Halide Nusret Zorlutuna

Halide Nusret Zorlutuna

Yazar
8.3/10
507 Kişi
·
2.252
Okunma
·
101
Beğeni
·
5,1bin
Gösterim
Adı:
Halide Nusret Zorlutuna
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 1901
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 10 Haziran 1984
"Kadın yazarların annesi" olarak anılır. Hece ölçüsünde hamasi şiirleri ve konuşulan Türkçe ile yazılmış romanları vardır. Romancı Emine Işınsu'nun annesi, Pınar Kür'ün teyzesidir.

Yazımının dönemi 1901 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim, daha sonraki adı ile Avnullah Kâzımî Beydir. Ünlü gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Halide Nusret'in babası Avnullah Kazimi Bey, 1908 yılında "Fedekeran-i Millet Cemiyeti" adlı bir siyasi parti kurup muhalefete başladığı için İttihat ve Terakki Partisiyönetimi tarafından yıllarca sürgün ve zindan hayatı yaşamak zorunda bırakılmıştı; bu nedenle Halide Nusret çocukluğunda babasını çok az görebildi. Avnullah Bey bir süre siyasetten çekilmeyi kabul edip Kerkük'te mutasarrıf olarak görevlendirildiğinde ailecek Kerkük'e gittiler. Halide Nusret, bu dönemde özel hocalardan ders alarak Arap ve İran dillerindeki bilgisini geliştirdi. Kerkük'teki çocukluk yıllarını Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında aktardı.

Aile, I. Dünya Savaşı'nın başladığı sırada İstanbul'a dönünce Halide Hanım Erenköy Kız Lisesi'ne devam etti. Bu okulda orta tahsilini yapmakta iken babasını kaybetti. Babasının ölümü üzerine yazdığı "Ağlayan Kahkahalar" adlı yazısı 1917 yılında Talebe Defteri adlı derginin yarışmasında birinci olup yayımlanınca edebiyat dünyasına adım atmış oldu.

Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunluluğu doğunca Darülmuallimat sınavlarına girdi ve öğretmen olma hakkını elde etti. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. İstanbul'da öğretmenlik yaparken bir yandan İstanbul Darülfünun'da Tarih Bölümü'ne devam etti, özel olarak İngilizce öğrendi.

Öğretmenlik Hayatı

Halide Hanım, 1924'te Edirne Muallim Mektebi'nde başladığı öğretmenlik görevini sırasıyla Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman,İstanbul ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde yıllarca sürdürdü. 1926 yılında süvari yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlendi. Evlilik hayatı, eşinin 45 yıl sonraki vefatına kadar sürdü. 1930'da oğlu Ergün, 1938'de kızı Emine dünyaya geldi. Çok severek yaptığı öğretmenlik görevinden 1957'de Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda çalışmaktayken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.

Edebî Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, Küller adlı ilk romanını 19 yaşında iken kaleme almıştı. Milli Mecmua, Türk Kadını, Kadınlar Dünyası, Aydabir, Salon Mecmuası, Çınaraltı, Çağrı, Hilâl, Defne, Hisar, Ayşe, Töre,Türk Edebiyatı dergilerinde ve Vakit, Zafer, Kudret, Haber, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gazetelerinde yazılar yayımladı. 1923'te yayımladığı Hanım Mektupları adlı eseri ile edebiyat dünyasında ilgi uyandırdı.

Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla millî edebiyat akımına katıldı. Millî duygularla kaleme aldığı “Git Bahar" adlı şiiri tanınmasını sağladı. Millî edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Ünlü şair Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.

Halide Nusret'in sahnelenmemiş ancak basılmış piyesleri de vardır. Bazılarının adları şunlardır: Hatırsaymaz Kaymakam, Peçe ve Kafes, Rüzgârdaki Yaprak, Suçlu Kim?, Asıl Aşk, Ali Usta’nın Torunları, Gecekondu Gülleri.

Sosyal Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, genç yaşlarından itibaren sosyal kuruluşlarda ve hayır cemiyetlerinde çalıştı. Türk Kadınlar Birliği, Türk Ocakları, Halkevleri, Muallimler Birliği, Yardım Sevenler Derneği, , Söroptomistler, Çocuk Haklarını Müdafaa Cemiyeti ve Çocuk Esirgeme Kurumu(Himaye-i Etfal Cemiyeti) yönetim kurullarında uzun yıllar hizmet verdi. 1959'da Türk Anneler Derneği'ni kuruluşuna öncülük etti. Türk Dil Kurumu'nun da kurucu üyelerindendi.

1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “kadın yılı” olarak ilan edildiğinde “Kadının Sosyal Hayatını İnceleme ve Araştırma Derneği” tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret’e “Ümmü'l-Muharrirat” (kadın yazarların annesi) unvanı verildi. 1983 yılında ise Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile Türk Basın Birliği tarafından “Basın Mesleği’nde 50 Yıl Şerefli Hizmet” belgesiyle plaket verildi.

Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984 günü İstanbul'da hayatını kaybetti.
Cenazeye çelenk göndermek yerine, çelenk parası ile yoksul çocuklara yardımda bulunmak, bu dünya için de, öbür dünya için de daha yararlı, daha hayırlıdır.
En karanlık günümde kalbime neşe verir.
Aşkın benim içimde hiç solmayan bir bahar.
Beni hayat yolunda yürüten bu sevgidir,
Bir anne eli gibi her ân gönlümü okşar.
Genç öğretmen, eğer biraz da sevimli ve güler yüzlü ve zeki ise bütün acemiliğine beceriksizliğine rağmen kendini kolayca sevdirebilir. Bazen canlı gözlerinin gülüşü, parlak başının bir bükülüşü sınıfı büyüleyiverir. Artık ondan sonra zafer onundur.
Bir yaşından, yirmi yaşına kadar her çocuk, bence zevkle okunmaya değer meraklı bir kitap; karşısında uzun uzun, hayran hayran düşünülecek bir bilinmeyenler alemidir.
Umut, şüphesiz ki pek azdı.
Ama...
Kim bilir?..
Bugünkü aklım olsaydı belki derhal umutsuzluğa kapılmaz, bir şeyler yapmaya çalışırdım...
176 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Canım öğretmenim,
Çağdaş Türk kadını temsilcilerinden, "Edebiyatın annesi" güzel kadın Halide Nusret Zorlutuna...
Naif kalemin, beni öyle yerlere götürdü ki...Hissedişler, hissedilişler öyle anlamlı ki...
Bu esere "Roman" demek bilmem ki doğru mu?.. Bu, zavallı bir gönül ve ömür hikâyesidir; Cennet'ten Cehennem'e düşen bir ailenin sade, fakat feci alınyazısı!
Bu dokunaklı sözlerle giriş yapılmış esere.
Ah Nadide! Hayata bakışın, duruşun, tavrın nasıl da isminle müsemma. Eşi bulunmayan, Halide Nusret'in deyişiyle "bir rüya ve hülya ikliminden" gelmişe benzeyen, asil, onurlu ve fedakâr bir kadın...
Eşi doktor Hamid Bey ve üç çocuğuyla (Demir, İpek, Çelik) mutlu bir hayat sürmektedir. Çocukluğunu bildiği ünlü besteci Dündar'a rastlamasıyla hayatı alt üst olur. Saplantılı, hastalıklı bir aşkın pençesine düşmüş bir insanın kendisiyle birlikte bir aileyi de nasıl uçuruma sürüklediği, Halide Nusret'in eşsiz kalemiyle dokunaklı bir şekilde resmedilmiş.
Beyaz Selvi, Sisli Geceler'den sonra okuduğum ikinci eseri yazarın. Eserlerdeki en büyük ortak noktalardan biri hüzün... Dönemin yaşanmışlıklarının etkisi olduğunu düşünüyorum. Mektuplara ağırlıklı olarak yer verilmesi çok etkiledi beni. Döneme ait küçücük şeyler bile öğrenebilmek öyle kıymetli ki... Yaşanılan aşkı, sevgiyi, hayalkırıklıklarını, kederleri derinden hissedebiliyorsunuz.
Bu incelemem ötekilerden çok daha özel ve değerli benim için. Bu eser için ikinci inceleme olması ve Halide Nusret'le tanışmama vesile olan güzel insan Bahar T'nin incelemesi ardında yer aldığı için. İyi ki varlar, iyi ki varız, iyi ki var olmuş bu güzel kadınlar...
Genç öğretmen arkadaşlarımdan rica ediyorum, lütfen okuyun ve okunmasına vesile olun, unutulmaması adına, diğer nesillere aktarılması adına...Öyle hakediyorlar ki bunu...
Sevgiyle ❤
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsan kendini ait hissettiği bir dünyada yaşadığında, kendine yakışanı ve kendine iyi geleni mutlaka bir şekilde buluyor. Yazarlar/ kitaplar dünyasında da öyle, yazarla tanışmak benim için güzel bir tevafuk. Edindiğim önbilgilerle hiç tereddüt etmeden üç kitabını aldım, Sisli Geceler ilk okuduğum ve iyi ki okuduğum dediğim romanı oldu. “Kadın yazarların annesi” olarak anılan, Edebiyat öğretmeni Zorlutuna, 83 yıllık hayatına nice yaşanmışlıklar ve kitaplar sığdırmış. Bana Reşat Nuri Güntekin’in yazımını hissettirdi, aynı dönemlerde yaşayan iki edebiyat insanı olarak çok da şaşırmamalı aslında..

Kitabın biçimce ilerleyişi çok akıcı, konu olarak da ilgiyle ilerlenildiğinden kısa ama anlamlı bir sürede keyifle okuyup bitirebileceğiniz bir eser, tabiri caizse su gibi aktı’ demek yeridir. 18 yaşındaki Mine’nin yaşadığı köşkte ailesi ve akrabalarıyla olan ilişkilieri, büyük aşkı işlenmiş. Olaylar örgüsüne daha detaylı baktığımızda aşklar/ ıstıraplar/ aile ilişkileri işlenmiş demeliyim. Okuyunca suçlu olanlar var diyorsunuz ama bi taraftan da kitapta alıntı olarak geçen bir cümlede olduğu gibi, “Ortada bir günah vardı fakat günahkar yoktu..” (S/ 167) fikrine kapılıp yaşanmış zorlukları haklılık paylarıyla kabulleniyorsunuz..

Yazarın değerli olduğuna inandığım ve kitaplarında çok okuma sayısı göremediğimden, akıcı/ sakin roman ve hikaye severler tarafından eserin okunmasını tavsiye etmek için yazdım bu incelemeyi biraz da, ayrıca 1900’lü yılların İstanbul’u da harika betimlemelerle okunmaya değer. Yüreğe damlayan gözyaşlarına rağmen..

Keyifli okumalar/la..
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sisli Geceler, "Kadın Yazarların Annesi" ünvanı verilen Halide Nusret Zorlutuna'nın 1922'de yayımlanan ikinci romanı.
Sisli Geceler, yazarın tanınmasını sağlayan en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.
Romanda, kalabalık bir köşk halkı ve aralarındaki akraba ilişkileri anlatılsa da, kadının toplumsal konumu, vatan sevgisi, ahlak temaları incelikle işlenmiş ve imkânsız kılınan bir aşk hikâyesiyle harmanlanmış.
Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Mine'nin ruh halleri, aşkı, hırçınlıkları, iç dünyasındaki değişkenlikleri öyle güzel anlatılmış ki, hayran oldum. Karşılıklı yazılan mektuplardaki dil, dönemin hitap şekilleri, yaşanan ıstıraplar naif bir dille kaleme alınmış, bu da eserin kolaylıkla sizi sarıp sarmalamasını sağliyor.
Çağdaş Türk kadınının en büyük örneklerinden olan Halide Nusret Zorlutuna, ülkenin bir çok okullarında edebiyat ögretmenliği yapmış, bir çok derneğin de çalışmalarını başarılı bir şekilde yürütmüştür.
Çağımızın en büyük düşmanı cehalet... Yaşamın her alanına sızmış durumda... Eğitime, ilime ve bilime yani kitaplara daha çok sarılmamız lâzım. Toplumun temel taşı aileyi meydana getiren kadınımızın daha fazla eğitime sarılması lazım. Eğitimli kadının yetistirdiği eğitimli bireylerle ancak bu iş çözülür. Olanaksızlıkların içinde bu kadınlar bunu başarmışlar, olanakların içinde biz neden yapamayalım?? Çocuklarımızı küçük yaşlarda kitaplarla tanıştırırsak kitapların ellerinden tutmasını sağlarsak, kitaplar onların elini hiç bırakmayacaktır.
Bu güzel platformun hayatıma her yeni gün yeni bir eser, yeni bir yazar, yeni bir okur katması mutluluk verici. Bahar T sayesinde, Halide Nusret Zorlutuna ile tanıştım, kucaklaştım. Cağdaş Türk kadınınına örnek böylesi güzel kadınların olduğunu bilmek umut verici...
Kitaplarla kalın... Sevgiyle ❤
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
‘Yazarların annesi’nden bir güzel roman..

Zorlutuna cumhuriyetin ilk yıllarına insanlığı/ anneliği ve öğretmenliğiyle tanık olmuş ve yazarlığıyla da o zamanların esinlerinden bizlere getirmiştir. Yazar, kitaplarında mekanları/ kişileri o kadar net ifade edip tanımlıyor ki, okurken biçimce zorlanmıyorsunuz, size sadece süregelen olaylarda merakla ilerlemek kalıyor..

Zorlutuna kitabın başında belirtmiştir, kitap gerçek bir hikayeden yola çıkarak romanlaştırılmış, biz de son haliyle yine bir anne/ yine aşk ve yine zincirleri birbirine kuvvetle bağlayan duyguları okuyoruz..

Kitapta, Nadide eşi Dr. Hâmid ve üç çocuğuyla (Demir, İpek, Çelik) mesut yaşarken yoldan çıkan günlerin aksi vuruyor yüreğinize. Bir gün, çocukluğunu bildiği, yaşça kendisinden küçük, kardeşi gibi gördüğü Dündar’la karşılaşıyor Nadide. Dündar onca yıllara rağmen bu karşılaşmayı sanki bekliyor gibi memnun, Nadide’yi hiç de ablası olarak görmüyor ve kalbi geçmişteki keman seslerinin taze seslenişiyle aşkla atıyor. Olaylar buradan cereyan ediyor ve başlıyor hikayenin şaşılacak örgüleri..

Kitabın adının verildiği ‘Beyaz Selvi’ isimli besteyle, kişiler/ olaylar unutulmuş ama bu bestenin verdiği hissiyat yüreklerce dalgalanmaya devam ediyor..

Kitaptan bir alıntıyla noktalamaya müsait keyifli bir romandı..

“Sen baştan başa beyaz bir kadınsın; sen bütün vefasın, faziletsin! Karşında saygı ile eğiliyorum..” (S/59)

Keyifli okumalar/l/a..
143 syf.
·3 günde·8/10 puan
Öğrencilerini -kendi tabiriyle küçük dostlarını- çok seven bir öğretmenin anılarından oluşuyor kitap.

Öğretmen, tek görevi okul sınırları içinde müfredatı anlatmak olan kişi midir? Bir öğretmenden ilk beklenen bu olsa da Halide Nusret Zorlutuna gibi mesleğini hakkıyla yapan öğretmenler için öğretmenlik bununla sınırlı kalmaz. Halide Nusret Zorlutuna öğrencileriyle ilişkisi çok güçlü, yeri geldiğinde onlara annelik içgüdüsüyle yaklaşan, onların iç dünyalarını anlamaya çalışan şefkat dolu bir öğretmendir. Öğrenci ayırt etmez hepsini çocuğu gibi sever. Tüm öğrenciler onun için okunmaya değer bir kitap gibidir.

Kitap, samimi ve nahif üslubuyla insanı içine çekiyor. Ben de bir öğretmen olarak kitapta yer yer kendimi buldum, belki bu yüzden sevdim. Öğretmenler için bir tavsiye veya ipucu niteliğinde bir kitap değil. Duygusal yanı ağır basan bir kitap. Anı türünde okumayı seviyorsanız başlamanızla bitirmeniz bir olacak akıcı bir eser.
143 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yazarın öğretmenlik yıllarında çok sevdiği 'küçük dostları'na ait anılarını hissettiklerini ön plana çıkararak yazmış olduğu, bir solukta okunabilecek bir eser.
288 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
İmparatorluğun son dönemleri ile Cumhuriyetin ilk yıllarında ki büyük tarihsel olaylara ilk elden şahitlik ederken toplumun kurtuluş azmine nasıl özveri ile katkıda bulunulduğunu görmek kitabın okunması için çok haklı bir gerekçe oluşturuyor
204 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Milli mücadele dönemine ait bir kitap. Yazarı ve kitaplarında verdiği duyguları severim ancak bu kitabında vermek istediği vatan sevgisini hissedemedim. Yazar, aşk üzerine dokunaklı yazabiliyor ancak bu sadece karşı cinse olan aşk üzerineymiş. Vatan aşkını hissedemedim, olmadı.

Kitapta geçen Zinnur-İbrahim aşkının sonu da az çok tahmin edilebiliyor.

Kitabın sevdim ama yeteri kadar tatmin olamadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Halide Nusret Zorlutuna
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 1901
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 10 Haziran 1984
"Kadın yazarların annesi" olarak anılır. Hece ölçüsünde hamasi şiirleri ve konuşulan Türkçe ile yazılmış romanları vardır. Romancı Emine Işınsu'nun annesi, Pınar Kür'ün teyzesidir.

Yazımının dönemi 1901 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim, daha sonraki adı ile Avnullah Kâzımî Beydir. Ünlü gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Halide Nusret'in babası Avnullah Kazimi Bey, 1908 yılında "Fedekeran-i Millet Cemiyeti" adlı bir siyasi parti kurup muhalefete başladığı için İttihat ve Terakki Partisiyönetimi tarafından yıllarca sürgün ve zindan hayatı yaşamak zorunda bırakılmıştı; bu nedenle Halide Nusret çocukluğunda babasını çok az görebildi. Avnullah Bey bir süre siyasetten çekilmeyi kabul edip Kerkük'te mutasarrıf olarak görevlendirildiğinde ailecek Kerkük'e gittiler. Halide Nusret, bu dönemde özel hocalardan ders alarak Arap ve İran dillerindeki bilgisini geliştirdi. Kerkük'teki çocukluk yıllarını Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında aktardı.

Aile, I. Dünya Savaşı'nın başladığı sırada İstanbul'a dönünce Halide Hanım Erenköy Kız Lisesi'ne devam etti. Bu okulda orta tahsilini yapmakta iken babasını kaybetti. Babasının ölümü üzerine yazdığı "Ağlayan Kahkahalar" adlı yazısı 1917 yılında Talebe Defteri adlı derginin yarışmasında birinci olup yayımlanınca edebiyat dünyasına adım atmış oldu.

Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunluluğu doğunca Darülmuallimat sınavlarına girdi ve öğretmen olma hakkını elde etti. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. İstanbul'da öğretmenlik yaparken bir yandan İstanbul Darülfünun'da Tarih Bölümü'ne devam etti, özel olarak İngilizce öğrendi.

Öğretmenlik Hayatı

Halide Hanım, 1924'te Edirne Muallim Mektebi'nde başladığı öğretmenlik görevini sırasıyla Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman,İstanbul ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde yıllarca sürdürdü. 1926 yılında süvari yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlendi. Evlilik hayatı, eşinin 45 yıl sonraki vefatına kadar sürdü. 1930'da oğlu Ergün, 1938'de kızı Emine dünyaya geldi. Çok severek yaptığı öğretmenlik görevinden 1957'de Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda çalışmaktayken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.

Edebî Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, Küller adlı ilk romanını 19 yaşında iken kaleme almıştı. Milli Mecmua, Türk Kadını, Kadınlar Dünyası, Aydabir, Salon Mecmuası, Çınaraltı, Çağrı, Hilâl, Defne, Hisar, Ayşe, Töre,Türk Edebiyatı dergilerinde ve Vakit, Zafer, Kudret, Haber, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gazetelerinde yazılar yayımladı. 1923'te yayımladığı Hanım Mektupları adlı eseri ile edebiyat dünyasında ilgi uyandırdı.

Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla millî edebiyat akımına katıldı. Millî duygularla kaleme aldığı “Git Bahar" adlı şiiri tanınmasını sağladı. Millî edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Ünlü şair Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.

Halide Nusret'in sahnelenmemiş ancak basılmış piyesleri de vardır. Bazılarının adları şunlardır: Hatırsaymaz Kaymakam, Peçe ve Kafes, Rüzgârdaki Yaprak, Suçlu Kim?, Asıl Aşk, Ali Usta’nın Torunları, Gecekondu Gülleri.

Sosyal Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, genç yaşlarından itibaren sosyal kuruluşlarda ve hayır cemiyetlerinde çalıştı. Türk Kadınlar Birliği, Türk Ocakları, Halkevleri, Muallimler Birliği, Yardım Sevenler Derneği, , Söroptomistler, Çocuk Haklarını Müdafaa Cemiyeti ve Çocuk Esirgeme Kurumu(Himaye-i Etfal Cemiyeti) yönetim kurullarında uzun yıllar hizmet verdi. 1959'da Türk Anneler Derneği'ni kuruluşuna öncülük etti. Türk Dil Kurumu'nun da kurucu üyelerindendi.

1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “kadın yılı” olarak ilan edildiğinde “Kadının Sosyal Hayatını İnceleme ve Araştırma Derneği” tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret’e “Ümmü'l-Muharrirat” (kadın yazarların annesi) unvanı verildi. 1983 yılında ise Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile Türk Basın Birliği tarafından “Basın Mesleği’nde 50 Yıl Şerefli Hizmet” belgesiyle plaket verildi.

Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984 günü İstanbul'da hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 101 okur beğendi.
  • 2.252 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 460 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları