Henry Miller

Henry Miller

7.7/10
191 Kişi
·
516
Okunma
·
159
Beğeni
·
9.616
Gösterim
Adı:
Henry Miller
Tam adı:
Henry Valentine Miller
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
New York, ABD, 26 Aralık 1891
Ölüm:
Pacific Palisades, Los Angeles, Kaliforniya, ABD, 7 Haziran 1980
Henry Valentine Miller (26 Aralık 1891, New York, ABD – 7 Haziran 1980, Kaliforniya, ABD) ABD'li yazar. Yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Yaşamı

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.
Dostoyevski okumaya başladığım o ilk gece, hayatımın en önemli olaylarından biriydi, ilk aşkımdan bile daha önemli.
''Yarım düzine iyi kitap, hayatının sonuna kadar ruhunu besleyecek yeterli gıdadır. Düşünceler yaşayan şeylerdir...''
Kaçamak sözlerle, öfkeli tavırlarla, oyalamalarla, sanrılarla, sahtecilikle, kararsızlıklarla hatta kabızlıkla karşılaşırsan gülümsemeyi elden bırakma, reverans yapmayı sürdür.
Henry Miller
Sayfa 25 - Notos Kitap
Belki de aşık olduğumu sanıyordum yalnızca. Belki de yalnızca açtım, yalnızlık çekiyordum; herhangi birinin oyuncak bir tabancayla vurabileceği bir hedeftim.
Henry Miller
Sayfa 27 - Notos Kitap
Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı var?
O güne kadar yaptığım, piyano çalmak değil, piyanoyla oynamaktı. İlk defa Dostoyevski okuduğumda da aynı şeyi hissetmiştim. Daha önce okuduğum şeylerin hepsini bir kalemde silivermişti.
Şu anda hicbirsey düşünemiyorum.Unutulmuş bir dünyayı yansıtan bu mucizevi suların bıçakladığı sezgili biri olduğum dışında
Yıllarca neden yasaklı olduğunu okumaya başlar başlamaz anlıyorsunuz. Henry Miller bir erkeğin tüm hayvani duygularını kelimelerle ifade etmiş herhalde. Fransa’da geçen anlatıların çoğunda medeniyetsizliği, hastalıkları, yaşam koşullarını ve cinsel yaşamını gözler önüne seriyor yazarımız. Fransa’mı böyleydi, yazarın kafası mı böyleydi orasını bilmiyorum. Kitabı üçe böldüğünüzü düşünürseniz son bölümde, yazarın verdiği çok güzel mesajlar var lakin tümünü ele aldığınızda çoğu kişinin bitiremeyeceği bir kitap olarak düşünüyorum. Başlarda bütünlüğü kurmak zor oluyor, ilerledikçe anlatıcının çevresindeki insanlar netleşiyor ve belli bir yere öyküyü oturtuyorsunuz. Para, yemek ve kadın üçgeninde geçiyor dersem yanlış olmaz herhalde. Kitabın başında: “Edebiyat sayılan her şey beni terk etti. Yazılacak kitap kalmadı tanrıya şükür. Bu mu? Kitap değil bu. Karalama iftira, haysiyete karşı bir saldırı. Sözcüğün alışılagelmiş anlamında kitap değil, hayır, uzun bir hakaret bu, Sanatın yüzüne tükürülmüş bir balgam….” diyerek bir nevi daha başında tarifi ve uyarıyı yapıyor okuyucuya.
Cebinde 10 dolarla Paris’e ayak basan bir Amerikalının yaşam mücadelesini hüzün, hasret ve iğrençlikleriyle anlatımı diyebiliriz. Çağdaş edebiyatın klasikleri arasında sayılıyor, yine de satın alacaksanız bir araştırın derim. Kitabı seslendirmeye kalksaydınız epey bip sesi koymak zorunda kalırdınız. Sansüre gerek olmayan bölümlerden birkaç seçmece size:
“Bunlar erkek ve kadın mı diye soruyorum kendime. Yoksa gölge mi? Görünmez iplerden sarkan kuklaların gölgeleri mi bunlar? Özgür iradeyle hareket ediyorlar ama gidecek yerleri yok. Sadece bir alanda özgürler, o alanda istedikleri yere gidebilirler ama kanatlanmayı öğrenmemişler henüz. Kanatlanmış tek bir düş bile yok daha. Dünyayı terk edecek kadar hafif, neşeli tek bir insan bile çıkmamış!”
“Fikirde, giyimde, ahlakta altın ayarı tutturamadığımızda ne olacak dünyanın hali, diye geçiriyorum içimden. Sevgide altın ayar!”
Henry MILLER – Yengeç Dönencesi

Gerçek bir Yeraltı Edebiyatı şöleni. Bir tezim var. “Yasaklı kitaplar genelde iyidir. “ diye. Yine kendimce yanılmadım. Okuması zor bir kitap fakat derine inince sürüklüyor. Kitabın başında “Neler oluyor..” diyorsunuz. İşte bu tehlikeli kısım. Burada kitabı okumayı sakın bırakmayın devam edin . Pişman olmazsınız

Henry MILLER’da çekinmenin, korkunun zerresi olmadığından tüm o dillendiremedikleriniz üstünüze geliyor, baskı kuruyor falat sonra hak veriyorsunuz..

Kitap uzun yıllar boyunca Amerika ve İngiltere’de yasaklı kitaplar listesinde iken yasak kalktığında kült eserler arasındaki yerini almış. Çok sağlam bir dili olduğunu düşünüyorum..

Kitapta kendinizden bir cümle bulacaksınız. Gizem gibi.. Bunun için bile değer okumaya.. Henry Miller bu kitapta hayatta olan biten her şeyden bahsetmiş. Geçim sıkıntısından, hiç unutmadığımız aşklarımıza kadar. Kitap bu açıdan mutlaka sizin de hissettiğiniz, yaşadığınız, katıldığınız bir noktaya değinecektir.

Hayatınızdan izler bulacak ve Henry MILLER’ın hayatını keyifle okuyacaksınız. En azından ben öyle hissediyor ve düşünüyorum.. Henry MILLER bütün kitaplarında kendi hayatını anlatmaktadır. Hatta şöyle der usta yazar;

"Yaşantımı hem daha kolay hem de daha gerçek olduğu için yazdım.Yaşamım benim açımdan önemi olduğu için, hayal ürünü kişiler ve olaylar aramaya gerek duymadım.."

Yengeç Dönencesi nevi şahsına münhasır bir kitap. Herkese tavsiye etmiyorum. Kendine güvenen, ben yeniliğe açığım diyenlere daha çok hitap ediyor kanaatindeyim. Sadece cinsellik baz alınarak okunursa kitaba yazık etmiş olursunuz. Çok daha öte bir kitap.. Net tavsiyemdir..

Herkese keyifli okumalar...
“Kırkından sonra azanı teneşir paklar” dünyaca ünlü bir deyim olsaydı, bu abimize ithaf olunurdu.

Yazar, cinsel içerik ve müstehcen yazımları sebebiyle 1960 senesine kadar Fransa dışında bir çok ülkede yasaklanmış. Sanırım isabette olmuş. Genelde kitapları anı tarzında ve yaşamına 5 evlilik sığdırmış. Bu kitabı “uykusuzluk” ise son evliliğini gerçekleştirdiği Japon hanım ablayı ve şarkı söylediği piyano barı anlatmaktadır.

Kitap içerisinde 5 6 tane güzel cümle dışında pek bir şey yok. Bakmayın 62 sayfa olmasına, normal kitap şekli ile standart bir basım olsa 20 sayfa var ya da yok. Tamamen zaman kaybı. Okumasakta olur. Ya da okumayın. Evet evet okumayın !!!

Sevgi ile kalın.
Ben deki kitap "Notos Kitap" dan çıkan baskı. Kitabevinde dolaşırken rafta gördüğüm kitabın kapak tasarımı ilgimi çekmişti - buradaki farklı- Sırf o sebeple aldım, yazar hakkında bilgim yoktu, kitabın sonunda yazarın biyografisini okuyunca, yazarın hayatı bu kitaptan daha ilginç geldi bana. Bu kitapta yazar 76 yaşındayken tanışıp evlendiği Japon kabera sanatçısı ile tanışma anlarını ve bazı düşüncelerini paylaşıyor. Anladığım kadarıyla Henry Miller erkeklerin kafalarının içinde ne kadar sapkın düşünce varsa -sapkınlık kelimesi toplumun biçtiği ya da biçeceği bir şeydir- bunu çok rahat ifade eden bir abimiz olmuş ve bu yasaklı kitaplarında görülmüş galiba -bu kısımlar tahmin, bir araştırma sonucu değil- Velhasıl, uykusuzluk kitabı tavsiye edebileceğim bir kitap değil, merak edenler okuyabilirler, tipik Henry Miller kitabı da değil, tavsiye etmeme sebebim müstehcenlik değil, yavan geldi bana... Bu garip yazıdan sonra merak edenler okuyacaktır...
Nereden başlamalı? Seksus bir kitap değil bir hayat içeriyor. Hem de herkesin yaşayacağı bir hayat değil. Ya da şöyle söyleyeyim hemen herkesin yaşadığı bir hayatın hikayesi. Yeraltını yerüstüne çıkarıp edebiyata dönüştürmüş bir adam Henry Miller. Bana bir motorsiklet kazasında kaybettiğim arkadaşımın tavsiyesiydi bu seri. Üzülerek erteledim hep okumayı. Nihayetinde okudum ve okurken çokça farklı duygular hissettirdi. Dediklerine göre Bukowski Henry Miller'dan ilham almış. Felsefesi ayrı güzel yatağı başka güzel bir adam. Cinsellik ne ki? Buyrun okuyun. Ona kızgın, buna heyecanlı, şuna kafası takık sanki ama öyle değil. Baş karaktere kendi adını vermiş ve hatta yaşadıklarını yazmış. Uzun zamandır bir yazarı ayakta alkışlamamıştım. Dili sizi kıvrandırarak sürüklüyor. Rahatlığı sinirinizi bozuyor ama samimiyetinden bırakamıyorsunuz kitabı. Boğulurken her sayfa yeni bir nefes veriyor size. Evliyseniz bir kez evli değilseniz de en az bir kez okuyun. Belki hiç beğenmeyeceksiniz kitabı. Zaten Henry bunu pek önemsemiyor, dert etmeyin.
Daha önce yazarın Oğlak Dönencesi'ni okumuştum.Yazarın Fransa'daki günlerini anlatıyor bu kitapta.Gerçeküstücü olduğunu okuyanlar bilir.Maddi zorluklarını okuma ve yazma yoluyla hafifletmiş.Geniş ve derin yazın okuması yaptığı belli.Kendine özgü bir üslubu var.Bana göre bir putkırıcı.Hayatı,kendisine yaşatılanları anlamakla kalmıyor meydan okuyor.Paris ve sokaklarında yaşarken tanıştığı,birlikte kaldığı kadın erkek karakterleri anlatımı keyifli.Özdeşlik kurabiliyorsunuz.Bazen söyledikleri ipe sapa gelmez bir delinin mırıldanmaları gibi gelse de öyle olmadığını anlıyorsunuz.
Henry Miller'ı Yengeç Dönencesi isimle duymuştum. Bu kitabı kız kardeşimin sayesinde okudum. O bir dizide görüp istemişti; bu sayede bende okumak istedim. Kısa bir kitap 62 sayfa. 62 sayfanın da etrafı boşluk ve bazı sayfalar resimlerle dolu. Yani toplasanız 30 sayfalık bir eser bile değil.

Öylesine kopuk bir hikaye inanın uzun süredir sıkıcı kitap okumamıştım. Aralarda çok çok seçme güzel cümleler var bunu da es geçemem. Kapağını kitapla çok uygun ve güzel buldum. Japon bir kadına aşık olan yazarımızın kendi hikayesinin anlatımı. Kitabın türü de anlatı zaten; bir roman değil. Konusuz bir kitap ya... Boş boş bakıyorum şu an inceleme yazmak için ne yazsam diye. Yazarın diğer iki kitabını okumak istiyordum iyice beklemeye aldım. Sırf içindeki güzel cümleler var diye böyle puan veriyorum...

Üzgünüm ki beğenmedim, başka kitap okumanızı tavsiye ederim. Böylesine inceleme yazacağımı da hiç düşünmemiştim...
Yazarın daha önce okuduğum iki kitabı 'Oğlak Dönencesi' ile 'Yengeç Dönencesi' idi. Henry Miller, büyük bir edebiyat olayıdır. Her ciddi edebiyat okurunun onu, yapıtlarını tanımaya ihtiyacı var. Bu kısacık kitap: edebiyat dünyası için, o henüz sonsuzluğa adım atmadan önce ardında bıraktığı, geriye kalan son küçük hatıralardan biri. Dikkat ettim de şu an yazarın bu kitabı sıralamada diğer kitaplarıyla kıyaslandığında en çok okunan ilk kitap olma özelliğini taşıyor - 1000Kitap da. Fakat kısa bir yapıt olduğu için de etkisi - okuduğum - diğer uzun soluklu kitapları yanında yine de sönük kalıyor.
ileride okunması düşünülen romanlarına ön hazırlık olabilecek mahiyette, Fransa'da kaldığı müddetçe yaşadıklarını kısmen ortaya koyduğu, hayata bakış açısına dair ipuçları edinmemize olanak sağlayan alışıldık olmayan ruhsal açılımları ile bazılarını rahatsız edebilecek bir deneme şeklinde betimleyebiliriz bu eserini.

Sanat dünyasının ortaya koyduğu/ ürettiği yüzyılların birikimi sanat eserlerini/yapıtlarını yaşadıkları bağlamında çeşitli yönleri ile ele alırken, dile getirirken sergilediği elde edilmesi güç, kıskandıran maharetiyle övgüyü hak ediyor.
Kitabın giriş bölümünde verilen, yazarın kısa bir biyografisinden de anlayacağımız gibi Henry Miller, hayatının bir dönemini Fransa'da geçirmiştir. Bu kitapta da Miller, kendisinin Fransa anılarını yazdığı, sonra bir kısım felsefik analizler derken psikolojik hezeyanlarını da tasvir ettiği paragraflara yer vermiştir. Okunası zaman zaman da eğlenceli metinlerdir bunlar...

Yaba Yayınları, bu kitabın ilk ve tek baskısını 1997 senesinde yapmış olmasına rağmen, bu baskıyı günümüzde temin etmek halen mümkün...

Tavsiye edilir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Henry Miller
Tam adı:
Henry Valentine Miller
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
New York, ABD, 26 Aralık 1891
Ölüm:
Pacific Palisades, Los Angeles, Kaliforniya, ABD, 7 Haziran 1980
Henry Valentine Miller (26 Aralık 1891, New York, ABD – 7 Haziran 1980, Kaliforniya, ABD) ABD'li yazar. Yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Yaşamı

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.

Yazar istatistikleri

  • 159 okur beğendi.
  • 516 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 694 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları