Hüseyin Yazıcı

Hüseyin Yazıcı

YazarÇevirmen
7.8/10
47 Kişi
·
120
Okunma
·
0
Beğeni
·
645
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·9/10
İnsan ve yalnızlığı üzerine okuduğum en güzel kitaplardan biridir.
"Özgürlüksüz hayat olmaz mı?
Ölüm olur."
dizelerinin sahibi.eğer yalnızlığı seviyorsanız ve cevaplanmamış sorularınız varsa şiddetle tavsiye ederim.
144 syf.
·Beğendi·7/10
sanırım bu kitabı bir 10 sene önce okudum o zamanlar çok beğenmiştim
keşke kütüphanemde tutabilseydim ama maaalesef bir arkadaşım okuma sırasında bana vermişti . bulduğum ilk yerde kitabı kütüphaneme koyacağım
144 syf.
·Puan vermedi
Herkes kendi içinde birtakım sesleri, farklı düşünce, inanç ve istekleri olan oluşumları barındırır.Yaşadıklarımız,duyduklarımız ve gördüklerimizin bir sonucu olanlar da var,doğuştan getirdiklerimiz de.

Günlüğüne yazdıklarıyla tanımaya çalıştığımız Arkaş 'ın içinde sadece iki ses var.Bunları bilinen Arkaş ve bilinmeyen Arkaş olarak adlandırıyor.Bilinen Arkaş insanları,kalabalığı ,gündelik yaşamı benimseyememiş ,hep kendi iç dünyasında yaşayan Arkaş.Bilinmeyen Arkaş ise ,doğup büyüdüğü ülke , yaşadığı ülke, ailesi, geçmişi ve hayatı boyunca gördüğü, duyduğu, yaşadığı tüm her şeyin toplamı .(Amerika 'ya göç etmiş bir Arap olduğu dışında kendisi ,ailesi ,geçmişi hakkında hiçbir sey bilmiyoruz , günlüğünde buna değinmiyor.Bunlar tamamen benim kişisel yorumlarim ,tahminlerim) Aslında bilinen diye adlandırıldığı yönünü de muhakkak etkilemiştir bunlar ama ;daha çok huy dediğimiz doğuştan gelen özelliklerinin bir sonucu bilinen Arkaş. Bilinmeyen, her ne kadar varlıklarını inkâr etse de aynı zamanda insandaki birtakım varoluşsal ihtiyaçları da temsil ediyor .Sevgi,yakınlık,ait olma gibi. Bilinen yanı için 'ben sessizliğin ve tek başınalığın kutsallığını tatmış biriyim' diyor, bu haliyle gurur duyuyor.Hatta bezen bir gününü sadece sessizliğin bir türüyle tanımlıyor. Takdir edilme ,otorite,maddi kazanç gibi isteklere hiçbir zaman en ufak bir zaafi olmasa da , bazen yakınlık ve sevgi ihtiyacı hissedince bunu yanlış ve marazi buluyor . Ve aslında doğru olan Arkaş 'i yanlış buluyor kendi içinde.Ben kimi söylemleri icn onun yanlış bulduğunu dogru ,doğru bulduğunu da yanlış olduğunu düşünüyorm. Kendi içinde bastırdığı yönlerini inkâr var.

Şöyle bir yazdıklarımı okuyunca ,kitabı okumamış biri için anlaşılmaz bir inceleme oldu Bunu fark ettim :)
Kitap yapısı gereği ,farklı şekilde yorumlamaya çok müsait olduğunu düşünüyorm.Yani kahraman bu benim doğrum ,ben buyum diyor ; fakat ben onun bunu marazi,kötü bulmasının anlamsızlığını sorguluyorum. Şizofren e meyilli, Şizotipal kişilik bozukluğunun da belirtilerine sahip oldugu fikrine de kapıldım :) Belki de kahramani kendi doğru ve yanlışlarımla yargılardiğim içindi tüm bu çaba.O doğru dese bile ben, onun adına karar vermişim. Kendimce yargılamışm.

Kitap sadece kendiyle olan hesaplaşması bağlamında ele alınmamış. İnsanların da kendiyle olan hesaplaşmasıni anlamaya çalışıyor. Gündelik yaşamdaki çırpınışları,birbirlerine olan nefret ve öfkeleri, ölümü unutup hayata anlamsız bir bağla bağlanmaları ve varoluşumuz hakkındaki düşüncelerini de bulmak mümkün .

Tüm bu yazdıklarım kitabın son dört sayfasını kapsamıyor. Çünkü bu son dört sayfada her şey açığa çıkıyor. Onu burda söylemeyeceğim tabi :)Sadece çok şaşırdığımi söyleyebilirim. Velhasıl hemen yargıda ve analizde bulunamayacak türden güzel bir kitap Kendini Arayan Adam .Arkaş ile tanışın.Siz de seveceksizn ve anlamaya ,anlamaya çalışacaksınız onu.
607 syf.
·15 günde·8/10
Yine Hüseyin Yazıcı'nın başarılı eserlerinden biri. Biyografik bir eser niteliğinde denebilir. Nehcer edebiyatını, edebiyatçılarını ayrıntılı ve hoş bir şekilde işlemiş. Yazıcı'nın üslubundan ya da kalitesinden olsa gerek ilgi çekiyor. Doğu edebiyatını merak edenler için okunmasını tavsiye ederim.
240 syf.
·7/10
Mirdad'in yazarı Mihail Nuayme, Halil Cibran ile birlikte Göç Edebiyatı'nın kuruluş ve gelisiminde payı olan en önemli şahsiyetlerden biri. Halil Cibran'ın etkisini kitapta gözlemlemek mümkün. Yazar eserde Halil Cibran'ın Ermiş'indeki üsluba yakın bir üslup kullanmış. Bu yüzden Halil Cibran'ın Ermiş'ini ve hatta Amin Maalouf'un Işık Bahçeleri'ni sevenler için bu kitap da ilgi çekici olacaktır. Kitapta bilge bir kişi olan Mirdad'ın hayatından bir kesit anlatılıyor ve kitap çoğunlukla Mirdad'ın birçok konu ile ilgili görüşlerini müridlerine ve halka aktardığı vaazlardan olusuyor. Bu vaazların içeriğini vahdet-i vücud nazariyesi üzerine temellenen batıni bilgiler oluşturuyor. Mirdad 'ın kimliği hakkında yazar kimi ipuçları dışında fazla bilgi vermiyor. Mirdad'ın bilge bir kisi, insan-ı kamil ve ermiş olduğunu hemen anlıyoruz. Bunun ötesinde onunla Hz. Isa'nın kisiliği ve hayati arasında bir takım paralellikler de bulunuyor. O da Hz. İsa gibi ihanete uğruyor. Romanda Yahuda'nın rolünü Şemadim üstleniyor. Mirdad'ın vaaz ettiği tüm değer ve erdemlere karşı çıkan maddeci bir tip olan Şemadim kimi zaman açık açık kimi zaman gizli olarak Mirdad'a düşmanlıkta bulunuyor. Bu ikisi arasındaki gerilimin aktarıldığı bölümlerde kitap sürükleyicilik kazanıyor ama genel olarak kitap oldukça durağan gidiyor. Bunun sebebi olarak ise olay örgüsünün son derece zayıf olması gösterilebilir. Düsünsel yön oldukça ön planda ve bu romanı açık konuşmak gerekirse bir vaaz kitabına dönüştürmüş. Yüzlerce sayfalık uzun monologlardan oluşan vaazları okumak her ne kadar ilginç düşünceler barındırsalar da bir sabır işi. Keşke olay örgüsü bu kadar zayıf kalmasaydı. O zaman bu kitap belki Nietzche'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt"ü gibi bir şaheser olabilirdi. Tüm bu eksikliklere rağmen yine de kitap okunmayı hakediyor.
%58 (87/150)
·Beğendi·10/10
çok güzel bir kitap.heyecan veriyor.ama bazı yerleri biraz daha açıklayıcı olmalıydı çünkü fazla açıklayıcı değil biraz daha açıklayıcı olsa daha anlaşılır olur
144 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama duymazlar"


Neyi görüyor ve neyi duyuyoruz? Duymak ve görmek için ne kadar cesuruz? Ben neyimle varım; düşündüklerim ile mi yaptıklarım ile mi? Ne, nasıl , neden? İşte böyle cevabını bilmediğim sorular beni hep tedirgin eder. Hatta tüm meselem bu tedirginlikle yoğrulmuş ellerimdir. Fakat soru sorma cesaretinin o tedirgin ellerimde beslediğim bir imtiyaz olduğunu da unutmam. Biliyorum ki insan merak ettiği müddetçe öğrenir. Öğrendikçe eğilir ve eğildikçe yükü büyür. Bu yükü taşımaya hazır mıyım? Hasıl bilmek zor zanaat.

Nuayme bundan bahsetti; bilmek'in felsefesinden. Arkaş'ı kendi içindeki arenanın savaşçılarından seçti. Onu sessizlikle giydirdi. Eline susmak gibi güçlü bir silah verdi. Nuayme kendi kalemiyle büyüttüğü Arkaş'ın eliyle öldü. Bu kitap sahibini öldüren kitaplar silsilesinin bir zincirini bina etti.

Pazartesi,salı,çarşamba... Kendini arayan adamın sessiz ama kulakları ağırtacak bir gürültüyle müteşekkil kıldığı günlüğünü okumaya sizi davet ediyorum. Tek uyarım,cesaretli iseniz yaklaşınız..
204 syf.
·23 günde·4/10
Felsefe sevenlerin hoşalanacağı bir kitap. Yazar Kitabında bir nevi hayatı betimlemiş. Düzeni incelemiştir. Yazar diğer eserlerine bağlı kalmıştır. Açıkçası bitirmek için kendimi zorlandığım bir kitap. Felsefe severler kesinlikle okusun. Buram buram felsefe barındırıyor.
240 syf.
·5/10
Arka kapak yazısından etkilenip hevesle almıştım ama kesinlikle beklentimi karşılamadığını söyleyebilirim bu kitabın. Yine de "kapı eşiği" metaforu güzeldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Yazıcı
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 120 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 80 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.