Gürsel Korat

Gürsel Korat

Yazar
8.5/10
91 Kişi
·
186
Okunma
·
15
Beğeni
·
1.973
Gösterim
Adı:
Gürsel Korat
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kayseri, 1960
Yaşam Öyküsü

1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilkgençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.

Edebi Dünyası

Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.

Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.

Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:

1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandanhareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.

2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar,kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.

3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.

4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.

5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
Sevdiklerimiz ya biz doğarken, ya biz giderken ya da biz ölürken yanımızda olmalıdır.
Gürsel Korat
Sayfa 57 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
İnsanın ne zaman duygulanacağı belli olmuyor; hele otuzundan sonra, hiç.
Gürsel Korat
Sayfa 84 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
Sevgi nasıl bir şeydir ki, sevdiklerimizi hem acımasızca eleştirir, hem de onları görünce kendi yüzümüzü görmüş gibi oluruz.
Gürsel Korat
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?
Gürsel Korat
Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

Albert Camus
Gürsel Korat
Sayfa 5 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
" İğde kokuları bu memleketin tütünüdür, bunu ciğerlerine çekmeden, birak yaşadığını düşünmeyi, insan bile değilsin ki sen! Hazirandaki bahar sicaklığında bağlara doğru yürümeden, gün ışığının neşesini içine doldurmadan yaşadım diyemezsin.
Yılların arkadaşlığı, bazen sessiz kalarak da anlatacağı şeyi anlatır. Uzun süre sessizliği paylaştık. Bu sessizlik bütün geçmişimizin ikimizin arasında gezindiği sözsüz bir konuşma gibiydi.
280 syf.
#unutkanayna 1915 yılında Nevşehir'de geçen on günlük bir zaman dilimini saat saat aktarıyor bizlere.
Kurgusu Ermeni tehciri üzerine ve film tadında merakla okunan,su gibi akıp giden bir kitap
Kitapta karakterler çok.Türk,Ermeni,Rum,müslüman ve gayri müslimler... Hepsi birbirinden farklı karakterler ancak asla karışıklık yaratmıyor aksine kitaba renk katıyor.
'
Kapıları işaretlenen Ermenilerin evleri aranıyor.Falakaya yatırılıp sorgulanıyor ve aşağılanıyorlar...
Vatan'ı bildikleri topraklardan zorla tehcir ediliyorlar.
Ne yazık ki sanki hepimizin gideceği yer aynı değilmiş gibi vicdansızca davranan,insanlara dininden,dilinden,kendi tercihlerinden dolayı baskı yaparak onları göçe zorlayanlar var.
Bu insanlık ayıbı geçmişten günümüze hala devam etmekte.
Boş yere yaşanan üzüntüler,acılar,kaybedilen hayatlar...
Keşke herkes "Yaratılanı severim,yaratandan ötürü" sözünü düstur edinebilse...
'
Geçmişimize ayna tutan bu samimi kitabı için sevgili @gursel_korat 'ı tebrik ediyorum
188 syf.
·5 günde·8/10
Yazarin okudugum ilk kitabı. Iki öykü kitabının bir araya gelmesiyle olusan , icinde bir sürü öykünün oldugu bir eser. Öyküler antik dönemde , kadim zamanlarda veya günümüzde geciyor. Bu öykülerin icinde bana hitap eden bir sürü cümle vardı. Ben severek okudum, tavsiye ederim...
136 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Zaman Yeli’nde, Selçuklular zamanında bir kör ve sağırın yaşadıkları efsaneye dönüşüyor. Halkı peşinden sürükleyen bir harekete dönüşen bu efsaneyle Kapadokya’ da yaşayan halkın Moğollar’a karşı birleşip savaşmasını konu alıyor. Zaman Yeli’ni ince bir kitap olduğu için çok çabuk okuyabileceğimi düşündüm fakat yanılmışım. Kitabın kurgusu farklı olduğu için anlamam ve kitabın içine girmem zaman aldı. Kitabın başlarında bırakmayı bile düşündüm ama iyi ki yarım bırakmamışım.Kitap güzeldi başlarda sıkılarak okusam da sonrasında sürükleyiciydi.
269 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bizans'ın, Selçuk'lunun ve Anadolu'nun tarihsel atmosferinde, tarihin hep okuduğumuz tarafının tersinden olayları anlatan bir hikaye. Biri geleceği , diğeri geçmişi gören, biri serseri diğeri filozof iki adam, siyasi itişmeler, iktidar mücadeleleri ve peşinden koşulan, ve peşinden koşturan kadınlar...
Harika anlatımıyla sizi nefessiz bırakacak bir kitap.
Keyifle okuyun.
231 syf.
·4 günde·7/10
-Az miktarda spoiler içerebilir-

Ve bir seriyi daha tamamladım.

Bu kitabı diğerlerine oranla daha birçok sevdim, altı çizilesi o kadar çok cümle vardı ki, bazı cümlelerin derin anlamı üzerinde uzun süre düşündüm.

Italya esintileriyle başlayıp Kayseri'ye oradan da başlangıç noktamız olan Kapadokya'ya yolculuk yapmak, olaylar arası nasıl bi bağlantı olabilir diyerek düşünmek ve bu geçişler arasında birçok kişinin yüreğinize dokunacak hayatlarına tanıklık etmek gerçekten de hoştu.

Keşke kitaplar arası ara vermeseydim diye düşünmeden edemedim, bazı karakterleri hatırlamakta zorlandım ve acaba bir bağlantı var mıydı, bu kişiyi okudum mu diye düşündüm durdum çoğu zaman.

Yazarın, kitap içerisinde yer alan tekerleme, şiir ve deyişleri de kendisinin yazması, bu yaratıcılığı da hoşuma gitti, sonuçta konuyla bağlantılı özgünlükte yazmak kolay olmasa gerek.

Kitap için olumsuz söyleyebileceğim bir husus - ki bu sadece bana olmuş olabilir- son bölümdeki şiveleri okumak beni çok yordu, belki ara ara olsa rahat olurdu ama aralıksız yaklaşık elli sayfa kadar okumak zor geldi. Bazı yerlerde de farklı dillerdeki ifadelerin türkçe karşılıgı ne olabilirdi diye merak etmeden de duramadım.
Acının kanıksandığı topraklarda “Telaşı artan kırlangıçların uçma vakti gelmiştir.”Yaşananların üzerindeki tozlar silindikçe insanlar acılarla yüzleşir.Geçmiş aynaya,fotoğraflara yansıyarak geleceğe taşınır.”Zaman aynada unutulur bazen.”
204 syf.
·4 günde·6/10
Ve kitabım “Yine Doğdu Tanyıldızı” bitti.

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dili, kalemi, anlatımı oldukça farklı :)
Yazarken kendi ile konuşan, kendi ile tartışan, okuyucu ile konuşan değişik bir anlatım :)

Sultan ve Padişahların sırları, zaafları ve “erseverlik” olarak tanımlanan sapkınlık üzerine kurulu roman.

Tasavvufa dair tatışmalar, o dönemlerin aşk hikayesi, ilgi görmeyen 3 eş, ve Padişahın bir erkeğe tutulması ile olayların felakete dönüşmesi.

Diğer yandan Padişahin oğlu Nureddin ve köle Fazıla nın aşkları ve yaşanan acılar...

Bir babanın çocukları ile ilişkisi, birini çok severken, diğer çocuğun dışlanması.

Kitap da hırs, aile ilişkileri ,sevgisizlik, ihtiraz, sapkınlık, aşk ve bir çok şey var diyebilirim.
269 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Piyasada gördüğümüz yüzlerce popüler kitabın arasında yer almayacak bir kitap Rüya Körü... Televizyonlarda reklamları dönmeyen yazarlardan birisi Gürsel Korat... Öte yandan bu iki etkenden hiçbiri değildir bu kitabı güzel kılan ki olmayan şeyler üzerinden olanı anlatmak yetersizlik kokar. 1140lardan 70lere uzanan 30 kusur yılı anlatan bir kitap görünümündedir yapıt. Bu zaman diliminde hayatının amacı bir kez olsun sevilebilmek olan ve geleceği rüyalarında gören Stefanos Aksukos ile geçmişi rüyalarında görme yetisine sahip iktidar hırsı ile imparator olma hayallerini hep gündeminde tutan Andronikosun öyküsüdür bize sunulan. Rüya Körü alışılageldiği üzere buralardan ötelere bakan değil, diğer tarafın gözünden Anadolu Selçukluya ve döneme tutulan bir mercek eşliğinde zaman nedir, geçmiş ve gelecek, Andronikosla Stefanos, onlarla bizler gibi Jungun gölge arketipi üzerinden tartışmaya açılabilecek onlarca konuyu içeren bir yazma şölenidir. Kitabı okuduğunuz ve son bölümde artık 9 öncül bölüme uygun bir son beklerken, Korat "kitabın son bölümü için önceki 9unu yazdığını" size anlatacak derecede ustalıklı bir son bölümle çıkar gelir. Artık ne uyuyan Stefanosa, ne yazan Stefanosa, ne de Andronikosa ilk 9 bölümdeki gözle bakabilirsiniz. Psikanalizden tarihe, coğrafyadan Anadolu kültürüne kadar her yönü ile tartışılması, her detayıyla didiklenmesi gereken bir başyapıt. Okuyanlara saygılarımla.
231 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Kitapyorum
Bir yazar kendi kitabı anca bu kadar heba edebilir bence ,230 sayfalık kitabın 150. Sayfasından sonra yazarın o dönem Kapadokya'sına da kullanılan bir lehçe ile Osmanlıcayı da karıştırıp yazması ,güzelim kitabın son bölümünü anlaşılmaz ,zor okunur hale sokmuş ,insan ne sen böyle bir şey yapar anlamış değilim.
Üç Ada'm ( hristiyan bir tacir ,Kayseri'ye atanan bir osmanlı memuru ve bir kalenderiye dervişinin )iç içe geçmiş kendini hayatı sorgulaması aşkı yorumlaması da işte son bölümün yazılış biçimi bir çuval inciri heba etti .
231 syf.
·Puan vermedi
Kavganın tam ortasında İç Anadolu'da yaşayan eski halklar var. Kapadokya yöresinde insanların başından geçen ve gerçek olaylara dayanan hikayeler, bizleri eski dönemlere götürüyor. Hatta götürmekle kalmıyor, o dönemleri bizlere yaşatıyor. İlgi çekici, bağlayıcı ve mistik havasıyla okunmaya değer. Afiyetle...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gürsel Korat
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kayseri, 1960
Yaşam Öyküsü

1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilkgençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.

Edebi Dünyası

Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.

Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.

Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:

1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandanhareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.

2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar,kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.

3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.

4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.

5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 186 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 162 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.