Hamdi Koç

Hamdi Koç

YazarÇevirmen
8.4/10
6.135 Kişi
·
26.704
Okunma
·
48
Beğeni
·
5333
Gösterim
Adı:
Hamdi Koç
Unvan:
Yazar ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, Ordu, Türkiye, 1963
Hamdi Koç, (d. 1963) Türk yazar ve çevirmendir Hamdi Koç, 1963'de Ordu`nun Fatsa ilçesinde doğdu. Kabataş Lisesi'nde başladığı lise öğrenimini Şişli Lisesi'nde tamamladı. Bir süre ODTÜ’de okudu, ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.rnrnHokka dergisinin yayın kurulunda bulundu. Shakespeare, Faulkner, Beckett ve Joyce’dan çeviriler yaptı. İlk romanı olan Çocuk Ölümü Şarkıları 1992’de yayımlandı.
Her yeni beraberliğin yeni bir şans değil, azalan şans olduğunu düşünmeye başlamışlardı. İnsan, her beraberlikten biraz daha yorgun çıkıyordu.
Evlendiler.
Kolay olmadı. Ama evlendiler.
Sonra aynı evin içinde sürekli birlikte ve baş başa oldukları halde her an sevişmek zorunda olmadıklarını öğrendiler.
408 syf.
·Beğendi·10/10
Bazen kırılan güvenin cam parçaları, kırandan çok güveni kırılan insana batar, kanatır.
Bunun en basit örneği tekrar birine güvenememektir. Güveni kırılan insan hayatına insan almaktan korkar, her hareket onlara eski yaşananları çağrıştırır. Adım atarken kontrol etmeden, karşısındaki insanı yeteri kadar tanımadan hareket edemez.

Önyargı çok şey kaybetttirebilir insana lakin bu kavram durduk yere kendi başına şekil alabilen bir duygu değildir. Biri sebebiyet verir ve sebep bir yerde akar yolunu bulur. Unutmayın hiçbir hata tek taraflı şekil almaz. İnsanlar yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludur.

Konuşmak kadar susmak da insana zarar verebilir. Ya da tam tersi...

İnsan doğası herkeste farklı gözlemlenen bir kavramdır. Gurur ve Önyargı, pek çok insanda farklı yolda aynı mevsime konaklama yapıyor.

Mr. & Mrs. Bennet, beş kızları ile yaşamaktadır. Mr. Bennet, kitapları ve okuduğu satırları ile mutlu olabilen asıl bi aile babasıdır. Mrs. Bennet, kızlarını evlendirmek arzusu ile yanıp tutuşan, görgüden nasibini almamış, kızlarını ve kocasını küçük düşürmelere doyamayan bir kadın...
Mr. Bingley' in, Bennet ailesine komşu olması ile olaylar yön bulmaya başlamaktadır. Bu komşuluk Mr. Bingley ile bir çok kişiyi beraberinde getiriyor. Jane ve Elizabeth bu komşuluk ile hayatlarında pek çok değişikliklere uğraşmaktadır. Mr. Bingley gelişi, Bennet damadı Mr. Darcy hayatlarına getiriyor.

Her hikaye ve hayatta olduğu gibi ayrılık ve üzüntü bazı insanların beraberinde hayatımızda yer alabiliyor. Hikâyenin kuralıdır bu; önce mutlu eder ardından hesapsız kitapsız mutsuzluk kavramını tanıtır. "Kurallar çiğnenmek içindir" der çoğu insan.
Ayrılık sonrası beraberlik insana çok şey kaybetttirebilir. Güven, sevgi, saygı bunlardan sadece bir kaçı.
Aynı şeyleri yaşayacağını düşünüp geri dönmeyişler, güven kaybeden insanın aynı acının korkusu ile istese bile geri adım atamaması gurur ile açıklanabilir.

Önyargı kavramı her insanda belli bir yer tutmaktadır. Yet tutan her duygu bir insandan başka insana doğar.

Her giden insan gelen bir insan için boşluk bırakır. Geri dönmek bu yüzden çoğu zaman imkânsız bir boyut kazanır.

İyi okumalar :)
408 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Çeviri kitapların da en çok sıkıntı yaşadığım şeylerden birisi içinde fazlaca isim olması. Bu kitapta da o kadar çok isim vardı ki ara ara geri dönüp hangi isim kime ait diye bakmak zorunda kaldım. Bir ara karmaşa ile baş edemeyip isimlere Ayşe Fatma Ahmet Mehmet falan bile yazmayı düşünmedim değil. Çünkü Mr'ler Mrs'ler havada uçuşuyordu.  :》

Her neyseee kitabın konusuna gelince çok süprizli bir şey yok adından da anlaşılacağı üzere Gurur ve Önyargı :D
Kitaba bayıldım, şahanee çok etkisinde kaldım diyemesem de kesinlikle kötü, okumayın diyeceğim türden de bir kitap değildi. Biraz pembe dizi tadında, bolca diyalog içeren, kızlarını zengin koca ile evlendirme derdine düşen Mrs Bennet ve müthiş tespit, iğneleyici tavırları ve zaman zaman bana kahkaha attıran Mr Bennet'in kızlarının balolara katılıp koca bulma maceraları çerçevesinde şekillenmiş bir olay örgüsü var. Çok yoğun bir anlatım olmadığı için başka kitap ile de zaman zaman açıp okunabilecek türden. Ama böyle yaparsanız benim gibi 14 günde bitirirsiniz :D

Merak edip internetten Jane Austen hakkında bir iki şey okumak istedim. İlginç ve bilgilendirici şeylere ulaştım. Şöyleki; kendisi çok mutlu bir hayat yaşamamış. Aşık olduğu kişi kendisinden maddi anlamda yukarıda olduğu için evlenememiş. Daha sonra iyi bir hayat yaşarım diye düşünerek zengin birisinin evlenme teklifini düşünmeden kabul etmiş ama ertesi günü pişman olduğu için vazgeçmiş. Aşk hakkın da tavsiye isteyen yeğenine de kesinlikle aşık olmadan kimseyle evlenmemesi gerektiğini söylemiştir.
Jane, öldüğü zaman aşık olduğu kişi Jane'in mezarını ziyaret etmiştir. Kendisine Jane ile olan aşkını sordukları zaman "çocukça bir şeydi" dese bile evlendiği zaman ilk çocuğuna Jane ismini vermiştir.

Aslında kitabında da bu konuyu işliyor. Hiç bir kadının para ve statü için değil de sadece aşk evliliği yapmalarını istemiştir. Kendisi sevdiği adam ile kavuşamamış olmasına rağmen kitaplarını da genel de mutlu son ile bitirmiş.

*Son olarak bununla alakalı bir bilgi bulamadım ama kurstaki hocam o dönem de kadınların kitap basımlarında kendi isimlerini kullanmayıp  erkek isimleri ile bastıklarını söylemişti. O dönemde ki şartlardan dolayı sanırım...
Doğruluğu hakkında bilgi sahibi olan birisi yoruma ekleyebilir.

Yukarıda Jane Austen hakkında bahsettiğim bilgilerin tamamına ulaşmak için  http://www.thereadingladyy.com/...jane-austen.html?m=1 ziyaret edebilirsiniz.

Filmi de varmış sanırım. Henüz izlemedim ama izlemeyi düşünüyorum. Zira isim karmaşasından atladığım olaylar bile vardır muhtemelen  :D
Okuyalım mı diye soranlara gönül rahatlığı ile okuyun ve sevgi ile kalın diyorum.

^_^
472 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Okumaya başladıktan yaklaşık 400 sayfa sonra kitaptan istediğimi tam anlamıyla almış oldum. Tek kelimeyle nasıl olduğunu açıklamam gerekse "muazzam" kelimesini tercih ederdim. Oldukça yavaş işleyen fakat yine de sıkılmadan ilerleyebileceğiniz bir eser. Karakterlerden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum, her türden insan var. Yalnız okuyanların Darcy'e aşık olmalarına gerçekten şaşmamak gerek. Sonuna yaklaştıkça gözlerim doldu mutluluktan. Elizabeth'e oldukça kızdım ben okurken. Elinize geçerse mutlaka okuyun. Düzgün bir yayın tercih edin mutlaka... Bir sürü yazım hatasıyla uğraşıp durdum ne yazık ki...
408 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Zengin koca bulmak üzerine kurgulanmış bu kitabı okudum .Tamam. Peki bana ne verdi? Hiç. Bu günkü değer yargılarımla, kitaba yaklaştığımda, kitabın klasik olamıyacağı kanaatine vardım. Sanat yok sanat.
408 syf.
·10/10
Merhabalar Gurur ve Önyargı en beğendiğim klasikler arasında yer almaktadır.Gurur ve Önyargı sayesinde hayata farklı bakış açılarından bakmamıza ve bakış açımızı genişletmemize yardımcı oluyor.Özellikle insanların göründüğünden ve kulaktan dolma bilgilerden daha farklı olacağını belirtmektedir.Özellikle ilgimi çeken konu yazarın okurları evlilik konusu üzerinde sorgulama ve daha iyi düşünüp karar vermeye sevk etmesi oldu.Kitabı çok beğendim özellik son kısımları keyif alarak hiç bitmesini istemeden okudum.Kitapta karakter olarak Mr.Darcy,Elizabeth, Mrs.Bannet,Jane ve Mr.Bingley yer almaktadır.En beğendiğim karakter Mr.Darcy oldu.Kitap başlı başına sorguluyordu benimde en çok sorguladığım karakter Mrs.Bannet oldu çünkü o dönemdeki koşullarda hiç bilgisi olmamasına rağmen hayallere kapılması ve sonuçlarına razı olması oldu.Kitabı okuduktan sonra filmini ve dizisini de izleyebilirsiniz.
Keyifli Okumalar Dilerim
408 syf.
Aşkı romantizme çok girmeden ama duyguları çok güzel ifade ederek anlatan güzel bir aşk kitabı idi. Oldukça severek okudum.
Devrik uzun ve felsefi kısımlarını saymazsak kısa tasvirleri ile iyi çevrilmiş bir klasikti. Zira klasikleri sevsem de bazen sayfalar ya da paragraflar süren tavsirler sayesinde konudan kopabiliyorum :) Bu defa kopuşlar kısaydı çabuk döndüm.
Özellikle lise üniversite döneminde içindeki edep ve ahlak ile ilgili ipuçları sebebiyle okutmak lazım.
Kitap ilk başlarda yavaş ilerlese de öyle bir noktaya geliyor ki her an her yerden Mr. Darcy çıkacak gibi oluyor.

"Klasikler neden korkutur"? un cevabı genelde ya dillerinin ağır olması ya da karakter sayılarının fazlaca olmasıdır.
Gurur ve Önyargı da karakter sayısı oldukça fazla. Tüm isimlerin akılda kalması da ancak sade bir dil ve yalın anlatım ile gerceklesebilirdi zaten.
Hepsi birbiri ve olaylar ile bağlantılı o kadar çok isim var ki kim kimdi diye geriye dönüp bakmanız gayet doğal.

18. yy. İngiliz aile hayatının aristocrat tabakanın yaşam kurarken maddeciliğe nasıl da önem veriyor olduğunu gamsız bir baba kızlarını bir an önce zengin soylu ve de yakışıklı ingiliz erkekleri ile evlendirmek isteyen bir anne ve o annenin beş kızı üzerinden anlatmış Austen.

Gurur mutluluğunuza Önyargı ise Aşık olmanıza engel olabilir. Fakat gururlu olmak bir duruştur. Aşk ise gurura yenik zavallı bir duygu.
392 syf.
·10/10
Spoiler İçerir
Merhabalar Jane Austen Aşk ve Gurur kitabıyla bilinir ancak Akıl ve Tutku’da onun kadar iyi bir kitap.Konu olarak Elinor ve Marianne birbirine tamamen zıt karakterlere sahip kardeşlerdir.İki kardeş Norland’da sakin ve huzurlu bir yaşam yaşamaktadırlar ancak bablarının ölümüyle her şey çok değişir.Babasından kalan biraz abilerine verilir.Artık evleri de olmadığı için taşınmak zorunda kalırlar.Annelerine Mr.John Middleton’dan gelen parkın yanında bulunan kulübeye taşınma teklifini kabul ederler.Hiç bilmedikleri ve tanımadıkları insanların yanına giderler.Kitapta en beğendiğim özelliği iki zıt karakteri çok güzel bir uyum içinde anlatmasıydı.
Keyifli Okumalar Dilerim
50 syf.
·2 günde·9/10
Patronunuz, işvereniniz veya üstünüz size bir işi yapmanızı söylediğinde; "Yapmamayı tercih ederim," diyerek reddedebilir misiniz?

Yazarın deyimiyle; varsayımların değil, tercihlerin adamı Bartleby'nin hikayesi bu kitap. Son derece etkileyici ve pasif direniş konusunun nadide örneklerinden biri.

Peki, pasif direniş nedir tam olarak? Pasif direniş, herhangi bir eyleme başvurmaksızın, yalnızca eylemsiz kalarak yapılan direniştir. Bence çok güzel ve anlamlı bir direniş şeklidir. Taksim/Gezi olaylarında hiçbir şey yapmaksızın AKM'ye bakan "Duran Adam"ı hepimiz hatırlarız. İşte bu eylem güzel bir pasif direniş örneğidir.

Kitaba tekrar dönersek, mutlaka her çalışanın ve işveren terörüne karşı yapacağı hiçbir şeyi olmadığını düşünen kişilerin okuması gereken bir eser Katip Bertleby. Umut vaat eder. Şöyle ki; Bartleby isimli katip, kendisine verilen işleri "Yapmamayı tercih ederim." diyerek yapmıyor ve işverenine karşı genel bir pasif direniş içerisine giriyor. Zamanla işvereni tarafından da sempati ile karşılanmaya başlıyor ve pasif direniş müthiş bir şekilde işleniyor kitapta. Bir çeşit sivil itaatsizlik olarak da tanımlanabilir bu durum.

Yazarın hayatını ve işlediği konuları göz önüne aldığımızda Bartleby onun; paraya, yönetime, efendiliğe, otoriteye, itibara, popüler kültüre yani kısaca var olan düzene kişisel direnişidir diyebiliriz.

Kitap çok güzel bir kitap olmanın dışında, okudum bitti gitti diyemeyeceğiniz bir kitap. İnsanı düşünmeye itiyor ve bu yönüyle beni son derece etkilemiş durumda. Herkesin bilmediği o müthiş kitaplardan biri...
50 syf.
·1 günde·9/10
Herman Mellville, sabit kalmış, donuk, kimsesiz ve eylemsizliği ilke edinmiş bir katibi işliyor eserinde.


Wall Street isimli avukat, 2 kâtibinin ‘normal kalıplarına sığmadığı’ gerekçesiyle 3. bir kâtip daha alıyor yanına, ismi Bartleby, işte her şey o zaman başlıyor.
Bartleby avukata başkaldırarak emirlerini yerine getirmeye “Tercih etmiyorum” diyerek karşı çıkıyor.
Aksine kâtip avukatı yönetiyor, eline geçiriyor.
Street, hem kâtibin karmaşıklığının cazip gelmesinden hemde Bartleby’nin acınası, kimsesiz olduğunu düşündüğü için pek kalıyor bu duruma ve ne gariptir ki zaman geçtikse Bartleby’e alışmakla kalmayıp ona benziyor,benimsiyor.
O da artık “Tercih etmiyor.”
Donuk hareketleriyle yerilen ve “Deli” diye hüküm giyen kâtip, patronu tarafından saygı duyulacak biri haline geliyor.
Eylemsizlikle bilinen kahramanımızın her hareketi bir eylem aslında, bürodan çıkmaması, büroda kalması, hapishaneye girdiğinde sırf orayı “Tercih etmediği” için aç kalmayı seçmesi seçimlerine ne kadar sadık kalan bir insan olduğunu netleştiriyor.

Kafka’nın Dönüşüm kitabının Bartleby’den esinlendiği söyleniyor, aynı zamanda Camus’un Meursault karakterinin de Melville ile örtüştüğü aşikâr.
Benim için keyifli ve düşündürücü bir yolculuktu, kısa ama günümüz insanını sorgulatan biçimden.
İkinci defa okumayı ‘tercih ediyorum’ :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Hamdi Koç
Unvan:
Yazar ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, Ordu, Türkiye, 1963
Hamdi Koç, (d. 1963) Türk yazar ve çevirmendir Hamdi Koç, 1963'de Ordu`nun Fatsa ilçesinde doğdu. Kabataş Lisesi'nde başladığı lise öğrenimini Şişli Lisesi'nde tamamladı. Bir süre ODTÜ’de okudu, ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.rnrnHokka dergisinin yayın kurulunda bulundu. Shakespeare, Faulkner, Beckett ve Joyce’dan çeviriler yaptı. İlk romanı olan Çocuk Ölümü Şarkıları 1992’de yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 26.704 okur okudu.
  • 1.381 okur okuyor.
  • 14.210 okur okuyacak.
  • 889 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları