insan izleri ve okurdan gelen o izleri doldurma isteği ister istemez bende de üstüne toprak atma isteği uyandırdı. Hem kendi üstüme hem yazarın çukurlarına. Çukurları kapatmak, kendimi gömmek için. İnsan isteklerinde beklemeyi bilmeli birini yapmadan birden çok şey istememeli... Eee ama gömülmek için çukur lazım idi. Uğraşmamak için bende yazarın çukuruna atladım. Yorgunuz ya hani... Bi de güven veriyor yani... İnsanlar bende de çukur açsaydı buna benzer olurdu düşüncesi falan... Eee noldu sonra çukurun içindeyken nasıl kapatabilirdim acaba o koca boşluğu. Evet böylece çukura düşmüş oldum. İşte böyle... Saklanmak istedim kendimden ama daha çok görünmeye başladım gözüme. Yalnızdım çünkü orda. Herkesten kaybolmuştum ama orda biraz kendimi bulmuştum.

Mesela şöyle bir şey buldum, fazla derinde de değildi:
Kapladığı yerde etrafını saran boşluk ne kadar büyürse insan kendini o kadar yalnız hissediyor. Aslında insana yalnız hissettiren etrafındaki azlık değil çokluk.



Ne diyeyim aradığınız bi şeyler varsa bu çukuru bi ziyaret etmenizi isterim. İllaki bi şeyler bulacağınızı düşünüyorum. Derindi yani iyi kazılmış.

Beyza Yıldız, İnsanın Acayip Kısa Tarihi'yi inceledi.
22 Şub 23:58 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Gerek ulaşma sürecimde, gerek okuduğum zaman zarfında, kitabı elimde görenlerin sarf ettiği bütün iltifatları sonuna kadar hak eden yegâne kitap. Bir Adem var, bir Adem'den içeri... Oldukça ilginç. Ve bu ilginçlik dilin ustalığıyla sunuluyor, ortaya muhteşem bir lezzet çıkıyor.
Daha önce Güray Süngü'nün yazı atölyesinde bulunmuştum. Tarzı ilgilimi celbetmişti aslında ama ne yalan söyleyeyim böyle bir şey beklemiyordum. Kitabı okurken yaşadığım duygu karmaşası beni bitirdi. Çok bizden, çok benden esprilerine deli gibi güldüm, anlattığı garip durumu yadırgadım, bir sonraki adımda ne olacak diye kocaman bir heyecanla bekledim ve bitirdiğimde ruhum sımsıkı sıkılıp bırakılmış gibiydi.
İnsanın dünyaya geliş süreciydi sanki okuduklarım, insanın kendini bulma, kendi olma süreci. İnsan sadece basit bilgilerden mi ibarettir? Ad, meslek, yaş... İnsanı kendi yapan asıl şey nedir? Anıları, acıları mıdır? Öyleymiş. Karakterin büyük bir çabayla ulaşmaya çalıştığı bilgiler onun için aslında hiçbir şey ifade etmiyor. Edemiyor çünkü su üzerinde kalan bilgiler onun kendisini tanımasına yetmiyor. Ona suyun altındaki şeyler lazım. Suyun altı ise; anıları, acıları, umutları, hayal kırıklıkları ile dolu ve belki de insan bütünüyle suyun altından ibaret...

Gökçe, Vicdan Sızlar'ı inceledi.
03 May 00:44 · Kitabı okudu · 2 günde

"Ama bazen insan anlatmak istemez. Şevki yoktur. Neden yoktur? Neden şevkini kaybetmiştir insan? Bunlar önemli sorular..."
Belki de anlatmak ister ama kimse duymasın ister ya da duysunlar ama duymamış gibi yapsın ister. Ya da sessiz susarken içindeki bütün çığlıklar duyulsun ister insan. İnsan çünkü, ister de durur, durur da ister veya.

Kesinlik aramayın bende, size böyle bir şey vaat ediyor olduğum için yazmıyorum bütün bunları. Belki yazmak için yazıyorum belki de içimde kalsa sadece içimde değil aklımda da kalacağı için yazıyorum. Mesela Güray Süngü bunu niye yazmıştır ki? Bir gün koltukta otururken haberlere bakıp "vay vicdansızlar.." diyip mi yazmaya başlamıştır yoksa "abi vicdan yani sızlar sonuçta." diyip mi yazmıştır. Belki de "ben vicdanlarının sızlayabildiğini hatırlatayım da belki vicdansızın birine vicdanını sızlatabilirim.." diyerek almıştır eline kalemi, kağıdı veya laptopu; son ihtimal yüksek, farkındayım. Böyle böyle yeşermiştir bir öykü kitabının dalları, çiçekleri. Her muhayyel bir gerçeğe, her gerçek de muhayyele dönüşmüştür mutlak. Sonra kesin şey demiştir ama -az da olsa bir muhabbetimiz, tanışıklığımız var tabi biliyoruz- ben en iyisi "Evvel Ahir, Batın Zahir" diye bir hikaye yazayım içine de vicdanlarını hatırlamazlarsa beklediklerini hatırlasınlar. "Cana Kıymık" adlı hikayeyi de yazmasak olmaz şimdi sonuçta benim gibi kentsoylular okudu mu biraz kendilerini bulabilsinler.. Neydi arayanlar bulurdu değildi değil mi, belki de kaybedenler bulurdu, bulanlar da kaybetmiştir çünkü e o zaman kaybedenler ararlar, arayanlar da bulurlar ama neyi bulurlar belasını belki de kesin bir şey yok çünkü, bunlar gibi şeyler işte.

Kafası karışıklara, âşıklara, bekleyenlere, delirmek üzere olanlara, delirmeden de kalanlara veya delirdiğini zannedip de aslında rüyada olanlara, herkese ve hepimize.. Bu kitap yani. Okuyunuz tabi.

Güray ağabeyin kafası çok farklı herkes beğenmeyebilir fakat ben sevdim.
Öykülerinden başlamanız güzel olabilir biraz tanımış olursunuz yazarı.
Ben her romanı okuyamadığımı farkettim. Böyle farklı kurgu olmalı galiba benim için sanırım. Güray Süngü'nün kalemi de öyle. Üç kitabını okudum en çok okumak istediklerinden biri de Düş Kesiği kitabıydı. Başlarda yahu ne diyor bu adam diyebilirsiniz fakat bazı türler zamanla geliştiriyor bizi okuduğumuzda kapağı kapatınca eee neydi bu şimdi dediklerimiz sonradan etkisini gösteriyor. Seviyorum böyle kitapları..

Kivirciktosh, Vicdan Sızlar'ı inceledi.
10 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Vicdan Sızlar kitabının aynı adlı hikâyesindeki üsluptan ilham ile bir inceleme yazısı kaleme almak;
Vicdan Sızlar kitabını yeni okudum, bitti. Yani ben okumadım bir arkadaşım okumuş. Zaten 10 yıl önce okumuş. Pek hatırlamıyor da kitabı. Kitabı dün bitirdim. Çok farklı bir üslup dikkatimi çekti hemen. İbrahim Tenekeci ne güzel kitap yazmış dedim bitirince. Arkadaşım içinden bazı hikâyeleri sevdiğini söyledi. ‘’Cana Kıymık’’ , ‘’Evvel Ahir, Batın, Zahir.’’ , ‘’Küle Dön…’’ , ‘’Kibir’’ , ‘’Dünyanın En Orta Yeri’’ sevdiği hikâyelerdenmiş. Ben 11 yıl önce okuduğum için hikâyeleri pek hatırlamıyorum tabii, o yüzden yorum yapacak değilim. Kitabı bugün bitirince hemen ilk iş yorum yapmak istedim. Farklı bir kitap okumak isterseniz tavsiye ederim demişti arkadaşım 5 yıl önce. Ben hayatımda hiç kitap okumadığım için kitap okumaya bu kitapla başlamak istiyorum, ya siz?

Büşra Bayırlı, İnsanın Acayip Kısa Tarihi'yi inceledi.
02 Eki 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"İnsan değişmem dedikçe değişerek insana dönüşür."

Bir Âdem var bir de Adem. Ve zaman.. Adem'den başlamış bizim tarihimiz,Âdem olmakla. Zamanın içinde kaç Âdem olduk, kaç Âdem de bulduk kendimizi. Unutmak istedik hakikati. Unuttuğumuzda da bulmak. Önce unutmak isteyip unuttuğunda da kendini bulmak isteyenler buyrun..
Kitap ince olabilir ama basit olanlardan değil.. Az ama öz.. Yormayan, kendine has üslup, dokunan, biraz değişik biraz ilginç...

Ayşe Rümeysa, Deli Gömleği'yi inceledi.
03 Oca 00:49 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Deliliğin kaç farklı tonu olabilir,sorusuna aradığımız yanıttır bu kitap ve o deliliğin her tonunda biraz biraz da kendimizi bulmaktır. Acaba hepimiz birer birer deliriyor muyuz? Yahut delirmek özümüz de kendimize mi geç geliyoruz? Kendini sorgulatan bir kitabın eşiği ve bu eşikten adımınızı attığınız an, Aramıza hoş geldiniz, Artık siz de içinizdeki deliye yaklaşmaktasınız.

Emin K., Deli Gömleği'yi inceledi.
27 Nis 21:59 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Daha ilk hikayeden sert bir depresif giriş yapan Süngü, genel olarak da umudunu kaybetmenin, yaşam içerisinde kaybolmanın, insanlarla bir türlü uyum sağlayamamanın hikayelerini anlatıyor. Derin trajedilere ortak olabiliyorsunuz. Etkileyici birkaç hikaye dışında diğer hikayeler de tarzıyla, edebiyat dünyamızdaki farklı bir soluğun üslubunu olumlar nitelikteler. Hikayeler kiminle ilgili diye güzel bir soru soracak olursak da bence en çok kendi içine düşüp kendiyle uzun monologları olanlarla alakalı.

Bütün İncelemeleri Göster