Hüsrev Hatemi

Hüsrev Hatemi

YazarÇevirmen
7.9/10
56 Kişi
·
183
Okunma
·
66
Beğeni
·
2.730
Gösterim
Adı:
Hüsrev Hatemi
Tam adı:
Hasan Hüsrev Hatemi
Unvan:
Tıp Profesörü, Akademisyen, Yazar, Şair
Doğum:
12 Aralık 1938
H. Hüsrev Hatemi 1939 yılında İstanbul’da doğdu.Talatpaşa İlkokulu, Şişli Ortaokulu ve İstanbul Beyoğlu Atatürk Lisesi’ni ve İstanbul Tıp Fakültesini (1962) bitirdi. İç Hastalıkları Uzmanı (1966), İç Hastalıkları Doçenti (1971), Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı (1972), İç Hastalıkları Profesörü (1978) oldu. İç Hastalıkları görevine ek olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı görevini üstlendi (1982-1986). Şimdi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Profesörü.
"Nereye götürür bizi bu sevdâ?
-Ölüme, ancak ölüme...
Sevdayı terkettim gitti.
-Eyvallah akıllı âdem.
Nereye götürür bizi bu akıl?
-Mutsuzluğa, ancak mutsuzluğa
Aklı da bıraksam gerektir
-Eyvallah gönüllü adem.
Nereye götürürsün beni gönlüm?
-Sevdaya oradan ölüme.
Tez ırak olasın benden
-Eyvallah ölümlü adem."
İşin kötüsü daha sevginin başında,
Ellerinde hesap cetvelleri,
Kâr ve zarar hesaplıyor insanlar.
Hüsrev Hatemi
Sayfa 43 - Dergah, 3. Baskı
184 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kendimi bildim bileli kelimelere ayrı bir alakam olmuştur .Belki aşk da denebilir bu ilgiye .

Sizi hiç yormadan , usandırmadan merakla ve aşkla kelimeler diyarını gezdiren muhteşem bir kitap. "HİÇ BİTMESİN "dediğim kitaplardan biri . Kitap şimdilik bitti lakin temennim o ki Hüsrev Hatemi' ye Rabbim uzun ömür bahşetsin de Kelimeler Kitabı 2 -3-4 de gelsin .
184 syf.
·2 günde
Günlük hayatta kullandığımız kelimelerin aslında çok köklü, anlamlı olduğunu; kelimelerin bilinçli üretildiğini ve türetildiğini gösteren ve dilimizin zenginliklerine dair bilinçlendiren bir eserdi. Birçoğu ufkumu genişletse de, aralarından en çok "malihulya" ve " yatlu sözden yağmur taşına" bölümlerini beğendim. Genel kültürü geliştirmek için okunabilir.
282 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Doktor olan göçmen ( osmanlı tebasından) yazarımız , bilim sanat kültür üzerine derlediği yazılarını okuyucuya sunuyor. İçindeki bazı bilimsel hikayeler ( Yenişabanlı köşe yazıları ) inanılmaz etkili . Gün ışığı vurduğu zaman tozların havada uçuştuğunu , bilimin ışık zerreleri teorisi ile anlattığı bölüme bayılmıştım . Dr. Hüsrev hateminin okuduğum ilk eseri , ama köşe yazılarını takip ediyordum . Okuması zevkli olan bir çok alanda dolu dolu olan bir yazar .
318 syf.
·Puan vermedi
Hüsrev Hatemi'nin ilk ve son kitabı hariç bütün şiirlerinin derlemesi olarak tasarlanmış. Bazı şiirleri çok etkileyici ama kalanı benim için vasat düzeyde, okumayan bir şey kaybetmez ama okursanız sanki hoşunuza giden bir şiir bulabilirmişsiniz gibime geliyor. Karar sizin. İyi okumalar.
212 syf.
·Puan vermedi
Hatırat yazmak kolay iş değil bana göre. Hatırat ile günlük (dairy) arasında fark olduğunu düşünüyorum. Günlük, günü gününe yazılır ve her gün başka bir üslub ortaya çıkabilir. Halet-i ruhîyenin tezahürleri hissedilir. Hatırat ise yıllarca demlenmeye bırakılan bir kokunun, bir rengin, bir gölgenin, bir bakışın, bir rüzgarın, bir yağmurun, bir ezanın, bir kapının, bir uykusuzluğun, bir bir bir... birler yan yana geldikçe yazılan yazı. Tecrübî bir tahayyül. Şairane bir seziş ve tahassür. Anış, özleyiş.

Hüsrev Hatemî malumunuz tıp doktoru. Ama sadece tıp doktoru değil. Aileden gelen bir şey olsa gerek. Yazmayı nasıl da biliyor! Dergâh yayınlarına bu bağlamda teşekkür etmek lazım.

Şarkılar, türküler, şiirler... kuşlar...zamanlar...sigara dumanı... semt semt İstanbul... yokuşlar ve inişler... denize inen sokaklar, deniz üstünde martılar... incelen bir İstanbul hissi.

Kitabın inlediği satırlardandı benim için:

"Her evde gramofon yoktu. Ara sıra dinlenen müziğin kıymeti bilinir ve plaktan dinlenenler, yüreğimizin ve beynimizin plağına kaydolunur ve geçen zamanın iğnesi, beyin ve yüreği çizdikçe, bu kayıtları içimizde dinlerdik."

Kitap tam da bu meyanda akıyor. "Dem bu demdir" deminde bir kitap okumaya ihtiyacınız varsa naçizâne tavsiye edeceğim.
190 syf.
·Puan vermedi
Hüsrev Hatemî, tecrübelerine ve hayata bakış açısına saygı duyduğum, üslubunu ve arayış tarzını beğendiğim ender kişilerden. Yazar demiyorum çünkü mesleği yazarlık değil. Yazmak onun için sanki arayışın ve hayatın dar koridorlarından kaçışın bir yolu. Bu durum yazdıklarını benim için daha kıymetli kılıyor.

Bizde şeyh herhangi bir sayı ifade etmez. Dekan ise on sayısı ile ilgili bir kelimedir, kabaca onbaşı diye çevrilebilir. Bir tekkenin şeyhi o tekkenin piri, yaşlısı, deneyimlisi demektir.

Cemil Paşa şeyhül etıbba, Burhan Felek şeyhul muharririn olarak anılmıştı. Yani duayen yerine şeyh kelimesinin basın tarafından kullanımı 1980lere kadar sürdü.

Azerbaycanda bir kadının yaşlanmasına "karımak" denir. Karı yaşlı kadın, koca yaşlı erkek demektir.

Rektör kelimesi yerine 1909-1933 yılları arasında Darülfünûn Emini denirdi. Bu kelime üniversitenin emanet edildiği kişi anlamına gelirdi.

Tevrat'a göre, Hz. Musa'ya Tanrı, bir çalılıktan seslenmiştir. Bu konuda, bir Musevi din adamının bilgece bir yorumu vardır. Musevi olmayan bir kişi, haham Joshua ben Korcha'ya, "Allah, Musa'ya neden yüksek bir ağaçtan değil de dikenli bir çalıdan hitabetti." sorusunu yöneltmiş. Cevap: Keçi boynuzu veya akçaağaçtan hitabetseydi de buna benzer bir soru soracaktın. Allah'ın dikenli bir çalı seçmesiyle bize anlatmak istediği şudur: Allah'ın mevcut olmadığı hiçbir yer, hiçbir köşe yoktur. Dikenli bir çalı bile O'nsuz değildir. O'na uzak da değildir.

Falih Rıfkı Rumeli kavşağındaki balıkçı nüktelerinden aktarır: geç vakitte eve dönen birisi balık alırken sorar:

Bu balık bayat mi acaba?
Ne münasebet efendim. İkindiyi denizde kıldı.

Mevlana dönen, rakseden bir Süleymaniye Camiidir.

Evliya Çelebi Viyana' da meşhur Sen Stefan Kilisesinde, Hz. Meryeme ithaf ,edilen bir 'Mutter Maria" ilahisi dinlemiş. "Acayip bir müzikti" demeyip, tam zıddını söyleyerek "vecd içinde kaldım' diyor Evliya Çelebi' de bu empati, sıklıkla hissedilir.
262 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10 puan
Hüsrev Bey kesinlikle harika bir kelime avcısı,tamlamaları ve şiir üslubu son dönem Türk Edebiyatında oldukça ayrıcalıklı bir yere sahip olup sizi çok farklı alemlere iki mısrası ile götürürken şiirselliğin arka planında bir soruyu da dünyayı sorgulamak üzere ruhunuza katıştırıveriyor.
Dünyanın herhangi bir yerindeki ünlü bir yapının önünde durup yazdığı şiirle size oradaki tarihi,karmaşayı yaşatıp şiirsel estetikten kopmayan kaç kişi daha bulabilirsiniz ki?

Keyifli okumalar.
192 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10 puan
Hüsrev Hatemi hocanın dergi ve gazetelerde yayınlanmış makalelerinin bir kısmını derleyen bir kitap. Edebiyattan yüksek öğretime, tarihe farklı konular ele alınıyor. Üç yıl önce kendisini tanıma fırsatı bulduğum bu şair ve edip hekim-i hâzık’ın otuz yıl önce bilge olma yolunda olduğunu kitapta görebiliyorsunuz. Geniş bir ilgi, çok ciddi bir müktesebat, serinkanlı yaklaşımlar, insanımıza yakın bir duruş. Bu kitabın 1000Kitap’ta okunmamış, incelenmemiş olmasına şaşırdım; 25-30 yıl önce ilgi gören bir kitaptı. Hüsrev Hatemi hocanın başka kitaplarını da okuyacağım.
160 syf.
·2 günde
Hüsrev Hatemi, Türk aydınının tarihsel gelişimini anlattığı kitapta, öncelikle aydın nedir? İşlevleri nelerdir? Vesaire gibi sorulara cevap verdikten sonra tanzimat aydını ve özelliklerini sıralıyor. Türk aydının dünü ve bugünü hakkında önemli bilgilerin yeri aldığı kitap -her ne kadar dili biraz ağır olsa da- özellikle sosyoloji ile ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap.
80 syf.
·1 günde
Günümüz şiiri rengini kaybederken, Hatemi'nin şiirlerinde eski özlemlere koşma seziliyor. Ah şeklinde başlayan içlenmeler... Onu geleceğe bırakacak olan da bu mu dersiniz? Sanmam. Yenilik olmadan sesinizi ileriye ulaştırmanız çok zor. Yine de tatlı duyarlıklar içinde akan bir şiir olarak kalabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüsrev Hatemi
Tam adı:
Hasan Hüsrev Hatemi
Unvan:
Tıp Profesörü, Akademisyen, Yazar, Şair
Doğum:
12 Aralık 1938
H. Hüsrev Hatemi 1939 yılında İstanbul’da doğdu.Talatpaşa İlkokulu, Şişli Ortaokulu ve İstanbul Beyoğlu Atatürk Lisesi’ni ve İstanbul Tıp Fakültesini (1962) bitirdi. İç Hastalıkları Uzmanı (1966), İç Hastalıkları Doçenti (1971), Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı (1972), İç Hastalıkları Profesörü (1978) oldu. İç Hastalıkları görevine ek olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı görevini üstlendi (1982-1986). Şimdi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Profesörü.

Yazar istatistikleri

  • 66 okur beğendi.
  • 183 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 157 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.