Halil Gökhan

Halil Gökhan

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.8/10
79 Kişi
·
201
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.902
Gösterim
Adı:
Halil Gökhan
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Çevirmen
Doğum:
Tarsus, Türkiye, 1967
İlk yapıtı 1989’da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Yazı ve çevirileriyle sanat basınında uzun dönem yer aldı. Roman, öykü ve şiir kitapları çevirdi. İlk kitap çevirisi Enstantaneler (Alain-Robbe Grillet)1990’da yayımlandı. İlk romanı Yedinci 1999’da çıktı. 2004'te Konuşan Kadın, 2006'da ise Yeni Sevgili ERKEKLER CENNETİNDE SON TANGO romanları çıktı.

Abdi İpekçi, Orhon Murat Arıburnu, Altın Koza, Yaşar Nabi Nayır yarışmalarında; öykü, film hikâyesi ve şiir dallarında ödüller kazandı.

2000 yılında Türkolog Timour Muhidine ile birlikte hazırladıkları Türk Edebiyatında Paris adlı kitap, aynı yıl Fransızca da çıktı.

Modern ve çağdaş Fransız şiiri antolojileri hazırladı.

Çeşitli otomobil dergilerinde bir bütün olarak yazdığı denemelerini Otomobil adlı kitabında bir araya getirdi.

2000’den bu yana serbest ve bağımsız bir yazar olarak çalışmakta, 2002’den bu yana da Le Monde diplomatique’in Türkiye temsilcisi ve editörlüğünü yapmaktadır. Editörlük, yayın-basın danışmanlığı, yayın hakları, iletişim gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

Son zamanlarda 22 kadın yazarı içeren ilginç bir proje üzerinde çalıştığı bilinmektedir! Bu sayı 11'e düşmüştür ama hala 22 olabilir...

Barbuni.com kültür sanat haber içerik sitesinin kurucusudur.
Her şeyini söyleyip bitirmiş, söyleyecek başka bir şeyi kalmamış insanlar arasındaki sessizlik ne kadar acı ve korkunçtur.
Halil Gökhan
Sayfa 128 - Yirmi Altı Kişi Ve Bir Kız, Maksim Gorki
Yaşam yalnızca mantıktan oluşmaz, öyle şeyler vardır ki hiçbir anlamı olmamasına rağmen bizi mutlu eder...
Halil Gökhan
Sayfa 165 - Aşk Bir Ütopyadır, Ahmet Ümit
123 syf.
·Puan vermedi
Konusu : Dünya Savaşı'ndayken, Fransızlar için geçen en zor günlerden birinde havalanmak zorunda kalan bir grup savaş pilotunun, savaşın her daim kaybedeninin insan olduğunu keşfetmesinin öyküsü

Yorum : Bu Antoine de Saint-Exupéry'ın okuduğum ikinci kitabı. Kesinlikle bir çocuk kitabı olmadığını düşünüyorum.Hatta bana bile bir nebze ağır geldi.

Alıntı : Büyümek büyük kabahatti. Oysa çocukken ne kadar da mutluydum.
120 syf.
*Kitapla ilgili bilgi içerir.

Yazarın adını sitede duymuştum ve merak ediyordum. Kitabın konusuna dair en ufak bir bilgim yoktu. Kitabın ismine ve kapaktaki resme bakınca eski bir binanın eski bir asansöründe kapalı kalan bir adama ilişkin bir kurgusunun olması, beklemediğim bir şeydi.

Kapalı kalan adam Charles reklamcıdır. İlk başta birkaç saat içinde kurtarılacağını akşam evinde film izleyebileceğini düşünür. Ben de böyle düşünürdüm; asansörde kalırsın, yardım istersin, duyanlar gelir seni kurtarır. Ama öyle değil işte. Ev sahibi yalnız yaşayan genç bir kadındır. Yardım çağrılarını duyarak kapısını açar ona asansöre binmemesi gerektiğini yukarıya çıkarken arızalandığını söyler. Onun tamirci çağırma önerisini de saatin geç olduğunu ustaların işlerini terk ettikleri gerekçesiyle reddeder, kuaför randevusu olduğunu söyleyerek kapıyı kapatır. Birkaç saat sonra geldiğinde ona akşam için bir battaniye verir, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şeyleri de verir. Apartmanda kalan diğer iki kiracı, ev sahibinin hizmetçisi ve tesadüfen gelen postacı onun orada olması çok doğalmış gibi, o hep oradaymış gibi davranırlar. Hatta birisi onu yeğenine gösterir, ders almasını ister. Kimse onu oradan çıkarmaya çalışmaz. Böyle saçma bir ortam vardır.

Charles reklamcı olmasından kaynaklanan fazla özgüvenden dolayı krizi rahatlıkla çözümleyebileceğini düşünerek hareket eder, ancak başarılı olamaz.

Charles'ın gerek iç konuşmaları gerekse ev sahibiyle yaptığı konuşmaları onun kapitalizmin modern iş dünyasında pek sık görülen likit kişilikli biri olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yani sistem sürekli kârı elde etmek için piyasalardaki rekabet şartlarına uyum sağlayabilecek bir karaktere sahip çalışanlar ister. Değişimlere ayak uydurabilecek, normlar değiştikçe yeniden yapılanacak, her seferinde ortama ayak uydurabilecek ve oyunu kuralına göre oynayan bir nevi yırtıcı bir karaktere sahip kişiler. Bunun sonucunda vicdan, saygı, hoşgörü, bağlılık, özveri, dostluk, doğruluk, dürüstlük, eş duyum, uzlaşı gibi değerler bu tür kişilerin dışındadır. Piyasa şartlarına uygun olduğu ölçüde diğer insanlara haksızlık edilmesinin, kayıplarının olmasının rahatsız ediciliği ve ahlak dışılığı yoktur. Uyum sağlayamayanlar da dışlanır. Yazar bu gerçeği çarpıcı bir biçimde işlemiş.

Charles hizmetçiyi kandırarak telefon etme fırsatı yakalar ancak aklına yardım isteyecek bir dostu gelmez. Kapalı kaldığı süre içerisinde kendini sorgular. Asansörde kalmanın iyi yönlerini bile görmeye başlar, susmayan telefonlar, müşterilere yalakalanmalar, zaman stresi yoktur. Modern kölelikten kurtulduğunu, kendine ait bir zamanının olduğunu fark eder.

Kitabın kapağını kapadığımda üzerinde kalemden sivri dişleri olan yırtıcı hayvan resminin benim için artık bir anlamı vardı.

Sürekli artan bir merak duygusuyla okudum, okudukça bakış açım genişleyerek başta duyduğum ev sahibine olan kızgınlığım azaldı. Kurgusu, kara mizahın etkili olduğu farklı anlatımıyla kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir kitap.
103 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Sade'nin okuduğum ikinci kitabı ve birincisi (Erdemle Kırbaçlanan Kadın) kadar mutlu etmedi beni. Biraz daha basit , yavan kalmış diye düşünüyorum. Sadizm veya mazoşizm çok eksik kalmış. Şüphesiz Sade'yi tanıyarak okuyan insanın beklentisi bu yönde olduğu için , tam anlamıyla tatmin etmediğini düşünüyorum okuyucuyu. Ama sadece vakit geçsin isterseniz hikaye bakımından güçlü ve güzel bir kitap. . .
Çok daha iyi olması umuduyla , beklentimi yüksek tuttuğum "Sodom'un 120 günü" kitabına saklıyorum bütün enerjimi. Umarım bu kitabı telafi edecek kadar güzeldir . . .
96 syf.
·Puan vermedi
Nedir şu "Yeni Roman" ? Neye benziyor? In midir cin midir? Şöyle kıyıdan köşeden bir bakış atayım? demek için, kısa kısa öykülerden oluşan bir kitap. Bazılarının aslinda çocuğunun demek daha doğru sonu yok! Belki de bu nedenle bana birkac ay evvel okudugum Akutagava'nin öykülerini hatırlattı. Bence herkesin sevecegi tarzda oykuler degil, bu nedenle sadece ilgilisine önerebilirim. Keyifli okumalar!

Dipnot: Turhan Hoca, öykü degil anların aktarımı olduğunu iletti! Böylesi daha dogru sanırım. Çünkü bir anı birkac sayfada ifade edilmiş gibi sonu olmayan yazılardı. Kendisine teşekkür ediyorum
120 syf.
Kitab ı okumaya başladıktan sonra konu itibarı ile tanıdık geldiğini farkettim ve yaptığım ufak bir araştırma sonucunda yanılmadığımı ve Mustafa Altıokların Yönettiği Asansör adlı filmin uyarlandığı kitap olduğunu öğrendim. Filmi izlemedim ama kitabı okuduğum kadarıyla şunu söyleyebilirim çok etkileyici.

Asansörde kalan karakterimiz rahatlıkla kurtulabileceğini zannederken binanın sahibi bayan karakterimizi asansörden çıkartmıyor ve onunla eğleniyor. Tüm apartmanı da korkutarak adamın kurtulmasını engellemeye çalışıyor. İnanılmaz derecede etkilendim, gerildim ve sinirlendim. Kitabı okuduğum için çok da memnun kaldım. Farklı bir tat arayan okurlara bu kitabı kesinlikle öneririm. keyifli okumalar.
Namen
Namen Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı'ı inceledi.
120 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kitabın özeti denebilecek bir alıntı paylaşayım. -Eğer gitmek istemişsem burada kalmayı özgürce seçmek içindir.
Kitap ismi ve içeriği arasında çok bir bağlantı kuramadım. Okurken zihnimde Franz Kafka'nin gregor samsa'sı geldi. Charles kendini birden asansörde kapalı bulur ve hikaye başlar ..
120 syf.
·Beğendi·7/10 puan
hem filmi izleyip hem kitabı okumuştum kitap daha iyiydi...

Asansör, yönetmenliğini Mustafa Altıoklar'ın yaptığı 1999 yapımı Türk filmi. Fransız yazar Henri-Frédéric Blanc'ın Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı adlı romanından uyarlanan film

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Gökhan
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Çevirmen
Doğum:
Tarsus, Türkiye, 1967
İlk yapıtı 1989’da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Yazı ve çevirileriyle sanat basınında uzun dönem yer aldı. Roman, öykü ve şiir kitapları çevirdi. İlk kitap çevirisi Enstantaneler (Alain-Robbe Grillet)1990’da yayımlandı. İlk romanı Yedinci 1999’da çıktı. 2004'te Konuşan Kadın, 2006'da ise Yeni Sevgili ERKEKLER CENNETİNDE SON TANGO romanları çıktı.

Abdi İpekçi, Orhon Murat Arıburnu, Altın Koza, Yaşar Nabi Nayır yarışmalarında; öykü, film hikâyesi ve şiir dallarında ödüller kazandı.

2000 yılında Türkolog Timour Muhidine ile birlikte hazırladıkları Türk Edebiyatında Paris adlı kitap, aynı yıl Fransızca da çıktı.

Modern ve çağdaş Fransız şiiri antolojileri hazırladı.

Çeşitli otomobil dergilerinde bir bütün olarak yazdığı denemelerini Otomobil adlı kitabında bir araya getirdi.

2000’den bu yana serbest ve bağımsız bir yazar olarak çalışmakta, 2002’den bu yana da Le Monde diplomatique’in Türkiye temsilcisi ve editörlüğünü yapmaktadır. Editörlük, yayın-basın danışmanlığı, yayın hakları, iletişim gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

Son zamanlarda 22 kadın yazarı içeren ilginç bir proje üzerinde çalıştığı bilinmektedir! Bu sayı 11'e düşmüştür ama hala 22 olabilir...

Barbuni.com kültür sanat haber içerik sitesinin kurucusudur.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 201 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 240 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.