Hasan Öztoprak

Hasan Öztoprak

YazarÇevirmenEditör
7.5/10
15 Kişi
·
52
Okunma
·
0
Beğeni
·
1060
Gösterim
Adı:
Hasan Öztoprak
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
17 Aralık 1957'de İstanbul Balat'ta doğdu. Sonradan Marmara Üniversitesi'ne dönüştürülen İİTİA Siyasal Bilimler Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. On beş yılı aşan politik faaliyeti sürecinde defalarca gözaltına alınarak üç kez tutuklandı, hapis yattı. Eski, illegal "Türkiye Komünist Partisi"ne üye olmaktan yargılandı. Edebiyat yolculuğuna şiirle başladı. İlk şiirleri1984 yılında Yönelişler dergisinde yayımlandıktan sonra aralarında Düşler, Dize, E, Gösteri, Göçebe, İblis, Varlık, Le poete travaille de bulunan birçok dergide şiirleri ve yazıları yayımlandı. İblis, Düşler, Göçebe ve E dergilerinin kurucuları arasındadır. 1990-2007 yılları arasında yayın sektöründe idari ve editoryal görevlerde bulundu. Bu süreçte hakkında üç kez dava açıldı ve DGM'de yargılandı. 2007 yılının ocak ayında, doğumundan beri yaşadığı İstanbul'dan ayrılarak İzmir Foça'ya yerleşti.
Bildiğimden emin değilim
Içimden geçen kelimelerin anlamını
Dostluk, parçalanmış bir kelam
Sevgi, bakışını kaybetmiş bir göz
Aşk, elsiz bir dokunuş sanki...
Beni sevip sevmediğini bilmelisin.İnsanın kalbi yalan söylemez.Seviyorsan hissedersin.Sevgi öyle güçlü bir duygudur ki insanı yanıltmaz,ikircimde bırakmaz.
Ah! Kimse dinlemiyor duyduğunu
Bakmıyor gördüğüne
Işte böyle bir zaman, bu zaman da
Kimse yaşadığını anlamıyor uçurumda
Nereden bakarsak bakalım ölüm iğrenç bir şey. Birden ölüvermek. Yaşıyorsun ve sonra bir bakmışsın ölüsün.
Ama her şeyi birlikte ne kadar hızlı ve yoğun yaşadıysak,unutuşu da aynı yoğunlukta ve hızda yaşamak gerekmez mi?
“Aslında günlerdir uzaksın.
Ama her uzaklık, başka bir yakınlığa denk düşer:
Hayattan uzaksan ölüme yakınsındır.”
Galiba sonunda buldum:Seni düşünürken etten kemikten biriymiş gibi düşünemiyorum.Sen zaten insana gerçeklik hissi vermiyorsun.Hayatıma bir hayal gibi girmişken,senden bir başka hayal nasıl yaratabilirim?
174 syf.
·Puan vermedi
Eski basımı okudum ve 159 sayfaydı.Aslı erdoğan hayranı olduğum için kitabı almak istedim lakin kitabın baskısı yok ve bulması zordu ama sonunda buldum ve aldım.Aslı erdoğandan soğudum demek istemiyorum.Çünkü bu bir tek taraflı anlatılan kitap.Kitapta geçen Elda isimli kız aslında hepimizin bildiği Aslı Erdoğan.Ana karakter S ise kitabın yazarı olan Hasan Öztoprak.Aslı Erdoğan bu kitabı hiç okumamış ve psikolojisi çok etkilenmiş.Şayet kitapta geçenler doğru ise(ki umarım öyle değildir) Aslının özel hayatı oldukça karışıkmış.Ama şunu unutmamalıyım ki beni alakadar eden şey Aslı Erdoğanın özel hayatı değil yazıları.(Gerçi evet özel hayatını merak ettiğim için kitabı buldum ve okudum :)) Hasan Öztoprak gerçekten Aslı erdoğan'a çok aşıkmış.Her şeyi bile bile bi insan neden ateşe atar ki kendini? Her şeyi haketmiş demek istemiyorum ama öyle.Kitabın sonunda yazar bir de hikayeyi Aslı Erdoğandan dinleyin diyor açık açık.Hoş değil.Keşke ana karakterin Aslı olduğunu bilmeseydim....belki severdim kitabı.
436 syf.
·31 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır, o kitap sadece sizin tarafınızdan bilinir, kendi kendinize “abi bu nasıl gizli kalmış” dersiniz… İşte o kitaplardan biri benim için. Nasıl olur da raflarda yer almaz, nasıl olur da inkılap kitap evi bu kitabı bir daha basmaz anlamış değilim. Kitabı açıklamadan önce sanırım ilk olarak 1 ay gibi bir süre zarfında okuduğumu söylemeliyim. Aslında bir gecede okuyabilirdim ama beni öylesine sarmaladı ki bitmesini hiç istemedim ve işleri, yoğunlu bahane ederek kitabı elimden geldiğince hamam sefaları, kahve-lokum saatleri ve benzeri otantik saatlerde okudum.

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse, özeti başlığının aynısı demek olurdu. İskoçyalı çoban Donald McLeod, sevdiği kadının Amerika’ya göçmesi üzerine durumu hazmedemez ve Amerika’ya gidebilmek adına Kraliyet Ordusu’na trampetçi olarak yazılır. Napolyon Mısır’ı işgal etmektedir ve ona karşı savaşacak birlikle derhal Mısır’a gönderilir. Burada kendisi ve bazı arkadaşları bir Memlük beyine esir düşerler. İşte ne olursa bundan sonra olur. Müslüman olan, kendisine doğulu tarzda bir harem kuran, kendi kendini sünnet edip, Kabeyi dönme arkadaşıyla ziyaret eden Osman olmuştur artık o! Sadece bu kadar da değil… İngiliz casuslardan, posta teşkilatına, piramit rehberliğinden, Kavalalı Mehmet Ali (Muhammedali) Paşa’nın emrinde çalışmaya ve hatta Süveyş Kanalı’nın açılmasına kadar birçok işe ve maceraya atılmıştır.

Tarih ve tarihi kurgu severler için (özellikle 1830’lar) bir başucu kitabı niteliğinde. Tek bir kitap içerisinde İskoçya’dan Mısıra, Osmanlı Sultanalarından, paşalara, hidivlere kadar bilgi barındıran muhteşem bir eser.

Kitabın gerçeklik ve kurgu kısmına gelince. Osman karakteri yani Donald McLeod, o dönemin pek çok diplomatı, tarih yazarı ve bölgeyi ziyarete gelmiş kişilerce tasvir edilmiş biri. Yazar tarafından Osman’ın tüm ailesinin ve harem karakterlerinin kurgu olduğu belirtilmiş. Ancak Osman’ın maceraya atıldığı arkadaşları, iş yaptığı ve gezdirdiği isimlerin hepsi gerçek. Kitabı okurken neyin gerçek neyin kurgu olduğunu saatlerce araştırmak zorunda kaldım. Yazarın ve hatta Osman’ın gerçek kızının belirttiği Osman’ın portresine ulaşamadım. Ancak referans tutulan mektuplar ve bahsinin geçtiği kitaplar internette mevcut.

Kitap dil açısından okuyucuyu zorlamıyor. Sadece konuşma metinlerinde fransızca kullanılan bazı cümlelerin çevirisinin yapılmamış olması biraz can sıkıcı. Bir yandan olayların araştırmasını yaparken diğer yandan da ne demiş olabilir diye merak ettim. Ancak bu cümleler metnin genelinden de anlamını çıkarabildiğiniz cümleler olduğu için okumaya bir engel teşkil etmiyor.

436 sayfa içerisinde bu kadar çok farklı şeyi barındıran harika bir yolculuk oldu benim için. Hikaye o kadar zengin ve o kadar farklı alanlara hitap ediyor ki herhangi bir okuyucuyu bir noktadan yakalayıp içine çekebileceğini düşünüyorum. Sahaflarda bulabilirseniz düşünmeden alın…
212 syf.
·10/10
TÜYAP kitap fuarından aldığım Hasan Öztoprak kitabı. Başlarda biraz bocaladım,fakat sonralarında elimden bırakmadım. Öyle ki ilk defa böyle bir şey yaptım; kitap bittikten sonra sosyal medyadan yazarı bulup ona “bu yazılanlar gerçek mi?” Diye mesaj atmıştım :) cevabı beni daha da şaşırtmıştı
174 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sevginin tanrısal bir duygu olduğunu düşünüyorum, hatta tek tanrısal duygu: nedeni ve zamanı yoktur. Biriktirilerek ya da emek verilerek sevgi oluşmaz; ilk anda ya vardır ya da yoktur. Sevgi başka bir şeye de dönüşmez, hele nefrete... Nefret bir şeyin karşılığıdır, bir sürecin sonudur. Sevgi karşılıksızdır, ne başlangıçtır ne de sonuç, sadece vardır, bazen anlamsız bir şekilde...

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Öztoprak
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
17 Aralık 1957'de İstanbul Balat'ta doğdu. Sonradan Marmara Üniversitesi'ne dönüştürülen İİTİA Siyasal Bilimler Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. On beş yılı aşan politik faaliyeti sürecinde defalarca gözaltına alınarak üç kez tutuklandı, hapis yattı. Eski, illegal "Türkiye Komünist Partisi"ne üye olmaktan yargılandı. Edebiyat yolculuğuna şiirle başladı. İlk şiirleri1984 yılında Yönelişler dergisinde yayımlandıktan sonra aralarında Düşler, Dize, E, Gösteri, Göçebe, İblis, Varlık, Le poete travaille de bulunan birçok dergide şiirleri ve yazıları yayımlandı. İblis, Düşler, Göçebe ve E dergilerinin kurucuları arasındadır. 1990-2007 yılları arasında yayın sektöründe idari ve editoryal görevlerde bulundu. Bu süreçte hakkında üç kez dava açıldı ve DGM'de yargılandı. 2007 yılının ocak ayında, doğumundan beri yaşadığı İstanbul'dan ayrılarak İzmir Foça'ya yerleşti.

Yazar istatistikleri

  • 52 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 26 okur okuyacak.