Hans Magnus Enzensberger

Hans Magnus Enzensberger

Yazar
8.3/10
56 Kişi
·
157
Okunma
·
16
Beğeni
·
1.761
Gösterim
Adı:
Hans Magnus Enzensberger
Unvan:
Alman yazar, şair, çevirmen ve editör
Doğum:
Kaufbeuren, Almanya, 11 Kasım 1929
Hans Magnus Enzensberger; 1929, Kaufbeuren doğumlu Alman yazar, şair, çevirmen ve editör. Halen yazılarını, yaşadığı Münih'ten Andreas Thalmayr müstear adı ile yazmaktadır.

Hayatı ve Çalışmaları

Enzensberger'in çocukluk dönemi Nürnberg'te geçti. Hamburg, Erlangen ve Paris'te Alman Filolojisi ve felsefe eğitimi gördü. Edebiyat ve felsefe ile ilgilendi. 1955 yılında Clemens Brentano'nun şiirleri üzerine doktora tezini verdi. 1957 yılına kadar Stuttgart'ta radyo editörlüğü yaptı. Amerika veKüba'da öğretim görevlisi olarak bulundu. Almanca konuşulan ülkelerdeki yazarların ve eleştirmenlerin 1947'de oluşturdukları birlik olan Grup 47 üyesi oldu. 1965 ve 1975 yılları arasında Kursbuch dergisinin editörlüğünü yaptı. 1985'ten bu yana Die Andere Bibliothek adlı kitap serisinin editörlüğünü yapmaktadır. Yazar ayda bir yayınlanan TransAtlantik dergisinin kurucusudur. Yazarın çalışmaları 40'dan fazla dile çevrilmiştir. Enzensberger; yazarChristian Enzensberger'in büyük kardeşidir.

Aldığı Ödüller

1963 Georg-Büchner Ödülü; Georg Büchner
1985 Heinrich-Böll-Ödülü; Heinrich Böll
1993 Erich-Maria-Remarque-Ödülü; Erich Maria Remarque
1998 Heinrich-Heine-Ödülü; Heinrich Heine
2002 Asturias Prensliği İletişim ve Hümanizm Ödülü
2010 Sonning Ödülü
"Çünkü sıfır, insanların aklına en son gelen rakam olmuştur. Bunda şaşacak bir şey de yok, sıfır bütün rakamların içinde en zarif olanıdır."
-Anlamadığım bir şey var, nasıl oluyor da her şey bu kadar denk düşüyor?
-Matematiğin şeytansı yanı da bu zaten. Her şey birbirine uygun düşer.
84 syf.
·1 günde·9/10
Aslında daha farklı bir inceleme yapmayı planlıyordum. Yazarın anlatım tarzı, sayfalara döktüğü gerçeklik, aslında "iç Savaş" konularında hiçte hoş bir görüntü yok - geleceğe dair- Konu ettiği "İç Savaş Manzaraları" -ki kitabın adı da kendine yakışır pozisyonda duruyor- tarihten bu güne var olan ve gelecekte de karşımıza çıkacak gerçekolayların anlatıldığı bir kitap ile karşı karşıyayız.

Hitler, Almanya'yı bu kadar kavururken öncesinde neler oldu? Yahudi kıyımı ve dahi insanların (kendi halkının) kıyımını protesto ederken, aslında bir suçlununda medya ayağı olduğu bir gerçek. Ve medyaya eleştirisini yaparkenbirtaraftan da şu sözerle insanlara da bir mesaj veriyor;

Bu anlamda medya, gözler önüne serdiği fiilin, isteyerek ya da istemeyerek, propagandasını yapmaktadır. Görüntülerdeki terör, terörist yapamadığını da suskun birer görgü tanığı yapıyor. Böylece her birimize sürekli şantaj yapılıyor. Çünkü, kendisine gösterilenler karşısında ne yaptığı sorusu, ancak görgü tanığına yöneltilebilecek bir sorudur. Tüm iletişim araçlarının ahlaken en bozulmuşu olan televizyon böylelikle ahlâkî bir merci haline geliyor.

Pekii böyle durumlarda da, biz izleyen insanlar gerçekten suçlu muyuz?
Belki de!..

Ve açık ve ney bir şekilde gösteriyor ki Hans Magnus Enzensberger YALNIZCA İNSANLAR değil, siyasal sistemler de çaresiz durumda. Çoğalan iç savaşların durdurulmasını sağlayacak uluslararası bir mekanizma henüz yok. Ne klasik dış politika, ne de dünya çapındaki uluslararası örgütlenme bunu sağlayacak durumda.

Aslında bu iç savasların bir durma noktasi var bence. Olmalı. Avrupa İnsan Hakları"na da bir taraftan tekmeler savururken şöylesi bir gerçek var. Bu iç kaoslar bitirilmek mi isteniyor, yoksa minimum kayıpla iç savaslar devam etmesi mi bekleniyor? Bunun tam aksini düşünmemiz gerekiyor ise "o zaman" İsrail'e neden dur denmiyor? Suriye de halen Bazen Abd, Bazen Rus uçakları cirit atıyor? Biz buradayız demek için mi buradalar? Iç çöküntüyü bertaraf etmek için mi? Güç göstermek için mi? Oysa istendiğinde kimsenin burnu kanamadan "terör elebaşları" yok edilebiliyor! Değil mi?

Bu durumda; maksat: " İç Savaş Manzaraları "nı bitirmek değil, aksine (!) Kâr güdülen Silah sanayii'nin işleyişine devam ettirmek.. yoksa Venezzuela da (Chavez'den sonra) böylesi iç savaş nasıl patlak verdi?

Aslında Ekonomik yıkıntıları ilk önce öne surulüyor ve ardında iç savaş belirtileri baş göstermeye başlıyor. Dün Mursi asılırken, bakıyoruz ki, astıranında boynuna ilmiyi geçirmişler. "Bizim sözümüz ile yürürsen, uzat ayaklarını, iç kahveni, ye dürümünü-kebabını. (Acaba yanında ayran da verdiler mi Sisi'ye) emrine amade adamlar, başka ne istiyorsun?" diyen kan ile nefes alan kana susamış insanlar görüyoruz dünyadan başka başka mazaralarla.

Tabii Enzensberger kendi ülkesinde olan bitenden de şikayetçi tarih ve bugün var olan arka sokaklar da ki iç savaslardan (Almanya)
Bütün dünya ile dayanışmanın soylu bir amaç olduğunu hiç kimse yadsımıyor. Bunu gerçekten sırtlananı ve başarabileni kutlamak gerekir. Fakat daima sonsuz iyiliği savunma isteminin, günlük barbarlıkla nasıl kolayca içiçe olabildiğini kendi ülkemize baktığımızda görüyoruz. Örneğin, adam döven ve insan yakan Alman çeteleri gece gündüz korku ve dehşet saçtıkça, barışın teminatı ve insan hakları savunucusu olarak sahneye çıkmak bir Almana yakışmıyor. (Alıntı)

Bunun öncesinde de kitabinda yine şöyle bir alıntı mevcut:
Ölüm ile yaşam arasında yapılan her seçimin beraberinde getirdiği ahlâkî riziko ile yaşamak zorundaydılar. Benzer durumlar günümüzde yoğun bakım ve organ nakli tıbbında görülmektedir. Ancak bir fitneci, Triage’ ı faşist eleyiciliğin yakınlarına koyabilir; çünkü burada amaç yaşamın yok edilmesi değil, yaşamın kurtarılmasıdır. Tüm hastalara aynı tedavinin uygulanmasını sağlayacak evrensel çözümler görünürlerde yok. Bu tür zaruret hallerinin yakın gelecekte artması ve ağırlaşması olasıdır.


~ ~

Aslında kitabım buraya kadar ki bölümüne kadar olan süreçte: şöyle bir gerçek var. Daha kendi ülkesindeki "iç savaş"ı bitiremeyen """bir dakika"""" hatta şöyle dile getireyim. Abd'de Siyah'i bir problem dururken, kalkıpta Irak'ta, Suriye'de, İran topraklarında ABD'nin ne işi var diye sorarım ben abi. Kendi toprağında doğup buyümüş ve rengi kendinden koyu diye en şiddetli konumlara sokan bir ülke (medeniyetli ülke) nasıl olur da Venezuela'nın iç savaşını durdurur :) sürprüüüüz.

Dipnot: sanırım 2002'ler de (tarihi tam anımsayamıyorum) Chavez başa geldiğinde, ABD uydularına bağlı olan radyo ve televizyonlarını kapattırmıştı.

Yani ; Hans Magnus Enzensberger diyor ki
Bir ülke kendi iç savaşını bitirmeden başka bir ülkenin iç savaşını bertaraf edemez.
İnsan Hakları örgütü bu işten nasibini almış değil

Bize de diyor ki, Pkk terör örgütünü bitirmekten başka sansınız yok. Tabii bunu soylerken de şu uyarıyı yapıyor. (Haklı olarak) teröristi öldürdük diye alkış tutmak yerine onu dağlardan canlı kurtarıp hayata atmanın iyilestirmenin ne denli daha doğru olduğunu dile getiriyor.
Bugün parti binasında evlatları kaçırılan ana-babaların "oğlumu istiyorum" feryatları var.


Kitabı çok begendim, özellikle de elinden geldiğince objektif bir tutum içerisinde bulunmaya çalışmış ve de başarmış.
215 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Matematik aslında sıkıcı değildir hatta eğlencelidir de. Matematik hayatın içinde her daim var olan ilişkilerdir. Sonsuza uzanan sayılar, desen desen şekiller, paradokslar, olmayanın adedi sıfır, altın oran ve çok daha fazlası...

Matematiği sevmeyenler bu kitabı okuyunca sevecek, matematiği sevenler de daha çok sevecek. Ben alanını seven ve alanıyla ilgili bir matematik öğretmeni olmama rağmen bu kitaptan bilmediğim eğlenceli şeyler öğrendim. Matematik sanatını roman içerisinde mükemmel bir şekilde işlemiş yazar. Kesinlikle matematik kitabı gibi değil, roman kurgusu ve matematik el ele uyumlu bir şekilde ilerliyor.

Büyükler de okuyabilir ama özellikle 7, 8 ve 9. sınıf öğrencileri mutlaka okumalılar bu kitabı.
215 syf.
·6 günde·9/10
İlk olarak 11 yaşımda okumuştum ve bana kesinlikle matematiği sevdirmişti diyebilirim :) Geçenlerde tekrar okudum ve çocuk akılla anlamadığım kısımların farkına vardım ve aslında matematikteki en temel şeyleri nasıl çocuklara uygun dille anlattığına hayran kaldım. Mutlaka küçüklerimize okutmalı. Okullarda öğretilen matematiği değil de matematiğin asıl yüzünden bahsediyor.
336 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hans Magnus Enzensberger 1971 yılında WDR kanalı için İspanyol İç Savaşı'nda öne çıkan efsanevi anarşist lider Buenaventura Durruti'nin hayatı üzerine bir film yapar.Film için İspanyol anarşizminin kaynaklarını ve gelişimini araştırır.Durruti'yitanıyanlarla, dostlarıyla görüşür.Filmin ardından "roman" olarak nitelendirdiği ( bir tür belgesel roman) Anarşinin Kısa Yazı Buenaventura Durruti'nin Yaşamı Ve Ölümü Yayımlanır.Kitap filmden daha çok tartışılmış."Film roman" ya da "kelimelerden oluşan bir film" olarak tanımlanmış.
Durruti'nin üzerinden İspanyol İç Savaşı'nı anlatan Anarşinin Kısa Yazı kitabını ikinci okuyuşum.İlk okuduğum dönemde üstüne bir de Ken Loach'ın yönetmenliğini yaptığı Land and Freedom'ı seyretmiştim.Kitabı da filmi de tavsiye ederim.️
145 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Parlamento dışı muhalefetin kurucularından olan Enzensberger, Titanic’in Batışı’nda içinde yaşadığı toplumun umutsuzluğunu dile getirmeye çalışmıştır. Kitap uygarlığın bir tarihçesini verirken, aynı zamanda bir özeleştiridir de. Titanic’te hissedilen yılgı, ancak büyük duyarlılığı olan bir ozanın başarabileceği bir dil ve teknikle anlatılmıştır. Bu açıdan kitaba bir insanlık destanı demek abartı olmaz.
215 syf.
Bu kitabın 15-16 yaş itibariyle her gencin kitaplığında bulunması gerektiği kanısındayım. Ben de liseyi bitirmeye yakın okumuştum ve gayet keyifli zaman geçirmiştim. O yıllarınız bu eğlenceli matematik serüvenini yaşamadan geride kalmışsa hiç vakit kaybetmeden okumanızı da mutlaka öneriyorum. Yaşamlarımızın gündelik dertleri arasında kaybolmuş halde, bizi sürekli bir endişe ve güvensizlik hisleriyle dolduran sıkıntılardan boğulurken, sayıların yalın güzelliği içinizin sıkıntısını biraz olsun alabilir.
159 syf.
·18 günde·4/10
Bertolt Brecht'in faşizm ile ilgili görüşlerini merak ettiğim için okuduğum kitap çok da tatmin etmedi bu konuda beni. Diğer yazarların görüşlerinde yer yer post-modern dediğimiz okulların izi vardı, liberal ve sosyalist zaman zaman müttefik, zaman zaman karşıt anlamlarda kullanılıyor yazıda. Kitabın çevirmeni, Yılmaz Öner, görüşlerine yer veriyor satır aralarında. Aynı kafa karışıklı kendisinde de mevcut.

Ancak şu değerlendirmeyi yapmadan geçemeyeceğim, Belge Yayınları'nın bugünkü konumu ortada. Örneğin kendileri Mustafa Kemal'i karalayan yayınlara imza atmaktalar. Ancak kitabın çevirmeni, Mustafa Kemal'in ilerici konumunun hakkını teslim ediyor. Dolayısıyla Belge Yayınları, tıpkı Mavi Kitap'a yaptığı gibi bu kitabı da depolarında "ıslatırsa" isabet olacaktır(!) Bunun dışında Brecht okumak isteyenlerin değil, daha çok Almanya toplumsal gerçekçiliği ile özel olarak ilgilenenlerin okuyabileceği bir kitap diyebilirim. Kitapta şiirler ve değerlendirmeler hemen hemen eşit miktarda mevcut. Yine de yapılan değerlendirmelerin çok da sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hans Magnus Enzensberger
Unvan:
Alman yazar, şair, çevirmen ve editör
Doğum:
Kaufbeuren, Almanya, 11 Kasım 1929
Hans Magnus Enzensberger; 1929, Kaufbeuren doğumlu Alman yazar, şair, çevirmen ve editör. Halen yazılarını, yaşadığı Münih'ten Andreas Thalmayr müstear adı ile yazmaktadır.

Hayatı ve Çalışmaları

Enzensberger'in çocukluk dönemi Nürnberg'te geçti. Hamburg, Erlangen ve Paris'te Alman Filolojisi ve felsefe eğitimi gördü. Edebiyat ve felsefe ile ilgilendi. 1955 yılında Clemens Brentano'nun şiirleri üzerine doktora tezini verdi. 1957 yılına kadar Stuttgart'ta radyo editörlüğü yaptı. Amerika veKüba'da öğretim görevlisi olarak bulundu. Almanca konuşulan ülkelerdeki yazarların ve eleştirmenlerin 1947'de oluşturdukları birlik olan Grup 47 üyesi oldu. 1965 ve 1975 yılları arasında Kursbuch dergisinin editörlüğünü yaptı. 1985'ten bu yana Die Andere Bibliothek adlı kitap serisinin editörlüğünü yapmaktadır. Yazar ayda bir yayınlanan TransAtlantik dergisinin kurucusudur. Yazarın çalışmaları 40'dan fazla dile çevrilmiştir. Enzensberger; yazarChristian Enzensberger'in büyük kardeşidir.

Aldığı Ödüller

1963 Georg-Büchner Ödülü; Georg Büchner
1985 Heinrich-Böll-Ödülü; Heinrich Böll
1993 Erich-Maria-Remarque-Ödülü; Erich Maria Remarque
1998 Heinrich-Heine-Ödülü; Heinrich Heine
2002 Asturias Prensliği İletişim ve Hümanizm Ödülü
2010 Sonning Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 157 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 117 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.