Heinrich Mann

Heinrich Mann

Yazar
7.0/10
8 Kişi
·
16
Okunma
·
2
Beğeni
·
1.176
Gösterim
Adı:
Heinrich Mann
Unvan:
Yazar
Doğum:
27 Mart 1871
Ölüm:
11 Mart 1950
Eserlerinde toplumsal konuları ele almıştır. Özellikle 2. Wilhelm dönemindeki Alman toplumunun otoriter yapısını sert şekilde eleştirmesiyle tanınmıştır. Thomas Mann'ın ağabeyidir.

Yaşamı ve eserleri

İlk yıllarda yayımcılık faaliyetlerinde bulundu. Varlıklı bir hububat tüccarı olan babasının 1891’de ölümünün ardından mali bağımsızlığını elde etmesi üzerine Berlin'e taşındı. Bu arada başta Fransa olmak üzere sık sık ülke dışına çıkmaya başladı. Aralarında Im Schlaraffenland'ın da (1900; Tembeller Ülkesinde) bulunduğu ilk yapıtlarında, toplumun üst kesimlerinde gözlenen çöküşü anlattı. Daha sonraki eserlerinde WilhelmAlmanyası'ndaki para, mevki ve iktidar tutkusunu aktardı.

Zalim bir taşra okul müdürünü amansızca eleştirdiği Professor Unrat (1905; Profesör Unrat) adlı romanı Der blaue Engel (1928; Mavi Melek, 1960) adıyla sinemaya uyarlandıktan sonra büyük ün kazandı. Der Untertan (1918; Uyruk), Die Armen (1917; Yoksullar) ve Der Kopf’tan (1925; Kafa) oluşan Das Kaiserreich (İmparatorluk) adlı üçlemesinde, otoriter devlet yapısının ürünü olan toplumsal tiplerle ilgili eleştirilerini daha da geliştirdi. Aynca otorite sahiplerinin kibirliliğini ve halkın onursuz bir uyruk ruhu ile davranma eğilimini amansızca eleştirdiği denemeler yazdı. Turnede bulunan bir oyuncu grubunun bir İtalyan kasabası üzerindeki etkisini konu alan Die kleine Stadt (1909; Küçük Kent) adlı yapıtını yine bu dönemde yayımladı.

1918'den sonra yazar birliklerinin ve gelişkin demokrasi yanlılarının önde gelen sözcüleri arasına girdi. Bu dönemde yazdığı siyasal denemeleriniMacht und Mensch (1919; Güç ve İnsan) ve Geist und Tat (1931; Ruh ve Eylem) adlı yapıtlarda topladı. 1933'te Nazilerin iktidara gelmesi üzerine ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Ünlü 10 Mayıs 1933 kitap yakımı sırasında Nazi'ler Heinrich Mann'ın kitaplarını da "Alman ruhuna aykırı" olduğu için yaktılar. Yaşamının bundan sonraki bölümünü Fransa ve ABD’de geçirdi. 1930'lar ve sonrasındaki Amerika sürgünü sırasında edebiyat çevresindeki popüleritesi azaldı. Bu dönemde kaleme aldığı Die Jugend und die Vollendung des Königs Henri IV (iki bölüm, 1935 ve 1938; Kral IV. Henri'nin Gençliği ve Olgunluğu) adlı tarihsel romanıyla gücün nasıl insanlık yararına kullanılabileceğine ilişkin görüşlerini ele aldı.

Mann Santa Monica, California'da yalnız, çok parası olmaksızın; Doğu Berlin'e Alman Sanat Akademisi başkanı olmak üzere taşınmadan birkaç ay evvel öldü. Külleri daha sonra Doğu Almanya'ya götürüldü.

Yapıtlarında çağdaşlarına kıyasla çok fazla zamana bağlılık sergilemiştir. Bazı eleştirmenler, Heinrich Mann'ın yapıtlarının sanat gücünün yanı sıra içerdikleri çağ belgeseli yönüyle de önem taşıdıklarına işaret etmektedirler. Yazarın gençlik ürünlerinden itibaren iki belli başlı faktör gözlenir: Cumhuriyetçi demokrasi fikri bunlardan biridir. Diğeri ise yazarın uluslarüstü organizasyonlara olan inancıdır. Bu doğrultudaki düşünceleri romanlarında dolaylı yoldan dile gelmiş, denemelerinde ve makalelerinde ise daha belirgin şekilde kaleme alınmıştır.
Hayatının tamamını okullarda geçirdiği için çocuklara ve onların yaptığı şeylere, olgun birinin görüş açısından bakmaktan yoksun kalmıştı. İçlerinden biriymiş ama yanlışlıkla yetkiyle donatılmış ve kürsüye çıkarılmış gibi, yakından görüyordu onları.
Bunun yanında ahlâk, kendi ona sahip olmayıp, ondan kaçama- yanlan kolayca hükmü altına alan kişi için yararlıdır.
"her zaman dar kafalılann ahlâki âdetlerine katılmışımdır. Onlara değer verdiğim ya da bağlılık duyduğumdan değil, ama onlardan aynlmak için bir olanak bulamadığımdan."
... kendilerini Unrat’a verip tutuşmak için can atıyorlardı.

Onları buna iten, beyinlerinin boşluğuydu,
hümanist açıdan eğitilmemişlerin ahmaklığı,
budalaca meraklan,
ahlâklı olmanın pek örtemediği şehvetleri,
açgözlülükleri,
azgınlıkları,
kibirleri ve bütün bunların yanında
yüz tane birbirine karışmış çıkar.
466 syf.
İncelemeye kitap kapağından başlamak istiyorum. Bunu yapmaktaki amacım ise, kitabın kapağını cidden manidar ve yerinde bulmamdan dolayı. Hani eskiden yazılı ve görsel medyada, suçlu veya mağdur (burada roman karakteri için her iki terimi de kullanmak uygun düşer diye düşünüyorum), gözüne siyah bir bant çekilmiş halde sergilenirdi ya, işte romanın kahramanı Diederich Hessling de, kapak tasarımında aynı şekilde tasvir edilmiş çünkü gözler insanın kişiliğini yansıtır, bireye özgünlük katan bir özellik de bakışlarıdır. Onlar örtüldüğü vakitse, diğer bütün betimleyici unsurlar, başka herhangi birinin de sahip olabileceği türdendir. Nitekim Diederich'in dünyasında da onun karakterinde ve onun dış görünüşünde birçok tebaa mevcuttur.
İçeriğe biraz değinecek olursak, babasının ölümünden sonra kağıt fabrikasının başına geçmek için doğduğu kasabaya dönen Diederich, burada iktidar sempatisi ile kendine bir yer edinmeye çalışır. Bu süreçte başından geçen olaylar, bolca entrika, dalavere, dalkavukluk, kendinden altta olana sıfır müsamaha ve kendinden üstün olana ise yalakaca bir teslimiyetle vuku bulur. Bunun yanında küçük bir kasaba hayatının getirdiği, sanki kaçınılmazmış gibi görünen o dedikodu sarmalı, küçük bir kıvılcımdan yangın çıkarma uğraşı ve haset de romanda kendini sıkça gösteriyor. Okunması, konu itibariyle ilgi çekici olsa da bazen cümlelerin uzunluğu ve anlatımın yer yer sıkıcılaşması ilgiyi dağıtıyor. Lakin tam da kitaptan koptum diyeceğiniz bir anda gelişen bir olay, sizi tekrar kitabın akışına katabiliyor. Bu sebeple biraz inişli çıkışlı bir yönü var diyebilirim. Bunun yanında kendim o dönemin tarihi özelliklerini bilmememe rağmen, dönemle ilgili genel de olsa bir bilgi sahibi olmanın yararlı olacağı kanaatindeyim. Nitekim, o dönemde de etkisi gözlenen bazı düşüncelerin, ilerde gelişen olayları anlamak adına ışık tutacağı aşikar. Bunun yanında romanın, günümüzde dahi ilgi çekebilme kapasitesi olması, olayların 1800'lü yılların sonlarına doğru geçmesine rağmen günümüzde dahi örneklerini görebilmemizdendir. Kardeşi Thomas Mann kadar ismini duymamış olsam da yazarı bu kitabı sayesinde okumak ve keşfetmek beni memnun etti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Heinrich Mann
Unvan:
Yazar
Doğum:
27 Mart 1871
Ölüm:
11 Mart 1950
Eserlerinde toplumsal konuları ele almıştır. Özellikle 2. Wilhelm dönemindeki Alman toplumunun otoriter yapısını sert şekilde eleştirmesiyle tanınmıştır. Thomas Mann'ın ağabeyidir.

Yaşamı ve eserleri

İlk yıllarda yayımcılık faaliyetlerinde bulundu. Varlıklı bir hububat tüccarı olan babasının 1891’de ölümünün ardından mali bağımsızlığını elde etmesi üzerine Berlin'e taşındı. Bu arada başta Fransa olmak üzere sık sık ülke dışına çıkmaya başladı. Aralarında Im Schlaraffenland'ın da (1900; Tembeller Ülkesinde) bulunduğu ilk yapıtlarında, toplumun üst kesimlerinde gözlenen çöküşü anlattı. Daha sonraki eserlerinde WilhelmAlmanyası'ndaki para, mevki ve iktidar tutkusunu aktardı.

Zalim bir taşra okul müdürünü amansızca eleştirdiği Professor Unrat (1905; Profesör Unrat) adlı romanı Der blaue Engel (1928; Mavi Melek, 1960) adıyla sinemaya uyarlandıktan sonra büyük ün kazandı. Der Untertan (1918; Uyruk), Die Armen (1917; Yoksullar) ve Der Kopf’tan (1925; Kafa) oluşan Das Kaiserreich (İmparatorluk) adlı üçlemesinde, otoriter devlet yapısının ürünü olan toplumsal tiplerle ilgili eleştirilerini daha da geliştirdi. Aynca otorite sahiplerinin kibirliliğini ve halkın onursuz bir uyruk ruhu ile davranma eğilimini amansızca eleştirdiği denemeler yazdı. Turnede bulunan bir oyuncu grubunun bir İtalyan kasabası üzerindeki etkisini konu alan Die kleine Stadt (1909; Küçük Kent) adlı yapıtını yine bu dönemde yayımladı.

1918'den sonra yazar birliklerinin ve gelişkin demokrasi yanlılarının önde gelen sözcüleri arasına girdi. Bu dönemde yazdığı siyasal denemeleriniMacht und Mensch (1919; Güç ve İnsan) ve Geist und Tat (1931; Ruh ve Eylem) adlı yapıtlarda topladı. 1933'te Nazilerin iktidara gelmesi üzerine ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Ünlü 10 Mayıs 1933 kitap yakımı sırasında Nazi'ler Heinrich Mann'ın kitaplarını da "Alman ruhuna aykırı" olduğu için yaktılar. Yaşamının bundan sonraki bölümünü Fransa ve ABD’de geçirdi. 1930'lar ve sonrasındaki Amerika sürgünü sırasında edebiyat çevresindeki popüleritesi azaldı. Bu dönemde kaleme aldığı Die Jugend und die Vollendung des Königs Henri IV (iki bölüm, 1935 ve 1938; Kral IV. Henri'nin Gençliği ve Olgunluğu) adlı tarihsel romanıyla gücün nasıl insanlık yararına kullanılabileceğine ilişkin görüşlerini ele aldı.

Mann Santa Monica, California'da yalnız, çok parası olmaksızın; Doğu Berlin'e Alman Sanat Akademisi başkanı olmak üzere taşınmadan birkaç ay evvel öldü. Külleri daha sonra Doğu Almanya'ya götürüldü.

Yapıtlarında çağdaşlarına kıyasla çok fazla zamana bağlılık sergilemiştir. Bazı eleştirmenler, Heinrich Mann'ın yapıtlarının sanat gücünün yanı sıra içerdikleri çağ belgeseli yönüyle de önem taşıdıklarına işaret etmektedirler. Yazarın gençlik ürünlerinden itibaren iki belli başlı faktör gözlenir: Cumhuriyetçi demokrasi fikri bunlardan biridir. Diğeri ise yazarın uluslarüstü organizasyonlara olan inancıdır. Bu doğrultudaki düşünceleri romanlarında dolaylı yoldan dile gelmiş, denemelerinde ve makalelerinde ise daha belirgin şekilde kaleme alınmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 16 okur okudu.
  • 25 okur okuyacak.