Hasan Öztoprak

Hasan Öztoprak

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.1/10
35 Kişi
·
114
Okunma
·
2
Beğeni
·
1.184
Gösterim
Adı:
Hasan Öztoprak
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
17 Aralık 1957'de İstanbul Balat'ta doğdu. Sonradan Marmara Üniversitesi'ne dönüştürülen İİTİA Siyasal Bilimler Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. On beş yılı aşan politik faaliyeti sürecinde defalarca gözaltına alınarak üç kez tutuklandı, hapis yattı. Eski, illegal "Türkiye Komünist Partisi"ne üye olmaktan yargılandı. Edebiyat yolculuğuna şiirle başladı. İlk şiirleri1984 yılında Yönelişler dergisinde yayımlandıktan sonra aralarında Düşler, Dize, E, Gösteri, Göçebe, İblis, Varlık, Le poete travaille de bulunan birçok dergide şiirleri ve yazıları yayımlandı. İblis, Düşler, Göçebe ve E dergilerinin kurucuları arasındadır. 1990-2007 yılları arasında yayın sektöründe idari ve editoryal görevlerde bulundu. Bu süreçte hakkında üç kez dava açıldı ve DGM'de yargılandı. 2007 yılının ocak ayında, doğumundan beri yaşadığı İstanbul'dan ayrılarak İzmir Foça'ya yerleşti.
Nietzsche'nin dediği gibi belki benim de güven duyduğum insanlardan beni koparacak günüm gelmiştir. "Biri sırtını dönüp gider, öteki başka yere gider, herkes kendi küçük sürüsünü bulur, en bağımsız olan hiç kimseyi bulmaz ve karede yalnız kalır." Benim karede yalnız kalma günüm geldi mi yoksa?
Hasan Öztoprak
Sayfa 144 - @canyayınları
Sen de bilirsin, bazen yanyana olsan da uzaksındır.Bu uzaklık,duygularımızın önündeki en ciddi engel. Duygular, mesafelerin koyduğu uzaklığı aşabilir belki; ya görünmez uzaklıkları?
Hasan Öztoprak
Sayfa 57 - @canyayınları
.... Ama her şeyi birlikte ne kadar hızlı ve yoğun yaşadıysak, unutuşu da aynı yoğunlukta ve hızda yaşamak gerekmez mi?
Hasan Öztoprak
Sayfa 41 - @canyayınları
Lügatimden binbir zahmetle söküp attığım aşk denen ne idiğü belirsiz şeyin apar topar eski yerini almaya çalışmasına da böylece—sanırım—engel oldum. Nietzsche "Aşk hastalığının tek ilacı karşı—aşk" derken ne kadar haklıymış.
Hasan Öztoprak
Sayfa 37 - @canyayınları
Daha lise sıralarındayken solcu olmuştu.Oysa ülkücülük revaçtaydı. Aslında hep çevresindeki insanlardan farklı olmuştu: Arkadaşları Fener'liyken, o Beşiktaş'lıydı;herkes futbolcu olma hayalleri kurarken,o topa ayağını bile sürmez,ama mahalle takımı kurulmasına ön ayak olurdu;çoğu yerli avantür filmlere hastayken, o yabancı kovboy filmleri için ölüyordu...
Hasan Öztoprak
Sayfa 17 - @inkılâpyayınları
Bir an önce bu kalabalığın dışına çıkmak, bu gerçekte amaçsız hareketin bir parçası olmaktan kurtulmak gerek.Onların gitmediği bir yöne doğru gitmeli, kalabalıktan uzaklaşmalı.Ama yok, her yer kalabalık tarafından kuşatılmış, işgal edilmiş.
Hasan Öztoprak
Sayfa 140 - @inkılâpyayınları
Belki bana "Aldanmış olmak büyük bir derttir," diyeceksiniz; tersine "aldanmamış olmak pek büyük bir derttir," deyiniz.
—ERASMUS, Deliliğe Övgü
Hasan Öztoprak
Sayfa 173 - @inkilâpyayınları
Ona o kadar bağlıyım, onu o kadar çok seviyorum ki... Hastalıklı sevgi budur işte;insanı alçaltır, aşağılık bir yaratığa dönüştürür.
Hasan Öztoprak
Sayfa 18 - @canyayınları
152 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Anadolu Masalları; birbirinden farklı konu ve temaların yer aldığı hem küçüklerin hem de büyüklerin okuyup ders çıkarabilecek nitelikte altı masalın yer aldığı kitap. Bu masallarda birbirinden farklı olaylar, mekanlar ve karakterler işlenmiştir.
‘Yeraltı Sultanı’ masalında yeraltında yaşayan yılanların sultanı Şahmeran; ‘Şehrihan ile Gülbahar‘ masalında hem denizde hem de karada yaşayabilen deniz yaratıkları; ‘Mutluluğu Arayan Prens’ masalında uzak diyarlarda yaşayan ejderhalar; ‘Çiftçi, Öküz ve Eşeğin Hikayesi’ masalında hayvanların dilinden anlayan çiftçinin ve ‘Balıkçı Abdullah’ masalında ise deniz dibinde yaşayan yarı insan yarı balık canlılar anlatılmıştır.
Zenginlik, yoksulluk, kötülük, iyilik, aşk, kavuşma, hasret ve fedakârlık gibi temaların işlendiği bu eser okunmaya değer olarak ele alınmalıdır…
174 syf.
·Puan vermedi
Eski basımı okudum ve 159 sayfaydı.Aslı erdoğan hayranı olduğum için kitabı almak istedim lakin kitabın baskısı yok ve bulması zordu ama sonunda buldum ve aldım.Aslı erdoğandan soğudum demek istemiyorum.Çünkü bu bir tek taraflı anlatılan kitap.Kitapta geçen Elda isimli kız aslında hepimizin bildiği Aslı Erdoğan.Ana karakter S ise kitabın yazarı olan Hasan Öztoprak.Aslı Erdoğan bu kitabı hiç okumamış ve psikolojisi çok etkilenmiş.Şayet kitapta geçenler doğru ise(ki umarım öyle değildir) Aslının özel hayatı oldukça karışıkmış.Ama şunu unutmamalıyım ki beni alakadar eden şey Aslı Erdoğanın özel hayatı değil yazıları.(Gerçi evet özel hayatını merak ettiğim için kitabı buldum ve okudum :)) Hasan Öztoprak gerçekten Aslı erdoğan'a çok aşıkmış.Her şeyi bile bile bi insan neden ateşe atar ki kendini? Her şeyi haketmiş demek istemiyorum ama öyle.Kitabın sonunda yazar bir de hikayeyi Aslı Erdoğandan dinleyin diyor açık açık.Hoş değil.Keşke ana karakterin Aslı olduğunu bilmeseydim....belki severdim kitabı.
213 syf.
·7/10 puan
İnkılap yayınlarından çıkan Latife Gazi Mustafa Kemal kitabını S. Eriş Ülger yazmış. Basım yılı 2005 olan kitabın bendeki 2.baskısı. Kitap, bilinmeyen yönleriyle ve yayınlanmamış fotoğraflarıyla Atatürk ve Latife Hanım evliliğini konu edinmiş. Kitabın adının Latife Gazi Mustafa Kemal olmasının nedenini yazar, Latife Hanım'ın imzasını bu şekilde atmasından yola çıkarak belirlemiş.
Kitabın önsözünü Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden yazmış. Kitapta, özet olarak Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım da babası gibi hırçın tabiatlı, inatçı bir kişilik olarak anlatılıyor. 29 Ocak 1923 Gazi Mustafa Kemal ile Latife Hanım Uşakizadeler'in Göztepe'deki köşkünde sade bir törenle evlenirler. Daha sonra Latife Hanım, tüm didişmeler, hırçınlıklar, çekişmelerin sonunda çaresizlik içinde 22 Temmuz 1925'te Ankara'dan ve Çankaya'dan ayrılır. Bu kadar kısa süren evliliğin fırtınaları kitapta anlatılmış. Salih Bozok'a yazılan pişmanlık mektupları var. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Saygılarımla...
https://adinkitap.blogspot.com
213 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabı ilk ben okuduğuma göre bir kaç satır yazmak gerek.Gerçek belgelerle ve güzel fotoğraflarla akıcı bir dille çok detaya girmeden anlatılıyor.Latife hn.in dizginleyemediği egosunu ve sinirini, bütün dünyanın saygı duyduğu Ataturk e karşı tavırlarını okuyunca, allah düşmanımın başına vermesin diye düşünüyorsun.Hele kahraman Türk kadınlarının( Şerife Bacı gibi. Kağnısıyla cephane taşırken battaniyesini bebegini ve cephanenin üzerine örtüp, kendisinin soğuktan donmasını) vatanı ve özgürlükleri için neler yaptiğını düşününce cok daha üzülüyorsunuz.detaylı bilgi edinmek için okumanızı tavsiye ederim.
212 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
#hakikatinölümü bir iç hesaplaşma romanı. Gerçekle kurgunun içiçe geçtiği bir roman. Kimliklerin, maskelerin, işkencelerin, geçmiş ve gelecek arasında kaybolanların, vicdanın, cinnet sınırına gidip gelenlerin, hep orada kalanların hikâyesi. Hakikat kavramı ve onu algılayışımız... Zihin karmaşaları...

Gerilim-polisiye türündeki eseri okurken zaman zaman kendisiyle çelişkiye düşen insan sorar: Hangisi hakikat? Suç ne? Adalet, şiddet, vicdan kavramlarını yeniden sorgulamaya sebep olan, derin düşünceye sevk eden ve zihne kazınan final sahnesinden sonra okuduğum yazarın notu da ayrıca şaşkınlığa uğrattı beni.

Kitabın şu an satışı var mı bilmiyorum, benim elimdeki 2006 ilk basımıydı. Nedense kitaplığımdan bana göz kırptı o kadar yıl sonra yeniden okumak istedim.
436 syf.
·31 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazı kitaplar vardır, o kitap sadece sizin tarafınızdan bilinir, kendi kendinize “abi bu nasıl gizli kalmış” dersiniz… İşte o kitaplardan biri benim için. Nasıl olur da raflarda yer almaz, nasıl olur da inkılap kitap evi bu kitabı bir daha basmaz anlamış değilim. Kitabı açıklamadan önce sanırım ilk olarak 1 ay gibi bir süre zarfında okuduğumu söylemeliyim. Aslında bir gecede okuyabilirdim ama beni öylesine sarmaladı ki bitmesini hiç istemedim ve işleri, yoğunlu bahane ederek kitabı elimden geldiğince hamam sefaları, kahve-lokum saatleri ve benzeri otantik saatlerde okudum.

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse, özeti başlığının aynısı demek olurdu. İskoçyalı çoban Donald McLeod, sevdiği kadının Amerika’ya göçmesi üzerine durumu hazmedemez ve Amerika’ya gidebilmek adına Kraliyet Ordusu’na trampetçi olarak yazılır. Napolyon Mısır’ı işgal etmektedir ve ona karşı savaşacak birlikle derhal Mısır’a gönderilir. Burada kendisi ve bazı arkadaşları bir Memlük beyine esir düşerler. İşte ne olursa bundan sonra olur. Müslüman olan, kendisine doğulu tarzda bir harem kuran, kendi kendini sünnet edip, Kabeyi dönme arkadaşıyla ziyaret eden Osman olmuştur artık o! Sadece bu kadar da değil… İngiliz casuslardan, posta teşkilatına, piramit rehberliğinden, Kavalalı Mehmet Ali (Muhammedali) Paşa’nın emrinde çalışmaya ve hatta Süveyş Kanalı’nın açılmasına kadar birçok işe ve maceraya atılmıştır.

Tarih ve tarihi kurgu severler için (özellikle 1830’lar) bir başucu kitabı niteliğinde. Tek bir kitap içerisinde İskoçya’dan Mısıra, Osmanlı Sultanalarından, paşalara, hidivlere kadar bilgi barındıran muhteşem bir eser.

Kitabın gerçeklik ve kurgu kısmına gelince. Osman karakteri yani Donald McLeod, o dönemin pek çok diplomatı, tarih yazarı ve bölgeyi ziyarete gelmiş kişilerce tasvir edilmiş biri. Yazar tarafından Osman’ın tüm ailesinin ve harem karakterlerinin kurgu olduğu belirtilmiş. Ancak Osman’ın maceraya atıldığı arkadaşları, iş yaptığı ve gezdirdiği isimlerin hepsi gerçek. Kitabı okurken neyin gerçek neyin kurgu olduğunu saatlerce araştırmak zorunda kaldım. Yazarın ve hatta Osman’ın gerçek kızının belirttiği Osman’ın portresine ulaşamadım. Ancak referans tutulan mektuplar ve bahsinin geçtiği kitaplar internette mevcut.

Kitap dil açısından okuyucuyu zorlamıyor. Sadece konuşma metinlerinde fransızca kullanılan bazı cümlelerin çevirisinin yapılmamış olması biraz can sıkıcı. Bir yandan olayların araştırmasını yaparken diğer yandan da ne demiş olabilir diye merak ettim. Ancak bu cümleler metnin genelinden de anlamını çıkarabildiğiniz cümleler olduğu için okumaya bir engel teşkil etmiyor.

436 sayfa içerisinde bu kadar çok farklı şeyi barındıran harika bir yolculuk oldu benim için. Hikaye o kadar zengin ve o kadar farklı alanlara hitap ediyor ki herhangi bir okuyucuyu bir noktadan yakalayıp içine çekebileceğini düşünüyorum. Sahaflarda bulabilirseniz düşünmeden alın…
174 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sevginin tanrısal bir duygu olduğunu düşünüyorum, hatta tek tanrısal duygu: nedeni ve zamanı yoktur. Biriktirilerek ya da emek verilerek sevgi oluşmaz; ilk anda ya vardır ya da yoktur. Sevgi başka bir şeye de dönüşmez, hele nefrete... Nefret bir şeyin karşılığıdır, bir sürecin sonudur. Sevgi karşılıksızdır, ne başlangıçtır ne de sonuç, sadece vardır, bazen anlamsız bir şekilde...
212 syf.
·10/10 puan
TÜYAP kitap fuarından aldığım Hasan Öztoprak kitabı. Başlarda biraz bocaladım,fakat sonralarında elimden bırakmadım. Öyle ki ilk defa böyle bir şey yaptım; kitap bittikten sonra sosyal medyadan yazarı bulup ona “bu yazılanlar gerçek mi?” Diye mesaj atmıştım :) cevabı beni daha da şaşırtmıştı
431 syf.
·4 günde·8/10 puan
Kitap Amerikalı Elizabet Halaby’ nin kraliçe Nur’a dönüşmesini anlatan bir otobiyografi ve oldukça sürükleyici...
Çünkü yalnızca kendi hayatını değil o dönemdeki Arap dünyasında yaşanan olaylarda detaylarıyla anlatılıyor.
Bu açıdan bakıldığında aslında bir tarih kitabı niteliğinide taşıyor. En önemliside kitapta sıkça Filistin meselesi ve zamanın dikkat çeken liderleri Kaddafi ve Saddam Hüseyin’ de yer alıyor. Okumaya değer bir kitap...

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Öztoprak
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
17 Aralık 1957'de İstanbul Balat'ta doğdu. Sonradan Marmara Üniversitesi'ne dönüştürülen İİTİA Siyasal Bilimler Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. On beş yılı aşan politik faaliyeti sürecinde defalarca gözaltına alınarak üç kez tutuklandı, hapis yattı. Eski, illegal "Türkiye Komünist Partisi"ne üye olmaktan yargılandı. Edebiyat yolculuğuna şiirle başladı. İlk şiirleri1984 yılında Yönelişler dergisinde yayımlandıktan sonra aralarında Düşler, Dize, E, Gösteri, Göçebe, İblis, Varlık, Le poete travaille de bulunan birçok dergide şiirleri ve yazıları yayımlandı. İblis, Düşler, Göçebe ve E dergilerinin kurucuları arasındadır. 1990-2007 yılları arasında yayın sektöründe idari ve editoryal görevlerde bulundu. Bu süreçte hakkında üç kez dava açıldı ve DGM'de yargılandı. 2007 yılının ocak ayında, doğumundan beri yaşadığı İstanbul'dan ayrılarak İzmir Foça'ya yerleşti.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 114 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.