Herman Koch

Herman Koch

Yazar
7.2/10
20 Kişi
·
39
Okunma
·
1
Beğeni
·
667
Gösterim
Adı:
Herman Koch
Unvan:
Hollandalı Romancı, Öykücü, Televizyon Yapımcısı, Aktör ve Köşe Yazarı
Doğum:
Arnhem , Hollanda, 5 Eylül 1953
Herman Koch. Hollandalı romancı, öykücü, televizyon yapımcısı, aktör ve köşe yazarı. 1953’te Arnhem’de doğdu, iki yaşındayken ailesiyle Amsterdam’a yerleşti. Montessori Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimi disiplinsizliği yüzünden okuldan atılmasıyla yarım kaldı. Yazar olarak çıkışını De voorbijganger (1985; Yoldan Geçenler, öykü) ile yaptı. Amsterdam ve Montessori eğitim sistemi konusundaki deneyimlerini işlediği Salinger tarzı bir itiraf-tirat karışımı olan ilk romanı Red ons, Maria Montanelli (1989; Kurtar Bizi, Maria Montanelli) ile tanındı. Akşam Yemeği (Het Diner, 2009) ile uluslararası bir ün kazandı.
Hiçbir şey yokmuş gibi davranmakla, bir şey olmuş oluyordu zaten, daha açık nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Tıpkı önünden geçip gittiğiniz bir kaza gibi, zira kan görmeye dayanamıyorsunuzdur, hayır, daha basit bir örnek verelim: Yolun kenarında ezilmiş bir hayvan vardır, onu görürsün, uzaktan ezilmiş hayvanı görmüşsündür, ama bakmazsın. Kan ve dışarı çıkmış bağırsak görmek istemiyorsundur. Bu yüzden başını çevirirsin, mesela havaya bakarsın, ya da uzakta çayırda yeşeren otlara- yolun kenarı dışındaki her şeye.
Sadelik,bütün olay bu.Sadelik güzel bir kadına güzel olduğunu söylemektir..Asla ''Ne kadar güzel olduğunu biliyor musun?''demezsin.Güzel bir kadın bunu zaten bilir.'''Ne kadar güzel olduğunu biliyor musun''u kural olarak sadece çirkin bir kadına dersin.Bunu daha önce duymamış bir kadına.
Herman Koch
Sayfa 55 - doğan kitap
Mutsuzluk hep arkadaş arar. Mutsuzluk sessizliğe katlanamaz - özellikle de yalnızken hüküm süren huzursuz edici sessizliklere katlanamaz.
"Yani bugün burada karşınızda oturmamı, tıp biliminin kırk yıl önceki yetersizliğine mi borçluyum?" dedim. "Var olmamı" diye ekledim; gereksiz bir eklemeydi ama kendi ağzımdan çıktığını duymak istemiştim.
Van Dieren yavaşça başıyla onayladı, yüzünde neşeli bir gülümseme belirdi.
"Sizin tabirinizle öyle" dedi. Bu araştırma o zamanlar mümkün olsaydı, ailenizin korkulu rüya görmektense uyanık kalmanın hayırlı olacağını düşünmesi hiç de mantıksız olmazdı."
Geriye baktığımda, o pazar günü varılabilecek en yüksek noktaya varmıştık. Yeni "ben"in etrafında kuşkuya yer yoktu. Hayat daha dengeli, daha sessizdi, sanki herkesin konuştuğunu, el kol hareketleri yaptığını gördüğüm ama kimsenin ne konuştuğunu anlayamadığım bir partideydim. Tepelere çıkıp dibe inmek yoktu artık. Bir şeyler yok olmuştu. Bazen insanların koku ve tat alma duyularını kaybettiğini duyarız: Bu insanlar için bir tabak leziz yemek hiçbir şey ifade etmez. Ben de hayatı böyle görüyordum, soğumaya bırakılmış bir tabak sıcak yemek gibi. Ölmemek için yemem gerektiğini biliyordum ama artık iştahım kalmamıştı.
Bu kadının üst kat komşularıyla ilgili ne anlatmak istediğini anlamak için” diye başladım zira kimse bir şey söylememişti.”durumu tam tersinden düşünmelisiniz. O iki tatlı eşcinsel, kedilere tek lokma vermeseydi aksine kedilere taş atsaydı ya da alt katın balkonuna zehirli domuz eti atsalardı düpedüz pis ibneler olurlardı.
272 syf.
·18 günde·Beğendi·Puan vermedi
Herman Koch, Hollandalı bir yazar.Akşam Yemeği kitabının kurgusu oldukça ilginç.Lüks bir restoranda, iki çiftin yemek için bir araya gelmesi ile açılıyor sahne, sahne diyorum, bir tiyatro oyunu ya da sinema filmi izler gibi hissediyorsunuz kendinizi.Yemeğin bölümleri gibi ( aperatif, başlangıç tabağı, ana yemek vs) bölümlere ayrılıyor sonrasında kitap.
Anlatıcının geriye dönüşlerine karşın, tek mekân kullanılmış kitap boyunca.

Barselona'da 2005 tarihinde orta sınıf ailelere mensup üç genç, evsiz bir kadını, Stanley Kubrick'in A Clockwork Orange filminden etkilenerek ( ifadelerinde böyle belirtmişler) yakarak öldürür.Herman Koch, Akşam Yemeği kitabını bu olaydan esinlenerek yazmış.
Yemek için bir araya gelen bu iki çiftin (ki iki erkek kardeştir) çocukları da evsiz bir kadının ölümünden sorumludur.Amaç yemekte çocukların durumunu konuşmaktır.

Sıkı bir Hollanda orta sınıf eleştirisi yapan Herman Koch, ebeveynlerin çocuğunu korumak için; insanlıktan, vicdandan ve adaletten ne kadar uzaklaşabileceğini de rahatsız edici bir şekilde gözler önüne seriyor.
272 syf.
·Puan vermedi
“Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
Tolstoy. Anna Karenina.
Aile, toplumun en önemli çekirdeğini oluşturuyor uzun yıllardır. Bu kan bağının yerini alabilecek pek başka bir şey bulamadık doğrusu. Bu denendi mi evet denenmeye devam ediyor mu evet. Şöyle ki bunu en yakın zamanda Hitler döneminde yaşadı insanlık. Kuzey Kore de hala yaşanıyor sanırım. Aile yerini toplum ve lider almış durumda. Ya da bu noktada baskılar o zaman da vardı hala da var. Ama bu kan bağının yerini tutan pek bir şey yok. Toplumsal var oluşumuzu kolaylaştırması yanında, ondan kaçmamızı da sağlayan bir oluşum; aile. Hem cennetimiz hem de cehennemimiz.
Biz bu oluşumun içine doğuyoruz. Yani genlerle kültürel birikimle bir çok patolojik olayın veya mutlu olayın ortasına doğuyoruz. Bir küçük azınlık hariç. Yani terk edilenler ve ya ailesi ölenler hariç. Onları bir kenara bırakırsak; dünyaya çıplak gelsek de yalnız gelmiyoruz. Bir oluşumun içine doğuyoruz. Yaşadığımız toplumun temeli yapı taşı ve etkeni edilgeni olan bir oluşum içine; aile içine. Elbette seçemiyoruz aile fertlerini ve onların iyi olduklarını ve ya iyi niyet beslediklerini var sayıyoruz. Veya bu öğretiliyor bize. Biz onlar onlar bizim için var sanki ya da öyle olması umuluyor.
Aile bir iyi niyetler ağı olmadığı gibi yansıması toplumda bir iyi niyetler topağı değil. Aile neyse yansıyan da üç aşağı beş yukarı o oluyor. Bu nokta ilginç bir hal alıyor işte o zaman; aile mi toplumu, toplum mu aileyi yönetiyor? Bu soruya verilecek net bir cevap olduğunu sanmıyorum.
Peki aile için neleri göze alırsın? Yazar buradan çıkmış yola. Bir olayın onda yarattığı sarsıcı etkisini kullanmış. Bir cinayet cinnet arası olay bu romana neden olmuş. Romandaki kahramanların birinin kısıtlı tek görüş açısından yazmış romanını yazar. Bir baba olan kahramanın bakış açısı ile bakmış olaylara. Bu çıkış noktası her ne kadar dar gibi görünse de geriye dönüşler ile derinlik katmış romana ve bir alt yapı hazırlamış. Bir akşam yemeği için toplanmış, toplumun önde gelen üyelerinin konuşmaları tavırları ve geçmişleri ile bir örgü oluşturmuş. Bu örgü elbette yergi olmuş pek çok yerde; kişisel tarihin, toplumsal tarihin ve global tarihin bir yergisi. Aile ve toplumu oluşturan tüm dinamik ve katmanlar kişilerin gözlemleri ve kişisel tarihleri ve trajedileri ile ortaya konmuş. Basit ama etkili cümleler kurmuş çoğu yerde ve bu anlatımı tercih etmiş. Duyguyu aktarmak için kullandığı tasvirleri ortama uyarlamış ve çağrışımsal bir sürü geri dönüşlerle zenginleştirmiş. Günlük konuşma dili ile yazılan bu kısa roman sizi düşündürüyor. Aile, geçmiş, hata, haya, fedakarlık düzlemin de.
Sahi siz aile için neleri göze alırsınız?
Keyifli okumalar!
272 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hermann Koch'un ilk okuduğum romanı. Çok etkilendim. Fazla kalın bir kitap değil. Kısa sürede okuyabilirsiniz. Kitabı bitirdiğinizde insanın zalimliğini bir kere daha sorguluyorsunuz. Çocukların yaptığı zalimlik sizi ürpertiyor. Kitabın sonunda ise çocuklar mı ebeveynler mi daha suçlu diye soruyorsunuz. Bu elbette bir çok romanda ele alınan bir konu. Fakat Hermann Koch bunu kendisine has farklı bir tarzda anlatmış. Sizi ters köşeye yatıran bir roman. Okunması gereken kitaplar listemde yerini aldı bile.
344 syf.
·Beğendi·8/10
Gerçekten sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım yazar sizi bağımlısı yapıyor.Karakter yaratımını çok başarılı buldum.Belki hiç beklentisiz okuduğum içindir bilemiyorum ama bazen kitabı fırlatıp atmak isterken bitene kadar elimde ayırmam ve sürekli bu ikilikte gidip gelmek işte kitabın gücü açıkçası kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum.Sadece bir aile,bir tatil ve ve asıl karakterin bir aile hekiminin sürekli o akşamla ilgili kendini sorgulaması intikamın nerede başlayıp bittiğinin belirsizliği desem yeterli olur.Aralarda öğretmeniyle ilgili anlatıkları sanki onun doğrularını yaşatması çok güzeldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Herman Koch
Unvan:
Hollandalı Romancı, Öykücü, Televizyon Yapımcısı, Aktör ve Köşe Yazarı
Doğum:
Arnhem , Hollanda, 5 Eylül 1953
Herman Koch. Hollandalı romancı, öykücü, televizyon yapımcısı, aktör ve köşe yazarı. 1953’te Arnhem’de doğdu, iki yaşındayken ailesiyle Amsterdam’a yerleşti. Montessori Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimi disiplinsizliği yüzünden okuldan atılmasıyla yarım kaldı. Yazar olarak çıkışını De voorbijganger (1985; Yoldan Geçenler, öykü) ile yaptı. Amsterdam ve Montessori eğitim sistemi konusundaki deneyimlerini işlediği Salinger tarzı bir itiraf-tirat karışımı olan ilk romanı Red ons, Maria Montanelli (1989; Kurtar Bizi, Maria Montanelli) ile tanındı. Akşam Yemeği (Het Diner, 2009) ile uluslararası bir ün kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 45 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.