Harlan Coben

Harlan Coben

Yazar
8.2/10
1.322 Kişi
·
4.258
Okunma
·
290
Beğeni
·
15.734
Gösterim
Adı:
Harlan Coben
Unvan:
ABD'li Gizem ve Korku Romanı Yazarı
Doğum:
New Jersey, ABD, 4 Ocak 1962
Harlan Coben (d. 4 Ocak 1962) ABD'li gizem ve korku romanı yazarıdır. Romanları genellikle çözülmemiş olaylarla başlamaktadır. (Cinayetler, esrarengiz kazalar vb.) Değişik serilerdeki karakterler bir arada olarak bazı romanlarında görülebilmektedir.

Harlan Coben, Edgar, Shamus ve Anthony ödüllerinin üçünü birden kazanan ilk yazar olma unvanına sahiptir. Dünya çapında çok satan çeşitli romanları bulunan yazar, Book of the Month Kulübü'nün ödüllerini de kazanmıştır. Harlan Coben, ailesiyle New Jersey'de yaşamaktadır.
Bir insan karanlıkta durmayı tercih edenleri bile aydınlatmaya çalışmalıdır.
Harlan Coben
Sayfa 231 - Martı Yayıncılık
"Sohbetlerin arasına böyle Shakespeare'den alıntılar sıkıştırmayı severim. Beni kafası calışan biriymişim gibi gostermiyor mu sizce ?"
Bazı insanlar vardır. Kalpleri tertemizdir ve her zaman yanınızdadırlar. Bu insanlar çok nadir bulunur ama yine de hâlâ vardırlar.
Harlan Coben
Sayfa 240 - Martı Yayıncılık
Baba, ailenin sorunsuz şekilde uyuyabilmesi için gece nöbeti tutan bir askerdi.
Harlan Coben
Sayfa 178 - Martı Yayınları
Kitabı kapağına göre değerlendirme, büyük şeyler küçük paketlerde gelebilir ama kafan alır mı bilemedim
Hayaller asla ölmez. Bazen öldüklerini sanırsın ama aslında yaşlı ve büyük bir ayı gibi sadece kış uykusuna yatmışlardır.
Harlan Coben
Sayfa 29 - Martı Yayınları
Spoiler yoktur.

Myron Bolitar serisinin ilk kitabı olan Oyun Bozan’ı okudum. Güldüm, içim burkuldu, heyecanlandım, merak ettim. Oyun Bozan polisiye türü bir kitap ama sosyal normların temeli ve en önemlisi olan aileyi ele alması bakımından sosyal bir kitap olarak da görülebilir. Ailenin temellerinin iyi atılmaması ve ailenin tümünü etkileyecek olayların yaşanması sonucu bu önemli kurumun bir anda çökmesi, aileyi oluşturan fertlerin de çökmesine yol açıyor. Bu çöküntüden en çok etkilenenlerin kim olduğunu siz daha iyi biliyorsunuz.

Seriye adını veren eski basketbolcu Myron Bolitar, basketbolu bıraktıktan sonra bir süre en yakın arkadaşı Win ile birlikte FBI için çalışmış ve görevlerden sonra da spor menajerliğine atılmıştır. Myron Bolitar’ın en yakın arkadaşı 3. Windstor Horne Lockwood, kısaca Win, görünüşte baba parası yiyen, seçici, züppe, aristokrat sınıfından biri gibi giyinen kibirli birisidir. İnsanlar karşısındaki insanı ilk kez gördüğünde kafasında bir izlenim oluştururlar ve o izlenime göre tavır sergilerler. Myron da Win’den başta nefret etmiş, alıştıktan sonra da bu olumsuz tutum yerini olumlu bir bakış açısına bırakmış hatta ve hatta aralarından su sızmaz iki dost olmuşlardır. İşin ilginç tarafı bu adamlar ne polis ne de dedektif. Sadece kendi akılları ve çapları dahilinde araştırarak sonuca giden insanlar. Bu iki karakteri, Myron ve Win’i, bu kadar uzun anlatmamın sebebi tüm seri boyunca bizimle birlikte olacaklarıdır.

Christian Steele yıldızı yeni parlamakta olan bir futbolcudur. Christian’ın sevgilisi olan Kathy Culver bir gece ansızın ortadan kaybolmuştur. İç çamaşırı çöpte bulunmuş ama yapılan soruşturmalar sonucunda bir bilgiye ulaşılmamış ve konu kapanmıştır. Aradan baya zaman geçtikten sonra Christian bir gün posta kutusunda bir dergi bulur. Derginin reklam sayfalarında Kathy’nin çıplak fotoğrafını görür ve yaşadığını düşünerek menajeri Myron’u arar. Ayrıca Kathy Culver’in babası Adam Culver, kızının kaybolmasından yaklaşık bir buçuk sene sonra bir soygun sırasında öldürülmüştür. Kathy’nin ablası Jessica Culver babasının ölümünün tesadüf olmadığını, kardeşinin kaybolmasıyla bir ilgisinin olacağını düşünmektedir. Onun da aradığı ilk kişi Myron Bolitar olmuştur. Serüven bu olaylardan sonra başlıyor. Yeri gelecek Myron ve Win’in komik diyaloglarına şahit olacak, yeri gelecek yaptıklarına şapka çıkaracaksınız.

Polisiye kitapların olmazsa olmazları vardır. Kitabın gizem içermesi, merak uyandırması, soruşturma tek kişi tarafından yürütülmeli, suçlunun akıl yürütmeyle bulunması, ipuçları toplanmalı, analiz edilmeli ve çözülmeli, soruşturmayı yürüten kişinin ne biliyorsa okuyucunun da aynı şeyleri bilmesi gibi şeyler. Bunlardan birkaçını bu kitap bağlamında açıklamak istiyorum:
1- Kitabın gizem içermesi: Kathy Culver neden kayboldu? Christian’ın posta kutusuna o dergiyi kim koydu? Dergideki çıplak fotoğrafın anlamı ne? Adam Culver’in öldürülmesinin Kathy Culver’in kaybolmasıyla herhangi bir ilgisi var mı? Bu sorulara cevap ardağınızda gizem ve merak konusu kendiliğinden halloluyor.
2- Soruşturmayı yürüten tek bir kişi olması: başta Myron ve Win’in birlikte hareket ettiklerini söylemiştim. Dikkat edilmesi gereken nokta Win’in sadece Myron’a yardım etmesi. Asıl soruşturan, ipuçlarını toplayıp analiz eden Myron.
3- Suçlunun akıl yürütme sonucu bulunması: Myron ve Win ipuçlarını topluyorlar, tartışıyorlar ve bir fikir yürütüyorlar. Ne zaman bir ipucu çıksa onun peşinden gidiyorlar. Tuttuğunu koparan tabiri bu adamlar için geçerli.

“İyi bir polisiye roman iyi bir edebiyat ürünüdür. Polisiye romanı toptan ‘popüler roman’ ve ‘ikinci sınıf edebiyat’ sıfatıyla tanımlayanların düştüğü yanlış; muamma içeren, suçu hikaye eden Voltarie, Dostoyevski, Balzac, Joseph Conrad, William Faulkner gibi ustaların eserlerini yüksek edebi nitelikleri nedeniyle polisiye roman dışında düşünmeleridir.” Maalesef tamamen kitap okuyan insanlardan oluşan bu platformda bile bu tarz tutumları görmek kitaplara verildiği söylenen değerlerle çelişiyor.

Ve son olarak beni genelde polisiye romanlar özelde ise bu türün önemli ismi olan Harlan Coben ile tanıştıran Damla Köseoğlu 'na teşekkür ediyorum. Henüz okumadıysanız Oyun Bozan ile başlayan Myron Bolitar serisini okumanızı tasviye ediyorum. İyi okumalar.
Eski basketbolcu Myron, liseden arkadaşı olan Claire'nin kızı olan Aimee ve arkadaşı Erin' den bir söz istemişti. Onlar da verdikleri söze karşılık Myron'dan, her ne olursa olsun ailelerine haber vermemesinin sözünü almışlardı. Myron onlara verdiği bu sözün aslında ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiğini Aimee' nin ortadan kaybolması ile anlamaya başlamıştı ama bunu düşünmenin ona bir faydası olacak mıydı henüz bilmiyordu...
Myron, aramalara başladığında yakın arkadaşı Win' de onun ile birlikte araştırmalarına destek oluyordu...
Daha önce aynı liseden kaybolan Katie ile Aimee'nin bir bağlantısı var mıydı?
Üniversiteye başlayacak olan bu iki kızın başına neler gelmişti onlar kaçmış mı yoksa kaçırılmışlar mıydı?
Ebeveynler çocuklarına ne kadar yakındı? Onlar da gördükleri değişim neleri gizliyordu?
Myron araştırmalarını derinleştirdikçe ebeveynlerin evlatları için neler yapabileceklerine ve ne kadar ile gidebileceklerine şahit olmakla beraber kendinide sorgulamaya başlamıştı...
Geçmiş de yaşadığı ilişkisi ile yüzleşip yeni bir hayata geçiş yapabilecek miydi?
Myron, masum bir söz ile başlayıp, ciddi olarak Claire verdiği sözü tutabilecek miydi?


Harlan Coben yarattığı en iyi karakter olan esprili, küstah, bir o kadar da insanları seven Myron Bolitar'ı yine harika bir kurgu ile bizlerle buluşturmuş.
Son sayfasına kadar hem düşündürücü hem esprili hem de gizemli...
- Verdiğiniz bir söz başınıza bela olabilir mi? Peki bela olursa bu ne boyutta olur? İsminiz Myron Bolitar ise verdiğiniz bir söz nedeniyle başınızın belaya girme olasılığı %100 demektir. Bana Söz Ver, Myron Bolitar Serisi'nin sekizinci kitabı. Myron, Win, Esperanza vs artık ailemden biri gibi oldular. Myron ve Win ise en sevdiğim kitap karakterleri sıralamasında ilk üçe rahatlıkla girerler.

*** Bu arada şunu söylemeden edemeyeceğim. Bana Söz Ver ile birlikte Harlan Coben'in Türkçeye çevrilmiş 20 kitabının tamamını okumuş bulunmaktayım. ***

- Bana Söz Ver Coben kitaplarında alışık olduğum aksiyona sahip olmasının yanında yine diğer kitaplar gibi sonunu çok merak ettiren bir kitap oldu. Sürükleyici ve yüksek tempolu bir kitap ya da kitap serisi arıyorsanız özelde Bana Söz Ver genelde Myron Bolitar Serisi tam size göre.


- Klasik bir arkadaş buluşmasında Myron'ın, arkadaşlarının kızlarına verdiği bir sözle başlıyor her şey. "Asla sarhoş birinin arabasına binmeyin, böyle bir durumda kalırsanız bana haber vereceğinize söz verin." Ancak bu sözün verilmesinin ardından, kısa bir süre sonra kızlardan biri olan Aimme, Myron'ı geç bir saatte arayarak kendisini almasını ve bir yere bırakmasını istiyor. Myron'ın tahmin edemeyeceği şey ise Aimee'nin aslında kendisini bıraktırdığı yerde arkadaşının olmaması ve o günden sonra Aimme'den haber alınamayacak olması. Kayıp kızlar, sırlar, ihanet, cinayetler ve yalanlar... Bana Söz Ver sürükleyici, şaşırtıcı ve aksiyon dolu bir kitap.
Harlan Coben’in gerek tarzını gerek kitaplarını kısa zamanda çok sevdim. Kitapların ilk sayfasından itibaren gizem, merak ve heyecan duygularını fazlaca yaşamışımdır. Olay akışını fazla yavaşlatmayan anlatımı kitaplarını bir çırpıda okumamı sağladı. Gerçekten de o kadar akıcı ki kitapları bittiğinde kısa süreli doping etkisi yapıyorlar. Okuduğum kitaplarında, en çokta Myron Bolitar Serisi’nde, iki konuyu, aile ve sporu, doğrudan ya da dolaylı olarak mutlaka görmüşümdür. Konular tekrar ediliyor gibi görünse de Harlan Coben her kitabında okuyucusunu şaşırtmayı başarıyor en azından beni. Asla Vazgeçme kitabında yine aile konusu ön plana çıkıyor. Aynı mahallede yaşayan ailelerin başından geçen olaylar anlatılıyor. Coben hep kitaplarının sonunda ters köşe yapardı ama bu sefer Asla Vazgeçme kitabın giriş bölümünde ters köşe yaptı. Giriş bölümünde Yaradılış ve Evrim teorilerinin birbiriyle uyumlu olduğu düşüncesi vardı. Ama tabii bunun olayların ilerleyişiyle bir alakası yok. Asla Vazgeçme iki olay zincirine sahne oluyor. Mike ve Tia Baye’nin oğulları Adam Baye yakın arkadaşı Spencer Hill intihar ettikten sonra hayattan soğumuş ve içine kapanmıştır. Odasından çıkmayan, bilgisayarın başında çok zaman geçiren biri olmuştur. Ebeveynleri olan Mike ve Tia, her anne babanın yaptığı gibi çocukları Adam için endişelenmişler ve bu duruma çare bulmak için bilgisayarına yaptığı her hareketten haberdar oldukları bir program yükletmişlerdir. Program işe yaramış ve olaylar bundan sonra alevlenmiştir. Adam’ın içe kapanma sebepleri ortaya çıkacak ve başına gelenler sizi çook çooook şaşırtacak. İkinci olay tamamen Adam’ın olayından bağımsız gibi duruyor. Kitap boyunca bu iki olay nasıl birleşecek diye bekledim durdum. Sona doğru bir şeyler aydınlanmaya başladı ama yine de eksiklikler vardı. Ve sonu iki kere şaşırttı beni. Ne oluyor demeye kalmadan yuhhh demeye başladım, bitti. Benim için yine güzel, heyecan dolu bir Harlan Coben kitabı oldu Asla Vazgeçme. Çocukları için her şeyi yapmaya hazır aileler, ergenlik çağındaki gençlerin yaşadığı değişimler, katlanılmak zorunda kalınan acılar bu kitabın ana temasını oluşturuyor. Gönül rahatlığıyla öneriyorum. İyi okumalar
Son 1 aydır kitapları okuma hızımın altında okuyabiliyorum, tabii ki finaller yüzünden. Zor Oyun da bu döneme denk gelen bir kitap oldu. Genelde olay ağırlıklı kitapları okurken okuma aralığını çok açmamayı tercih ediyorum. Çünkü arayı açarsam bütün olarak ilerleyen olay örgüsüne hem ihanet edeceğimi hem de anlatılanlardan tat alamayacağımı düşünüyorum. Zaten bana göre bu kitapların okunmasını sağlayan yegâne şey olaya ve zamana ayak uydurmak. Bunu gerçekleştiremeyince kitabın size yaşatmayı hedeflediği duyguların bir anlamı kalmıyor. Harlan Coben’in daha önce 4 kitabını okuduğum için dilinin akıcılığına ve olayları anlatış şekline alışkınım. Bu yüzden ne kadar sınav döneminde de olsam okuma hızımı etkilemez diye düşünüp kitaba başladım. Daha 100 sayfa okumuşken araya başka şeyler girdi ve iki gün hiç okuyamadım. Sonra tekrar başladım, kitap hızlı ilerliyor ama olay açısından bende bir şey kalmıyor, durup durup düşünüyorum başta ne olmuştu diye. Ben de dayanamadım baştan okumaya başladım kitabı. Sonrası tam bir Coben klasiğine dönüştü. Kitabın sonunda aydınlanan olaylar, akıcı ve yer yer komik diyaloglar kitabın çabucak bitmesini sağladı. Böylece arayı açmama düşüncemi de istemeyerek kendimce kanıtlamış oldum.

Zor Oyun Myron Bolitar Serisi’nin 3’üncü kitabı. İlk kitaptan beri bizlerle beraber olan Myron Bolitar, sakatlığı yüzünden basketbolu bırakmak zorunda kalmış(tı). Bu kitapla beraber Myron Bolitar basketbol sahalarına tekrar dönüyor. Dragon’s takımının yıldız oyuncusu Greg Downing bilinmeyen bir sebepten dolayı ortadan kaybolmuştur. Basına Greg’in sakatlandığı için takıma katılmadığı bilgisi verilmiştir. Dragon’s takımının sahibi Clip Arnstein, basının zamanla bu sahte bilginin üstüne gideceğini bildiği, hem kendisini hem de takımın geleceğini etkileyecek bu durum için çözüm yolu aramaktadır. Ve çözüm yolu olarak Myron Bolitar’ı seçer. Myron, Greg Downing’i bulmak için takıma katılmıştır. Myron ile Greg kolej zamanlarında rakip olarak basketbol oynamışlardır. Geçmişteki bu rekabet myron’ın olaya adapte olmasını güçlendiriyor. Zor Oyun eğlenceli diyalogları, akıcı dili ve geçmişin izleriyle bizi keyifli ve heyecanlı bir maceraya çağırıyor.

Bu kitabı serinin diğer kitaplarından ayıran çok önemli bir nokta var bana göre. Myron Bolitar geçmişine ait çok büyük bir bilgi öğreniyor. Bu yüzden kitabın sonunda iki olay birden çözümleniyor: Hem Greg Downing’in başına gelenler hem de Myron’ın geçmişine ait bilgi. Sanırım Myron ile alakalı bir şey öğrenmeseydim 9 puan vermezdim. Kurgu açısından bana göre eksik bir şey yoktu. Sadece karakterlerin fazlalığı biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Asıl olay çok şaşırtıcı bir biçimde sonuçlanıyor, o açıdan da artı bir nokta bu kitap için. Bu kitapta tek sevmediğim şey olaydan bağımsız bilgilerin çok sık yer alması(şarkı, dizi isimleri, bazı yerler ile alakalı şeyler vb.) Ama tabii bu okumanızı fazla etkilemiyor.

Myron Bolitar Serisi hep sporla ilgili konuları ele aldı şimdiye kadar, sanırım öyle de devam edecek. Harlan Coben’in neden sporla ilgili yazdığını merak ediyorum. Hayatının belli bir zamanında sporla ilgili bir geçmişi var mı ya da sadece denk getirip yazmaya mı başladı gerçekten merak ediyorum. Araştırmak istedim Türkçe kaynaklardan sadece şunu buldum: “Harlan Coben (d. 4 Ocak 1962) ABD'li gizem ve korku romanı yazarıdır. Romanları genellikle çözülmemiş olaylarla başlamaktadır. (Cinayetler, esrarengiz kazalar vb.) Değişik serilerdeki karakterler bir arada olarak bazı romanlarında görülebilmektedir.” Allah razı olsun. Yabancı kaynaklarda da aldığı ödüllerden falan bahsedilmiş. Bu seriyi bitirip de hayatı ile ilgili bir bilgiye ulaşamazsam gerçekten boşa okumuş gibi olurum.

Artık bu tür kitaplar da(polisiye, gerilim, gizem) hayatımın başka bir parçası oldu. Ağır ve kapsamlı bir kitaptan sonra zihnimi dinlendirmek için ya da direk heyecanlanmak ve merak etmek için okuyorum. Okumak için ayırdığın zamana ve bütçeye değiyor mu derseniz kesinlikle değiyor.(Burada, bu tür kitaplarda edebi kaygı aramadığınızı(!) bildiğim için söylüyorum bunları.) Bana göre okuduğumuz her kitabın bizi illa ısırması ya da sokması gerekmiyor. Onun için bu tür kitapları da okumak isteyen ama erteleyen kişilere gönül rahatlığıyla öneriyorum. Şimdiden herkese iyi bayramlar.
Her şey onyedi yaşında bir genç kızın üç ay önce kaybolmasıyla başlar. Neredeyse kitabın yarısına kadar birbiri ile alakasız görünen kişiler karmaşaya neden oluyor gibi görünse de, bir noktadan sonra her şey bir yapbozun parçaları gibi yerine oturuyor. Finalini tahmin edemediğim ender kitaplardan biri.
Orman, okuduğum ikinci Harlan Coben kitabı oldu. Elimde tatil sürecinde bitirmek istediğim bir liste olduğu için bazı kitapları hızlı okuyorum. Orman’ı da hızlı okudum ama istemeyerek. Kitaptaki olayların seyri akıcı diyaloglarla sağlanmış. Bir diyalogu okumaya başlayıp bitirdiğinizde en az üç sayfa okumuş oluyorsunuz. Çokça diyalog olduğunu düşünürsek böylece kitabın hızlı okunmasını da anlarız. Hızlı okumaktan bahsetmişken tatilim başlayalı nerdeyse 20 gün oldu. Bu 20 gün içerisinde yaklaşık 4500 sayfa kitap okumuşum. Yaklaşık 20 gün daha tatilim var ve 5000 sayfa okunmayı bekliyor.

Orman. Ağaçların koyu karanlığında yaprakların hışırtılarına gizlenmiş ve ortaya çıkmayı bekleyen sırlarla dolu bir orman. Boyunları bir kulaktan diğer kulağa kadar kesilmiş iki ceset. İki de kayıp genç, Gil Perez ve Camilla Copeland. İki gencin kaybolmasının üstünden yirmi yıl geçmiş. Camilla Copeland'ın abisi Paul Copeland New Jersey'de bölge savcısı. Paul'un kardeşi kayıp. Annesi evi terk etmiş, babası ve karısı da ölmüştür. Hayatta sahip olduğu tek şey altı yaşındaki kızı. Öldürülmüş bir erkeğin cebinden Paul'un adresi çıkar. Dedektifler Paul'u morga çağırırlar. Paul, adamın cebindekilere bakarken tıpkı kız kardeşininkine benzeyen bir yüzük görür. Buna çok şaşıran Paul adamın yüzünü dikkatli incelemeye başlar. Ve adamın Gil Perez olduğunu düşünür. Yüzükle eskiye giden Paul kız kardeşinin yaşayabileceği umuduyla geçmişi kurcalamaya başlar. Araştırdıkça yeni şeylere ulaşacak ve şaşıracak, o şaşırdıkca siz de şaşıracaksınız.

Harlan Coben okumaya Myron Bolitar serisiyle başladım. Orman ile de seri dışı bir kitabını okumuş oldum. Akıcı diyaloglarıyla insanın zihnini yormayan, kitaplarının sonunda ters köşe yapan ve özgün kurgulama tarzıyla Harlan Coben sevdiğim yazarlar arasında. Büyük Vuruş ve Asla Vazgeçme kitapları da elimde. En yakın zamanda okumayı planlıyorum. Polisiye okumayı sevenlere rahatlıkla önerebilirim. İyi okumalar.
Harlan Coben Büyük Vuruş ile tenis ve cinayetin buluşmasını bizlere aktarıyor. İşlenen cinayetleri aydınlatmaya çalışırken, tenisin bireyselliğini ve bu bireyselliğin getirdiği bencilliği kabalaşmadan, ince bir yaklaşımla eleştiriyor. Bana göre bir eleştiri de güçlü ve nüfuzlu kişilerin sadece kendi menfaatlerini düşünmelerine yapılmış. Harlan Coben bu tür kişilere karşı koymaları için Myron ve Win karakterlerine hayat vermiş. Kendi adaletini dağıtan bu adamlar, bu ifade sizi yanıltmasın, her zaman doğrunun yanındalar. Bu iki karaktere kanım çok ısındı. İçlerinden birisinin abim olmasını isterdim desem abes kaçmaz benim için. Bu iki karakterle ilgili son söyleyeceğim şey çok iyi birer dost olmaları ve her zaman birbirlerinin arkalarını kollamaları.

Myron ve Win, Amerika Açık Tenis Turnuvası’nda müşterisi Duane Richwood’un maçını izlemektedirler. Duane Richwood genç yaşına rağmen teniste adını yıldızlar arasına yazdırmayı başarmıştır. Oynadığı maçı kazanıp tam başarılarına bir yenisi ekleyecekken kortun dışından silah sesleri işitilir. Maçı izleyen seyirciler ard arda ateşlenen silah seslerine anlam veremezler. Myron ve Win olayın mahiyetini anlayarak hemen korttan çıkmışlar yerde yüzüstü yatan kişinin etrafında toplanan kalabalığı aşarak cesedin yanında soluğu almışlardır. Myron sırtından vurulan cesedi çevirdiğinde Valerie Simpson’un solgun ve soğuk bedeniyle karşılamıştır. Valerie Simpson Myron’ın yeni müşterisi olmaya aday, geleceği parlak bir teniscidir. Maçtan önce Myron’ı üç kez aramış ama ulaşamamıştır. Myron, her zamanki iyiliksever adam, bu cinayet için kendini sorumlu hissetmiş ve işin peşine düşmüştür.

“Polisiye romanlarda dağınık ve şekilsiz durumdaki olguların belirli bir düzen ve uyum içerisinde bir araya getirilmesi bu teknikle gelişen bakışın ürünüdür. Polisiyelerde amaç “bilgiye ulaşma”dır. Kahraman zekâsını bilimin imkânlarıyla bir araya getirerek katilin peşine düşer. Bu sürecin edebi aktarımındaki üslup ise klasik romanlarda rastlanmayacak kadar gerçek ve tekniktir.” Harlan Coben de Myron ve Win karakterlerine bu doğrultuda hayat vermiştir. İnsan aklının alamayacağı aşırılıklara kaçmamış, basit ama etkili üslubuyla okurun beğenisine sunmuştur. Bunu yaparken sık sık komedi ve kendi kültüründen öğelere yer vermiştir. Komedi ve polisiye sanki birbirine çok zıt iki kavram gibi duruyor. Bir tarafta gülünç bir eylem, bir tarafta da üzücü ya da korkutucu olaylar; gerçekten de çok zıtlar birbirlerine. Ama Coben’in asıl başarısı bence bu iki kavramı bir arada kullanabilmesidir. Charlie Chaplin’in: “Hayat, uzak çekimde komedi, yakın planda trajedidir,” dediği gibi yazarımız da romanlarında trajik tarafın arka bahçesinde komediyi fazlasıyla yetiştiriyor.

Harlan Coben dostluğun sıcak ateşinde harmanlanan, hayatın her yönünü yansıtan, okuru sürükleyen olayların şaşırtıcı bir sonla bittiği romanlar yazıyor. Büyük Vuruş’ta da bunları sonuna kadar tattım ve keyifli vakit geçerdim. Sadece Myron Bolitar serisini değil Harlan Coben’in tüm kitaplarını okumuş ve çok beğenmiş; benim de başlamamı sağlayan ve bana bu kitabı hediye eden Damla Köseoğlu ‘na çok çok teşekkür ediyorum. Ben de size de en az bir tane Harlan Coben kitabı okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar
Yirmi yıl öncesine ait bir fotograf insan hayatını nasıl değiştirdiğini okuyacağız bu kitap geçmişin her zaman yanı başımızda pusu da bekleyip uygun zaman da en acımasız yönü ile ortaya çıkışını anlatıyor...
Jack,Grace'i ve çocuklarını arkasında bırakıp gidecek kadar neyin korkusunu yaşıyordu?
Grace tüm ipuçlarını birleştirdiğinde yüzleşeceği olaylar ile baş edebilecek miydi? Coben'in ilk okuduğum eseriydi ve takip etmeme sebep olmuştu...
Yine soluksuz okuyabileceğiniz bir kitap Harlen Coben' dan Yanlış Bir Adım. İlk sayfalardan itibaren hikayenin akışına kendinizi bırakıyorsunuz. Bir ceset ve bulunmayı bekleyen katil! Sorgula, tahmin et ve çözümle! Ben tahminimde yanıldım ama bir bulmacayı çözmeye çalışırkenki zevki aldım. Polisiye severler bu kitapla tanışın!

Yazarın biyografisi

Adı:
Harlan Coben
Unvan:
ABD'li Gizem ve Korku Romanı Yazarı
Doğum:
New Jersey, ABD, 4 Ocak 1962
Harlan Coben (d. 4 Ocak 1962) ABD'li gizem ve korku romanı yazarıdır. Romanları genellikle çözülmemiş olaylarla başlamaktadır. (Cinayetler, esrarengiz kazalar vb.) Değişik serilerdeki karakterler bir arada olarak bazı romanlarında görülebilmektedir.

Harlan Coben, Edgar, Shamus ve Anthony ödüllerinin üçünü birden kazanan ilk yazar olma unvanına sahiptir. Dünya çapında çok satan çeşitli romanları bulunan yazar, Book of the Month Kulübü'nün ödüllerini de kazanmıştır. Harlan Coben, ailesiyle New Jersey'de yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 290 okur beğendi.
  • 4.258 okur okudu.
  • 62 okur okuyor.
  • 2.048 okur okuyacak.
  • 54 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları