Hikmet Anıl Öztekin

Hikmet Anıl Öztekin

Yazar
7.8/10
3.804 Kişi
·
14.780
Okunma
·
1.508
Beğeni
·
36.172
Gösterim
Adı:
Hikmet Anıl Öztekin
Unvan:
Mühendis ve şair
Doğum:
Trabzon, 1986
Yazar, 1986 yılında Trabzon‘da doğmuştur. Üniversite eğitimini 2009′da İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaat mühendisliğini okuyarak tamamlamıştır. Üniversite döneminde, akademik çalışmalardan ziyade kendisini daha çok, içinde bulunduğu sosyal sorumluluk projeleriyle göstermiş ve birden çok ödül almıştır. Küçük yaşlardan beri tasavvufa ve şiire yatkınlığı olup şiir, yağmur ve çay aşığıdır. Bu nedenle yazarın ilk kitabı “Elif Gibi Sevmek” tasavvuf ve şiirin bütünleşmesiyle ortaya çıkmış bir eserdir.
''Biri de çıksın;
'Ben bir ömür çayını demlerim,
Derdini dinlerim,
Dualarıma seni de eklerim.' desin.''
"Şiir okuyan kadın sevilmez mi hâfız. Hele bir de şiir yazıyorsa ruhunu eline teslim et gitsin. "
192 syf.
·1/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Elif Gibi Sevmek 1 kitabını yorumlayıp başkası adına utandım:
https://youtu.be/5qS4SRSnYsc

Çay var,
İçersen,
İnceleme var,
Okursan...

Oğuz Aktürk

Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi artık ben de kitap çıkarabilecek yetkinliğe ulaşmış görünüyorum. Şu an çay-kahve-meşrubat edebiyatı içeren bir kitap yazıp her dizeyi iki kelimeyle sınırlandırsam, bizzat yaşamadığım halde satırların içine biraz tasavvuf sosu katsam ve sayfaları ormanlarımızın ağlayacağı bir şekilde sadece 5-6 kelime ile doldursam, beni de Çağdaş Türk Edebiyatı başlığı altında çok satanlarda muhtemelen görürsünüz.

Binlerce kişi tarafından okunmuş ve 261 kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan çay paketlerini, semaverleri ve semazenleri eksik etmezseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağını düşünüyorum.

Yazarın sayfasında yazarı tanıtıcı olarak şu cümleler yazıyor:
"Küçük yaşlardan beri tasavvufa ve şiire yatkınlığı olup şiir, yağmur ve çay aşığıdır. Bu nedenle yazarın ilk kitabı “Elif Gibi Sevmek” tasavvuf ve şiirin bütünleşmesiyle ortaya çıkmış bir eserdir."

Evet, ne kadar mükemmel değil mi? Siz, şiir, yağmur ve çay aşığı olabildiniz mi? Siz tasavvufu hiç yaşamayıp tasavvufla yatıp kalkan, kitaplarına tasavvufu süslü bir şekilde koyup bunun üstünden para kazanmaya çalışan, Türk mutasavvıflarının tarihini kaleme alan Fuad Köprülü'nün bu eseri tasavvufu yaşamadan kaleme aldığı için eleştirilmesine rağmen Hikmet Anıl Öztekin gibi birisi olmak nedir bilir misiniz? Eğer tasavvuf kültürünü Mevlana, İbn Arabî, Abdülkadir Geylani gibi isimlerden değil de Elif Şafak, Hikmet Anıl Öztekin ve Hakan Mengüç gibi isimlerden öğrenmeye çalışıyorsan Allah sana akıl fikir versin kanka, bence sen bu incelemenin buradan sonrasını okuma.

Evet,
O zaman,
Muhteşem,
İncelememe,
Devam ediyorum...

"Kendi çayını kendi demleyen,
dostlara selam olsun..." (s. 17)

Evet, 17. sayfada yazan bu muhteşem cümleleri okuduktan sonra kendi varlığımı sorguladım diyebilirim. Eğer yazara göre kendi çayımı kendim demlemiyorsam bana selam olmuyor. Yani çayımı annem, babam ya da arkadaşım demliyorsa sanırım ki selamsız sabahsız biri haline geliyorum maalesef. Gördüğünüz gibi sadece tek bir alıntı üzerinden ne kadar kafa patlattım. Bu yüzden gerçekten de çok kafa dağıtan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Hikmet Anıl Öztekin adlı keskin nişancının uzak mesafeden bana sıktığı nitelikli edebiyat kurşunlarından nasıl kaçacağımı inanın hiç bilmiyorum.

"İlk kez gitmiştik,
Kız Kulesi'nde, "Beni ne kadar seviyorsun?" diye sordu,
sustum,
konuşamadım,
dünyada sevgimi anlatacak kadar çay yoktu..." (s. 22)

İnsanların sevgililerinden neden ayrıldıkları ve çay mühendisliği konusu üzerine yüksek lisans yapmış olan filozof Hikmet Anıl Öztekin'in bu satırlarda anlatmaya çalıştığı şey gerçekten de çok derin. Hatta bu satırlar hakkında bir şey deme çabası yerine neden bu satırlara dair tiyatral performansımı izlemeyesiniz ki? Buyrun: https://www.instagram.com/p/Byk872TFOvf/

"Bardağın arkasında gözlerini görebilmek için neler vermezdim. Sen varken çayı açık içerdim gözlerini göreyim diye, sen gittin zehir gibi bir çay boğazımda, gözlerinin karşımda olmadığını görmeyeyim diye." (s. 23)

Muhtemelen bu tezatlık içeren bağlantıları tam olarak algılayabilmek için Sokrates, Platon, Nietzsche, Hegel, Husserl, Schopenhauer, Kierkegaard, Sartre ve Kant gibi filozofların bütün kitaplarını okumuş olmak ve günde 5 vakit çay içiyor olmak gerekiyor. Çünkü sevgilinizin gözlerini semaverin içinde kaynatınca, muhafazakarlığın ve İslam bağlılığının ölçüsünü çay ile sağlayınca, hatta birazdan örnek vereceğim gibi sayfalarda sadece birkaç kelime yazacak şekilde bir kitap yazınca ormanlar da çok mutlu oluyor kardeşim.

"Öyle bekledik işte; geleceğinden mi sanki, sevdamızdan..."
(s. 35)

Bu alıntıyı tam olarak anlayabilmeniz için, https://ibb.co/BBk4Dqw bu fotoğrafa bakmanız gerekiyor. Çünkü çay bardağındaki çayın azalışıyla senkron bir şekilde giden satırlar, bir sağa bir sola yazılıp deprem efekti verilmişcesine dizeler benim bütün paramı Hikmet Anıl Öztekin kitaplarına yatırmamı talep ediyor. Çünkü neden olmasındı?

"İstanbul bana, ben sana sırılsıklam..." (s. 73)
"Yaşama dair..." (s. 129)

Hani Kaz Dağları'ndaki ağaç kıyımını boykot ediyoruz ya, bir sayfaya sadece 5 ve 2 kelimelik bir cümle yazıp geçen ve bütün ağaçların herhangi bir Hikmet Anıl Öztekin kitabı sayfalarına dönüşmek için yanıp tutuştuğu bu edebiyat dahisini henüz okumamış olmanıza gerçekten anlam veremiyorum. Hölderlin, Rilke, Puşkin, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Arkadaş Zekai Özger gibi şairlerde bu tür özgün satırlara rastlayabildiyseniz lütfen beni uyarınız.

"Çay sensiz demsiz,
Ben sensiz, nefessiz..." (s. 121)

Bu dizelerdeki kelimeleri autotune ve 1 adet mixer ile karıştırırsanız bence siz de çok izlenen bir Rap şarkısına sahip olup edebiyatın Ben Fero'su haline gelebilirsiniz:

çay demsiz nefessiz ben sessiz sensiz
çay densiz sessiz ben nefessiz nefssiz
çay nefessiz sensiz ben densiz demsiz
çay nefssiz densiz ben sensiz sessiz
...

Gördüğünüz gibi sınırsız sayıda çay içeren dize kombinasyonu hilesini aktive etmiş bir Cyborg ile karşı karşıyayız.

Gördüğünüz gibi arkadaşlar, çay artık plütonyum kadar tehlikeli bir madde haline gelmiş. Sevgiyi anlatmak için kullanılan çaylar, semazenlerin dönüş enerjisini karşılamak için kullanılan çay makineleri, Çocuklar Duymasın dizisindeki Hüseyin'in bile çay üzerinden bu kadar prim yapmadığı çaysı dizeler... Anlayamazsınız!

Eğer siz de başkası adına utanmak ve boğazınızdan geçen çay demlerinize sosyal medya soslu tasavvuf edebiyatı katmak isterseniz, yukarıda linki olan videoyu izleyip daha çok eğlenebilirsiniz. Çünkü neden olmasın?
216 syf.
·2 günde·4/10
Yazarın okuduğum ilk kitabiydi. Eyvallah serisini okuduktan sonra okusam daha iyi olacaktı sanki. Hataya düşmüş "açık" bir günahkar olaraktan, kitabi okurken ötekileştirildiğimi hissettim. Fesleğen gibi yarı melankolik, depresif bir arkadaşım olsa ona katlanabileceğim maksimum gün sayısı üç.. Kitabın dili 20 li yaşlarının başında bir kıza pek uygun değil. Zaman zaman polat alemdarın babası ömer baba, bazende devlet bahçeli konuşuyormuş gibi hissettim. Bunu söyle yap kardeşim, sütüne tarçın koyup öyle iç kardeşim gibisinden nasihat temelli yazılardan pek hoşlanmıyorum. Ben fesleğen karakterini asiri burnu buyuk buldum. Haram mi helal mi bilmem yargilamak bana da düşmez ama herkesin aşki kendine kutsal ve biriciktir. Herkes aci çeker. Kavusur, barışır, özler. Zaten kitabın sonu çok belli bile bile okuyorsun, benim anlamadıgim bazi noktalar oldu. Köyde oturduklarını söylerken, bir kaç sayfa sonra mahallelerinden bahsediyor. Köylerin artık mahalle olarak geçmesinden olabilir. Ama geniş bir avludan bahsediyor, ama odası konyanın meşhur "yeşil kubbesi" manzaralı. Anlamadım. Ayrica köyde oturuyorsa mahallede nasıl sahaf işletiyorlar. Birde eylül ayınin sonarina dogru sobalar yanmaya basladiginda ıhlamur agacinin çiçeklerinin kokusundan mest oldugu bir sahne var. Eylül ayında konyada ıhlamur çiçeği ara bul ki koklayasin. En nazlı bitkilerden biri olan ihlamur, eylül sonuna bırakilmaz. Yani biz bırakmiyoruz, iki gun gec topla yagmur yerse sümükleniyor, ya da dalda böcekleniyor. Bizimkilerden biliyorum. Konya'nin ıhlamurları cins olarak farkliysa bilemem.
Hangi kurdu beslersen o kazanir ve çölde hirsiz tarafindan gaspa ugrayan"bunu kimseye anlatma" diyen derviş hikayesine zaten daha önce denk gelmissinizdir. Çay, kahve ve kitap üclemesinin kullaniminda ahmet batmani sollamiş. Ki sukur kalemi ahmet batmandan daha iyi. Yazarin edebi yönü var. Kelime bilgisi ve bunlari uygun yerlerde kullanma acisindan oldukca basarili. Altini çizdigim satirlarda oldu, cok hosuma giden cumlelerde oldu. Beni cocukluguma göturen sayfalarda oldu. Feslegenle Hayatimizin benzer noktalari oldugu kadar, sert çizgilerle ayrilan farkliliklari da var. Bence Allahı bulmanın yolu bu şekilde seriye bağlanmış kitapları okumaktan geçmiyor. Yeni dogmus bir kedi yavrusunun kalbine elinizi koyun, ac bir köpekle son paranizla aldiginiz poğcanizi paylasin, o köpegin gözundeki isiltida zaten kainati göreceksiniz. Yani fesleğen gibi aval aval gök yüzüne bakmanızın geregi yok. Çünkü "O" bize şah damarimizdan yakın. Haydinn bana eyvallah..
216 syf.
·Puan vermedi
Çok bunaldığım bir gecenin sabahında kafam dağılsın diye açtığım YouTube kanalında, bütün samimiyetimle söylüyorumki hala nasıl açıldığını bilmediğim "Yanlış kişiye aşık olduğunuzun 7 belirtisi" isimli video sonrası tanıştığım yazar.Daha da enteresanı geçen sene alıp sonra geri bıraktığım kitap "Fesleğen". Dedim ki bunlar bir işaret al ve oku kitabı :)
İyi ki dediklerimden bir kitap oldu fesleğen benim için. Zaten herkes fesleğen olma yolunda ilerlese muhteşem bir dünya olurdu.Gerek hikayeler gerek ders verici sözler insanı düşünmeye teşvik ediyor.Bir yerlerden başlamak isteyenler mutlaka okusun.Ben keşfettiğimden beri bu kadar sakin bakamamıştım hayatıma.Herkes bendeki bu değişimi hemen farketti.Çok fazla uzatmak istemiyorum kesinlikle kitaplığınızda demiyorum hayatınızın içinde olsun bu kitap.
Kusursuz başlayan ve kusursuz devam eden bir sevdaya tutulmanız dileğimle...
sevgiler..
Jess
216 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Allah için vazgeçersen sevdiğinden o seni helal dairede elbet buluşturuyormuş.. Muhteşemdi. Beklemeyi, sabrı, Allah aşkını bir sevdada öğrenen iki aşığın yüreğinden dökülen cümleler..
192 syf.
·3/10
Yeni çıktığında, çalıştığım iş yerindeki herkesin elinde gördüğüm kitaptı. Bende modaya uyup aldım tabi milletten eksik yanım ne. Çokta kötü değildi aslında. Din temalı şiirlerle bir adam sevgisini anlatıyordu. Sevmeyi aşkı çok farklı biçimlere büründürmüş yazan kişi. Yapılan olumsuz yorumlar sanırım kitabın bir anda zirveye çıkmasıyla insanlar üzerinde acaba yeni bir Özdemir Asaf yeni bir Turgut Uyar mı doğdu gibi beklentilere girmesidir. O kadar da iyi olmamakla beraber çokta kötü değildi.
216 syf.
Leyla ile Mecnun'un 21. yy. uyarlaması bir nevi Fesleğen ile Seyyah'ın hikâyesi. Fakat bu hikaye birçok yönden eksik, en önemlileri kurgu ve Romantik İslamcılık zannımca.

Yazar kurgu yönünden çok zayıf, günümüze uyarlaması en önemli etken, şiirselliği ön planda, kitabın büyük kısmını oluşturan Fesleğen'in iç dünyasının yer verdiği bazı düşünceler insana farklı bakış açıları kazandırsa da bu düşüncelere Hikmet Anıl Öztekin'in youtube kanalında ki videolardan fırlamışçasına bir hava var.

Romantik İslamcılığa gelecek olursak Fesleğen namahreme bakmayan, görmeyen biri eyvallah tamam da Seyyah onun için ne peki? Arkadaş ortamında olduğu için mi saatlerce Seyyah'la konuşması helal dairede kalmış edasıyla davranabiliyor? 'Zinaya yaklaşmayın' âyetini nasıl ve ne şekilde yorumlanıyor.
Fesleğen'in zannımca kendi iç dünyasıyla çeliştiği birçok nokta var bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor. Yazar İslâm çizgisinde olduğu bilindiği için bu yorumları esirgemeyeceğim, eleştirileceğimi az-çok kestirebiliyorum, bu benim bakış açım.

Tavsiye eder misin diye sorsanız, çok daha iyi bu çizgide durmayı becerebilen yazarlar var gidin onları okuyun çok merak ediyorsanız videolarını izlerseniz okumuş kadar olursunuz.

Son olarak sevdiğim bir cümleyi Fesleğen'e atfediyorum :)) Kadere bak, kimler kimlerle takılıyor.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Yazacaklarıma öncelikle bu sözle başlamak istiyorum; "Her şeyi senin için vâr ettim diyen Rabb'ine; Her şeyi senin için terk ettim diyebilmektir aşk! " -Şems-i Tebrizi.. Yani demem o ki bu kitaptan aşk işlenmiş ve ALLAH aşkıyla birleştirilip işlenmeye çalışılmış. Gerçek aşkı yaratanla böyle saçma sapan sevgilerin kıyaslanmasını hiç ama hiç sevmiyorum. Allah'a ulaşmak her şeyden vazgeçmekten geçerken beraber cennet hayali kurmak ve mübalağalı sözlerle... "Cennete sen gitsen yeter, ben gözlerindeyim zaten.." örneğin bu söz sahi cennet bu kadar ucuz mu? Ona ulaşmaktan bir tane insan için vazgeçmek? Sevgi bence kesinlikle böyle bir şey değil! Ve de olmamalı.. Yazar kesinlikle kötü değil çok yetenekli ama bence yanlış şekilde kullanmış bu yeteneğini.. Ne demiş Yunus Emre "Yaratılanı severim yaratandan ötürü"... Tabi ki de birbirimizi seveceğiz, hayatımızı inşaAllah doğru insanlarla birleştirip seveceğiz ama bu sevgilerin hiçbirisi Allah sevgisi ile kıyaslanamaz.. Onları seviyorsak Allah için seveceğiz..Bizi Allah'a götürecek tek şey ona teslimiyettir.. Böyle saçma sapan işlenmiş kitaplardaki aşklar değil.. Zaten ben böyle kitapları oldum olası sevmiyorum. Ben kitabın konusunu araştırmadan seri şeklinde sipariş ettim :/ Sanmıştım ki Allah'a olan aşk işlenecek.. Yanılmışım. Yani bu kitap farklı şekilde yansıtılıp, sunulsaydı sevebilirdim.. Ama din üstünden yapılan böyle şeyleri sevmiyorum.. Bu kitabın bu kadar çok tutmasının tek sebebi bana göre reklamıdır.. Yine de emeğine saygım sonsuzdur yazarın..
216 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bunları yazarken biraz nemli gözlerim.. En en beğendiğim kitabıydı. Önceki incelemelerimde de belirtmiştim her kitabı bir öncekinden çok daha güzel.. Ama bu ayrı bir güzeldi.. Belki de güzel olması vuslattan gelir.. Vuslat olur da yemek, tadı kötü olur mu?..
Bu kitabı anlamak için önceki kitaplarını okumanız gerekir mi? Hayır. Ama bu kitabı yaşamak isterseniz gerekir.. Diğer kitaplarda Seyyah vardı herşey onun gözünden, kalemindendi..Seyyah'ın da bir Fesleğen'i vardı. İşte bu kitap da Fesleğen'in kaleminden.. Anlayamamıştım hiç Fesleğen gitti diyordu hep.. Bazen öldüğünü falan düşünmüştüm :) Anladım şimdi nerde olduğunu bu kitapta.. Günümüzdeki haram sevdalara inat yaşasın Seyyahlar yaşasın Fesleğenler.. Herkes böyle temiz yürekli olabilse keşke, biz de böyle saf, temiz olabilsek.. Bunlar kitaplarda yok sadece.. Hepimizin içinde ama aramıyoruz ki bulalım.. Kitabın ana teması sabır. Aşk olur da sabır olmaz mı? Sabır,aşk ve Allah..Yazarın ellerine, yüreğine, kalemine sağlık.. Çok çok beğendim.. Çok akıcıydı sürükledi gitti beni.. Emeği geçenlere yine sonsuz teşekkürler.. Keyifli okumalar herkese..
224 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bu yazarın her kitabında kendine kattıklarını görmek muhteşem bir duygu benim için.. Kitap gerçekten çok güzel. Bu yazarın kitaplarında en çok içindeki küçük küçük resimleri seviyorum. Kitabı bitirdikten sonra hepsini çizmeye çalışıyorum. O da ayrı bir zevk veriyor bana :) Koleksiyon oluşturdum resmen kendime.Kitaba gelirsek içinde her türlü konu var kısaca hayat var.. Ben beğendim yani okumaya değer diye düşünüyorum. İçine küçük küçük hikayeler eklemiş. En çok oralarını sevdim. Hepsi birbirinden güzeldi. En beğendiğim hikaye 'Bu Nasıl Damat?' Gerçekten herkesin bilmesi gerekiyor bence bu hikayeyi.. Kitapta emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.. Emeklerine sağlık.. Kısaca herkese, herşeye Eyvallah.. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Hikmet Anıl Öztekin
Unvan:
Mühendis ve şair
Doğum:
Trabzon, 1986
Yazar, 1986 yılında Trabzon‘da doğmuştur. Üniversite eğitimini 2009′da İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaat mühendisliğini okuyarak tamamlamıştır. Üniversite döneminde, akademik çalışmalardan ziyade kendisini daha çok, içinde bulunduğu sosyal sorumluluk projeleriyle göstermiş ve birden çok ödül almıştır. Küçük yaşlardan beri tasavvufa ve şiire yatkınlığı olup şiir, yağmur ve çay aşığıdır. Bu nedenle yazarın ilk kitabı “Elif Gibi Sevmek” tasavvuf ve şiirin bütünleşmesiyle ortaya çıkmış bir eserdir.

Yazar istatistikleri

  • 1.508 okur beğendi.
  • 14.780 okur okudu.
  • 445 okur okuyor.
  • 5.072 okur okuyacak.
  • 260 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları