Halil Gökhan

Halil Gökhan

YazarÇevirmen
4.8/10
5 Kişi
·
47
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.496
Gösterim
Adı:
Halil Gökhan
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Çevirmen
Doğum:
Tarsus, Türkiye, 1967
İlk yapıtı 1989’da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Yazı ve çevirileriyle sanat basınında uzun dönem yer aldı. Roman, öykü ve şiir kitapları çevirdi. İlk kitap çevirisi Enstantaneler (Alain-Robbe Grillet)1990’da yayımlandı. İlk romanı Yedinci 1999’da çıktı. 2004'te Konuşan Kadın, 2006'da ise Yeni Sevgili ERKEKLER CENNETİNDE SON TANGO romanları çıktı.

Abdi İpekçi, Orhon Murat Arıburnu, Altın Koza, Yaşar Nabi Nayır yarışmalarında; öykü, film hikâyesi ve şiir dallarında ödüller kazandı.

2000 yılında Türkolog Timour Muhidine ile birlikte hazırladıkları Türk Edebiyatında Paris adlı kitap, aynı yıl Fransızca da çıktı.

Modern ve çağdaş Fransız şiiri antolojileri hazırladı.

Çeşitli otomobil dergilerinde bir bütün olarak yazdığı denemelerini Otomobil adlı kitabında bir araya getirdi.

2000’den bu yana serbest ve bağımsız bir yazar olarak çalışmakta, 2002’den bu yana da Le Monde diplomatique’in Türkiye temsilcisi ve editörlüğünü yapmaktadır. Editörlük, yayın-basın danışmanlığı, yayın hakları, iletişim gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

Son zamanlarda 22 kadın yazarı içeren ilginç bir proje üzerinde çalıştığı bilinmektedir! Bu sayı 11'e düşmüştür ama hala 22 olabilir...

Barbuni.com kültür sanat haber içerik sitesinin kurucusudur.
"Bunca gürültü patırtı niye? Niye bunca itiş kakış, tepinme, korku, endişe ve dert? Sonuçta amaç, sadece her bir Mecnun’un kendi Leyla’sını bulması değil midir?"
Halil Gökhan
Kafekültür Yayıncılık
TESPİT.

Gece, kirli vantuzlarıyla lağım sisteminin demir kapaklarını öperken şehrin nüfus memuruyum. İki milyon beş yüz seksen iki bin kafa ve iki milyon beş yüz seksen iki bin bir göbek sayıyorum.
"Bilinçaltı zihin telkin ve imgeleme yoluyla iknaya riayetkârdır. Bilinçli zihnin aksine sorgulamadan önerileni kabul eder. Tekrarları olumlama olarak kabul eder. Pekiştirir."
"İç dünyası zengin bir insan; her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalmaya yönelecektir, yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre insanlarla kimi tanışıklıklardan sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta büyük bir kafaysa eğer, yalnızlığı seçecektir. Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir ve ötekiler de o denli az onun olabilirler."
"Bir kişinin karşısına geçip ona babasıymış gibi davranarak, kızıp bağırarak suçunu yüzüne vurursan o kişi suçunu asla kabul etmez," diyor Marek Halter. Tam bu sırada elini omzuma vurarak sözünü tamamlıyor: "Ama onun yanına gelip sırtını sıvazlar ve 'Bak bu yaptığın aslında hiç de doğru değil.' tarzında bir üslupla yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalışırsan o zaman suçunu kabul eder o kişi."
Halil Gökhan
Kafekültür Yayıncılık
*Kitapla ilgili bilgi içerir.

Yazarın adını sitede duymuştum ve merak ediyordum. Kitabın konusuna dair en ufak bir bilgim yoktu. Kitabın ismine ve kapaktaki resme bakınca eski bir binanın eski bir asansöründe kapalı kalan bir adama ilişkin bir kurgusunun olması, beklemediğim bir şeydi.

Kapalı kalan adam Charles reklamcıdır. İlk başta birkaç saat içinde kurtarılacağını akşam evinde film izleyebileceğini düşünür. Ben de böyle düşünürdüm; asansörde kalırsın, yardım istersin, duyanlar gelir seni kurtarır. Ama öyle değil işte. Ev sahibi yalnız yaşayan genç bir kadındır. Yardım çağrılarını duyarak kapısını açar ona asansöre binmemesi gerektiğini yukarıya çıkarken arızalandığını söyler. Onun tamirci çağırma önerisini de saatin geç olduğunu ustaların işlerini terk ettikleri gerekçesiyle reddeder, kuaför randevusu olduğunu söyleyerek kapıyı kapatır. Birkaç saat sonra geldiğinde ona akşam için bir battaniye verir, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şeyleri de verir. Apartmanda kalan diğer iki kiracı, ev sahibinin hizmetçisi ve tesadüfen gelen postacı onun orada olması çok doğalmış gibi, o hep oradaymış gibi davranırlar. Hatta birisi onu yeğenine gösterir, ders almasını ister. Kimse onu oradan çıkarmaya çalışmaz. Böyle saçma bir ortam vardır.

Charles reklamcı olmasından kaynaklanan fazla özgüvenden dolayı krizi rahatlıkla çözümleyebileceğini düşünerek hareket eder, ancak başarılı olamaz.

Charles'ın gerek iç konuşmaları gerekse ev sahibiyle yaptığı konuşmaları onun kapitalizmin modern iş dünyasında pek sık görülen likit kişilikli biri olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yani sistem sürekli kârı elde etmek için piyasalardaki rekabet şartlarına uyum sağlayabilecek bir karaktere sahip çalışanlar ister. Değişimlere ayak uydurabilecek, normlar değiştikçe yeniden yapılanacak, her seferinde ortama ayak uydurabilecek ve oyunu kuralına göre oynayan bir nevi yırtıcı bir karaktere sahip kişiler. Bunun sonucunda vicdan, saygı, hoşgörü, bağlılık, özveri, dostluk, doğruluk, dürüstlük, eş duyum, uzlaşı gibi değerler bu tür kişilerin dışındadır. Piyasa şartlarına uygun olduğu ölçüde diğer insanlara haksızlık edilmesinin, kayıplarının olmasının rahatsız ediciliği ve ahlak dışılığı yoktur. Uyum sağlayamayanlar da dışlanır. Yazar bu gerçeği çarpıcı bir biçimde işlemiş.

Charles hizmetçiyi kandırarak telefon etme fırsatı yakalar ancak aklına yardım isteyecek bir dostu gelmez. Kapalı kaldığı süre içerisinde kendini sorgular. Asansörde kalmanın iyi yönlerini bile görmeye başlar, susmayan telefonlar, müşterilere yalakalanmalar, zaman stresi yoktur. Modern kölelikten kurtulduğunu, kendine ait bir zamanının olduğunu fark eder.

Kitabın kapağını kapadığımda üzerinde kalemden sivri dişleri olan yırtıcı hayvan resminin benim için artık bir anlamı vardı.

Sürekli artan bir merak duygusuyla okudum, okudukça bakış açım genişleyerek başta duyduğum ev sahibine olan kızgınlığım azaldı. Kurgusu, kara mizahın etkili olduğu farklı anlatımıyla kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir kitap.
Kitab ı okumaya başladıktan sonra konu itibarı ile tanıdık geldiğini farkettim ve yaptığım ufak bir araştırma sonucunda yanılmadığımı ve Mustafa Altıokların Yönettiği Asansör adlı filmin uyarlandığı kitap olduğunu öğrendim. Filmi izlemedim ama kitabı okuduğum kadarıyla şunu söyleyebilirim çok etkileyici.

Asansörde kalan karakterimiz rahatlıkla kurtulabileceğini zannederken binanın sahibi bayan karakterimizi asansörden çıkartmıyor ve onunla eğleniyor. Tüm apartmanı da korkutarak adamın kurtulmasını engellemeye çalışıyor. İnanılmaz derecede etkilendim, gerildim ve sinirlendim. Kitabı okuduğum için çok da memnun kaldım. Farklı bir tat arayan okurlara bu kitabı kesinlikle öneririm. keyifli okumalar.
Kitabın özeti denebilecek bir alıntı paylaşayım. -Eğer gitmek istemişsem burada kalmayı özgürce seçmek içindir.
Kitap ismi ve içeriği arasında çok bir bağlantı kuramadım. Okurken zihnimde Franz Kafka'nin gregor samsa'sı geldi. Charles kendini birden asansörde kapalı bulur ve hikaye başlar ..
Voltaire için yaşamış en büyük filozoflardan biri dersek asla yanılmayız, devasa felsefe sözlüğünün içerisindeki 40 madde alınarak hazırlanmış bir kitap, kısacası Voltaire'nin küçültümüş felsefe sözlüğü.

Bu kitabı alıp çantanıza veya pantolonunuzun arka cebine koyun, toplu taşıma kullanırken veya canınız sıkıldığında çıkartıp okuyarak kısa sürede bitireceğiniz bir kitap, oldukça zevk alacaksınız.
Öncelikle bu kitabın bir sözlük olmadığını daha çok Fransız aydınlanmasının önemli ismi Voltaire'in bazı kavramlar üzerine düsüncelerini dile getirdiği bolca hiciv ve polemik iceren alfabetik sıraya konulmuş bir denemeler derlemesi olduğunu söylemek isterim. Voltaire'in birçok konudaki düşüncelerini öğrenmek için oldukça yararlı bir kaynak ve tüm bu düşüncelerin temelinde de Voltaire'in aklı en öne koyan ve akılla hakikate ulaşmaya çalışan yaklaşımı var ve sırf da bu yüzden yani akla verdiği önem dolayısıyla Voltaire her zaman takdir ettiğim bir düşünür olmuştur. Fransız aydınlanmasına ilgi duyanlara kitabı okumalarını tavsiye ederim.
"Yöntemim basittir benim: Şiire karışmamak. O kendiliğinden gelmelidir. Yalnızca onun adını çağırmak onu kaçırır. Bir masa yapmaya çalışırım ben. Orada yemek yemek, sorular sormak ya da orada ateş yakmak sırası gelir size." der Jean Cocteau ve şairlikten çok başka meslekte yer verir şairliğe: "Bir masa yapıyorum. Daha sonra bu masaya ne olacağı beni ilgilendirmiyor. Ben marangozum. Ruh çağırıcılar gelir, masa üzerine ellerini koyarlar ve onu konuşturmaya çalışırlar. Masa konuşur ya da konuşmaz. Fakat ruh çağıran bir marangoza pek rastlanmaz." 9 şiirden oluşan bu küçük kitapta masa benle konuşmadı (belki çeviriden dolayı) ama her halükarda Jean Cocteau derin bir saygıyı hak ediyor. Mezartaşında yazdığı gibi: "Sizinle kalıyorum."

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Gökhan
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Çevirmen
Doğum:
Tarsus, Türkiye, 1967
İlk yapıtı 1989’da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Yazı ve çevirileriyle sanat basınında uzun dönem yer aldı. Roman, öykü ve şiir kitapları çevirdi. İlk kitap çevirisi Enstantaneler (Alain-Robbe Grillet)1990’da yayımlandı. İlk romanı Yedinci 1999’da çıktı. 2004'te Konuşan Kadın, 2006'da ise Yeni Sevgili ERKEKLER CENNETİNDE SON TANGO romanları çıktı.

Abdi İpekçi, Orhon Murat Arıburnu, Altın Koza, Yaşar Nabi Nayır yarışmalarında; öykü, film hikâyesi ve şiir dallarında ödüller kazandı.

2000 yılında Türkolog Timour Muhidine ile birlikte hazırladıkları Türk Edebiyatında Paris adlı kitap, aynı yıl Fransızca da çıktı.

Modern ve çağdaş Fransız şiiri antolojileri hazırladı.

Çeşitli otomobil dergilerinde bir bütün olarak yazdığı denemelerini Otomobil adlı kitabında bir araya getirdi.

2000’den bu yana serbest ve bağımsız bir yazar olarak çalışmakta, 2002’den bu yana da Le Monde diplomatique’in Türkiye temsilcisi ve editörlüğünü yapmaktadır. Editörlük, yayın-basın danışmanlığı, yayın hakları, iletişim gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

Son zamanlarda 22 kadın yazarı içeren ilginç bir proje üzerinde çalıştığı bilinmektedir! Bu sayı 11'e düşmüştür ama hala 22 olabilir...

Barbuni.com kültür sanat haber içerik sitesinin kurucusudur.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 65 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.