Haydar Ergülen

Haydar Ergülen

8.3/10
229 Kişi
·
773
Okunma
·
265
Beğeni
·
13.695
Gösterim
Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
Haydar Ergülen (d. 14 Ekim 1956 Eskişehir) Türk şair.

14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.
Ah bu şairler
kelime yorulmasın diye gönül yorarlar!
Haydar Ergülen
Sayfa 63 - Kırmızıkedi Yayınları
Güzelim, ruhum, aşkım, beyazım, sırdaşım,
dostum, ahbabım, arkadaşım, yoldaşım,
tanışım, sevdalım, belalım, her şeyim, canım,
kimsem, herkesim, varlığım, yokluğum, azlığım,
çokluğum, gençliğim, çocukluğum, boşluğum...
Şehre inmiyorsam
vapura binmiyorsam
yalnızlığımdan

fakat size gelmiyorsam
kalabalığınızdan
Ruhunuzu uçurumlara sürükleyen bir şiir kitabı okudunuz mu daha önce? Tek rüzgarda aşağıya sürüklenebileceğiniz bir uçurum...
Peki ölümün soğuk nefesini ensenizde hissettiren bir kitap?
Ben okudum.
Zaten pek haşır neşirimdir bu konuyla. Acaba nasıl bir şey ölmek? Hepimizin zamanı gelince tecrübe edeceği bu gerçek...
Geride yığılmış bir beden bırakmak nasıl bir his acaba?
Çevrende ne olup bittiğini, belki hayatında hiç görmediğin akrabalarının cenazene gelişini, varlığında görmediğin değeri ölünce görebilecek miyiz? Yaşarken almadığımız onca çiçeği koklayabilecek miyiz?

"Ölüm bir skandal olacak
acemi hayatımızda!"
Kesinlikle!
Yarım bıraktığımız kitaplarla, işlerle, son bir kez öpemeden sevdiklerimizi, bir valiz bile hazırlamadan çıkacağız yola... Haberimiz olmadan, bir anda.
Bir özür dileseydim yaptıklarım için diyecek kimileri... Kimileri mutlu yumacak gözlerini. Bu da bitti çok şükür, diyecek...

"İyi insanlarda var bizim yerimize
Ölümü düşündükleri için daha da iyi onlar." diyor Haydar Haydar... Ölümü düşünmek ne de işe yarıyor... Biz iyi insan olacak mıyız peki?
Ölümün güzel yüzünü karşılarken mutlu mu ayrılacağız sahneden?
Neler neler sığdırdığımız ömrümüzden veda ederek ayrılabilecek miyiz?
Vedalar sonunda kavuşmak için umut taşır... Peki yine kavuşabilecek miyiz?

"Şairi acı acı gülümserken gördüm: Ölümüm kağıttan
olsaydı keşke, kağıttan sayılsaydı endişem de
şimdi elim varmıyor ölümü kötülemeye
hayatta çok şiir yazdım çok kızdım da ölüme
şimdi elim titriyor cinayet sözcüğünü yazarken bile..."
Ve son olarak: "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir..." Şükrü Erbaş

Sevgiyle...
Haydarcım seninle yollarımız tekrar kesişir mi bilemiyorum. Mümkünse bir daha aşk konusunda görüşmeyelim. ''Hayvan biterse aşk biter'' ne demek arkadaş. Aşk her şeyi affettiremedi. Benim şiirlerde aradığım aşk, senin bu yaşattığın aşka benzemiyor. Sen bana bu aşkı yaşatamadın. Sorun sende değil bendeydi. Zaten sorunlar hep bende olur bilmez misin.

Yıldız ablamız ne demişti ben yaşadığım değil özlediğim aşkın şarkısını yazıyorum. Senin şiirlerinden böyle bir umut bekledim. Olmadı beceremedik. Bu aşk böyle yarım kalsın. Umarım 150 karakter dolmuştur
Kendisinin yazdığı kitapları çok beğenmesem de ısrarla okuyorum. Düşünceleri, bunları ifade edişi kendisinin farklı bir isim olduğu düşüncesine yöneltmişti beni. Sonuç ya hüsran ya da gizli kalmış güzel dizelerin ortaya çıkışı olacak diye bu ısrarımı sürdürüyorum. Lakin sonuç hüsrana yaklaşmakta.
Nitekim tüm ısrarlarıma rağmen kitaplarındaki sözleri adeta cımbızla yakalıyorum. Karalama notlarından kitap yapılmış gibi düşünüyorum bazen. Şu ana kadar okuduklarımın arasında illa okuyun diyebileceğim bir kitabı yok. Eşin dostun gazına gelme ve tanıdık yayın evleri vasıtasıyla basılmış kitaplar kategorimde şu an için.
Sonuç olarak gizli kalmış bir isim olabileceği düşüncem suya battı. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok; sevdiğimiz, bildiğimiz üstadlarla kaldığımız yerden devam :)
Dipnot: Kitap seçme şiirlerden değil şairin kendi şiirlerinden oluşmakta.
Kapağı gibi masmavi dizeler.

Bahadır Bayrıl'ın da dediği gibi bir dize şairidir Haydar Ergülen. Yahya Kemal'in mısra haysiyetimdir demesi gibi, Haydar Ergülen'e göre de yalnızlığı, kızı olan Nar'ı, şiiri onun haysiyetidir.

Dizelerinin ayrı ayrı hepsinden birer kitap çıkartılabilecek nitelikte olan 40 Şiir ve Bir, empatinin sınırlarını zorluyor. Kimse birbirine üstünlük sağlamaya çalışmaz. Çünkü bahçe-avlu da ev-oda da baba-oğul da birbirleriyle anlam kazanan kavramlardır.

Erdal Doğan'ın da kendisi hakkında dediği gibi şiir yalnızlıktır, aşk da öyle. Hem şair de yalnızdır. Ama kendi ruhunun tezahürünü şiirlerinde gösterebildiği kadar yalnızdır.

40 Şiir ve Bir, bütün şiirlerinin yalnızları oynadığı bir orkestra gibi sanki. Orkestra şefi Haydar Ergülen ve bütün enstrümanlarına ayrı ayrı hak veriyor hünerlerini sergilemeleri için. Anlamların kurgusundan sözcüklere giden bir şair olmayı başarabilmesi için de enstrümanları olan dizelerin sırrını bize harika kişileştirmeleriyle açıklıyor.

Ne kadar şanslıyız ki onun yaşadığı dönemde, onun bize anlatmaya çalıştığı mavilikleri okuyabiliyoruz.
Kitabın ilk incelemesi benden,bereketi Allah'tan olsun deyip başlayayım o vakit..Bir Kutu Kitap uygulamasına aramızda üye olanlar var mıdır bilemiyorum ama gün itibariyle Aralık kutum gelmiş,yazarından imzalı bir şekilde bu kitap da var içinde.
Hep bir eksiklik olarak görürüm kendimde şiir kitabı okuyamamayı.Şairleri küçümsediğimdense asla değil,olmuyor bir şekilde işte.Belki diyorum belki bugün tüm şiir kitaplarıyla barışabilirim,tüm şiirlerle ve tüm şairlerle.İlk sayfadan ilk cümleden mest ediyor beni kitap:
"Babaannem derdi ki:İnsan kısadır oğlum
ve bilmezden gelir kısalığını,bilseydi
yarışmazdı yollarla,göğe evler yükseltmezdi."
Biraz ruhum da şiirleriyor bugün,daha bir devrikleşiyor cümlelerim-normal zamanda değilmişçesine- az zaman geçiyor ki Füruzan giriyor işin içine bu sefer de,nereden çıktın sen demek istiyorum.Sahiden nereden çıktın Füruzan,parasız yatılı kitabı da neyin nesi şimdi? Diyorum peki sen kazandın,seni de fırsat bulabildiğim en kısa zamanda okuyacağım söz veriyorum.Ali İsmail Korkmaz diyor,Kazım Koyuncu diyor,Nilgün Marmara'lar aman Allahım diyorum,bunlar fazla.Bir tutam naiflik işte,ufak ama şu aralar fazla..Tabii her şiiri sevdiğim söylenebilir mi,zannetmiyorum.Bazılarını nasıl bir kağıda yazıp göreceğim bir yere iliştirmek istediysem,bazıları da okudum ve geçti dedirtti.Adamın kötüsünü piyade,sözün fazlasını şiir yaparlar demiş babaanne,sözü fazla uzatıp şiir yapmak gibi bir niyetim yok.Şiir kitaplarıyla barışmam adına insanlık için küçük,benim için büyük adımı attım sanırım bugün,o yüzden minnet..
Okuduğum ikinci kitabında da şiirleriyle beni benden aldı. Kısa ama öz. Bu kadar etkileyici şiirler bu kitabında da yer aldı... Tüm kitaplarını almak bana farz oldu ...
Metin ALTIOK ve Şükrü ERBAŞ'ın kitaplarını okuduktan sonra Kırmızı Kedi Kitabevinin tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum, özellikle şiir kitaplarını. Bu kapsamda birkaç Haydar ERGÜLEN kitabı da okudum. Şükrü ERBAŞ gibi bir üstad ile aynı yayınevinde çalışmak hem bir şans hem de bir şanssızlık olmalı. İnsan ister istemez diğer şairlerle kendisini kıyaslıyor. Dolayısıyla diğer isimlerin işleri daha zor. Ama tüm bunlardan bağımsız düşünmek gerekirse okuduğum diğer kitaplarına nazaran da daha zayıf bir kitap. Şiirden çok sıkıntıdan karaladığı yazıları bir araya getirmiş gibi. Ben tat alamadım. Okumak isteyen olursa umarım beğenir.
Metin Altıok ve Şükrü Erbaş gibi değerli kalemleri bünyesinde barındırdığından dolayı bende her kitabı olumlu çağrışım uyandıran bu yayınevinin değerli yazarlarından bir tanesi daha. Duru ve insanı yormayan dizelere sahip ancak sürekli aynı temanın kullanılması bazen sıkıcı gelebilmekte.
Okumanızı tavsiye ederim.
Inceleme paylaşamıyorum. Ama yorum yapmak istiyorum. Kitaptan alıntılar yapıyorum ancak yetmiyor. Kitabın hepsini paylaşmam lazım o kadar derin ve anlamlı ki. Şiir seven herkes okumalı. Aşık olunası bir kitap. Ölüm değil cinayet.
Bazen hiçbir şey çıkmaz zarftan

Hiçbir cümle doldurmaz bir mektubu

Ne gün ışığı sızar ne akşama ermenin saadeti

Kapalı bir yara gibi gezer öyle mektuplar

Kim açsa, kim dokunsa eli yanar

Bazen sözler boşa gider mektuplar boşa

Bazen bir cümleden mektup yanar

Yazarın biyografisi

Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
Haydar Ergülen (d. 14 Ekim 1956 Eskişehir) Türk şair.

14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 265 okur beğendi.
  • 773 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 450 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları