Hayati Hökelekli

Hayati Hökelekli

Yazar
8.4/10
7 Kişi
·
57
Okunma
·
8
Beğeni
·
872
Gösterim
Adı:
Hayati Hökelekli
Tam adı:
Prof.Dr. Hayati Hökelekli
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Yozgat, 1951
1951’de Yozgat’ta doğdu. İlahiyat öğrenimini 1975 yılında Kayseri’de tamamladı. Kısa bir süre M.E.B.’e bağlı olarak öğretmenlik yaptıktan sonra 1977’de Bursa’da Din Psikolojisi Araştırma Görevlisi olarak akademik hayata başladı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde sürdürdüğü görevi esnasında “Ergenlik Çağı Gençlerinin Dinî Gelişimi” konulu çalışmasıyla 1983’de Doktor unvanını aldı. 1988’de Doçent, 1995’de Profesör oldu.
Halen aynı Fakültede Din Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı olarak görevini sürdürmektedir. Çocuk ve gençlerin din ve ahlak gelişimi, ölüm ve ölüm ötesi psikolojisi, geleneksel İslam psikolojisi, dinî iletişim, değerler psikolojisi ve eğitimi konularında araştırma ve yayınları bulunmaktadır.
K. Kerim 'de "ruh" kavramına çok az rastlanır; buna karşılık "Nefs" çok sık yer almaktadır. Nefs ,ruh ve bedenden oluşmuş ve benlik şuuruna sahip, bütün halindeki somut insan ,beşeri kişilik,kişinin zâtı, kendisi veya " insan şahsiyetinin temayülleri" olarak anlaşılabilir. Nefs insanın iç benliği, bütün insanı yaşantılarının oluştuğu psikolojik alandır. Gazzali'nin belirttiği gibi, Nefsin biri bedene diğeri ruhani âleme dönük iki yüzü vardır. Dolayısıyla Nefs'te zıt eğilimler aynı anda etkin durumdadırlar. Bu zıt eğilimlerin üstünde Nefs kendi varlığında,kendi kendini düzenleyici ve dengeleyici bir sistem( bkz. Şems 91/7-10), gelişme ve olgunlaşmaya kabiliyetli(bkz. Yusuf 12/53;Kıyâme 75/2) ,dinamik bir gücü saklamaktadır. Allah 'ın varlığının delilleri dış dünyada olduğu kadar insan nefsinde de mevcuttur(bkz. Fussilet 41/53 ;Zâriyat 51/ 20-21). Bu bakımdan, tabiat ve tarih gibi insan nefsi de araştırılması ve dikkatle incelenmesi gereken bir bilgi kaynağıdır.
...
Hayatın dışsal koşulları karşısında bir tavır alabilmek , ancak eğer bu koşulların dışında bir referans noktası varsa mümkündür. Nasıl ki toplumsal bir varlık olarak insan uzun vadede toplumla bağı olmadan yaşayamazsa , birey de dış faktörlerin etkisini yıkıcı etkisini göreceli olarak azaltabilen dünya ötesi bir prensip olmadan hiçbir zaman varoluşu, manevi ve ahlaki özerkliği için gerçek bir neden bulamaz. Allah'a bağlanmayan bir birey dünyanın fiziksel ve ahlaki kışkırtıcılığına kendi kaynakları ile direnemez.
...
Güçlü bir arzu mutlaka kötü bir arzu değildir. Ancak duygu ve arzu ne kadar güçlü olursa o oranda disipline ve nefse hâkim olmaya ihtiyaç vardır.
Çocuğa, yapması ve yapmaması gereken davranışların nedenlerinin , çocuğun zihinsel gelişim düzeyine uygun şekilde açıklanması, çocuğun uzun vadede davranışlarının sonuçlarına ilişkin iç görü kazanmasına ve ahlak gelişimi alanında içsel kontrol geliştirmesine yardımcı olacaktır.
Din ve ahlak eğitiminde yapılan önemli hatalardan birisi, çoğu zaman anne-babanın kendi önek davranışıyla eğitmek yerine , Allah korkusu , cehennem azabı ... Gibi motiflere başvurarak sindirmeye çalışmasıdır. Allah'ın her yaramazlığı gördüğü , her yalanın günah defterine yazıldığı , ana-babaya karşı gelenin çarpılacağı, taş olacağı... Gibi açıklamalar , küçük çocuklarda sağlıklı bir vicdan oluşturmada uygun bir yaklaşım tarzı değildir.
...
Toplumda şiddet eylemlerinin artışı genel bir "güvensizlik" duygusuna yol açar; korku , endişe , hayal kırıklığında artış olur.
...
Bir toplumda değerlerin sarsılması ya da yıpranması, o toplumun bireylerini sağlıklı bir gelişmeden yoksun bırakır. Ne için, hangi amaçla yaşadığını bilemeyen ve bulamayan kişilerde "huzursuzluk", "stres", "bıkkınlık", "anlam boşluğu" ortaya çıkar. Bu durumda insanın kendinden ve doğadan "yabancılaşma"sından , "hayatın donuklaşması" ve "insanın otomatikleşmesi"nden söz edilir. Bütün ilgi ve dikkatlerin günümüzde yalnızca maddi ve bilişsel alana çevrildiği, duygu ve gönül dünyasının ihmal edildiği insanın, parçalanmış olan kendi bütünlüğünü ve anlam dünyasını yeniden ele geçirme ve kurmanın telaş ve arayışı içinde olduğunu söyleyebiliriz.
Günümüzde, insanın kendisinin unutulması ve unutturulmasına yol açan en temel olgu , insani ve ahlaki değerlerin gündemden düşmesi ya da başka bir deyişle kişilerin, toplumların ve devletlerin özel siyasi ve ideolojik tercihlerine hapsedilmesidir. Aydınlanma dönemi ile başlayan bilim ve teknoloji çılgınlığı, buna bağlı olarak ortaya çıkan acımasız rekabet ve sömürü düzeni , küreselleşme olgusuyla birlikte büyük bir hız kazanmıştır. Adalet, merhamet , dayanışma , barış , sorumluluk , hoşgörü , tahammül , sabır, dürüstlük... Gibi değerler önemlerini yitirmişlerdir. Bu durum, insanın kendini tanıma , anlama ve ıslah edip arındırma çabalarını, insanî yaşama imkanlarını etkisiz kılmak suretiyle tek boyutlu bir hayata mahkum etmiştir. Yaşadığımız dünyada pek çok genç insan toplumda bunalıyor , acı çekiyor, kendi tanımını ve yaşamının anlam ve amacını üretemiyor. Kendisini bir boşluk ve belirsizlik içerisinde buluyor. Her şeye sahip olsa bile gerçek tek bir amaca sahip olamadığı için , kendisini tahrip edecek , kişiliğini zaafa uğratacak işlere yöneliyor.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hayati Hökelekli
Tam adı:
Prof.Dr. Hayati Hökelekli
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Yozgat, 1951
1951’de Yozgat’ta doğdu. İlahiyat öğrenimini 1975 yılında Kayseri’de tamamladı. Kısa bir süre M.E.B.’e bağlı olarak öğretmenlik yaptıktan sonra 1977’de Bursa’da Din Psikolojisi Araştırma Görevlisi olarak akademik hayata başladı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde sürdürdüğü görevi esnasında “Ergenlik Çağı Gençlerinin Dinî Gelişimi” konulu çalışmasıyla 1983’de Doktor unvanını aldı. 1988’de Doçent, 1995’de Profesör oldu.
Halen aynı Fakültede Din Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı olarak görevini sürdürmektedir. Çocuk ve gençlerin din ve ahlak gelişimi, ölüm ve ölüm ötesi psikolojisi, geleneksel İslam psikolojisi, dinî iletişim, değerler psikolojisi ve eğitimi konularında araştırma ve yayınları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.