Iain M. Banks

Iain M. Banks

Yazar
7.2/10
344 Kişi
·
783
Okunma
·
22
Beğeni
·
2.377
Gösterim
Adı:
Iain M. Banks
Unvan:
İskoç Yazar
Doğum:
İskoçya, 16 Şubat 1954
Ölüm:
Kirkcaldy, İngiltere, 9 Haziran 2013
Iain Banks 1954'te İskoçya'da doğdu. Stirling Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü. 1979'da Londra'ya taşındı. İlk romanı The Wasp Factory (Eşekarısı Fabrikası) 1984'te yayımlandı. Okurlardan büyük bir ilgi gören roman eleştirmenler arasında sert tartışmalar yarattı. Bazıları içerdiği olağandışı dehşet ve tuhaf, ürkütücü atmosferi yüzünden kitaba son derece soğuk bakıyordu (nahoş, itici, bayağı, aptalca, rahatsız edici, hatta iğrenç gibi sıfatlara bolca başvuruluyordu); hatta bir eleştirmen Macmillan gibi saygın bir yayınevinin acayiplik ve sapkınlık meraklısı kişilerin zevklerine hitap eden böylesi bir kitabı basmasını esefle karşıladığını belirtiyordu. Bir başka grup ise yazarın hayalgücünü, acımasız mizah anlayışını, diyalog yazma konusundaki olağanüstü becerisini ve özgünlüğünü övüyordu. Romanı "minör bir başyapıt" olarak niteleyenler bile oldu. Bu tartışmalara hiç karışmayan Banks peş peşe çıkardığı romanlar ve bilimkurgu yapıtları ile yeteneğini kanıtladı ve 1993'te En İyi Genç İngiliz Yazarlar'dan biri seçildi. Yazar 2013 yılında hayat gözlerini yumdu.

Birçok romanını "ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap" listesinde görebileceğimiz Iain Banks, The Times tarafından "1945 sonrası En İyi 50 Britanyalı Yazar" listesine seçildi. İskoç yazar, yaşamı boyunca sayısız ödüle aday gösterildi ve birçoğuna da sahip oldu.
Uyumak zorunda değilsin. Senin üzerinde egemenlik kurmak için söyledikleri bir şey bu. Kimse uyumak zorunda değildir, küçükken uyumayı öğretirler sana. Gerçekten de kararlıysan bunu aşabilirsin.
Burası bizim yerimiz, zamanımız, hayatımız ve bunun tadını çıkarıyor olmalıyız. Ama öyle miyiz? Dışarıdan içeriye bak; kendine sor... Tam olarak ne yapıyoruz?
Iain M. Banks
Sayfa 412 - İthaki Yayınları, 1. Baskı
Her şeyi az da olsa söz sahibi olduğumuz belli bir plana göre yapıyoruz. Güçlüler kendi planlarını yapıp diğer insanlarınkini de kendilerininkine uyduruyor, zayıfların takip edecekleri yol önceden belirlenmiş. Zayıfların, şanssızların ve aptalların.
Hayatımız simge. Her şeyi az da olsa söz sahibi olduğumuz belli bir plana göre yapıyoruz. Güçlüler kendi planlarını yapıp diğer insanlarınkini de kendilerininkine uyduruyor, zayıfların takip edeceği yol önceden belirlenmiş. Zayıfların, şanssızların ve aptalların.
256 syf.
·7 günde·8/10
Bu kitap için ne denir ki bilemedim...
Kitabın büyük oranda vahşet içerdiğini okumadan evvel biliyordum ve böyle şeylere tahammülüm yüksek olduğundan korkmadan başladım. Buna rağmen ilk 90 sayfa işkence gibi geldi bana. Baş kahramanımız 16 yaşındaki Frank'in günümüzde yaptığı hayvan katliamları esnasında daha evvelden gerçekleştirmiş olduğu üç cinayetine flashbacklerle geri dönüp anlatmasından ibaret geldi bana. Yani bir konu içinde vahşet bir araçsa tahammül edilebilir ama bu kısımlarda sadece vahşet için vahşete tanık oldum ve hiç haz etmedim. Zaten bu 90 sayfayı yaklaşık 5-6 günde okuyabilmişim. Kitap masamda, baş ucu komidinimde, çantamda; gittiğim her yerde benimle ama o kapağı açıp da devam etmek istemedim bir türlü.
Artık bu sabah sıkıldım ve elimde daha fazla sürünmesin diyerek hızlıca bitirmeye karar verdim...
Kitabın ortalarından sonra bence yazar da karaktere daha bir ısınmış gibi hissettim. İlk başlarda olan ve vahşetlerin tariflendiği olaylar bol tasvir ile yoruyordu. Sonrasında yavaş yavaş tasvirler yerini karakterin iç hesaplaşmalarına ve değerlendirmelerine bıraktı. Buralarda çok güzel, vurucu yorumlar vardı. Yine bu sayfalarda (sonradan anlıyoruz) kitabın finaline dair ip uçları serpilmişti. Hızlı ve ilk kısma göre oldukça keyifli ilerleyen bir kısımdı.
Sonuç ise... Tamamen ters köşe yaptı. Kitabı okurken kafamda klişeleşmiş 3-5 olası sonuç belirlemiştim ama buna rağmen tutturamadım.
Yazar aslında kendini bilim kurgu yazarı olarak tanımlıyormuş, yazdıklarına yayın evleri surekli ret cevabı verince kendisini bu tarz bir kitaba yöneltmiş. Zaten bu kitabı önceki yayımlanmamış denemelerine göre daha kısıtlı bir paletle yazdığını söylüyor. Sonsozu de okuyunca çıkardığım sonuç şu oldu. Yazar zeki, hayal gücü kuvvetli... Ama hayat şartları onu piyasa kitabı yazmaya zorlamış ve o da yazmış. Çarpıcı, vurucu, çoğu piyasa kitabına göre dolu dolu ve etkileyici ama sonuçta piyasa kitabı... Bu başarısından sonra diğer kitapları da yayınlandı mı bilmiyorum ama onlar için umutluyum.
256 syf.
Sarsıcı bir kitap, sarsıcı bir son. Okuduğunuz şiddet afallamanıza neden oluyor. Bu şiddetin bir çocuk tarafından yapılması etkiyi arttırıyor sanırım. Aslında hüzünlendiriyor ama bir yandan da isyan ettiriyor.
Hikayede baş kahramanımız Frank ve onun ağzından hayatını, yaşadığı küçük dünyayı dinliyoruz. Kardeşine, kuzenlerine ve hayvanlara yaptığı şiddete tanık oluyoruz, tuhaf olansa farkında olmadan seviyoruz bu Frank'i. Geçmişinde yaşadığı travmatik olayın kendi kurduğu dünyasındaki etkilerini izliyoruz bir nevi. (İzliyoruz demişim, düzeltmek istemedim anlatımın benim üzerindeki başarılı etkisini gösteriyor çünkü).
Bir çırpıda okunup bitirilecek bir kitapmış gibi dursa da oturup üzerine bütün gün kafa patlatılacak cümlelerle de karşılaşıyoruz.
Çok beğendim efenim, okunacaklar listenizde bulunsun isterim.
600 syf.
·31 günde·8/10
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 44. kitap oldu. "Phlebas'ı Hatırla" isimli bu kitap, 10 kitaplık seri olan ve bilimkurgu alanında oldukça sevilen "Kültür Serisi"nin ilk kitabı.

Bilimkurgu okurlarının ve fantastik roman okurlarının çok iyi bildiği üzere, bambaşka bir evreni ve bambaşka bir yaşam tarzını anlatan eserlerin içerisine hemen girebilmek pek kolay değildir. Fakat okurlar olarak bu tür eserlerin içerisine girebildikten sonra aldığımız hazzı hiçbir zaman unutmayız. İşte Kültür Serisi'nin ilk kitabı olan bu eser de tam olarak bahsettiğim türden bir eser... Açıkçası kitabı 30 gün gibi bir zamanda anca okuyup bitirebildiğim için yazarın yarattığı evrenin içerisine rahatlıkla girip kitaptan büyük haz aldığımı söyleyemeyeceğim; ama bu noktada çuvaldızı kendime batırmayı tercih ediyorum...

Phlebas'ı Hatırla isimli bu kitabın baş kahramanı, Bora Horza Gobuchul isimli bir Değişçin. Değişçinler, gen dizilimini değiştirerek başka türlerden insansı varlıkların formuna girebilen bir tür... Bununla birlikte galakside de uzun yıllardır devam eden büyük bir savaş vardır. Savaş, bağnaz ve militarist bir ırk olan İdirliler ile varoluş haklarını korumaya çalışan Kültürlüler arasındadır. Aslında aralarındaki savaş tam bir "ideolojiler savaşı." Birbirine zıt düşüncelere sahip her iki tarafın da uzlaşması ve evrene barışın yayılması söz konusu bile olamıyor.

Horza ise savaşın tam bir tarafı olmasa da İdirlilere daha sıcak bakmaktadır. Zaten kitapta Kültürlüler genellikle eleştirilmiş ve hatta aşağılanmış diyebilirim. Serinin devam kitaplarında "kötüden iyiye geçişin" yazar tarafından nasıl sağlandığını merak ediyorum.

Savaş esnasında İdirliler tarafından Horza'ya bir görev verilir ve kitabın başından sonuna kadar Horza bu görevi başarmak için maceradan maceraya atlar durur. Hemen hemen her bölümde büyük bir aksiyon ve mücadele vardır.

Phlebas'ı Hatırla isimli bu kitapla birlikte "Kültür" ile yavaş yavaş tanışıyoruz. Yukarıda belirttiğim gibi, Kültürlüler genel olarak bu kitapta eleştirilmiş ve ideolojilerinden dolayı aşağılanmış durumda. Serinin devam kitaplarında Kültür bize nasıl anlatılacak bilemiyorum. Ama yapay zekalar tarafından yönetilen, ateist, komünist bir topluluğun anlatısını okuyacak olmak beni şimdiden heyecanlandırıyor.

Bu arada Phlebas, Yunan mitolojisinde balıkçı kralı kurtarmak için canını feda etmek zorunda kalan bir denizcinin adı imiş. Canını feda eden kahramanlar, bildiğiniz üzere, unutulmaz, sürekli anılır. Hatta parklara, bahçelere, sokaklara isimleri verilir... Bu sebeple Horza'yı da Phlebas'ı da yakında bir park/sokak ismi olarak görürsek şaşırmayalım...

Kitabı beğendim mi, emin değilim. Fakat Kültür serisinin devamı için beni heyecanlandırdığına göre, yapması gerekeni yapmış diyebiliriz. İlk defa bilimkurgu okuyacak olanlar için yorucu bir okuma olabilir; ama türe aşina olanlar ve aksiyon sevenler için tercih edilebilir.
256 syf.
·2 günde·4/10
Yazarın kendi dediği gibi .aslında bu kitabı yazmayı hiç istememiş ..yazdığı 3 bilimkurgu kitabı yayınevlerinden geri cevirilince oturmuş "eşekarisi fabrikasını "yazmis...kısacası o yazmasa bende okumasam olurmuş. ..
256 syf.
·8/10
Oldukça ilginç bir kitaptı: işlediği cinayetleri, nedenleri, hele de sonuyla. Ancak sıkıcı bir tarafı olduğu da bir gerçek. Bir çocuğun vahşiliği işlenmemiş bir konu değil sonuçta. Mesela William Golding bunu anlatmayı çok da iyi başarıyor. Bu kitap ise daha çok çirkinliği vurguluyor; durum onu gerektirdiği için değil de saf kötülükten. Belki bir kitabı olağanüstü yapacak bu sebep bence bu kitabın olağanüstü olmasını engelliyor.
Anlatım tarzı daha çok Çavdar Tarlasındaki Çocuklar gibi: birinci tekil şahıs, şimdiki zaman, geriye dönüşler, sevilen bir kardeş... Tabii daha boğucu ve kasvetli bir hikaye. Yine de korkutucu diyemiyorum. Sadece tuhaf, oldukça tuhaf bir kitaptı ve buna rağmen okumasam da olurmuş gibi hissediyorum.
256 syf.
·Puan vermedi
Eşek Arısı Fabrikası, @koridoryayinlari .
Eşek arısı fabrikası bir saat gibi çalışıyor.Bir düzenek içerisine bırakılan eşşek arısı hangi yolu seçerse seçsin sonu ölüm oluyor.İlgisiz bir baba,sorunlu bir abi,ölümü normal bir şeymiş gibi gören etrafında tehdit olarak gördüğü çocukları öldüren Frank.Bu ailede normal hiç kimse yok.
.
Sürpriz bir sonla bitiyor ve oldukçada farklı bir kitap mutlaka okuyun
.
.
256 syf.
·Beğendi·7/10
Kitap bir çocuğun psikolojisi üzerine kurulmuş olay örgüsünün çok fazla olmadığı yani vakanın çok fazla bulunmadığı ama anlatılan yazılan şeylerin olaya bağlı olmadan derinden etkilediği hatta bazen bazı yerler de böyle bi midemin bulandıgi da oldu. Çünkü psikoloji düzgün olmayan birinin bunu okumaması gerekir gibi keza psikolojisi düzgün olan birini bile etkileyen bir kitap. Çok fazla bir umut beklenti içinde aldığım ama o kadar da etkilenmedigim hmm böyle miydi dediğim ama yüzüne aşık olduğum bir kitap. Okunabilir yani... İlk kitap yorumum heyecan duydum yazarken
256 syf.
Cocukların yetişme ortaminin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seren bir kitap.

Nitekim yazar kitabın sonunda yazar: " çocuklara özgü masumiyetin, çoğu insanın hayal ettiği gibi olmadığını ne şimdi ne de öncesinde konusuna dikkat cekmeye çalıştım. Cocuklar da muhtemelen yetişkinler kadar şiddet düsuncesine yatkınlar; sadece bunları koyabilecekleri sofistike bir ahlaki cerceveleri yok o kadar." diyor.

Çocukların da tıpkı yetiskinler gibi eksik olduklarını düşündükleri yerde bir tatminlik aradıklarını , kendi eksikliklerini baskalarina zarar vererek bastırdıklarını ele alan bir kitap. Siddetin doruklarını yaşatıyor. Bir çocuğun cinayeti planlama sekli bunu saklamak icin büründüğü rolleri dehset verici. Cocuklara atfetmek yanlış, yetiskinlikte cocuklara kazandırdigimiz erdemleri sorgulatacak bir kitap.

Yetişkinliğe yüruyen bir çocuğun gözlerinden eksik olmanin psikolojisini ve cevrenin etkilerini görebileceginiz bir kitap. Okunması gerekir diye düşünüyorum, ebeveynler, öğretmenler ve yetişkinler... Çünkü her kitap bir empatidir ve çocuğun yaşamına onun gözüyle bakmak iletişimi anlamlı ve etkileyici kılacaktır.

Keyifli okumalar!
600 syf.
·Beğendi·10/10
Konu incelemesine geçmeden önce her zaman yaptığım gibi kısa bir özet yapayım. Yazardan okuduğum ilk eserdi bu kitap. Kitabı çok beğendim. Bu seride listemde ilk sıraları zorlayan bir eser oldu. Kitabın çevirisi bana akıcı geldi fakat bazı yerlerde - sayabildiğim 10-11 tane - ufak tefek editörlük hatası vardı. Ama okumayı engelleyen hatalar yoktu. Kitabın karakterlerinden olan Horza'nın kitap kapağına resmedilmesi güzel bir detay olmuş. Ayrıca son kitaplarda olan dağılma sorunu yine olmadı çok şükür.

Kitabın detaylı incelemesine geçecek olursam; bir Değişçin olan Horza karakterinin tutsak olduğu bölgeden kurtarılması ile başlayan uzay operası harika bir şekilde sonlanıyor. Baskın yiyen Horza ve ekibi yine kaçmaya başlıyor ve bu arada uzayda çetecilik oynayan Kraiklyn'nin uzay aracına rastlıyor. Bu araçta kendine yer edinen Horza, bir süre bir şeyler çalarak hayatta kalıyor. İndikleri bir Orbital, Star Wars'taki Death Star gibi bir aletle ile parçalanmadan önce son anda kaçıyorlar. Ekibin çoğunu kaybeden Horza, Kültür'ün ortaya çıkardığı Zihin denen varlığın peşine düşüyor ve macera genişliyor. Fazla bilgi spoiler'a gireceği için burada kessem daha iyi olacak. Gerisini zevkini çıkara çıkara okuyarak öğrenebilirsiniz.

Yazar, müthiş bir dünya yaratmış. Kültür serisinin neden 10 kitap olduğunu şimdi anladım. Daha ilk kitap ve 600 sayfa ama bu dünyanın çok azını gördük. Kitap içinde bir sürü karakter var ama çoğu ölüyor. Demek oluyor ki devam kitaplarında daha güzel maceralar bizi bekliyor. Din, felsefe, evrim konuları teknoloji ile birleşerek müthiş bir uzay operası çıkmış. Yayın evi belli başlı kitaplar yerine bütün seriyi çevirse keşke. Phlebas'ı Hatırla ile birlikte 4 kitabın çevrileceği söylenmişti sanırım. Araştırdığım kadarıyla o kitapların aşağıdaki eserler olacağını düşünüyorum.

1. Phlebas'ı Hatırla (Culture 1) :
2. The Player Of Games (Culture 2)
3. Use of Weapons (Culture 3)
4. Excession (Culture 5)
5. Look to Windward (Culture 7)

Ana evreni ilgilendiren kitaplar bunlar sanırım. Ana evren tamamlansa bile yeterli olacaktır ama bakalım bu eserler kaç yıl içinde çıkacak. Fazla uzatmadan puanımı verip incelemeyi bitireyim. Puanım 10/10.

Yazarın biyografisi

Adı:
Iain M. Banks
Unvan:
İskoç Yazar
Doğum:
İskoçya, 16 Şubat 1954
Ölüm:
Kirkcaldy, İngiltere, 9 Haziran 2013
Iain Banks 1954'te İskoçya'da doğdu. Stirling Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü. 1979'da Londra'ya taşındı. İlk romanı The Wasp Factory (Eşekarısı Fabrikası) 1984'te yayımlandı. Okurlardan büyük bir ilgi gören roman eleştirmenler arasında sert tartışmalar yarattı. Bazıları içerdiği olağandışı dehşet ve tuhaf, ürkütücü atmosferi yüzünden kitaba son derece soğuk bakıyordu (nahoş, itici, bayağı, aptalca, rahatsız edici, hatta iğrenç gibi sıfatlara bolca başvuruluyordu); hatta bir eleştirmen Macmillan gibi saygın bir yayınevinin acayiplik ve sapkınlık meraklısı kişilerin zevklerine hitap eden böylesi bir kitabı basmasını esefle karşıladığını belirtiyordu. Bir başka grup ise yazarın hayalgücünü, acımasız mizah anlayışını, diyalog yazma konusundaki olağanüstü becerisini ve özgünlüğünü övüyordu. Romanı "minör bir başyapıt" olarak niteleyenler bile oldu. Bu tartışmalara hiç karışmayan Banks peş peşe çıkardığı romanlar ve bilimkurgu yapıtları ile yeteneğini kanıtladı ve 1993'te En İyi Genç İngiliz Yazarlar'dan biri seçildi. Yazar 2013 yılında hayat gözlerini yumdu.

Birçok romanını "ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap" listesinde görebileceğimiz Iain Banks, The Times tarafından "1945 sonrası En İyi 50 Britanyalı Yazar" listesine seçildi. İskoç yazar, yaşamı boyunca sayısız ödüle aday gösterildi ve birçoğuna da sahip oldu.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 783 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 462 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.