H. P. Lovecraft

H. P. Lovecraft

Yazar
7.8/10
1.076 Kişi
·
2.358
Okunma
·
276
Beğeni
·
11,3bin
Gösterim
Adı:
H. P. Lovecraft
Tam adı:
Howard Phillips Lovecraft
Unvan:
Amerikalı Korku Yazarı ve Cthulhu Mitosu'nun Yaratıcısı
Doğum:
Providence, Rhode İsland, Amerika Birleşik Devletleri, 20 Ağustos 1890
Ölüm:
Providence, Rhode İsland, Amerika Birleşik Devletleri, 15 Mart 1937
Howard Phillips Lovecraft, (20 Ağustos 1890-15 Mart 1937) Amerikalı korku yazarı ve Cthulhu Mitosu'nun yaratıcısı. Eserlerinde bilim kurgu ile korkuyu birleştiren ilk yazardır.

20 Ağustos 1890'da Rhode Island, Providence'de doğdu. Pazarlamacı olan babası Winfield Scott Lovecraft ve annesi Sarah Susan Phillips Lovecraft'ın tek çocuğuydu. Anne ve babası, ikiside otuzlu yaşlarındayken evlenmişlerdi. 1893 yılında Lovecraft henüz 3 yaşındayken, babası Chicago'da bir iş gezisinde olduğu sırada kaldığı otel odasında ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi. Providence'e geri getirilerek Butler Akıl Hastanesi'ne kaldırıldı. 1898 yılında bir sinir krizi sonucu geçirdiği felç yüzünden ölene dek burada kalacaktı. Babasının hastalığı ve ölümünün Lovecraft üzerinde oldukça büyük ve derin bir etkisi oldu.

Yazarın en verimli dönemi, yaşamının son on yılında Providence'e döndükten sonra başladı. En bilinen kısa öyküsü Charles Dexter Ward Vakası ve Deliliğin Doruklarında'yı bu dönemde yazdı. Alonzo Typer'ın Günlüğü, Tümsek, Kanatlı Ölüm gibi birçok hayalet öyküsünü edebiyat dünyasına tanıttı. En üretken olduğu bu yıllarda iyice yoksullaşan yazar hayatta kalan teyzesiyle küçük bir pansiyona taşınmak zorunda kaldı.

1936'da yazara bağırsak kanseri teşhisi kondu. Yetersiz beslenme yüzünden durumu iyice ağarlaşan Lovecraft, 15 Mart1937 yılında Providence'de yaşama veda etti.

H.P. Lovecraft adı, 1926 yılında yazdığı korku romanı Cthulhu Mitosu'yla ölümsüzleşti. Bu roman, birçok filme, besteye ve çizgi romana esin kaynağı oldu. Günümüzde de yaşamını sürdüren aralarında Stephen King, Bentley Little, Joe R. Lansdale ve Neil Gaiman'ın bulunduğu birçok bilim kurgu yazarına esin kaynağı oldu.
Zavallı şeytanlar! Ne olursa olsun, kendi türlerine karşı kötü değildiler. Onlar bir başka çağın ve düzenin adamlarıydılar..
İnsanlığın güvenliği ve huzuru için, dünyanın bazı karanlık, ölü köşelerinin ve el değmemiş derinliklerinin olduğu gibi bırakılması mutlak ve zorunluluktur. .. Uyuyan tuhaflıklar dirilmesin.. yeni ve geniş fetihlerde bulunmasınlar..
Söze devam etmenin çok güç olduğu bir aşamaya geldim. Bu aşamanın beni sertleştirmesi gerekirdi; ama bazı deneyimler ve imalar vardır ki, insanı iyileşmesine izin vermeyecek denli derinden yaralarlar ve geriye sadece o ilk dehşeti çağrıştıran, artmış bir hassasiyat bırakırlar.
Bir isim vermek, sadece akılsızlık olurdu. Kısmen bitkiydi, ama hayvan yapısının temel organlarının dörtte üçüne sahipti.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Cthulhu,Necronomicon gibi bazı terimleri daha önce hiç duydunuz mu? Ya Bloodborne ve Darkest Dungeon oyunlarını? Tamam oyun bilmeyebilirsiniz diyelim ya Metallica'nın direkt olarak bu kitaba ithafen yazdığı Call of Cthulhu şarkısını? Peki ama en azından Stephen King,Jose Luis Borges ve Edgar Allan Poe'nun korku edebiyatının en güçlü yazarlarından olduğunu biliyorsunuz değil mi? İşte onların çok fazla ilham aldığı kişi bu garip adam H.P. Lovecraft. Tabi Poe öldükten 40 yıl sonra doğmuş Lovecraft ama yine de mezarından bile ilham almıştır Poe bu ne yapacağı belli olmaz :)

Kitaptan da bahsedeceğim elbet ama önce yazardan bahsetmek daha doğru gibi görünüyor.Lovecraft'ın çok sancılı bir çocukluk geçirdiği aşikar.Annesi ile ilişkisi hiç bir zaman iyi olmamış hatta genelde küçük kız kıyafetleri içinde gezdirilmiş ve bu travmalar da onun eserlerinde neredeyse hiç kadın karakter olmamasını biraz olsun açıklıyor.(Evet feministler Lovecraft'a hücüm!)Dünyada hatta ülkemizde korku edebiyatı denilince en son akla gelen isimlerden birisi bu üstad ama halbuki ilk akla gelmesi gereken kişi belki de o.Çünkü yarattığı bazı şeylere dünyada o kadar körü körüne bağlı olan ve hatta bir mezhep oluşturup tapan insanlar var ki bilseniz ağzınız bir karış açık kalır.

Kitaba gelecek olursak bir sürü kısa hikayeden oluşuyor ve bazıları türünün ilk örnekleri olduğundan yada Lovecraft'ın garip bir adam olmasından kaynaklı olarak pek ilgi çekici değiller hatta sıkıcılar.Ama öyle 2 3 tanesi var ki mesela Herbert West:Diriltici,Duvarlardaki Fareler ve tabi ki en ünlüsü ve en büyük etki yaratanı Cthulhu'nun Çağrısı.İşte bu üç öykü kitabı okurken geçirdiğim sıkıcı evreleri tamamiyle telafi etti.Korku ve Gerilim edebiyatının gerçek en ağır topu olan Lovecraft'ı sonunda okuduğum için minnettarım ve size de öneriyorum.
56 syf.
·7/10
Lovecraft tarzını barındıran öncü kitaplardan biri.
İçerisinde 6 hikaye var aralarından özellikle bir resim üzerine olan hikaye akılda kalıcı ve gerçekciydi.
İlginç bir kitap, alıp okumalısınız..
136 syf.
·5 günde·7/10
Bir süredir gotik edebiyattan bir şeyler okumak istiyordum. Aklımdaki, Jane Eyre misali şato tarzı bir ev, çatıya kapatılmış bir ev sakini, yahut gizli saklı işleri olan bir uşak, geçmişi kazdıkça ortaya çıkan esrarengiz örtülü olaylar, hayaletli sihirli mihirli şeylerdi yahut Sınırdaki Ev gibi bir şey. E tabi bu umduklarım, yazar ne uygun görürse, azıcık gerdiği sürece sıkıntı olmaz. -DI. Gotik edebiyatı araştırırken de karşıma Lovecraft çıkınca ıskalamadım. Peki bu seçimle iyi mi ettim? Nereden eleştirmeye başlasam bilmiyorum. Okuyacak olanlar için sürprizbozan olacak fakat bence bozulacak bir sürpriz yok, siz yine de okuyup okumayacağınıza kendiniz karar verin.

Öncelikle kitaptaki düşünce gerçekten güzeldi. Bir grup güney kutup bölgesine gidiyor ve orada biyolojik ve jeolojik araştırmalar yapıyor. Her şey son teknoloji. Lovecraft 1937'de ölmüş bir yazar. Bu kitap da 1920'lerin sonuna doğru yazılmış. O zamanlarda bu kadar teknolojik gelişmelerin olduğunu bilmiyordum, bu yüzden epey şaşırdığımı söylemeliyim. Bu konularla ilgili yeterinden fazla bilgi verilmiş. Yetmedi biyolojik mi dersiniz bayolojik mi bilmem, bayıltana kadar bilgiye boğulduğumuz bir sürü paragraftan sonra, bir ümit bir olay olsun, bir hareketlilik olsun derken, neyse buraya sonra geleceğim. Dünyanın tarihi ile ilgili de bayıltan satırlara gömmeyi uygun bulan Lovecraft, gerçekten güzel olan roman konusunu, bence güzel de harcamış. İkinci Zaman, Üçüncü Zaman, Tebeşir Çağı, Jurasik ve Komakiyen dönemleri, Üstneojen Çağı vs. Bunlar romana yedirilse, ara ara geçse inandırıcılığı artıran ve hoşumuza giden ayrıntılar olabilirdi. Sürekli bunların geçtiği cümleler okumak bir yerden sonra yeter artık dedirten, insanı sıkan, romanın dışına atan, dozu aşmış ayrıntılar. Sonuç itibariyle Tarih Öncesi Devirlerle ilgili bir araştırma kitabı değil, kurgu bir kitap okuyoruz. Yabancılaşma ve yüzleşme öyküsüymüş. Pabucumun yüzleşmesi. Bu kelimeyi gören de essahtan bir şey var zanneder. Bütün bir kitap bunlarla geçti. Son 30 sayfada nihayet biraz ekşın geldi. Ama o kadar az ki, dişimin kovuğunu doldurmadan bitti. Bu. Kitap bu.

Yazılışta geçen KAFİRCE, DELİCE, DEHŞET VERİCİ, YAZMAYA CESARET EDEMEYECEĞİM gibi ifadelerin garipliğinin saçmalığının ne alakasına gelelim. İşte burda olmayan sürprizi bozacağım. Bu ekip araştırmaya gitti ya, kitabın en başında ve arka kapak yazısında orada garip yaratıklarla karşılaşacakları zaten belirtilmiş, yani bu benim olayın tadını kaçırmam değil. Siz böyle bir yere gidiyorsunuz, bunlar muhtemelen uzaydan gelmiş, taa tarih öncesi devirlerden beri burada yaşadığını araştırmalarınız sonucu anladığınız, zekası olan varlıklar. Kendilerine ev yapmışlar, şehir kurmuşlar, Buzul Dönemi falan oraları terkedip denizlere geçmişler vs. Kendi hallerinde yaşıyorlar, efendi efendi, kimseye bulaştıkları yok. Şimdi biri bana buradaki kafirliği bir açıklasın. Neden kafirce yapılar? Bu bir argo kullanımdır tamam da siz oraya gelene kadar kimi kesip biçtiler? Oraya gelen ilk ekibin başına bir şeyler geliyor. Dehşetli korkunçlu şeyler. İlk önce fırtına falan zannediliyor. Değil, üç harfliler basmış gibi (Palu Family effect) bunları orada basmışlar ama olay gölgede. Gelen 2. ekibi de bir karşılaştır doğru düzgün, canavarlar uzaylılar bunları görmeden, ekip onları bir görsün korka korka. Yok adamlar ellerine horoz şekerlerini alıp bunların inlerine giriyor. Lalalalala. Şirinler müziği fonda. Böyle sakin sakin geziyorlar. 37 köpeğin 36'sının öldüğünü görün, çadırlar paramparça sakin selim buraları gez, sonra sürekli dehşet içeren cümleler kur ama dehşet yok. Çünkü dehşet dedikleri şey, 1. ekibin betimlenmesi değil bakın, bunlar dağlara bakıyorlar dehşet, yere bakıyorlar dehşet, duvardaki bizim çivi yazımız misal resimlere yazılara bakıyorlar dehşet, gökyüzüne bakıyorlar dehşet. Dağlara delilik diyorlar. Dağ ve delilik. Kitapta defalarca deli, delice, delilik kelimeleri geçiyor, ama okur put gibi bakmakta. WHY??? Yahu ne olacaktı Los Angeles sokakları mı bekliyordunuz, inin cinin top oynadığı ve hatta hayatın olmadığını düşündüğünüz yerler zaten. Hayatın var olduğunu öğrenmek tamam şaşırtır da kitap boyunca dehşet dehşet dehşet. Kitaptaki anlatıcı, ''House of Alien Families'' gezisini gerçekleştirirken hani insanı napıyorsunuz dedirten ve sizin bilim aşkınıza uzaylı yeşil yapışkan sıvısı yapışsın e mi öfkesini hissedip, çıkın ordan şımarıklar sizi terliğini fırlatmak istediğiniz uzun yürüyüşlerinde, nihayet son 30 sayfasında dev penguenler görüp iki çığlık bir kovalamaca yaşıyorlar ve kitap bitiyor. 7 puanı hem kitabın ana fikri güzel diye hem de son 30 sayfa için verdim ve inanın cömert bir puan ya da inanmayın beni ilgilendirmiyor ister sevin ister gömün, ben kitabı beğenmedim. Şu yazmaya cesaret edemediği ve ekip arkadaşına aklını oynattıran her ne idiyse yazsaydı da biz de korkudan bir irkilme vakası yaşasaydık. Olmamış. Allahtan %40 indirimle almıştım. :)
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Korku edebiyatı ve bilimkurgu dünyası kelimelerle bir araya gelirse ne olur ? Ve bu iki dünyayı birleştiren Lovecraft ' sa , tadından yenmez tabii ki ... Kitabı okurken korku ve gerilimi iliklerime kadar hissettim... Betimlemeler , yarattığı atmosfer gerçek hissi uyandırmada çok başarılıydı... Lovecraft'ın bilinmeyenin korkusuna dair tutkusunu ve merakını karanlıkta fısıldayanda oldukça net görüyoruz... Bilinmeyenler her zaman korkutucu olmuştur ancak korkutucu olmasına rağmen bu biz insanları durdurmuş mudur , hayır....Merakımız her daim korkumuzdan önce gelir ...Bilinmeyenlerin üstüne gitmek onları bilinir hala getirme dürtümüze engel olamayız ... Nihayetinde çok çok kötü ve habis şeylerle karşılaşacak olsak bile....Bu kitap ayrıca yazarın yazdığı en uzun metinlerden ...Ona göre uzun lakin okura göre kısa , oldukça kısa ...Ancak bu kısacık öykü sizi gerçeklikten koparmaya yetiyor... Yazarın eserleri sinemaya, tiyatroya, çizgi romanlara ve birçok bilgisayar oyununa esin kaynağı olmuştur... Hatta birkaç yayınevi sadece Lovecraft'ın geride bıraktığı eserleri yayınlamak amacıyla kurulmuştur...Ne diyebilirim ki muazzamdı .... Eksik eserlerini de temin edip kesinlikle o inanılmaz atmosfere tekrar dalmak istiyorum....
Ece Demirici
Ece Demirici İki Novella: Inssmouth Üzerindeki Gölge - Zamanın Uçurumunda'yı inceledi.
223 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Bazı yazarlara karşı daha hiçbir kitaplarını okumadan seveceğime dair bir duygu besliyorum. Kesin bu yazarı ve kalemini çok seveceğim diyorum. Lovecraft da o yazarlardan biri. Daha hiçbir eserini okumadan sevdiğim bir yazardı kendisi. Fakat Lovecraft'ı tahayyül bile edemeyeceğim kadar sevdim. İki novella da kusursuzca yazılmış. İlk novellayı okurken adeta müthiş bir gerilim filmi izliyormuş hissine kapıldım. İkincisi ise içine çeken bir bilim kurgu filmi izliyormuş tadı verdi. İlk novellada bir soy bilimcinin İnssmouth isimli bir kasabaya, yolunun üstünde olması sebebiyle ve aslında daha çok da merakının yönlendirmesiyle birlikte bir şehir turu yapmak ve konuşulanların doğruluğunu araştırmak isteyip gitmesi ile başlıyor. Fakat şehirde gezindikçe dedikoduların gerçek olduğu fakat gerçeklerin daha derin gizemler içerdiği ortaya çıkıyor. Bu novellanın beni en etkileyen kısmı, sonda ortaya çıkan asıl gizem olan ; soy bilimcinin yılar önce paçasını zor kurtardığı yarı insan yarı balık olan Insmoutlıların soyundan gelmesi, sonunda onlara benzemesi ve hatta tiksindiği bu yaratıkların yaşam biçimini keyifle benimsemesi oldu. İkinci novella ise, bir ekonomi profesörünün hafızasını kaybetmesi ve ikinci bir kişiliğe sahip olması ile başlıyor. Profesör, hafıza kaybı sonrası geliştirdiği bir ikinci kişiliğe sahip olduğuna inanıyor ve bu ikinci kişilik muazzam bilgilere vakıf fakat bu duruma profesörün ailesi de dahil olmak üzere çevresi hoşgörüyle bakmıyor ve profesörümüz ne kadar yazık ki bir başına kalıyor. Yıllar sonra kendi kişiliğine dönüyor fakat zihninde ikinci kişiliğinden kalma bilgi kırıntıları olmakla birlikte değişik rüyalar görüyor, değişik mekanlara seyahat ediyor ve önceleri hayal ürünü zannettiği şeylerin; araştırmaları sonucu, aslında ikinci kişilik dediğinin Yüce Irk isimli bir ırka mensup birinin zaman-uzay aşırı yaptığı zihin seyahatlerinden kalma şeyler olduğunu keşfediyor. Ve aslında her şey de burada başlıyor . Profesör kendine tek inan kişi olan oğlu ile birlikte psikoloji bilimi üzerine çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalarını özellikle Yüce Irk denilen gizemli yaratıkları ve başına gelen olayın gizemlerini ortaya çıkarmak için yapıyor. Bu novellayı okurken Lovecraft'a büyük bir saygı duyarak okudum. Çünkü böyle bir dünya yaratmak ve bunu yüz sayfaya sığdırabilmek için gerçekten edebi dehaya sahip olmak gerekir ve Lovecraft o dehaya fazlasıyla sahip. Bu novella birçok bilim kurgu filmine ilham olmuştur diye düşünüyorum. Bu kurgudan esinlenerek bir sinema filmi yapılmış mı açıkçası bilmiyorum. Fakat sinemacı olsaydım bu hikayeyi mutlaka kullanırdım. Gerçekten hayran olunası bir kalem. Tek kelimeyle muhteşem.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
H.P. Lovecraft'a zamanında pek şan ve şöhret getirmese de bugün ismini hala anmamıza sebep kitabın ta kendisi. Cthulhu miti büyük ihtimalle yazılmış en büyük kurgu mittir ve okunmaya değerdir. Yazarın diğer eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkarılan işin kalibresi de belli olacaktır.

Bu kitabın içinde birden fazla hikaye var, Cthulhu'nun Çağrısı kitabın en yavan ve basit hikayesi ama aynı zamanda en son hikayesi ve zirve noktası. Dolayısıyla önemli, değerli. Kitapta yer alan hikayeler bugünün edebiyat anlayışına bayağı uzak, sıradışı ve kısa. Bu yüzden Paulo Coelho okumaya alışkın bir okur için alışma süreci sancılı olabilir. Neyse ki uzun ve ağır bir dil yok. Basit ama etkili bir tarzı var yazarın. Mesela Norveçli kaptanın karısına bıraktığı notları okurken her satırda biraz daha delirdiğini içten içe hissetmeniz ve sonunda varılan nokta tüyler ürpertici.

Cthulhu miti kesinlikle boş zaman bulduğunuzda sizi içine çekecek, hayalgücünüzü kuvvetlendirecektir.

Favori yazarlarımdan Lovecraft'ın bu eserini korku ve gotik temalara meraklı herkese tavsiye ederim.
1026 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Sanırım, bu yılı arkamda bıraktığımda, ben ne okumuşum diye ardıma baktığımda, gözüme ilk takılacak kitaplardan biri oldu.

Lovecraft o kadar harika yazıyor ki bunu ancak Lovecraft okurları anlayabilir.
Belki bir iki öyküsü ile sizi tatmin etmemiş olabilir ama kesfedildiginde harika bir yazar diyebilirim.

Lovecraft okuyunca tanışacağınız bir kaç şeyi sizinle paylaşayım. Mesela "Randolph Carter" gibi düş gezgini, ya da Lovecraft'a özgü mekanlar "Arkham, Innsmouth, Kadath..", ya da belli başlı yaratıkları olan "Cthulhu, Nyarlathotep". Ya da en çok bilmeniz gereken şeylerden biri de "Necronomicon" gibi akıl almaz şeylerle dolu bir kitap. Bu kitabın adını kesinlikle Lovecraft'tan esinlenmiş yazarlarda göreceksiniz. Demedi demeyin.

Dunsany, Poe gibi yazarlardan etkilenen Lovecraft emin olun onlar kadar güzel yazıyor, belki daha güzel. (Evet, kesinlikle benim için öyle. Harika) Ek olarak Clark Ashton Smith'i de okumanızı tavsiye ederim.

Kitap boyunca romanlarında yaptığım gibi yine "Musica Cthulhina"nın bu güzel albümünü dinledim. https://www.youtube.com/...2oJ5dXcBjOYM32H7UYqQ . Harika bir şekilde gerim gerim gerilip, o harika atmosferleri hissediyorsunuz. Bence deneyin.

Bu arada aldığım en güzel sevgililer günü hediyesiydi. :)) Harika. <3
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Üstadın okuru davet ettiği en güzel çağrı bu olsa gerek...Cthulhu Mitosu'nun başlıca hikayeleri bu kitapta toplanmış... İnsanların henüz var olmadığı bir dünyada var olan ve günümüze kadar gelen yaratıkların ve canlıların insanlar üzerindeki etkilerini içeriyor hikayeler....Delilik,korku ve bilinmeyene duyulan o açlık...Bir delilik güzellemesi....Bu hikayelerdeki dehşeti tarif edenler ya delirdi ya da öldü ...iyisi mi tarif ve yorum işini okuyan herkes sadece kendine yapsın Davete icabet edin
....
88 syf.
Ilk defa bir korku-gerilim kitabı okudum ve gördüm ki bu tür bana hitap etmiyor. Kitabı nasıl ne yönden inceleyeceğimi bilmiyorum açıkçası. Bir profesörün çiftliğinde garip şeyler -ki bu seyler varlıklar- olduğunu söyleyen bir çiftçi ile mektupları üzerine kurulu kitap. Bir sel meydana geliyor ve bu selde çiftçinin bahsettiği varlıklar gün yüzüne çıkıyor. Sonrasında olaylar olaylar demek isterdim ama ben pek bir aksiyon göremedim. Korku filmi dahi izleyemeyen biri olarak bu kitapta ne korktum ne gerildim. Sorun bende bence.
56 syf.
·2 günde·9/10
Şu sıralar kitap okumak, odaklanmak ne kadar zor olsa da ilgimi çekmeyi başardı. Bu benim korku türüyle ve lovecraft ile ilk tanışmamdı. Okurken zihinde gerilim dolu sahneler canlandırıyor. Bir yandan korkup bırakmayı istediğim ama diğer yandan da bırakamadığım bir okuma oldu. Heyecanla öneriyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
H. P. Lovecraft
Tam adı:
Howard Phillips Lovecraft
Unvan:
Amerikalı Korku Yazarı ve Cthulhu Mitosu'nun Yaratıcısı
Doğum:
Providence, Rhode İsland, Amerika Birleşik Devletleri, 20 Ağustos 1890
Ölüm:
Providence, Rhode İsland, Amerika Birleşik Devletleri, 15 Mart 1937
Howard Phillips Lovecraft, (20 Ağustos 1890-15 Mart 1937) Amerikalı korku yazarı ve Cthulhu Mitosu'nun yaratıcısı. Eserlerinde bilim kurgu ile korkuyu birleştiren ilk yazardır.

20 Ağustos 1890'da Rhode Island, Providence'de doğdu. Pazarlamacı olan babası Winfield Scott Lovecraft ve annesi Sarah Susan Phillips Lovecraft'ın tek çocuğuydu. Anne ve babası, ikiside otuzlu yaşlarındayken evlenmişlerdi. 1893 yılında Lovecraft henüz 3 yaşındayken, babası Chicago'da bir iş gezisinde olduğu sırada kaldığı otel odasında ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi. Providence'e geri getirilerek Butler Akıl Hastanesi'ne kaldırıldı. 1898 yılında bir sinir krizi sonucu geçirdiği felç yüzünden ölene dek burada kalacaktı. Babasının hastalığı ve ölümünün Lovecraft üzerinde oldukça büyük ve derin bir etkisi oldu.

Yazarın en verimli dönemi, yaşamının son on yılında Providence'e döndükten sonra başladı. En bilinen kısa öyküsü Charles Dexter Ward Vakası ve Deliliğin Doruklarında'yı bu dönemde yazdı. Alonzo Typer'ın Günlüğü, Tümsek, Kanatlı Ölüm gibi birçok hayalet öyküsünü edebiyat dünyasına tanıttı. En üretken olduğu bu yıllarda iyice yoksullaşan yazar hayatta kalan teyzesiyle küçük bir pansiyona taşınmak zorunda kaldı.

1936'da yazara bağırsak kanseri teşhisi kondu. Yetersiz beslenme yüzünden durumu iyice ağarlaşan Lovecraft, 15 Mart1937 yılında Providence'de yaşama veda etti.

H.P. Lovecraft adı, 1926 yılında yazdığı korku romanı Cthulhu Mitosu'yla ölümsüzleşti. Bu roman, birçok filme, besteye ve çizgi romana esin kaynağı oldu. Günümüzde de yaşamını sürdüren aralarında Stephen King, Bentley Little, Joe R. Lansdale ve Neil Gaiman'ın bulunduğu birçok bilim kurgu yazarına esin kaynağı oldu.

Yazar istatistikleri

  • 276 okur beğendi.
  • 2.358 okur okudu.
  • 102 okur okuyor.
  • 1.479 okur okuyacak.
  • 47 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları