Haydar Ergülen

Haydar Ergülen

Yazar
8.0/10
836 Kişi
·
3.101
Okunma
·
822
Beğeni
·
29563
Gösterim
Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.
ben kimsenin imanına, inancına karışmam
dinli dinsiz, siyah beyaz, eşittir bütün insanlar
ister Türk, ister Çingene, ister Ermeni
Haydar Ergülen
Sayfa 115 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
Biri Ege, ikincisi Akdeniz
iki kelimeden ibarettir mültecilerin
deniz bigisi
başkasının evinde ölür gibi
Haydar Ergülen
Sayfa 58 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
şüphe yok sen de söyleyeceksin
'Lili Marlen'i iyi
Kavafis'in 'Kent'i gibi peşinden gelecek
şiiri de sev e mi?
Haydar Ergülen
Sayfa 30 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
124 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Ya da;
Ya yağmuru da alıp gidelim buralardan
Ya yağmuru terk ettiğin parka bırak beni de!"

Bu kitaba bir inceleme yazmasam büyük haksızlık etmiş olurum.

Öncelikle yazar hakkında kısa bir bilgi verelim:
- Türk şair. 14 Ekim 1956'da Eskişehir’de doğdu. 
-  Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi.
- 1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

Şiirler o kadar güzel o kadar sıcak ve samimi ki beni benden aldı. Yaptığım alıntılar ne ki bir de şiirin tamamını okuyun işte o zaman güzelliğine şahit olun.

İtiraf etmek gerekirse yazar hakkında bilgim yoktu ve kitabın ismi ilgimi çektiği için okudum ama iyi ki de okumuşum, bekletimi fazlasıyla karşıladı.

KİTAP ADINDA OLDUĞU GİBİ GAZELLERDE YER ALIYOR. GAZEL DEYİNCE AKLA AĞIR VE ANLAŞILMAZ ŞİİRLER GELEBİLİR AMA BU GAZELLER İNANIN ÖYLE DEĞİL. ŞİİRLERİN TAMAMI GAZELLERDEN OLUŞMUYOR, SERBEST ŞİİRLER DE YER ALMAKTADIR.
Kitapta bazı şiirlerinde şairin okuyucuya seslenmesi çok hoştu..

KİTAP "METİN ALTIOK ŞİİR ÖDÜLÜ" ALMIŞTIR.

Kesinlikle tavsiye ederim, okuyacaklar için keyifli (olacak eminim) okumalar ;)

PDF okumak isteyenler için ¬
https://turuz.com/...9Czg%C3%BCn+kediler+
119 syf.
·2 günde·8/10
Franz Kafka, Milena'ya yazdığı mektupları bizim okuyacağımızı bilse sizce duygularından bu kadar rahat bahsedebilir miydi?

İnsan her şeyden önce karşısındaki başka bir insanla iletişim kurmak ister. İletişimin en etkili yolu, kuşkusuz, sözlü iletişimdir. Fakat sözlü iletişimin çeşitli sebeplerle kurulamadığı zamanlarda diğer bir iletişim yolu olan yazılı iletişim ön plana çıkar. Yazılı iletişimin de en önemli yollarından biri mektup yazmaktır.

Şimdilerde mektup yazmanın yerini, kısa mesaj göndermek(sms), mail atmak ya da whatsapp'dan yazışmak almış olsa da mektup yazmak, yazının icadından beri insanın kullandığı en etkili iletişim yollarından biri olmuştur. Teknolojinin bu kadar geliştiği ve türlü iletişim yollarının hayatımıza girdiği şu dönemde çıkıp da size "mektup yazma romantizmi" yapacak değilim. Fakat mektup yazmanın da yazanın da mektupları önemseyenlerin de asla küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Neden mi?

Zira mektup yazmak, ciddi bir emek ve dikkat gerektirir, sürekli yazıp silme şansınız olmadığından yazacağınız her cümleyi defalarca düşünürsünüz. Şimdilerdeki gibi mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye içinde silmek ya da geri almak kadar kolay değildir.

Mektup yazma eyleminde, üzerine yazacağınız kağıt çok önemlidir. Bunun dışında seçtiğiniz zarf, kullanmış olduğunuz kalem ya da ne bileyim belki mektuba sıkacağınız bir parfüm çok değerlidir. Hadi şimdiki iletişim yollarıyla kokunuzu ya da parmak izinizi karşı tarafa yollayın bakalım, yapabiliyor musunuz... Ayrıca el yazısı, karakterinizi gösteren bir bilgidir. Sadece el yazınızla karşı tarafı etkileme imkanına sahipsiniz. Bunun yanında zarfın içerisine konulabilecek onlarca özel hediyeyi de karşı tarafa fiziken gönderme imkanına sahipsiniz.

Ayrıca mektup yazarken harcamış olduğunuz zaman, mesaj gönderirken harcamış olduğunuz zamandan katbekat fazladır. Mektubu alan kişi, kendisi için zamanınızı harcadığınızı ve emeğinizi ortaya koyduğunuzu bilir. "Neden kadınlar bizim 'slm' yazdığımız mesajlara cevap vermiyor," diye sorgulayan erkekler, sanırım o kadın için ne kadar emek harcadığınızı sorgulamanın zamanı çoktan geldi...

Teknoloji çağının bireyleri olarak bizler mektup yazmaktan bir hayli uzaklaşmış durumdayız. Hatta tüm samimiyetini, içtenliğini ve duygusunu gönderdiği mektup aracığıyla çırılçıplak ortaya döken birçok yazarı da yazdığı mektuplardan dolayı gerek bu mecrada gerekse başka yerlerde acımasızca eleştiriyoruz. Oysaki mektup zaten özel bir şeydir ve abartılı duyguların ortaya konulduğu bir iletişim aracıdır. Franz Kafka, Milena'ya yazdığı mektupları bizim okuyacağımızı bilse sizce duygularından bu kadar rahat bahsedebilir miydi?

İşte Haydar Ergülen bu şiir kitabında mektup, zarf, pul gibi mektup yazma eylemi için gerekli objeleri ustalıkla kullanarak karşımıza onlarca şiir çıkarmış. Hemen hemen hepsi de güzel ve düşündürücü. Haydar Ergülen, mektup yazmanın ne olduğunu iyi bilen bir şair. Hatta birçok mektup yazdığı kişiye de şiirlerini armağan etmiş.

Eleştirip eleştirmemekte tereddüt ettiğim bir konu var. Hala ne düşündüğüme karar verebilmiş değilim. Yine de sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazar, şiirlerini üç konu üzerine temellendirmiş, her şiirinde mektup, zarf ve pul üzerine bir şeyler yazmış. Yani kendisine bir tema belirlemiş. Hani ilkokulda öğretmenimiz bize, "Sevgi temalı şiir yazacaksınız çocuklar," derdi ya, öyle bir şey hissettim. Oysaki bana göre şiir belirli bir tema belirlenerek yazılamaz... (Sonradan ekleme: #50966830) Fakat bunun yanında yazarın şiirlerinde ustalıkla yazılmış kelimeler gördüm ve hiçbir şiiri zoraki yazdığını düşünmedim. O sebeple eleştirip eleştirmemekte bir türlü karar veremedim.

O kararı da sizin okuyup vermenizda fayda görüyorum. Keyifli okumalar.
132 syf.
·3 günde·8/10
Ruhunuzu uçurumlara sürükleyen bir şiir kitabı okudunuz mu daha önce? Tek rüzgarda aşağıya sürüklenebileceğiniz bir uçurum...
Peki ölümün soğuk nefesini ensenizde hissettiren bir kitap?
Ben okudum.
Zaten pek haşır neşirimdir bu konuyla. Acaba nasıl bir şey ölmek? Hepimizin zamanı gelince tecrübe edeceği bu gerçek...
Geride yığılmış bir beden bırakmak nasıl bir his acaba?
Çevrende ne olup bittiğini, belki hayatında hiç görmediğin akrabalarının cenazene gelişini, varlığında görmediğin değeri ölünce görebilecek miyiz? Yaşarken almadığımız onca çiçeği koklayabilecek miyiz?

"Ölüm bir skandal olacak
acemi hayatımızda!"
Kesinlikle!
Yarım bıraktığımız kitaplarla, işlerle, son bir kez öpemeden sevdiklerimizi, bir valiz bile hazırlamadan çıkacağız yola... Haberimiz olmadan, bir anda.
Bir özür dileseydim yaptıklarım için diyecek kimileri... Kimileri mutlu yumacak gözlerini. Bu da bitti çok şükür, diyecek...

"İyi insanlarda var bizim yerimize
Ölümü düşündükleri için daha da iyi onlar." diyor Haydar Haydar... Ölümü düşünmek ne de işe yarıyor... Biz iyi insan olacak mıyız peki?
Ölümün güzel yüzünü karşılarken mutlu mu ayrılacağız sahneden?
Neler neler sığdırdığımız ömrümüzden veda ederek ayrılabilecek miyiz?
Vedalar sonunda kavuşmak için umut taşır... Peki yine kavuşabilecek miyiz?

"Şairi acı acı gülümserken gördüm: Ölümüm kağıttan
olsaydı keşke, kağıttan sayılsaydı endişem de
şimdi elim varmıyor ölümü kötülemeye
hayatta çok şiir yazdım çok kızdım da ölüme
şimdi elim titriyor cinayet sözcüğünü yazarken bile..."
Ve son olarak: "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir..." Şükrü Erbaş

Sevgiyle...
68 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Şiir böyledir biraz Mavi biraz NAR ve Sevgiler NARMAN....

Dışından başlayarak anlatmalı. Çünkü bu adam bir Nar. Baştan sona kimsenin görmediği Mavi bir Nar...
Narman dedim içimden okurken. Denize yavaş yavaş açılır gibi önce kapağı alıyor insanı serinliğine ve sonra götürüyor derinliğine.
Hatıralarını şiire döktüğünü belirtiyor
Ve diyor ki
-" Bu hatıra defteri başıma yeni şiirler açacak demektir."
Bana da Mavi bey demişti bir kaç güzel insan fakat bu şiirlerin içinde kayboldukça bu mahlasa sahip olacak kişinin kim olduğunu gördüm.
Hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın hangi yazım tekniği ve rengi kullanılırsa kullanılsın tüm dizeleri Maviydi bu güzel abinin..

"Bütün kadınlar şiiri bir kadına terk eder "

Belki de beni en çok düşündüren kısımdı bu. Ne demek olabilirdi bu. Aynı şey biz erkekler için de geçerliyse şiirlerimiz hangi kadının kaleminde mürekkebi kurumuşcasına kaldı.

Şiirlerden alacağımız var demektir bu. Öyle değilse bu Beckett'ı haklı kılar. Ne olur haklı çıkma Beckett.

Kadınlar, Erkekler ve şiirler diyordum ki
"Atın beni içimden kimse yok artık "
Bu dize sen nereye der gibi çıktı karşıma. Hasretin o namussuz ezgisi aklıma küfürler getirdikçe ve küfretmek kötü birsey olduğundan şiir yazmaya başladım bende. Ne zaman birinin ayak izlerini hissetsem en derinde böyle güzel şairler tutar oldu elimden. Evet küfretmek toplumsal bir suçtur ama şiir değil.
Keşke dedim ama Füruğ ile Haydar el ele tutuşabilse. Bir Farid Farjad ezgisi ile..
Madak Haydar abiyi düşlerken Muhsin abi de onun elinden tutsa Burçak' abla yı yok sayarak...
Neyse efenim üstünüzde beyaz bile olsa içinizdeki narı dürtsün güzel insanlar..
Maviyle kalın. Şiirle ve Sevgilerle....
220 syf.
·1/10
Haydarcım seninle yollarımız tekrar kesişir mi bilemiyorum. Mümkünse bir daha aşk konusunda görüşmeyelim. ''Hayvan biterse aşk biter'' ne demek arkadaş. Aşk her şeyi affettiremedi. Benim şiirlerde aradığım aşk, senin bu yaşattığın aşka benzemiyor. Sen bana bu aşkı yaşatamadın. Sorun sende değil bendeydi. Zaten sorunlar hep bende olur bilmez misin.

Yıldız ablamız ne demişti ben yaşadığım değil özlediğim aşkın şarkısını yazıyorum. Senin şiirlerinden böyle bir umut bekledim. Olmadı beceremedik. Bu aşk böyle yarım kalsın. Umarım 150 karakter dolmuştur
120 syf.
Eserin adından etkilenip okumaya başladım. Edebi tür olarak gazel şeklinde yazılmış, dili anlaşılır. İki beyit ondört kıtadan oluşuyor.
Bunun yanısıra duygusal anlamda bence ince anlamları olan çok etkikeyici bir şiir kitabı. Etkilendiklerim arasında birinci sırada yer alabilir. İyi ki okumuşum. Tavsiye ederim.
68 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncelikle adındanda anlaşıldığı üzere bir kırk yaş kitabı. Ayrıca olgunlaşmanın analizi ve şiirin aşk olduğunun bilincinde olup direk onu hissettiğim, şairin dil ve üslubunun tamamen kusursuz olduğu buna istifaden başarıyla uygulayanın Harika bir şair olduğu kesin. Küçük İskender’in bir yorumuna dikkat çekerek devam ediyorum. Zekâ kavramının şiire uygulanış biçimini sevdim ben de onun gibi.Her zeki insan şiir yazabilir değil de her zekâ bir şiire verilemez. Bakın ne diyor Haydar: “Beni de gizle ey nar bin âşığın biri gibi!” Tamamen anlatıyor burada olayın uyarlanış şekli ve şairin tarzının duygu hitabının da ağırlıklı olduğu, zeki bir şairin duygularını içtenlikle ifade edişinin tamamen cömertliği olsun merhameti olsun beni derinden etkiledi. Son olarak kardeşliğe önemi de gözden kaçırılacak bir husus değil. Okuyup şiirerlerinin her mısrasını epey derinden yaşadığım bir kitap oldu.
68 syf.
·5 günde
"Mavi diye yazılır; sen diye okunur..."

"Eylem Okur ve Mavi Kelebek'in gözünden mavinin seyri.."

Mavi iki heceden oluşuyor olsada anlamı kimine göre gökyüzü, kimine göre bulut, kimine göre su, kimine görede denizdir..

Bazen insan içinde buluduğu rûh halini anlatmak isterken, anlatacak kelimeler bulamaz.

Kelimeler birer anahtar görevini görürken kapıları açıp ardındaki bilinmezliklere bir
fener gibi ışık tutup aydınlatmak ister.

Ancak insan bulunduğu  rûh halini anlatacak bir kelimeyi bulamadığı gibi oda da ışıkla aydınlanmaz..

Zihinde var olan kelimeler ile bir savaş verilsede sonuç olumsuzdur.

Çünkü: hiçbir kelime tam olarak anlatılmak istenene karşılayacak nitelikte bir anlam ifade etmez.
Sonra durup derin bir nefes alındığında tek bir  kelime çıkar ortaya ve o karmaşayı darma duman eder.

Satır satır  anlatılacak cümleler ya da saatler süren bakışmalara gerek kalmadan.
Tek bir söz söylenir "maviyim" diye. Ve sonra anlaşılmak için beklenilir.

Çünkü maviyi bilen biri bilir ki;
Mavi bazen gökyüzü gibi bulutlu, bazen deniz gibi durgun, bazende bulut gibi yağışlı olmaktır..



 Mavi;sevinçleri, hüzünleri, umutları içerisinde barındırdığı bir hava ya da bir gökkuşağıdır.
Bazen hüzün kaplarken maviyi bazende umut sarkar nefesinde.. Mutluluk selinden akan güzelliktir mavi.



 Elbette her güzellik gibi şiirde almıştır nasibini maviden:
Kadın deniz, adam ada, hem bütün adalar kadınla ıssız hem adam kadının ortasında tenha, bir kuğu bile bir kez olsun kendi etrafında kirlenmeden dönemiyorsa bu dünyada neyi yazacaksın sevgilim,yaz!




 Cemal Süreya'nın şöyle bir sözü vardı:
"Şiir yaz. Şiirdir kişiyi kurtaran...
Birde sevgiler kurtara bilir." diye. O halde

"Bu şiir bir şeye benzeyecekse en çok
Unutulmuş bir şehre benzesin isterim
Hiç kimse görmemiştir çünkü orada
İnce çatılı alnına acıya siper edip
Evinin yolunu gözleyen yakışıklı bir "Gezgin"!
Bu şiir yarıda kalacaksa, ıssız kalsın
İsterim, benimde sessizlikten başka bir anlam bulmayan şu kelimelerim
Ve kağıttan bedeni şiirden ince ruhuna iliklensin...
Bu şiir bir yağmuru çağıracaksa,kül
şiire düşmeden seni çağırsın isterdim."





  "İnsan hayli üzgün bahçelerden geçmese şiir yazar mı?"diye sormuş Haydar Ergülen.

Evet bu sorunun cevabını ne kadar merak ediyor olsamda aklıma Nazım Hikmet Rân'ın şiirinden bir kısım geliyor o da şu:


"Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil..."

 Ümidin olduğu yerde her zaman mavi hüküm sürer

Mavinin olduğu yerde de solgun bahçeler bulunur mu?


...dalımdan tut, benimde yapraklarım var
güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
benimde şiirlerim var aşk konulu, senin
O şehri sevmene benziyor, seni sevmeye benziyor...
Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?

****


Ve "Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?" diye bir soru daha sormuştu
Haydar Ergülen
yanıtını Cemal Süreya olsaydı şöyle cevap
verir miydi acaba?

Şiirin birimi sözcüklerdir. Şair sözcüklere dayanarak yazar.

Sözcük nedir?

Sözcük aynı zamanda duygudur, düşüncedir, hayatın bütünüdür.

****

  Sözcükler kırık olsalarda kalbin en güzel ilacıdır aynı zamanda.

Kalp nice acemi olsada başkası kadar kıramıyor kendini, sağolsun, kırmadı beni sökükleri, yırtıkları bir bir onardık!

Ama kalbim sana bir şey söylemek istiyorum.


"Saatler nasıl yorulmazlarsa işlemekten
Sen de yorulmuyorsun ey kalbim büyümekten."
(A.Erdem Bayazıt)


Bir hadise için yüz rüyaya katlanan senin gözlerin! Öyle gözyaşından olan var mı öyle servet döker gibi, hem uyanma rüyadan, incilerin gözden olacak, hem uyanıp ne olacak?


Maviyi görüyorsak rüyada ne sakıncası var ki?

Soruyor Mavi Kelebek ne sakıncası olur ki maviye bakmanın, gözleri delicesine koyu olan bir kuyunun dibine inerken..

"Bir ima battı şimdi bu cümleden bir ima doğdu bundan" derdi mavinin adamı.

Tam da yağmur yağarken şu deli gönlüme. Tam da yağmur dinmeden Tabibi ararken gökyüzünde..

Gel(me)di iki sese esir etti kendini ondan arar olduk ya gözlerdeki maviyi. Ne kadar koyu olsa da içindeki gözbebeği denizi anımsattı her seferinde kıyısında şiir yazan sevgiliye...

Kiralama bu şiiri, şairin olurum yoksa! Derken bile ayrılığın rengine boyadı maviyi. Ne kaldı ki geriye;

"Atın beni içimden kimse yok artık! Diye bıraktık kendimizi gecenin rengiyle boyanan kalplere... Ve ayıkladılar bizi... Pirinci taşla yüzleştirdiler rüyayı gözle... Benden yabancıyı çaldılar ondan beni..."

Eylem Okur'un inci tanelerinden biri..
https://youtu.be/3oopwCHapq0

Mavi Kelebeğin incilerinden biri ..
https://youtu.be/JQmk-cSgHcE
68 syf.
·7 günde·10/10
Merhaba güzel dostlar!
Uzun zaman olmuş inceleme yazmayalı. Aslında Mart ayında hiç kitap bitiremedim ancak yarım kitaplardan bari bunu bitireyim de böyle olmasın bu ay dedim. Bazen böyle oluyor, ruhunuz zihniniz başka bir yerde oluyor ve ona kendi isteğinizle erişemiyorsunuz ancak o kendi isteğiyle döndüğü zaman tamam oluyorsunuz.
Bende sanırım tamam oldum:) yavaş yavaş iniyorum sahalara.

Kitabı bir mum eşliğinde ve güzel bir ruhla birlikte okudum. Hah müziğimizi unutmayalım.

Zor günlerden geçiyoruz ve insanların bunu fırsata çevirmesi ve unuttukları iç dünyalarına ve ruhlarına dönmeleri taraftarıyım. Güzel günler gelecek ve geçmişe baktığımızda iyi hissetmek insana güç verir...

*"Seni sevmektir görevim,
günüm az, kulak ağır, fakat gönül duyuyor" (syf 42)

‌Gelelim kitabımıza... Daha önce Haydar Ergülen'den Ölüm Bir Skandal kitabını okumuştum.(aklımda tekrar okuma düşüncesi vaaar!) Gerçekten sağlam şiirler yazan bir yazar Haydari (Sema böyle söyler hep). Şiirlerinde başta düz yazı gibi gelse de aslında hikayeciliğini ortaya koyar. İlk okumaya başladığınızda dili biraz karışık gelebilir zaten kim yeni tanıştığı insanı hemen çözebilmiş. Zamanla, okuduğunuz şiirlerin aktığını hissediyorsunuz. Sıcak bir günde, deli gibi susamışken, buz gibi suyun boğazınızdan aşağıya akışı gibi:)
‌Farklı bir şiir deneyimi yaşamak istiyorsanız ve Haydari'yi tanımak:) hiç düşünmeden okuyabilirsiniz...

*"Aşk olsun sana Tanrım, aşka kur cümlemizi!"
(syf 38)

‌Herkese huzurlu mutlu sağlıklı vakitler dilerim...

https://youtu.be/uOtL9h00DEU

Yazarın biyografisi

Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 822 okur beğendi.
  • 3.101 okur okudu.
  • 103 okur okuyor.
  • 1.435 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları